<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>23 Nisan arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/23-nisan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/23-nisan/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Apr 2026 15:39:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>23 Nisan&#8217;ın gölgesinde bir hikâye</title>
		<link>https://millidusunce.com/23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 15:26:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hakları]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimde Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Düşünce Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlık yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=54772</guid>

					<description><![CDATA[<p>23 Nisan’ın tarihî mirası ile kişisel bir yazı yolculuğunu iç içe geçiren bu yazı, egemenlik kavramını yalnızca siyasî değil, özgürlük olarak ele alır. Çocuk, toplum ve şiddet arasındaki kırılgan ilişkiyi sorgulayarak, geçmişin ideallerini bugünün gerçekliğiyle yüzleştirir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye/">23 Nisan&#8217;ın gölgesinde bir hikâye</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye%2F&amp;linkname=23%20Nisan%E2%80%99%C4%B1n%20g%C3%B6lgesinde%20bir%20hik%C3%A2ye" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye%2F&amp;linkname=23%20Nisan%E2%80%99%C4%B1n%20g%C3%B6lgesinde%20bir%20hik%C3%A2ye" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye%2F&amp;linkname=23%20Nisan%E2%80%99%C4%B1n%20g%C3%B6lgesinde%20bir%20hik%C3%A2ye" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye%2F&amp;linkname=23%20Nisan%E2%80%99%C4%B1n%20g%C3%B6lgesinde%20bir%20hik%C3%A2ye" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye%2F&#038;title=23%20Nisan%E2%80%99%C4%B1n%20g%C3%B6lgesinde%20bir%20hik%C3%A2ye" data-a2a-url="https://millidusunce.com/23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye/" data-a2a-title="23 Nisan’ın gölgesinde bir hikâye"></a></p><p style="text-align: left;">Bazı tarihler vardır, yalnızca takvim yapraklarında yer kaplamaz, insanın hayatına da bir iz düşürür. 23 Nisan benim için tam olarak böyle bir gün. Çocukluğumuzda bayram sevinciyle iç içe geçen, kürsülerde okunan şiirlerle anlam kazanan bu tarih, yıllar sonra bambaşka bir anlam katmanına dönüştü hayatımda. 2020 yılının 23 Nisan’ında, Millî Düşünce Merkezi tarafından düzenlenen bir makale yarışmasına katıldım. Bu, dışarıdan bakıldığında sıradan bir katılım gibi görünebilir, ancak arka planında görünmeyen bir destek, bir yönlendirme ve belki de en önemlisi bir inanç vardı.</p>
<p>İnsan bazen kendi yolunu kendi çizdiğini düşünür. Oysa bazı dönemeçlerde, fark etmeden bir başkasının sesiyle yön bulur. Benim için o yarışmaya katılma kararı da böyle bir andı. İçimde yazma isteği vardı, düşüncelerim vardı, fakat onları görünür kılacak cesaret tam anlamıyla şekillenmemişti. İşte tam da o noktada, arka planda duran o destekçi figür devreye girdi. Belki bir cümleyle, belki bir bakışla, belki de yalnızca varlığıyla… İnsan bazen en büyük motivasyonu, kendisine inanan birinin sessiz desteğinde bulur.</p>
<p>O yarışmaya gönderdiğim yazı, aslında sadece bir metin değildi, birikmiş düşüncelerimin, sorgulamalarımın ve hayata bakışımın bir yansımasıydı. Yazmak, benim için yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir anlamlandırma çabası aslında.</p>
<h2>Yazı ile Yüzleşmek: En Dürüst Hesaplaşma</h2>
<p>Yazı, insanın kendisiyle yaptığı en dürüst hesaplaşmadır. Kalem, kağıda değdiği anda, insan yalnızca düşündüklerini değil, hissettiklerini de ortaya koyar. Bu nedenle yazmak, bir anlamda kendi iç dünyanı görünür kılma cesaretidir.</p>
<p>O gün kaleme aldığım satırlar, bugün dönüp baktığımda bir başlangıcın işareti gibi duruyor. Ve o başlangıç, beklemediğim bir şekilde bir başarıyla taçlandı ve yarışmayı kazandım. Ancak zaman geçtikçe şunu fark ettim. Asıl kazanç, o ödül değil. O sürecin bana kazandırdığı farkındalıktı. Çünkü insan bazen bir başarıyla değil, o başarıya giden yolda dönüşüyor.</p>
<p>Bu kazanım, sadece bir ödül ya da bir sıralama değildi. Daha önemlisi, yazdıklarımın bir karşılık bulduğunu görmekti. Yazımın yayımlanması, düşüncelerimin daha geniş bir kitleyle buluşması, insanın kendi sesini duyurabilmesi açısından son derece kıymetliydi. Yazdıkça, yalnız olmadığımı fark ettim. Benim gibi düşünen, sorgulayan, anlamaya çalışan insanlar vardı. Ve bu farkındalık, insanı daha da derinleşmeye itiyor. Çünkü düşünce, paylaşıldıkça çoğalan bir şey.</p>
<p>Ardından gelen süreçte, Millî Düşünce Merkezi ailesine katılmam bu yolculuğun en önemli kavşaklarından biri oldu. Bir yapının parçası olmak, yalnızca birey olarak üretim yapmakla sınırlı kalmamayı gerektiriyor. Ortak bir düşünce ikliminde yer almak, farklı fikirlerle karşılaşmayı, eleştirilmeyi ve yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bu da insanı hem zihnen hem de karakter olarak olgunlaştırıyor. Altı yıldır bu ailenin içinde bulunmak, bana yalnızca sorumluluk değil, aynı zamanda bir düşünce disiplini kazandırdı.</p>
<h2>Tarihin Eşiğinde: 23 Nisan 1920</h2>
<p>23 Nisan’ın tarihî derinliğine daha yakından bakmak gerekiyor. Çünkü 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yalnızca bir yönetim organının doğuşu değil, aynı zamanda bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin kurumsallaşması. Bu tarih, Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülüş sürecinden çıkan bir toplumun, yeniden ayağa kalkma ve kendi geleceğini belirleme kararlılığının en somut göstergesi.</p>
<p>O gün Ankara’da açılan meclis, aslında sadece bir bina değil, bir fikrin ete kemiğe bürünmüş hâli. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, bir slogan olmanın ötesinde, asırlar boyunca süregelen yönetim anlayışına karşı köklü bir kırılmayı temsil ediyor. Bu kırılma, sadece siyasî bir dönüşüm değil, aynı zamanda zihnî bir devrim&#8230; Çünkü bir toplumun kendisini özne olarak görmeye başlaması, onun kaderini de yeniden yazması anlamına geliyor.</p>
<h2>Çocuğu Merkeze Almak: Bir Medeniyet Anlayışı</h2>
<p>23 Nisan çocuklara armağan edilmesi, üzerinde özellikle durulması gereken bir mesele. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yalnızca bir bayram değil, bir medeniyet anlayışının yansımasıdır. Çocuğu merkeze almak, aslında geleceği merkeze almaktır. Çünkü çocuk, şekillenebilir, geliştirilebilir ve yönlendirilebilir bir potansiyeldir. Ona verilen değer, toplumun yarınlarına yapılan en büyük yatırımdır.</p>
<p>Ancak tam da bu noktada, bu idealin karşısına dikilen rahatsız edici bir gerçekliği görmezden gelmek mümkün değil. Çünkü çocukları merkeze aldığımızı söylediğimiz bir dünyada, onların en güvende olması gereken yerlerin okulların zaman zaman şiddetle anılır hâle gelmesi, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir çelişki yaratıyor. Türkiye’de de farklı zamanlarda, Siverek ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde okullarda yaşanan şiddet olayları, bizi derinden yaraladı.</p>
<p>Bu olayları yalnızca haber bültenlerinden geçen kısa başlıklar olarak okumak, aslında onları anlamamayı tercih etmekle eşdeğer. Çünkü her şiddet vakası, görünenin ötesinde, biriken bir sessizliğin dışavurumu. Bir çocuğun, bir gencin ya da bir bireyin şiddete yöneldiği an, çoğu zaman o anın değil, yıllar boyunca biriken ihmalin, anlaşılmamanın ve yalnızlığın sonucu. Okul dediğimiz yer, sadece bilgi aktarılan bir mekân değil, aynı zamanda bireyin kendini tanıdığı, kabul gördüğü ya da dışlandığı bir sosyal alan. Eğer bu alan, bir çocuk için aidiyet üretmiyorsa, zamanla bir yabancılaşma mekânına dönüşebilir.</p>
<p>Burada asıl mesele, güvenliği yalnızca fizikî önlemlerle sınırlı görme yanılgısıdır. Kameralar, güvenlik görevlileri, kapılar… Bunların hiçbiri, bir çocuğun iç dünyasında büyüyen kırılmayı tek başına engelleyemez. Çünkü şiddet, çoğu zaman dışarıdan içeri girmez. İçeride, görünmeden büyür. Bir bakışta, bir sözde, bir dışlanmışlık anında kök salar. Ve biz çoğu zaman, sonucu gördüğümüzde şaşırırız, oysa nedenler uzun zamandır oradadır.</p>
<p>Siverek ve Kahramanmaraş’da yaşanan ve eğitim ortamlarına sirayet eden bu tür olaylar, bize şunu gösteriyor. Sorun yalnızca bireyin değil, aynı zamanda toplumun bir meselesi. Çünkü bir çocuk, sadece ailesinin değil, içinde yaşadığı toplumun da aynası. Onun öfkesi, korkusu ya da kırgınlığı, çoğu zaman daha geniş bir yapının yansıması.</p>
<p>Modern çağın en büyük açmazlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolay, ancak insanı anlamak hiç olmadığı kadar zor. Çocuklar daha fazla şey biliyor, ama belki de daha az anlaşılıyor. Sosyal medya, hızlı tüketilen içerikler ve sürekli kıyas üzerine kurulu bir yaşam biçimi, bireyin iç dünyasını derinleştirmek yerine yüzeyselleştiriyor. Bu yüzeysellik içinde büyüyen bir çocuk, kendini ifade edecek alan bulamadığında, bazen en uç yolları seçebiliyor.</p>
<p>Oysa 23 Nisan’ın ruhu, tam olarak bunun karşısında durur. Bu bayram, çocuğu sadece bir “gelecek” olarak değil, bugünün öznesi olarak görür. Onu dinlemeyi, anlamayı ve ciddiye almayı gerektirir. Eğer biz bu ruhu sadece törenlerde yaşatır, gündelik hayatımızda ihmal edersek, o zaman ortaya çıkan her şiddet vakası, biraz da bu ihmalin sonucu olur.</p>
<p>Bu nedenle mesele, sadece bu tür olayları kınamak ya da önlem almak değil, daha derine inmek zorunda. Bir çocuğun kendini değerli hissettiği, duyulduğu ve kabul gördüğü bir ortam inşa edemediğimiz sürece, hiçbir güvenlik önlemi tam anlamıyla yeterli olmayacak. Çünkü gerçek güvenlik, yalnızca fizikî değil, aynı zamanda duyguya dayalı bir zeminde kurulur.</p>
<p>Ve belki de en acı gerçek şu, bir çocuğun kaybı, sadece bir bireyin değil, bir ihtimalin, bir geleceğin kaybıdır. Bu yüzden 23 Nisan’ı anlamak, sadece geçmişin büyük ideallerini hatırlamak değil aynı zamanda bugünün kırılgan gerçeklikleriyle yüzleşme cesareti göstermektir.</p>
<p>İşte tam da bu noktada, 23 Nisan’ın temsil ettiği “egemenlik” kavramını yeniden yorumlamak gerekiyor. Bugün egemenlik sadece siyasî bir kavram değil, aynı zamanda zihnen bir bağımsızlık meselesi. Kendi fikrini üretebilen, sorgulayabilen ve eleştirebilen bireyler yetiştirmek, bu bayramın ruhuna en uygun yaklaşım olacak. Çünkü gerçek bağımsızlık, yalnızca coğrafî sınırlarla değil, düşünce özgürlüğü ile mümkün.</p>
<h2>Yazmak ve Sorumluluk: Görünür Düşünce</h2>
<p>Benim 23 Nisan 2020’de başlayan yazı yolculuğum da tam olarak bu noktaya temas ediyor. Yazmak, benim için düşünmenin görünür hâle gelmesi demek. Bir fikri kelimelere dökmek, onu hem kendine hem de başkalarına karşı sorumlu kılıyor. Bu nedenle yazı, sadece bireye yönelik bir ifade değil, aynı zamanda topluma bir katkı sağlıyor. Her yazı, küçük de olsa bir iz bırakıyor ve bu izler zamanla bir hafızaya dönüşüyor.</p>
<p>Toplumun hafızası dediğimiz şey, aslında bireyin hikâyelerinin birleşiminden oluşuyor. Her birey, kendi deneyimiyle bu hafızaya katkıda bulunuyor. Benim hikâyem de bu büyük bütünün küçük bir parçası. Ancak her parça, bütünü anlamlı kılıyor. Bu nedenle yazmak, sadece kendini ifade etmek değil, aynı zamanda bir sorumluluk hâli.</p>
<h2>Bir Dönüm Noktası: Görünmeyen Destek</h2>
<p>Bugün, o yarışmaya katılmamı sağlayan destekçiyi düşündüğümde, aslında onun bana sadece bir fırsat sunmadığını, aynı zamanda bir bakış açısı kazandırdığını fark ediyorum. Çünkü insanın hayatındaki bazı anlar, görünenden çok daha büyük anlamlar taşıyor. O anlar, zamanla bir dönüm noktasına dönüşüyor.</p>
<p>23 Nisan da böyle&#8230; İlk bakışta bir bayram, bir tören, bir gelenek gibi görünür. Oysa derininde, bir milletin yeniden doğuşu, bir çocuğun umudu, bir bireyin kendi sesini bulma çabası var. Bu nedenle 23 Nisan’ı anlamak, sadece geçmişi bilmekle değil, onu bugüne taşıyabilmekle mümkün.</p>
<p>Sonuç olarak, 23 Nisan benim için artık sadece geçmişi anmak değil, aynı zamanda bugünü anlamak ve geleceği kurmak demek. Yazdıkça büyüyen, düşündükçe derinleşen bir yolculuğun simgesi. Ve her yıl yeniden geldiğinde, bana hem nereden geldiğimi hem de nereye gitmem gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Çünkü bazı günler vardır, sadece yaşanmaz, insanın içinde yaşamaya devam eder. Ve bazı hikâyeler vardır, sadece anlatılmaz, nesilden nesile aktarılan bir bilinç hâline gelir. Benim 23 Nisan hikâyem de tam olarak böyle bir hikâye…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye/">23 Nisan&#8217;ın gölgesinde bir hikâye</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/23-nisanin-golgesinde-bir-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Nisan kutlu olsun!</title>
		<link>https://millidusunce.com/23-nisan-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/23-nisan-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=54768&#038;preview=true&#038;preview_id=54768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bütün dünyaya Türk milletinin egemenliğini ilân eden TBMM’nin kuruluşunun 106’ncı yıl dönümüne girdik.<br />
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun! </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-kutlu-olsun/">23 Nisan kutlu olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20kutlu%20olsun%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20kutlu%20olsun%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20kutlu%20olsun%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20kutlu%20olsun%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-kutlu-olsun%2F&#038;title=23%20Nisan%20kutlu%20olsun%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/23-nisan-kutlu-olsun/" data-a2a-title="23 Nisan kutlu olsun!"></a></p><p>&#8220;Bizim yolumuz, üzerinde yaşadığımız toprak, bağrından çıktığımız Türk milleti ve diğer devletlerin binlerce yıldır yaşadığı elemden çıkarttığımız sonuçtur.&#8221; diyerek egemenliğini bu bilinçten sapmayacağına inandığı Türk milletine veren Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Türkiyesinde, bugün ne yazık ki o değer ve bilinçten uzaklaştık.</p>
<p>O kadar ki egemenliği elinden alınmak istenen insanların yaşadığı bu ülkede, 23 Nisan ne yazık ki çocuklarımıza bile kutlu olamıyor. Hiç uğruna ölüyorlar, öldürüyorlar. Eğitim sistemimiz, aile yapımız artık onlara umut ve parlak bir gelecek vaad edemez duruma geldi.</p>
<p>23 Nisan&#8217;ları tekrar heyecan, umut ve istekle kutlamak için, egemenliğin yeniden halka verilmesine, hâkimiyetin bir kişi ve bir zümreden geri alınmasına, milletin yeniden vatandaşlık makamına yüceltilmesine ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesisine acilen ihtiyacımız var.</p>
<p>Bütün bunlar üstün donanımlarla bezenmiş, bilinçli, ahlaklı kişilerin bunu bir vatan borcu bilerek elini taşın altına koymaları ile mümkündür.</p>
<p>Aziz Atatürk&#8217;ün hitabında verdiği &#8220;Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.&#8221; öğüdünü tutan vatan evlatlarına kavuşmak arzusundayız.</p>
<p>Her türlü zorluğa rağmen asırlık nefesimiz, hiçbir susturma teşebbüsüne aman vermeden ilelebed en gür sesiyle varlığını sürdürmeye devam etsin. Bu nefes, egemenlik bekçisi yüce Türk milletinin tarihinden aldığı kuvvet, yetki ve sarsılmaz iradesi ile sonsuza uzansın.</p>
<p>Bu uğurda irade ortaya koyup göz kamaştıran bir liderlik örneği sunan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile onun bu zor ve büyük davasına yoldaşlık eden her bir vatan evladının aziz ruhu şad, bedenlerinin değdiği toprak mukaddes olsun.</p>
<p>Millet hâkimiyetinin yıl dönümü kutlu olsun.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-kutlu-olsun/">23 Nisan kutlu olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/23-nisan-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramımız kutlu olsun!</title>
		<link>https://millidusunce.com/bayramimiz-kutlu-olsun-3/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bayramimiz-kutlu-olsun-3/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2024 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[1920]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47015&#038;preview=true&#038;preview_id=47015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayramımız kutlu olsun! </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bayramimiz-kutlu-olsun-3/">Bayramımız kutlu olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayramimiz-kutlu-olsun-3%2F&amp;linkname=Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayramimiz-kutlu-olsun-3%2F&amp;linkname=Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayramimiz-kutlu-olsun-3%2F&amp;linkname=Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayramimiz-kutlu-olsun-3%2F&amp;linkname=Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayramimiz-kutlu-olsun-3%2F&#038;title=Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bayramimiz-kutlu-olsun-3/" data-a2a-title="Bayramımız kutlu olsun!"></a></p><p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 104. yılı kutlu olsun. <em>Millî Egemenliğin</em> bilincinde olarak yetişecek nesillerle birlikte kutlayacağımız nice bayramlara..</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bayramimiz-kutlu-olsun-3/">Bayramımız kutlu olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bayramimiz-kutlu-olsun-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun</title>
		<link>https://millidusunce.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Apr 2023 16:24:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43406</guid>

					<description><![CDATA[<p>O zor şerait ve ahvâlde bile milletin iradesine başvurmayı ve milletle yola çıkmayı çok önemsemişlerdir. O milletin adı Türktür. Bayrağı, Türk bayrağıdır. Devleti, Türktür ve adı Türkiye’dir. Dili, Türk dilidir ve Türkçedir.<br />
Ulusal egemenliğimizin ilânı #23Nisan kutlu olsun!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun/">23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Ulusal%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20Kutlu%20Olsun" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Ulusal%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20Kutlu%20Olsun" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Ulusal%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20Kutlu%20Olsun" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Ulusal%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20Kutlu%20Olsun" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun%2F&#038;title=23%20Nisan%20Ulusal%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20Kutlu%20Olsun" data-a2a-url="https://millidusunce.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun/" data-a2a-title="23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun"></a></p><p>Yedi düvelin Türk yurdunu işgâl ettiği o zor şerait ve ahvâlde bile, Atatürk ve arkadaşları milletin iradesine başvurmayı ve milletle yola çıkmayı çok önemsemişlerdir.</p>
<p>O milletin adı Türktür. Bayrağı, Türk bayrağıdır. Devleti, Türktür ve adı Türkiye’dir. Dili, Türk dilidir ve Türkçedir.</p>
<p>Bugün bütün bunlar ışığında ulusal egemenliğimizin sembolü ve teminatı TBMM&#8217;nin kuruluşunun 103&#8217;üncü yılında <em>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;</em>mız hepimize kutlu olsun!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun/">23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramiz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Meclis</title>
		<link>https://millidusunce.com/cocuk-ve-meclis/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cocuk-ve-meclis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğukan Altıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 10:03:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43368</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önerim, 23 Nisanlarda makam sahiplerinin koltuk devretmekten vazgeçip en azından bir günlüğüne çocukların dünyasına dâhil olmaya çalışmalarıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cocuk-ve-meclis/">Çocuk ve Meclis</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcocuk-ve-meclis%2F&amp;linkname=%C3%87ocuk%20ve%20Meclis" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcocuk-ve-meclis%2F&amp;linkname=%C3%87ocuk%20ve%20Meclis" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcocuk-ve-meclis%2F&amp;linkname=%C3%87ocuk%20ve%20Meclis" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcocuk-ve-meclis%2F&amp;linkname=%C3%87ocuk%20ve%20Meclis" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcocuk-ve-meclis%2F&#038;title=%C3%87ocuk%20ve%20Meclis" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cocuk-ve-meclis/" data-a2a-title="Çocuk ve Meclis"></a></p><p>23 Nisan kutlanılacak bir gündür kuşkusuz.</p>
<p>İtirazım yok.</p>
<p>Fakat sadece kutlamalara indirgenmesine, içi boş nutukların atılmasına isyanım var!</p>
<p>Ayrıca çocukların sembolik olarak makam koltuklarına oturtulması şekilciliğine de pek hoş bakamıyorum.</p>
<p>Ölümsüz liderimizin yarının büyüklerine armağan ettiği bu şanlı günün ‘Çocuk Bayramı’ olmasının sebebi onlara makam koltuğu sunmak değil makam koltuklarında oturanların teşrîk-i mesâîde bulunurken onları düşünerek adım atması gerektiğini hatırlatmaktır.</p>
<p>Takdir edersiniz ki bir ülkenin geleceği çocukların hayallerinde saklıdır.</p>
<p>Gerçeklerin de hayallerin ayak izini takip ettiğini kabul edersek hayal ikliminin ne kadar önemli olduğunun farkına varırız.</p>
<p>Önerim, 23 Nisanlarda makam sahiplerinin koltuk devretmekten vazgeçip en azından bir günlüğüne çocukların dünyasına dâhil olmaya çalışmalarıdır.</p>
<h3>Biraz muhasebe</h3>
<p>23 Nisan şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gereken de bir gündür.</p>
<p>Neden mi?</p>
<p>103 yıl önceye gidelim.</p>
<p>Ve şuraya askıda bir tespit bırakalım: Mustafa Kemâl Atatürk zamanının çok ötesinde bir liderdi.</p>
<p>Savaşın ortasında, ülke dört bir yandan işgale uğramışken önceliği meclise vermek neresinden bakarsanız bakın çağını aşan bir adımdır.</p>
<p>İşte bu yüzden Mustafa Kemâl’e hayranız.</p>
<p>Mustafa Kemâl ‘önce meclis’ tercihini şöyle gerekçelendirir:</p>
<p><em>“Bir devre yetiştik ki onda her şey meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet ancak millî kararlara dayandıkça, milletin genel eğilimine tercüman oldukça meydana gelir. Evvela meclis, sonra ordu… Orduyu yapacak olan millet ve onun vekili olan meclistir. Çünkü ordu demek yüz binlerce insan, milyonlarca servet ve zenginlik demektir. Buna iki üç şahıs karar veremez. Bunu ancak milletin karar ve kabulü meydana çıkarabilir.”</em></p>
<p>E bugün bakıyoruz.</p>
<p>Her anlamda, istisnasız herkesin kabul edeceği zor bir süreçten geçiyoruz.</p>
<p>Dış politika, ekonomi, sağlık, eğitim gibi alanlarda sınanıyoruz.</p>
<p>Doğal afetler zafiyetlerle birleşip nice insanımızı aramızdan koparıyor.</p>
<p>Pekiyi, bu esnada; kuruluşunu iftihar ederek kutladığımız, 103 yıl önce kurtuluş ümidinin yeşertildiği Meclis’in geldiği durum nedir?</p>
<p>İçinde bulunan kıymetli vekillerimiz milletin sözüne aracılık etmekte midir?</p>
<p>Vatandaşlarımız, ‘Beni Ankara’da düşünen birileri var.’ diyerek gönül rahatlığıyla başını yastığa koyabiliyor mudur?</p>
<p>Yukarıya askıda soru işaretleri bıraktım. Yüreği el verenler kabul buyurup cevaplasınlar lütfen.</p>
<h3>Umut daima</h3>
<p>23 Nisan, şanlı geçmişten ilhamla geleceğe umutla bakabileceğimiz bir gündür.</p>
<p>Gecenin en karanlık ânı, şafağa en yakın ânıdır.</p>
<p>İşte 23 Nisan, Türk tarihinin en karanlık zamanlarından birinde şafağa adım attığı tarihlerden biridir.</p>
<p>Dolayısıyla millet olarak her türlü zorluğu ve imkânsızlığı aşabildiğimizin, aşabileceğimizin ispatıdır.</p>
<p>Her türlü kötülüğe, sıradanlığa rağmen ayakta durabiliyorsak <em>muhtaç olduğumuz kudretin asil kanlarımızda bulunduğuna</em> inandığımız içindir.</p>
<h3>Ankara Çocuk Meclisi</h3>
<p>Ankara’daki meclisleri sayarız fakat birini es geçeriz.</p>
<p>O da Ankara’da yaşayan çocukların düşüncelerini, isteklerini, hayallerini özgürce ifade edebilmeleri, çocukları da ilgilendiren konularda çözüm önerileri geliştirmeleri ve kararlara katılmalarını teşvik etmek amacıyla 1995 yılında kurulan ‘Çocuk Meclisi’dir.</p>
<p>Kurumun hedefi, <em>Çocuk Meclisinde alınan kararları, tavsiye niteliğinin ötesine geçirerek “Çocuk Meclisi Kararı” olarak hayata geçirmek, somut kılmaktır.</em></p>
<p>Hangi kararlar mı alınıyor peki?</p>
<p>Birkaçını listelemek isterim:</p>
<ul>
<li>Ankara’mıza ‘Matematik Köyü’ kurulmalıdır.</li>
<li>Sularımızın kirletilmesine karşı önlemler artırılmalıdır.</li>
<li>Yemekhanesi olmayan okullara belediyeler yemek desteği vermelidir.</li>
<li>Çocuklara yönelik E-Kütüphane oluşturulmalıdır.</li>
<li>Çocukların da görev alacağı ‘Çocuk Tiyatroları’ kurulması gerekir.</li>
<li>Çocuk parklarındaki oyuncaklar, yaratıcılığımızı ve gelişimimizi destekleyecek şekilde planlanmalıdır.</li>
</ul>
<p>Bir Türkçe öğretmeni olarak bu teklife hayran kaldım:</p>
<ul>
<li>Okullarda ve ücretsiz kurslarla çocuklara ‘Güzel Konuşma’ ve ‘Diksiyon’ dersleri verilmelidir.</li>
</ul>
<p>Meclis’in kendileri için ne ifade ettiğini 20. Dönem Yardımlaşma Komisyonu üyesi Emirhan’ın dizelerinden okuyalım:</p>
<p><em>“Benim için hayatımın ortası</em></p>
<p><em>Yıllar geçse de </em></p>
<p><em>Asla unutmam yaşadıklarımı</em></p>
<p><em>Çünkü meclis </em></p>
<p><em>Hayatımın tam ortası</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Çocuk Meclisi benim için</em></p>
<p><em>Kalbimin bir parçası</em></p>
<p><em>Eğitici aile yuvası</em></p>
<p><em>Geleceğimin teminatı</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Şimdinin biriciği </em></p>
<p><em>Yarının büyüğüyüm</em></p>
<p><em>Yüreğimin sesi</em></p>
<p><em>Çocukların öncüsüyüm</em></p>
<p><em>Türkülerde, şarkılarda bir çocuk türküsüyüm</em></p>
<p><em>Ülkem için yetiş Çocuk Meclisi”</em></p>
<p>Hesap kitap bilenlerin çok, hesap verenlerin yok hükmünde olduğu güzel ülkemde çocukça hareketlere değil ama çocukların saflığına ihtiyacımız var.</p>
<p>Onların dünyasında öfke, nefret, rekabet, kin, ayrışma söz konusu bile değil.</p>
<p>Bizi onların masumiyeti, çıkarsız ilişkileri kurtaracak. Bundan eminim.</p>
<p>Yazıyı bitirirken sözü tekrar geleceğe bırakıyorum. Çünkü bana kalırsa sus büyüğün, söz küçüğündür!</p>
<p>23. Dönem Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Abdullah, bakın 23 Nisan’ı nasıl anlatıyor bizlere:</p>
<p><em>“1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştı bugün.</em></p>
<p><em>Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir bugün. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır.</em></p>
<p><em>Meydan, sanki bayramı bilircesine çocuklarla dolmuştu. Ata’m tebessüm etmişti. Kimi çocuk gülerek elindeki bayrağı sallıyor kimi çocuk ise Ata’ya bakmış gülümsüyordu. Atatürk öne gelmiş, ‘Meclisimizin açılış günü, çocukların bayram günüdür.’ demişti</em></p>
<p><em>Bu günü, sadece Türk çocuklarına değil tüm dünya çocuklarına da armağan etmişti Ata’mız.</em></p>
<p><em>23 Nisan, savaşlarla dolu bu dünyada bir barış günüdür.</em></p>
<p><em>23 Nisan, bataklıkta açan çiçektir.</em></p>
<p><em>İstiklâl Marşımızı gururla okumaktır.</em></p>
<p><em>Diğer milletlere fark yaratmaktır.</em></p>
<p><em>‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ demektir.</em></p>
<p><em>Ve bir şey çok açık ortadadır: Çocuk bayramı olan tek ülke biziz ve Ata’mızın bizlere bu armağanını sonsuza dek yaşatmak hepimizin görevidir.</em></p>
<p><em>Bayramımız kutlu olsun.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cocuk-ve-meclis/">Çocuk ve Meclis</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cocuk-ve-meclis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!</title>
		<link>https://millidusunce.com/23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38972&#038;preview=true&#038;preview_id=38972</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!"</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/">23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Milli%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Milli%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Milli%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun%2F&amp;linkname=23%20Nisan%20Milli%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun%2F&#038;title=23%20Nisan%20Milli%20Egemenlik%20ve%20%C3%87ocuk%20Bayram%C4%B1m%C4%B1z%20kutlu%20olsun%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/" data-a2a-title="23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!"></a></p><p>23 Nisan, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün işaret fişeği anlamındaki &#8220;Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır&#8221; sözüyle Türk Milletini harekete geçirip &#8220;Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir&#8221; noktasına getirdiği gündür.</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılışı, Türk milletinin düştüğü yerden kalkıp egemenliğini kendi eline alması yolunda atılan en önemli adımdır. 102 yıl önce dualarla ve umutla açılan meclis sayesinde Türk Yurdunda Türk milleti egemenliğine kavuşmuştur.</p>
<p>İçinden geçtiğimiz sarsıntılı dönemde, egemenlik hakkının &#8220;kayıtsız şartsız&#8221; millette olmasının ne kadar önemli olduğu ve 102 yıl önce atılan  o cesur adımın büyüklüğü daha çok anlaşılmaktadır.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün egemenlik ve bağımsızlık yolunda attığı bu adımı perçinlemek ve benimsetmek için, geleceğin teminatı olarak gördüğü çocuklara armağan etmesi de çağının ötesinde bir harekettir.</p>
<p>Bu vesileyle yüce Türk Milletinin Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, bugünü bayram olarak bize armağan eden Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ü ve onun yanında mücadele eden çelikten iradeyi saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Ve bir kez daha tekrar ediyoruz:</p>
<p><em>&#8220;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!&#8221;</em></p>
<p>Ne Mutlu Türk’üm Diyene!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/">23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/23-nisan-milli-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MDM Nutuk okuyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/mdm-nutuk-okuyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mdm-nutuk-okuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2021 18:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=31899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asırlık nefesimiz, susturma teşebbüsüne aman vermeden ilelebed en gür sesiyle varlığını sürdürmeye devam etsin.Bu nefes, egemenlik bekçisi yüce Türk milletinin tarihinden aldığı kuvvet, yetki ve sarsılmaz iradesiyle sonsuza uzansın.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mdm-nutuk-okuyor/">MDM Nutuk okuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmdm-nutuk-okuyor%2F&amp;linkname=MDM%20Nutuk%20okuyor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmdm-nutuk-okuyor%2F&amp;linkname=MDM%20Nutuk%20okuyor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmdm-nutuk-okuyor%2F&amp;linkname=MDM%20Nutuk%20okuyor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmdm-nutuk-okuyor%2F&amp;linkname=MDM%20Nutuk%20okuyor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmdm-nutuk-okuyor%2F&#038;title=MDM%20Nutuk%20okuyor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mdm-nutuk-okuyor/" data-a2a-title="MDM Nutuk okuyor"></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-31900 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/nutuklumutuklupsd.jpg" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/nutuklumutuklupsd.jpg 1280w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/nutuklumutuklupsd-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/nutuklumutuklupsd-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/nutuklumutuklupsd-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<p><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Asırlık nefesimiz, susturma teşebbüsüne aman vermeden ilelebed en gür sesiyle varlığını sürdürmeye devam etsin.Bu nefes, egemenlik bekçisi yüce Türk milletinin tarihinden aldığı kuvvet, yetki ve sarsılmaz iradesiyle sonsuza uzansın. </span><span class="r-18u37iz"><a class="css-4rbku5 css-18t94o4 css-901oao css-16my406 r-1n1174f r-1loqt21 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0" dir="ltr" role="link" href="https://twitter.com/hashtag/23NisandaNutukOkuyoruz?src=hashtag_click">#23NisandaNutukOkuyoruz</a></span></p>
<p>Sizler için yaptığımız araştırmalardan, yayın ve röportajlarımızdan haberdar olmak için YouTube kanalımızı takip etmeyi ve abone olmayı unutmayın. Sizler de araştırmamızı istediğiniz konuları, görüş ve önerilerinizi videonun altına yorum olarak yazabilirsiniz.</p>
<p>Kanalımıza bone olmak için:<a href="https://mmo.tc/OAkO">https://mmo.tc/OAkO</a></p>
<p><iframe title="MDM Nutuk okuyor" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/RA4TtbHXQno?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mdm-nutuk-okuyor/">MDM Nutuk okuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mdm-nutuk-okuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23 Nisan 1920: Savaş yıllarında hukukun üstünlüğü</title>
		<link>https://millidusunce.com/23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuralp Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2021 21:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Hâkimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Egemenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=31867&#038;preview=true&#038;preview_id=31867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk en zor şartlarda dahi hukuktan, istişareden ve milletle birlikte hareket etmekten bir an bile vaz geçmedi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu/">23 Nisan 1920: Savaş yıllarında hukukun üstünlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu%2F&amp;linkname=23%20Nisan%201920%3A%20Sava%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1nda%20hukukun%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu%2F&amp;linkname=23%20Nisan%201920%3A%20Sava%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1nda%20hukukun%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu%2F&amp;linkname=23%20Nisan%201920%3A%20Sava%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1nda%20hukukun%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu%2F&amp;linkname=23%20Nisan%201920%3A%20Sava%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1nda%20hukukun%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu%2F&#038;title=23%20Nisan%201920%3A%20Sava%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1nda%20hukukun%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu/" data-a2a-title="23 Nisan 1920: Savaş yıllarında hukukun üstünlüğü"></a></p><div id="attachment_31868" style="width: 595px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-31868" class="size-full wp-image-31868" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ataturkkutlamalar.jpg" alt="Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlamaları" width="585" height="362" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ataturkkutlamalar.jpg 585w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ataturkkutlamalar-300x186.jpg 300w" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" /><p id="caption-attachment-31868" class="wp-caption-text">Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlamaları</p></div>
<p>Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!</p>
<p>Millî Mücadele ve Türk devrimi ile ilgili yazı serimize devam ediyoruz. 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisinin açılması Millî Mücadelede önemli bir dönüm noktasıdır. Ayrıca hâkimiyet temsilinin bir kişiden milletin kendisine geçmesinde de bir aşamadır.</p>
<p><u><a href="https://millidusunce.com/yasasin-turk-cumhuriyeti/">Yaşasın Türk Cumhuriyeti</a></u> yazımızda hâkimiyet temsilinin modern dönemde aileden halka geçişinin aşamalarından ayrıntılı olarak bahsettik. Kısaca hatırlamak gerekirse 1789 Fransız İhtilali ile birlikte egemenliğin temsilinin bizatihi milletin kendisinde olduğu fikri güç kazandı. Fakat Fransa’nın kendisi dahi yaklaşık yüz yıl boyunca halk egemenliğini uygulayamadı. Monarşi taraftarları ciddi bir karşı güç oluşturuyordu. Bu yetmiyormuş gibi bir de Napolyon, yeni rejimden kendisine tek adamlık ve yeni monarşi çıkardı. Fransa yüz yıl boyunca monarşi taraftarları, Napolyon hanedanı taraftarları ve halk egemenliği taraftarları arasında yıkıcı çekişmelere sahne oldu. Bütün bu kanlı ve uzun geçiş sürecinden sonra anayasa ve meclis gibi kavramlar oturmaya başladı.</p>
<p>Ülkemizdeki gelişmelere baktığımızda, ilk defa 1876’da Meşrutiyet ilan edilmiş ve bir meclis oluşturulmuştu. Fakat bu meclisin kaderi padişahın elindeydi. Nitekim birkaç ay görev yaptıktan sonra kapatıldı. Bundan sonra anayasa taraftarları meclisin yeniden açılması için faaliyet göstermeye başladı. Bu faaliyetler de dönemin padişahı tarafından, kendi iktidarına karşı girişimler olarak algılandı. 2. Abdülhamit yoğun bir istihbarat ağı kurarak bu tip isteklerde bulunanları takip altına aldı. Anayasa ve meclis taraftarlarının bir kısmı yurt içinde gizli faaliyet gösterirken bir kısmı da yurt dışına çıktı. Diğer yandan 2. Abdülhamit’in daha iyi devlet kadroları yetişmesi için kurduğu okullarda ister istemez anayasa ve meclis fikri yayılıyordu. Her ne kadar okullarda sıkı bir denetimle bu fikirlerin yayılması engellenmeye çalışılsa da başarılı olamıyordu. Bu dönemde okul çağında olan Atatürk’ün hayat hikayesinden bu gelişimi takip etmek mümkündür.</p>
<h2>Coşkuyla başlayan zor yıllar</h2>
<p>Nihayet 1908’de ilan edilen 2. Meşrutiyet, büyük bir coşkuyla karşılandı. Otuz yıl içerisinde memleketin kötü gidişine dur demenin bir yolu olarak anayasa ve meclis sisteminin uygulanması gerektiği fikri büyük ölçüde yaygınlaşmıştı. Böylece yeniden meclis denemesi başladı. Fakat Osmanlı, bu ikinci dönemde bitmek bilmeyen bir savaşlar dizisi içerisine düştü. Birinci Dünya Savaşının sonunda ise Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.</p>
<p>İkinci Meşrutiyet’in ilanından Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar on yıl geçmişti. Bir meclis kurulmuş ve iyi-kötü birçok olaylar olmuştu ama meclisli bir yönetim fikri artık yerleşmişti. Padişahın yanında bir bakanlar kurulu ve meclis vardı. Yasama ve yürütme anlayışları oluşmuştu. Fakat 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra galip devletler İstanbul’da komiserler bulundurmaya başladı. Yönetim bu yabancı unsurlara geçti. Görünürde padişahın atadığı sadrazam ve hükümet yürütmeyi oluşturuyor ve ülkeyi idare ediyordu. Fakat gerçekte işgal komiserleri beğenmedikleri her karar sonrasında hükümet üzerinde baskı kuruyorlardı. Böyle bir ortamda bir meclisin bulunması işgal kuvvetleri açısından pek de istenen bir şey değildi. Çünkü meclis, hükümetin hesap verme yeriydi. Halbuki işgal komiserleri baskıyla, padişaha ve hükümete istediklerini yaptırıyorlardı. Halkın temsilcileri önünde hesap verme zorunluluğu hükümette, işgal komiserlerinin isteklerine karşı bir direnç oluşmasına zemin hazırlayabilirdi. Bu sebeple işgal kuvvetleri padişaha uyguladıkları baskıyla 21 Aralık 1918’de meclisi feshettirdiler.</p>
<p>21 Aralık 1918’de meclisin feshedilmesi, bir anlamda halkın iradesinin yok sayılmasıydı. Başkent işgal altındaydı ve işgal güçleri elbette ki halk iradesini istemezlerdi. Onların niyeti tek adam olan padişah üzerine baskı kurmak yoluyla olayları istedikleri gibi yönlendirmekti. Padişahın onlarla uyumlu çalışacak bir sadrazam ataması ve onun da yine uyumlu kişilerden bir hükümet kurması yeterliydi. Zaten bu sebeple işgal döneminde en fazla başbakanlık yapabilen kişi, işgalcilerle en uyumlu çalışan Damat Ferit oldu.</p>
<h2><em>“Memleketin manzarayı umûmiyyesi”</em></h2>
<p>Mustafa Kemal 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktığı zaman Meclis feshedilmiş durumdaydı. Padişah ve hükümet, işgalcilerin isteklerini gerçekleştirmek zorunda olan halktan kopuk yöneticiler idi. Mustafa Kemal ise hem işgale karşı direnmek hem de hukuku korumak gerektiğini biliyordu. Bu sebeple Samsun’a çıktıktan bir ay sonra Amasya Genelgesini yayımladı. Genelgede bir yandan vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâline yönelik tehlikeye işaret ediliyor, bir yandan da hükümetin sorumluluğunu yerine getiremediği vurgulanarak, milletin kendi kaderini eline alması gerektiği çağrısı yapılıyordu.</p>
<p>Amasya Genelgesinden bir ay sonra Erzurum Kongresi toplandı. Burada alınan kararlarda Meclisin bir an önce toplanması için çalışılacağı söyleniyordu. Yine bir ay geçtikten sonra toplanan Sivas Kongresi kararlarında bu sefer İstanbul hükümetine Meclisi toplaması için açık çağrı yapılıyordu.</p>
<p>Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde art arda gelen meclisin toplanması çağrıları ve Anadolu’daki şahlanış nihayet İstanbul hükümetine harekete geçmek gerektiğini hissettirdi. Böylece İstanbul hükümeti temsilcileri ile Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Temsil Heyeti Amasya’da görüştüler. Bu görüşmeler sonucunda Meclis’in açılması gerektiğini nihayet İstanbul hükümeti de kabul etti. Burada üstünde anlaşılamayan nokta meclisin toplanma yeriydi. Mustafa Kemal, Anadolu’da bir yerde toplanmasını savunurken devrin hükümeti İstanbul’da toplanmasını istedi. Mustafa Kemal, İstanbul’da işgal komiserlerinin bulunduğunu, bu sebeple Meclis’in rahat bir şekilde çalışamayacağını düşünüyordu.</p>
<h2>Dağıtılan meclis, esir edilen vekiller</h2>
<p>Padişah ve İstanbul hükümeti Anadolu’daki hareket karşısında Meclis’in toplanmasına rıza göstermek zorunda kaldılar. İşgalci kuvvetlerin de Anadolu’daki bu hareketlenme üzerine işgali zamana yaymak niyetinde oldukları anlaşılıyor. Böylece 12 Ocak 1920’de Meclis-i Mebusan toplandı ve çalışmalarına başladı. Bu meclis, tarihimize Son Mebusan Meclisi diye geçmiştir. Bilindiği gibi bu Meclis, Millî Misak’ı kabul ederek tarihî bir görevi de yerine getirdi. Fakat Meclis, tıpkı Mustafa Kemal’in öngördüğü gibi işgal güçlerinin şiddetli tazyiki altındaydı. İşgal komiserleri, Meclis çalışmalarına dayanamıyorlar, sürekli Padişah ve hükümete baskı uyguluyorlardı.</p>
<p>İşi görünmeden ve arka planda halletmeye çalışan işgalciler bunu başaramayınca kaba kuvvet kullanmak gerektiğini düşündüler ve 16 Mart 1920’de karaya asker çıkararak başkentin birçok bölgesinde baskınlara giriştiler. Meclis-i Mebusan da basıldı ve işgalciler, bulabildikleri mebusları tutsak ederek Malta’ya sürdüler.</p>
<p>İngilizlerin bu hareketiyle halkın meşru temsil makamı zorbalıkla ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün bunu öngördüğü, Meclis toplanma yerinin İstanbul olmasını istememesinden anlaşılıyor. Gelişmeler üzerine, Atatürk hemen 19 Mart’ta bir genelge yayımladı. Genelgede İstanbul’daki elim olaydan bahisle Ankara’da yeni bir meclis toplanacağı ilan ediliyor ve bu meclis için yapılacak seçimlerin esasları açıklanıyordu. Genelgenin girişinde Atatürk, Ankara’daki Meclis’in hem vilayetlerden seçilecek yeni vekillerle hem de İstanbul’dan gelebilecek Meclis-i Mebusan üyeleriyle birlikte toplanacağını belirtiyordu. Bu durum, Atatürk’ün savaş zamanında dahi bütün adımlarını hukuka uygun attığını gösteriyor. O kadar ki İstanbul’un işgali sırasında Malta’ya sürülen mebuslar dahi, daha sonra çeşitli vesilelerle Ankara’ya ulaşınca mebus kabul edildiler.</p>
<h2>Türk milleti duruma vaziyet etti</h2>
<p>Yaklaşık bir aylık süreden sonra, 21 Nisan’da, bütün yurda bir genelge daha yayımlanarak iki gün sonra meclisin açılacağı bildirildi. Böylece 23 Nisan 1920’de milletin temsilcileri, Ankara’da toplanarak Millî Mücadele’nin ana itici gücünü oluşturdular.</p>
<p>Bir yıl sonra, 1921’de, <u><a href="https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc001/kanuntbmmc001/kanuntbmmc00100112.pdf">112 numaralı kanunla</a></u> 23 Nisan, millî bayram ilan edildi. 23 Nisan’ın ilk kutlamalarından itibaren çocukların ön plana çıktığı görülür ve birkaç yıl sonra aynı zamanda çocuk bayramı olarak kutlanmaya başlanır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>Sonuç olarak, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması Türk Milletinin bağımsızlığa olan güçlü isteğini gösteriyordu. Meclisin açılış macerası da Mustafa Kemal Atatürk’ün her işinde hukuku ön planda tuttuğunu gösterir. Anadolu’ya çıktığından beri milletin meşru temsilcilerinin kurumu olan Meclis’in toplanması çağrısı yapmıştır. Israrlı çağrıları sonucu İstanbul’da da olsa milletin meşru temsilcilerinin toplanmasını sağlamıştır. İşgalciler bu hukuki kurumu basınca, hemen milletin temsilcilerinin bir araya gelebileceği yeni bir kurum oluşturmuştur. Bu yeni kurumu oluştururken İstanbul’daki Meclisi işgalciler tarafından dağıtıldı diye yok saymamış, Mebuslar Meclisi üyelerini Büyük Millet Meclisinin tabii üyesi ilan etmiştir. Bütün bu hareket tarzı, Atatürk’ün en zor şartlarda dahi hukukla, istişareyle ve milletle birlikte hareket etmekten bir an bile vaz geçmediğini gösterir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Bayramın çocuklara hasredilmesi konusunda ayrıntılı bilgi için bk. Veysi Akın, 23 Nisan Millî Hakimiyet ve Çocuk Bayramı’nın Tarihçesi, <em>Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi</em>, 3/3 (1997), 91-96; Mücahit Özçelik, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın Ortaya Çıkışı ve 1922-1929 Yılları Arasında 23 Nisan Kutlamaları, <em>Gazi Akademik Bakış, </em>5/9 (Kış 2011), 265-284; Bengül Salman Bolat, <em>Millî Bayram Olgusu ve Türkiye’de Yapılan Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları</em>, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 2012.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu/">23 Nisan 1920: Savaş yıllarında hukukun üstünlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/23-nisan-1920-savas-yillarinda-hukukun-ustunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoksa Siz Uyumayanlardan mısınız?</title>
		<link>https://millidusunce.com/yoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülcan Havva Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2020 10:00:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=20979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sene de sosyal medyada hararetimizi düşürüp, görevimizi lâyıkıyla yaptığımıza göre, düzenli olarak yaptığımız gibi, 364 günlük gaflet uykusuna gönül rahatlığıyla yatabiliriz</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz/">Yoksa Siz Uyumayanlardan mısınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz%2F&amp;linkname=Yoksa%20Siz%20Uyumayanlardan%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz%2F&amp;linkname=Yoksa%20Siz%20Uyumayanlardan%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz%2F&amp;linkname=Yoksa%20Siz%20Uyumayanlardan%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz%2F&amp;linkname=Yoksa%20Siz%20Uyumayanlardan%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz%2F&#038;title=Yoksa%20Siz%20Uyumayanlardan%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz/" data-a2a-title="Yoksa Siz Uyumayanlardan mısınız?"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium_large wp-image-20982 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Bayrak-768x475.png" alt="" width="768" height="475" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Bayrak-768x475.png 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Bayrak-300x186.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Bayrak-1024x633.png 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Bayrak.png 1381w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Eski Türkiye günlerinde devlet; her köye okul, sağlık ocağı gibi temel hizmetleri götürmeye gayret ederdi. Öğretmen, köylünün dokunabildiği, devletin ete kemiğe bürünmüş yüzüydü. Eğitmen, muallim, okutman, okutucu, öğretmen gibi bir sürü adı olsa da, o tek bir şeydi. Dilekçe yazmaktan ziraate, jandarmadan baytara kadar her şeydi köylü için. Devletin kapısıydı öğretmen&#8230; Köylü için asker; peygamber ocağına yolladığı oğlu, jandarma ise biraz korktuğu ama devletin direği gördüğü, kanunun temsilcisi idi. Baytar yerine veterineri de güç belâ kabullendi dili.</p>
<p>Köylerden okulları kaldırıp taşımalı eğitime geçip, köyleri bilumum tarikat ve cemaatlere teslim etmeden önce, her köyde ya da köyünüze komşu bir köyde, mutlaka bir ilkokul vardı. Burada görev yapan sınıf öğretmeniyseniz, siz bir köy öğretmeniydiniz. Öyle, sınıf, hayat bilgisi, matematik vb. branşlarınız yoktu. Ben de böyle bir köy öğretmeni babanın kızıyım. Annemin muhacir köyüne komşu, bir köyde, Kurtuluş Savaşı döneminde şehit vermiş, gazi olmuş aileler ve isimler arasında geçti çocukluğum. Millî konulardaki hassasiyetimi, Türkiye Cumhuriyeti’ne sıkı sıkıya bağlı oluşumu, Atatürk’ün fikirlerini anlamak ve ilke edinmek konusundaki irademi, milliyetçiliğimi borçlu olduğum şeylerin temeli bu insanların cansiparane fedakârlık hikâyeleridir.</p>
<p>Okulun olduğu her köyde şanlı Türk bayrağımız nazlı nazlı dalgalanır. Bir köyde göndere çekilmiş dalgalanan bayrak görüyorsanız, o köyde okul olduğunu da bilirsiniz. O şanlı Türk bayrağının gökyüzünden size verdiği selâmın coşkusuyla, aralık ayında okullarda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız için hazırlıklar yapılmaya başlanırdı. Halk oyunları ekipleri kurulur, uzun prova süreci ile TBMM’nin kurulduğu o büyük güne hazırlanılır. O büyük gün gelir çatar, tam anlamıyla coşkunun doruğuna varılır(dı). Bir hayli zaman sonra, gece yarısına birkaç saat kala, önce tek tük, sonra ardı ardına, o görkemli ve coşkulu günümüzden âdeta intikam alınırcasına<em> “Sözde Ermeni Soykırımı”</em> diye başlayan haberler gelmeye başladı.</p>
<p>İnternet ve sosyal medya yaygınlaşmadan önce, anımsadığım kadarıyla, haberler bu kadar kasvetli değildi. Tabii o zamanlar harîciyede <strong><em>“Monşerler(!)”</em></strong>in bolca bulunmasının bunda etkisi çoktu. Ahh o monşerler, yok mu o monşerler!.. Gün oldu devran değişti<strong><em> “Eski”</em> </strong>Türkiye beğenilmez olundu. Birde <strong><em>“Yeni”</em></strong> Türkiye modeli deneyelim dendi. Monşerler gitti, yerini “<em>Kavak Yelleri”</em> estiren(!) hamili kart yakınımdır sülaleleri aldı. Millî bayramların coşkusundan(!) her millî bayramda yorgan döşek yatan liderlerimiz olmaya başladı. Minik çocukların, Cumhuriyetin ve ülkemizin emanet edildiği gençlerin söylediği coşkulu marşlar, orta kulak iltihabı yapıyordu. Neyse ki “<strong><em>Yeni</em></strong>” Türkiye’ye geçtik de müzmin orta kulak iltihabı iyileşiverdi. Çok şükür!..</p>
<h2><strong>Neden 23 Nisan?..</strong></h2>
<p>Bu kültür içinde çocukluğumdan beri çözemediğim bir kısırdöngünün içindeyim. Özellikle Ermeni Soykırımı iddiaları coşkumuzu söndürmek istercesine son yirmi yıldır 23 Nisan günü öğlenden itibaren başlıyor. Akşam olduğunda hepimiz bütün arşivleri açıyor, bilgileri, belgeleri ortalığa saçıyoruz. Kavgalar ediyor işi sinkâflı cümlelere kadar götürüyoruz. 24 Nisan’da çetele tutuyoruz, Dünyada hangi ülke Ermeni iddialarını kabul ettiyse sayıyor, sövüyoruz. Saatler ilerliyor tarih 25 Nisan oluyor, yeniden koca bir ülke, bir avuç insan hariç, 364 gün boyunca gaflet uykusuna yatıyoruz. Tâ ki bir dahaki yılın 23 Nisan’ının en coşkulu ânına kadar.</p>
<p>Lobilerimiz kimlerin yönetiminde, hangi grup ve yapıların tekelinde, bütçeler fonlar nasıl harcanıyor, hiç bilmiyoruz. Zaten bilmemiz de gerekmiyor, nasılsa bizim yerimize düşünen en tepede, tepeden inme en “yerli ve millî” isimler var. Bu sene de sosyal medyada hararetimizi düşürüp, görevimizi lâyıkıyla yaptığımıza göre, düzenli olarak yaptığımız gibi, 364 günlük gaflet uykusuna gönül rahatlığıyla yatabiliriz.</p>
<h2><strong>Yoksa siz uyumayanlardan mısınız?..</strong></h2>
<p>Öyleyse kavramlar üzerinden başlayarak bu konuyu doğru şekilde konuşmalı, yazmalı ve anlatmalıyız. Asker ve jandarmanın bile kültürel kodumuzda devasa düzeyde anlam farklılığı yarattığı ve zaman içinde bu anlamların bile değiştiği yerde, kullandığımız kavramların ne denli önemli olduğunu idrak etmeliyiz. Ermeni meselesi, Ermeni sorunu, sözde Ermeni soykırımı, tehcir vb&#8230; Kavramları yanlış kullandığımız bir konuda, ne kadar haklı olursak olalım bir arpa boyu yol almamız mümkün değildir.</p>
<p>Osmanlı Devleti, 24 Nisan 1915’te 14 ile <em>(Edirne, Erzurum, Adana, Ankara, Aydın, Bitlis, Halep, Bursa, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Konya, Elâzığ, Van)</em> ve 10 mutasarrıflığa <em>(Urfa, İzmit, Bolu, Canik -Kastamonu, Kayseri, Balıkesir, Niğde, Eskişehir, Afyon, Maraş)</em> gönderdiği genelge ile mecbur kaldığı zorunlu göçün ilk işaretini vermiştir. İddia edilenin aksine tüm Ermenilere değil, silahlı Ermeni çetelerin yoğun katliamlar yaptığı illerdeki Ermenilere yönelik alınmış bir karardır.</p>
<p>Oysa Osmanlı Devleti; emperyalist devletlerin desteği ve işbirliği ile Anadolu’da sistemli bir katliama girişen silahlı Ermeni isyancılara karşı, diğer vatandaşlarını korumak adına oldukça zor bir karar almak mecburiyetinde kalmıştır. Bu da bize isyan ve Türk halkına yönelik katliamların tüm Anadolu’ya yayıldığını, bu nedenle de Osmanlı Devleti’nin vatandaşlarının can güvenliğini ve asayişi sağlamak için,<strong> 27 Mayıs 1915’te de Sevk ve İskân kararı</strong> <strong>aldığını göstermektedir.</strong></p>
<p>Temmuz 1918’de kurulan Ermenistan’ın ilk başbakanı olan Ovannes Kaçaznuni de, daha sonra Ermeni gönüllü birliklerinin<em> “Türklere karşı faaliyete geçtiğini”</em> ve “<em>askerî operasyonlara aktif biçimde katıldığını”</em> kabul ederek Ermenilerin kalkışmasının, Sevk ve İskân kararı alınmasını zorunlu kıldığına atıf yapmıştır.</p>
<h2><strong>Doğru isimlendirme nedir?</strong></h2>
<p><strong>Kullanılması gereken doğru isimlendirme Ermenilerin Sevk ve İskânıdır.</strong></p>
<p>Sevk; gönderme götürme, iskân; yurtlandırma, yurt edindirme anlamındadır. Sevk ve iskân ise mücbir sebep ile zorunlu göç ettirilme ve devlet eli ile uygun bir yere barınmaya, hayatını idame ettirmeye uygun şekilde yaşayabileceği bir yere yerleştirmedir. Sevk ve iskânın sürgün ve tehcirden farklı olan yönlerini de sözlüklerden detaylıca öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Ermeni sorunu ve Ermeni meselemiz ise yok(tu). Ne yazık ki bu iki kavram akılcı uluslararası ilişkiler yürütemememiz, gerekli diplomatik ve insani ilişkileri sağlıklı kuramayışımız, önemsemememiz gibi birçok nedenle emperyalizmin elinde, bize karşı kullandığı sihirli değnekler oldu. Sorun ve mesele ile başlayan salvolar, nihayetinde soykırım iftirasının neredeyse kabul görmesine kadar geldi.</p>
<p>Tarihî ve hukuki zeminde tarafgirlikten uzak tarihçi ve araştırmacıların Rus, İngiliz, Amerikan, Ermeni ve Türk arşivlerinde yaptığı çalışmalar; Sevk ve İskân sürecinin bir soykırım değil, o günün şartlarında bulunabilen en insani çözüm olduğu noktasındadır.</p>
<p>Türkiye’nin arşiv, bilgi ve belgelerini araştırmak isteyen herkese açmasına karşın, Ermenistan ısrarla bundan kaçınmaktadır. İşin trajikomik tarafı; sözde Ermeni Soykırımını kabul eden, tanıyan, tanıma sürecini her kapıyı açan maymuncuk gibi menfaatleri için kullanan birçok ülke, aynı zamanda 1915 Sevk ve İskân Kararı’nın alınmasına gelinen sürece kadar Ermenileri kullanan ve kışkırtan ülkelerdir. Bugün de bu durum aynen devam etmektedir. Kendi arşiv belgeleri ve kayıtlarında da Ermeni çetelerinin yaptığı katliamlar ayan beyan ortadır. Bunları da zaten birçok tarihçi çalışmış, kitaplaştırmış ve insanlığa sunmuştur. Bundan sonra da sunmaya devam edecektir.</p>
<p>Tam da bu noktada Sevk ve İskân kararının soykırım olmadığını yargı kararı olarak ortaya koyan <strong>Malta Yargılamaları</strong> büyük önem arz etmektedir.</p>
<p>Kuruluşunun 100. Yıl dönümünü kutladığımız TBMM’mizin, eski başkanvekillerinden olan Uluç Gürkan’ın <em><strong>“Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar”</strong></em> isimli kitabı bu konudaki kapsamlı, detaylı ve güncel bilgileri içermektedir. Bu konu nedir diyen herkes mutlaka okumalıdır. Yazımın bundan sonraki kısmındaki ifadeler, ulusal bayramımızın sevincine gölge düşürmek isteyenlerin çabalarını boşa çıkartacak, kitabın önemini kısaca bize anlatacak detayların seçilmesinden oluşacaktır.</p>
<p>1919-1921 sürecinde yaşananlar Malta Yargılamaları, <em>“Soykırım”</em> iddiasıyla AİHM’e taşınan süreç ve uluslararası hukukta Ermeni iddiaları ile ilgili verilen kararlar ve yaklaşımlar tüm yönleriyle ele alınmıştır. 1915’de yaşananların soykırım olduğuna ilişkin ulusal veya uluslararası hiçbir mahkeme kararı yoktur. Aksine, soykırım iddialarını boşa çıkaran uluslararası bir yargı kararı vardır ve elimizdedir.</p>
<h2><strong>Malta Yargılamasına giden süreç.</strong></h2>
<p>1915’de yaşananlar tartışılırken<em> “Ermeni Soykırımı”</em> lobisi, Osmanlı Hükûmetinin işgal yıllarında kurduğu <em>“Divanıharbi Örfî</em>” Mahkemelerini ön plana çıkartır.<em> “Ermeni Soykırımının”</em> bu mahkemelerde kanıtlandığını öne sürer. Nemrut Mustafa adıyla bilinen bu mahkemeler İngilizlerin baskısıyla yönlendirilmiştir. Bir süre sonra da, İngilizlerin ifadesiyle, “maskaralığa dönmüş” İngiltere ve Osmanlı’nın itibarını zedelemeye başlamış, sonuçları dikkate alınamayacak kadar itibarsız kabul edilmiştir. Daha sonra İngilizlerin, bu mahkemelerde yargılanan önde gelen ittihatçıları 1919 ve 1920 yıllarında Malta’ya naklederek yeniden yargılamasının bir nedeni de zedelenen itibarını kurtarma çabasıdır. <em>“Ermeni Kırımı”</em> ile suçlanan Türklerin Osmanlı mahkemelerinden Malta’ya nakledilmesi, Malta’nın gerçekte bir sürgün yeri değil, Türklerin yargılanıp cezalandırılmak için planlandığını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngilizler, Osmanlı Devleti vatandaşı olan büyük çoğunluğu İttihat ve Terakki mensubu olan 145 kişiyi, <em>“Ermenileri toplu olarak katlettikleri”</em> iddiasıyla tutuklamış ve Malta adasında soruşturmaya tâbi tutmuşlardır. İngiltere’nin en üst adli soruşturma kurumu olan Londra’daki İngiliz Kraliyet Başsavcılığı bu soruşturmayı yürütmüştür. Malta’da sürgün görünümüyle tutuklu olarak bulundurdukları Türklerin yargılanıp cezalandırılması için İngiliz Hükûmeti her türlü yolu denemiştir. Ancak Kraliyet Başsavcılığı soruşturmayı “<em>takipsizlikle”</em> sonuçlandırmış, <strong><em>“Bir İngiliz hukuk mahkemesince kabul edilebilir katliam kanıtı bulunamadığı”</em></strong> gerekçesiyle “<em>kovuşturmaya yer olmadığına”</em> hükmetmiştir.</p>
<h2><strong>1915 Divanıharbi Örfî Yargılamaları&#8230;</strong></h2>
<p>Ermeni çetelerinin silahlı baskınları ve toplu katliamları sonucu alınan Sevk ve İskân Kararı ile yaşanan tehcirde, gösterilen bütün özene ve planlamalara karşın, dönem koşullarında uygulamada bir takım aksaklıklar olmuş, ölümler ve gasp hadiseleri gibi istenilmeyen çok sayıda olay yaşanmıştır. Osmanlı Devleti bu acı olaylara seyirci kalmamış, suç işleyen ve ihmali bulunan kişileri cezalandırmaktan kaçınmamıştır. “<em>Savaş Koşulları”</em> bahanesine sığınmamıştır. Baş soykırımcı ilan edip Ermenilerin şehit ettikleri Talat Paşa; Ermenilerin mağduriyet yaşamasına sebep olanlar için, 28 Eylül 1915 tarihli tezkeresi ile üç soruşturma komisyonu kurulması emrini vermiştir. Bu emirle Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında bazı görevlilerin suiistimalleri ile halktan yasadışı eylemleri olanların saptandığı kaydedilmiş, suçluların Sevk ve İskân kararları uyarınca Divanıharbe sevk edileceği bildirilmiştir. Komisyon raporları doğrultusunda görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle çok sayıda asker ve sivil görevden alınmıştır.</p>
<p>1673 kişi tutuklu yargılanmış, yargılananlara <em>“Adam öldürme, yaralama, Ermenilerin mallarına zarar verme, çalma, zorla para ve eşya alma, rüşvet yağma ve yankesicilik, Ermeni kızlarıyla izinsiz evlilik, görevi suistimal”</em> suçları yöneltilmiştir. Osmanlı arşiv belgelerine göre kimin ne ile suçlandığı, ne ceza aldığı tek tek belgelenmiştir. O dönem koşullarında bile olunabilecek en şeffaf şekilde olaylar kayıtlara geçirilmiştir. Dönemin İttihat ve Terakki Hükûmeti, iç hukuk sistemini çalıştırarak 1915 Sevk ve İskânı sürecinde yaşanan acılarla yüzleşmiş ve günümüz savaş hukukuna da katkıda bulunacak bir yargılama uygulamasını yaşama geçirmiştir. Ayrıca 1916 yılında Sevk ve İskân Kararı fiilen sonlandırılınca, Ermenilerin istedikleri yere geri dönmesi ve mallarının idaresini almasına izin verilmiştir. Kaldı ki 1951’de yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesinde belirlenen Soykırım suçunun vazgeçilmez öğesi olan kasıt unsurunun Osmanlı Devleti’ne yüklenemeyeceği Milletler Cemiyeti tarafından da belgelenmiştir.</p>
<h2>Malta Yargılamaları&#8230;</h2>
<p>Malta, zihnimizde sürgün yeri olarak yer alsa da Malta’da yaşanan olay bir yargılamadır. İngilizlerin tutukladığı 145 Osmanlı Vatandaşı Malta’ya yargılanmak üzere yollanır. Ermenileri toplu olarak katletmek suçlamasıyla İngiliz Kraliyet Başsavcılığı tarafından haklarında soruşturma yürütülür. Ama katledilen yüz binlerce Türk için Ermenilere yönelik İngilizlerin herhangi bir soruşturması ise olmamıştır. Uluç Gürkan bu durumu;<br />
<em>“Başsavcılığın soruşturması, Sevr Antlaşması’nın “Ermeni katliamı” iddialarıyla ilgili 230 ve 231. maddelerine dayandırılmıştır. İşgal sürecinde el konulan ve Londra’ya taşınan Osmanlı arşivinin yanında, Amerika’da olduğu varsayılan tüm belgeler taranmış, ötesinde Mısır’da, Irak’ta, Kafkasya’da “Ermeni katliamı” kanıtı aranmıştır. Bütün çabalara karşın, bir İngiliz hukuk mahkemesinde geçerli sayılabilecek hiçbir kanıt bulunamamıştır. Bunun üzerine <strong>İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kraliyet Başsavcılığı’ndan Malta’daki Türkler aleyhine ‘hukuki bir dava açılamıyorsa siyasi bir dava açılmasını’ istemiş, ancak Başsavcılığı ikna edememiştir.</strong> İngiliz Kraliyet Başsavcılığı, 29 Temmuz 1921 tarihli bir yazıyla, “eldeki kanıtlarla” Malta’daki Türklerden hiç birinin Ermeni katliamı gerekçesiyle cezalandırılamayacağını İngiliz Hükümeti’ne kesin bir dille bildirmiştir. Bunu üzerine İngiliz Hükümeti, Malta’daki tutuklu Türkleri serbest bırakmak zorunda kalmıştır.”</em> şeklinde özetler.</p>
<h2>Malta Yargılamasının Önemi</h2>
<p>Tüm bu süreç oldukça detaylı olarak bilgi ve belgelerle kitapta yer alır. Konunun kronolojik seyri ile doğru anlaşılabilmesi için kitabın okunması ve incelenmesi elzemdir. Senede bir gün, o da bugün der gibi; en sevinçli günümüze gölge düşürecek şekilde hatırladığımız bu iddiaların, yaşandıkları günden bugüne kadarki sürecini tüm detaylarıyla bilmek hepimizin vatandaşlık görevidir. 1919-1921 tarihleri arasında hukuki olarak nihayete erdirilen ve soykırım olmadığı ispatlanan bir olayın, tarihî gerçekliğinde ve dönem şartlarından kopartılıp bugün ülkemizin başında Demokles’in kılıcı gibi sallandırılması aslâ kabul edilemez. Bu yönüyle kitap: Ermeni iddialarını 1915’ten 2015’e kadar yaşanan 100 yıllık gelişimini ABD’den AB ülkelerinin tutumlarına kadar geniş bir pencereden ele almıştır.</p>
<p>İttihatçıları yargılayacağı düşünülen uluslararası mahkemenin kuruluş hazırlıkları, Milletler Cemiyeti’nde ele alınmış, oturumlarında dava açılması hâlinde yargılamayı yapacak mahkemenin nasıl kurulacağı detaylıca tartışılmış, bu amaçla bir <em>“Danışma Kurulu”</em> oluşturulmuştur.</p>
<p>Bu hazırlıklar, Kraliyet Başsavcılığı<strong><em> “kanıt olmadığı”</em></strong> için dava açılamayacağını, açılsa da cezalandırma yapılamayacağını kesin bir dille açıklayınca yaşama geçirilememiştir. İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın <em>“kanıt yokluğu”</em> gerekçesiyle Ermenilerin katledildikleri suçlamasıyla dava açamaması, günümüzün hukukunda<em> “kovuşturmaya yer olmadığı”</em>, başka bir deyişle<em> “takipsizlik”</em> kararı hükmündedir.</p>
<p>Soykırım kelimesi ilk defa 1945’te Nürnberg ve 1946’da Japonya’da askerî mahkemelerce kabul edilmiş bir kavram. Daha önceden olan suçlar için soykırım kavramı kullanılamaz ve geçmişe dönük soykırım yargılaması yapılamaz.</p>
<p>Kaldı ki Malta, <em>“Ermeni soykırımı”</em> iddiasının adli soruşturmasının yapıldığı ve sonucunda bir suç olduğunu ortaya koyacak kanıtların İngilizler tarafından bile bulunamadığı bir yargılama sürecidir. Malta’daki yargılama süreci, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yahudi soykırımı yargılamasının yapıldığı Nürnberg Mahkemesi ile benzer uluslararası hukuki kurguyla gerçekleştirilmiştir. Ermeni soykırımına dair bir kanıt bulunmuş olsaydı Malta, Nürnberg için de bir emsal olacaktı. AİHM ve uluslararası yargı kararları, parlamentoların siyasi kararları ile çarpıtılamayacak kadar katidir.</p>
<p>Malta yargılamasının <em>“Ermeni soykırımı’</em> iddialarını bütünüyle çürüten hukuki sonuçları olduğu tartışmasızdır. Ama Malta Yargılamalarının neden cılız sesle dile getirildiği sıkça tartışılmalıdır.</p>
<p><em>“Malta Yargılaması tarihimizin önemli bir sayfasıdır. Ermeni soykırım iddialarını bütün boyutlarıyla boşa çıkaran hukukî ve tarihî sonuçları vardır. Ancak unuttuğumuz, bize unutturulmuş olan bir sayfadır bu.</em></p>
<p><em>1915’de olaylarının soykırım olduğuna ilişkin ulusal veya uluslararası hiçbir mahkeme kararı yoktur. Ama aksini, soykırım olarak tanımlanacak bir katliam yapılmadığını hükme bağlayan yargı kararı vardır. Savcılık soruşturması yargı sürecinin ilk aşaması olduğuna göre, Ermeni soykırımı olmadığını ortaya koyan bir yargı kararı elimizdedir. Bu karar, bizim “Malta sürgünleri” deyip geçtiğimiz, İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın takipsizlikle sonuçlandırdığı Malta yargılamasıdır.”</em> diyen Uluç Gürkan, her platformda uykudan uyandıran çalar saat misali yılmadan usanmadan, bizim unuttuğumuz, bize unutturulan Malta Yargılamalarını anlatmaktadır.<br />
Kendi tarihimiz, benliğimiz ve millî bilincimiz noktasında hâlâ üç yüz altmış dört gün uyumaya devam mı?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz/">Yoksa Siz Uyumayanlardan mısınız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yoksa-siz-uyumayanlardan-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
