Kurtuluş Savaşımızda “İhanetin Bir Belgesi Daha!”

Propaganda Belgesi

Büyük kurtarıcı Atatürk kendi kaleminden çıkan Nutuk ’ta, Kurtuluş Savaşı sırasında kendisini en çok uğraştıran şeyin, halkın padişaha ve hilafet makamına olan gözü kapalı bağlılığı ve onlarsız yaşanamayacağı inancı olduğunu belirtir. Buna karşılık Mustafa Kemal Paşa, millî kongreler toplayıp Büyük Millet Meclisi’ni açarak bu anlamsız bağlılığı kırar. Gerek İstanbul’da gerekse Anadolu’da, Müslüman-Türk halkının bir kısmı uyuşmuş vaziyette, Sultan Vahdettin, Damat Ferit, İstanbul Hükümeti ve Şeyhülislam Efendi’nin ihanet etmeyeceği veya düşmanla birlikte hareket etmeyeceği düşüncesinde idi. Yaşanan tarihî süreç, İngiliz, Fransız ve onlarca desteklenen Yunan işgal güçlerinin, yerli Rum çetecilerin zulümleri, Anadolu’daki kimi din adamlarının Ankara Hükümeti yanındaki fetva ve beyan-beyannameleri ile TBMM Hükümeti ordusunun başarıları, zamanla ibreyi Mustafa Kemal Paşa ve Ankara Hükümeti yanına çevirir.

Özellikle I ve II. İnönü Zaferleri halk üzerinde bir darbe tesiri uyandırmış olsa bile, İngiliz-Fransız güçlerinin işgalinde olan İstanbul’da Sultan Vahdettin ve adamlarının aleyhte hareketleri dolayısıyla bunları Türk halkına doğru aktarmak mümkün olmuyordu. Gazeteler sansürleniyor, Kuva-yı Milliye taraftarları kurşuna diziliyor, Kurtuluş Savaşı yolunda çarpışanlara ölüm fermanları çıkarılıyordu. Bu arada 1919-1922 yılları arasında özellikle İstanbul’da Kurtuluş Savaşı karşıtı gurup, dernek, cemiyet ve siyasi oluşumlar türemiştir. “Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Teali-i İslam Cemiyeti, Milli Ahrar Fırkası, Yeşil Ordu, Gizli Komünist Partisi” bunlar arasında ilk akla gelenlerdir. Özellikle Teali-i İslam Cemiyeti’nin halka yayınladığı beyannamelerde, dinî-İslami literatüre ait kelimeler ile saltanat-hilafet makamının adları kullanılarak, Kurtuluş Savaşını yürütenlerin ve onu destekleyenlerin bedenlerinin ortadan kaldırılması emrediliyordu. Teali-i İslam Cemiyeti’nin uzun beyannamelerinden birinde özetle şöyle deniyordu:

  • Mustafa Kemal ve arkadaşları öldürülmesi gereken, Yunan’a kafa tutan maskaralardır.
  • Yurdun işgali İngilizleri kızdırmak yüzündendir ve Yunanlıların üzerine gitmek aleyhimizedir.
  • Kurtuluş yolundaki askerler, “cani, hain ve zalim Mustafa Kemal ve adamlarını” artık desteklememeli ve yaşatmamalıdır.
  • Mustafa Kemal’in yanından kaçanlara-firarilere Padişah Efendimizin-Halifenin kucağı ve merhameti her zaman açıktır.[1]

İşte bu tür beyanname ve broşürlere karşılık Kuva-yı Milliyeciler, vatansever gönüllüler de gizlice karşı beyanname, risale ve broşürleri bastırıp dağıtırlar. İstanbul Hükümeti’nin ve Hilafet’in yine dinî ibare ve sözcüklere başvurduğu bu tür ihanet belgelerinden elimizdeki bir örnek metni, burada aynen veriyoruz. Sanki askerden, Mustafa Kemal Paşa’nın ordusundan kaçmış, firar etmiş bir sürü sahte asker ağzından yazılmış gibi kaleme alınan propaganda metninde, özetle şunlar sıralanıyordu:

  • Mustafa Kemal ve yanındakiler vatansever değildir, vatan ve din aşkından mahrum asilerdir.
  • Mustafa Kemal ve yanındakiler, kökü Anadolu’dan olmayan Selanik dönmeleridir.
  • Yunanlılar ne Türklerin, ne Padişahımızın ne de İslamiyet’in düşmanıdırlar.
  • En doğru iş firar edip Yunanlılara teslim olmaktır. Yunanlılar teslim olanları köylerine yollamakta ve kendilerine iş vermektedir.

Türk Kurtuluş Savaşı sırasında, İstanbul’da dağıtılan veya Anadolu’da İngiliz uçaklarından atılan ve ulusal direnci kırmaya, moral bozup Mustafa Kemal Paşa ve Ankara Hükümeti’ni başarısız göstermeye çalışan pek çok propaganda malzemesi hazırlanmıştır. Dönemin tanıklarından olan ve Kurtuluş Savaşı içinde yer alan ünlü romancımız Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun, Yaban adlı romanını okuyanlar bu konuda ayrıca fikir edinebilirler.

İşte elimizdeki ihanet metni (BUGÜNKÜ ALFABEYLE PROPAGANDA BROŞÜRÜ)

Dindaşlarımıza ve Asker Arkadaşlarımıza

Ey Muhammed emini! Artık uyanınız. Ellerinizi ve ayaklarınızı sıkan demirleri kırıp hürriyetinize malik olunuz. Bu hainlerin sözleriyle aldanmayınız. Bunlar sizi kendilerine bir tesir etmeden evlerinizden, validenizin ve familyanızın ağuşundan (kucağından) uzak yerlere sevk etmektedirler. Halife emri hilafına olarak sizi kurban gibi salhaneye sürüklemektedirler. Mustafa Kemal ve maiyetinde bulunanlar vatan ve din aşkından mahrumdurlar. Bunların kökü Anadolu’dan değildir. Bunların fikirleri hilafet ve saltanatın aleyhine ihtilaller çıkarıp kendisini sultan ve halife addetmekten ibarettir.

Bunlar sizin kanınızı feda ve cahil ahaliyi soymakla memleketi harab ederek bir taraftan diğer taraflara firar etmektedirler. Biz bu hainlerin işkencesinden ve zulmünden firar ederek Yunanlılara teslim olduk. Bizi kendi işlerimizle meşgul olmak için serbest bırakmışlardır. Yunanlar, ne Türklerin ne padişahımızın, ne de İslamiyetin düşmanı değildirler. Bunların fikirleri yalnız Anadolu’yu kanlarla boyayan Mustafa Kemal’i ve maiyetindekilerini tecziye etmekten (cezalandırmaktan) ibarettir.

Ey dindaşlar! Başınızda bulunan Selanik hainlerini def ediniz. Çünkü bunlar İslamiyet’e büyük bir darbe indirmekte ve tekrar bütün dünyayı kan ile boyamaya çalışmaktadırlar.

Şimdiye kadar feda ettiğiniz kanlar kifayet eder (yeter). Vatanımız yetim ve dul validelerle doludur. Bunlar yüzünden harab ve ihrak olan (yakılan) köylerin ve şehirlerin haddi hesabı yoktur.

Artık söylediklerimiz sözlerle emin olunuz ve bunlara hizmet etmekten vaz geçiniz. Sizin vatana karşı olan vazifeniz yalnız Yunanlıların ileri karakollarına teslim olup oradan köylerinize yahut başlıca münasib gördüğünüz yerlere gidip kendi işlerinizle meşgul olmaktan ibarettir.

Ekseriniz bizim yaptığımızı yapmağa istediğiniz halde bunların size Yunanlılar aleyhine söylemiş oldukları yalanlardan korktuğunuz malumumuzdur. Fakat vallahi size yeminle temin ederiz ki Yunanlılar kendi hudutlarından dışarı olan köylülere bile bu hainlerin kökü mahvoluncaya kadar iş bulmak için bütün teshilatı (kolaylığı) göstereceklerdir.

Ey vatandaşlar! Yalnız bu surette hürriyetinizi, rahatınızı ve adaletinizi temin etmiş olursunuz.

***

Propaganda belgesinin sözleri burada bitiyor. Resimde belgenin orijinal biçimini de görüyorsunuz. En altta üç sütun hâlinde 44 Müslüman ismi yer alıyor. Bu isimlerle broşürü Mustafa Kemal’in önderliğindeki ordudan kaçmış askerler hazırlamış gibi bir intiba verilmek istenmiştir.

[1] Bak: “Teali-i İslam Cemiyeti’nin Birinci Beyannamesi”, Milli Mücadele Dönemi Beyanname ve Basını (Haz:Zekai Güner-Orhan Kabataş), Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara 1990, s. 218-223.

 

Oğuz Karakartal

Oğuz Karakartal, 1966’da İstanbul’da doğdu. 1988’de Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi, adı geçen üniversitede “Yeni Türk Edebiyatı” alanında yüksek lisans ve Prof. Dr. İnci Enginün ile doktora yaptı. Oğuz Karakartal, 8 yıl Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde çalıştıktan sonra 1996’da KKTC’ye geldi ve Yakın Doğu Üniversitesi’nde de 8 yıl öğretim üyeliği görevinde ve Türkçe Öğretmenliği Bölüm Başkanlığı’nda bulundu. (2005-2014) yılları arasında KKTC Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde öğretim üyeliği, Bölüm Başkanlığı ve Dekanlık ardından da KKTC Girne Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcılığı ve Eğitim Fakültesi Dekanılığı yaptı. (2014-2016) Halen Lefke Avrupa Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi’dir. Oğuz Karakartal, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ile İtalya’da, Perugia’daki Universita Italiana Per Stranieri’de İtalyanca öğrendi. 1993-1994 yılları arasında Venedik Üniversitesi’nde (Universita degli Studi di Venezia) konuk araştırmacı ve Türkçe okutmanı olarak bulundu . Prof. Dr. Oğuz Karakartal, 2001 yılında KKTC’de ilk kez İtalyanca kurslarını başlattı ve o tarihten bugüne halka açık İtalyanca kurslarını çalıştığı kurumlarda sürdürdü. Araştırmacının, İstanbul Türk-İtalyan Dostluk Derneği’nin katkılarıyla basılan; Türk Kültürde İtalyanlar, Türk-İtalyan Kültür İlişkileri, Türk Edebiyatında İtalya, Eski Yazı(Osmanlıca) Dergilerde Resimlerle İtalyan Varlığı (Tunay Devrim’le birlikte) ve Türkçe’de İlk İtalyan Edebiyatı Tarihi: Mehmet Rauf-İtalyan Edebiyatı (İbrahim Arslan’la birlikte) (1913) adlı kitapları bulunmaktadır. 2010 yılında başkanlığını Suna Atun’un yürüttüğü Samtay Vakfı kendisini, Kıbrıs Türk kültürüne katkılarından dolayı ödüllendirdi. Oğuz Karakartal’ın bir diğer eseri, Tevfik Fikret’in İzinde İki Şair: Avram Naon ve İsak Ferara isimini taşır. Ayrıca araştırmacı, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Projesi kapsamında hazırlanan “İstanbulum” dizisinden kendisine yazdırılan Ağabeyhisar: Anadoluhisarı kitabıyla TÜYAP Kitap Fuarı imza gününe davet edilmiştir. Oğuz Karakartal’ın Kıbrıs’la ilgili kitabı, İstanbul Doğan Kitap tarafından 2010’da yayımlanan Kıbrıs’ta Türkiye Kültür Adamları ve Eserleri adlı çalışmasıdır. Prof. Dr. Oğuz Karakartal, İstanbul Üniversitesi İspanyol-İtalyan Filolojisi Dergisi Meditterraneo’nun hakemlerinden biridir ve Yahya Kemal Beyatlı’nın Kendi Gökkubbemiz adlı şiir kitabının İtalyancaya çevrilmesine katkı koymuştur. Ayrıca KKTC Lefkoşa Yunus Emre Enstitüsü’nde Eski Yazı (Osmanlı Türkçesi) kurs hocalığı yapmaktadır ve T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği’nin desteklerinde KISBÜ ve KKTC KIBATEK kurumlarının işbirliğinde yürütülen Başlangıcından Günümüze Kıbrıs Türk Edebiyatı Tarihi yazım projesinin editörlerinden biridir. Yıllardır Kıbrıs Türk kültür ve edebiyatı üzerine de çalışmalarını sürdüren ve başta Kıbrıs gazetesi olmak üzere, değişik Kıbrıs Türk gazetelerinde bu konuda yazılar yazan Oğuz Karakartal, KKTC BRT Radyo ve Televizyon Kurumu’nda iki yıl boyunca, “Kültür Adalarımız” adlı kültür programını (2010-2011) hazırlayıp sunmuştur. “Kıbrıs Türk kültür ve edebiyatı, 1974 Mutlu Barış Harekatı, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Kartpostalları ” konularında koleksiyon ve arşiv belgesi sahibi olan araştırmacı, İtalyanca(iyi), İngilizce (orta) ve Eski Yazı (Osmanlıca) bilmektedir. 22 yıldır adada yaşayan Prof. Dr. Oğuz Karakartal, T.C. ve KKTC vatandaşıdır.

Yazar:
Oğuz Karakartal

Son Yazılar

Toplumsal adaletsizlik ve artan şiddet olayları

Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku

26.04.2026

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026

Yeni jeopolitik gelişmeler ışığında İran-Türkiye

Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku

02.04.2026