Kategoriler: Genel

Erzurum’da bir Rus

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşında(93 Harbi)  Balkan(Tuna) cephesinde  Ruslara  karşı savaşı kaybettikten sonra, Ruslar Yeşilköy’e kadar gelmişlerdi. 31 Ocak 1978 ‘de Edirne’de Ateşkes imzalanmış , 3 Mart 1878’de ise Ayastefanos( Yeşilköy) antlaşması yapılmıştı.  Kafkasya cephesinde ise Türk Ordusu Erzurum Halkı’nın müthiş desteği ile Aziziye ve Mecidiye’de büyük bir direniş göstermiş ve emsalsiz bir saldırı harekâtı yaparak, Rus Ordusuna çok büyük kayıp verdirmişti. Savaş boyunca  Türk ve Rus askeri Tifo ve Tifüs  salgınlarından  önemli ölçüde kayıp verdi. İstanbul Hükümeti’nin emriyle  21 Şubat 1878’de Erzurum Ruslara teslim edilmişti. Kars’tan sonra Hınıs’ta görevlendirilen  Rus General Sergey Mihailoviç Duhovsky(1839-1901),  Ermeni asıllı general Şelkovnikof’un Tifüsten Erzurum’da  ölmesi   üzerine Erzurum Askeri Valiliğine  atanmıştı.

Prenses Varvara Galitzin , General Duhovsky Kafkasya Ordusunda görevli iken , Tiflis’te yaşayan teyzesini görmeye gelmiş ve bir tesadüf eseri tanıştığı  General Duhovsky ile 24 Nisan 1876’da evlenmişti. 24 Nisan 1877’de Rusların savaş ilan etmeleri üzerine Gümrü’ye gitmişlerdi. Prenses Varvara Duhovsky eşinin savaştan dönmesini Gümrü’de bekledi. Ardahan ve Kars’ın düşmesinden sonra, General Duhovsky Hınıs yöresinde Kürtlerle Ermeniler arasındaki çatışmaları durdurmak için görevlendirilmişti. Ateşkes ilanından sonra da  ayrıca Türk-Rus sınırının tespit komisyon başkanlığına  ve  Erzurum Askeri Valiliğine tayin edilmişti. Eşinin gelemeyeceğini anlayan  Prenses  Duhovsky(Galitzin) önce Kars’a ve oradan da eşine sürpriz yaparak Erzurum’a gelmişti.  General Duhovsky ve eşi 13 Temmuz 1878 tarihli Berlin Antlaşması ile Erzurum, Bayazıt ve  Eleşkirt’in  Osmanlı Devletinde kalması üzerine   20 Eylül 1878  tarihinde  Erzurum’u Türk yetkililere teslim ederek önce Tiflis’e, oradan St.Petersburg’a dönmüşlerdi.

Prenses Duhovsky’nin   anıları önce Rus dilinde “Erzurum’da bir Rus kadının günlüklerinden parçalar(ИЗЪ ДНЄВНИКА РУСКОЙ ЖЄНЩИНЫ  ВЪ ЭРЗЄРУМЄ : во время военнаго занятя его въ – 1878 ) adı altında   1879  yılında St.Petersburg’ta yayınlanmış  ve daha sonra  aile dostları Rus Şairi Konstantin  Konstantinoviç  Sluchevsky(1837-1904) ’nin editörlüğünü yapmış olduğu  Erzurum anılarını da kapsayan  tüm anıları  1917 yılında Londra’da  İngilizce yayınlanmıştı.

Prenses Varvara Fedorovna Duhovsky (1854-1931)

Erzurum Askeri Valisi General Sergey Mihailoviç Duhovsky(1838-1901)

Prensesin doğumu ve gençlik yılları

Prenses Varvara Fedorovna Galitzin  geçmişi 15.yy  Litavanya Düküne kadar giden  Rusya’nın en ünlü soylu ailelerinden Galitzin ailesinden Prens Fiyotr Grigoreviç Golitzin ‘in ikinci eşi Evdokya İvanova Zarudnaya’dan 4 Şubat 1854 tarihinde bugünkü Ukrayna’nın Harkiv(Harkov) kentinin Doljik kasabasında doğdu. Varvara’nın annesi Alman Roerberg ailesindedi. 19 yy.da Rusya’da  Almanla evlenmek bir  modaydı ve Rus Bürokrasisinde  Alman asıllı asker, bürokrat, mühendis ve diplomatlar çok sayıda idi. Baba Fiyotr Harkov bölgesinde asillerin başıydı ve Rus Çarı II. Aleksandr’ın danışmanlığını yapıyordu. Varvara çocukluğunda çoğu yabancı  mürebbiyeler  elinde yetişti ve  ta üç yaşındayken  hayalini kurduğu Almanya’nın Stuttgart kentine, Belçika’ya ve Paris’e gitmişti. Genç kızlığında tekrar  Stuttgart’a gidip aylarca kalmıştı. Rusya’ya yerleşen Alman azınlığın  çoğunluğu  Baden-Würtemberg  bölgesinden Rusya’ya göç etmişti.  Rus Çariçesi  II.Katerina’da  zaten Alman asıllıydı  ve Rusya tarihinde kocasına darbe yapıp, iktidara geçip Rusya’yı 34 yıl yöneten  kadın olarak bilinmektedir.

Kafkasya’ya seyahat

Varvara’nın teyzesi  Nathalie , Kafkasya’nın  idari merkezi Tiflis’te  yaşıyordu ve Kafkasya Ordusunun Baş Mühendisi (Ordonat) Bay Staritzi  ile evliydi. Teyzesi onları Tiflis’e davet etmişti. 1875   Mayıs ayı ortalarında annesi Evdokya ile birlikte  trenle St.Petersburg’tan Tiflis’e  hareket ettiler. Trende İran Kaçar Şahı Nasirettin’in torunları da seyahat ediyor ve Kaçar prensleri   St.Petersburg’ta Harp Akademilerinde eğitim görüyorlardı. Daha genç olan prens Rüknettin Mirza yakışıklı  ve daha sempatik bir gençti. Tiflis’e  vardıklarında hava kararmıştı ve  istasyonda  teyzesi, eniştesi ve  kuzeni karşılamaya gelmişlerdi. Varvara’nın teyzesi Tiflis’in en güzel bahçeli evlerinden birinde yaşıyordu. Varvara Tiflis’e geldikten  üç gün sonra bir akşam  kuzeniyle birlikte bir dans gazinosuna gitmişlerdi ve orda Prens Rüknettin Mirza ile karşılaştı. Onunla ilgilenmiyormuş gibi hareket etti ama ertesi gün için at gezintisi  yapmaya karar verdiler.  Yürüyüş parkurunda  atla dörtnal giderken  alanda otlar arasında bir  yabani çiçek gördü ve onu koparmak isterken, prens ben sana koparayım dedi ve  bir akrobatik hareket yaparak çiçeği kopardı ama kaskı başından düşüp yuvarlandı. Prens epeyce bir acı çekti ama Prenses onun  durumunu alaya aldı.

Albümdeki fotoğraftan evliliğe

Prenses teyzesinin albüm resimlerini karıştırırken, birden gözü  genç bir yüksek rütbeli subayın fotoğrafı dikkatini çekti. Kim olduğunu sordu. Teyzesi onun  Rus Çarı’nın 36 yaşında  en  genç generali olan  General Sergey Mihailoviç Duhovsky (1839-1901) olduğunu söyledi ve Rus Büyük Dükü Mikael’in  maiyetinde Tiflis’te  çalıştığını söyledi. Prenses  Varvara önünde iki seçenek olduğunu, ya gençlik hevesleri  ya da makam ve zenginlik. Prenses genç generali kafaya takmıştı ve onunla muhakkak tanışmak ve evlenmek istiyordu. Kısa bir süre içerisinde onu Sergey Mihalioviç ile tanıştırdılar. General de onu ilk gördüğünde hiç ilgilenmemiş göründü Etrafındaki erkeklerin  önünde eğildikleri ve  kur yaptığı erkeklere hiç benzemiyordu. Ancak prenses çok inatçıydı ve  generalin  gönlünü çelmeye karar  verdi. Haziran ortasında annesi birkaç haftalığına St.Petersburg’a gitmişti ve o teyzesinde kaldı. O arada Sergey aniden  onu sevdiğini ve evlenmek istediğini söyledi ve nişanlandılar. Prenses teyzesiyle beraber  Güney Gürcistan’da maden suları ve kaplıca merkezi olan Borjomi’ye  yaz tatili için gitti. Büyük Dük Mikael’de  yaz tatili için  Borjomi’ye  gitmişti. Sergey’de birkaç defa onu görmeye  gitti  ve  24 Nisan 1876’da (Jülyen takvimine göre 11 Nisan 1876) düğün yapmaya karar verdiler. Prenses’in annesi St.Petersburg’tan , onlarda Borjomi’den Tiflis’e dönmüşlerdi. Düğünlerine beş ay vardı fakat Rusya’ya geri dönme zamanları gelmişti. Tiflis’ten liman kenti Poti’ye oradan yelkenli ile Harkov’a geçeceklerdi. Fırtınadan dolayı bu seyahati gerçekleştiremediler  ve Tiflis’e geri döndüler. Bu sefer  “ Gürcistan Askeri Yolu” üzerinden Vladikafkas’a ve oradan trenle  Harkov’a gitmeyi denediler. Meşakkatli bir yolculuktan sonra  Doljik’e (Harkov) ulaştılar.

Görkemli Düğün

Düğün 24 Nisan 1876 için planlanmıştı. Sergey ise Tiflis’ten Harkov’a  Paskalyanın ilk günü olan 16 Nisan’da  geldi.  Düğün töreni 24 Nisan 1876’da gece saat 10’da Doljik kilisesinde yapıldı. Papaz evlilik duası yaptı ve “Ölüm bizi ayırır” dediler. Böylece kilisedeki tören bitti ve ailenin görkemli bir yemek vereceği Galitsin şatosuna gittiler. Varvara  ailesiyle gözyaşı döküp onlardan ve gençlik dönemini geçirdiği  şatodan ayrıldıktan sonra ,  balayı için Sergey’in ağabeysine ait ve Doljik’e 50 mil(80 km) uzaklıktaki Mertchik’e  gitmek üzere, kendi ağabeyinin  Varvara’ya düğün hediyesi olarak verdiği  körüklü yaylı atlı arabayla  hareket ettiler. Yolda bir köprüden geçerken, atlardan biri ürküp kaydı  ve bunun sonucu olarak araba devrilmeye ramak kalmıştı. Suya birkaç metre kala atları dizginlendi. Büyük bir mucize eseri  yeni evli çift, arabacılar ve atlar hayatını kaybetmemişti. Sergey’in kardeşleri bizi arkadan takip ediyorlardı ve onların tek atlı arabalarına  bindiler ve sağ salim Mertchik’e ulaştılar.

St.Petersburg’tan Tiflis’e

Balayından sonra St.Petersburg’a  geçtiler ve yirmi gün sonra  Sergey Mihailoviç  bir telgrafla Tiflis’e çağrıldı.  St.Petersburg’tan Tiflis’e trenle geldiler. Karayolu  yaz mevsiminde bile güvenli değildi. 1876 yılı Haziran ortalarında,  Ermeni asıllı General Loris Melikoff  Kafkasya Ordusu Komutanlığına getirildi ve Türkiye ile  savaşa hazırlık yapmak üzere görevlendirildi. General  Sergey Mihailoviç Duhovsky  ise  Loris Melikoff’un kurmay başkanı oldu.  Melikoff ; Sergey Mihailoviç’i  Borçalı bölgesindeki Manglisi’de  bulunan  Rus Ordusuna ait bir kısım  silahları kontrol için görevlendirdi. Ruslar 24 Nisan 1877 ‘de ilan edecekleri Osmanlı-Rus  Savaşı  hazırlıklarına  bir yıl önceden  başlamışlardı. General Duhovsky ve eşi  Prenses Varvara ertesi gün  birlikte uzun bir yolculuktan sonra Manglisi’ye ulaştılar  ve geceleyin komutanın evinde kaldılar. Ertesi gün Sergey  silahları denetledi .Erivan  Alayı Manglisi’de konaklıyordu ve ertesi gün Gümrü’ye yürümeye başladılar. Onlar ise  Tiflis’e döndüler. Tiflis’in aşırı sıcağından dolayı Borjomi’ye  geçtiler. Prenses Duhovsky  Büyük Düşes Olga Fedorovna ile tanışmasını şöyle anlatıyor : O sıralarda Büyük Dük  Mikael ve  Büyük Düşes Olga Federovna’ da Borjomi’de idi. Birkaç gün sonra Büyük Dük bizzat onu  eşi ile tanıştırmak istedi.  Büyük Düşes  beni büyük bir nezaketle  kabul etti ve bende ona karşı mahcup tavır  göstermedim. Eylül 1876 yılının sonuna  doğru Tiflis’e döndük. Annem bizi ziyarete geldi ve Sergey’de  Loris Melikof’a eşlik etmek üzere  silahları incelemek üzere Gümrü’ye birkaç günlüğüne gitti. Sergey tekrar Tiflis’e ve  annem de Rusya’ya döndü.”

Gümrü yolunda

Belli ki  General  Sergey Mihailoviç bu kışı Gümrü’de geçirecekti. Prenses Varvara ise tek başına kışı Tiflis’te geçirme niyetinde değildi. Prenses   Gümrü’de eşiyle beraber kalmaya karar verdi ve sonunda eşi Sergey’i ikna etti. Prenses hizmetkarı Helena ile bir posta arabasıyla  100 mil(160 km) uzaklıkta ki Gümrü’ye gitti. Gümrü’de zengin bir Ermeni tüccarın güzel  evine yerleşti. Gümrü Alagöz dağlarının eteğinde bulunan genellikle tek katlı  siyah taş evlerden yapılı bir sınır kenti idi.

General Loris Melikof bu kasvetli şehirde Rus Kolonisini  monotonluktan  çıkarıp için partiler düzenliyordu. Gümrü’nün kalesi şehre  çok yakındı. Prenses Varvara Arpaçay nehrini geçmeyi çok merak ediyor ve  Küçük Asya topraklarına ayak basmak istiyordu. Gümrü’de ki hava yakında bölgede bir savaş çıkacağına işaret ediyordu. Rus kolonisinde bir subay eşi bayan Zezemann ile iyi anlaşıyordu. Onlara koruma yapan bir grup Rus Kozağı askerle  Arpaçay ötesine geçtiler,  bu tarafta  Türk nöbetçi askerler bulunuyordu. Türk askerler onları yakalayıp , komutan huzuruna  götürdüler. Biraz sonra  onları kurtarmak için Sergey de geldi. Türk askerler onlara çok nazik davrandılar, Türk komutan onlara Türk kahvesi ikram etti. Böylece küçük bir macera herhangi bir olay olmadan atlatıldı.

Ardahan ve Kars’ın alınması

Ruslar 24 Nisan 1877’de Osmanlı Devletine  savaş ilan etti. Başlangıçta Ruslar büyük bir direnç ile karşılaşsalar da 17 Mayıs 1877’de Ardahan’ı ele geçirdiler.  Ardahan’a giren Rus Ordusunda en büyük  alayın komutanı General Sergey Duhovsky idi ve çok yararlılık gösterdiğinden   madalya ile ödüllendirildi.  Bayazıt’ta ise  Türkler çok büyük üstünlük sağladı. Türk Ordusu’nun  Alman asıllı Rus Generali Heimann komutasındaki Rus Ordusuna karşı  27 Mayıs 1877’da başlattığı Zivin harekatında  şiddetli çarpışmalar meydana geldi. Türk Ordusu,   Zivin cephesinde 27-29 Haziran 1877 ‘de Rusları bozguna uğratarak Kars’a  doğru çekilmeye mecbur etti. Kars’ta geçici bir ateşkes  yapıldı. General Melikoff Kurmay Başkanı General Sergey Mihailoviç’e   ateşkesi fırsat görerek  Prenses Varvara ile Paris’e gönderdi. Onlarda   Gümrü-Tiflis yoluyla doğrudan bir haftalığına  Paris’e gittiler. General Duhovsky bu seyahat esnasında çok tedirgindi ve bir an evvel Kars’ın  kuşatmasının sonuçlanmasını istiyordu. Bu yüzden de izinlerini keserek  erken Gümrü’ye döndüler. General Duhovsky Kars cephesine geçti.   Bu seyahat savaşın ortasında  Duhovsky ailesi için önemli bir ödüldü. 18 Kasım 1877’de  ise Kars  Ruslar tarafından  işgal edildi.

Rus Büyük Dükü Mikael de savaş meydanına (Kars’a)  gitti ve  Büyük Düşes Olga Fedorovna Gümrü  Kalesinde kalmayı tercih etti.  General Duhovsky bu sefer Erzurum Hınıs kazasında Kürtlerle Ermeniler arasındaki  çatışmaları durdurmak için görevlendirildi.

Prenses Varvara  yaklaşık on ay Gümrü’de kalmıştı. Eşinin Erzurum’dan  Kars’a döneceğini düşünerek , Gümrü’den Kars’a gitmeye karar verdi. Hizmetkârları Helena ve Azeri Hüsnattin’i de yanına alarak bir posta arabasıyla Kars’a gitti. Kars’ta Gümrü’den tanıdığı Rus subayı Danilevski ile karşılaştı. Kars’ta Erzurum görevi için gidecek olan eşini görmek istiyordu, ama Danilevski Sergey’in Erzurum’a gittiğini söyleyince çok üzüldü. Sergey Kars’ta konakladığı evi boşaltmamıştı. Danilevski Prenses Varvara’ya refakat ederek onu eve götürdü.  Kars’ta çok az Rus subayı eşi vardı. Onlarla da uyuşması mümkün değildi. Daha sonra eşinin Tifüs salgınından dolayı hayatını kaybeden Ermeni asıllı General Şelkovnikof yerine Erzurum Askeri  Valiliğine  getirildiğini  öğrendi.  General Duhovsky eşine telgraf göndererek Erzurum’u Türklere teslim edip döneceğini bildirdi.

Ruslarla Edirne Ateşkesi ve Ayastefanos Antlaşması

Daha sonra 31 Ocak 1878’de Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan ateşkes antlaşması sonrası General Duhovsky Sınır Tespit Komisyonu başkanlığına getirildi. Ateşkesin ilan edildiği gün Hınıs’ta Türk kuvvetleri General  Duhovsky komutasındaki Rus  kuvvetlerine   saldırmayı planlıyordu. General  Duhovsky ateşkesin onaylanmasını bekliyordu. Ruslar ateşkesten sonra 21 Şubat 1878’de Erzurum’a girdiler. General Duhovsky General Şelkovnikof’un tifüsten ölmesi üzerine, yerine Erzurum Askeri Valisi olarak atandı.  General Duhovsky  eşine gönderdiği telgrafta  Erzurum’u boşaltana  kadar  Erzurum’da kalması gerektiğini ve bu yüzden ona Tiflis’e dönmesini önerdi.

Prenses Varvara eşine kavuşmak için sabırsızlanıyordu, ancak haftalar geçiyordu. Hem Kars ve hem de Erzurum’da tifüs salgını biraz azalmış görünmesine rağmen, tekrar artmaya başlamıştı. Her gün yeni bir asker arkadaşları ve halktan insanlar ölüyordu. Prenses eşinin sağlığından da endişeliydi.  3 Mart 1878 ( 19 Şubat Jülyen) Ayastefanos(Yeşilköy) antlaşmasıyla Erzurum Osmanlı Devletine ve Bayazıt ile Eleşkirt ise Ruslara bırakıldı.

Prenses Varvara eşinin bu tavsiyesine uymak yerine Kars’tan Erzurum’a  gitmeye karar verdi. Rus subayı  Bay Danilevski’den bir posta veya kurye arabasıyla kendisini Erzurum’a göndermesini istedi. Prenses Varvara seyahati şöyle anlatıyordu : “ Ancak o daha şanslıydı. Danilevski’nin kendisi Erzurum’a kurye olarak gönderiliyordu. Ancak arabada yeterli yer olmadığı için hizmetçisi Helena’yı  Erzurum’a götüremiyordu. Rus Ulaştırma başkanı General Kuzminski onlara daha büyük bir araba temin ederek bu sorunu çözdü. General Kuzminski’nin eşliğinde Erzurum’a güven içinde yolculuk yapmak çok önemliydi , ama  ertesi gün  sabah kapılarını çalan General Kuzminski  yola çıkmadan aldığı telgrafla   Kars’tan ayrılmaması isteniyordu. Ancak  Prenses, Helena ve Bay İliaşenko  büyük bir hızla yola çıktılar. Sonrasını Prenses şöyle anlatıyordu :   Yollar çok bozuktu. Karlar erimeye başladığı için çamurla boğuşuyorlardı. Erzurum yolunda bir deve kervanı ile karşılaştık . Bindiğim arabanın atları ürktü ve bende bu durumdan korktuğum için Bay İliaşenko üzerinde bir Kozak eğeri olan ata binmemi teklif etti. Biz yolda zaman kaybettiğimiz için Helena bizi  bir sonraki istasyonda bekliyordu. Gece konaklayacağımız Yüzveren köyüne geldik. Burada bir çiftlik evinde mola verdik ve sabah erken tekrar yola koyulduk.  Köprüköyü geçtik. Yolda Kars’a giden General Avianof’a rastladık. General bana tüylü botlarını vererek yardımcı oldu.  Daha sonra Deveboynu gözüktü. Deveboynu’nun ortasında kendilerini haydut olarak tahmin ettiğim bir grup atlı dost Türkü eşim beni karşılamak üzere göndermiş. Demek ki eşim geleceğimden bir şekilde haberdar olmuş. Bana kürk ve şallar göndermişti. Önce Erzurum’un camilerinin minareleri gözüktü. Sonunda eve geldik. Maceralı ve çok kötü yol şartlarında geçen bir yolculuktan sonra eşim Sergey’e kavuştum.”

Prenses Varvara Erzurum’daki ilk günlerini anlatıyor

Prenses Varvara, Erzurum’da 29 Mart 1878 günü sabah uykudan uyanınca Erzurum’da tekrar eşine kavuşmasını bir rüya olarak görüyordu. Gümrü ve Kars’taki boğucu geçen günlerinden sonra, Erzurum’un en geniş evlerinden birini Elize Sarayı olarak görüyordu. Savaştan çıkan ve muhaceretlere sahne olan Erzurum’un nüfusu 15 bine düşmüştü. Çoğunluğun Türk olduğunu, Ermeni ve Greklerin azınlıkları oluşturduğunu  söylüyordu. “Akşam boş olan sokaklarda başıboş köpekler geziyordu. Her gece cami minarelerinden ezan okunuyordu. Allahuekber, Allahuekber (Allah büyüktür , Allah büyüktür) diye başlıyordu. Dün gece uyurken bir kâbusla uyandım, rüyamda Sergey’i savaşa çağırıyorlardı. Ağlamaya başladım ve hıçkırıklara boğuldum. Sergey beni teskin etmek için çok uğraştı. Erzurum’a gelişim özellikle Hristiyanlarda büyük bir heyecan yaratmıştı. Benim böyle bir ortamda ve bu yollardan Erzurum’a gelmemden dolayı madalyayı hak ettiğimi düşünüyorlardı. Evimizin kabul odası insanlarla dolup taşıyordu.  Beni ziyarete gelen önemli simalar arasında,  30 Mart 1878 günü , Erzurum’un en  varlıklı Grek tüccarı Giorgi Efendi idi. Giorgi efendi altın ve gümüş boncuklarla süslenmiş görkemli elbisesi ile eşi, on dört yaşındaki  gelini ve  bozuk şiveyle  Fransızca konuşan kızı  eşlik ediyordu. Ondan  bir gün önce de Ermeni toplumunun en saygın kişisi Antuan Efendi Şabanyan geldi. Antuan Efendi çok güzel İngilizce konuşuyordu ve 1877-78 savaşı sırasında İngiliz The Times  gazetesinin temsilciliğini yapıyordu. Bugün gelenler arasında Fransız Konsolosu ve eşi  Bay ve Bayan Gilbert  vardı. Özellikle  bayan Gilbert çok zarif ve kibar idi. Bana getirdiği kitap ve müziklerini masaya koydu.

“Gilbert’ler evde iken 80 yaşlarında sakallı olan Hüseyin  Paşa geldi ve sürekli halıya bakıyor ve bir şeyler mırıldanıyordu. Bay Gilbert çok iyi Türkçe bildiğinden  bana Paşa’nın komplimanlar yaptığını söyledi.   Daha sonra elinde İskoç  şapkasıyla Avustralya’da yaşayan  İskoçyalı doktor( Dr. S.Charles Ryan’ı kastediyor)  geldi. İstanbul’a geri çağrılan doktor, eşimden pasaport almaya gelmiş. Kolundaki pazubent’te  Kızılay işareti ve SHS( Stafford Meclis Komitesi) yazısı vardı.  Erzurum’da   hasta ve yaralı Türk askerilerine yardım etmek üzere bu kadar Avrupalı doktor bulunmasına bir anlam veremedim.  Bugün ayrıca   yeni telgrafhane açıldı ve   gelen ve giden bütün telgraflar eşim Sergey’in denetiminden  geçiyordu. Bir bakıma sansür vardı. Eşim ilk telgrafı Erzincan’da bulunan Kurt İsmail Paşa’ya telgrafhanenin açılmasına  yardımı için teşekkür mesajı idi.

31 Mart akşamı eşim Sergey ,Erzurum’da bulunan Türk askeri heyetinin temsilcilerine büyük  bir yemek verdi. Türk subayları bir bando karşıladı.  Masada Sergey’in karşısında oturdum. Bir yanımda Hüseyin Paşa  ve diğer yanımda Danyal Efendi oturdu(Taniyal Karacıyan) . 12 çeşit yemek ikram edildi. Türk davetlilerin hepsi şampanya  içtiler. Danyal Efendi fesini çıkardı. Avrupalı bir subay gibiydi. Paris’te eğitim görmüş ve St.Petersburg’ta Türk Elçiliği’nde  askeri ataşe olarak hizmet yapmıştı. Çok akıcı Fransızca ve Rusça konuşuyordu. Bana çok ilgi gösteriyordu , bu durum Hüseyin Paşa’nın dikkatini çekmişti ve bana sık sık takılıyor ve emrindeki subayın bana açıkça kur yaptığını söylüyordu. Ertesi gün 1 Nisan 1878 günü Pazar gününe rastlamıştı, ve Pazar  ayini (Sabbath) için Grek Katedraline yayan olarak yola çıktılar. Yanlarında yaverleri Hamid bey, zaptiyeler ve bir manga Rus Kozağı eşlik ediyordu. Katedral da tören bitmeden ayrıldılar  ve aynı sabah Ermeni katedraline geçtiler.   Katedral de, tifüs salgınından dolayı ölen  önceki Erzurum Askeri Valisi Şelkovnikov’un ruhu  için bir dua  (ilahi) okunuyordu. Ermeni katedralinde yüz kişiden oluşan bir ilahi korosu  vardı.”

Duhovsky ailesi,  iadei ziyaretlere başladılar. Önce Fransız Konsolosu Gilbert’lere ve sonra Grek Giorgi Efendiye gittiler. Giorgi efendinin eşi  Prenses’e  lüks bir şal, kızı ise kendi gerdanlığını çıkarıp taktı. Bu pahalı hediyeleri kabul etmedi, ama,  küçük Asya’da ev sahibinin hediyelerini  reddetmek olmazmış.  Meclis Başkanı Arapzade Ali Efendi’nin eşi de onu ziyarete  geleceğini ancak evde erkek bulunmamasını istedi. Prensesin Erzurum gibi muhafazakar bir yerde böyle özgür davranması,  Hristiyanlar arasında dahi tartışılıyordu. İran Konsolosu 2 Nisan 1878  günü Trabzon’den gelen bir büyük sepet limon ve portakal gönderdi.  Başka bir hediyede öğleden sonra geldi. Sonrasını, Prenses anlatıyor: “Erzurum Şehir Meclisi Başkanının eşi  öğleden sonra iyi kızartılmış bir hindi gönderdi. Akşam ise  Erzurum şehrinin temizlik ve  halk sağlığı sorunlarını görüşmek üzere yirmi kadar Rus, İngiliz ve Türk doktor evimize geldi. Kafkasya  Askeri Sağlık Dairesi Başkanı Dr. Remmert’te Erzurum’a çağrılmıştı. Yalnız geçtiğimiz kış Erzurum’sa yalnız 1.500 Rus askeri tifüsten ölmüş , ölüler kış şartlarında açılan Rus mezarlığına defin edilmişti. Karlar  eriyince mezarlıktaki mezarların birçoğunun çöktüğü ve cesetlerin görüntüsü ortaya çıkmıştı. Bu durum şehirde çok büyük halk sağlığı sorunu yaratmıştı. Şehirde bütün kanallar, arklar ve birikmiş pislikler  temizlendi. Mezarlıklar  düzene sokuldu. 3 Nisan günü ise eşim Erzurum’da ki Amerikan  misyonerini benimle tanıştıracağını söyledi. Amerikan Misyoneri  eşimden yoksullara  ekmek ve un talep etti ama Sergey  bir miktar verebileceğini  söyledi ve zaten kendilerinin de  yoksullar için  bir programı olduğunu ,  bir kota dahilinde yalnız Protestanlara değil , ayrım yapmadan bütün halka  dağıttıklarını söyledi.”

General Melikoff  Başkomutanlıktan affını istedi

Başkomutan Loris Melikof  sağlık sorunları nedeniyle başkomutanlıktan affını istedi ve yerine General Heimann atandı.  Şehre bugün telgraf yağdı, rivayetlere göre İngilizler Ruslara karşı yeniden savaş başlatacaklarmış. Erzurum’da barış havası yayılmışken, bu çok olumsuz bir  gelişmeydi.

Kurt İsmail Paşa’nın Erzurum Kalesine Osmanlı bayrağı asılması talebi

Bugün  eşim Erzurum’da kalan Osmanlı subaylarından Şevket Beyi  çağırdı. Şevket beye Saat 12’de kaleden bir top atışı yapmasını ve bu işi görevlendirdiği bir grup Rus askere de göstermesini söyledi. Şevket Bey bu iş için Türk topu ve barutu kullanacaktı. Boyun eğerek. Sergey’in ricasını yerine getirdi.  Bugün karargahı Erzincan’da olan  Kurt İsmail Paşa eşime  bir telgraf gönderdi ve şehrin ana kalesine Osmanlı Bayrağı asılmamış olmasından şikayetçiydi. Bu telgraf üzerine  eşim Rus yetkililere emirlere titizlikle uyulmasını istedi. Bütün dinlerin   temsilcileri eşimi ziyarete  gelmişti, Müslümanlar hariç.  Bugün bir grup Müslüman eşime  ziyarete gelerek Cuma günü bayrak  asılması için izin istediler. Eşim de bu işlere burunlarını sokmamalarını ve Erzurum Müftüsünün talep etmesi gerektiğini söyledi.  8 Nisan 1878 günü müftü başkanlığında bir heyet eşimi ziyarete geldiler ve onların taleplerinin yerine  getirilmesi için  gerekli talimatı verdi.

Bir Malakan askerin Ortodoksluğa  geçmesi ve vaftiz töreni

Rus hafif süvari alayından  bir Malakan cemaatine mensup asker Ortodoksluğu seçmişti ve Ermeni katedralinde vaftiz  düzenlendi. Prenses  Duhovsky  sonrasını şöyle anlatıyordu:  “Malakan asker benden vaftiz annesi olmamı rica etti. Ben de hemen kabul ettim. Vaftiz babası ise hafif süvari alayının komutanı bay Popof oldu. Ermeni Patrik bana okunacak şeyleri yazdı, ben de tekrarladım. Çünkü yazılar Grekçeydi. Vaftiz töreninde neredeyse otuz yaşına yakın bir erkek bir perde arkasında soyundurularak ve üzerine bir beyaz örtü örtülerek içeri getirildi. Tören bitti ama , ben de çok sıkıntı çektim.  Daha sonra bizim tercüman Ögeşi’nin nişanlısının  evine gittik.  Akşam ise evimizde önemli misafirlerimizin olduğu bir yemek  vardı.  Rus ordusunda subay olarak görev yapan İran şahının yeğeni ile Erzurum’dan Osmanlı Meclisine gönderilen Ermeni cemaatinden Danyal Efendi(Taniyel Karacıyan)   davetli idiler. Yemekten sonra balkonda kahve içtik. Bu sırada tercümanımız Ögeşi eşim Sergey’ın kulağına bir şeyler fısıldadı. Meğerse Erzurum’da deprem olmuş. Ögeşi hepimizi sokağa çıkmaya davet etti. Kale duvarlarında bazı duvarlar kısmen yıkılmış ve ertesi gün bazı artçı şoklar oldu. Erzurum deprem kenti olduğu için, bina yapımında bazı önlemler alınıyor.”

Topdağı’na doğru yürüyüşe çıktılar

“Havalar güzelleştiği için 10 Nisan günü Topdağına doğru yürüyüşe geçtik. Burada güzel bir vadi var. Fırat’ın doğduğu dağın İncil’de de geçen, ve Topdağı’nın arkasında Adem’in cenneti ve iki nehir yer alıyor. Bu  durum  Elize sarayında da tasvir edilmiş. Kader beni buraya getirdi. Manzara çok güzeldi  ve bitki örtüsü çok parlaktı.”

Emniyet Müdürü Kamsarakan’ın Komikliği

Emniyet Müdürümüz Bay Kamsarakan çok neşeli ve nüktedan bir adamdı. Bugün 1  Nisan’dı ve Kamsarakan bir şaka yapmaya karar verdi. Bay Kamsarakan caddede de karşılaştığı Rus kolonisinden kişileri akşam evine meşhur Lahana Pastası ikram etmek üzere çağırıyor.  Davetliler akşam  davete gittiğinde evdeki hizmetçi, aşçının  bugün gelmediğini ve dolayısıyla herhangi bir yemek olmayacağını söyledi. Davetliler eli boş döndü. Tam 1 Nisan şakası oldu.”

Katoliklerin Palmiye Günü

“2 Nisan Katoliklerin Palmiye günü ve  Katolik katedralinde yapılan kutlama törenine gittik. Keşişler kahverengi kuşaksız elbiseler giyinmişlerdi. Daha sonra Fransız Okulu’na gittik. Bu okulda “ Merhametin Kız Kardeşleri” hizmet görüyordu. Başlangıçta Türkler onlara kibar davranmamışlar, ancak onların yaralı ve  hasta Türk askerlerin tedavisinde yapmış oldukları  yardımlardan çok hoşnut kalmış ve onlara alışmışlar.” 

Erzurum Kalesini Ziyaret

Bugün 17 Nisan Fransız Konsolosu Bay ve Bayan Gilbert ile Kaleye gittik. Gilbert ailesi 8 yıldır Erzurum’da olmasına rağmen Erzurum Kalesine hiç gitmemişler. Kale yüksek duvarlarla çevriliydi ve içinde birde saat kulesi vardı. Kale mazgallarında toplar açıkça görülüyordu. Kalede Rus Baku Birliği kalıyordu. Kıvrımlı merdivenlerden kuleye çıktık. Burada Osmanlı askeri de vardı. Her iki tarafta birbirlerinin dillerinden anlamasa bile,  Türkler fantastik dilleriyle kendilerini anlatabiliyordu. Buradaki Türk kıtasının komutanı Maksut Efendi idi. Maksut Efendi bize ayrıca Çifte Minareli medreseyi anlattı, bilgisiyle bizi büyüledi.”

Ev sahibi İtalyan Eczacı Ricci

Ev sahibimiz Erzurum’da yaşayan İtalyan asıllı eczacı  Bay Ricci idi. Ricci’nin dükkanı bir doktor ofisine dönüşmüştü. Kızları Fransız Okulu’na gidiyorlardı ve evden çıktıklarında çarşaf giyiniyorlardı. Kızları Elanore Erzurum Belediye Meclis Başkanı Ali Efendi’nin eşinin bugün eve geleceğini söyledi. Pencereye çıktığımda iki beyaz öküz tarafından çekilen ve üstü kırmızı bir kumaşla örtülüyordu. On iki kadar kırmızı fes giyinmiş maiyeti de onu takip ediyordu. Araba kapının önünde durdu ve siyaha bürünmüş üç kadın avluya girdi. Yanında küçük oğlu vardı. Bayanlardan biri beyaz tenli diğeri ise Araptı. O İstanbul’dan 1000 Franga getirilmişti. Elanore bizim tercümanımız idi. Misafirlerimizle Türkçe sohbet ettik . Ana konu Türk Haremi idi. Müslüman kadınlar  başka bir şey   bilmiyorlardı. Türk kadınının ömrü siyah peçenin ardında geçiyordu, hiçbir kitap okumuyorlardı ve  hatta bir kağıda yazılı metni bile okumamışlardı. Meclis Başkanının eşi iri mavi gözlerinden dolayı “ Mavi Hanım” olarak isimlendirilmişti.. Bana övgüler yağdırdı.  Mavi Hanım benim örtünmeden erkeklerle birlikte oturmamı çok tuhaf karşılıyormuş. Ali Efendi iki eşliymiş, ancak birinci eşi ölünce tek o kalmış. Mavi Hanım beni evine davet etti. Erzurum’da en iyi dans eden “ Bayadere” dans ekibini ona göstereceğini  söyledi. Erzurum’da her şey dikensiz gül değil. Tifüs ateşi her kademede  Rus ordusunu sarmış ve yeni açılan Rus mezarlığı da dolmuş durumda.”

Katolik Katedralinde tören

Prenses ilginç  bir Katolik dini töreni şöyle naklediyordu : Bugün Paskalya öncesi Perşembe. Bizi bugün Erzurum’un en iyi Ermeni ailelerine mensup 12 çocuğun ayaklarının yıkanması törenine yardımcı olmak üzere davet etti. Beyaz elbise giydirilmiş  12 çocuk uzun bir tabureye oturtulmuşlar ve üzerlerine kırmızı bir örtü çekilmişti. Her bir çocuk sağ ayağını açmıştı. Papazlardan biri büyük bir altın kaba su döküyordu, patrik sırayla dizüstü eğilerek çocukların ayağını yıkıyor ve  havlu ile kuruluyordu. Çocuklara bir kutu bonbon hediye ediyorlardı. Akşam General Heimann’ın evinde onun sağlığı için dua vardı. Rus subayları evi doldurmuştu. 12 Evangelist yüksek sesle dua okuyordu. Kars’ta  bulunan General Heimann tifüse yakalanmıştı ve çok ağır durumdaydı. Odaya bir evangelist asker girdi ve bir telgraf getirdi. Telgraf elden ele dolaşıyordu. General Heimann hayatını 26 Nisan’da 55 yaşında kaybetmişti. Daha sonra Gen. Heimann için dua edildi. Heimann Kars’ta  defnedildi.

Rus Çarı II. Aleksandr’ın Doğum Günü

Prenses bugünü şöyle anlatıyor: “İmparatorumuz  II. Aleksandr  29 Nisan 1818’de doğmuştu. Grek katedraline gittik. Tanrı Seni Övüyoruz ilahisi okunduktan sonra , meydanda askerlerimizin geçit resmi vardı. Dört sıra bando takımı millî marşımızı çaldı. Askerlerimiz de millî egemenliğimiz için haykırdılar.”

Şehir Meclisi Paskalya Kutlaması için geldi

Şehir Meclisi başlarında Mehmet Ali Efendi olmak üzere, ona beyaz cübbeler  giyinmiş  ve sarıklı mollalarla bizim Paskalya Bayramımızı  kutlamaya gelmişlerdi. Eşim Sergey’de onlara çok uzun bir konuşma yaptı ve İsmail Paşa’nın şehir meclisine çok değerli insanlar seçtiği için mutlu olduğunu söyledi. Sergey konuşmasının sonunda şöyle söyledi: “Ruslar Tanrının izniyle Erzurum’u işgal ettiler ve halkın kaderlerine boyun eğmelerini ve yetkililere titizlikle uymalarını istedi.” Eşim Ali Efendiye 4 bin  Frank değerinde elmaslarla süslenmiş bir kutuyu hükûmetinin  hediyesi olarak hediye  etti.

General Duhovsky’nin Rus ve Türk Subaylarına akşam daveti

“Eşimin akşam vereceği yemeğin hazırlıklarını yapmak üzere o gün dışarı çıkmadım. Masa Tortum’dan gelen taze çiçek ve  geçen senenin meyveleriyle bezendi. Davetliler gelirken hem karşı bacaya yerleştirilmiş müzisyenler ve hem de bando müzik yaptı, marşlar çaldı. İlk önce beyaz Arap atına binmiş İran Konsolosu geldi. Daha sonra diğer davetliler  avluyu doldurdu. Eşim masanın ortasında ve sağında Grek Metropoliti ve solunda ise Ermeni Baş  Patriği oturdu. Ben ise eşimin karşısında oturdum. Gecede çok şampanya içildi. İçkiye fazla kaçıranlarından biride Maksut Efendi idi. Maksut Efendi, bitişiğinde oturan ve Rus ordusunda subay olan Prens Çavçavadze’ye dönerek ‘Savaş devam etse idi ya ben seni öldürecektim ya da sen beni öldürecektin. Şimdi ise dostuz,  ben sen, yürekten öpüyorum, dedi.’ Eşim ilk kadehi kaldırdı ve İmparatorun sağlığı için içti ve herkes ayağa kalkarak Hurra dedi.”

Eşim  Sergey, ‘Rusya dostları Fransa. Türkiye ve İran ile uzun sürecek dostluk için içiyorum ve dostlarımızın temsilcilerine sağlıklar diliyorum.’ dedi. Eşimden sonra  Grek Metropoliteni  Ermenice çok uzun bir konuşma yaptı ve Ögeşi tercümanlık yaptı. Konuşmasında Rus İmparatorluğu ve Asya Hristiyanları  arasında her zaman derin saygı ve sevgi bulunduğunu söyledi ve Monarşi için kadeh kaldırdı..  Ali Efendi bu konuşmadan rahatsız oldu ve Asyalı milliyetler adına bizim İmparatorun sağlığına içiyorum dedi. O din ayrımı yapmaz. Tekrar kadehini kaldırdı. Böylece Metropolitenin tavrı cezasını buldu. Fransız Konsolos Gilbert ise Rusya ve Fransa arasında çok iyi ilişki olduğunu söyledi ve ‘Çok Yaşa Fransa’ dedi. Sergey de cevaben ‘Çok Yaşa Fransa’ dedi. Davetliler balkona çıktılar ve kahve içtiler.”

Prenses Ali Efendi’nin eşini ziyarete gidiyoruz

Bugün  1 Mayıs 1878 (18 Nisan Jülyen) . Erzurum’a  gece kar yağmıştı. Öğleden sonra  Ali Efendi’nin evine, eşini ziyarete gittim. Bayan Gibert’te davetliydi. Elanore yine tercümanlığımızı yaptı.  Geniş bir evdi ve her taraf Türk usulü döşenmiş ve süslenmişti. Misafirlerin oturacağı divanlar vardı. 5 kişiden oluşan ve yeşil ve pembe kıyafetlere bürünmüş Bayadere  Dans Ekibi duvara yaslanmış bekliyordu. Bayadere dansı eski bir Hint geleneği idi.  Ayrıca yerde divanda oturan dört şarkıcı vardı. Bayadere dansçıları  parmaklarına ziller takılı ve ellerinde tefler vardı. Kısa bir dans gösterisinden sonra ara verildi ve kahveler içildi. Kahve yanında çeşit çeşit  reçel ve marmelat ikram edildi. Daha sonra dans ve müzik tekrar başladı. Bayadere dansörleri dahil şampanya ve brendi ikram edildi.  Ömrümde böyle  bir ilginç gösteriye şahit olmamıştım dedi. Daha sonra akşam yemeğine geçildi. Çok pahalı gümüş   çatal-kaşık takımı ile servis yapıldı. Yemek bitiminde, bakır ibriklerle getirilen suyla eller yıkandı.

General Duhovsky’nin Osmanlı Sadrazamından  Aldığı Haber ve Abdurrahman Gazi Türbesini  Ziyaret

14 Mayıs 1878 günü General Duhovsky Osmanlı Sadrazamı’ndan  Türk üst subaylarına emirleri kapsayan bir sirküleri eşime gönderdi. Bu bana çok ilginç geldi. Eşim sanki Osmanlı Paşası gibi hareket ediyordu. Öğleden sonra Abdurrahman Gazi’yi ziyarete gittik. Burada bir de cami vardı. Muhteşem  bir manzaraya sahipti.

Aziziye’de Rus asker kayıpları için yapılan anıt

Ruslar Aziziye Savaşı’nda kaybettikleri çok sayıda asker için yaptıkları anıt mezarı 21 Mayıs’ta bir törenle açıldı. Bu yapının ortasına büyük bir haç yerleştirdiler. Törene Prenses Varvara da katıldı. Dua ettiler. Yemekten sonra Erzurum’a 6 mil uzaklıktaki Lazaroviç-Vank manastırına gittiler.

Berlin Konferansı toplanıyor

Prenses Varvara bugün aldıkları telgrafta  Berlin’de bir konferans düzenlendiğini  ve eğer anlaşma sağlanırsa kısa sürede Erzurum’dan ayrılacaklarını yazdı. Tifüs’ten çok kayıpları olduğunu, ancak sokaklarda artan Rus askeri sayısından dolayı Türk halkının tedirgin olduğunu belirtti.

İran Konsolosu’nun  Rus Valisine Hediyesi

“İran’ın Erzurum Konsolosu Hasan Han  İran Kaçar Şahı Nasirüddin’in bir portesini ve bir de şiiri Erzurum Valisi General Sergey Duhovsky’e sundu.”

General Lazaref’in Erzurum’a Gelişi

“General Heimann’ın ölünden sora Ordu Komutanlığına getirilen Ermeni asıllı General Lazaref 1 Haziran 1878’de  Erzurum’a geldi. Lazaref’in gelişi, özellikle Ermeniler arasında büyük bir heyecan yarattı.”

Krikor Şabanyan Efendi’nin verdiği parti

Şehrin ileri gelenlerinden Krikor Şabanyan Efendinin evinin çok güzel bahçesinde 18 Haziran 1878 gecesi verdiği  partiye katıldık. Avizelerle ve şamdanlarla süslenmiş,  çok güzel havuzları olan bir bahçede çok samimi bir gece geçirdik.

Maksut Efendi’nin Terbiyesiz Davranışı

“25 Haziran 1878 gecesi Şehir Meclisi Başkanı Ali Efendi Erzurum’da bir gazinoda bir gala resepsiyonu verdi. Şu ana kadar Erzurum’da sanki Rus ve Türk ortak egemenliğini gösteren, son derece de nazik ve hoş bir havada geçen bir geceydi. Maksut Efendi elinde bir şarap kadehi ile İran Konsolosuna yanaştı ve bu gecenin şerefine bir içki içmek istedi. İran Konsolosu her güzel Müslüman gibi içki içmezdi ve  bu teklifi reddetti. Bu cevaba canı sıkılan Maksut Efendi elindeki içki dolu bardağı  onun yüzüne savurdu. Bu ani tepki karşısında Konsolos ne yapacağını şaşırdı  ve yüzünü ve üstünü silmeye çalıştı ve dilinden dua mırıldanarak şarabın lekelerinden temizlenmek istedi.”

Temür Ağa  Devlet Hizmetine Giriyor

5 Temmuz 1878 günü  Karapapak düzensiz birliklerin efsane komutanı Mehrali Beyin adamlarından  Temür Ağa’nın başında olduğu yaklaşık 100 kader asker bizim evin önüne geldi. Onlar düzenli sisteme geçiyorlardı. Erzurum Valisi General  Sergey Duhovsky onlara düzenli maaş ödenmesi garantisini verdi. 70 yaşlarında bir delikanlı gibi duran Temür Ağa  Rus Devletine sürekli bağlılığını belirtti.”

Berlin Antlaşması İmzalandı

“Savaşa son veren  13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması’nın imzalandığını 19 Temmuz’da duyduk.  Barış Antlaşmasına rağmen , Erzurum’da Türk ve Ermeni gençler büyük bir kavgaya tutuştu. Ermeni gençler, ‘Yaşasın Rus İmparatoru’ diye bağırdılar.”

Rusların Erzurum’dan ayrılışı Batum’un teslimine bağlı

Berlin Antlaşmasına göre, Kars, Ardahan ve Batum Ruslara bırakılmıştı. Bayazıt ve Eleşkirt Türkiye’de kalmıştı. 28 Ağustos 1878’de Ruslar çektikleri telgrafla, Türkler Batum’u terk ettikten sonra Erzurum’dan çıkacaklarını bildirmişler.

Ramazan’ın Başlangıcı

“Erzurum’da Ramazan 6 Eylül günü başladı. Yaverimiz Hamid Beye  iftar vaktine kadar gününü  yatarak geçiriyor ve topun atılmasıyla birlikte evine oruç açmaya gidiyordu. Ramazan ayında Erzurum’da genellikle adet buydu. Bugün ayrıca  8 yıl Erzurum’da kalan  Fransız Konsolosu Gilbert’ler Erzurum’dan ayrıldı.”

10 Eylül 1878’de Batum Ruslara teslim edildi

“Bugün gelen telgrafta Batum’un Ruslara teslim edildiği yazılıydı.” Prenses Varvara Erzurum’da son günlerinin yaklaştığını gördü ve  büyük bir sevince boğuldu. “Bunun duyulması üzerine Erzurum’da Müslüman halkta büyük bir sevinç, özellikle Ermeniler olmak üzere Hristiyan halkta büyük bir tedirginlik  oluştu. Ermeni kalabalık önce Baş patriğin evi önünde toplandıktan sonra bizim eve doğru yürümeye başladılar. Sergey bir yanında Patrik ve diğer yanında Emniyet Müdürü Kamsarakan olmak üzere balkona çıktı. Ermeniler eşime biz de sizinle beraber Rusya’ya gitmek istiyoruz diye bağırdılar. Rusların Erzurum’daki Ermeni nüfusu boşaltmak gibi bir niyetleri yoktu. General Duhovsky sakin olmalarını ve Erzurum’u ancak Türk Ordusuna resmî olarak teslim ettikten sonra terk edeceğini söyledi.”

Mehrali  Beyin Erzurum’a geleceği söylentileri

Cesaretiyle ünlü Mehrali Beyin Erzurum’un Türklere  geçmesiyle  birlikte Erzurum’a geleceği söylentileri yayılmasına rağmen, herhangi bir korku yaratmadı.

Hüseyin ve Musa Paşaların Erzurum’a gelmesi ve Erzurum’un Teslim alınması

Hüseyin ve  Musa Paşalar Erzurum’a şehri teslim almak için gelmeden, 14 Eylül günü Elizabetpol (Gence) alayı Erzurum’dan ayrıldı. 18 Eylül’de ise eşimin yerine geçecek Hacı Hüseyin Paşa Erzurum’a geldi ve törenle karşılandı. Daha sonra bizim eve gelerek Sergey ile görüştü. Beyaz sakallı yaşlı Paşa bana büyük iltifatlar yağdırdı. Erzincan’da bulunan Kurt İsmail Paşa’da Türk yöneticilere telgrafla şehirde sükûnetin korunması için emirler gönderdi. Ertesi gün 19 Eylül’de Erzurum’un Rus ve Müslüman (Türk) yöneticileri ile bir toplantı yapıldı ve onlara teşekkür edilerek,  çeşitli hediye ve  madalya ve nişanlar verildi. 20 Eylül 1878 günü ise Anadolu Ordu Komutanı Kuzey Kafkasya asıllı Musa Paşa büyük bir törenle ve mehter bando takımı  eşliğinde Karskapı’dan Erzurum’a geldi. Sergey’de karşılayanlar arasındaydı. Musa Paşa eşimi görünce, “Ekselansları , sizi burada  görmek ne güzel” dedi. Törenden sonra bizim eve ziyarete geldi ve beni Erzurum’da kalma cesaretimden dolayı tebrik ederek elimi öptü. Daha sonra Hüseyin Paşa iadeiziyarete geldi ve bize hayırlı yolculuklar diledi. Biz de Erzurum’da  son geceyi geçireceğimiz Rus kampına gittik . Öğleden sonra  Ali Efendi’nin bizim onurumuza düzenlediği akşam yemeğine gittik. Ben Hüseyin Paşa’nın yanında oturdum ve bana yemek boyunca sürekli iltifatlar yağdırdı ve şerefime kadeh kaldırdı. 15 çeşit ikramdan oluşan yemek büyük bir  saygı içinde geçti. Kampa kadar ellerinde meşale olan Türk askerleri bize eşlik etti.

Ruslar Erzurum’dan ayrılıyor

21 Eylül 1878 sabahı atlarımıza bindik ve askerlerle beraber yola çıktık. Bandolarda müzik çalarak eşlik ediyorlardı. Kars Kapısı’na doğru ilerlerken, Müşir Gazi Ahmet Muhtar Paşa ve maiyeti gözüktü, onlar da bizim gidişimizi görmeye gelmişlerdi. Bugün Büyük Düşes Olga Fedoravna’nın doğum günü olduğundan 21 pare top atışı yapıldı. Türk tören kıtası da bizim Kars Kapısı’ndan çıkışımıza eşlik etti. Erzurum’u tamamen terk ettikten sonra Hasankale’ye yol almaya başladık ve geceyi orada geçirdik. Ertesi gün Horasan ve daha sonra  24 Eylül 1878 akşamı  Kars’a ulaştık.

Kars Valisi General Frankini  bizi  evinde misafir etti ve 30 Eylül’e kadar Kars’ta kaldık. General Frankini bizim onurumuza büyük bir yemek verdi ve Rus Ordusu Komutanı General Lazaref eşimin Erzurum’daki mükemmel ve barışçı idaresinden dolayı teşekkür mesajı yayınladı. Daha sonra Gümrü’ye yola çıktık.  Gümrü’den sonra Tiflis’e yola çıktık ve 3 Ekim’de Tiflis’e ulaştık. Tiflis’ten St.Petersburg’a ancak 13 Aralık’ta dönebildik.

 

KAYNAKLAR :

 

В.ДУХОВСКОЙ ,ИЗ ДНЕВИНКА РУССКОЙ ЖЕНЦИНЫ В ЭРЗЕРУМЕ ВО ВРЕМЯ    ВОЕННАГО ЗАНЯТИЯ ЕГО В  1878Г. TИП. И. ХРОМОЛИТ А.ТРАНШЛЯ,  Сaнкт-Петeрбург, 1879.

Constantin Sloutchevsky,Ed.”  The Diary of a Russian Lady :Reminiscences of Barbara Doukhovskoy (Princesse  Galitzine)”  , London, John Long Ltd.1917.

Yılmaz Kuşkay

Yazar:
Yılmaz Kuşkay

Son Yazılar

Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107. yıldönümü

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının, Millî Egemenlik ve Millî Bağımsızlık Savaşımızda onun ebedî önderliğinde… Devamını Oku

19.05.2026

Türk evren tasavvuru ve millî egemenlik

Türk devletinin töreli ve adaletli yöneticileri, “kimsesizlerin kimsesi” olma tarzında bir yönetim düşüncesiyle hareket etmek… Devamını Oku

16.05.2026

Toplumsal adaletsizlik ve artan şiddet olayları

Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku

26.04.2026

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026