Artık hiçbir şey gerçek değil

Çaştani Bey Hikâyesi, eski bir Budist hikâye. Tohar dilinden Eski Uygur Türkçesine de çevrilmiş.


Paylaşın:

Sanal bir dünyada yaşıyoruz. Artık hiçbir şey gerçek değil.

Bütün kurumlar ve kurumları oluşturan bütün insanlar hastalıklı. Ülkenin dört bir yanını sarmış olan şeytanlar bütün insanlara hastalık bulaştırmışlar. Yalnız hastalık değil, türlü türlü dertler, sıkıntılar içinde insanlar bunalıyor, sıkılıyor, sonunda ölüm döşeğine düşüyor. Çaştani Bey Hikâyesi’nin konusu bu.

Çaştani Bey Hikâyesi, eski bir Budist hikâye. Tohar dilinden Eski Uygur Türkçesine de çevrilmiş.

Hikâyede şeytanların sadece görünüşleri değil adları bile korkunç. Birinin adı Kalaşotari. Hep birlikte bulunan ikisinden birinin adı Uru, diğerininki Agnikişi. Şekilden şekile giren ise Duşta adını taşıyor. Bir başkası Tariçanta. Dahası var: Satagiri, Haymavadi, Pançiki…

Şeytan için Sanskritçede Rakşasa kelimesi kullanılıyor. Eski Uygur Türkçesinde içkek ve yek. Sonuncu kelimeyi Ruh Adam romanından hatırlayabilirsiniz.

Rakşasaların vücutları dağ gibi iri ve kapkara. Betleri benizleri korkunç, sesleri bağırtılı ve cızırtılı. Ağızlarından, gözlerinden, burunlarından ateş saçıyorlar. Bazılarının örgülü saçları kızıl bir alev gibi sırtlarına atılmış. Bedenlerine, bellerine yılanlar sarılmış. Ellerinde üç dişli çatallar, yabalar tutuyorlar. Azı dişleri arasında insanlar parçalanıyor. Ulu bir ağaç üzerinde dolanıp duran rakşasanın üç büyük gözü var, gözbebeklerinde meşaleler parlıyor.

İşte böyle bir sanal dünyada yaşıyoruz. Beti benzi kasılmış rakşasalar bağırıp çağırarak yüzlerine daha da korkunç bir şekil veriyorlar. Kimisinin gözleri belermiş, kimisinin dişleri ileri fırlamış, kimisinin çenesi çatal gibi iki parçaya ayrılmış.

Biri elini tırpan gibi kullanıp önünde ne varsa deviriyor. Biri hırsından gözlerini kıstırmış, dişlerinin arasından fısırdıyor. Birisi dağ gibi vücuduyla ileri doğru eğilip önüne çıkan herkesi eziyor. Onlarca yılan başı ağzına doğru kıvrılmış, ağzından çıkacak olan tıslamaları hücrelerine yazıyor.

Dağ gibi olan rakşasa var ya, yüzü kararmış, kömüre dönmüş. Bir de yürümeyegörsün, alimallah, ayak pençelerinin altında insanlar karınca gibi eziliyor.

Hikâyede Çaştani Bey bütün yeklerin hakkından geliyor, ülkesini kurtarıyor, insanlarını iyileştiriyor. Bizim sanal dünyamızda Çaştani Bey var mı bilmiyorum.

Artık hiçbir şey gerçek değil. Rakşasalarla, içkeklerle, yeklerle dolu bir sanal dünyada yaşıyoruz. Şeytanların en büyüğü Tariçanta. Onun ortağı da Agnikişi.

Aralarına yeni katılmış olan yek Duşta adını taşıyor ve bazen kadın kılığına giriyor, kısılı gözlerinden çıkan yıldızlar uçuşuyor. İşvelenip “Sen benimsin.” diyerek sevgilisinin ardından seğirtiyor. Sonra yeniden kılığını değiştirip eline kocaman bir makas alıyor, bütün demirleri kesip biçiyor. Ağzından burnundan ateş çıkarmak istiyor fakat ateş yerine dumanlar çıkıyor ve her yanı kaplıyor. Duşta’nın yardakçıları Satagiri, Haymavadi, Pançiki… Kol kola girip dumanın içinde kayboluyorlar.

Rakşasaların başı Tariçanta şu anda dağa benzer vücudunu öne eğmiş, elindeki üç çatallı yabayı aşağı yukarı oynatarak, azı ve köpek dişleriyle sırıtarak yürüyor ve pençeleri altında kalan insanları ezip geçiyor.

Artık hiçbir şey gerçek değil.

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar