<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FELSEFE arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/felsefe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/felsefe/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Sep 2024 14:08:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İonna Küçüradi ve Otfried Höffe ile Kant</title>
		<link>https://millidusunce.com/ionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybars Öztuna]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2024 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE]]></category>
		<category><![CDATA[Kant]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48316&#038;preview=true&#038;preview_id=48316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kant, ahlâk metafiziği ve özgürlüğü ele alırken, insan eylemlerinin özgürlüğünden ziyade, bu eylemleri yönlendiren iradenin özgürlüğüne odaklanır. Burada kritik olan, ne yapılması gerektiği değil, eylemin arkasındaki niyetin, yani neyin istenmesi gerektiğinin vurgulanmasıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant/">İonna Küçüradi ve Otfried Höffe ile Kant</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant%2F&amp;linkname=%C4%B0onna%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCradi%20ve%20Otfried%20H%C3%B6ffe%20ile%20Kant" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant%2F&amp;linkname=%C4%B0onna%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCradi%20ve%20Otfried%20H%C3%B6ffe%20ile%20Kant" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant%2F&amp;linkname=%C4%B0onna%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCradi%20ve%20Otfried%20H%C3%B6ffe%20ile%20Kant" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant%2F&amp;linkname=%C4%B0onna%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCradi%20ve%20Otfried%20H%C3%B6ffe%20ile%20Kant" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant%2F&#038;title=%C4%B0onna%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCradi%20ve%20Otfried%20H%C3%B6ffe%20ile%20Kant" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant/" data-a2a-title="İonna Küçüradi ve Otfried Höffe ile Kant"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">28 Eylül 2024 Cumartesi günü Ankara Goethe Enstitüsü&#8217;nde gerçekleştirilen &#8220;Kant’ın Pratik Felsefesinin Güncelliği ve Sorunları Konferansı&#8221;nda öne çıkan iki isim Prof. Dr. İonna Kuçuradi ve Otfried Höffe oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kant&#8217;ın &#8220;Neyi ummaya izinliyim?&#8221; sorusu, bireyin varoluşu ve geleceği üzerine derin bir öz değerlendirme yapma çağrısı olarak değerlendirilebilir. Kant, insanın özgür iradesi ile ahlaki sorumlulukları arasındaki ilişkiyi sorgularken, bireyin kendi mutluluğu ile toplumun genel iyiliği üzerindeki etkisini de düşünmeye teşvik eder. Bu soru, günümüzde bireysel ve toplumsal düzeyde karşılaştığımız karmaşık sorunlar ve krizler bağlamında son derece önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Otfried Höffe&#8217;nin Kant&#8217;ın bu sorusuna yaklaşımı, ahlâki yükümlülüklerimizi yerine getirdikten sonra umut etme hakkımızın bulunduğu fikrini pekiştiriyor. Höffe, Kant&#8217;ın ahlâk yasasını, bireyin kendi iradesiyle ve pratik aklıyla hareket etmesi gerektiğini savunan bir sistem olarak yorumlamaktadır. Bu durum, özellikle pandemi gibi küresel bir kriz döneminde, devletin emir ve yasaklarına karşı bireysel özerkliğin ve sorumluluğun önemini vurgulamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kant&#8217;ın ahlak yasası, bireyin eylemlerinin etik değerini belirleyen bir rehber işlevi görür. Bu yasa, bireyin iradesini genel yasalar olarak kabul edilebilecek ilkelerle yönlendirmesini gerektirir. Bu ilkeler, bireyin yalnızca kendi mutluluğunu değil, aynı zamanda toplumun genel iyiliğini de gözetmesini sağlar. Kant&#8217;ın bu yaklaşımı, günümüzde küresel ısınma, ekonomik eşitsizlikler ve politik kutuplaşma gibi karmaşık sorunlarla karşılaştığımız bir dönemde, bireyin toplum içindeki rolünü yeniden değerlendirmemizi sağlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kant&#8217;ın pratik felsefesi, bireyin toplumsal sorumluluklarını ve toplumun birey üzerindeki etkilerini anlamamıza olanak tanıyan bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeve, bireyin eylemlerinin sonuçlarını değerlendirirken ahlaki ilkeleri dikkate almasını zorunlu kılar. Böylece, bireyin kendi mutluluğunu ararken toplumun genel iyiliğini de gözetmesi beklenir. Bu durum, özellikle demokratik toplumlarda, bireyin özgür iradesini kullanma hakkına sahip olmasının yanı sıra, toplumun genel iyiliğine katkıda bulunma sorumluluğunu da beraberinde getirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kant&#8217;ın ahlâk yasası, bireyin içsel dünyasında anlam arayışını destekler. Bu süreç, bireyin varoluşunu ve toplum içindeki rolünü anlamlandırmasına yardımcı olur. Kant&#8217;ın sorusu, bireyin hayatını ve toplumun geleceğini nasıl şekillendirebileceği üzerine düşünmesini teşvik eder. Bu, bireyin eylemlerinin sonuçlarını değerlendirirken yalnızca kısa vadeli etkileri değil, uzun vadeli sonuçları da göz önünde bulundurmasını gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filozof Otfried Höffe&#8217;nin Kant&#8217;ın bu sorusuna yaklaşımı, bireyin özerkliğini ve sorumluluğunu vurgularken, toplumun genel iyiliğini gözetme gerekliliğini de ön plana çıkarır. Bu durum, özellikle pandemi gibi küresel krizler sırasında, bireyin toplum içindeki rolünü ve toplumun birey üzerindeki etkilerini yeniden değerlendirmemiz için bir fırsat sunar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kant&#8217;ın pratik felsefesi, bireyin kendi mutluluğunu ve toplumun genel iyiliğini nasıl etkileyebileceği üzerine düşünmemizi sağlayarak, bireyin geleceğini ve toplumun geleceğini şekillendirme yetisini vurgular. Bu, bireyin içsel dünyasında anlam arayışını destekler ve toplum içindeki yerini anlamlandırmasına yardımcı olur. Kant&#8217;ın sorusu, bireyin eylemlerinin sonuçlarını değerlendirirken yalnızca kısa vadeli sonuçları değil, aynı zamanda uzun vadeli etkileri de dikkate almasını gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kant, özgürlüğün önemini ortaya koymak ve ahlakın varlığını ispatlamak amacıyla pratik aklın rolünü ön plana çıkarır. Pratik akıl, bireyin özgür iradesi ve eylemleriyle ilgili açıklamaların temelini teşkil eder. Ancak Kant, ahlâk metafiziği ve özgürlüğü ele alırken, insan eylemlerinin özgürlüğünden ziyade, bu eylemleri yönlendiren iradenin özgürlüğüne odaklanır. Burada kritik olan, ne yapılması gerektiği değil, eylemin arkasındaki niyetin, yani neyin istenmesi gerektiğinin vurgulanmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Küçüradi’ye göre, bir eylem gerçekleştirirken, o eylemin arkasındaki isteme, bireyin yarar ve arzularına ya da aklı ilke edinmesine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Örneğin, bir gencin yolda karşıdan karşıya geçerken yaşlı birine yardım etmesi durumunda, bu eylemin ardındaki isteme; eğer yalnızca çevresindekilerin takdirini kazanmak amacıyla gerçekleşiyorsa, yarar veya çıkar ilkesine dayanıyor demektir. Aksi takdirde, eylem ahlâk yasasına dayalı bir akıl ilkesine dayanıyor olabilir. Dolayısıyla, önemli olan belirli bir durumda ne yapılması gerektiği değil, genel olarak neyin istenmesi gerektiğidir. Bunun için hazır bir çözüm yoktur. Bu şekilde düşünen bir birey, her durumda ne yapması gerektiğini kendisi belirlemek zorundadır. Daha açık bir ifadeyle, bireyin özgür olması, onun farklı şekillerde eylemde bulunabilme kapasitesine sahip olması anlamına gelse de; eğer kişi eylemini, herkes için geçerli bir isteme ilkesiyle belirleyebiliyorsa, ancak o zaman nesnellikten bahsedilebilir. Ayrıca, özgürlüğün insanın yapısal bir özelliği olarak görülmesi ile bir olanağı olarak değerlendirilmesi etik açıdan farklı sonuçlar doğurur.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant/">İonna Küçüradi ve Otfried Höffe ile Kant</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ionna-kucuradi-ve-otfried-hoffe-ile-kant/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reel de politik gıpraşmış!</title>
		<link>https://millidusunce.com/reel-de-politik-giprasmis/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/reel-de-politik-giprasmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Afşar Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Dec 2021 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[edilgen gerçekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[etilgen]]></category>
		<category><![CDATA[etkin gerçekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[reel]]></category>
		<category><![CDATA[reel politik]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36664&#038;preview=true&#038;preview_id=36664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu reel politik meselesini artık bitireyim diyorum. Neden derseniz; biz sonuç ilgili bir toplumuz. Üzümü yer, bağını sormayız. Dolayısıyla pek gerçekçi davranıp duran mesela “merkez sağın”, memleketi getirdiği noktayı görür fakat hâllere nasıl düştüğümüzü bir türlü anlayamayız. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/reel-de-politik-giprasmis/">Reel de politik gıpraşmış!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Freel-de-politik-giprasmis%2F&amp;linkname=Reel%20de%20politik%20g%C4%B1pra%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Freel-de-politik-giprasmis%2F&amp;linkname=Reel%20de%20politik%20g%C4%B1pra%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Freel-de-politik-giprasmis%2F&amp;linkname=Reel%20de%20politik%20g%C4%B1pra%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Freel-de-politik-giprasmis%2F&amp;linkname=Reel%20de%20politik%20g%C4%B1pra%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Freel-de-politik-giprasmis%2F&#038;title=Reel%20de%20politik%20g%C4%B1pra%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/reel-de-politik-giprasmis/" data-a2a-title="Reel de politik gıpraşmış!"></a></p><p><span data-contrast="auto">Felsefesiz olmuyor, n’eyleyim?</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Siyaset dediğimiz okey mezesinde ise felsefe hiç tat vermiyor, değil mi? Ben de öyle hissediyorum. Ama bir kere sırtınızı sağlam bir hocaya dayayıp da bir torpil kaptınız mı da tadından yenmiyor mübarek yani!</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gene her şeyi ortalığa saçarak başladık söze…</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Umula ki düşmandan yana gelmeyin göze!</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Hay-i hak!</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu sefer lâfı fazla uzatmayalım da sabrınızı zorlamayalım.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şu reel politik meselesini artık bitireyim diyorum. Neden derseniz; biz sonuç ilgili bir toplumuz. Üzümü yer, bağını sormayız. Dolayısıyla pek gerçekçi davranıp duran mesela “merkez sağın”, memleketi getirdiği noktayı görür fakat hâllere nasıl düştüğümüzü bir türlü anlayamayız.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Eh.. Madem gerçek gerçektir… Neden bunca gerçekçi siyasetçiye rağmen memleket yazılım hatası vermiş “Matrix” gibi teklemektedir? (Nasıl? Araya iyi bir sinemasever olduğumu da sokuşturup entellektüelliğimi şey ettirdim mi?)</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Hiç uzatmadan ahkâm keseceğim. (Şimdilerde buna sosyal medyada “yargı dağıtmak” diyorlar ya hani… Tövbe tövbe!)</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İki tip gerçekçilik vardır: Edilgen gerçekçilik, etkin gerçekçilik.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Edilgen gerçekçilik, kendisine bir mevzu sorulduğunda meselâ “ En iyisi Amerikalılara soralım, onlar en iyisini bilir..” diyen eski cumhurbaşkanlarımızdan Abdullah Gül’ün tavrında ortaya çıkan gerçekçiliktir. Böylece, herhangi bir soruna “gerçekçi” bir çözüm bulma yetkisini, başkalarına devretmek tutumu ortaya çıkar. Bu gerçekçilik midir? Hem de sonuna kadar! Amma ve lâkin… Amerikan gerçekleri bizimkilerle aynı mıdır? </span><i><span data-contrast="auto">“Canım insan her yerde insandır. Terörün ırkı, rengi, dini, dili yok! Türk, Kürt fark etmez, insan olsun yeter</span></i><span data-contrast="auto">!” falan gibisinden işporta aydınlığına soyunacak olursak; Sayın Gül’ün gerçekçiliği eşsiz bir tutumdur.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü felsefi gerçekle toplumsal gerçeklik bambaşka şeylerdir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Amerikan vergi mükelleflerinin zenginliği, bir başka ülkenin doğal kaynaklarını ucuza kullanmakla sağlanabilirse, Amerikan hükümeti, o ülkenin huzuruyla ya da adaletiyle falan ilgilenmez. İngilizlerin meşhur “</span><i><span data-contrast="auto">Hindistan’ın kaderi artık bizi ilgilendirmiyor…</span></i><span data-contrast="auto">” mealindeki beyanları, aslında bunun nefis bir açıklamasıdır. (Sanki daha önce İngilizler Hintli çocukların nasıl daha iyi yetiştirileceğiyle falan çok ilgilenmişlerdir de…)</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dolayısıyla Amerikan hükümeti, kendi menfaatlerinin ve ihtiyaçlarının “göz önüne alınması gereken” gerçekler olduğunu, ilgili ülkelere kabul ettirmeye çalışır.“</span><i><span data-contrast="auto"> Aaa! “Ama ABD Türkmeneli ile sınır kapısı açmamıza izin vermiyor ki!</span></i><span data-contrast="auto">” diye zırlayan biriyseniz Amerikan etkin gerçekçiliğinin karşısında edinilmiş çaresizliğinizle edilgen bir gerçekçiliği benimsiyorsunuz demektir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Demek ki etkin gerçekçilik, uluslararası ilişkilerde kendi gerçekliğini ortaya koyarak başkalarının bu gerçekliği benimsemesini sağlamak demek.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Edilgen gerçekçilik ise, başkalarının kendisine dayattığı gerçekliği olduğu gibi kabul ederek kendi gerçeklerini, dayatılan gerçeklik penceresinden görmek, bu gerçekleri göz ardı etmek ve hıyanet seviyesinde ise artık bu gerçekleri inkâr etmek anlamına gelir. (Sen “</span><i><span data-contrast="auto">Ne mutlu Türküm diyene!</span></i><span data-contrast="auto">” dersen o da çıkıp “</span><i><span data-contrast="auto">Hayır Kürtüm diyene</span></i><span data-contrast="auto">!” derse ne yapacaksın?” diye soran zevzekler vardı ya… Hatırladınız mı?)</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Basında sürekli bir şeylerin “ıskalandığı” hissine kapılıyorsanız… İşte o ıskalama, Türk’ün gerçekliğinden ayrı, başkalarının dayattığı gündemlerle ve bakış açılarıyla düşünmeniz için sürdürülen işbirlikçiliğin eseridir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dolayısıyla kahvede okey kabinesi kurduğunuzda, memleketi yeniden inşa edecekseniz, kumunuzun, çimentonuzun, demirinizin hangi topraklardan temin edildiğini anlamadan bence inşaata başlamayın. Bak, benim rahmetli babam inşaat mühendisiydi, bir şey biliyoruz da konuşuyoruz! Çaktın?</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kalın sağlıcakla!</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">TANRI TÜRK’Ü KORUSUN!</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/reel-de-politik-giprasmis/">Reel de politik gıpraşmış!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/reel-de-politik-giprasmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim-din çıkmazı</title>
		<link>https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Yener]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Yener]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[din nedir]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe nedir]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=35338&#038;preview=true&#038;preview_id=35338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pozitivizm’in “tek doğru bilginin bilimsel bilgi olduğu” iddiasına saldırıp dururlar. İlahî bilginin ve vahyin yerini hiçbir bilginin alamayacağını savunurlar. Oysa bu ikisi yağla su gibi birbirinden ayrı ve birbiriyle kesinlikle ilgisiz iki alandır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/">Bilim-din çıkmazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&#038;title=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/" data-a2a-title="Bilim-din çıkmazı"></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-35343 " src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/kurn.jpeg" alt="" width="744" height="355" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/kurn.jpeg 325w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/kurn-300x143.jpeg 300w" sizes="(max-width: 744px) 100vw, 744px" /></p>
<p>Anlamsız bir inatla çağlar boyunca bilgi ile inancı, bilim ile dini yan yana değerlendirme gafletine düşen insanlar çok oldu. Bu yüzden de bilimde tam bir özgürlük ve dinde tam bir rahatlama yaşayamadılar. Bu gergin ortamdaki toplumlar sivrilip yükselmek yerine eriyip toz oldu. Esasen bilimin kesinlik iddiası ile dinin dogmatizm dayatması, onların bir arada değerlendirilmesini imkânsız hâle getirir. Bu karşıtlık onları aynı kefeye koyma fikrini baştan geçersiz kılar. Ayrıca unutulmamalıdır ki “kesinlikle yanılmam” diyen dindir ve “kimi zaman yanılabilirim” diyen de bilimdir.</p>
<h2><strong>Aklıevvelin Pozitivizm anlayışı</strong></h2>
<p>Bazı aklıevveller, Pozitivizm’in “tek doğru bilginin bilimsel bilgi olduğu” iddiasına da bu sebeple saldırıp dururlar. İlahî bilginin ve vahyin yerini hiçbir bilginin alamayacağını savunurlar. Oysa bu ikisi yağla su gibi birbirinden ayrı ve birbiriyle kesinlikle ilgisiz iki alandır. Öncelikle bilimle dini yarıştırmak nafile bir çabadır. Din ile bilimi ve bilim ile dini açıklamaya çalışmaktan da acilen vazgeçmek gerek. Böyle bir şeyin imkânı olmadığını, birinin kesin olana diğerinin ruhanî dünyaya, dolayısıyla yalnızca ona yürekten inananlara göre kesin olan konulara hitap ettiğini kabullenebilmek bile bir devrim sayılabilir.</p>
<h2><strong>Din düşmanı felsefe</strong></h2>
<p>Felsefenin din düşmanlığı yaptığı iddiasının altının tamamen boş olmasının yanında hiçbir kesin ya da yanlışlanabilir bilgi ortaya koyamayan dinin somuta, ispata ve yanlışlanabilirliğe dayanan bilim üzerine tahakküm kurmaya çalışmasının saçmalığı da bir başka gereksiz kavga. Bu kavganın sonlandırılması hem dine hem de bilime geniş bir çalışma alanı açacakken bu üstünlük kurma savaşı yüzünden ikisinin de yerinde sayması kaçınılmaz. İnancın sorgulanıp yanlışlanamamasının yanında bilimin sınanabilir, sorgulanabilir ve yanlışlanabilir olması da ikisi arasındaki uçurumun derinliğine işaret eder.</p>
<h2><strong><img decoding="async" class="size-full wp-image-35344 alignleft" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/dunya.jpeg" alt="" width="333" height="240" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/dunya.jpeg 333w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/dunya-300x216.jpeg 300w" sizes="(max-width: 333px) 100vw, 333px" />Akıl verilmiş, kullanmak gerek</strong></h2>
<p>İnsan, doğal yapısı nedeniyle öğrenmek isteyen ve sorular soran bir varlıktır. Akıl ve irade sahibi insan, sorgulama gücüne sahiptir. Akıl; insanın duygularından, edindiği bilgilerden, aldığı eğitimden, tecrübelerinden, beklentilerinden, ilişkide bulunduğu insanlardan, biyolojik bir rahatsızlığı olup olmamasından ve toplumun kültüründen etkilenir. Ancak bilimsel bir bilgi ortaya koyacakken kabul edilmiş ve aksi henüz ispatlanamamış bilimsel yasalarla çalıştığı için etkisi altında kaldığı her durumdan ayrı bir çalışma yürütür. Bu bağlamda objektif bir alandır. Oysa dinin objektifliğinden söz edilemez.</p>
<h2><strong>Peygamber ve filozof farklı şeyler</strong></h2>
<p>Olmayan ya da olduğu ispatlanamayan ancak sorgusuz sualsiz doğru kabul edilen bir alanın yanlışlanabilir ve kanıtlanabilir bir alanı açıklama çabası son derece beyhude bir çabadır. Peygambere inen vahyin bilimsel olarak açıklanması ne derece imkân dışıysa suyun maddenin üç haline bürünebilme koşullarının dinle temellendirilmesi de o derece imkân dışıdır.</p>
<p>Bilim, varlığı ve evreni alanlara ayırarak kanıtlanabilir sonuçlara ulaşma çabasındadır. Din ise varlığı ve evreni bir bütün olarak ele alır. Araştırma alanları ve yöntemleri hiçbir koşulda birbirine benzemeyen bu iki alanı birbiriyle açıklamak açıktır ki yanlış ve manasızdır.</p>
<h2><strong>Bilim de dinden elini çeksin</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-35345 alignright" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/rahle.jpg" alt="" width="318" height="159" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/rahle.jpg 318w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/rahle-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" />Aynı şekilde bilimden yola çıkarak ilahî konulara açıklık getirilebileceğinin, Tanrı’nın var ya da yok olduğunun ispat edilebileceğinin düşünülmesi de aynı ölçüde imkân dışıdır. İçinde yetiştiği kültürün ve toplumun yanlış yönlendirmelerinden sıyrılamayan bilim adamlarının boşa kürek çekme çabalarıdır. Dini kullanarak her şeye dâhil olmaya çalışanların elini bilimden çekmesi gerektiği açıktır. Aynı zamanda bilimin de dinin alanından uzak durması gereği ortadadır.</p>
<h2><strong>Din Şark ise bilim Garp’tır</strong></h2>
<p>Din ve bilimin farklı alanlar ve farklı koşullarda değerlendirilmesi gereken farklı içerikler olduğunun kabul edilmemesi her iki alan için de ayak bağı olur ve olmaktadır. Tanrı’yı ispatlama gereği duymadan koşulsuz olarak var kabul eden din ile somut, sınanabilir ve yanlışlanabilir olmayan hiçbir şeyi alanına dahil etmeyen bilim için uzlaşmanın tek yolu birbirinin sınırını kabul etmeleridir. Din ve bilim ayrımının kabul edilmesi, beraberinde dinin hayatın diğer alanlarından çekilmesinin de önünü açacaktır. Dinin söz sahibi olmadığı bir siyaset, din etkisinde kalmayan bir eğitim, dinle kısıtlanmayan bir teknoloji, dinsel yasaklara maruz kalmayan bir tıp ve benzeri bir özgürleşme hareketi, gelişmekte olan ya da geri kalmış toplumların tek umudu gibi görünüyor. Din kendi başına değerli bir alandır ama din kıskacından kurtulamayan hiçbir alan asıl değerine kavuşamayacaktır. Bu sebeple din, etki alanını daraltıp gücünü sadece kendi alanı içinde kullanacak kadar mütevazi olmadan birçok toplumun refaha ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşması imkânsızdır.</p>
<h2><strong>Herkes kendi alanında</strong></h2>
<p>Sonuç itibariyle din, bilim, siyaset, felsefe, sağlık gibi toplumsal hayatın kurucu birçok alanı için temiz ve doğru sonuçlara ulaşma koşulu kendi sınırları içinde kalmalarıdır. Basit ve kolay ancak bir o kadar da önemlidir bu fakat yıllardır en çok tartışılan bilim ve din arasındaki durumdur. Böylesi farklı iki kutbun birbirinin alanına müdahale etmemesi gereği açıktır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/">Bilim-din çıkmazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni kitap: Türkçe ve Felsefe Terimleri Mustafa Karataş</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkce-felsefe/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkce-felsefe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2020 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe terimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=24268&#038;preview=true&#038;preview_id=24268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçede belki de en çok ihmal edilen veya en çok tartışılan konulardan biri de terimler ve terim üretmedir. Özellikle Türklerin felsefeyle ilişkisi ve Türkçenin felsefe üretmeye yatkın bir dil olup olmadığı da özellikle bir tartışma konusudur. Dr. Mustafa Karataş, kitabıyla tartışmaya katılıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkce-felsefe/">Yeni kitap: Türkçe ve Felsefe Terimleri Mustafa Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkce-felsefe%2F&amp;linkname=Yeni%20kitap%3A%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ve%20Felsefe%20Terimleri%20Mustafa%20Karata%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkce-felsefe%2F&amp;linkname=Yeni%20kitap%3A%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ve%20Felsefe%20Terimleri%20Mustafa%20Karata%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkce-felsefe%2F&amp;linkname=Yeni%20kitap%3A%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ve%20Felsefe%20Terimleri%20Mustafa%20Karata%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkce-felsefe%2F&amp;linkname=Yeni%20kitap%3A%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ve%20Felsefe%20Terimleri%20Mustafa%20Karata%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkce-felsefe%2F&#038;title=Yeni%20kitap%3A%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ve%20Felsefe%20Terimleri%20Mustafa%20Karata%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkce-felsefe/" data-a2a-title="Yeni kitap: Türkçe ve Felsefe Terimleri Mustafa Karataş"></a></p><div id="attachment_24269" style="width: 386px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24269" class="wp-image-24269" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/08/turkce-ve-felsefe-240x300.jpg" alt="" width="376" height="471" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/08/turkce-ve-felsefe-240x300.jpg 240w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/08/turkce-ve-felsefe-820x1024.jpg 820w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/08/turkce-ve-felsefe-768x959.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/08/turkce-ve-felsefe.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 376px) 100vw, 376px" /><p id="caption-attachment-24269" class="wp-caption-text">Türkçe ve Felsefe Terimleri</p></div>
<p>Türkçede belki de en çok ihmal edilen veya en çok tartışılan konulardan biri de terimler ve terim üretmedir. Özellikle Türklerin felsefeyle ilişkisi ve Türkçenin felsefe üretmeye yatkın bir dil olup olmadığı da özellikle bir tartışma konusudur.</p>
<div class="nc684nl6">Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Karataş, Türkçe, felsefe ve felsefe terimleri üzerine kapsamlı bir çalışmayla tartışmaya katılıyor.</div>
<div></div>
<div>
<p>&#8220;Türkçedeki bilgi alıntılarının önemli bir kısmının kaynağı felsefedir. Osmanlı Devleti’nde 18. yüzyıldan itibaren yaşanan siyasî ve askerî başarısızlıklar sonucunda Batı’yla birtakım zorunlu ilişkiler kurulmuş ve böylece “Batı”lı bilgilere maruz kalan Türk toplumu birçok yeni felsefe kavramı ve terimiyle tanışmıştır. O dönemden itibaren bu terimlerin dili ve Türkçeleştirilmesi konusu tartışılagelmiş ve konu, bir dil sorunu olmaktan öte bir “zihniyet mücadelesi”ne dönüşmüştür. Bu mücadele, “yaklaşık bin yıllık bir Arap geleneğinin yer aldığı Doğu’nun, etkisine yeni girilen Fransız kültürünün temsil ettiği Batı’nın ve binlerce yıllık birikimiyle Türk kültürünün, Osmanlı aydınlarının zihninde yarattığı çatışmanın, çıkmazın dile, Türkçeye düşen gölgesi” olarak ve “terim sorunu” adıyla Türk bilim hayatında yaşamaya devam etmektedir.</p>
<p>Felsefe terimlerinden oluşan bu alıntılar, araştırmacılar tarafından çeşitli biçimlerde ve anlayışlarla Türkçeleştirilmektedir. Ancak Türkçenin olanaklarıyla üretilen bu terimlerin tutunma durumunu, yani sözlüklere girmesi ve böylece kurumsallaşarak alan çalışmalarında yaygın bir biçimde kullanılmasını belirleyen birçok etkenin olduğu görülmektedir.</p>
<p>Bu kitapta, felsefe terimleri konusu diller arası ilişkiler, kavram alışverişi ile pazarlaması çerçevesinde ele alınmış, Türkçe felsefe terimlerinin tutunmasını belirleyen etkenlerle ilgili tespitlerde bulunulmuş ve değerlendirmeler yapılmıştır. İncelenen örneklere göre, Türkçe felsefe terimlerinin tutunamamasında en az etkili olanının terimin Türkçesi (ses, yapı, anlam) olduğunu söylemek mümkündür.&#8221; (Arka kapak yazısından)</p>
</div>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkce-felsefe/">Yeni kitap: Türkçe ve Felsefe Terimleri Mustafa Karataş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkce-felsefe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşünen insan Tanrı’ya yakın olandır</title>
		<link>https://millidusunce.com/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 18:17:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gömük]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT]]></category>
		<category><![CDATA[MANEVİYAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=9835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değer üretmeyen ve varlığa hiçbir katkıda bulunmayan insanların çoğalması, toplumların iflası demektir. Maneviyat maddiyat yaratamıyorsa, o toplumda sadece acziyet vardır. Ayşe Sucu Sözcü Gazetesi'nde yazdı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir/">Düşünen insan Tanrı’ya yakın olandır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunen-insan-tanriya-yakin-olandir%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnen%20insan%20Tanr%C4%B1%E2%80%99ya%20yak%C4%B1n%20oland%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunen-insan-tanriya-yakin-olandir%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnen%20insan%20Tanr%C4%B1%E2%80%99ya%20yak%C4%B1n%20oland%C4%B1r" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunen-insan-tanriya-yakin-olandir%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnen%20insan%20Tanr%C4%B1%E2%80%99ya%20yak%C4%B1n%20oland%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunen-insan-tanriya-yakin-olandir%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnen%20insan%20Tanr%C4%B1%E2%80%99ya%20yak%C4%B1n%20oland%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunen-insan-tanriya-yakin-olandir%2F&#038;title=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnen%20insan%20Tanr%C4%B1%E2%80%99ya%20yak%C4%B1n%20oland%C4%B1r" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir/" data-a2a-title="Düşünen insan Tanrı’ya yakın olandır"></a></p><style>
       .errordiv { padding:10px; margin:10px; border: 1px solid #555555;color: #000000;background-color: #f8f8f8; width:500px; }#advanced_iframe {visibility:visible;opacity:1;vertical-align:top;}.ai-info-bottom-iframe { position: fixed; z-index: 10000; bottom:0; left: 0; margin: 0px; text-align: center; width: 100%; background-color: #ff9999; padding-left: 5px;padding-bottom: 5px; border-top: 1px solid #aaa } a.ai-bold {font-weight: bold;}#ai-layer-div-advanced_iframe p {height:100%;margin:0;padding:0}</style><script type="text/javascript">var ai_iframe_width_advanced_iframe = 0;var ai_iframe_height_advanced_iframe = 0;var aiOnloadScrollTop="true";var aiShowDebug=false;
		if (typeof aiReadyCallbacks === 'undefined') {
			var aiReadyCallbacks = [];
		} else if (!(aiReadyCallbacks instanceof Array)) {
			var aiReadyCallbacks = [];
		}    function aiShowIframeId(id_iframe) { jQuery("#"+id_iframe).css("visibility", "visible");    }    function aiResizeIframeHeight(height) { aiResizeIframeHeight(height,advanced_iframe); }    function aiResizeIframeHeightId(height,width,id) {aiResizeIframeHeightById(id,height);}</script><iframe id="advanced_iframe"  name="advanced_iframe"  src="https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/ayse-sucu/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir-2772755/"  width="100%"  height="3600"  scrolling="auto"  frameborder="0"  border="0"  allowtransparency="true"  loading="lazy"  style=";border-width: 0px;;border: none;;width:100%;;height:3600px;" ></iframe><script type="text/javascript">var ifrm_advanced_iframe = document.getElementById("advanced_iframe");var hiddenTabsDoneadvanced_iframe = false;
function resizeCallbackadvanced_iframe() {}</script><script type="text/javascript"></script><p style="display:block !important; visibility:visible !important;margin: -18px 14px 0 0;padding-left: 3px;padding-top:3px;background: white; overflow: hidden; position: relative; line-height:15px;width: fit-content;"><small style="display:block !important;visibility:visible !important">powered by Advanced iFrame</small></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir/">Düşünen insan Tanrı’ya yakın olandır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dusunen-insan-tanriya-yakin-olandir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
