Cinsiyet savaşının esir şehitleri: kadınlar

Dünya üzerindeki canlıların ortak özelliklerinden biri o veya bu sebeple sürekli çekişme ve çatışma hâlinde olmalarıdır. Bu çatışmanın somut ve hasar verici sonuçlara neden olan türü ise “şiddet”tir.

Şiddetin, aklı ve bilgi edinme yetisi olan insanlarda içgüdü sonucu ortaya çıkması çok düşük olasılıkladır. Onun gün yüzüne çıkışında; toplumun yapısı, siyasetin çıkarları, inancın algılanış biçimleri ve psikoloji gibi pek çok faktör vardır. Ayrıca şiddet potansiyel açıdan varlık göstermez; sonradan öğrenilen ve özellikle bireysel ölçekte ilkel bir davranış türüdür.

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlangıcında, devletlerin üstün gelme savaşlarının ardından ortaya çıkan sosyolojik tasarımların arasında, belki de en dikkat çekicisi insan hakları ve özgürlük arayışlarıydı. Bu hak arayışlarının arasında en çok ihmâl edileni ise şiddet ve kadına yönelik şiddetti. Son yüzyılda siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan yapılan çalışmalar konuyu tartışılır ve dikkat çekilir bir noktaya taşısa da bu hususta istenilen düzeyde çağdaşlaşma sağlanamamıştır. Aynı problem, belki kat kat fazlası Türkiye için de geçerlidir.

Türkiye’de şiddetten en çok nasibini alan kesimin kadınlar olduğu görülmektedir. “Kadına yönelik şiddet kadının elinden yaşama hakkının, onurunun, güvenliğinin, özgürlüğünün ve bedensel bütünlüğünün, sırf kadın olduğu için alınması durumudur” [1,2]. Bu tanımlamaya bir şerh düşmek gerekir. Kadının elinden alınan bu hakların onun sadece kadın olmasından kaynaklandığını düşünmek veya kavramı böyle açıklamak tam doğru değildir. Çünkü psikolojik açıdan değerlendirildiğinde şiddet uygulayan kişi, karşısındaki mağdurun cinsiyetinden çok kendi öfke kontrol probleminin dışa vurumu dolayısıyla şiddet uygulayabilir. Pek çok vakada mağdurun şiddet görmesi veya öldürülmesi sırf kadın olduğundan değildir. Saldırgan şiddet uygularken, aklında dövdüğü kişinin kadın olduğu fikri yoktur, sadece o anki haklılığı(!), suçunu örtbas etme çabası ve öfke patlaması vardır. Kadınlık olgusu burada yalnızca kadın bireyin kuvvetinin erkek bireyin gücünden genellikle düşük olmasından kaynaklanan, tamamen fiziksel bir durumdur. Buna karşılık, tanımlamada geçtiği gibi şiddete maruz kalan kadının, sadece cinsiyetinden dolayı şiddet gördüğü vakalar da azımsanmayacak boyuttadır. Bunlar genellikle bağnazca kodlanmış kültürel tabularla büyütülenlerin yetişme tarzlarından kaynaklanır.

Kadına yönelik fiziksel şiddet ve cinayetlerin tartışıldığı bu yazıda yapılan bu türden bir yorumlama, ilk bakışta konunun içeriğine aykırı gibi görünebilir. Türkiye’de, özellikle de son dönemlerdeki toplumsal ayrışmalar ayyuka çıkmıştır. Bu açıdan bakılınca, kadına yönelik şiddet hususunda sav olarak nitelenen kavramları daha derinden incelememiz gerekir. Çünkü kavramların bilinçsizce kullanımı, meselenin insan hakları boyutundan sapması sebep olabilir. Ayrıca biraz sonra bir örneğinden bahsedilecek belli ifade biçimleri veya tavırlar, şiddetin meşrulaştırılması açısından da değerlendirilmelidir.

Şiddetin meşrulaştırılması

Resmî olmayan bilgilere göre Türkiye’de 2016 yılında 328, 2017 yılında 409, 2018 yılında 440, 2019 yılında 474, 2020 yılında 300, 2021 yılının Ocak ayında ise 23 kadın öldürüldü [3]. 2008-2020 arasında geçen on iki yılda ise 3000’in üzerinde kadın cinayeti gerçekleşti [4]. Gerek STK’lar bazında gerekse sosyal ve siyasî açılardan gösterilen tüm çabalara karşın cinayetlerin azalmadan sürmesi, bu durumun arkasında başka bir sebep olduğu sorgulamasına yol açmaktadır. Bu, kadına yönelik şiddet ve hatta cinayetler toplumda meşruiyet mi kazandı sorusu ile başlatılabilir. Aslında muhatap, toplumu meydana getiren bireylerden ziyade, kurumsal boyutta milletin her ferdini öyle veya böyle etkileyen yönlendirme unsurları olmalıdır. Buna başta siyaset olmak üzere, yargı, STK’lar, dinî kurumlar ve en önemlilerinden biri olan medya dâhil edilebilir.

Yapılan çalışmalarda görülüyor ki kadın cinayetlerinin ve şiddetinin normalleştirilmesi hatta meşrulaştırılmasında medya bilinçli veya bilinçsizce rol oynamaktadır.  Öyle ki biz kadına yönelik şiddeti istismar, cinayet gibi temalarla ifade ederiz. Ancak günümüzde kitle iletişim araçlarının sunum ve söylemi yıllardır verilen mücadeleyi adeta “toplumsal ve cinsiyetçi bir savaşa [5, 6]” dönüştürmektedir.

Şiddet dediğimiz şeyi cennet-cehennem metaforundaki gibi katmanlara ayırıp bir piramitle gösterirsek –ki bu Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014 yılında yaptığı Küresel Şiddet Araştırması’nda böyle gösterilmiştir–   en tepede şiddet sonucu karşılaşılan ölümler, altında tıbbî veya yasal destek alan mağdurlar, üçüncü katmanda nüfus temelli araştırmalarda tespit edilen şiddet yer alırken temelde, şiddet yaşadığını itiraf etmeyen sessiz grup bulunuyor [5,7].

Kitle iletişim araçları dediğimiz televizyon, dergi, sinema, gazete, sosyal medya ve diğer internet ortamlarında, hemen hemen sadece piramidin tepesinde gerçekleşen olaylar gündeme getiriliyor. Dahası bunu dile getiriş biçimlerinde de bir sıradanlaştırma politikası içinde oldukları gözleniyor.

Medya nasıl olmalıdır?

Medya denildiğinde genelde insanların aklına haber ve eğlence geliyor. Görsel medyanın ülke sınırlarına girişinden itibaren Türk insanına bombardıman halinde uygulanan sunum, bu iki başlık çerçevesinde yapıldı çünkü. Sonraları yayın yapan kanal sayısı arttıkça içerikler zenginleşmeye başlasa da yeterli olmadı.

İnsanın kolaya alışma hızı, alışılmışı terk etmede yaşadığı zorluk, düşünme, araştırma, sorgulama gibi yönlerini aktifleştirecek her yayının onun konfor alanını daraltması, tercihleri haber ve eğlence ile sınırlıyor. Oysa medyanın amaçları bununla sınırlanmamalı. Haber ve bilgi verme, toplumsallaştırma, eğitim, eğlendirme, kültürel değerlerin korunması, kamuoyu oluşturma, tanıtım gibi pek çok şeyi amaç edinmelidir.

Medya organlarının insanlara haber ve bilgi verme hususundaki en önemli işlevi, bunu tarafsızlık ilkesi çerçevesinde ama halkın haber alma özgürlüğüne müdahale etmeden yapmasıdır. Bunu yaparken diğer amaçlarından sapmamalıdır. Kamuoyu oluşturmada, halkın eğitilmesinde ve toplumsal gelişime katkıda büyük etkisini unutmadan hareket etmelidir. Nitekim hayatın pek çok alanına ait ulusal ve uluslararası bilgi ve haberler, insana medya araçları ile ulaşır. Ancak bu ulaşımda editöryal süreçler mevcuttur. Bu sayede medya aracılığıyla bilgilenirken aynı zamanda manipülasyona uğrarız. Tam bu noktada medyanın, özellikle kadın cinayetleri konusundaki tavrını sorgulamak gerekir.

Medya cephesinde kadına yönelik şiddet

Bir şiddet veya cinayet olayını haberleştirirken tercih edilen başlık, kullanılan görsel, metinlerdeki cinsiyetçi ifadeler, uygulanan şiddete gerekçe sunulması, katilin tasviri, kadının geçmişte yaşadığı şiddetlerin çetelesinin sunulması gibi içeriğe dair detayların anlatım biçimleri ve hatta yer yer cinayet kurbanı kadını suçlayıcı ifadeler ile çerçevelenen haber metinleri/sunumları gözlenmektedir. Örneğin; 5.12.2020 (İncelemek için tıklayınız.) tarihli “Kaçarak evlendiği 4 aylık eşinin boğazını kesti!” [8] veya 7.12.2020 (İncelemek için tıklayınız.) tarihli “İzmir’de koca vahşeti! Öldürdüğü eşini halıya sarıp gizlemeye çalıştı.”[9] gibi haberlerde katillerin ne yaptığının detayına ve kadınların aciz gösterilmesine tanık oluyoruz.

Medyanın esas kaygısının kâr elde etmek olduğunu biliyoruz. Buna bir de son zamanlarda internet kullanımının yaygınlaşmasıyla da bağlantılı olarak daha fazla tıklama alma isteğini ekleyebiliriz. Bunun yolunun da çarpıcı başlıklardan geçtiği düşünüldüğünde, kadın cinayetlerine ait haber başlıklarında etik kaygının sıfırlandığı görülüyor.

Bir çalışmada, konuyla ilgili içerik analizi uygulanmış ve 2018 yılına ait kadın cinayeti haberlerinin başlıkları incelendiğinde olaylara yönelik tanımlamalar şu grafikle gösterilmiştir [5]:

 

Haberde olay ifşa edilmiyor, videoyla da teşhir ediliyor. 4.01.2021 (İncelemek için tıklayınız.) tarihli “Kadın cinayeti bitmiyor: Eşini boğarak öldürdü!| Video”[10] şeklindeki haberler şiddetin normalleştirilmesi ve hatta meşrulaştırılması hususunda bilinçaltına oynar gibi çalışmakta. Öyle ki bazı haber sitelerinde kadın cinayetlerinin sadece “video” ara başlığı ile görüntülerinin verildiğine bile şahit olabilirsiniz (İncelemek için tıklayınız.).

Bununla birlikte cinayetlerin gerekçesi diye sunulan cümlelerde, özellikle kadının ayrılık isteğine vurgu görülüyor. Ancak erkek zihninde (genelleştirmeden) bunun nasıl şekilleneceği dikkate alınmıyor. Çağdaşlaşma arzusundaki toplumların sosyal açıdan olgunlaşmasında bu mutlaka aşılması gereken bir engeldir. Bu pek göz önünde hatta mevcut hâl körükleniyor 25.05.2018 (İncelemek için tıklayınız.)  tarihli haberde geçen “Beraber olalım’ teklifi reddedilince dehşet saçtı.” [11] ifadeleri buna örnektir.

Kadın cinayetlerinin meşrulaştırılıp normalleştirilmesi hususunda medyanın etkilerinden biri de takip edilen davalarda katillerin savunmalarının pişmanlık, üzüntü gibi duygusal formlarla sunulmasıdır. 10.10.2012 (İncelemek için tıklayınız.) tarihli ve 18.09.2018 (İncelemek için tıklayınız.) tarihli iki haberden ilgili kesitleri incelediğimizde durumu değerlendirmek kolaylaşacaktır.

Bir anlık sinirle yaptım. Eşimin adresi belli değildi. Kendi bana söylemese ben nereden bilebilirdim o durakta beklediğini. Cinayeti tasarlayarak işlemedim. Karımı o kadar çok seviyorum ki, gazetede resmini görünce alıp sakladım. Öldürmek istememiştim“[12]

Eşimle konuşmak için eve gittim. Bir olumsuzluk olursa kendimi koruyayım diye yanıma bıçak aldım. Apartmana girdiğimde karım karşıma çıktı. Karşıma çıktığında çantasından sprey çıkararak yüzüme doğru sıktı ve gözüm görmemeye başladı. Arkadan birilerinin geldiğini görerek telaşlandım ve bıçağımı çıkararak etrafa sallamaya başladım. Karımı öldürdüğüm için pişmanım. Kendimi savunamıyorum. Kafam üzerimde değil” [13]

Bütün bu örnekler ve daha fazlası incelendiğinde baştaki sorgulamanın doğrulandığı sonucuna varılabilir.

Medya düşmanı paraya mı çeviriyor?

Medyanın bir görevi de ülkenin sosyal problemlerini haberleştirmektir. Ancak bu aşamada yer alan kişi ve kurumların kullandığı dil ve üslup çok önemlidir. Haberci, kullandığı ifadelerin toplumda ne türden sonuçlar doğuracağını öngören bir haber anlayışına sahip olmalıdır. Bu sadece etik sorumluluk ilkesi değil, aynı zamanda bağlı olduğu ülkenin kültürel değerlerini koruma, çağdaş hassasiyetlerini geliştirme ve sosyal kazanımlarına katkı sağlama görevlerinin de gereğidir.

Gazete haberleri, genellikle resmi girişimlerle bilgi elde edilmesi zor vakalarda veya resmen kayda geçmemiş fakat gazetecinin bir şekilde öğrendiği olaylar hakkında çoğu zaman tek bilgi kaynağıdır [5]. Bu sebeple medyanın takınacağı tavır, söyleyeceği söz, pek çok açıdan ona sorumluluk yükler. Yaptığı haberciliğe özen göstermelidir. Aksi halde ya katilin elindeki bıçak ya da tecavüzcünün içindeki şehvet olur.

Her gün televizyonlarda, sosyal medyada habercilerin konuyla ilgili yaklaşımlarını, yüksek tondan konuşmalarını izlerken mağdur kadınlarımıza kıyamadıklarını gözlüyoruz. Yine de unutmamak lazım: İnsan kıyamam dediği her şeyi mahvetmekle ünlü bir varlıktır. Kıyamadıkları insanların düşmanlarını adeta paraya çevirmek için onları mahvetmeyi tercih ederler ve kadınlar, cinsiyet savaşının önce esirleri sonra da şehitleri olmakla ün salmış bir yazgıyı yaşarlar…

Kaynaklar:

[1] Erden, G. ve Akdur, S. (2018). Türkiye’de kadına yönelik aile içi şiddet ve kadın cinayetleri. Klinik Psikoloji Dergisi, 2(3), 128-139.

[2] Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi. (2008). Kadın hakları el kitabı. 15 Temmuz 2015, http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/19402010/Kitaplar/pdf/k/kadin2008.pdf

[3]  Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2016; 2017; 2018; 2019; 2020 ve Ocak 2021 verileri http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/kategori/veriler

[4] https://www.haberturk.com/2020-nin-kadin-cinayetleri-raporu-2924207

[5] Güneş, G. ve Yıldırım, B. (2019). Cinsiyet Temelli Bir Savaş: Kadın Cinayetlerinin Medyada Temsili Üzerine Bir Değerlendirme. Toplum ve Sosyal Hizmet, 30(3), 936-964.

[6] Jiwani, Y. ve Young, M. L. (2006). Missing and murdered women: Reproducing marginality in news discourse. Canadian Journal of Communication, 31(4), 895-917.

[7] Butchart, A. ve Mikton, C. (2014) Global status report on violence prevention. Switzerland: World Health Organization.

[8] https://www.cnnturk.com/video/turkiye/kacarak-evlendigi-4-aylik-esinin-bogazini-kesti-video

[9] https://www.milliyet.com.tr/gundem/izmirde-koca-vahseti-oldurdugu-esini-haliya-sarip-gizlemeye-calisti-6373177

[10] https://www.cnnturk.com/video/turkiye/kadin-cinayeti-bitmiyor-esini-bogarak-oldurdu-video

[11] https://www.sabah.com.tr/yasam/2018/05/25/beraber-olalim-teklifi-reddedilince-dehset-sacti

[12] https://www.haberturk.com/mersin-haberleri/63434677-kadin-cinayetine-muebbet-hapismersinde-bosandigi-esini-servis-bekledigi-sirada-sokak

[13] https://www.haberler.com/basma-fistanli-katil-kocaya-muebbet-4004649-haberi/

Burçin Öner

Yazar ve editörümüz Burçin Öner, 2011 yılında Gazi Üniversitesi’nden İstatistik lisans derecesini, 2013 yılında Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi İstatistik Bölümü’nden yüksek lisans derecesini aldıktan sonra, 2019 yılında Gazi Üniversitesi Uygulamalı İstatistik Anabilim Dalında doktora eğitimini tamamlamıştır. 2020 yılından bu yana Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde Dr. Öğr. Üyesi olarak görev yapıyor. Akademik alanda çeşitli dergilerde çalışmaları yayınlandı, ulusal ve uluslararası pek çok konferans ve sempozyuma katılıp tebliğ sundu. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının gençlik yapılanmalarında yöneticilik, çeşitlik site ve dergilerde yazarlık yaptı. Milli Düşünce Merkezi Gencay Grubu’nun çıkardığı Gencay Dergisi’nin 2013 yılından 2017 yılına kadar editörlüğünü üstlendi. 2017 yılından beri Milli Düşünce Merkezi ve Milli Strateji Araştırma Kurulu Yönetim Kurulu ve Yayın Kurulu üyesi ve MİSAK Genel Yayın Yöneticisidir. Öner hâlihazırda, meslek yüksek okulları için istatistik uygulamaları konusunda bir kitap üzerinde çalışmaktadır. Yayın Bilgileri Tezler:  “Korelasyon Katsayısının Etki Büyüklüğü Olarak Kullanıldığı Meta Analizi Çalışmalarında İstatistiksel Gücün Değerlendirilmesi”, Burçin Öner (Danışman: Prof. Dr. Bülent Çelik), Ankara, Nisan 2019. (Doktora Tezi)  “Veri Zarflama Analizi ve Temel Bileşenler Analizi Yöntemi İle Türkiye'deki İllerin Ekonomik Performanslarının Değerlendirilmesi”, Burçin Öner (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Taner Tunç), Samsun, Temmuz 2013. (Yüksek Lisans Tezi) Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makaleler:  Öner, B. ve Çelik, B. (2018). The calculatıon of statıstıcal power ın meta analysıs for correlatıon coeffıcıent. Uluslararası Medeniyet Çalışmaları Dergisi, 3(2), 447-463.  Öner, B., Kahyaoğlu, M. ve Çelenli Başaran, A.Z. (2016). Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Girişimcilik Eğilimlerini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma: Çarşamba Ticaret Borsası MYO Örneği. Akademik Bakış Dergisi, 57(9), 178-189. Sempozyum bildirileri:  Öner, B., Çelik, B. (2018), Statistical Power in Meta-Analysis Using Correlation Coefficient as Effect Size, XIth International Statistics Days Conference (ISDC’2018), Muğla, Turkey, 247.  Öner, B. (2016), Türkiye’de İllerin Ekonomik Performansının Veri Zarflama Analizi Ve Temel Bileşenler Analizi İle Değerlendirilmesi, Xth International Statistics Days Conference (ISDC’2016), Giresun, Turkey, 398-409.  Sözen, Ç., Öner, Y., Bulut, H. ve Öner, B. (2016), Fonksiyonel Veri Analizi ile Karadeniz Bölgesi’ne Ait Yağış Verilerinin İncelenmesi, Xth International Statistics Days Conference (ISDC’2016), Giresun, Turkey, 192-201.  Çelenli Başaran, A.Z., Öner, B. (2016), Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Demografik Özellikleri ile Girişimcilik Eğilimleri Arasındaki İlişki: On dokuz Mayıs Üniversitesi’nde Bir Araştırma, Xth International Statistics Days Conference (ISDC’2016), Giresun, Turkey, 614-624.  Öner, B., Çelik, B., (2015) LDL Cholesterol Level In Subjects With Coroner Heart Disease and Type 2 Diabetes Mellitus: A Meta Analysis of Prospective Studies, EMR 2015, Cappadocia, Nevsehir, Turkey, 140. Atıflar:  Öner, B., Kahyaoğlu, M. ve Çelenli Başaran, A.Z. (2016). Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Girişimcilik Eğilimlerini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma: Çarşamba Ticaret Borsası MYO Örneği. Akademik Bakış Dergisi, 57(9), 178-189. Hakem inceleme aşamasındaki çalışmalar:  Öner, B., Öner, Y. Evaluation of Statistical Power in Random Effect Meta Analyses for Correlation Effect Size. Communications in Statistics - Simulation and Computation. (SCI-Expanded) Hazırlık aşamasındaki çalışmalar:  Öner, B., Güneş Termik Santrallerinin Kurulum Yerinin Belirlenmesinde Kullanılan Sıralama Tekniklerinin Doğrusal ve Kanonik Diskriminant Analizi Yöntemleri İle Karşılaştırılması: Ankara İli İçin Bir Uygulama (Makale Çalışması)  Öner, B., Çelenli Başaran, A.Z, Meslek Yüksek Okullarında İstatistik (Kitap çalışması)  Öner, B., Öner, Y., Sosyal Bilimler İçin İstatistik (Kitap bölümü çalışması)  Öner, B., Öner, Y., Çelenli Başaran, A.Z., Sözen, Ç. Clasification Of The Companies Traded In The BIST By Financial Ratios (Makale çalışması)  Öner, B., Meta Analizinde Etki Büyüklüğü Türlerine Göre İstatistiksel Gücün Simülasyonu (Makale çalışması)  Öner, B., Meta Analizinde Yüksek İstatistiksel Güç İçin Gerekli Örnek Hacmini Belirleme Yolları (Makale Çalışması)  Öner, B., Çelenli Başaran, A.Z., Çelenli, H.İ., Simülasyon Yoluyla Oluşturulan Portföylerin CCR Modeli İle Etkinlik Analizlerinin Değerlendirilmesi (Makale Çalışması) Sertifika/Belge/Ödül Bilgileri  (Katılım Belgesi) XIth International Statistics Days Conference in Muğla, Turkey, October, 2018.  (Katılım Belgesi) Xth International Statistics Days Conference in Giresun, Turkey, October, 2016.  (Katılım Belgesi) The 8th Conference of the Eastern Mediterranean Region of International Biometic Societyheld in Cappadocia, Nevşehir, Turkey, May, 2015.  (Katılım Sertifikası) Sozkonusu.net 3. Yazarlar Çalıştayı, Kastamonu, Ağustos 2014.  (Dil Sertifikası) International English Language Testing System, British Council, IELTS Australia, Cambridge English Language Assesment Part of the University of Cambridge, Ankara, Kasım 2013.  (Katılım Belgesi) 1. Genç İstatistikçiler Sempozyumu, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Eylül 2013.  (Katılım Sertifikası) DEA 2013 11th International Conference on Data Envelopment Analysis, Gazi Üniversitesi ve On Dokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun, Haziran 2013.  (Eğitim Sertifikası) ISO 9001: 2008 İç Tetkikçi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Stratejik Yönetim, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Entegre Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) ISO 9001: 2008 Kalite Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) NLP Begginer, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Beden Enerji Merkezi Çakralar, Çakraların Açılması, Nefesle Yüksek Algı Teknikleri, Nefesle Arınma Teknikleri, Özgürleşme Affetme Eğitimleri, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Kişisel Gelişim, NLP, Mativasyon, Stres Yönetimi, Zaman Yönetimi, Beden Dili, İletişim Dilleri Eğitimleri, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Plaket) İstatistik Kolokyumu Örnek Sunumları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun, Aralık 2012.  (Katılım Sertifikası) Sozkonusu.net 2. Yazarlar Çalıştayı, Samsun, Ekim 2012.  (Sunum Sertifikası) 8. Uluslararası İstatistik Öğrenci Kolokyumu, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir, Mayıs 2011.  (Katılım Sertifikası) Sozkonusu.net 1. Yazarlar Çalıştayı, Ankara, Ocak 2011.  (Katılım Sertifikası) 19. İstatistik Araştırma Sempozyumu, TÜİK, Ankara, Mayıs 2010. Sivil Toplum Kuruluşu Üyelikleri ve Sosyal Faaliyetler  2018 -… Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği  2018-… Millî Strateji Araştırma Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği  2018-… Millî Strateji Araştırma Kurulu (MİSAK) İnternet Sitesi Genel Yayın Yöneticiliği ve Yazarlığı  2016-… TahtaPod.com İnternet Sitesi, Köşe Yazarlığı  2014 – 2018 Millî Düşünce Merkezi Gencay Gençlik Grubu Başkan Yardımcılığı  2013 – 2017 Gencay Dergisi Koordinatörlüğü ve Yazarlığı  2011 – 2015 Sözkonusu.net İnternet Sitesi Yöneticiliği ve Köşe Yazarlığı  2011 – 2013 Samsun Ülkü Ocakları İl Yöneticiliği  2011-2012 Haberiniz.com İnternet Sitesi Köşe Yazarlığı  2011-2012 Ülkücü Yazarlar Birliği Köşe Yazarlığı  2010 - … Ankara Türk Ocağı Üyeliği Yazılar Editöryal Çalışmalarda Yer Alan Yazılar:  Öner, B. (2017). Rus Narodnizminden Gökalp Halkçılığına Türk Popülizmi, Yeni Okumalar Işığında Ziya Gökalp, Ed. İkbâl Vurucu ve Mustafa Yiğit, Palet Yayınları, Konya.  Öner, B. (2016). Asude Bir Bahar Ülkesinde Şimdi O Gül, Tarih Kültür Toplum Ayça Günkut Vurucu Armağanı, Ed. İkbâl Vurucu, Eğitim Yayınevi, Konya. Köşe Yazıları:  Ankara ve Seymenleri  Anlaşılamayan Türk Milliyetçiliği – 1  Anlaşılamayan Türk Milliyetçiliği – 2  Anlaşılamayan Türk Milliyetçiliği – 3  Aydınlık Zihinlerin Karanlık Karmaşaları  Bak Bir Şehit Ne Diyor  Bize Ne Oldu Böyle? – 1  Bize Ne Oldu Böyle? – 2  Bize Ne Oldu Böyle? – 3  Bize Ne Oldu Böyle? – 4  Bize Ne Oldu Böyle? – Çözüm Önerileri 1  Bize Ne Oldu Böyle? – Çözüm Önerileri 2  Demokrasi Algımız ve İtirazlar  Dergicilik Üzerine Bir İnceleme  Durmuş Hocaoğlu Aydınlanmanın Neresinde?  Ermeni Dosyası – Kazım Karabekir Kültür ve ahlâk erozyonunda Siyasal İslamcılığın etkisi  Millet ve Milliyetçilikte Komşu Kızının Rolü  Mürekkep Yüreklerdeki Ukdeler  Namus Benimdir Hâkim Bey! Neden Boş Değil de Hoş Geliyorlar?  Nice Mutlu Günlere  Pozitif Bilimlerin Felsefeye Yansımasında İki İsim Bir Kitap: Millet ve Milliyetçilik / İskender Öksüz & Milay Köktürk  Siyasi Partiler Mi Yoksa Cinsiyetler Mi Yarışıyor?  Şahsiyet Üzerine Bir İnceleme  Turancılık Ve Milli Devlet Nasıl Bağdaştırılacaktır?  Türkiye’de Tecrübe: Ankara Siyaseti  Ülkücülüğün İflası Ve Yeniden Türk Milliyetçiliği

Yazar:
Burçin Öner

Son Yazılar

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur 

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026

Yeni jeopolitik gelişmeler ışığında İran-Türkiye

Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku

02.04.2026

Ege’ye dikkat!

Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerde istisna teşkil eden dostluk dönemlerini… Devamını Oku

25.03.2026

Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş

Bu yolculuk benim için sıradan bir gezi değildi. Atalarımızın izini sürmek, onların bastığı topraklara basmak,… Devamını Oku

24.03.2026