Ortak Türk ordusu ve savunma

Türk Birliğinin temel taşlarından birisi de “ortak ordu kurulması ve savunma iş birliği” olmaktadır. Bu konuda projeleri hazırlanmalı, ülkemizdeki bazı gelişmeler diğer Türk devletleri ile paylaşılmalıdır.


Paylaşın:

Geçen yazımda bahsettiğim Baran Yalçın’ın “Soğuk Savaş: Çift kutuplu dünyanın gerginliği” başlıklı araştırma yazısında (9/9/2024, Yeniçağ) özetle şu belirtilmektedir: “Soğuk Savaş terimi, II.Dünya Savaşı’nın hemen ardından ortaya çıkan iki süper güç; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasındaki ideolojik, siyasi, ekonomik ve askeri çekişmeyi tanımlamak için kullanılır. Soğuk Savaş, adı üzerinde sıcak çatışmaların olmadığı, fakat büyük bir gerilim ve rekabetin yaşandığı bir dönemi işaret eder. Bu kavram, nükleer savaş tehdidi altında sürdürülen bu mücadeleyi, diplomasi ve vekalet savaşları üzerinden yürütülen bir savaş olarak tanımlar. Savaşın tarafları doğrudan bir çatışmaya girmemiş ancak Kore Savaşı, Vietnam Savaşı ve Afganistan gibi bölgelerde kendi müttefikleri aracılığıyla mücadele etmişlerdir.”

Emk.Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Türk dünyasının birlikteliği ile ilgili Azerbaycan’da yapılan bir röportajda (17/7/2024, Yeniçağ) görüşlerini özetle şöyle açıklamaktadır: “-Türk Dünyasının tarihten gelen genetik kodları içerisinde askerlik ve silahlı kuvvetler özel bir yer tutmaktadır. ‘Her Türk asker doğar.’ ifadesi toplumlarımızda çok yaygın olarak kullanılmaktadır…

-Türk Savunma Sanayinin üretim ve gelişime yönelik… özgün ve teknolojik açıdan üstün silah sistemlerinin… tercih edildiği ve kardeş ülke silahlı kuvvetleri tarafından da kullanıldığı bir gerçektir. Bu kapsamda Türk dünyasının askeri alana bakış açısı, sayısal üstünlükten daha çok teknolojik üstünlüğü hedefleyen bir bakış açısına dönüşmüştür.

-Türk ülkelerinin ortak tatbikatlar düzenlemesi, askeri alanda bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmak adına önemlidir. Birlikte çalışabilirlik, sadece teknolojiyle değil, aynı zamanda askeri doktrin ve eğitimlerin de uyumlu hale getirilmesiyle mümkün olacaktır. Türk Dünyası’nın askeri işbirliği kapsamında daha fazla koordinasyon ve ortak projelere ihtiyacı bulunmaktadır.

-Ülkeler arasında personel değişim uygulaması çerçevesinde Türk devletleri silahlı kuvvetleri içerisinde uzun süreli görev yapacak şekilde karşılıklı personel görevlendirilmesi ve aynı şekilde Türk ülkeleri askeri eğitim kurumlarında uzun süreli akademik personel değişimlerinin ortak bağları artıracağı değerlendirilmektedir.

-Ortak savunma sanayi projeleri geliştirilmesi, ülkelerin askeri yeteneklerini daha da güçlendirecektir. Özellikle insansız hava araçları, siber güvenlik ve elektronik harp gibi ileri teknolojilere yönelik işbirlikleri, her iki ülkenin savunma kapasitesini artıracaktır.

-Türk devletleri arasında ortak tatbikatların artırılması, geniş kapsamlı bir askeri işbirliğinin tesis edilmesi açısından önemli olacaktır.

-Türk devletleri silahlı kuvvetleri arasındaki karşılıklı çalışabilirliğin geliştirilebilmesi için ortak kurulacak birliklerin kendi içerisinde bir bütün olarak ortak çalışabilirliğe ulaşması, ortak çalışma yeteneklere sahip olmalarını sağlayacaktır.

Türk devletlerinin silahlı kuvvetleri arasında tam bir uyum ve karşılıklı çalışabilirliği sağlayacak mekanizmaların kurulması; bu kapsamda ortak eğitim ve tatbikatlar icra edilmesi, kullanılan muhabere ve komuta kontrol sistemlerinin birbirleri ile çalışabilir olacak şekilde standart hale getirilmesi ve ortak harekat icra edebilirliğin sağlanması noktasında taktik, doktrin ve usulleri ortaya koyacak ortak bir ‘Doktrin Merkezi’nin kurulmasının ilk etapta düşünülmesi gereken hususlar arasında olmalıdır.

-Ayrıca, bu sürecin hızlandırılması adına Türk Devletleri arasında bir savunma işbirliği anlaşmasının yapılması, mevcut antlaşmaların geliştirilmesi ve genişletilmesi faydalı olacaktır. Bu anlaşmalar çerçevesinde, yukarıda açıklanan ortak tatbikatların planlanması, savunma sanayi projelerinde işbirliği yapılması ve askeri personel değişim programlarının artırılması, devletler arasındaki askeri entegrasyon daha güçlü bir şekilde sağlanabilir ve bölgesel güvenlik artırılabilir.”

Açıkçası bu ifadelerden anlaşılıyor ki mevcut dünya düzeni içerisinde Türk Birliğinin temel taşlarından birisi de “ortak ordu kurulması ve savunma iş birliği” olmaktadır. Bu konuda projeleri hazırlanmalı, ülkemizdeki bazı gelişmeler diğer Türk devletleri ile paylaşılmalıdır. Hatta özellikle askerî görevlilerin akademik düzeyde yetiştirilmeleri için ortak akademiler kurulmalıdır.

Bilindiği üzere Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları 11.zirvesi “Türk Dünyasının Güçlendirilmesi: Ekonomik Entegrasyon, Sürdürülebilir Kalkınma, Dijital Gelecek ve Herkes için Güvenlik” temasıyla 6 Kasım 2024 tarihinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te toplanmış ve zirve sonrası açıklanan bildiride; “2.Afet ve acil durumlarda ihtiyaçların etkin, koordineli ve hızlı bir şekilde karşılanması için TDT’nin ulusal afet yönetim makamları arasındaki işbirliğini güçlendirecek olan TDT Sivil Koruma Mekanizmasının kurulmasına İlişkin Anlaşmanın imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını” belirtmişlerdir. (TDT Sitesi, 6/11/2024)

Bu zirve yapılmadan önce Dr.Arslan TEKİN, Kahramanmaraş depremlerinin 1.yıldönümü dolayısıyla “Felâketlere karşı Türk dünyası için bir tez” başlıklı yazısında (8/2/2024, Yeniçağ); “Emekli Kurmay Albay Dr.Mehmet Alkanalka’nın ‘Doğal Afetlere Karşı Uluslararası Türk Gücü’ tezi var…

Dr.Mehmet Alkanalka Türkiye’deki depremler sonrası yaratıcı, yerli ve millî bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu, bu sebeple bir inisiyatif geliştirme adına bu projeyi oluşturduğunu belirtiyor…

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Olağanüstü Zirvesi, 16 Mart 2023’de ‘Afet-Acil Durum Yönetimi ve İnsanî Yardım’ temasıyla Ankara’da gerçekleşti. Bir sonraki TDT 10.Zirvesi’ne kadar ‘Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının Kurulmasına İlişkin Anlaşma’sının tamamlanmasının planladığı ortak kararlar arasındadır…

Dr.Mehmet Alkanaka, tezinin ‘Sonuç ve Öneriler’ini şöyle sıralıyor: ‘Türkiye’nin liderliğindeki uluslararası büyük Türk doğal afetlerde yardım gücü/kolordusu dünyada ilk kez oluşturulacak vizyoner, geleceğe odaklı büyük bir ortaklık olacaktır. Bu uluslararası birliğin tamamen insanî görevler kapsamında doğal afetlerde arama, kurtarma ve sahra hastaneleri tematik odaklı olmasının hem BM’ye deklare edilmesi hem de dünyanın her yerindeki müdahalelerde Türk marka değeri ile birlikte KKTC’ye sempati duyulmasına da katkı sağlayacaktır. Her ülke tanımlanan bazı modül ve yeteneklerde lider ülke olabilecektir. Bu aynı zamanda diğer alanlarda yapılacak olası iş birliklerinin de potansiyeli açısından değerli olacaktır.

Örneğin; tarafsız devlet statüsündeki Türkmenistan’ın liderliğinde müşterek bir sahra hastanesi yapılanmasının hem Türkmenistan açısından hem de dünyanın her yerine müdahale ederek yumuşak güç ve prestij katkısı sağlayacağını değerlendiriyorum. Çünkü dostlar zor günde belli olur. Örneğin, Özbekistan liderliğinde müşterek bir acil arama kurtarma teşkilatının kurulması da Türkiye’nin yaşadığı son deprem ve gelecekteki olası depremlere karşı da stratejik bir fayda getireceğine inanıyorum.

Yumuşak güç ve yumuşak dengelemenin birlikte ele alınabileceği örnek uygulamalar arasında barışı destekleme harekâtlarına birlikte katılan uluslararası askerî formasyonlar da bulunmaktadır. Doğal afetlere karşı muharebe hizmeti desteği kapsamındaki askerî sahra hastanelerinin kurulması ve doğal afet arama kurtarma birliklerinin birlikte çalışması İLK DEFA çok değerli bir uluslararası organizasyon olan TDT çatısı altında ve asrın felaketi bir deprem sonrası Türkiye’nin liderliğinde gerçekleştirilmesi değerli ve anlamlıdır.

Bu vesileyle Türkiye’de varlığının elzem olduğu bir kez daha anlaşılan askerî hastanelerle sahra hastanelerinin de açılmasına bu proje ile anlam kazandırılacağını değerlendiriyorum. Ayrıca arama kurtarma birimlerinin de tek bir komutanlık (Özel Kuvvetler Komutanlığı) çatısı altında toplanmasının emir komuta birliği açısından ve gelecekteki olası İstanbul depremi başta olmak üzere ülkemize, bu teşkilata üye ülkelere, dünyanın her yerine müdahale ederek yumuşak güç açısından milletimize ve insanlığa faydalı bir katkı sağlayacaktır.’

Dr.Mehmet Alkanaka, ‘Türk dünyası’nı bütünleştirmede, tabiî afetlerde dayanışmanın önemini vurguluyor. Teklifi üzerinde durulmalı.” demektedir.

 

 

Yazar

Yaşar Yeniçerioğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar