Türk tamgaları Türklüğü birleştirecek, Turan’ı kuracak

Tonyukuk Bengütaşı’ndan bir bölüm

 

Alfabe ve millet

Kişioğlunun en önemli buluşlarından biri olan yazı, kısaca düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesine denir.[1] Yazıyı ilk kimlerin kullandığı yönünde tartışmalar sürmekle birlikte yazı tarihten bugüne ekonomiyi, dini, kültürü taşıyan en önemli araçlardan biri olmuştur. Uluslar için köklülüğün, gelişmişliğin ve uygarlığın göstergelerinden biri olarak kabul edilen[2] yazı, geçmişle gelecek arasında kalıcı köprünün kurulmasına da öncülük etmiştir.

Köklü bir medeniyetin kurucusu olan Türkler de yazıyı diğer milletlerle kıyaslandığında erken sayılabilecek bir dönemde kullanmıştır. Bundan da önemlisi kendilerine ait bir yazı sistemi geliştirmişlerdir. Türk milletinin bağrından çıkmış bu yazı, Türklüğün önemli dönemlerine ışık tutmamıza yardımcı olmuştur. Tarihin derinliklerinden süzülerek gelmiş, Türk dilinin somut işaretlere dönüşmüş biçimi olan Türk yazı sistemi derin bir edebî derinliğe sahip Orhun yazıtlarında son ve -eldeki verilere göre- en gelişkin biçimine kavuşmuştur. Türkler, Uygur yönetimi devrinde de kullanmayı sürdürdüğü yazısını özellikle İslâmiyet’e geçiş döneminin ardından belirsiz bir tarihte terk etmiş, Türk yazısı ta ki 19. yüzyılda keşfedilene kadar üzerindeki sırrı korumuştur.

Alfabe ile bölünmüş millet Türkler

Bu süreçte bir yandan enternasyonalizmin, diğer yandan globalleşmenin; bir yandan Batı’nın, diğer yandan Rusya ve Çin’in uzun yıllar maddî ve manevî saldırılarına maruz kalan Türklük bugün o saldırıların yaralarını savmaya çalışmaktadır. Türklüğün kadim kültürünü bölmek ve yutmak isteyenler, bunun yolunu sinsice yöntemler denemekte bulmuştur. Sinsi plan kanla, zulümle yürürlüğe girmiş, Türklüğün içine nifak tohumları atılmıştır. Bu tohumlar etkisini ne yazık ki göstermiş ve ortaya garip bir tablo çıkmıştır. Bugün Türklüğü ve ortak millet olma bilincini reddeden bazıları; Türkiye’de “Ben Türkiyeliyim”, Türkistan’da ise “Ben Kazak’ım, ben Kırgız’ım, Ben Özbek’im…” Hatta “Ben Azerîyim.” demektedir.

Tek millet olduğumuzu gösteren onca belirtiye rağmen bunları görmeyip Türk Dünyası’nı dar sınırlar arasına hapsetmek ne yazık ki çağımızda Türklüğün en önemli gafletidir. Türklüğü ve hatta dünyayı güzelliğe ve adalete kavuşturabilecek biricik yol Türklüğün güç kazanması, hâkimiyet sağlamasıdır. Bunun da tek yolu Türk Birliği’nin kurulabilmesidir. Türk Birliği’nin de kurulabilmesi için ön koşul tüm Türklerin adımlarını bir atması, kalplerinin ortak çarpmasıdır. Bunun için bir uyanış gereklidir. Uyanış ise ancak dünya Türklüğünün köklerdeki ortaklığı görebilmesiyle mümkündür.

Türk tamgaları Türkleri birleştirecek

İşte tam burada ortaklığın somut biçimde dışa vurmuş bir gelişimine rastlıyoruz. Türklerin binlerce yıl öncesinden oluşturdukları ve yüzlerce yıl önce taşlara kazınarak bugünlere ulaşabilen yazısı, bugün Türkleri birleştirebilecek bir gelişme olarak ortaya çıkmaktadır. Kendisinin bir milletten geldiğinden habersiz Kazak, Kırgız, Oğuz; ata yazısını gördükçe birbirindeki benzerliği fark etmektedir ve edecektir.

Turan Kurultayında üzerinde Türk yazısıyla “Kazak eli” ve “Teŋri” yazan bir Kazak Türkü.

Macaristan’da iki yılda bir gerçekleşen Turan Kurultayı’nda çekilmiş fotoğrafta Bir Kazak Türkünün atkısında Türk yazısıyla bir yanda “Kazak eli” diğer yanda “Teŋri” yazıyor. Bu yazıda anlatılmak isteneni en iyi anlatan fotoğraf belki de budur. Bu kadar sözcüğü, bunca harfi silip atabilecek bir fotoğraf.

Akademinin sınırlarını aşan Türk tamgaları

Türk yazısı bugün akademinin sınırlarından çıkmış ve Türklüğün yaşamına girmiştir. Hem de bu giriş yalnızca Türkiye’de değil, Türklüğü parçalara ayırmak isteyenlere inat tüm Türk Dünyası’nda etkisini göstermiştir. Anadolu coğrafyasında bugün ”Türk” sözcüğünün Türk damgalarıyla yazılışını özellikle polis ve asker üniformalarında kullanıldığını görmekteyiz. Atalarının yüzyıllar önce kullandığı Türk yazısını artık torunları giysilerinde, takılarında, günlük eşyalarında ve araçlarında kullanmaya başlamıştır. Bugün birçok kişinin günlük hayatta taktığı Türk yazısı ile ilgili aksesuarlar çoğu kişinin dikkatini çekmekte ve onları Türk yazısını araştırmaya ve öğrenmeye itmektedir. Asker ve polislerimiz Türk damgalarıyla “Türk” adını üniformalarında taşımaları onların geçmişindeki mücadeleleri ve kahramanlıkları aynı azim ve mücadeleyle sürdürmesindendir. Geçmişine sahip çıkarak, koruyarak ve yaşatarak mücadelede önemli bir motivasyon kazanmaktadır.

Kırgızistan’da ata yazısının tanıtımı ve öğretiminden bir fotoğraf.

Tıpkı Kazak Türkü örneğindeki gibi bu ilgi Kırgızistan’a da taşmıştır. Kırgızistan’da Türk yazısının öğretilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Üstelik bu öğretim akademide değil sivil organizasyonlar tarafından gerçekleştirilmektedir. “Göçebe Nomad Toplum Fonu” adı altında bir araya gelen Ulan Usoin’in başkanlık ettiği oluşum, “aidiyet duygusuyla” hareket ederek ata yazısını genç kuşaklara öğretmektedir. Usoin, Ötüken dergisinde gerçekleştirilen bir söyleşide Türkiye’ye “Dileğim kandaşlarımla birlikte tuğ kaldırıp eski yazımızı birlikte diriltmektir.” mesajını vermektedir.[1]

Aynı atanın, aynı yazıyı kullanan, aynı torunlarıyız. Buna odaklandığımız an; kim olduğumuzu, ne yapmamız gerektiğinin farkına varacağız. Bilge Kağan’ın, Tonyukuk’un, Yolug Tigin’in ve onlarcasının bize ne büyük bir miras bıraktığını bilmeliyiz. Türk yazısı geleceğin Türklüğünü şekillendirecek. Saygılarımla…

“Beŋgü taş toḳıtdım, bitidim. Anı körüp ança biliŋ…”

Bilge Kaġan

[1] Yusufhan Güzelsoy; Berkant Parlak, “Eski Yazımızı Dirilteceğiz”, Ötüken dergisi, S. 21 (164), s. 27.

[1] Türkçe Sözlük, Türk Dili Kurumu Yayınları, Ankara 2011, s. 2559.

[2] Cengiz Alyılmaz, (Kök)Türk Harfli Yazıtların İzinde, Karam Yayıncılık, Ankara, 2007, s. 1.

Kaynakça:

ALYILMAZ, Cengiz, (Kök)Türk Harfli Yazıtların İzinde, Karam Yayıncılık, Ankara, 2007.

GÜZELSOY, Yusufhan; PARLAK, Berkant, “Eski Yazımızı Dirilteceğiz”, Ötüken dergisi, S. 21 (164).

KURUL, Türkçe Sözlük, Türk Dili Kurumu Yayınları, Ankara 2011, s. 2559.

Berkant Parlak

1991 yılında Bursa’nın Osmangazi ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Bursa Osmangazi Atatürk İlköğretim Okulunda, ortaöğrenimini Trabzon Akçaabat Lisesinde tamamladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümünde lisans eğitimlerini sürdürmektedir. 2010 yılından beri çeşitli ajans, gazete ve internet haber sitelerinde muhabirlik yapmakta ve hâlen daha gazetecilik mesleğine devam etmektedir. Çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Trabzon Gazeteciler Cemiyetinin “Yılın Başarılı Gazetecileri” yarışmasında 2014 yılında “haber” dalında, 2016 yılında ise “haber fotoğrafı” dalında iki ayrı ödüle lâyık görüldü. Yönetim Kurulu Üyeliği görevini sürdürdüğü Akçaabat Gazeteciler Cemiyeti tarafından 2013 yılında düzenlenen Karma Fotoğraf Sergisi’ne de çeşitli fotoğraflarıyla katıldı. Türk yazısını öğretmek için çeşitli eğitimlere katıldı. 2016 yılı mart ayında Trabzon’da Türk yazısı üzerine eğitim başlattı ve aynı yıl içinde üç ayrı eğitim verdi. Gümüşhane Üniversitesinde düzenlenen bir eğitime katılarak katılımcılara Türk yazısını öğretti. 2017 yılında Türk Yazısı isimli kitabı yayımladı. Ayrıca Trabzon Ticaretine Yön Verenler (2016) ve Ortahisar - Medeniyet Şehrinde İlklerin Belediye Meclisi (2016) adlı eserlere katkıda bulundu.

Yazar:
Berkant Parlak

Son Yazılar

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur 

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026

Yeni jeopolitik gelişmeler ışığında İran-Türkiye

Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku

02.04.2026

Ege’ye dikkat!

Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerde istisna teşkil eden dostluk dönemlerini… Devamını Oku

25.03.2026

Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş

Bu yolculuk benim için sıradan bir gezi değildi. Atalarımızın izini sürmek, onların bastığı topraklara basmak,… Devamını Oku

24.03.2026