Türk milliyetçilerinin din anlayışlarındaki dönüşümler

Türk milliyetçiliğindeki din algısının zamanla çeşitli dönüşümlere, belki gruplara ayrılması hususunda fikir yürütebilmek için öncelikle temel iki kavramı iyi anlamak gerekir. Bilim ve din.

Bu kavramlar insanlar tarafından asırlardır ve hâlâ kavga ettirilse de entelektüel yaşamdaki tartışmaların ana dayanaklarını oluşturduğunu inkâr edemeyiz. Hâliyle bunları doğru açıklamak ve doğru bir yerde konumlandırmak, aslında meselenin çözüm yolunu bulmak anlamına gelir.

İki ayrı hipodromda iki ayrı yarış: Bilim ve din

Bilim, özellikle 19. yüzyıl ve sonrasında günümüzdeki anlamıyla karşımıza çıkmaktadır. Öncesinde çeşitli felsefî çalışmaların belli bazı bölümlerinde bugünkü bilime ait enstantaneler görebiliriz. Ama hiçbiri tam anlamıyla bilim değildir. Çünkü bilimde mantık ve akıl gibi araçlar kullanılsa da bu ancak bilimin başlangıcını temsil edebilir [1]. Oysa bilim bundan çok daha fazlasıdır. Örneğin, kanıttır, deneydir, gözlemdir ve en önemlisi şüphedir. O sebeple bilimde hiçbir şeyden emin olunmaz. Her bulguda bir hata payı, bir olasılık mevcuttur. Bulunan her şey her an yanlışlanabilir. Cevap aradığı sorular, doğanın çalışma şekliyle ilgilidir. Tabiî doğa dediğimiz yalnızca bitkiyi, hayvanı, suyu, toprağı değil; insanı ve insanla ilgili sahaları da içermektedir.

Din ise bundan çok daha başka bir şeydir. 19. yüzyılda gelişen rasyonel düşünce içinde, bazı düşünürler dinin yerini zamanla bilimin alacağı görüşünü savundular. Bilimin gelişmesiyle dinlere daha az referans verilecekti. Öyleyse dinin zamanla yok olması gerekiyordu. Hatta bu görüşe “Boşlukların Tanrısı” tanımı yapıldı. Yani, doğada açıklayamadığımız her şeyi Tanrı’nın üzerine atma fikri. Bu anlamda Tanrı, artık Tanrı olmaktan çıkıp bir fenomen hâline gelmektedir [2]. Bilimin ortaya çıkışı ve zamanla doğayı açıklama hızındaki artış sayesinde Tanrı bu şöhretini kaybedecekti. Böylece tüm boşluklar/aralıklar kapanacaktı. Ve O’na duyulan ihtiyaç da azalıp yok olacaktı. Bu da inancın sıfırlanması anlamına geliyordu. Oysa bilim, doğa ile ilgili sorunları çözümlemeye çalışır. Din ise Tanrı ile insanlar arasında sağlıklı bir iletişimin yollarını gösterir. İnsana ahlâk ve anlam hususlarında bir rehber olma iddiasındadır. Bilim için ahlâk ve anlam konuları ilgi çekici değildir; çünkü bu konular ne yanlışlanabilir ne de kanıtlanabilir. Dinde ise, daha ziyade semavî dinlerde, özelde de İslamiyet’te, doğa kanunları veya doğanın sorunları ile ilgili bilgi iddiası yoktur. Aksine bu konulardaki merakların giderilmesi için kişileri onu gözlemlemeye yani, bilime yönlendirir.

Millet, milliyet ve din

Benzer ayrım milliyet ve din arasında da vardır. Bu ayrımı elzem gören Mehmet İzzet verdiği çeşitli örneklerin ardından şöyle anlatıyor: “Müspet ve müesses dinler, milliyeti müdafaa eder gözüktüğü vakit onu kendisine bir vesile, faydalı bir silah olarak kullanır; bi’l-mukâbele milliyet de dine istinâd etmek istediği vakit onu bir âlet gibi kullanır. Her iki takdirde de ya semavî din ya beşerî milliyet mefkûrevî ve mutlak âmir olan mâhiyetlerini kaybediyorlar, geçici, sınırlı ve şarta bağlanmış birer vâsıta derecesine iniyorlar. Milliyet nihâî gaye addolunursa müspet dîne, müspet din gaye olunursa millî mefkûreye ancak bir vâsıta kıymetini tanımak lazım geliyor” [3]. Ona göre milliyet ve din, birbiri yerine amaç edinilirken; diğeri araç olarak kullanılmaktadır. Bu da ikisinin de değerini düşürmektedir. Dolayısıyla ikisini ayrı yerlerde değerlendirmek gerekir.

Fakat milliyetin oluşmasının temelinde millet kavramı yatmaktadır. Birçok entelektüel “Millet nedir?” sorusuna cevap vermeye çalışmıştır. Ancak hemen tüm tanımlamalarda bir tasvir yapıldığı görülmüştür. Millet sanki bir eşyayı anlatır gibi anlatılmakta, nitelikleri sıralanmaktadır. Esasında bundan çok daha fazla bir şeydir.

Millet bir şuur meselesidir

Sosyolojide millet için büyük sosyal grup tanımlaması yapılır. Fakat her şeyden önce millet bir gerçekliktir ve gerçeklik tanımlanırken unsurlara ihtiyaç vardır. Millet için yapılacak bir tanımlamada bu unsurların ontolojik temele oturtulması, gerçekliği kanıtlamak açısından elzem bir varsayımdır. Milleti meydana getiren 3 temel unsurdan bahsedilebilir. Bunlar; fizikî unsur, sosyal unsur ve farkındalık unsuru şeklinde sıralanabilir [4]. Fizikî unsur; ortak bir coğrafyada, biyolojik var oluşu kapsar. Ancak bu millet oluşumu için yeterli değildir. Yanında, sosyal ve tarihi bağlara/kaynaklara ihtiyaç vardır. Bu sayede ortak yaşama biçimi, dil, kültür, ahlâk gibi ortak değerler gelişir ve bunlar da aidiyeti güçlendirir. Bu sayede millet inşası meydana gelmeye başlar ve milliyetçilik anlayışının gelişimine adım atılır. Millet oluşumunun tamamlanabilmesi için diğer ihtiyaç ise farkındalıktır. Buna bilinç temeli diyebiliriz. Bilinç temeli, bir olguyu anlamanın ötesindedir. Daha çok içsel bir durumdur. Şuur hâlidir. Bu bilincin olmadığı yerde millet ya da milliyetçilikten değil, etnisiteden bahsedilebilir.

Sadece soy birliği, ben ve başkası üzerinden tavır belirleyebilir. Sığdır. Soyun yanına ortak değerler dâhil edilirse birliktelik zenginleşir. Bu zenginlik artık ötekiyi yabancı olarak algılamaz. Beraberdir, birdir. Burada da farkındalık, bilinç gerçekleşir. İşte millet, tüm bu aşamaları bitirip o bilincine erişmiş büyük sosyal topluluğa denir.

Milletleşme süreci

Millet olmak için bir sürece ihtiyaç vardır. Bu süreç; önce var oluş, sonra ortak yaşantı ve sonunda kendini bilme/farketme şeklinde özetlenebilir. Dolayısıyla millet, tarih boyunca doğal yaşamın içinde ortak bir süreçte yaşarken bu ortaklığı geleceğe daha bilinçli, kendi var oluşunun farkında taşımaya başlamışsa millet olmuş demektir. Bu sürecin tamamlanmasının ardından ortaya çıkan millete bağlı olma duygusu, kişiyi yaşantısının her evresinde öncelikle milleti için çalışmaya, onu yüceltme ve geliştirme gayreti içinde olmaya iter. Bu aşkın duygu çeşitli eylem, somut ve soyut üretimlerle kendini dışa vurur. Böylece “milliyetçilik” anlayışı da ortaya çıkar.  Varlığını milletin varlığından alan milliyetçilikte de millet için sayılan ontolojik temeller, geçerlidir [5].

Burada yapılan millet ve milliyetçilik tarifinde; biyolojiden tarihe, psikolojiden sosyolojiye kadar uzanan bilim sahalarından faydalanılmaktadır. Ayrıca bir metot, bir kanıtlama süreci benimsenmiştir. Öyleyse millet ve milliyetçilik, bilim temelli tartışmaların konusudur. Dayanağını bilimden almaktadır ve beşerî hayatla ilgilidir. Bu anlamda da dinden ayrılır.

Gökalp’ta din ve millet

Buna karşılık özellikle erken cumhuriyet dönemleri de diyebileceğimiz Balkan Harbi sonrasındaki zamanlarda konuyla ilgili nispeten farklı görüşler ortaya atılmıştır. Örneğin; Türk milliyetçiliği fikrini sistematik hâle getiren önemli isimlerden Ziya Gökalp, dini, milletten tümüyle ayırmaz, tamamen de aynılaştırmaz. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserinde Türklük ile İslam arasında bir uyuşmazlık olmadığını ileri sürer. Uzlaştırıcıdır. Ancak bu uzlaştırıcılığı yaparken İslamcılık hususunu ikiye ayırır: İslam ümmetçiliği ve İslam milliyetçiliği. Burada Gökalp, İslam milliyetçiliğine karşı çıkar. Bunun tüm Müslüman kavimleri yaşadıkları memleketlerde aşağı bir seviyede kalmalarına sebep olduğunu savunur ve “Evet, genel bir kurtarıcıyı bekleyelim. Fakat Kur’an-ı Hakîm’in ‘her kavmin kendine ait bir kurtarıcısı vardır’ yüksek açıklamasının icap ettirdiği gibi mahallî ve millî kurtarıcılara, dile, terbiyeye, iktisada, ahlaka ait kurtuluşlara niçin ümit beslemeyelim?” diye sorar [6].

Bunun haricinde İçtimaiyat Mecmuası’nda “Millet nedir?” başlıklı makalesinde ise milleti en üstün sosyal grup olarak ele alır. Önce millet kelimesini ırk, kavim, ümmet, halk ve devlet kelimelerinden ayırarak işe başlar. Her birinin neden millete karşılık kullanılamayacağını anlatan bir sınıflama yapar ve sonunda bir millet tanımlamasına gider. “Kişiliğini uzun bir süre kaybettikten sonra yeniden kurmaya çalışan kavimdir. Bunun en olgun şekli bir kavmi devlete ve medeniyete sahip olmaktır. Fakat birçok kavim buna ulaşamamıştır. Mesela Türkler aşiret halinde teşkilatlanmışlardır. Başlıca 3 engel vardır: 1) ortak bir devletin, 2) ortak bir dinin, 3) ortak bir medeniyetin istilasına uğramıştır. Ortak dinler, ümmet dinleridir, bunların temeli fıkıhtır. Bu ümmete girenler kendi kavmi hukuklarını kaybederler. Bir kavim ne kadar ümmet durumundan kurtulursa o kadar kendi hukukunu kazanır. Öyle ise ümmetten çıkmaya başlamak milletleşmenin mühim bir belirtisidir. (…) Ortak devlet, ortak din, ortak medeniyet türlü şekillerde kavimlerin özel kültürlerini eritme gücüne sahip olabilir. Fakat bir süre sonra kavimler, yavaş yavaş büyük zümreden ayrılarak ikinci defa kişilik kazanırlar: İşte milletin kuruluşu budur. Burada en önemli nokta millî dilin doğuşudur. Bu da ümmet dilinin çözülmesi sonunda meydana gelir [7,8].” sözleri, din ve milliyeti birbirinden ayırmak gerektiğinin en iyi örneğidir.

Çağdaş bir kavram olarak millet

Kavmi de ümmeti de hasredici bulmaktadır. Kavmin insanlığı kendinden ibaret gördüğünden ve evreni kendi kavminin kuruluşu ile açıkladığından yakınır. Ümmette çağdaş medeniyete karşı bir hasredicilik olduğunu ileri sürer. Milletlerinse diğer milletlerle etkileşim içinde yaşaması gerektiğini savunur. Bundan dolayı milleti kavimlerin ya da ümmetlerin değil; çağdaş medeniyetin bir parçası olarak görmektedir. Dolayısıyla din de kavim de milletin içindeki parçalardan sadece birkaçıdır. Aslolan millettir.

Benzer bakış Gökalp’ın çağdaşlarında ve devamındaki nesillerin aydınlarında da görülür. Dolayısıyla Türk milliyetçiliğinin temelinde din mi yoksa millet/milliyetçilik mi önceliklidir endişesi yoktur. Din milleti oluşturan paydaşlardan sosyal-kültürel unsur içinde değerlendirilmesi gereken bir yerdedir; önemlidir ama mutlak şart değildir. Millet olma sürecinde ortak değerler etrafında toplanıp aidiyet duygusunun geliştirilmesi ve bilinç-şuur noktasına erişilmesi için heybede bulunabilecek bir değerdir.

Milliyetçiler ve din

Bütün bunlarla birlikte din hayatın içinde var olan, yok sayılamayacak bir konumdadır. Dolayısıyla yıllar boyu yukarıda bahsedilen köklerden alınan ilham sayesinde Türk milliyetçileri için de önemli bir yere sahip olmuştur.

Özellikle 70’li yıllarda Komünizm yalnızca devlet ve sermaye ile değil aynı zamanda inançla da kavgalıydı. Milliyetçiler adına vatan savunması diyerek girdikleri bu mücadelede aslında sadece parçalanma ihtimali olan toprağı korumadılar. O toprak üzerinde varlığını sürdüren, içinde dinin de olduğu tüm değerleri koruma mücadelesi verdiler. Türk milliyetçiliği elbette dini temel değer alıp onun üzerine inşa edilmedi. Bu ne ideolojinin oluşmasında böyleydi ne de siyasallaşmasında… Ama din, milletin kültürel değerlerinden biriydi. Toplumsal hayatın içinde tarihten bugüne hayli yer kaplamış, karşılık bulmuş ve dinamik bir şekilde yaşanıyordu. Karşısında ciddi bir tehdit de vardı. Böyle bir ortamda Türk milliyetçilerinin dini görmezden gelmesi beklenemezdi.

Seküler misin muhafazakâr mı?

Bugünün Türk milliyetçileri arasında ayrışmayı doğuran iki kavram: seküler milliyetçilik ve muhafazakâr milliyetçiliktir. Dahası bu iki kavram, kavram olarak değil; temsilcilerine verilen grup isimleri üzerinden kavga hâlindedir. Seküler milliyetçiler ve muhafazakar milliyetçiler…

Muhafazakâr milliyetçilerin bugün “kavganın” bir tarafı hâline gelmesinin üç temel sebebi vardır. Birincisi, yukarıda bahsettiğimiz Komünist tehdit içinde değerleri savunma refleksinden kopamama. İkincisi 80 ihtilalinin baskı ve zulüm dolu anlarından kaçışı sağlayan psikolojik hâl. Üçüncüsü, tarihinin helal mirasını harama katıp yiyen bazı siyasi oluşumların yaptıkları temelsiz tanımlama ve propagandalardır.

Seküler milliyetçiler içinse durum biraz daha farklıdır. Zaten protestan geleneğe sahip olan ve esasen dünyevîleşme anlamına gelen sekülerleşme, Türkler için Osmanlı Dönemi’ndeki baskı ortamında “Türk modernleşmesi”nin temsilcileriyle kendini göstermiştir. Sonrasında cumhuriyetin ilânıyla birlikte daha sert bir formu olan laikliğin kabulüyle devamlılığını sağlamıştır. Milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felfesesi olarak değerlendirdiğimizde, onu da seküler kabul etmek gerekir. Bu doğal hâl, zamanla hatta batılılaşma hareketlerinin temsilcilerinde bile problemli bir algılanmaya sahiptir. Çünkü bu kavram, bugüne kadar hep İslam karşıtlığı, İslam düşmanlığı olarak algılandı. Oysa sekülerleşme, sanayileşme kavramıyla bütünleşmelidir. Sanayileşme, dünya ile barışmanın ve dünya egemenliğinin bir sonucu olarak Batılı ülkelerde kendini göstermiştir [9]. Dolayısıyla sekülerlik dünya ile ilgilidir, dünya ile barışmadır ve dünyevileşmedir. Milliyetçilik de beşeriyetle içkin bir kavram olduğuna göre onun da seküler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Buradan İslam karşıtlığı anlamı çıkmaz. Başta da belirtildiği gibi olsa olsa farklı hinterlanda sahip kavramlar oldukları sonucuna varabiliriz. Ancak Türk milliyetçiliğinin siyasal formunun son dönem örneklerinde de aklı, bilimi ve milletin yani, beşeriyetin yararını öncelemenin dışında tavırlar gözlendi. Bu kendisini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan bir kesimi rahatsız etti ve sekülerliğin temelinin dayandığı protestan tavır burada da kendini gösterdi. Yine de zamanla bu baskıya karşı çıkma tavrı ve milliyetçiliğin temel argümanını savunma şekli, zamanla bilinçli ya da bilinçsiz değişim gösterdi. Bazı “seküler milliyetçiler”, sekülerliğin dünyevileşme anlayışını kişisel inanç ve yaşantılarındaki reddiyelerle birleştirdiler. Ve zaten seküler olan milliyetçiliğin sıfatını tamlarken; kullandıkları sıfat Türk’ün dışına çıktı. Sadece seküler milliyetçilik oldu. Bu yanlışa Batılılaşma hareketi sırasındaki Türk entelijansiyasında da rastlıyoruz. O zaman Batı’nın mutlak taklidi ile karşımıza çıkan yanlış sekülerleşme, bugün din karşıtlığı ve bunun propagandası ile çalışıyor. Tıpkı dün Namık Kemaller, Abdullah Cevdetler, Ahmet Rızalardaki gibi iyi niyetle…

Esas olan millettir

Esasında milliyetçiler dindar olabilir ama inançsız da olabilir. Bu ne milliyetçiliği ilgilendirir ne de dini. Sadece kişinin kendisini ilgilendirir. Mesele dine bakışın, milliyetçiliğin önüne bir sıfat olarak getirilmesi ve propagandasının yapılması noktasında başlar. Halbuki propagandasının yapılması gereken tek şey, Türk milliyetçiliğinin kendisidir. Ve Türk milliyetçiliğinin konumlandığı zeminden hareket sahasına kadar her şeyin çerçevesi bellidir. Hareket sahasında bu dünyayı ilgilendiren beşerîyet vardır. Bu dünyadaki kendi beşerî toplumu için iyi ve güzeli isteyen, onun için çalışan milliyetçiliğin zemininde ise, diğer tüm unsurlarla birlikte manevî değerler de bulunmaktadır. Milliyetçi bilinç seviyesinde hareket ederken milleti oluşturan tüm değerler grubunu da kabul etmek ama esas olanın millet olduğunu da unutmamak gerekir.

Kaynakça

  1. Öksüz, İ. Bilim, Din ve Türkçülük, Panama Yayıncılık, Ankara, 2018, s.13-14.
  2. Bilgili, A. “Bilimsel İlerleme İle Dinler Zaman İçinde Yok Mu Olacaktır?”, Dini Cevaplar, ed. İsmail Özcan, 123-129. İstanbul: İstanbul Yayınevi, 1. Baskı, 2022.
  3. İzzet, M. Milliyet Nazariyeleri ve Millî Hayat, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 4. Baskı, 2018, s. 205.
  4. Köktürk, M. Millet ve Milliyetçilik, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2016, s. 16.
  5. https://millidusunce.com/misak/ulkuculuk/, erişim 28.06.2022
  6. Gökalp, Z., Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak, İstanbul: Bordo-Siyah Yayınları, 2010; s.99-103.
  7. Ülken, H. Z., Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3. Basım, 2015, s. 459.
  8. Gökalp, Z., “Millet Nedir?”, İçtimaiyat Mecmuası, Sayı 3, Haziran 1917.
  9. Hocaoğlu, D., Laisizmden Millî Sekülerizme, Ankara: Selçuk Yayınları, 1995, s. 386.
Burçin Öner

Yazar ve editörümüz Burçin Öner, 2011 yılında Gazi Üniversitesi’nden İstatistik lisans derecesini, 2013 yılında Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi İstatistik Bölümü’nden yüksek lisans derecesini aldıktan sonra, 2019 yılında Gazi Üniversitesi Uygulamalı İstatistik Anabilim Dalında doktora eğitimini tamamlamıştır. 2020 yılından bu yana Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde Dr. Öğr. Üyesi olarak görev yapıyor. Akademik alanda çeşitli dergilerde çalışmaları yayınlandı, ulusal ve uluslararası pek çok konferans ve sempozyuma katılıp tebliğ sundu. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının gençlik yapılanmalarında yöneticilik, çeşitlik site ve dergilerde yazarlık yaptı. Milli Düşünce Merkezi Gencay Grubu’nun çıkardığı Gencay Dergisi’nin 2013 yılından 2017 yılına kadar editörlüğünü üstlendi. 2017 yılından beri Milli Düşünce Merkezi ve Milli Strateji Araştırma Kurulu Yönetim Kurulu ve Yayın Kurulu üyesi ve MİSAK Genel Yayın Yöneticisidir. Öner hâlihazırda, meslek yüksek okulları için istatistik uygulamaları konusunda bir kitap üzerinde çalışmaktadır. Yayın Bilgileri Tezler:  “Korelasyon Katsayısının Etki Büyüklüğü Olarak Kullanıldığı Meta Analizi Çalışmalarında İstatistiksel Gücün Değerlendirilmesi”, Burçin Öner (Danışman: Prof. Dr. Bülent Çelik), Ankara, Nisan 2019. (Doktora Tezi)  “Veri Zarflama Analizi ve Temel Bileşenler Analizi Yöntemi İle Türkiye'deki İllerin Ekonomik Performanslarının Değerlendirilmesi”, Burçin Öner (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Taner Tunç), Samsun, Temmuz 2013. (Yüksek Lisans Tezi) Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makaleler:  Öner, B. ve Çelik, B. (2018). The calculatıon of statıstıcal power ın meta analysıs for correlatıon coeffıcıent. Uluslararası Medeniyet Çalışmaları Dergisi, 3(2), 447-463.  Öner, B., Kahyaoğlu, M. ve Çelenli Başaran, A.Z. (2016). Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Girişimcilik Eğilimlerini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma: Çarşamba Ticaret Borsası MYO Örneği. Akademik Bakış Dergisi, 57(9), 178-189. Sempozyum bildirileri:  Öner, B., Çelik, B. (2018), Statistical Power in Meta-Analysis Using Correlation Coefficient as Effect Size, XIth International Statistics Days Conference (ISDC’2018), Muğla, Turkey, 247.  Öner, B. (2016), Türkiye’de İllerin Ekonomik Performansının Veri Zarflama Analizi Ve Temel Bileşenler Analizi İle Değerlendirilmesi, Xth International Statistics Days Conference (ISDC’2016), Giresun, Turkey, 398-409.  Sözen, Ç., Öner, Y., Bulut, H. ve Öner, B. (2016), Fonksiyonel Veri Analizi ile Karadeniz Bölgesi’ne Ait Yağış Verilerinin İncelenmesi, Xth International Statistics Days Conference (ISDC’2016), Giresun, Turkey, 192-201.  Çelenli Başaran, A.Z., Öner, B. (2016), Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Demografik Özellikleri ile Girişimcilik Eğilimleri Arasındaki İlişki: On dokuz Mayıs Üniversitesi’nde Bir Araştırma, Xth International Statistics Days Conference (ISDC’2016), Giresun, Turkey, 614-624.  Öner, B., Çelik, B., (2015) LDL Cholesterol Level In Subjects With Coroner Heart Disease and Type 2 Diabetes Mellitus: A Meta Analysis of Prospective Studies, EMR 2015, Cappadocia, Nevsehir, Turkey, 140. Atıflar:  Öner, B., Kahyaoğlu, M. ve Çelenli Başaran, A.Z. (2016). Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Girişimcilik Eğilimlerini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma: Çarşamba Ticaret Borsası MYO Örneği. Akademik Bakış Dergisi, 57(9), 178-189. Hakem inceleme aşamasındaki çalışmalar:  Öner, B., Öner, Y. Evaluation of Statistical Power in Random Effect Meta Analyses for Correlation Effect Size. Communications in Statistics - Simulation and Computation. (SCI-Expanded) Hazırlık aşamasındaki çalışmalar:  Öner, B., Güneş Termik Santrallerinin Kurulum Yerinin Belirlenmesinde Kullanılan Sıralama Tekniklerinin Doğrusal ve Kanonik Diskriminant Analizi Yöntemleri İle Karşılaştırılması: Ankara İli İçin Bir Uygulama (Makale Çalışması)  Öner, B., Çelenli Başaran, A.Z, Meslek Yüksek Okullarında İstatistik (Kitap çalışması)  Öner, B., Öner, Y., Sosyal Bilimler İçin İstatistik (Kitap bölümü çalışması)  Öner, B., Öner, Y., Çelenli Başaran, A.Z., Sözen, Ç. Clasification Of The Companies Traded In The BIST By Financial Ratios (Makale çalışması)  Öner, B., Meta Analizinde Etki Büyüklüğü Türlerine Göre İstatistiksel Gücün Simülasyonu (Makale çalışması)  Öner, B., Meta Analizinde Yüksek İstatistiksel Güç İçin Gerekli Örnek Hacmini Belirleme Yolları (Makale Çalışması)  Öner, B., Çelenli Başaran, A.Z., Çelenli, H.İ., Simülasyon Yoluyla Oluşturulan Portföylerin CCR Modeli İle Etkinlik Analizlerinin Değerlendirilmesi (Makale Çalışması) Sertifika/Belge/Ödül Bilgileri  (Katılım Belgesi) XIth International Statistics Days Conference in Muğla, Turkey, October, 2018.  (Katılım Belgesi) Xth International Statistics Days Conference in Giresun, Turkey, October, 2016.  (Katılım Belgesi) The 8th Conference of the Eastern Mediterranean Region of International Biometic Societyheld in Cappadocia, Nevşehir, Turkey, May, 2015.  (Katılım Sertifikası) Sozkonusu.net 3. Yazarlar Çalıştayı, Kastamonu, Ağustos 2014.  (Dil Sertifikası) International English Language Testing System, British Council, IELTS Australia, Cambridge English Language Assesment Part of the University of Cambridge, Ankara, Kasım 2013.  (Katılım Belgesi) 1. Genç İstatistikçiler Sempozyumu, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Eylül 2013.  (Katılım Sertifikası) DEA 2013 11th International Conference on Data Envelopment Analysis, Gazi Üniversitesi ve On Dokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun, Haziran 2013.  (Eğitim Sertifikası) ISO 9001: 2008 İç Tetkikçi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Stratejik Yönetim, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Entegre Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) ISO 9001: 2008 Kalite Yönetim Sistemi, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) NLP Begginer, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Beden Enerji Merkezi Çakralar, Çakraların Açılması, Nefesle Yüksek Algı Teknikleri, Nefesle Arınma Teknikleri, Özgürleşme Affetme Eğitimleri, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Eğitim Sertifikası) Kişisel Gelişim, NLP, Mativasyon, Stres Yönetimi, Zaman Yönetimi, Beden Dili, İletişim Dilleri Eğitimleri, Uniacademy Institute, Aralık 2012.  (Plaket) İstatistik Kolokyumu Örnek Sunumları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun, Aralık 2012.  (Katılım Sertifikası) Sozkonusu.net 2. Yazarlar Çalıştayı, Samsun, Ekim 2012.  (Sunum Sertifikası) 8. Uluslararası İstatistik Öğrenci Kolokyumu, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir, Mayıs 2011.  (Katılım Sertifikası) Sozkonusu.net 1. Yazarlar Çalıştayı, Ankara, Ocak 2011.  (Katılım Sertifikası) 19. İstatistik Araştırma Sempozyumu, TÜİK, Ankara, Mayıs 2010. Sivil Toplum Kuruluşu Üyelikleri ve Sosyal Faaliyetler  2018 -… Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği  2018-… Millî Strateji Araştırma Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği  2018-… Millî Strateji Araştırma Kurulu (MİSAK) İnternet Sitesi Genel Yayın Yöneticiliği ve Yazarlığı  2016-… TahtaPod.com İnternet Sitesi, Köşe Yazarlığı  2014 – 2018 Millî Düşünce Merkezi Gencay Gençlik Grubu Başkan Yardımcılığı  2013 – 2017 Gencay Dergisi Koordinatörlüğü ve Yazarlığı  2011 – 2015 Sözkonusu.net İnternet Sitesi Yöneticiliği ve Köşe Yazarlığı  2011 – 2013 Samsun Ülkü Ocakları İl Yöneticiliği  2011-2012 Haberiniz.com İnternet Sitesi Köşe Yazarlığı  2011-2012 Ülkücü Yazarlar Birliği Köşe Yazarlığı  2010 - … Ankara Türk Ocağı Üyeliği Yazılar Editöryal Çalışmalarda Yer Alan Yazılar:  Öner, B. (2017). Rus Narodnizminden Gökalp Halkçılığına Türk Popülizmi, Yeni Okumalar Işığında Ziya Gökalp, Ed. İkbâl Vurucu ve Mustafa Yiğit, Palet Yayınları, Konya.  Öner, B. (2016). Asude Bir Bahar Ülkesinde Şimdi O Gül, Tarih Kültür Toplum Ayça Günkut Vurucu Armağanı, Ed. İkbâl Vurucu, Eğitim Yayınevi, Konya. Köşe Yazıları:  Ankara ve Seymenleri  Anlaşılamayan Türk Milliyetçiliği – 1  Anlaşılamayan Türk Milliyetçiliği – 2  Anlaşılamayan Türk Milliyetçiliği – 3  Aydınlık Zihinlerin Karanlık Karmaşaları  Bak Bir Şehit Ne Diyor  Bize Ne Oldu Böyle? – 1  Bize Ne Oldu Böyle? – 2  Bize Ne Oldu Böyle? – 3  Bize Ne Oldu Böyle? – 4  Bize Ne Oldu Böyle? – Çözüm Önerileri 1  Bize Ne Oldu Böyle? – Çözüm Önerileri 2  Demokrasi Algımız ve İtirazlar  Dergicilik Üzerine Bir İnceleme  Durmuş Hocaoğlu Aydınlanmanın Neresinde?  Ermeni Dosyası – Kazım Karabekir Kültür ve ahlâk erozyonunda Siyasal İslamcılığın etkisi  Millet ve Milliyetçilikte Komşu Kızının Rolü  Mürekkep Yüreklerdeki Ukdeler  Namus Benimdir Hâkim Bey! Neden Boş Değil de Hoş Geliyorlar?  Nice Mutlu Günlere  Pozitif Bilimlerin Felsefeye Yansımasında İki İsim Bir Kitap: Millet ve Milliyetçilik / İskender Öksüz & Milay Köktürk  Siyasi Partiler Mi Yoksa Cinsiyetler Mi Yarışıyor?  Şahsiyet Üzerine Bir İnceleme  Turancılık Ve Milli Devlet Nasıl Bağdaştırılacaktır?  Türkiye’de Tecrübe: Ankara Siyaseti  Ülkücülüğün İflası Ve Yeniden Türk Milliyetçiliği

Yazar:
Burçin Öner

Son Yazılar

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur 

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026

Yeni jeopolitik gelişmeler ışığında İran-Türkiye

Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku

02.04.2026

Ege’ye dikkat!

Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerde istisna teşkil eden dostluk dönemlerini… Devamını Oku

25.03.2026

Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş

Bu yolculuk benim için sıradan bir gezi değildi. Atalarımızın izini sürmek, onların bastığı topraklara basmak,… Devamını Oku

24.03.2026