<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kader arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/kader/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/kader/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Mar 2023 20:52:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Özür dileyerek: Meğer demişmişim</title>
		<link>https://millidusunce.com/ozur-dileyerek-meger-demismisim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ozur-dileyerek-meger-demismisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kilis]]></category>
		<category><![CDATA[malatya]]></category>
		<category><![CDATA[maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43031&#038;preview=true&#038;preview_id=43031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taksirle, yani kusurundan ötürü, ölüme sebebiyet verenden kan bedeli istenir. Kara kaplı kitabı açın da bir bakın. Helallik o kadar bedava verilen bir şey değil. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ozur-dileyerek-meger-demismisim/">Özür dileyerek: Meğer demişmişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fozur-dileyerek-meger-demismisim%2F&amp;linkname=%C3%96z%C3%BCr%20dileyerek%3A%20Me%C4%9Fer%20demi%C5%9Fmi%C5%9Fim" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fozur-dileyerek-meger-demismisim%2F&amp;linkname=%C3%96z%C3%BCr%20dileyerek%3A%20Me%C4%9Fer%20demi%C5%9Fmi%C5%9Fim" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fozur-dileyerek-meger-demismisim%2F&amp;linkname=%C3%96z%C3%BCr%20dileyerek%3A%20Me%C4%9Fer%20demi%C5%9Fmi%C5%9Fim" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fozur-dileyerek-meger-demismisim%2F&amp;linkname=%C3%96z%C3%BCr%20dileyerek%3A%20Me%C4%9Fer%20demi%C5%9Fmi%C5%9Fim" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fozur-dileyerek-meger-demismisim%2F&#038;title=%C3%96z%C3%BCr%20dileyerek%3A%20Me%C4%9Fer%20demi%C5%9Fmi%C5%9Fim" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ozur-dileyerek-meger-demismisim/" data-a2a-title="Özür dileyerek: Meğer demişmişim"></a></p><p>“Ben dememiş miydim!..” Bazıları bu sözü ve bu sözü söyleyebilecek fırsatı yakalamayı güzel bir şey diye değerlendirebilir. Eminim, sıradan popülistler için bulunmaz bir fırsattır bunu diyebilmek. Deprem tedbirsizliği, felaket karşısında suçu önce Allah’a, sonra dünyada bugüne kadar görülmemiş bir şiddete yüklemek; ikisi de tutmayınca bu sefer cankurtaran simidi niyetine “helalliğe” tutunmak… Benim bildiğim helallik, daha ziyade ölenler için istenir. Hani “Nasıl bilirdiniz?”den sonra, “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorar ya imam… Taksirle, yani kusurundan ötürü, ölüme sebebiyet verenden kan bedeli istenir. Kara kaplı kitabı açın da bir bakın. Helallik o kadar bedava verilen bir şey değil.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ben dememiş miydim?” diye başladım. Deprem ve tedbirsizlikleri düşünürken aklıma, Stephen Covey’in ta 1989 tarihli kitabı geldi. Acaba yoğun mesaileri sırasında, danışmanlarının okuyup özetledikleri kitaplar arasında bu yok muydu? Yoktu ise çok yazık. Belki bu kitap özetlenseydi helallik istemeye gerek kalmazdı. </span></p>
<h2>Üç yıl geçmiş</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazılarımı yazmadan önce, acaba daha önce bu konuyu yazmış mıyım diye araştırırım. Birikimlerimi koyduğum dağarcık sonsuz değil. Tersine, epey küçük. O yüzden, kendimi tekrarlama tehlikem oldukça yüksek ve böyle tekrarları okuyucuya saygısızlık addederim. Eski yazdıklarımı taradım. Çok kolay: Yazılarımı tuttuğum bilgisayar klasörünün arama kutusuna “Covey” yazdım ve giriş tuşuna bastım. İnternet üzerinden de aynı aramayı yapabilirsiniz. Bir gün böyle aramalarda nasıl nokta atışı yapılacağını yazayım. Asıl aradığım, Covey’in işleri dört kategoriye ayırdığı kısımdı. Depremden önce alınması gereken önlemler, onun “</span><i><span style="font-weight: 400;">Acil olmayan önemli işler</span></i><span style="font-weight: 400;">” kategorisine pek uyuyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aradım ve bakınız ne çıktı! Takdir edersiniz ki bu herkese o söylenmemesi gereken cümleyi söyletme hakkını verir. O hakkım var olmasına var da söylemek yine de çok hoş değil. Covey’i yazmışım ve en hayret verici yön şu ki deprem için tedbir almama konusunda yazmışım<a href="https://millidusunce.com/plan-sekerleme-ve-deprem/" target="_blank" rel="noopener">yazmışım</a>. Tarih, 1 Mart 2020. Üç yıl geçmiş üzerinden. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının ilgili kısmını alıyorum. Buyurun: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“İlk okuduğumda çok heyecanlanmışım. Bir dostum &#8220;Artık klasik oldu&#8221; dedi: Şu dört-beş yaşında çocuklara uygulanan şekerleme testi. (Marşmallov deneyi) Psikolog masaya bir şekerleme bırakıyor ve ‘Ben on dakika sonra geleceğim. Eğer masadaki şekerlemeyi yememişsen sana on tane daha vereceğim. Yemişsen, şekerleme yok.’ diyor. Çocukların bir kısmı zorlanıyor ama bekliyor. Bir kısmı da psikolog çıkar çıkmaz şekerlemeyi mideye indiriyor. Çocukların testten sonraki hayatları izleniyor. Yirmi yıl geçince zorlansa da tahammül edip bekleyenler; yani zevki erteleyebilenler, yiyenlere kıyasla belirgin derecede daha başarılı!&#8230; </span></i></p>
<h2>&#8220;Önemsiz ve acil&#8221; önemlinin düşmanıdır</h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Başka bir yeni klasik, Etkili İnsanın Yedi Alışkanlığı&#8217;nda, Stephen Covey, işleri iki türlü sınıflandırır: 1) Önemli &#8211; önemli olmayan; 2) Acil &#8211; acil olmayan. Sonra bunlardan dört gözlü bir matris yapar: Önemli ve acil; önemli ve acil olmayan; önemsiz ve acil, önemsiz ve acil olmayan. Ve asıl sonucu söyler: Zamanını planlayamayanlar… (Covey&#8217;in asıl muhatabı yöneticilerdir, ama hepimizi ilgilendirir bu hüküm.) </span></i><b><i>Zamanını iyi planlayamayanlar, önemsiz fakat acil işlerle boğuşmaktan, önemli fakat acil olmayan işlere vakit bulamazlar</i></b><i><span style="font-weight: 400;">. Sonunda ertelene ertelene önemli işler acil hâle gelir ama artık elde, onları hakkıyla yapacak zaman kalmamıştır. </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Etkili ve akıllı adamın yapması gereken der Covey, henüz aciliyet kesp etmemiş önemli işlerle uğraşmaktır. Onları, acil hale gelmelerine müsaade etmeden halletmektir. </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Ne dersiniz? Bu anlattıklarımın ilk depremde yıkılmasına kesin gözüyle bakılan binaların yerine sağlamlarının yapılmasıyla bir ilgisi var mı? Maazallah çok ölümlü bir deprem olursa… Takdir-i ilahi mi diyeceksiniz? Muhalefet veya ben, ‘İyi de Japonya&#8217;da 8 Richter&#8217;lik takdiri ilahide pek kimse ölmüyor.’ dersek… Cevaben küfredersiniz, veya memurlarınıza talimat verirsiniz onlar küfreder. </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Ama şimdi şekerleme önümüzde dururken, onun tadını neredeyse damağımızda hissederken. Kim uğraşacak yirmi dakika sonrasıyla veya yirmi gün, yirmi ay… Hele hele yirmi yıl!” </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat deprem, yirmi yıl mühlet vermedi. Çok daha hızlı geldi ve çok fena vurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç yıl önce yazdıklarımdan beni en çok şaşırtan kısım hangisi biliyor musunuz? Şu iki cümle: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Muhalefet veya ben ‘İyi de Japonya&#8217;da 8 Richter&#8217;lik takdiri ilahide pek kimse ölmüyor.’ dersek… Cevaben küfredersiniz, veya memurlarınıza talimat verirsiniz onlar küfreder.” </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demek sınırlı olan yalnız benim fikir dağarcığım değil. Onların davranış dağarcığı da epey sınırlı ve o dağarcığın içinde küfür, öyle bir yer tutuyor ki başka davranış biçimlerinin sığması mümkün olmuyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ozur-dileyerek-meger-demismisim/">Özür dileyerek: Meğer demişmişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ozur-dileyerek-meger-demismisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl ölürdünüz?!</title>
		<link>https://millidusunce.com/nasil-olurdunuz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/nasil-olurdunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Umay Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2023 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[enkaz]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42718&#038;preview=true&#038;preview_id=42718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür. En iyi yaptığımız şeylerden birisi; unutmak. Unutunca her şey geçiyor, bitiyor. Acıları unutalım tabii ama neden acı çektiğimizi, bu acıları yaşamamıza kimlerin sebep olduğunu değil.  </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nasil-olurdunuz/">Nasıl ölürdünüz?!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-olurdunuz%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20%C3%B6l%C3%BCrd%C3%BCn%C3%BCz%3F%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-olurdunuz%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20%C3%B6l%C3%BCrd%C3%BCn%C3%BCz%3F%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-olurdunuz%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20%C3%B6l%C3%BCrd%C3%BCn%C3%BCz%3F%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-olurdunuz%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20%C3%B6l%C3%BCrd%C3%BCn%C3%BCz%3F%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-olurdunuz%2F&#038;title=Nas%C4%B1l%20%C3%B6l%C3%BCrd%C3%BCn%C3%BCz%3F%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/nasil-olurdunuz/" data-a2a-title="Nasıl ölürdünüz?!"></a></p><p>Ölüm sebebinizin ne olmasını istersiniz? Zira ülkemiz bu yönden oldukça zengin çeşide sahip. Kimini sel alıyor, kimi yangının ortasında kalıyor, kimini kendi türünden başka bir yaratık katlediyor, kimi başımı sokacağım bir evim olsun diye tomar tomar para sayıp aldığı ev müsveddelerinin enkazında kalıyor, kimileri de o paraları kazanabilmek için girdiği yerin metrelerce altında, kömürün zifiri karanlığında yitip gidiyor. Saymakla bitmiyor…  Hastalıktan ve geçtiğimiz iki yılı burnumuzdan getiren koronadan ölenleri saymaya gerek yok sanırım. Koronayı atlattım diye sevinip sonrasında ani kalp krizinden ölenler de var…</p>
<p>Bu “cennet vatanda” yaşamanın bedeli ne kadar da ağırmış. Geçmişte ödedik, şimdi ödüyoruz. Sanırım gelecekte de ödemeye devam edeceğiz. (Tabii hâlâ “cennet vatanımız” diyebiliyorsak.) İnşallah gelecekte ödediğimiz bedeller şimdiye kadar ödediklerimizden daha ağır olmaz.</p>
<p>Tam “Bu da geçti şükür, beterinden koru.” diyerek azıcık gülmeye başlıyoruz. Hoop yeni bir olay patlıyor. Bu arada terör, bitmeyen, acıklı bir fon müziği gibi bütün felaketlerin eşlikçisi. Başımıza gelen kötülüklerin, felaketlerin, afetlerin çoğunda, insan dediğimiz yaratıklar genelde başrolde.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-medium_large wp-image-42726" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/thumbs_b_c_f3beaaa1fb037ab5ea19ad879403c098-768x432.jpg" alt="" width="768" height="432" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/thumbs_b_c_f3beaaa1fb037ab5ea19ad879403c098-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/thumbs_b_c_f3beaaa1fb037ab5ea19ad879403c098-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/thumbs_b_c_f3beaaa1fb037ab5ea19ad879403c098.jpg 864w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h3>Zaman çabuk geçiyor</h3>
<p>Bizleri derinden sarsan, üzen, kahreden, utandıran velhasıl pek çok duyguyu aynı anda yaşatan depremin üzerinden iki hafta gibi bir zaman geçti. Bu sefer de ateş düştüğü yeri yakmadı maalesef hepimizi yaktı, yıktı. Tıpkı geçen yıl yaşadığımız yangınlar, seller, göçükler vb. gibi O kadar yoğun duygular içindeyiz ki. Bölgeden kilometrelerce uzakta olan insanlar, depremzedelerle birlikte üşüdü, susadı, acıktı ama bu ihtiyaçlarını dile getirmekten ve ihtiyaçlarını gidermekten utandı. O tatlı rüyalarımız, yerini kara kara kâbuslara bıraktı. Kendi adıma, özellikle ilk günlerde sanki yatıp uyursam, enkazlardaki arama kurtarmalar duracakmış gibi geldi. Depremden hemen önceki günlerde yağmur yağsın, kar yağsın diye dua ediyorduk. Zira kuraklık tehlikemiz var! Şimdilerde de yağmasın diye dua ediyoruz. Ülkece zaten bozuk olan psikolojimiz hepten alt üst oldu. O kadar yoğun duygular içindeyim ki yazmak istediğim çok şey var ama kelimelere dökmek de çok zor geliyor. Kulağa klişe gibi gelse de gerçek bu maalesef.</p>
<p>Herkesin alıştığı yaşam düzeni, rutinleri, ertesi gün ve gelecek için yaptığı planlar, yıkılan yok olan müsvedde binaların enkazı altında kaldı. Gecenin karanlığında, kışın ayazında kayboldu gitti.</p>
<p>Bu arada, bütün felaket anlarında olduğu gibi herkes uzman, herkes bilirkişi, herkes hâkim ve savcı; yazıyorlar, konuşuyorlar vs. . Televizyonlarda yüz bin tane deprem uzmanı. Herkes “Benim söylediğim doğru.”, “Onlar da doğru ama benimki en doğru.” havalarında.</p>
<div id="attachment_42724" style="width: 778px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-42724" class="size-medium_large wp-image-42724" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/301dba02-undefined-768x576.jpeg" alt="" width="768" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/301dba02-undefined-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/301dba02-undefined-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/301dba02-undefined-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/301dba02-undefined-1536x1152.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/301dba02-undefined.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-42724" class="wp-caption-text">YARDIMSEVER VATANDAŞTAN DUYGULANDIRAN MESAJ (ENDERHAN ÖZ/KIRŞEHİR-İHA)</p></div>
<h3>Türk milleti ayağa kalktı</h3>
<p>Kötü haberin duyulduğu ilk andan itibaren bütün Türkiye yardım için ayaktaydı. Gerçekten yardım toplama merkezleri tıklım tıklımdı. Türk milletinin en güzel huylarından birisi dayanışma, birlik olma. En kötü huylarından biri de birlik olmak için illa bir felaketin olması sanırım. Herkes karınca kararınca bir şeylerini paylaştı, para gönderdi vs. Bu sefer de yardımların yapıldığı yerler ve insanlar hakkında çok kişi ahkâm kesti. Devlet kurumları yerine sivil toplum örgütlerine yardım yapanlar eleştirildi, bazı büyüklerimiz(!) tarafından. Bunun yerine “İnsanlar neden devlet kurumlarına değil de başka oluşumlara daha çok güveniyor?” diye oturup düşünselerdi keşke.</p>
<p>Ardından daha önce de şahit olduğumuz, televizyon kanallarından canlı yayınlanan genel bir yardım kampanyası yapıldı. Burada koca koca rakamlarla yapılan bağışlar vardı. Benim dikkatimi en çok Merkez Bankası ve diğer kamu bankalarının bağışları çekti. Bir de bağış yapan şirketlerin bu bağışlarını vergiden düşecek olmaları.  Bu firmalar, düzenli olarak bu kadar vergi veriyor mu acaba? Haa bir de cumhurbaşkanının konuşmasındaki  “toplanan paraların hepsinin depremzedeler için kullanılacağı” ifadesi. “Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek.” deyimi var ya. Bizde de ona benzer bir hâl oluştu. Daha önce de benzer kampanyalar yapıldı ya (misal, 15 Temmuz ). “Onlar nereye kullanıldı ki?” diye sormadan edemedik. Sorduk da kendi kendimize sorduğumuz için cevapsız kaldı tabii. Neyse cumhurbaşkanımız böyle dedi ya bu sefer içimiz rahat!</p>
<h3>Böyle bir zamanda bile ayrıştırma!</h3>
<p>Yardım demişken, haberlerde gördüğüm, sinir bozucu bir sahne de aklıma geldi. Bütün illerden yardıma koşan belediyeler gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri de deprem bölgesine yardıma gitmiş. Kahramanmaraş’ta bir kadın, bu ekiplere avazı çıktığı kadar bağırıp “defolun, İngiliz uşakları…” diye çemkiriyor hatta fiziken de saldırmaya çalışıp provakatif davranışlar sergiliyordu. Normal bir vakitte bile iğrenç ve utanç verici bu davranış, birlik mesajları verilen bir zamanda hiç yakışık almadı, midemi bulandırdı. Sonradan öğrendim ki bizim vergilerimizle maaş alan eski bir milletvekiliymiş. Hangi parti olduğunu söylemeye gerek bile görmüyorum.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-42728" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/mqdefault.jpg" alt="" width="389" height="219" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/mqdefault.jpg 320w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/mqdefault-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 389px) 100vw, 389px" /></p>
<h3>Saatler sonra sağ olarak kurtulanlar</h3>
<p>Depremin üstünden günler geçti. En son gördüğüm 261. saatte bir gencimiz, sağ olarak enkazdan kurtarılmıştı ve sağlıklı görünüyordu. Gerçekten çok sevindirici bir haber. Ancak enkaz altında uzun süre kalıp sağ olarak kurtarılanların hepsi gerçekten sağlıklı mı? Bu kişilerden bir kısmı da hastanelerde veya yolda vefat ettiği için depremde vefat edenler sayısının içinde yer almıyor sanırım. İşin başka bir boyutu, sağ olarak kurtarılanlardan bazılarının da maalesef organ kaybı yaşaması. İlerleyen günlerde hem kişisel hem toplumsal sorun olarak karşımıza gelecek.</p>
<p>Bence başka büyük bir sorun da ebeveynleri vefat eden bebek ve çocuklarımızın istikbali. Hem uykularında yakalandıkları depremin karanlık travması hem de anne baba kaybının ağır sarsıntısı. Bu çocuklarımızın, devletimizin şefkatli kucağı yurtlarda en iyi şartlarda bakılacağını düşünüyorum. Ancak yaşadıkları travmalar sebebiyle diğer çocuklardan biraz daha fazla ihtimam gösterilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bu çocukların, evlatlarını kaybetmiş depremzedelerle yeni aileler kurmasını sağlamak da güzel olur gibi ama psikolojik açıdan doğru olur mu, bilemiyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-42727" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/650x344-mucize-kiz-ayda-ders-basinda-1666819012728.jpeg" alt="" width="650" height="344" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/650x344-mucize-kiz-ayda-ders-basinda-1666819012728.jpeg 650w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/650x344-mucize-kiz-ayda-ders-basinda-1666819012728-300x159.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<h3>Bundan sonra ne olacak?</h3>
<p>Artık kurtarma çalışmaları, tamamen olmasa da yerini enkaz kaldırma çalışmalarına bıraktı.  Bundan sonra ne olacak? Her felaketten sonra olanlar olacak. Her depremden sonra konuşulan “beklenen İstanbul depremi” konuşulacak.  Birkaç tanesi yakalanan, günah keçilerinin belki sayıları artacak. Biraz cezaevinde tutulup sonra bırakılacaklar. Onlar da çıkınca en iyi bildikleri inşaat işine dönecekler. Zira önümüzde bir Veli Göçer örneği var. 1999 yılı depreminden sonra 198 vatandaşımızın ölümüne taksirle sebebiyet vermekten aldığı 18 yıl 9 aylık hapis cezasının 7,5 yılını yatıp “Rahşan Affı”ndan yararlanarak çıkmış. Sonra da şirketlerinin adını değiştirip müteahhitliğe devam ediyormuş. <a href="https://www.gazetevatan.com/gundem/veli-gocer-kimdir-oldu-mu-yasiyor-mu-1999-depremi-muteahhidi-veli-gocere-ne-oldu-kac-yil-hapis-yatti-2082226">Kaynak haberi buradan görebilirsiniz. </a>  Bu kadar canımızın gitmesinde sadece o binaları yapanlar suçlu çünkü!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-42725" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/538e6720-a5f7-11ed-8f65-71bfa0525ce3.jpg" alt="" width="640" height="426" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/538e6720-a5f7-11ed-8f65-71bfa0525ce3.jpg 640w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/538e6720-a5f7-11ed-8f65-71bfa0525ce3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h3>Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür</h3>
<p>Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür. En iyi yaptığımız şeylerden birisi; unutmak. Unutunca her şey geçiyor, bitiyor. Acıları unutalım tabii ama neden acı çektiğimizi, bu acıları yaşamamıza kimlerin sebep olduğunu değil.</p>
<p>Gelişmişliğin sembolü betonla(!), yapılan yollarla övünenler, gecenin karanlığında insanların tepesine çöken beton yığınlarının manzarasına, paramparça olduğu için ulaşım sağlanamayan yolların manzarasına iyi bakıp akıllarına kazısınlar. Gerçi çöküntüleri inceleyen, bazı uzman kişilerin söylediğine göre beton da beton değilmiş zira biz de gördük tuz buz olmuş enkazları.</p>
<p>Şöyle bir fıkra duymuştum bir ara. Fıkra dediysem de pek komik değil ama trajikomik: Marmara depreminden sonra mahkeme kurulur, suçlu olduğuna inanılan müteahhit huzura çıkarılır. Hâkim: &#8220;Depremde yaptığın binalar yıkıldı, insanların ölümüne sebep oldun. Ne diyeceksin bu konuda?&#8221;</p>
<p>Müteahhit: &#8220;Efendim benim bir suçum yok, malzemeleri tastamam kullandım, çimento görevini yerine getirmedi, demir ile kumu birleştirmedi&#8221; şeklinde kendini savunur. Bunun üzerine müteahhit beraat eder, çimentoyu mahkemeye getirirler. Hâkim çimentoya da neden kum ile demiri birleştirmediğini sorar. Çimento: &#8220;Ben de bir kabahat yok, kum kaliteli değildi. O yüzden oldu.&#8221; der.</p>
<p>Bu sefer kumu getirirler mahkemenin huzuruna. Kum ise demiri suçlar. Son olarak demiri tutup hâkimin karşısına çıkarırlar. Hâkim: &#8220;Depremdeki yıkımların sorumlusu senmişsin! Ne diyorsun?&#8221; Demir: &#8220;Vallahi yalan billahi yalan. İftira efendim. Deprem günü ben olay mahallinde bile yoktum.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium_large wp-image-42723" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/714043Image1-768x484.jpg" alt="" width="768" height="484" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/714043Image1-768x484.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/714043Image1-300x189.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/714043Image1-1024x645.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/714043Image1.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h3>Umutlar</h3>
<p>Ders, ahlak, eğitim, bilim. Şart olanlar. Umarım özellikle sayın devlet büyüklerimiz yaşananlardan ders alır. Umarım gelecek nesillerimiz ahlak, eğitim ve bilimin enkazı altında yok olmaz.</p>
<p>Yine umarım ki depremin ilk anından itibaren bölgeye gönüllü gidip canla başla çalışan sağlık personelinin çabaları her şey bittikten sonra unutulmaz, dövülüp sövülmezler. Zira korona zamanı çokça alkışlanıp peşinden de çokça hırpalanmışlardı.</p>
<p>Her zamanki duamız; Allah beterinden saklasın!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium_large wp-image-42729" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/saglik-768x432.jpg" alt="" width="768" height="432" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/saglik-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/saglik-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/saglik.jpg 864w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nasil-olurdunuz/">Nasıl ölürdünüz?!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/nasil-olurdunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kader</title>
		<link>https://millidusunce.com/kader-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kader-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şerif Tahsin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2022 08:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtrat]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Maden kazası]]></category>
		<category><![CDATA[soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkece nasıl olduğumuzu merak mı ediyorsunuz? Nasıl öldüğümüze bakın, derim. Arşiv taramasına gerek kalmadan şu birkaç gündür yaşadıklarımız bile vaziyetin nasıl bir hâl aldığını gösterecektir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kader-2/">Kader</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-2%2F&amp;linkname=Kader" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-2%2F&amp;linkname=Kader" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-2%2F&amp;linkname=Kader" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-2%2F&amp;linkname=Kader" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-2%2F&#038;title=Kader" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kader-2/" data-a2a-title="Kader"></a></p><p>Ülkece nasıl olduğumuzu merak mı ediyorsunuz?</p>
<p>Nasıl öldüğümüze bakın, derim.</p>
<p>Arşiv taramasına gerek kalmadan şu birkaç gündür yaşadıklarımız bile vaziyetin nasıl bir hâl aldığını gösterecektir.</p>
<p>Örneğin 3 Eylül’de Osmaniye’de bir polis memuru intihar etti.</p>
<p>Mesleğini özellikle belirtiyorum çünkü son aylarda çeşitli mecralardan, polislerin artan bir şekilde mobbinge maruz kaldığını duyuyoruz.</p>
<p>Söz konusu olayla ilgili basını aydınlatıcı bir açıklama da yapılmış değil.</p>
<p>Hepimizin can güvenliğini sağlamayı amaç edinen emniyet görevlileri neden kendi canına kıyıyor?</p>
<p>Adana’da eski sevgili dehşeti yaşandı mesela.</p>
<p>Hikâyeyi biliyorsunuz.</p>
<p>Erkek, kadına âşık olur.</p>
<p>Kadın bu aşka olumlu biçimde karşılık verir.</p>
<p>Ki vermesine bile gerek yoktur, esas olan erkeğin duygularıdır.(!)</p>
<p>Zaman geçer, kadın âşık olduğu erkeği tanıyamaz hâle gelir ve ayrılmak ister.</p>
<p>Erkek bu insanî ve haklı arzuya şiddetle karşı çıkar. Barışmak gibi ulvî bir kavramı da arkasına alarak kadının yanına gider.</p>
<p>Olumsuz cevap alır, kendisine yediremeyerek (!) kadını oracıkta öldürüverir.</p>
<p>Başka bir örnek:</p>
<p>Üstüne şiirler yazılan,  Hezârfan Ahmet Çelebi’nin yaptığı kanatlarla yere süzüldüğü Galata Kulesi’nden biri atladı ölüme.</p>
<p>Olay yerinde ilk birkaç saat hayat durdu ama sonrasında hiçbir şey olmamış gibi devam etti her şey.</p>
<p>Biz de bu elem verici hadiseyi, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın yine aynı noktadan meçhule adım atan oğlu için yazdığı mısralarla kapatalım madem:</p>
<p>“(…)</p>
<p><em>Çıktı, her günkü gibi gülerek evden</em></p>
<p><em>Kimseye belli etmedi içindeki yangını</em></p>
<p><em>Yürüdü, kendinden emin</em></p>
<p><em>Sonsuzluğa doğru</em></p>
<p><em>(…)</em></p>
<p><em>Galata Kulesinden bir adam attı kendini</em></p>
<p><em>Bu nankör insanlara</em></p>
<p><em>Bu kalleş dünyaya inat</em></p>
<p><em>(…)”</em></p>
<h3><strong>Aynı yolun yolcusuyuz</strong></h3>
<p>Ölümlerimizin ve yaşamlarımızın benzer olması, birey olarak sağlıklıysak bile toplumdaki hastalığın bize sirayet ettiğinin, edeceğinin de kanıtıdır.</p>
<p>Bu sebeple gazetelerin 3. sayfasında okuduklarımızın, ana haber bültenlerinde izlediklerimizin ve sosyal medyada hasbelkader önümüze düşen kötülüklerin dolaylı değil doğrudan hedefi biziz.</p>
<p>Çünkü bir zincir, en zayıf halkası kadar sağlamdır.</p>
<p>Elbette ateş düştüğü yeri yakacak ama o ateşin bizim bulunduğumuz yere sıçraması işten bile olmayacak.</p>
<p>Bunun farkına varmazsak zincirleme felaketlere, ölümlere uğramaya devam edeceğiz.</p>
<h3><strong>Fıtrat</strong></h3>
<p>Ölen öldüğüyle kalıyor fakat sığ bir bakış açısıyla ve ‘kader’ kavramına sığınarak yapılan her açıklama da kalanlara razı’lık dayatıyor.</p>
<p>İşte en son 41 canımızı kaybettiğimiz maden kazasında oldu bu.</p>
<p>Sanki 21. yüzyılda değilmişiz gibi ‘her şey olacağına varır’ anlayışıyla ölmeyi normalleştirdik.(!)</p>
<p>Maalesef, üçüncü dünya ülkelerinin bile ilerleme kaydettiği iş sağlığı alanında sınıfta kaldık.</p>
<p>Eğer dinimizde, anlatıldığı şekliyle kader planı mevcutsa biliyoruz ki israf da mekruhtur.</p>
<p>O hâlde üniversitelerdeki iş sağlığı ve güvenliği bölümlerini kapatalım. Üzerine okutulan dersleri de sonlandıralım.</p>
<p>Bunların eğitimine gereksiz bir şekilde harcanan parayla yeni camiler yapalım ve ölmüşlerimize de bolca rahmet okuyalım.</p>
<p>İşin ironik tarafı bir yana, her gece uyurken kendimize sormamız gereken bir soru var.</p>
<p>O soruyu ya sormuyoruz ya da sorduğumuzda derin bir sessizlik kaplıyor içimizi.</p>
<p>Ne mi o soru?</p>
<p>Yaşadıklarımız kader mi yoksa bize kader diye dayatılanları mı yaşıyoruz?</p>
<p>Bu soruya toplum olarak doğru cevap verdiğimizde emin olun daha yaşanabilir bir ülkeye uyanacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kader-2/">Kader</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kader-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaman kazanır her savaşı</title>
		<link>https://millidusunce.com/zaman-kazanir-her-savasi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/zaman-kazanir-her-savasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Yener]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[cinderella]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[erlik]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[kibir ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[kibir nedir]]></category>
		<category><![CDATA[öyle bir geçer zaman ki]]></category>
		<category><![CDATA[polianna]]></category>
		<category><![CDATA[Pollyanna]]></category>
		<category><![CDATA[sinderella]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan güzel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=32224&#038;preview=true&#038;preview_id=32224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pollyanna olmanın anlamı yoktur. Uyuyan güzel gibi gaipten bir prensin çıkıp geleceği de yalandır. Öpücüğüyle sizi kurbağadan prense çevirecek prenses hiç olmayacak. Keloğlan gibi saraydan gelin almayacaksınız. Dede Korkut misali bir yol göstereniniz de olmayacak. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zaman-kazanir-her-savasi/">Zaman kazanır her savaşı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzaman-kazanir-her-savasi%2F&amp;linkname=Zaman%20kazan%C4%B1r%20her%20sava%C5%9F%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzaman-kazanir-her-savasi%2F&amp;linkname=Zaman%20kazan%C4%B1r%20her%20sava%C5%9F%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzaman-kazanir-her-savasi%2F&amp;linkname=Zaman%20kazan%C4%B1r%20her%20sava%C5%9F%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzaman-kazanir-her-savasi%2F&amp;linkname=Zaman%20kazan%C4%B1r%20her%20sava%C5%9F%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzaman-kazanir-her-savasi%2F&#038;title=Zaman%20kazan%C4%B1r%20her%20sava%C5%9F%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/zaman-kazanir-her-savasi/" data-a2a-title="Zaman kazanır her savaşı"></a></p><div id="attachment_32231" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-32231" class="wp-image-32231 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/zaman-kazanir-her-savasi-1024x576.jpg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/zaman-kazanir-her-savasi-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/zaman-kazanir-her-savasi-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/zaman-kazanir-her-savasi-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/zaman-kazanir-her-savasi.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-32231" class="wp-caption-text">Hayat insanın zamanla mücadelesidir</p></div>
<h2><strong>Pollyanna olmanın anlamı </strong></h2>
<p>Beklenenin aksine acılar dinmez hiçbir zaman. Ötelenir, yok sayılır, bastırılır, göz ardı edilir ama asla dinmez. Yaralar kabuk bağlar ama izleri asla geçmez. Sadece insan, zamanla o yarayla yaşamaya alışır. Beklenmeyen zamanlarda yaşanmaya başlayan düşler, yine beklenmeyen zamanlarda son bulur ansızın.</p>
<p>Pollyanna olmanın anlamı yoktur. Uyuyan güzel masalında olduğu gibi, gaipten bir prensin çıkıp geleceği de yalandır. Öpücüğüyle sizi kurbağadan prense çevirecek prenses hiç olmayacak. Keloğlan gibi saraydan gelin almayacaksınız. Dede Korkut misali bir yol göstereniniz de olmayacak.</p>
<p>Çoğu zaman anlatanı dışında güleni olmayan bir fıkradır yaşadığımız. Kıssadan hisse çıkarıp ders almak da bizden sonrakilerin nasibidir. Kırık dökük dostluklarımız, yürek yanılgısının parmak izidir. Mucize zannederken elimizdekini, son anda patlayıveren saatli bombadır sevdalarımız. Sahiplenilme sandığımız şey, hayatımızın kısıtlanması, irademizin ve benliğimizin hiçe sayılmasıdır.</p>
<h2><strong>Kibrin esirleri</strong></h2>
<p>Kibrin esir aldığı buz kesmiş yüreklerin mahkûm olduğu yalnızlık, dipsiz bir kuyu gibidir. Sonu olmayan bir koyu karanlık. İnsana göre, Kusursuz Olan’ın yarattığı kusurlu varlıkların en mükemmeli kabul ettiği aynadaki kendi görüntüsü de en az Kusursuz Olan kadar ilahidir.</p>
<p>Açgözlülüğ adeta bir at gözlüğü misali kuşanan bedenlerinin doyumsuzluğunu marifet sananlar ve kibirli yalnızlıkları, herkes kuzeye koşarken güneye koşmaya çalışan birinin yalnızlığı gibidir. Etrafında muazzam bir kalabalık olsa da aslında bir başınadır. Şehvetine hükmetmeye iradesi yetmeyen günahkâr ruhların yalnızlığı, peşinde oldukları hazza ulaştıkları anların dışında onulmaz bir yara gibi durmadan kanar ve sızlar.</p>
<p>Dünyaya geldiği andan itibaren neredeyse nefes almaya bile üşenen, tembelliğe esir düşmüş bedenine uyum sağlayan ruhların yalnızlığı, asla bitmeyen bir şarkıdır. Öyle ki şarkının sözleri tükense bile müziği hiç kesilmez, daima çalar. Kıskançlık ve haset okyanusunda yüreğini ve ruhunu boğanların yalnızlığı, sönmeyen bir ateştir, her zaman alevli, her zaman sıcak. Oburların yemekten bıkmayan ve yemeğe doymayan bedenleri ve bu bedenlere hapsedilmiş ruhlarının yalnızlığı, bir karabasan gibidir. Bağırmak isteyip bağıramadığın, bırakmak için uğraşıp bırakamadığın ve karşısında aciz kaldığın bir bağımlılıktır.</p>
<h2><strong>Her bir acziyet bir günahtır </strong></h2>
<p>Her bir acziyet aslında aynı zamanda bir günahtır da. Peki, bunların aynı zamanda bir tercih olduğu da gerçek değil midir? Zaten günahlar da tercihlerimizin sonucu değil midir, sevaplarımız kadar? Tercihleri yapan mekanizma nedir? İrade. O halde iradî tercihlerimiz hayatımızı belirler. Buna göre hayat kader midir? Kader varsa ve bizler pasif biçimde onu yaşıyorsak, sevaplarımız ve günahlarımız doğduğumuz anda alnımıza yazılıyorsa o halde cennet ve cehennem neden var? Zaten önceden belirlenmiş bir rolü oynuyorsak bahsi geçen sınav bunun neresinde? Anlık bir kararla kaderin dışına çıkılabilir mi peki? Kadere karşı gelebiliyorsak Yaratıcı’ya da karşı gelmiş olmuyor muyuz? Bu da bir günah olduğuna göre Yaratan kendisine karşı gelinerek günah işlenmesini de kadere mi yazıyor? Bu mekanizma nasıl işliyor? Çok kafa karıştırıcı gibi dursa da din öğretilerinin işleyişi basittir. Kader ve irade ikilemi de çok basit bir somutlama yoluyla kolaylıkla izah edilebilir.</p>
<p>İnsan doğduğu andan kendine ait olan kaderi yaşamaya başlar. Kader önceden yazılmış rollerin sahnelenmesi değildir. İnsan denilen yaratık, ona bahşedilen irade denilen güçle kaderin ona sunduğu onlarca seçenekten hangisini tercih edeceğine kendisi karar verir. Birbirinin ardı sıra gelişen tüm seçeneklerde aynı durum yaşanır. Vaat edilen cennetle sakınılması emredilen cehennem arasındaki tercihi, esasen birey kendi yapar. Bireysel zaaf, eksiklik ve suçları, kadere bağlayarak sorumluluklardan kurtulmak söz konusu bile olamaz.</p>
<h2><strong>İnsanoğlunun zamanla kavgası</strong></h2>
<p>İnsanoğlunun zamanla kavgası, evrenin varoluşuna kadar uzanan kadim bir sürtüşmedir. Birbirini hasım ilan eden insan ve zaman ne birbiriyle anlaşmanın yolunu arar ne de değişim çabası gösterir. Erlik kılığında insan hayatını zora sokan zaman, akşamüstü olduğunda zillere basıp kaçan çocuklar gibidir. Ne yakalanır ne de hesap sorulabilir. Hüzne ve acıya da alıştırır insanı, sevinç ve mutluluğa da. Ölümü de normalleştirir zaman, doğumu da. Birinde acın diner zamanla diğerinde sevincin söner. Anları, dakikaları, günleri, mevsimleri ve hatta hayatları yönetir zaman. Diktatöryasında ona karşı durabilecek hiçbir güç yoktur. Devrim de yapsan yok da saysan yine onun dediği olur. Beynimizin kıvrımlarından kalbimizin dar ve tenha yollarına kadar her yere uzanır eli. Kaderin yaveridir. Dilerse koşarak geçip yıllarından habersiz kılar seni. Dilerse de mehteran takımı gibi bir ileri bir geri yaparak neredeyse hiç ilerleyemeden harcar yıllarını.</p>
<p>Zaman en soğukkanlı katil, en duygusuz cellat misali sürekli ensemizde hissettirir kendini. Kimse sahnenin ne zaman kararacağını bilemez. Canı isterse bozar oyununu, canı isterse oynar. Kâfi gördüğündeyse kapatır tüm ışıklarını hayatın. Yaşlarımızı, enerjimizi, güzelliğimizi, canlılığımızı, sağlığımızı, yaşama sevincimizi alır götürür zaman. Hafızalarımızı siler bazen. Topladığı her malzemeyle daha da güçlenir. Zaman, insanın en esaslı katilidir.</p>
<p>Lüzumsuz savaşlara soyunmak boşuna, nasılsa her daim kazananı belli bu savaşın. Yıpranmak ve boşa geçirmek anlamsız hayatı. Ne de olsa zaman kazanır her savaşı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zaman-kazanir-her-savasi/">Zaman kazanır her savaşı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/zaman-kazanir-her-savasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçi Mehmet 2</title>
		<link>https://millidusunce.com/isci-mehmet-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/isci-mehmet-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[dergah]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=28572&#038;preview=true&#038;preview_id=28572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayseri Bilgi Yurdu Derneği Başkanı Mustafa Öztürk’ün “İşçi Mehmet 2” şiiri</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/isci-mehmet-2/">İşçi Mehmet 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisci-mehmet-2%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Mehmet%202" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisci-mehmet-2%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Mehmet%202" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisci-mehmet-2%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Mehmet%202" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisci-mehmet-2%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Mehmet%202" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisci-mehmet-2%2F&#038;title=%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Mehmet%202" data-a2a-url="https://millidusunce.com/isci-mehmet-2/" data-a2a-title="İşçi Mehmet 2"></a></p><div id="attachment_28337" style="width: 210px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-28337" class="size-full wp-image-28337" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/o.jpg" alt="Mustafa Öztürk" width="200" height="201" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/o.jpg 200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/o-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" /><p id="caption-attachment-28337" class="wp-caption-text">Mustafa Öztürk</p></div>
<p style="text-align: center">İşçi Mehmet akşam eve geç gelir<br />
Utanarak iki eli boş gelir<br />
Komşulardan belki biraz aş gelir<br />
Kaderine yumruk sıkar, sabreder</p>
<p style="text-align: center">*</p>
<p style="text-align: center">Anadan, babadan bir mal kalmamış<br />
Vakıftan, dergahtan bir şey gelmemiş<br />
Beytülmalden bir tek kuruş çalmamış<br />
Her harama omuz silker, sabreder</p>
<p style="text-align: center">*</p>
<p style="text-align: center"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-28574" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/images-1-1.jpg" alt="" width="340" height="177" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/images-1-1.jpg 311w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/images-1-1-300x156.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" /></p>
<p style="text-align: center">Hamdolsun ki iyi kötü işi var<br />
İş arayan milyonlarca kişi var<br />
Mehmet&#8217;in de hayali var, düşü var<br />
Karanlığa çıra yakar, sabreder</p>
<p style="text-align: center">*</p>
<p style="text-align: center">Hakkı yense, hakkımı ver, diyemez<br />
Aylar geçer etli bir aş yiyemez<br />
Yıllar oldu acer giysi giyemez<br />
Beş kişiye yalnız bakar, sabreder</p>
<p style="text-align: center">*</p>
<p style="text-align: center"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-28575" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/isci-sofrasi.jpg" alt="" width="348" height="232" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/isci-sofrasi.jpg 1100w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/isci-sofrasi-300x200.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/isci-sofrasi-1024x682.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/isci-sofrasi-768x512.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></p>
<p style="text-align: center">Nimet size, külfet bize düşer hep<br />
Adaletin terazisi şaşar hep<br />
İşçi ölür haramiler yaşar hep<br />
Öfkesine sabır katar, sabreder</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/isci-mehmet-2/">İşçi Mehmet 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/isci-mehmet-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
