<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cumhurbaşkanı arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/cumhurbaskani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/cumhurbaskani/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Feb 2024 17:41:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk</title>
		<link>https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46492&#038;preview=true&#038;preview_id=46492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetenlerin, kurallara ve yeminlerine uymamakla milletin namusunu ve şerefini lekelediklerini görmek zorundasınız. Görmek yetmez, söyleyeceksiniz. Yola gelmelerini ihtar edeceksiniz. Bu da yetmez. Düzelmiyorlarsa başınızdan atacak bir namus göstereceksiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/">Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&#038;title=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/" data-a2a-title="Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk"></a></p><p>Yaşı otuzun altında olanlar, hep <b>Erdoğan</b>’ı başta gördüler. Devlet idaresi her zaman böyle belirsizliklerle yürür zannedebilirler. İşler, baştakinin nasıl olduysa inandığı veya inandığını zannettiği doğrulanmamış doğru dayatmasına göre, dünyanın tersine şekillendiğini sananlar bile olur. En azından, bu kesin inancın hayatta ve hatta yaradılışta karşılığını görmekte zorlanırlar.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayal kurgusu, hayatı yıkar hale gelir, görürler. Buna rağmen yıkanın sebep olduğu bu bozgunu fark etmediğine veya fark etmeyeceğine akıl erdiremeyebilirler. Dedim ya, yeni nesiller bu işler öteden beri hep böyle olur zannedecek derecede düşünceden uzaklaştıkları bir psikolojik kabule düşürülmüş olabilirler. Onlara bir açıklamada bulunmak gerekiyor. Böyle bir görevimiz ve borcumuz da var.</span></p>
<h2><b>Eskiyi kötüleyenler kötülüklere battılar</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de her zaman sürprizlere açık bir hayatımız oldu. Fakat sürprize açık olmayan, tanımlanmış, keyfîliğe imkân vermeyen, tam uygulanamasa da büyük ölçüde kurallarla çerçeveli bir yaşama düzenimiz vardı.</span> <span style="font-weight: 400;">Hiçbir devlet yetkilisinin müdahale edemeyeceği, değiştiremeyeceği özel alanlarımız vardı. Kabul edilmiş haklarımız vardı. Sonuna kadar eleştirme hakkımız vardı. Usulünce hesap sorma hakkımız vardı. Biz halktık ve seçtiklerimiz bize bağırıp çağıramazlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskiyi kötüleyenlere bakmayınız. Şimdi var olan kötülüklerin birçoğu eski hayatımızda yoktu. Olanlar da bu kadar yaygın değildi. Yolsuzluk, hırsızlık, yağma gibi yüz kızartıcı işlerin normal kabul edilmesi söz konusu olamazdı. Bunlar lanetlenen işlerdi. Kanun önünde de, vatandaş önünde de suçtu. Her yerde ve her zaman olduğu gibi suç işleyen olurdu fakat er geç cezalandırılacağı inancı vardı. Bu, eskiyle yeninin çok temel bir farkı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Eski asırlardan gelen “</span><i><span style="font-weight: 400;">Devletin malı deniz, yemeyen domuz”</span></i><span style="font-weight: 400;"> tekerlemesi-deyimi yiyicileri hicveden ağır bir cümledir. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Böyle gelmiş böyle gider</span></i><span style="font-weight: 400;">” cümlesinin kabullenilmiş çaresizliğe benzer duygusuyla birleşince yükü daha da ağırlaşır. Buna rağmen bu sözde de bir yergi vardı. </span></p>
<h2><b>Vatandaş azarlanamaz</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşadığımız yakın dönemlerle kıyaslayarak gidelim:  Yeri gelince her zaman eleştirmekten geri durmadığımız </span><b>Demirel, Ecevit </b><span style="font-weight: 400;">ve</span><b> Özal</b><span style="font-weight: 400;">, kendilerine en ağır sözlerle yüklenenlere karşı “</span><i><span style="font-weight: 400;">devlet düşmanı, şunun bunun adamı</span></i><span style="font-weight: 400;">” deseler kıyamet kopardı. Böyle bir sıfat yakıştıranlar halkı karşısında bulur ve bir daha böyle bir söz edemeyecek hale getirilirlerdi. Merak ediyorsanız daha ilerisini de söyleyeyim, Başbakana karşı dava açabilir ve haklıysak kazanabilirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi başka bir yere geldik. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de akıl almaz işler oluyor</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyecek halimiz kalmadı.  Eskiden hiç rastlanmayacak veya on yıllarda bir görülecek işler artık bir günde ve hatta saatler içinde oluyor. Çünkü yeni siyasilerimizin ve onlara uyan veya uymadığını göstermeyen-gösteremeyen toplumun akla düşman akılsızlığı temsil eder hale gelişi bizi şaşkınlaştırdı.  Her zaman yazıyorum, yaşadığımız yeni tip bir cinnettir. Bazı örnekler gerçekten kan dondurur mahiyettedir. </span></p>
<h2><b>Hani Anayasa?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kökten bozulma sürecini hatırlayalım: </span><b>Erdoğan </b><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı olunca, parti genel başkanı gibi hareket etmeye devam etti. Anayasa&#8217;ya göre, Cumhurbaşkanı tarafsızdı. Parti siyaseti yapamazdı, yaptı. Madem o anayasaya uymuyor, biz anayasayı ona uyduralım demek gibi, olmaz-olamaz bir işe giriştik. Partili Cumhurbaşkanlığına geçtik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alışan duramaz. Kanun nizam dinlememenin sonu yoktu. İhlaller çorap söküğü gibi geldi. Anayasa&#8217;ya bir defa değil, defalarca uyulmadı. Anayasa&#8217;da ve kanunlarda yeni rejime göre değişmesi gereken maddeler vardı. Onları “</span><i><span style="font-weight: 400;">kullanmak için</span></i><span style="font-weight: 400;">” değiştirmediler. Evet utanarak söylüyorum, kullanmak için değiştirmediler. Mesela, tarafsız Cumhurbaşkanı için düşünülen sorumsuzluk maddesi hâlâ duruyor. Onun Anayasa’ya konuş sebebi belli: Eski sistemde, temsil makamındaki Cumhurbaşkanı, partiler üstü, yukarda bir yerde konumlandırılmıştı. Sıkı bir zırhla korunur ve hakkında ileri geri konuşulamazdı. Konuşulursa suç olurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle, herkese eşit mesafede duracak, koruyucu-kollayıcı bir Cumhurbaşkanımız yok artık. Şimdiki partili ve diğerlerinin amansız rakibi.  Ağız dalaşından, hakarete kadar her şey var. Cumhurun başı her istediğini herkese söylüyor. Tuhafı şu ki kimse ona aynı sözlerini tekrar veya iade yoluyla bile cevap veremiyor. Verirse eski Cumhurbaşkanı tarifine göre düzenlenmiş ve değiştirilmemiş maddeye göre hemen dava açılıyor. Sonsuz yetki, sıfır sorumluluk hali böyle doğdu, böyle yaşanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilelim ki hayatımızı boğan bir iştir. Yönetenler, girdikleri bu yoldan dönemeyebilirler. Bu değneksiz gezer hale geldikleri köyde efelenme rahatlığından dönmek istemeyeceklerdir.  Biz döndüreceğiz. </span></p>
<h2><b>Dönülecek yol</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yol felaketlidir. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Faiz sebep..</span></i><span style="font-weight: 400;">” demek otoyolda tersten seyretmeye çalışmak gibi bir şeydi. Bu tersliği biz mahkum edemeyince, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Ben neymişim be Abi!?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> görmemişliğinin şehvetiyle her alana yayıldı. Bunu görmezlikten gelemeyiz. Yaz-boza giden bu keyfilik, güç gösterme çocukluğunun sonucudur. Felaket sebebidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her işi tek kişiye vererek uçacağımızı söyleyenlere kanmamız bu yolu açtı. Görülmemiş bir rejime geçişi kabul ettik. Kanunu-nizamı gözeten, temsil eden bir Cumhurbaşkanımız vardı. Şimdi her şey iki dudağının arasında bir tek adamımız var. Bırakın 21. asrı, belki devletler tarihinde pek görülmemiş bir iştir. Türk tarihinde eşi benzeri değil, izi yoktur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altı yılda üç kat fakirleşmemiz bu keyfilikle geldi. Çıkacağımız dehliz budur. Beni günlük siyasetin çekişmeleri, şu parti bu parti değil bu ilgilendiriyor. Başımıza gelenlerin sebebi içine düştüğümüz keyfiliktir. Biz partisiz gözler, memleket dertlileri görecek ve söyleyeceğiz. Şu gelen seçimler bu bozgunu yavaşlatmak ve mümkünse durdurmak için önemlidir. Türkiye’yi tek adamdan kurtarmak ve kurallı-kurumlu, başı sonu belli bir rejime dönmek ana meseledir.</span></p>
<h2><b>Cumhurbaşkanı yemini</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Niye böyle olduğunu anlamak için hadi onu da hatırlatayım: Anayasayı açın ve Cumhurbaşkanı yeminini okuyun! Orada tarafsız bir Cumhurbaşkanı göreceksiniz. Erdoğan Meclis’te o yemini okudu. Anayasa’nın 103. maddesinde yer alan o metnin sonu şöyledir:  &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;"> …üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.&#8221;</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hususu sessiz geçemeyiz. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri veya başka yetkililerin yemini </span><i><span style="font-weight: 400;">“namus ve şeref üzerine</span></i><span style="font-weight: 400;">”dir.  Yeminlerine göre kurallara uymayı namus ve şeref meselesi saydıklarını ilan ederler. Namus ve şerefleri üzerine yemin edenler, namus ve şereflerini koruyabiliyorlar mı?  Bakacağımız ve sorgulayacağımız bir mesele de budur. Kendi namus ve şereflerini düşünüp düşünmediklerini yapıp ettiklerinden gördüğünüz kadarıyla anlarsınız. Bunu onlara hatırlatmak ve kurallara, hakka-hukuka uymalarını istemek hem hakkınız, hem vazifenizdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dahasını söyleyeceğim: Yönetenlerin, kurallara ve yeminlerine uymamakla milletin namusunu ve şerefini lekelediklerini görmek zorundasınız. Görmek yetmez, söyleyeceksiniz. Yola gelmelerini ihtar edeceksiniz. Bu da yetmez. Düzelmiyorlarsa başınızdan atacak bir namus göstereceksiniz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşulacak ana konu,  bu hak-hukuk ve namus-şeref meselesidir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/">Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk egemenliğine darbe girişimi!</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-egemenligine-darbe-girisimi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-egemenligine-darbe-girisimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43957&#038;preview=true&#038;preview_id=43957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni anayasa kazanı yeniden kaynatılıyor. Yine bir huruç hareketiyle karşı karşıya olduğumuz görülüyor. 13 milyonu aşan Suriyeli sığınmacılar ve kaçakların büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünüldüğünde tehlike daha da yakınlaşıyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-egemenligine-darbe-girisimi/">Türk egemenliğine darbe girişimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-egemenligine-darbe-girisimi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20egemenli%C4%9Fine%20darbe%20giri%C5%9Fimi%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-egemenligine-darbe-girisimi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20egemenli%C4%9Fine%20darbe%20giri%C5%9Fimi%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-egemenligine-darbe-girisimi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20egemenli%C4%9Fine%20darbe%20giri%C5%9Fimi%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-egemenligine-darbe-girisimi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20egemenli%C4%9Fine%20darbe%20giri%C5%9Fimi%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-egemenligine-darbe-girisimi%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20egemenli%C4%9Fine%20darbe%20giri%C5%9Fimi%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-egemenligine-darbe-girisimi/" data-a2a-title="Türk egemenliğine darbe girişimi!"></a></p><p>Geçen hafta <i>“Parti ve tarikat vesayetindeki </i><a href="https://millidusunce.com/parti-ve-tarikat-vesayetindeki-devlet/"><i>devlet</i></a><i>!” </i>başlıklı yazımda &#8220;<i>Seçimden hemen sonra yeni anayasa sözleri duyulmaya başlandı. Temposu da artıyor.”</i> diyerek, <i>‘Yeni Anayasa’ sakızı</i>(nın)<i> tekrar </i>çiğnenmeye başlamasına dikkat çekmiştim. Yeni anayasa sakızı hâlâ çiğnenmeye devam ediyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sefer, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum devreye girdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni anayasa, AKP ve Cumhur İttifakı’nın seçim beyannamesi olan “Türkiye Yüzyılı”nda da var. “Ü</span><i><span style="font-weight: 400;">lkemizi darbe anayasası ayıbından kurtararak tamamen yeni, sivil, demokrat, özgürlükçü bir anayasa”</span></i><span style="font-weight: 400;">dan bahsediliyor. Arkasından da </span><i><span style="font-weight: 400;">“yeni anayasayı ülkemizin … milletimizin refahını yükseltecek … şekilde hazırlayarak … hayata geçirmekte</span></i> <i><span style="font-weight: 400;">kararlıyız”</span></i><span style="font-weight: 400;"> iddiasıyla </span><i><span style="font-weight: 400;">“milletimizin böyle bir anayasaya kavuşması en temel hakkıdır” </span></i><span style="font-weight: 400;">deniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk halkı, 11 şiddetindeki ekonomik depremin enkazı altında kalmış vaziyette. Sebebi de bu “Darbe anayasası (!)” zaten. Doların bir gecede, önce 12 TL’den 18 TL’ye çıkıp, ertesi günlerde tekrar 12 TL’ye inmesine mâni olamayan da anayasa(!) Yetmedi, kısa sürede yeniden 18 TL’ye çıkmasına da anayasa sebep oldu(!) Beka problemi de anayasa yüzünden çıktı. Yeni anayasa ile hepsi hâllolacak(!)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlar bir yana, yeni anayasa meselesi niçin tekrar ısıtılıyor diye bakmamız gerekiyor. Kânunî’nin misâli; devlet de bizim, millet de!</span></p>
<h2><b>Arşiv yine ışık tutacak</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç yıl öncesine, 8 Mayıs 2020’ye döneceğiz. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’nun kamuoyuna açıkladığı bir görüşü var. Açıklamanın başlığı </span><i><span style="font-weight: 400;">“Cumhurbaşkanının yüzde elliden fazla oyla seçilmesinin bazı anlamları üzerine”. </span></i><span style="font-weight: 400;">Seçkiler:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye Toplumu çok kimlikli toplumdur. </span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Toplumumuz farklı kimlik gruplarının bileşkesidir. Her kimlik grubu toplumun bütünlüğünün bir parçasıdır.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Bireyler tek kimlikli değildir.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Birey, başat aidiyetini tek kimlik üzerinden ifade etmek isterse hiçbir kimlik grubu tek başına toplumun çoğunluğunu oluşturmamaktadır.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Hiçbir kimlik grubu, gerek halk kesimi gerek seçmen olarak tek başına yüzde elliden fazla bir sosyolojik güce sahip değildir.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Sosyolojik istikrar ancak ve ancak toplumu oluşturan tüm kimlik grupların siyasi desteğiyle sağlanır.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Seçimi %50’den aşağı indirmek veya tek turlu basit çoğunluğa çekmek dışlayıcı siyasete yol açar.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Siyasi istikrar … sayısal meşruiyetinin tartışmasız olmasıyla sağlanır.</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">%50’den fazla oy siyasi istikrarın güvencesidir.</span></i></li>
</ul>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu cumhurbaşkanı seçim sistemine karşı çıkmak ve bu oy oranını azaltmayı istemek:</span></i></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye Toplumunun sosyolojik istikrarının bozulmasına ve millî birliğin sosyal temelinin zayıflamasına,</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Siyasi istikrarın bozulmasına ve siyasi krizlerin doğmasına,</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Halkın iradesinin çok parçalı tercihlere zorlanmasına ve gücünün zayıflatılmasına,</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Halka rağmen siyasetin öne çıkmasına</span></i></li>
</ul>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Sebebiyet verir.</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ardından da sorular vardı.</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanının %50 oydan fazlasıyla seçilmesine karşı çıkmak halkın ve ülkenin yararına mıdır?</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Yoksa başka hesaplar mı vardır?</span></i></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu zihniyeti ve dediklerini düzeltmek için gayret sarf etmeyeceğim. Türk Milletinin toplum ve Türkiye toplumu diye bir garabetin olmadığını, Türk Milleti’nin bir bütün ve egemenliğin sahibi olduğunu yazmayacağım. Zira bu açıklama yapıldığında da </span><i><span style="font-weight: 400;">“Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’nun ‘başka </span></i><a href="https://millidusunce.com/cumhurbaskanligi-hukuk-politikalari-kurulunun-baska-hesaplari-mi-var/"><i><span style="font-weight: 400;">hesapları mı var</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye yazmıştım. Bu hesaplar yeniden yapılmaya başladı. Bunlara bakacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak sadece bir soru soracağım. Bakalım bir cevap olacak mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">12 Mayıs 2023 akşamı TV’lerde canlı yayında Cumhurbaşkanı’na, </span><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;Yüzde 50+1 şartı değişecek mi?&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> sorusu soruldu. Erdoğan: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Doğrusu ben de olmasından yanayım. Bu seçimden sonra böyle bir adım atılabilir. Anayasa değişikliği gerekiyor. Olmaması için neden yok.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye cevap verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ey sayın kurul, ne olacak şimdi? Ayıkla pirincin taşını değil mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devleti yapboz oyuncağı gibi görürseniz ve ideolojinizin dar kalıplarıyla şekillendirmeye kalkarsanız sonuç bu olur elbette.</span></p>
<h2><b>Yine bir açıklama</b><span style="font-weight: 400;"> </span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sefer aynı kurulun başkanvekili Mehmet Uçum’un sosyal medya üzerinden bir açıklaması geldi (Tweeter, 8 Haz 2023). Başlığı </span><i><span style="font-weight: 400;">“Gündemimiz yeni anayasa”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Bizim gündemimizde yok ama bir Türk olarak dikkatli olmak vazifemiz. Türk egemenliği, Anayasa’nın Başlangıç bölümünde, </span><i><span style="font-weight: 400;">“TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi” </span></i><span style="font-weight: 400;">ediliyor. Her Türk gibi bizim de emanetimizde ve bizler de emanet ehliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hem bunu yazanların </span><i><span style="font-weight: 400;">menzil</span></i><span style="font-weight: 400;">’e yolculuğu da devam ediyor. Vazgeçmiş değiller. Dolayısıyla biraz daha dikkat gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uçum, Yeni anayasanın yazılma sebebini de: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hem darbe ürünü olan hem de birçok değişiklikle bütün iç tutarlılığını, dil ve terim uyumunu yitirmiş bir anayasayla yaşamak Cumhuriyetin 100. Yılında ülkemize yakışan bir hal değil.</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyerek ortaya koymuş. Ve </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye Yüzyılında bu kez yapalım” </span></i><span style="font-weight: 400;">diyor</span><i><span style="font-weight: 400;">.</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa’da yapılan değişikliklerle üslupta bozulmalar, dil kullanımında farklılıklarla anlaşılmakta güçlükler olabilir. Cumhurbaşkanının üçüncü defa adaylığı da, bilerek yapılmadıysa, bu karışıklıkla oldu. Veya geçici bir maddeyle duruma açıklık getirmemekten. Değişiklikler yapılırken sadece kendi bildikleriyle hareket ettiler. Devletin yapısının bozulması onlar için bir anlam taşımıyordu. Devleti şirket gibi yöneteceklerdi çünkü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesele sadece bozulan dildeyse düzelebilir. Gelin yeni anayasa yapmayalım. Başlangıç, ilk dört, altıncı ve atmış altıncı maddeye dokunmayın. Gerisi yeniden yazılsın. Buna razı olur musunuz? Şimdiye kadar yaşananlar olunmayacağını gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nasıl mı?</span></p>
<h2><b>Şeytan ayrıntıda gizliymiş</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurul Başkanvekili’nin paylaşımı öylesine okunduğunda çok güzel görünüyor. Ama dikkatli bakıldığında durum çok farklı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle beyefendinin kafasında toplum ve topluluk olduğumuz fikrinin devam ettiği görünüyor. Yazılan: “</span><b><i>Kuşatıcı Anayasa</i></b><i><span style="font-weight: 400;">: </span></i><b><i>Türkiye’nin her ferdinin kendini asli unsuru </i></b><i><span style="font-weight: 400;">olarak saydığı </span></i><b><i>kapsayıcı </i></b><i><span style="font-weight: 400;">Türk Milleti ve Türk Vatandaşlığı yaklaşımının esas olduğu anayasa.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> bunu gösteriyor.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’nin her ferdinin kendini aslî unsur saydığı&#8230;”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ifadesi ile Türk Milleti ve Türk vatandaşlığı önündeki ikisi için kullanıldığı görülen </span><i><span style="font-weight: 400;">“kapsayıcı” </span></i><span style="font-weight: 400;">sıfatı, hemen, 8 Mayıs 2020’deki açıklamayı hatırlatıyor. Türk Milleti’nin her ferdinin eşit olduğunu kabul etmiyor. Dolayısıyla milletin farklı kimlik gruplarından oluştuğu inancından vazgeçmediğini gösteriyor. Bireyleri eşit görmediğine göre gruplar(!) da öyle. İki kavram da bunlarla birlikte değerlendirilmek zorunda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, Türk Milleti ve Türk vatandaşı dediğine göre değişmiş olamaz mı, diye sorulabilir. Değişmediği görülüyor ama yine de bir sonraki paragrafa bakıyoruz. </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><b><i>Özgürlükçü Anayasa</i></b><i><span style="font-weight: 400;">: </span></i><b><i>Kişinin</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> her türlü </span></i><b><i>hak ve özgürlüklerinin</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> hem bireysel hem </span></i><b><i>kolektif yönleriyle eksiksiz yer aldığı</i></b><i><span style="font-weight: 400;">, </span></i><b><i>yeni kuşak hak ve özgürlük</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> alanlarının tanımlandığı…”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ifadeleri var.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Kişi hak özgürlüklerinin “kolektif yönleri” </span></i><span style="font-weight: 400;">ne olabilir diye bakıyoruz. Mesela a</span><i><span style="font-weight: 400;">na dilinde eğitim bir insan (kişi) hakkıdır </span></i><span style="font-weight: 400;">dediğinizde bunun </span><b><i>kolektif yönü</i></b><span style="font-weight: 400;">, ana dilinde eğitim hakkının tanınmasıdır. Bu, Türkiye’de Türkçe’den başka dillerle de eğitim yapılması anlamına gelir. Artık grup hakkı devreye girmiş demektir. Hâlbuki Türkiye’de yaşayan herkesin ana dili sadece ve sadece Türkçedir. Ana dil ve ana dilinin farklı olduğunu bilip, ayırımını özellikle yapmayarak dil birliğimizi, egemenliğimizi doğrudan hedef almaktadırlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni anayasa kazanı yeniden kaynatılıyor. Yine bir huruç hareketiyle karşı karşıya olduğumuz görülüyor. 13 milyonu aşan Suriyeli sığınmacılar ve kaçakların büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünüldüğünde tehlike daha da yakınlaşıyor. </span></p>
<p><b>Ancak kazanılan yeni seçim, Türkiye’nin hem Türk olmayan hem de Türk’e göre olmayan bir ideolojinin hedeflerine göre yönetilebileceği anlamına gelmez.</b> <strong>Bu aşamada, MHP’nin hazırlayıp AKP’ye verdiği anayasa taslağının kamuoyuna mutlaka açıklanması gerekir</strong><b>. Aksi takdirde gerginlik her geçen gün biraz daha artacaktır. Bu kadar ısıtılan kazan mutlaka patlar. Patlama da etrafındaki herkese zarar verir.</b></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-egemenligine-darbe-girisimi/">Türk egemenliğine darbe girişimi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-egemenligine-darbe-girisimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdaresizliğin sırıtan yüzü</title>
		<link>https://millidusunce.com/idaresizligin-siritan-yuzu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/idaresizligin-siritan-yuzu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Adam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43944&#038;preview=true&#038;preview_id=43944</guid>

					<description><![CDATA[<p>En âcil mesele kanun ve kurallara dönmektir. Yoksa dünyanın en iyi ekonomistleri de gelse ve ne yapsalar fayda etmez. “Hak hukuk adalet”, canı yananların sloganı halinde bırakılamaz. Hava kadar, su kadar hayâtî ihtiyacımızdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/idaresizligin-siritan-yuzu/">İdaresizliğin sırıtan yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fidaresizligin-siritan-yuzu%2F&amp;linkname=%C4%B0daresizli%C4%9Fin%20s%C4%B1r%C4%B1tan%20y%C3%BCz%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fidaresizligin-siritan-yuzu%2F&amp;linkname=%C4%B0daresizli%C4%9Fin%20s%C4%B1r%C4%B1tan%20y%C3%BCz%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fidaresizligin-siritan-yuzu%2F&amp;linkname=%C4%B0daresizli%C4%9Fin%20s%C4%B1r%C4%B1tan%20y%C3%BCz%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fidaresizligin-siritan-yuzu%2F&amp;linkname=%C4%B0daresizli%C4%9Fin%20s%C4%B1r%C4%B1tan%20y%C3%BCz%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fidaresizligin-siritan-yuzu%2F&#038;title=%C4%B0daresizli%C4%9Fin%20s%C4%B1r%C4%B1tan%20y%C3%BCz%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/idaresizligin-siritan-yuzu/" data-a2a-title="İdaresizliğin sırıtan yüzü"></a></p><p>İçerden tenkit unuttuğumuz bir şeydir. Kendi kendimizi eleştirmeyiz. Dinlemeye-anlamaya çalışmayız. Bizde hemen her tenkit sözü duvara çarpmak üzere kodlanır.  Hiçbir tesiri olmaz. Hayatımızdaki donukluk ve donma adım adım böyle geldi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partiler de betonlaştı. Küçük bir menfezden soluk alır gibi dar bir sıkışıklıkta yol almaya çalışıyorlar. Birileri buna &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">tiranlar bırakmıyor</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; da diyebilir. Benim diyeceğim, farklı görüşler olmazsa donarsınız. Ne kendinize, ne halkınıza faydanız olur. Canlılık kaybolur, hücreler yenilenmez, toplu ölümlerle ölüm çoğaltırsınız.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı düşünmek büyük nimettir. Zıtlar kadar farklılıklar da hayatın devamı için şarttır. Farklı olana tahammül edemeyenler batırırlar. Bu kesindir. Siyasiler, fikir akımları(ideolojiler demeliydim), yerlerini ötekine karşı tutumlarıyla tayin ederler. Gördük, görüyor, yaşıyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<h2><b>Son seçim </b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Son seçimde iktidar cenahının yaptığı her şey millî birliği en hafifinden zedeleyecek şeylerdi. Dediklerinin doğru olup olmaması ahlâk meselesidir ve belki en zor halledeceğimiz temel bir ârızamızdır. Doğrular üzerinde konuşulmadığı ve halka korku ve endişe salındığı, ayrışma-kamplaşmanın keskinleştirildiği zehirli bir dönem geçirdiğimizi konuşmazsak belanın büyüğüne yol açmış olacağız. Belanın büyüğü çatışmadır ve varacağı yeri değil dile, akla getirmek olmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunları partilerin de konuşmasını ve tartışmasını sağlamak zorundayız. Yoksa gidiş fenadır. Partilerin öz eleştirileri, seçimi kazanırken veya kaybederken “</span><i><span style="font-weight: 400;">Neyi doğru yaptık, neyi yanlış yaptık?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sorusuyla sınırlıdır. Bu soruya cevap arayışta memleket faydası, yönetim becerileri ve düşüncesine bakılmıyor. Burada ne fikir vardır, ne de plana programa dönük ölçüler. Ahlâk zaten devre dışıdır. Yalan-dolan, iftira, ne geliyorsa yapmak serbest. Yeter ki rakibinizi alt edin. Son seçimin bizi acı acı düşündürecek tarafı budur. </span></p>
<h2><b>Böyle gidemez</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">İçerden eleştirilerle bunların konuşulduğunu görmedik, görmüyoruz. Bu dehlizden çıkmaya mecburuz. Ekonomide duvara tosladık. Bazı şeyleri farkeder miyiz bilmiyorum. Yalvar yakar </span><b>Mehmet Şimşek</b><span style="font-weight: 400;"> getirildi. O da gayet açık şekilde, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin rasyonel politikalara dönmekten başka seçeneği kalmamıştır.” </span></i><span style="font-weight: 400;">dedi. Bu söz dehşet bir yıkımın itirafıdır.  Öyle anlaşılıyor ki duvara toslama görülmese “</span><i><span style="font-weight: 400;">Faiz sebep..”</span></i><span style="font-weight: 400;">  diyerek batağa giden yolda devam edecektik. Buraya gelişimizin sebebi iktidardır deyip işin içinden çıkamayız. Türkiye’de bu yolun yol olmadığını bilen binlerle, belki milyonla insan vardı. Ak Parti içinde de mensupların çoğu bunun doğru olmadığını biliyordu. İçerden kimse itiraz etmedi. “</span><i><span style="font-weight: 400;">O diyorsa doğrudur</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyen tapınıcılar oldu. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Aman beni kesmesin!”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyenler daha çoktu. Dışardakiler de o baskın güce ses yükseltmekte ve gelecek belayı duyurmakta yetersiz kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakılacak çok yön var. Bu batağı son güne kadar savunan iktidar gücünün seçim kazanması dünya tarihinde bir ilk örnek olabilir. Seçildiği gün de sebep olduğu durumu, tam tersi bir politika uygulamak üzere bir kurtarıcının kucağına vermek istemesi de görülmemiş bir dönüş gibi görünüyor. Nereden baksan aklı zorlayan işler.</span></p>
<h2><b>Öyle bir çark ediş ki…</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim sonu çark edişleri nasıl anlayacağımızı konuşacağız. Bu durumda, halkın nasıl ikna edildiğine bakmak lazım. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Halkımız, ‘Aya dört şeritli yol yapacağız’ desek bize inanır</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyenin dediğiyse yine bakmak lazım. Sorular düşünceyi zorlamakla kalmaz. Kandırmanın, kanmanın ve kandırılmanın derecesi dehşettir. Burada doğruluk, dürüstlük aranır mı? Memleket menfaati böyle mi güdülür? Öyle bir dikkat olsa, yıllarca bu yanlışta ısrar edilir miydi.. demez misiniz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Denenler ayrı, olanlar ayrı yıkım getiriyor. Şaşmakla kalamayız. Trajikomik diyerek geçemeyiz. Çok yönlü analize ihtiyaç gösterecek bir durum karşısındayız. Bu kadar yaz-bozu, bu kadar sık yol ve eksen değiştirmeyi nasıl anlayacağımıza bakacağız.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h2><b>Dönüşlerin neresindeyiz?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılanlara bakılırsa kısa veya uzun bir dönemde buradan da dönülebilir. </span><b>Mehmet Şimşek</b><span style="font-weight: 400;"> bu bakımdan da ateş üstünde oturduğunu bilecektir. Öyle görünüyor ki </span><i><span style="font-weight: 400;">Tek Adam</span></i><span style="font-weight: 400;"> rejimine eklenen tedirgin bir kurtarıcı ortaktır. Bazı postlara o adam seçmektedir. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Mehmet Şimşek şuraya şu kişiyi getirecek”</span></i><span style="font-weight: 400;"> şeklinde haberler çıkıyor. Son yıllarda görülmeyen bir durumdur.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Memlekette, bakanların, bürokratların cevap vereceği işlerle ilgili en küçük detayları bile </span><b>Erdoğan </b><span style="font-weight: 400;">duyururken başka birinin adam seçmesine ve tayinine karar vermesine olmaz iş gözüyle bakanlar çıkmasına şaşılmaz. Şaşkınlık geçmeden olan oldu.</span><span style="font-weight: 400;"> Mahalli seçimlere kadar </span><b>Şimşek</b><span style="font-weight: 400;">’in politikalarına karışılmayacak deniyordu. Bu tür kanaatlerin yayılması muhtemelen güç merkezini rahatsız etti ve “</span><i><span style="font-weight: 400;">Güç bende!”</span></i><span style="font-weight: 400;"> hamlesi çok erken geldi. Merkez Bankası’ndan alınan </span><b>Kavcıoğlu, </b><span style="font-weight: 400;">yalanlanmayan haberlere göre,</span><b> Şimşek</b><span style="font-weight: 400;">’e rağmen BDDK Başkanı oldu. Başlamadan bozduğumuzu düşünmeden bunu da yaptık.</span></p>
<p><b>Şimşek</b><span style="font-weight: 400;">’in, ekonomide tek yetkili değilse de en yetkili gibi davranması sıkıntı yaratabilirdi. Daha başlamadan yarattığını gördük. Bunlar </span><i><span style="font-weight: 400;">Tek Adam</span></i><span style="font-weight: 400;"> psikolojisini zorlayacak hususlardır. </span></p>
<h2><b>“Hak hukuk adalet”</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı’nın kişiliği dolayısıyla yetki paylaşımı imkânsızdır diyenleri duyuyorum. Dolayısıyla bu yeni durumun yürümesi zor gibi görünüyor. Yine de iyiye doğru bir başlangıç oluşunu söylemeye engel değildir. Devam ettirilirse bozulma bir ölçüde böyle düzelebilir. Kurallara, görev, yetki ve sorumluluklara dönüşün işareti halinde yerleşmesi önemlidir. </span><b>Şimşek</b><span style="font-weight: 400;">, bundan dolayı, topal ördek halinde işe başlasa da, doğruları yapma ihtimaline göre her kesimce desteklenecektir.  Bu kredi kesin ve peşin değildir. Çok konuşulur ve serbestçe tartışılırsa olabildiğince normalleşme eğilimi güç kazanır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnız, her konuda hukuk hâkim hale gelmezse, fikir hürriyeti tanınmazsa çöküş devam eder. Adalet fikrine önem vermeye dair bir bakış değişikliği henüz görünmüyor. Seçimden hemen sonra bazı televizyonlara akıl almaz sebeplerle ceza verilmesi, seçilmiş bir vekilin anayasa hükmüne rağmen bırakılmaması ve daha birçok olay ve durum, değişimin tersine, hukuksuz uygulamaların, otoriterliğin devam edeceğini gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partileri, particiliği bırakalım ve olanı olduğu gibi görelim. Seçim döneminde adaletsizliğin azdığını gördük. Sadece yalan yanlış sözler, iddialar halka kabul ettirilmekle kalmadı. Devlet imkânları parti emrindeydi. Medyanın yüzde doksanında söz hakkı yalnız bir görüş içindi. At atabildiğin kadar. Cevap hakkı zaten yoktu. Tama yakın bir karartma uygulandı. Doğru arasan zor bulunacak bir baskı ve baskınla seçim geçti. Güvensizlik ve kafa karışıklığı yaratmaktan öte bir bozguna yol açan durumlar yaşadık. Görsek de görmesek de böyledir.  Daha görülmediyse gidiş tahmin edilenden de fenadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En âcil mesele kanun ve kurallara dönmektir. Yoksa dünyanın en iyi ekonomistleri de gelse ve ne yapsalar fayda etmez. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Hak hukuk adalet</span></i><span style="font-weight: 400;">”, canı yananların sloganı halinde bırakılamaz. Hava kadar, su kadar hayâtî ihtiyacımızdır.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/idaresizligin-siritan-yuzu/">İdaresizliğin sırıtan yüzü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/idaresizligin-siritan-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyları bölmeyin!</title>
		<link>https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahri Çelebi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 19:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[iyii parti]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sinan oğan]]></category>
		<category><![CDATA[zafer partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43208&#038;preview=true&#038;preview_id=43208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dört adaylı bu seçimin ilk turda bitmesi zor görünüyor. İkinci tura kalmasının da Erdoğan lehine olacağı söyleniyor. Bu bağlamda Sinan Oğan ve Muharrem İnce destekçilerine “Oyları bölüyorsunuz.” suçlaması yapılıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/">Oyları bölmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&#038;title=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/" data-a2a-title="Oyları bölmeyin!"></a></p><p>Ülkemizin geleceği için kritik bir seçimin eşiğindeyiz. 20 yıllık tek parti rejimi, son 5 yılda tek adam rejimine evrildi. Bu süreçte ülkemizin yaşadığı buhranları yazmaya bu satırlar yetmez. Hafıza tazelemek isteyenler, bu dönemi yakından izleyen ve Türkiye’ye çizilmek istenen yol haritasını detaylıca anlatan Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı Hakan Paksoy’un “Türkiye’nin Rotası” kitabını okuyabilirler.</p>
<p>Son 5 yıldır, özellikle kaçak sığınmacıların yarattığı ortam ve ekonomik kriz, diğer sorunları çok da önemsemeyen vatandaşlarımızın bile dikkatini çekmeye başladı. Rastgele izleyeceğiniz siyasi içerikli bir sokak röportajında bunu görebilirsiniz. O kadar ki bu röportajların neredeyse hepsinde mevcut koşullardan şikâyetçi olan iktidar seçmenlerini görmek mümkün. Ancak, yine de kurtarıcı olarak bu duruma sebep olan kişi ve kadroları görüyorlar. Yani ülkemizin durumundan fanatikler ve zenginliklerini iktidar destekçiliğine borçlu olanlar dışında herkes şikâyetçi.</p>
<h2>Muhalefet</h2>
<p>Toplumun büyük bir kesiminin yönetimden şikâyet ettiği bir ortamda muhaliflerin avantajlı olduğunu söylemek mümkün. Peki ama gerçekten öyle mi?</p>
<p>Muhalefet olarak İYİ Parti, CHP, Demokrat Parti ve Saadet Partisinin 2018 seçimlerinde oluşturdukları Millet İttifakı, 2022’de Gelecek ve DEVA Partilerini de içine alarak genişledi! Bu iki partinin genel başkanlarının, ülkemizin geldiği durumun aktörlerinden olduğunu bir kenara koyarsak, oy oranlarına bakıldığında ne kadar genişlediği de tartışılır. Yine de bir muhalefet bloğu oluşturduğu için bu ittifakın avantajı su götürmez bir gerçek… Aslında “Gerçekti.” demeliyiz. Çünkü günden güne bu avantajlı konumlarını nasıl kötüye kullandıklarını gördük. Bu sırada muhalefet açısından yeni bir gelişme de Zafer Partisinin kuruluşu oldu. Ana akım medyada yer alamasa da tartışma programlarında görevli konuşmacılar tarafından yok sayılsa da özellikle göç politikalarında iktidara ve muhalefete söylem değiştirtmeyi başardı.</p>
<h2>Azami müşterek</h2>
<p>Yaklaşık bir yıldır müzakereler sürdüren Millet İttifakının bu avantajını kullanması aslında çok kolaydı: Azami müşterekte birleşerek, kazanabilecek bir cumhurbaşkanı adayı belirlemek. Peki kim olmalıydı? Bu da çok basitti; kamuoyu yoklamalarında sürekli önde çıkan bir kişi. Tabii siyaset meydanında; kişisel hırslar, koltuk ve yetki dağılımı, rant paylaşımı, AB ve ABD ile yapılan bazı planların devamlılığı vs. birçok değişken devreye girdiğinde bu basit durum karmaşıklaştı. Sonunda beklenen aday açıklandığında muhalefetin bu avantajını kullanmaktaki isteksizliğini anladık. Çünkü aday gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu, yapılan anketlerde tek kaybeden ya da zorla kazanan kişiydi. Üstelik iktidarın gazeteci ve televizyoncuları bir süredir, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hak ettiğini, iyi ve güçlü bir lider olduğunu anlatıyordu. İktidar rakibini belirlemeye çalışıyordu yani. Ancak İYİ Parti, seçimi kazanmaya istekli olduğunu Meral Akşener’in ittifaktan ayrılma sinyali veren açıklamalarıyla gösterdi. İYİ Parti’de kalan milliyetçiler, <em>Bozkurtların Ölümü</em> romanından iktibas “Kurt Kaya elini çöz!” sloganıyla bu açıklamalara destek verdi. Ama Kurt Kaya elini çözmedi! Neticede <em>ölümle sıtma arasında</em> <em>bir tercihe zorlanarak kıskaca alınan </em>İYİ Parti, bazı isteklerini kabul ettirerek sıtmayı tercih etmek zorunda kaldı. Kalan milliyetçilerin bir kısmı daha partiden ayrıldı. Sonuçta doğru bir adayla, kazanılma ihtimali yüksek olan bir seçim tehlikeye atıldı. Oysa İYİ Parti bu çıkışını daha önce yapsaydı belki de iktidardan şikâyetçi AKP seçmeninin de Erdoğan’a oy vermek istemeyen MHP seçmeninin de oyunu alabilirdi. Ama işte siyaset meydanı… Tabii bunlar bir tahmin, belki de hepsi fuzuli. Ama ortada gerçekler var.</p>
<h2>Muhalefete mi muhalefet?</h2>
<p>Bu arada Zafer Partisi ne yaptı? Cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecinin en başından beri açık ara kazanma ihtimali en yüksek aday lehine söylemlerde bulundu. Aday gösterilmesi hâlinde hiçbir talepte bulunmadan destekleyeceklerini beyan etti. Bu adaylığa millî bir görev vasfı yükledi. Zaten Erdoğan karşısında kazanacak adaya oy vermek, birçok Türk milliyetçisi için millî bir görev olarak algılanıyor. Kılıçdaroğlu aday olursa da belli şartlar sağlandıktan sonra destekleyeceklerini açıkladı. Neydi bu şartlar: FETÖ, PKK uzantılarının ve kritik görevlerde bulunmuş eski AKP’lilerin uzaklaştırılması ve 1921 değil 1924 anayasasına atıf yapılması. Bu şartların hiçbiri karşılanmayınca “ölüme de sıtmaya da razı değiliz.” diyerek Sinan Oğan’ı aday gösterdi. Şöyle bir bakınca siyaset meydanında pek sık rastlamadığımız bir tutarlılık görüyoruz.  Yalnızca muhalefete muhalefet ediyor eleştirilerinin de söylemlerini takip ederek haklılık payı var mı yok mu görülebilir.</p>
<h2>İlk turda bitmezse&#8230;</h2>
<p>Sonuç olarak, dört adaylı bu seçimin ilk turda bitmesi zor görünüyor. İkinci tura kalmasının da Erdoğan lehine olacağı söyleniyor. Bu bağlamda Sinan Oğan ve Muharrem İnce destekçilerine “Oyları bölüyorsunuz.” suçlaması yapılıyor. Evet böyle önemli bir seçimde muhalefet oylarının bölünmemesi iyi olur. Ama burada sorumluluğu seçmene atmak doğru mu? Ayrıca Sinan Oğan’ın Millet İttifakından ziyade Cumhur İttifakı bileşenlerinden oy alma ihtimali daha fazladır. Sinan Ateş olayına ve Hizbullah Terör Örgütünün siyasi kanadıyla ittifak yapılmasına karşı çıkan ama Kılıçdaroğlu’na eli gitmeyecek MHP seçmeninin oyunu almayacağını kim söyleyebilir.</p>
<p>Muhalefet içinde şimdiki düzenin sorumluları, temsil kabiliyeti sıfıra yakın partiler, ılımlı şeriatçılar, PKK’nın siyasi uzantısı HDP, Atatürk ve cumhuriyet düşmanları vs. Kısacası devletin kurucu fikrinin savunucusu Türk milliyetçileri dışında kim varsa hepsinin hassasiyetleri gözetildi. Üstelik Türk milliyetçilerinin beklentileri yalnızca, devletin kurucu ve temel vasıfları ile ilgiliydi. Dolayısıyla bu seçmenlerin, insan psikolojisi gereği kendi içlerinden çıkan birine yönelmeleri kadar doğal bir sonuç yoktur.</p>
<p>Seçim ikinci tura kalırsa muhalefet bloğu, Türk milliyetçilerinin devletin kurucu ve temel vasıflarıyla ilgili beklentilerini dikkate almak zorunda kalır. Tabii eğer gerçekten düzenin değişmesini istiyorlarsa…</p>
<p>Son zamanlarda ve bu yazıyı yazarken aklımda sürekli bir Osman Öztunç şarkısı çalıyordu:</p>
<p><em>Namert sofralarda aşlar devrilsin</em></p>
<p><em>Temeller duvarlar taşlar devrilsin</em></p>
<p><em>Siyaset meydanında başlar devrilsin</em></p>
<p><em>Kahrolsun devran&#8230;  </em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/">Oyları bölmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKP&#8217;lileşen ülkücüler</title>
		<link>https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[aday]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43188&#038;preview=true&#038;preview_id=43188</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Adayımızı bulduk.” diyenlere de sözüm var. Büyük resim ortadadır. Seçimi kazanmayacağı açık olan bir adayla yarışa girmek demek, Türkiye’yi felakete sürükleyecek olan büyük resimdeki iş birlikçilere hizmet etmek demektir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/">AKP&#8217;lileşen ülkücüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&#038;title=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/" data-a2a-title="AKP’lileşen ülkücüler"></a></p><p>Öncelikle “<b>Biz neden iktidar olamıyoruz? Niçin bizim cumhurbaşkanı adayımız yok?</b>” diye hayıflanan ülkücüleri anlayamadığımı belirtmeliyim. On parçaya bölünmüş, oraya buraya dağılmış bir yapı iktidar olabilir mi?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hayıflanmaları her hâlde psikolojik bir durum olarak görmek gerekiyor. Geçmişi özlemle hatırlama, geçmişte takılıp kalma psikolojisi. Oysa her dönemin kendi şartları vardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Parçalardan bir bölümünün “</span><b>Nihayet bizim de bir adayımız oldu.</b><span style="font-weight: 400;">” diye sevinmelerini de anlamıyorum. Sanki bizim adayımız dedikleri kişi seçilecekmiş gibi. Seçileceğine inananların hesabı kitabı çok zayıf olmalı. Seçilemeyeceğini bile bile destekleyenler ise kendilerini tatmin ediyor olmalılar.  </span></p>
<p><b>Yapı, AKP’lileşmeyle parçalanmaya başladı. Bir bölüm ülkücü fiilen AKP’lileşti, bir bölümü de zihniyet olarak AKP’lileşti. Kendilerini ana parça kabul edenler de AKP’ye eklemlendi. </b></p>
<p><b>Oysa AKP’lileşmek demek, milliyetçiliği ayaklar altına alan zihniyetle aynı olmak demektir. Dolayısıyla milliyetçilikten vazgeçmek demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’lileşmek demek, “Türküm, doğruyum” diye başlayan andımızı okullarımızdan kaldıranlarla bir olmak demektir. Dolayısıyla Türküm diye gurur duymaktan vazgeçmek demektir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’lileşmek demek, Oslo’da PKK ile görüşmeyi, Habur’da kurulan sınır mahkemelerinde PKK’lıları affetmeyi, Diyarbakır meydanında Öcalan’ın nutkunu okutmayı,  PYD lideri Salih Müslim’i kırmızı halılarla karşılamayı, Suriye’deki PYD’ye yardım etsinler diye Barzani’nin peşmergelerini topraklarımızdan geçirmeyi kabul etmek demektir. </span><b>Dolayısıyla çözüm politikasının bütün günahlarına ortak olmak, bu politika sonucu şehit olan insanlarımızın vebalini taşımak demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’lileşmek demek, Fethullah’la aynı menzile yürüdüklerini söyleyen yapıya katılmak, Ergenekon ve balyoz davalarıyla Türk ordusunu tasfiye etmeye çalışan yapıya dâhil olmak, her istediğini Fethullah’a vermenin sonunda yüzlerce insanımızın şehitliğine yol açan uğursuz darbe girişimine yol açanlarla aynı yolda yürümek demektir. </span><b>Dolayısıyla Cumhuriyet değerlerini, Atatürk’ün Türklük vurgusunu ortadan kaldırmak isteyenlerle bir ve beraber olmak demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük resim budur. Bugünün manzarası budur. Ülkücüler böyle bir yapının içinde yer almamalıdırlar. Eğer bu yapıyla kendilerini benzer kabul ediyorlarsa milliyetçi olduklarını iddia etmemelidirler. Hâlâ milliyetçilik iddiasında iseler kendilerini kandırıyorlar demektir. Yahut da milliyetçilik kavramına başka anlamlar yüklemişler demektir. </span></p>
<p><b>“Adayımızı bulduk.” diyenlere de sözüm var. Büyük resim ortadadır. Seçimi kazanmayacağı açık olan bir adayla yarışa girmek demek, Türkiye’yi felakete sürükleyecek olan büyük resimdeki iş birlikçilere hizmet etmek demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki arada sıkıştırılmak, dayatmalara maruz kalmak, bize şöyle davrandılar, böyle davrandılar demek… Bunların hiçbiri mazeret değildir. Türkiye’nin geleceğinin söz konusu olduğu büyük manzara karşısında “sen, ben, bizim adamımız” gibi küçüklüklerin yeri yoktur. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/">AKP&#8217;lileşen ülkücüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzerine alanın&#8230;</title>
		<link>https://millidusunce.com/uzerine-alanin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/uzerine-alanin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43155&#038;preview=true&#038;preview_id=43155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazıyı okumaya başlamadan önce nefretinizi kapının önünde çıkarıp, ülkünüzü ve sabrınızı kuşanınız; zira yolumuz uzun, mücadelemiz pek çetindir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uzerine-alanin/">Üzerine alanın&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&#038;title=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/uzerine-alanin/" data-a2a-title="Üzerine alanın…"></a></p><p>Yazılı basın yoluyla sizlere seslendiğim için gözlerinizi kapatıp düşünün diyemiyorum. Ama siz, zihninizi dış etkenlerden uzak tutup düşüncelerinizi serbest bırakabilirsiniz. Onlar doğru yolu bulacaktır.</p>
<p>Gönül isterdi ki, tozpembe hayaller kurduracak bir yazı yazayım. Gençliğimizin, hayallerimizin hasat edildiği şu ortamlarda ne mümkün! O yüzden yaşadığımız buhranın küçük bir aksisedası olsun diye yazıyorum. Ateşle sınanmış bir neslin, ateşle sınanan çilekeş torunlarının elinden başka bir şey de gelmiyor maalesef. Hayatın içinden geçip dibine vuruşlarımız; tam yükseliyoruz derken tepe üstü çakılışlarımız; daha beteri olamaz dediğimiz yerde iddialarımızdan vurulduğumuz buz gibi gerçekler, kor gibi acılar var kucağımızda.</p>
<p>&#8220;Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanla çevrili güzel ülkemiz&#8221; güzellemesini izin verirseniz bir kez de ben kullanayım. Dört tarafımızı da geçtim artık sağ gözümüzün sol gözümüze, sol kolumuzun sağ kolumuza düşman olduğu; kör bir nefretin hâkimiyet kurduğu bu dönemde nefretten sıyrılmak ne kadar kolay bilmiyorum.</p>
<p>“Memleketimin yarısı hâlâ yasta, geri kalanının yarısı her daim keyifte, diğer yarısı da aklî dengesini korumakta zorlanırken &#8220;ülkü&#8221; gibi büyük bir kavramdan söz etmenin sırası mı?” der misiniz? Demeyin ne olur. Çünkü akıl sağlığını korumaya çalışan o güruhu ayakta tutacak şey o olacak.</p>
<p>Zirveye tırmanırken&#8221;<em>ilke</em>&#8220;lerini dağın eteklerinde bırakanlar ve oturdukları koltuktan (haşa) Allah&#8217;ın emriymiş gibi kalkmayı kabul etmeyenleri gördükçe zihnime o ilkeler ve ülküler birer diken olup batıyor, uzun zamandır. Sadece benim zihnime mi batıyor, bu kör kuyuda sadece ben mi debelenip duruyorum derken sesler duyuyorum; ilke ve ülkü sahiplerinden. Kimi zaman gür, kimi zaman fısıltı hâlinde…</p>
<p>Önceliği her daim vatanın bütünlüğü ve milletin birliği olanlar, yıllardır türlü maskelerle kandırılmaya çalışılıyor. Çoğunlukla kendilerinden görünenler tarafından. Aralara serpiştirilen nifak tohumları yer yer filiz verip; aynı ülküde buluşanları ayrı yollara sürükleyebiliyor.</p>
<p>Derleyici, toparlayıcı olması gereken bu ruhun bunalımları, kendi içinde büyüttüğü kavgalar görünür/görünmez düşmanlara el ovuştururken, bize de bu yangın yerinde beyhude zaman ve enerji kaybettiriyor.</p>
<p>Bizler ki birleşecek azami sayıda ortak özelliğimiz varken, bir bakıyoruz asgarî müşterekte bile birleşemiyoruz. Bunun adına düşünce özgürlüğü diyebilirsiniz elbette, olağan zamanlarda kabul görür bir ifade olabilir. Ya olağanüstü hâllerde? O zaman da mı &#8220;Ama onun …&#8221; ile başlayan cümleler kurup mükemmeli arayacağız?</p>
<p>Siyaset matematiğinde 2+2&#8217;nin 4 etmediğini, insan gibi karmaşık bir faktörün bulunduğu her durumda, öngörüyü gerçekten saptıran birçok etken olduğunu hesaba katmıyor muyuz? (Siyaset uzmanı değilim. Hatta bir önceki yazımda belirttiğim gibi hiçbir şeyin uzmanı da değilim. Bir siyaset uzmanı aksini iddia ederse belki ikna olabilirim.)</p>
<p>Gördüğüm o ki düşman dediklerimiz bile birbirimizle uğraştığımız kadar bizimle uğraşmıyor.</p>
<p>O zaman derdimiz ne? Bugüne kadarki duruşumuzu ülkümüz ve ilkelerimiz belirlemedi mi? Kırmızı çizgilerimizi hangi ikbal derdi sildi? Hepimizin ülküsü, ilkesi farklı mıydı ki bu kadar ayrı yollara saptık?</p>
<p>Ya gerçekten hiçbir şey öğrenemedik ya da bildiğimiz her şeyi unuttuk. Silik, bulanık bir hafızayla gün dolduruyoruz. Bugünü kurtarırsak kâr sayıyor, geleceğe dair hiç hesap yapmıyoruz. Hani bir laf var ya yuvarlanıp gidiyoruz diye. Tam olarak öyle; ya yuvarlanıp gidiyoruz ya da kuru yapraklar gibi savruluyoruz.</p>
<p>İslam&#8217;da teslimiyet Allah&#8217;a diye öğrendik ama biz önce çaresizliğe, sonra kadere, sonra da rahmetli Akif&#8217;in dediği gibi yeise teslim oluyoruz. Bazen de iki elimizi önümüzde bağlayıp erk sahibine teslim oluyoruz. Celladımız yağlı urganı gösterirken sehpaya kendimiz çıkmayı gurur sayıyoruz.</p>
<p>Kurtuluşu kendimizde gördüğümden çuvaldızı kendimize batırayım dedim bu sefer. Zülfü yare dokunup rahatınızı bozduysam affola.</p>
<p>Umutla kalınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uzerine-alanin/">Üzerine alanın&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/uzerine-alanin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya</title>
		<link>https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Cura]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 13:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[imaj]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyom]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[soyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seçimi kazanmak için sosyal medya desteği şart mıdır? Sosyal medya seçim kazandırır mı?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/">İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&#038;title=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" data-a2a-url="https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/" data-a2a-title="İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya"></a></p><p>Yaşadığımız çağ, bir çeşit imajların ve görsellerin zihnimize yaptırdığı bombardıman çağı. Öyle olmasa Hasan amcanın kıraathanesine çay içmektense Zuckerberg’in uygulamasında arkadaşlarımızla Starbucks kahvesinin kapağını niye atalım ki? Ya da Starbucks’ın yan sanayi ürünlerini. Malum her yerde onların sayıları artıyor ya. Siz de görmüşsünüzdür.</p>
<p>Instagram’da atılan bir hikaye var. Bakıyorsunuz ve o da ne? Kahvenin kapağı ve filtreli fotoğrafa eşlik eden bir emoji…</p>
<p>İşte imaj tam da burada başlıyor.  Şimdi size ufak bir sosyal deneyden bahsedeyim.</p>
<p>Yaklaşık on ile on beş kişiyi bir yere koydunuz. Bu insanların yaş ortalaması 20-25.</p>
<p>Elinizde ise 5 farklı görsel var. Yaklaşan seçimler için tepkileri görmek istiyorsunuz. İdeolojik bu görselleri art arda gösterdiniz. Küçük bir gruba dediniz ki, ‘’Herkes elindeki deftere gördüğü her görsel için tek bir kelime ifade etsin.’’</p>
<p>Gruplar çıkan görsellere göre bir kelime ile ilk akıllarına gelenleri yazdılar.</p>
<p>Daha sonra yine aynı yaş bandında bir genç hanımların oluşturduğu gruba aynı talepte bulundunuz. Onlar da ilk akıllarına gelenleri yazdılar.</p>
<p>En son bu faaliyet bitti ve elinizdeki çıktılara bakıyorsunuz. Adana doğumlu bir erkek orak çekiç görseline, ‘’köy’’ demektedir. Diyarbakır doğumlu bir erkek ise, ‘’özgürlük’’ kelimesi ile bu durumu ifade etmektedir. Diğer bir görsel olan Bozkurt figürüne ise Trabzon doğumlu erkek, ‘’Türklük’’ derken, Muğla doğumlu başka bir erkek ise bu resimdeki çağrışımı yazmak istememiştir.</p>
<p>Alın size veriler…</p>
<p>Şimdi sakın ola Muğlalı erkekler bozkurt görünce susuyor, Diyarbakırlı erkekler orak çekiç görünce özgürlüğü çağrıştırıyor demeyin. Genelde böyle oluyor çünkü. Meşhur girişler vardır ya, Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre…</p>
<p>Peki ya hangi Amerika?</p>
<p>Oklahoma’ nın sonuçları çok farklıdır. Wisconsin çok farklıdır. California ise bambaşkadır. Bu tarz çıktıların kategorileri ve ince detaylarına girersek çok farklı sonuçlar elde ederiz. Örneklemlerin zenginliğine veya -fakirliği demiyorum- azlığına göre yapacağınız yorumlar değişecektir.</p>
<p>Tabi bu verilerin bilimsel açıdan incelenmesi, yorumlanması ve detaylandırılması İstatistik ve Psikoloji gibi bilim dallarının uzmanlarıyla yapılırsa eminim hem ülkemizdeki imajlar daha iyi görülmüş olur hem de siyasi partiler bu çıktılardan elde ettikleri sonuçlarla her şehirde aynı cümleleri, aynı vaatleri vermezler.</p>
<p>Keza Manisa ilimizin gelecek beklentisi ile Bursa ilimiz arasında fark olduğu gibi İç Anadolu ve Karadeniz bile birbirinden farklı cevaplar verecektir. Böyle bir durumda Siyaset, zaman zaman yapay zekadan çıkan değerlendirmeleri baz almalı ve atacağı adımları ona göre şekillendirmelidir.</p>
<p>Bazı ülkelerde de böyle olmuştur. ABD’nin Başkanlık seçim kampanyasında sosyal medyanın önemi anlaşılmış ve bu doğrultuda reklamlar yapılmıştır. Bu durumu Türkiye üzerinden de örnekleyebilmem mümkündür. Keza, Google Trends üzerinden arattığım sonuçlara göre 2018 Genel Seçimleri sırasında Manisa ilinde AK Parti’nin birinci sırada, CHP’nin ikinci sırada, İYİ Parti’nin üçüncü sırada olması beni hiç şaşırtmamıştır. Keza, iktidar veya muhalefet fark etmeksizin ilk defa oy kullanacak olan kalabalık akran grubumun oylarını almak için yapılan yatırımlar, söylemler, vaatler ve reklamlar artık siyasi partilerin ‘’analitik imaj yönetimine’’ yöneldiklerini gösteren detaylardan biri. Sosyal medya tek başına güçlü bir bilgiler silsilesi sunmaz fakat buradaki seçmeni anlayabilen siyasi partilerin seçimlerden başarıyla çıkabilmesi son derece yüksektir.</p>
<p>Lisans bitirme tezi için  imaj konusunu seçen ben, başlangıçta imaj ve bildirim bombardımanı hakkında bir yazı yazmayı düşünmüştüm. Yaklaşan seçim ve şahsıma yöneltilen, ‘’Seçimi kim kazanır?’’ sorularının o çıldırtıcı meraklarını böylece boş da bırakmak istemedim. İmaj ve bildirimlerin kafamızda havan topu gibi düştüğü yazıyı da sonraki yazılara bekleyin artık.</p>
<p>Beklerken şunu da düşünün.</p>
<p>Bir kahve seçim kazandırabilir mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/">İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÖK Üyelerine tavsiyeler</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/yok-uyelerine-tavsiyeler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/yok-uyelerine-tavsiyeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıdvan Karluk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2022 16:15:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[YÖK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39800</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/yok-uyelerine-tavsiyeler/">YÖK Üyelerine tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyok-uyelerine-tavsiyeler%2F&amp;linkname=Y%C3%96K%20%C3%9Cyelerine%20tavsiyeler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyok-uyelerine-tavsiyeler%2F&amp;linkname=Y%C3%96K%20%C3%9Cyelerine%20tavsiyeler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyok-uyelerine-tavsiyeler%2F&amp;linkname=Y%C3%96K%20%C3%9Cyelerine%20tavsiyeler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyok-uyelerine-tavsiyeler%2F&amp;linkname=Y%C3%96K%20%C3%9Cyelerine%20tavsiyeler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyok-uyelerine-tavsiyeler%2F&#038;title=Y%C3%96K%20%C3%9Cyelerine%20tavsiyeler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/yok-uyelerine-tavsiyeler/" data-a2a-title="YÖK Üyelerine tavsiyeler"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/yok-uyelerine-tavsiyeler/">YÖK Üyelerine tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/yok-uyelerine-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne kadar yetki, o kadar sorumluluk</title>
		<link>https://millidusunce.com/ne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39680&#038;preview=true&#038;preview_id=39680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi icrada ABD başkanı gibi, hesap vermede İngiltere kraliçesi gibi! Hem herkesin cumhurbaşkanı, hem de bir partinin başkanı. Bu sonuncusu ne ABD ne de İngiliz sisteminde var. Bizim sistemimiz bize has. Ne diyorlar: Yerli ve millî.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk/">Ne kadar yetki, o kadar sorumluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk%2F&amp;linkname=Ne%20kadar%20yetki%2C%20o%20kadar%20sorumluluk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk%2F&amp;linkname=Ne%20kadar%20yetki%2C%20o%20kadar%20sorumluluk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk%2F&amp;linkname=Ne%20kadar%20yetki%2C%20o%20kadar%20sorumluluk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk%2F&amp;linkname=Ne%20kadar%20yetki%2C%20o%20kadar%20sorumluluk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk%2F&#038;title=Ne%20kadar%20yetki%2C%20o%20kadar%20sorumluluk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk/" data-a2a-title="Ne kadar yetki, o kadar sorumluluk"></a></p><p>Demokrasilerde iki türlü devlet başkanı var: 1) İcra yetkisi olanlar, 2) İcra yetkisi olmayanlar. İcra yetkisi olanlara ABD başkanı örnektir, olmayanlara da mesela İngiltere kraliçesi. Bizim eski parlamenter sistemimizdeki cumhurbaşkanı da yetkisiz devlet başkanı sınıfında sayılabilir.</p>
<p>İcra yetkisi olanların yapıp ettikleri gözetim ve denetimi altındadır. Mesela ABD başkanının yetkisindeki 2.000’e yakın tayin işlemi, senatonun tasdikinden geçer. Bakanların, sefirlerin, federal hâkimlerin ve daha birçok sivil görevlinin tayininde başkan, senatonun onayını almak zorundadır. Bu onay her zaman bir mühür basma gibi değil. Tayin edileceklerin birçoğu, senatoda sıkı sıkı sorguya çekilir. İktidar partisinin de muhalefetin de senatörlerince terletilir. Yabancı ülkelerle yapılan anlaşmalar da senatodan geçer. Ticari anlaşmalar, hem meclisten hem senatodan geçer. Hem de nitelikli çoğunlukla. Başkanın yaptığı komisyon, kurul tayinlerinin birçoğunda, parti dengelerinin korunması şartı vardır. Kurulların tamamı bir partiden olamaz.</p>
<h2><strong>Yetki kadar sorumluluk</strong></h2>
<p>“Departman” denilen bakanlıkların başına tayin edilenlere “sekreter” denir. Savunma sekreteri, devlet sekreteri gibi. Bu sonuncusu ABD sisteminde dışişleri bakanıdır. Tayinleri başkan yapar. Ancak bakanların da yardımcılarının da tayini senato onayından sonra yürürlüğe girer. Her bakanının tek tek mercek altına alınması, toptan tasdike dayanan “güvenoyu” usulünden daha zorlu bir süreçtir.</p>
<p>Seçilmeden önce başkan, bir partinin başkan adayıdır. Seçilince bütün Amerikanların başkanı olur. Bu hâliyle mesela televizyona çıkıp muhalefet partisinin mensuplarına hakaret edemez. Bu düşünülemez bile! Başkan partisinin sözcüsü, lideri falan değildir. Seçilmeden de değildir, seçildikten sonra da değildir.</p>
<h2><strong>Kraliçe, bizim eski cumhurbaşkanları gibi</strong></h2>
<p>ABD başkanından farklı olarak İngiltere kraliçesinin icra yetkisi yoktur. Dolayısıyla üzerinde fazla bir gözetleme ve kontrol de yoktur. Gerekmez. Yetkisi yoktur. Dolayısıyla sorumluluğu da yoktur.</p>
<p>Kraliçe, sözde, başbakanı kabineyi kurmakla görevlendirir. Bu, bizim terk ettiğimiz parlamenter düzende, cumhurbaşkanlarımızın hükûmeti kurma yetkisini birine vermesi gibidir. Bu görevlendirme, ABD’dekinin aksine, mühür basma gibidir. Yetkinin kime verileceği de kime verilmeyeceği de bellidir. Kraliçenin, Birleşik Krallık’taki iki meclisin (kamaranın) temsilcilerine veya partilerin liderlerine, hakaret etmesi, aşağılayıcı bir dille hitap etmesi düşünülemez bile.</p>
<p>Formül basittir: Yetki kadar sorumluluk. Sorumluluk kadar yetki. Her iki sistemde de devlet başkanının edep sahibi olacağının söylemeye gerek yoktur.</p>
<p>Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ne birine ne ötekine benziyor. Bazı bakımlardan, hem birine hem ötekine benziyor. İcrada ABD başkanı gibi, hesap vermede İngiltere kraliçesi gibi! Hem herkesin cumhurbaşkanı, hem de bir partinin başkanı. Bu sonuncusu ne ABD ne de İngiliz sisteminde var. Bizim sistemimiz bize has. Ne diyorlar: Yerli ve millî.</p>
<h2><strong>Başkan seçilmiş kral olmayacak!</strong></h2>
<p>Amerika Birleşik Devletleri kurulurken kurucuların dikkati, kendi deyimleriyle, “seçilmiş kral” yaratmamak üzerineydi. ABD devlet teşkilatı, Tudor Hanedanı İngilteresi’nin devlet teşkilatına benzer. Yalnız, devlet başkanı kral değil, başkandır. Kral gibi davranmaması için akla gelecek bütün tedbirler alınmıştır. İşte checks and balances (kontroller ve dengeler) denilen mekanizmanın gerekçesi ve tarihteki kaynağı budur.</p>
<p>ABD sistemi, krallığın despotluğundan illallah demiş bir halkın isyanını ve dikkatini yansıtır. Mesela tam bu sebepten meclis ve senato seçimlerinin başkanlık seçimi ile örtüşmemesi sağlanmıştır. Senatonun üçte biri iki yılda bir değişir. Temsilciler meclisi de iki yılda bir seçilir. Dolaysıyla başarısız bir başkan iki yıl içinde meclislerin desteğini kaybedebilir.</p>
<p>ABD’nin kuruluşunun üzerinden asırlar geçti. Tudor İngilteresi de tarihe karıştı. İngiliz rejimi despotluktan uzaklaştı, değişti. Değişim her zaman barış içinde olmadı. Krallar hal’edildi, idam edildi. Bir ara krallık iptal edildi, sonra geri geldi. Sonunda İngiltere’ye demokrasinin beşiği dendi.</p>
<h2><strong>Bakanlar VEKÂLETEN bakan</strong></h2>
<p>Bütün krallıklar, İngiltere’nin yolunu tutmuyor. Suudî Arabistan’da bulunduğum altı yıl içinde dikkatimi çeken şeylerden biri, bakanlara bakan denmemesiydi. Bütün bakanlara “bakan vekili” deniyordu. Çünkü bütün bakanlıkların bakanı, aslında kral hazretleriydi. Dolayısıyla bakanların tamamı, bakanlıklarını vekâleten yönetiyordu. ABD sistemi gibi. Yalnız ABD’deki senato veya meclis denetimi yoktu. Krallık dedik ya! Yetki vardı, sorumluluk yoktu.</p>
<p>Biz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçerken gerekçelerden biri hızlı hareket edebilmekti. Bizim eski sistemimizde, ABD sisteminde ve İngiltere’deki sistemde hep kontroller ve dengeler var. Yani ne başkan, ne kraliçe, ne de başbakan, aklına geleni yapabilir. Biz bu kontrollerden kurtulup çok hızlı olmaya karar verdik. Sizce hızlandık mı? Bence hızlandık. Hızla gidiyoruz. Gittiğimiz yer neresidir, iyi bir yer midir? O başka bir konu&#8230;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk/">Ne kadar yetki, o kadar sorumluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ne-kadar-yetki-o-kadar-sorumluluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Niçin ve nasıl bir Cumhurbaşkanı?</title>
		<link>https://millidusunce.com/nicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/nicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39639&#038;preview=true&#038;preview_id=39639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk kamuoyu cumhurbaşkanı adayının kim olacağına kilitlenmiş durumda. Haklı da. Devletimizi kim yönetecek sorusu kadar önemli bir konu olamaz ebette. Ancak ehemmiyet arz eden soru, bu sistemle devam edilebilir mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani/">Niçin ve nasıl bir Cumhurbaşkanı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani%2F&amp;linkname=Ni%C3%A7in%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani%2F&amp;linkname=Ni%C3%A7in%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani%2F&amp;linkname=Ni%C3%A7in%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani%2F&amp;linkname=Ni%C3%A7in%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani%2F&#038;title=Ni%C3%A7in%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/nicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani/" data-a2a-title="Niçin ve nasıl bir Cumhurbaşkanı?"></a></p><p>Türkiye gitgide daha da ısınacak bir döneme giriyor. Sıcaklık her geçen gün baskısını artıracak görünüyor. Önümüzdeki bir yılda sıcaktan bunalmaktan hayatımızı kaybetmez veya komaya girmezsek artık bize karada ölüm yok demektir.</p>
<p>Bahsettiğim sıcaklık artışının dünyayı tehdit eden küresel ısınmayla ilgisi yok. Kafamız rahat olsa onu da düşünüp tartışacağız ama bizimki Türkiye’nin üzerindeki siyasi ısınma. Biz bu ısınmaya 3 Kasım 2002’de başladık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine (CHS) geçişle de iyice hızlandık.</p>
<p>İlk başlarda etkileri fazla hissedilmedi. Ancak günbegün büyüyen meselelerle birlikte, tek bir kişinin omuzlarının kaldıramadığı bir sisteme geçildiğinde açıkça gördük. Dünyanın beşten büyük olduğunu söylerken, Türkiye’nin birden büyük olduğunu unutmuştuk.</p>
<p>Beş yıllığına seçilen Cumhurbaşkanının görev süresi bitmeye yaklaştıkça artan bunaltıcı baskı kendini iyice hissettirmeye başladı.</p>
<p>Peki, Türkiye bu yükün altından nasıl kalkabilir? Bu soruya cevap ararken önce tam olarak ne ile karşı karşıyayız, onu anlamamamız gerekiyor. Bunun için de önce yakın geçmişi ve havaları hızla ısıtmaya başlayan değişikliklere bakmakta fayda var.</p>
<h2><strong>Kısa bir hafıza tazeleme</strong></h2>
<p>CHS ile yürütme yetkisi tek başına cumhurbaşkanına verildi. Anayasa’dan hükümet ve bakanlar kurulu kavramı çıkarıldı. Artık Türkiye bir kuruldan oluşan hükümet tarafından değil, sadece Cumhurbaşkanı tarafından yönetilmektedir.</p>
<p>Yürütme yetkisi dışında Cumhurbaşkanlığına bağlı kurullar (Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu gibi 9 kurul) oluşturuldu.</p>
<p>Diyanet İşleri başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu, İletişim Başkanlığı gibi bazı kurum ve kurullar Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Ancak Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile hepsi de yeniden yapılandırıldı. Varlık Fonu gibi yenileri kuruldu.</p>
<p>Başlangıçta Genelkurmay Başkanlığı Cumhurbaşkanlığına bağlıyken, çok geçmeden Millî Savunma Bakanlığına aktarıldı. Çok geniş uzmanlık ve büyük tecrübe isteyen görevler yeni kurulan bu kuruluşlara verildi. Mesela üzerinde fırtınalar koparılan psikolojik harekât görevi İletişim Başkanlığı’na verildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığının işlerini yönetmek üzere, idari ve malî özerkliğe sahip dört ofis (Yatırım ve Finans ofisleri gibi) kuruldu.</p>
<p>Her Cumhurbaşkanlığı seçiminde büyükelçiler, valiler, rektörler, başkanlar, bazı kurulların üyeleri gibi bine yakın makam istifa etmiş sayılarak yeni Cumhurbaşkanı tarafından atanması kuralı getirildi.</p>
<p>Velhasıl yeniden yapılanan ve devletin işleyişinde bütün yetkilerin tek makamda toplandığı bir sistem söz konusu. Aynı zamanda her dönem sonrasında neredeyse yeniden yapılanan bir sistemden bahsediyoruz. Ancak yeni birisi Cumhurbaşkanı olduğunda, neredeyse kelimesi fazladan kullanılmış oluyor. Yani her defasında devlet yeniden kuruluyor.</p>
<p>Aslında yeni sistem için bu hatırlatmalar çok az gibi görünebilir ancak yeni seçilecek Cumhurbaşkanının yetkilerin genişliğini ortaya koyabilmek açısından yeterlidir.</p>
<h2><strong>Türkiye’nin önceliği</strong></h2>
<p>Türk kamuoyu cumhurbaşkanı adayının kim olacağına kilitlenmiş durumda. Haklı da. Devletimizi kim yönetecek sorusu kadar önemli bir konu olamaz ebette. Ancak ehemmiyet arz eden soru, bu sistemle devam edilebilir mi?</p>
<p>24 Haziran 2018’den bu yana yaşadıklarımız bu sistemle büyük sıkıntılar yaşandığını ve devam edilemeyeceğini gösteriyor.</p>
<p>Dünyanın içinde bulunduğu siyasi şartların da etkisiyle bozulan ekonomi, tek kişinin ısrarla ve sadece kendisinin dinî inancı doğrultusunda aldığı kararlarla yer ile yeksan olmuş vaziyette. Kendi inancında ısrar devam ediyor. Toplumun büyük bir kısmı, üzerinden asfalt silindiri geçmiş gibi. Her gün silindirin çapı büyüyerek asfaltı ezmeye de devam ediyor. Tarımda yaşananlar gıda krizine yol açmakta.</p>
<p>Ancak ezilenler dışındakiler gayet rahatlar çünkü krize ellerindeki nakitle girdiler. Alınan tedbirler de fakirden alıp onlara biraz daha verecek şekilde düzenlendi.</p>
<p>Kamu için personel alımında getirilen mülakat ile adil yönetim kavramı ortadan kaldırıldı. Gençler çaresizlik ve ümitsizlik içerisindeler.</p>
<p>Yeni çıkacak sosyal medya yasasıyla toplum üzerindeki baskının daha da ağırlaşacağı görülüyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı, temel hak ve özgürlük ihlâllerinin önlenmesi kapsamında ihdas edilen bireysel başvuru hakkı için sadece 2022 Ocak ayında 12 bine yakın başvuru olduğunu söylüyor ve tamamlıyor: “<em>Temel hak ve özgürlüklerin ihlalini gidermek öncelikle kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin görevidir.” Avrupa’da, 47 ülkeden AİHM’e yapılan başvurulardan daha fazla AYM’ye bireysel başvuru yapıldığını</em> belirtiyor. Bu, toplumun ve adaletin düşürüldüğü seviyenin önemli bir göstergesi de.</p>
<p>Sığınmacılar, Irak ve Suriye meseleleri, Yunanistan’ın şimdiye kadar göz yumulan yayılmacı politikaları, teröristlerin devlet kurma hedefleri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yol açtığı büyük problemler, Kıbrıs ve Akdeniz’in doğusundaki sıkıntılar, Ege adalarımız, NATO, ABD, Rusya, AB ile Orta doğu ve komşularımızla ilişkilerimiz… bütün bunlar yeni seçilecek Cumhurbaşkanının önünde ilk bulacağı dosyalar.</p>
<h2><strong>Ne olacak şimdi?</strong></h2>
<p>Bu şartlardaki Türkiye seçimlere doğru yol alıyor. Dolayısıyla vereceği karar sadece yeni bir cumhurbaşkanı seçmek değil. Türk Milleti vereceği kararla ya bütün yetkileri bir kişinin kullanmasına rıza göstererek CHS’ye devam edecek ya da yeniden parlamenter sisteme geçecek süreci başlatacak.</p>
<p>Başlatacak, çünkü seçim yapılır yapılmaz sistem değişemeyecek. <strong>Bir geçiş dönemi yönetimi gerekiyor. </strong>İşte bu seçimin düğüm noktası da burası. Bütün problemleri ve <strong>sistemin içinde bulunduğu hâli bu süreç yönetimi için ortaya koymaya </strong>çalıştım. Bu kadar dar bir alanda yazılanlar bile problemin devasa boyutlarda olduğunu göstermeye yetiyor.</p>
<p>Ve en önemlisi de <strong>hayat bir yandan devam ediyor.</strong> Devlet de bu hayatın uyum ve dengesini hem kurmakla hem de sürdürmekle görevli aygıtı. Uyum ve denge bozulmuş da olsa, dağılmasına izin vermeden toparlanması gerekiyor. Yani bir yandan mevcut yasa ve yetkiler çerçevesinde devleti yönetilecek, diğer yandan Cumhurbaşkanında toparlanmış yetkiler yeniden TBMM’ye devredilecek.</p>
<p>İşte bu aşamada nasıl bir cumhurbaşkanlığı sorusu devreye giriyor. Bu sorunun bendeki cevabı <strong>emin insan olmak var ya, tam da öyle birisi. Türk Milletinin geleceğinin emanet edilebileceği bir kişi.</strong> Çünkü CHS’nin verdiği yetkileri kullanılırken yönetim sistemi değişikliğinin önü sonuna kadar açık tutulmalıdır. <strong>Bu dönemin atlatılmasını sağlayacak siyasi kişilerin Türk tarihine altın harflerle geçeceği hiç unutulmamalıdır.</strong></p>
<p>Bu emin isim, yeni sisteme geçişten sonra da kendi süresini tamamlayana kadar Cumhurbaşkanlığına devam etmelidir. Böyle bir şey de onun hakkı olacaktır. Sonrasını ise Türk Milleti değerlendirir. Aksi takdirde kördüğüm hâline gelecek sorunların çözümü mümkün olmayacaktır. Emperyalistler bunu ellerini ovuşturarak beklemektedirler.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani/">Niçin ve nasıl bir Cumhurbaşkanı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/nicin-ve-nasil-bir-cumhurbaskani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
