<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sosyal medya arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/sosyal-medya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/sosyal-medya/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jan 2026 12:24:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Düşünce kıtlığı ve propaganda sarmalı</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/dusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/dusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 16:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazete]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Postmodernizm]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52256</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/dusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali/#new_tab">Düşünce kıtlığı ve propaganda sarmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fdusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali%2F%23new_tab&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20propaganda%20sarmal%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fdusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali%2F%23new_tab&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20propaganda%20sarmal%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fdusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali%2F%23new_tab&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20propaganda%20sarmal%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fdusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali%2F%23new_tab&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20propaganda%20sarmal%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fdusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali%2F%23new_tab&#038;title=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20k%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20propaganda%20sarmal%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/dusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali/#new_tab" data-a2a-title="Düşünce kıtlığı ve propaganda sarmalı"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/dusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali/#new_tab">Düşünce kıtlığı ve propaganda sarmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/dusunce-kitligi-ve-propaganda-sarmali/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küfür fikir değildir</title>
		<link>https://millidusunce.com/kufur-fikir-degildir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kufur-fikir-degildir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Küfür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50907&#038;preview=true&#038;preview_id=50907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vallahi hiç kusura bakma. Cümlesinin nerede başlayıp nerede bittiğini fark etmeyen insanın sözde fikriyle vakit kaybedemem.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kufur-fikir-degildir/">Küfür fikir değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkufur-fikir-degildir%2F&amp;linkname=K%C3%BCf%C3%BCr%20fikir%20de%C4%9Fildir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkufur-fikir-degildir%2F&amp;linkname=K%C3%BCf%C3%BCr%20fikir%20de%C4%9Fildir" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkufur-fikir-degildir%2F&amp;linkname=K%C3%BCf%C3%BCr%20fikir%20de%C4%9Fildir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkufur-fikir-degildir%2F&amp;linkname=K%C3%BCf%C3%BCr%20fikir%20de%C4%9Fildir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkufur-fikir-degildir%2F&#038;title=K%C3%BCf%C3%BCr%20fikir%20de%C4%9Fildir" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kufur-fikir-degildir/" data-a2a-title="Küfür fikir değildir"></a></p><p>Her fikir saygıdeğer midir? Bence hayır. İtiraf edeyim, okur yazarlıkta tekleyen birinin fikirlerine saygı duymak hiç içimden gelmiyor. Bence doğru da değil. Yazmasını bilmeyenin yazdıklarında fikir aramak boşuna bir çaba.</p>
<p>Sosyal medyada ve hatta bizim gazetenin internet nüshasının yorumlarında öyle yazılar var ki… Cümlelerin sonunda nokta yok, başında büyük harf yok. Demek ki cümle yok. Birkaç kelimede bir virgül koyup devam eden “yorumcular” var! Noktalama işaretinden sonra bir boşluk bırakmak yüksek lisans seviyesinde bir beceridir herhâlde. De, da’nın ayrılması… Hele de gereken “ki”lerin ayrı yazılması. Soru eki “mı” ve “mi”… Bunlar muhtemelen doktora, hatta profesörlük konusudur. Gerçi böyle hataları yapan profesörler de tanıdım. Onun için üzülmeyin. Ne de olsa acele yazıyorsunuz, mühim olan “fikir”, değil mi.</p>
<h2>Cehaletini savunmak</h2>
<p>Şimdi birkaç savunma var. Biri, “Acele yazdım.” Okur yazar insan acele de yazsa yavaş da yazsa böyle abuk yanlışlara düşmez. Hiç bozuk konuşanı taklit etmeye kalktınız mı? Hani eğlence olsun diye. Çok zor bir iş. Yanlış yazmayı taklit etmek de kolay değil. Noktadan, virgülden sonra ara tuşuna düşünerek basmazsınız ki. Az önceki “ki” de düşünülüp taşınılıp ayrılmadı. Okur yazarlar bunları şuur altından yapıverir. Okur yazardan kastım da ömründe hiç olmazsa birkaç kitap okumuş olmak. Belli ki yüce halkımızın çoğunluğu testlerde soru okuyup kutu karalamaktan okumaya, hele hele yazmaya pek vakit bulamıyor.</p>
<p>Bir başka savunma: Sen böyle ıvır zıvırı bırak da yazdığım fikre bak! Vallahi hiç kusura bakma. Cümlesinin nerede başlayıp nerede bittiğini fark etmeyen insanın sözde fikriyle vakit kaybedemem. Bırakın büyük harfi ve noktayı, de-da hatası gördüğümde bile yazara saygım bir çıt düşer.</p>
<h2>Küfür fikir değildir</h2>
<p>Bir de art arda slogan ve değer hükmü sıralamayı fikir sanan tipler var. Hatta art arda hakaret, aşağılama kelimeleri sıralamayı… Bunların kapsamı sosyal medyanın ötesinde. Bazı siyasi partilerin iletişimi de öyle. Hatta secili küfür ediyorlar. Seci, düz yazıdaki kafiyeli kelimelere denir. Mesela millet ile zillet kafiyelidir. Seci yapılabilir. Sonra devam edersiniz: millet, zillet, illet, rezalet, sefalet, hiddet, zulmet, bisiklet… Bisiklet’in ne ilgisi var diyeceksiniz. Aynen böyle yapıyorlar. Seci şehvetinden hiç ilgisiz kelimeleri de araya sıkıştırıveriyorlar.</p>
<p>Kulaktan doldurulup ağızdan veya klavyeden boşaltmak. Buna ithal bilgelik deniyor. Geçen gün bir “yorumcu” saymış: faşist, ırkçı, militarist, tek tipçi… Şimdi bu fikir mi? Yok düpedüz küfür. Benim cevabım ne olabilir: “Ben de senin!”</p>
<p>Yetmişli yıllarda “Bize faşist diyenin…” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu minval üzreydi. Ama daha sunturluydu. Rahmetli Nevzat Kösoğlu da o yazıyı iddianamesine aynı hakareti yazan meşhur işkenceci savcının gözünün içine bakarak okumuştu. Siz hayatınızda Türkiye’de “Ben faşistim, faşist!” diyen bir adam gördünüz mü? Ben görmedim. Bu kelimeyi sadece 11 yıl hocalık yaptığım ODTÜ’de o zamanın “devrimci gençler”inin ağzından duyardım. Millî demokratik devrim, yani ihtilal yapacaklardı ama nasip olmadı. O günlerde bunlar bize de okuldaki sosyal demokrat gençlere de “faşist” diyordu. Sonra Josef Stalin’in “faşist” tarifini okudum: “Komünist olmayan”. O halde kendi ideolojilerine göre haklıydılar ama söyledikleri hâlâ küfürdü, fikir değildi.</p>
<h2>Fikir ve bilim kardeştir</h2>
<p>Söylemek istediğim: Ne o “faşist” diyen iddianamede fikir vardır ne de benim öfke ile yazdığım “Bize faşist diyenin” yazısında. Ne de o art arda küfür ve klişe sıralayan “yorum” ve parti açıklamaları fikirdir.</p>
<p>Fikir yazısı, insanların dünyaya şimdiye kadar baktıklarından farklı bir açıdan bakmalarını sağlar. Veya bir yanlış bakışı düzeltir. “Öyle değil, böyle” der, dedikten sonra da “Çünkü…” diye devam eder. Yoksa sadece hayır demek de fikir değildir; tıpkı sadece evet demenin fikir olmadığı gibi. Belki doğru bir bakışın doğru olduğuna dair daha önce bilmediğimiz yeni deliller sunar. En basitinden de bir konu üzerine daha önce ileri sürülmüş fikirleri özetler, karşılaştırır ve hiç olmazsa o koleksiyon hakkında kendi kanaatini söyler. Bu fikir yazısı tarifim aslında bilim çalışmasının tarifine de yakın. Mesela doktora yönetmeliklerinde “bilim dünyasına yeni bir bilgi sunmak” mealinde ifadeler vardır. Bilim duyup okuduklarını tekrarlamak değil, insanlğın bilgi hazinesine daha önce orda olmayan yeni bilgiler eklemektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kufur-fikir-degildir/">Küfür fikir değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kufur-fikir-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya</title>
		<link>https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Cura]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 13:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[imaj]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyom]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[soyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seçimi kazanmak için sosyal medya desteği şart mıdır? Sosyal medya seçim kazandırır mı?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/">İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&amp;linkname=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fimaj-secim-ve-sosyal-medya%2F&#038;title=%C4%B0maj%2C%20Se%C3%A7im%20Ve%20Sosyal%20Medya" data-a2a-url="https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/" data-a2a-title="İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya"></a></p><p>Yaşadığımız çağ, bir çeşit imajların ve görsellerin zihnimize yaptırdığı bombardıman çağı. Öyle olmasa Hasan amcanın kıraathanesine çay içmektense Zuckerberg’in uygulamasında arkadaşlarımızla Starbucks kahvesinin kapağını niye atalım ki? Ya da Starbucks’ın yan sanayi ürünlerini. Malum her yerde onların sayıları artıyor ya. Siz de görmüşsünüzdür.</p>
<p>Instagram’da atılan bir hikaye var. Bakıyorsunuz ve o da ne? Kahvenin kapağı ve filtreli fotoğrafa eşlik eden bir emoji…</p>
<p>İşte imaj tam da burada başlıyor.  Şimdi size ufak bir sosyal deneyden bahsedeyim.</p>
<p>Yaklaşık on ile on beş kişiyi bir yere koydunuz. Bu insanların yaş ortalaması 20-25.</p>
<p>Elinizde ise 5 farklı görsel var. Yaklaşan seçimler için tepkileri görmek istiyorsunuz. İdeolojik bu görselleri art arda gösterdiniz. Küçük bir gruba dediniz ki, ‘’Herkes elindeki deftere gördüğü her görsel için tek bir kelime ifade etsin.’’</p>
<p>Gruplar çıkan görsellere göre bir kelime ile ilk akıllarına gelenleri yazdılar.</p>
<p>Daha sonra yine aynı yaş bandında bir genç hanımların oluşturduğu gruba aynı talepte bulundunuz. Onlar da ilk akıllarına gelenleri yazdılar.</p>
<p>En son bu faaliyet bitti ve elinizdeki çıktılara bakıyorsunuz. Adana doğumlu bir erkek orak çekiç görseline, ‘’köy’’ demektedir. Diyarbakır doğumlu bir erkek ise, ‘’özgürlük’’ kelimesi ile bu durumu ifade etmektedir. Diğer bir görsel olan Bozkurt figürüne ise Trabzon doğumlu erkek, ‘’Türklük’’ derken, Muğla doğumlu başka bir erkek ise bu resimdeki çağrışımı yazmak istememiştir.</p>
<p>Alın size veriler…</p>
<p>Şimdi sakın ola Muğlalı erkekler bozkurt görünce susuyor, Diyarbakırlı erkekler orak çekiç görünce özgürlüğü çağrıştırıyor demeyin. Genelde böyle oluyor çünkü. Meşhur girişler vardır ya, Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre…</p>
<p>Peki ya hangi Amerika?</p>
<p>Oklahoma’ nın sonuçları çok farklıdır. Wisconsin çok farklıdır. California ise bambaşkadır. Bu tarz çıktıların kategorileri ve ince detaylarına girersek çok farklı sonuçlar elde ederiz. Örneklemlerin zenginliğine veya -fakirliği demiyorum- azlığına göre yapacağınız yorumlar değişecektir.</p>
<p>Tabi bu verilerin bilimsel açıdan incelenmesi, yorumlanması ve detaylandırılması İstatistik ve Psikoloji gibi bilim dallarının uzmanlarıyla yapılırsa eminim hem ülkemizdeki imajlar daha iyi görülmüş olur hem de siyasi partiler bu çıktılardan elde ettikleri sonuçlarla her şehirde aynı cümleleri, aynı vaatleri vermezler.</p>
<p>Keza Manisa ilimizin gelecek beklentisi ile Bursa ilimiz arasında fark olduğu gibi İç Anadolu ve Karadeniz bile birbirinden farklı cevaplar verecektir. Böyle bir durumda Siyaset, zaman zaman yapay zekadan çıkan değerlendirmeleri baz almalı ve atacağı adımları ona göre şekillendirmelidir.</p>
<p>Bazı ülkelerde de böyle olmuştur. ABD’nin Başkanlık seçim kampanyasında sosyal medyanın önemi anlaşılmış ve bu doğrultuda reklamlar yapılmıştır. Bu durumu Türkiye üzerinden de örnekleyebilmem mümkündür. Keza, Google Trends üzerinden arattığım sonuçlara göre 2018 Genel Seçimleri sırasında Manisa ilinde AK Parti’nin birinci sırada, CHP’nin ikinci sırada, İYİ Parti’nin üçüncü sırada olması beni hiç şaşırtmamıştır. Keza, iktidar veya muhalefet fark etmeksizin ilk defa oy kullanacak olan kalabalık akran grubumun oylarını almak için yapılan yatırımlar, söylemler, vaatler ve reklamlar artık siyasi partilerin ‘’analitik imaj yönetimine’’ yöneldiklerini gösteren detaylardan biri. Sosyal medya tek başına güçlü bir bilgiler silsilesi sunmaz fakat buradaki seçmeni anlayabilen siyasi partilerin seçimlerden başarıyla çıkabilmesi son derece yüksektir.</p>
<p>Lisans bitirme tezi için  imaj konusunu seçen ben, başlangıçta imaj ve bildirim bombardımanı hakkında bir yazı yazmayı düşünmüştüm. Yaklaşan seçim ve şahsıma yöneltilen, ‘’Seçimi kim kazanır?’’ sorularının o çıldırtıcı meraklarını böylece boş da bırakmak istemedim. İmaj ve bildirimlerin kafamızda havan topu gibi düştüğü yazıyı da sonraki yazılara bekleyin artık.</p>
<p>Beklerken şunu da düşünün.</p>
<p>Bir kahve seçim kazandırabilir mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/">İmaj, Seçim Ve Sosyal Medya</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/imaj-secim-ve-sosyal-medya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aman halk paniğe kapılmasın</title>
		<link>https://millidusunce.com/aman-halk-panige-kapilmasin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/aman-halk-panige-kapilmasin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[basın yayın]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[dezenfermosyon]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41515&#038;preview=true&#038;preview_id=41515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siz “halka her şey söylenmez” düşüncesiyle davranırsanız, halk da, “bana kim bilir neleri söylemiyorlar” diye düşünür. Haklı da olur. Halk ne bebektir, ne çocuk. Sizin gerçekleri söylemediğinizi, sakladığınızı derhal anlar. Sonra gerçekleri öğrenmek için başka kaynaklar arar ve mutlaka bulur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aman-halk-panige-kapilmasin/">Aman halk paniğe kapılmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faman-halk-panige-kapilmasin%2F&amp;linkname=Aman%20halk%20pani%C4%9Fe%20kap%C4%B1lmas%C4%B1n" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faman-halk-panige-kapilmasin%2F&amp;linkname=Aman%20halk%20pani%C4%9Fe%20kap%C4%B1lmas%C4%B1n" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faman-halk-panige-kapilmasin%2F&amp;linkname=Aman%20halk%20pani%C4%9Fe%20kap%C4%B1lmas%C4%B1n" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faman-halk-panige-kapilmasin%2F&amp;linkname=Aman%20halk%20pani%C4%9Fe%20kap%C4%B1lmas%C4%B1n" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faman-halk-panige-kapilmasin%2F&#038;title=Aman%20halk%20pani%C4%9Fe%20kap%C4%B1lmas%C4%B1n" data-a2a-url="https://millidusunce.com/aman-halk-panige-kapilmasin/" data-a2a-title="Aman halk paniğe kapılmasın"></a></p><p>1980’lerde bir gün… Suudî Arabistan’ın Dhahran kasabasında, Petrol ve Maden Üniversitesinde hocayım. Kuş uçuşu 9 km ötedeki Khobar kasabası yönünden şiddetli bir patlama duyduk. O yöne baktık. Bir toz ve duman yükseliyordu. Bütün akademisyen arkadaşlarım, aralarında sözleşmiş gibi BBC ve diğer yabancı radyolara, televizyonlara yöneldi.</p>
<p>9 km ötedeki patlama hakkında bilgi almak için binlerce kilometre ötedeki haber kaynaklarına başvuruyorduk. Çünkü hepimiz biliyorduk ki yaşadığımız ülkenin haber kaynakları, “halk paniğe kapılmasın” diye bu patlamadan ya bahsetmeyecekti ya da haber gerekli filtrelerden geçtikten sonra verilecekti.</p>
<p>Nitekim bir süre sonra, haber saatinde yerel televizyonu açtık. Patlamadan falan eser yoktu. Haberlerde her zamanki gibi protokol sırası vardı. Önce Kral Hazretleri’nin gönderdiği telgraflar ve Kral Hazretleri’ne gelen telgraflar. Sonra bakan vekillerinin gönderdikleri, onların açıklamaları ve onlara gelenler… (Suudî Arabistan’da bakan yoktur, bakan vekilleri vardır. Çünkü bütün bakanlıkların bakanı Kral Hazretleri’dir.)</p>
<h2>Çocuk halk- ebeveyn yönetim</h2>
<p>Avrupa’da, Amerika’da katliamlar, patlamalar, felaketler olur. Son zamanlarda ABD’de okulların, alışveriş merkezlerinin taranması, birçok insanın ölümü art arda yaşandı. Siz hiç oralarda internetin yavaşlatıldığını, sosyal medyanın kapatıldığını işittiniz mi?</p>
<p>Anlaşılıyor ki Türk halkı ve Suudî Arap halkı kolayca paniğe kapılıveriyor. Paniğe kapılınca da ne yapacakları belli olmaz, maazallah! Onun için iktidarlar, paniğe kaptıracak haberlerden halkı tecrit etmeyi uygun buluyor. Tıpkı bebeklerin, çocukların seyretmemesi, duymaması gereken şeylerden uzak tutulması gibi. Bebeklerin ve çocukların neleri duyup neleri duymamaları gerektiğinin kararını anne-babaları verir. Eh Türk ve Suudî halkının yöneticileri de anne-baba rolünü yükleniyor. Halk da bebek veya çocuk oluyor bu hesaba göre. ABD, Avrupa halkları öyle değil. Onlar yetişkin.</p>
<h2>Çocuklar kolay aldanır</h2>
<p>Ebeveyn- çocuk politikasının vahim sonuçları var. Siz “halka her şey söylenmez” düşüncesiyle davranırsanız, halk da, “bana kim bilir neleri söylemiyorlar” diye düşünür. Haklı da olur. Halk ne bebektir, ne çocuk. Sizin gerçekleri söylemediğinizi, sakladığınızı derhal anlar. Sonra gerçekleri öğrenmek için başka kaynaklar arar ve mutlaka bulur. Sonra onlara güvenmeye başlar.. İşte dedikodu, siyah ve gri propaganda, komplo teorileri ve paniğin âlâsı, bu ortamda serpilip gelişir.</p>
<p>İnsanlar, “resmî kaynaklar doğru söylemez” veya “resmî kaynaklar doğrunun hepsini söylemez” kanaatini edinmeye görsün. Artık sizin doğrularınıza da inanmazlar.</p>
<p>İki resmî haber politikası düşünün:</p>
<p>Birincisi, “aman halk paniğe kapılmasın” diye olan biteni anlatmıyor. Bu en masumu. Daha beterleri var. “Bunları duyarlarsa iktidarımızın aleyhine olur” düşüncesiyle de gerçekler saklanıyor. Yalan olmasını, doğru olmamasını diledikleri haber ve yorumları da sansürlüyor; böyle fikirleri yazıp çizenlere, anlatanlara hapis cezaları öngören kanunlar çıkarıyor. Basının yetkililere ulaşması kolay değil. Neleri sorabilecekleri, neleri sormayacakları baştan belli. Hatta öyle “basın” var ki, neleri soracakları sözde “basın toplantısından” önce ellerine veriliyor; onlar da paşa paşa o soruları soruyor.</p>
<h2>O sırada demokrasilerde</h2>
<p>İkincisi, ne olmuşsa, halka anlatıyor. Hatta kendisi anlatmıyor, halkın tarafsızlığına ve bağımsızlığına indandığı basın ve yayın kuruluşlarının anlatmasına izin veriyor. Bu kuruluşlar resmî kişilere, onların sözcülerine kolayca ulaşıyor, onları sorguya çekebiliyor. Onlar da doğruları anlatıyor. Olur da anlattıkları doğru çıkmazsa, buna skandal gözüyle bakılıyor ve istifalar veriliyor. Resmî ağızların tek sığınacakları şart var: “Şu anda sorduğunuza cevap vermem, suçluların yakalanmasını güçleşdirir.” O zaman basın da susar, başka hiçbir gerekçe ile soruları geçiştiremiyorsunuz.</p>
<p>Şimdi lütfen düşününüz: Bu iki toplumdan hangisi dedikodulara inanmaya daha yatkındır? Hangisini yalan haberlerle yönlendirmek daha kolaydır? Hangisi komplo teorileriyle paniğe kapılabilir? Bu iki toplumdan hangisi, yöneticiler doğruları söylediğinde bile, “Vardır yine bir numara.” diye düşünür ve ona göre davranır?</p>
<p>Sadece patlama haberleri için geçerli değil bu söylediklerim. Sormaya devam edeyim: Hangi toplumda yolsuzluk söylentileri kolayca yayılır ve gerçek kabul edilir? Hangi toplumda, her konuda fısıltı gazetesine inanmak olağandır?</p>
<p>Gerçeği saklarsanız, yalan ortama hâkim olur. Doğru haberi ellerinizle dolaşımdan kaldırırsanız, yalan habere gün doğar.  Yalanı, fısıltı gazetesini, komplo teorilerini hâkim kılmak mı istiyorsunuz? Kolay: İnterneti yavaşlatın; hatta tamamen kapatın. Her şeye yayın yasağı koyun. Hoşlanmadığınız haberleri yayanları hapse atın.</p>
<p>Tekrar edeyim… İnsanların yalan habere inanmayıp doğru haberlere kulak vermesinin tek yolu vardır: Resmî kaynakların hızla doğruları açıklaması. Basına kapılarını açması, gerçek sorulara gerçek cevaplar vermesi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aman-halk-panige-kapilmasin/">Aman halk paniğe kapılmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/aman-halk-panige-kapilmasin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Dezenformasyon” mu dediniz?</title>
		<link>https://millidusunce.com/dezenformasyon-mu-dediniz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dezenformasyon-mu-dediniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[basın özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[dezenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya yasası]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41137&#038;preview=true&#038;preview_id=41137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gücü yetenler,  her zaman bir yandan dolanma yolu buluyorlar. Hatta ona bile gerek kalmıyor ve fiilî durumlar yaratılıyor. Fiilî durum yaratma gücü olmayanlar bir daha eziliyor. Hakikat ayaklar altına düşüyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dezenformasyon-mu-dediniz/">“Dezenformasyon” mu dediniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdezenformasyon-mu-dediniz%2F&amp;linkname=%E2%80%9CDezenformasyon%E2%80%9D%20mu%20dediniz%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdezenformasyon-mu-dediniz%2F&amp;linkname=%E2%80%9CDezenformasyon%E2%80%9D%20mu%20dediniz%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdezenformasyon-mu-dediniz%2F&amp;linkname=%E2%80%9CDezenformasyon%E2%80%9D%20mu%20dediniz%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdezenformasyon-mu-dediniz%2F&amp;linkname=%E2%80%9CDezenformasyon%E2%80%9D%20mu%20dediniz%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdezenformasyon-mu-dediniz%2F&#038;title=%E2%80%9CDezenformasyon%E2%80%9D%20mu%20dediniz%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dezenformasyon-mu-dediniz/" data-a2a-title="“Dezenformasyon” mu dediniz?"></a></p><p>Dezenformasyon denen kanunun kendisi dezenformasyon yaratacak şekilde çıktı. Hâlbuki kanundan beklenen netliktir. Bir daha görüldü ki, hep yandan dolanarak, oyunbazlık edilerek, göz boyama, zihin bulandırma ve oradan balık tutmalara giriliyor. Böyle yapılınca, düzenin düzensizliğe dönüşmesi süreci hızlanır. Bozulan düzenle devlete, insana, topluma, beraber yaşama şartı <em>güven duygusu</em>’na karşı bitmeyen mitralyöz ateşi başlar. Yaşadığımız odur.</p>
<p>Eskiden kurallar doğru konurdu, uygulamada sıkıntılar yaşanırdı. Şimdi ya doğru kurallar konmuyor ya dosdoğru tarif edilmiyor veya doğru uygulanmıyor. Her üç hâl de perişanlıktır. Bu işlerin nereye kadar vardırıldığını bilmek ve yarattığı bozguna kafa yormak lazım. Adam kırmızı ışıkta geçiyor ve polise karşı kimliğini kullanıyor. “<em>Bize de mi kırmızı ışık?” </em>diyen grupların sayısı gittikçe kabarıyor. “<em>Bize de mi?”</em> diyemeyen gariplerin çektiği yük ağırlaşıyor. Altta kalanın canı çıkıyor.</p>
<h2><strong>Niyet belli</strong></h2>
<p>Kanunlar kurallar herkesi bağlar ve kuvvetlinin zorbalığına karşı zayıfı korur. Bizde durum artık tersine döndü. İşe bakın ki birileri için kuralların hükmü yok. Gücü yetenler,  her zaman bir yandan dolanma yolu buluyorlar. Hatta ona bile gerek kalmıyor ve fiilî durumlar yaratılıyor. <em>Fiilî durum</em> yaratma gücü olmayanlar bir daha eziliyor. Hakikat ayaklar altına düşüyor. Söylemiştim, devlet katında beyaza siyah diyen ve “<em>Hadi aksini söyleyin de göreyim!</em>” edasında görmemiş keyfi çatanlar bu yüzden görülüyor. <em>Takıyye</em> alışkanlığıyla, inkârcılıktan <em>hile-i şer’iyye</em> denen kanuna karşı yol bulmalara kadar bir yığın üretilmiş yanlış, toplumu iflâsa götürür hale geliyor. Bunu yapanların kendilerine odaklanmaktan memleket düşünecek halleri kalmıyor.</p>
<p>Evet niyet okumaksa okuyorum, maksadı açık ediyorum: Yeni kanun, gücü ele geçirenler için medyada kalan son kaleyi düşürme hamlesi. Ana akım medyayı hiçbir devirde olmadığı oranda ele geçirip sahibinin sesine döndürdüler. Oralarda muhalif sesleri duyulmaz ettiler. Yalnız sosyal medyada eşitlik ve hürriyet kalmıştı.  Orada ne kadar destek grupları oluştursalar da yenik düşüyorlardı. Tek taraflı algı yaratamıyor, bilgi karartamıyorlardı. Sansür kanununu çıkarmalarının sebebi budur.</p>
<p>Sosyal medya hakikaten bir cangıl. Düzenlemeye ihtiyaç olduğu açık. Hiçbir ölçü yok. Kişilerin insafına bağlı bir alan. Yalnız, şuraya dikkat: “<em>Kişiler”</em> deyince bozduğumuz <em>insan</em> ve <em>toplum</em>dan bahsediyoruz. <em>“Ben istersem olur, istemezsem olmaz”</em> diyerek keyfîliği meşrulaştırırsanız, insanları ölçüye, ahlâka bağlı hâlde tutamazsınız.  Sonra, her türlü arıza orada görünür hale gelir. Bu bozgunu konuşmuyoruz, bozguna destek verecek bir kanun düzenliyoruz. Evet bozguna destek. Birisi bu kör kurnazlığın yıkımını anlatsa da öğrensek!</p>
<h2><strong>Dezenformasyon</strong></h2>
<p><em>Dezenformasyon</em> denen kanunun resmî adı, <em>Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. </em> Niçin <em>Dezenformasyon Yasası</em> dendiği niyetle doğrudan ilgilidir. Seçilen kelimeye dikkatinizi çekerim. Bir ruh hali var ki ona şaşmakla kalmam, yanarım, üzülürüm ve kızarım. Bilirsiniz, bizim üniversite camiası yabancı terimlere bayılır. Herhalde herkesçe anlaşılmayan bir şey söylediklerinde kendilerini âlim hissetmelerine yardım ediyor. Böyle bir aldatmacayı kendilerine yaşatmakla kalmaz –hadi ben de bizden bir anlaşılmaz kelime kullanayım- bizim zihinlerimizi de <em>tağşiş</em> ederler. <em>Mağşuş</em> <em>para</em> gibi katkısı artarak bozulmuş <em>mağşuş zihin</em>lerin tepkisi, bu uzun yıllar yaşayan kelime ve kavramlaradır. Gün görmemiş batı sözleri ilim, bilim, aydın.. ve türevlerine mensuplarımız için dokunulmazdır.</p>
<p>İşte kanuna &#8220;<em>dezenformasyon</em>&#8221; denmesinin bir sebebi de bu aşağılık duygusudur. Tabii, burada başka bir şark kurnazlığının bayağı örneği de var. <em>Dezenformasyon</em>’un manası bilinmese de halkımız kötülüğünü nasıl olsa bahsedişimizden anlar. Bilenler çırpınsa da biz yolumuza devam ederiz. Hep yaptığımız gibi biz varken halka anlatamazlar. Doğru söylüyorlar. <em>Besmele</em>’nin manasını bile, çok dindar görünen on kişiden ikisinin ancak şöyle böyle bilebildiği cahil bir nüfus yarattığımıza göre işler bu kadar kolaydır.</p>
<h2><strong>Çarpıtanlar belli</strong></h2>
<p>Medya bir siyasi harekete meyilli olabilir. Hatta bir hareketin doğrudan taraftarı da olabilir. Bu durumda bile <em>gazetecilik ederek</em> taraf tutar. Şimdikiler gazetecilik etmiyor, siyaseti de geçip borazanlık ediyorlar. Böyle bir dönüşmeyi yaşıyoruz. Maksat düzeltme değil, sosyal medya da bu bozguna uysun isteniyor. Eski Türkiye’de gazeteciler, gazeteci gibi, ilim adamları ilim adamı gibi konuşurdu. Taraflarını anlasak da meslek erbabı gibi konuşurlardı. Buna rağmen yadırgar, eleştirirdik. Meğer o günleri de böyle yücelterek anacak hale gelecekmişiz.</p>
<p><em>Çarpıtma</em> deniyor ya, aslında, kimin, kimlerin bilgi çarpıttığı ortada, dökümü de basit. Bağlantısızlardan oluşacak bir heyet, siyasetin-medyanın bir haftasını tarasa&#8230; Çarpıtılarak verilmiş bilgileri ve haberleri sınıflandırsa&#8230; Sonra kaynağına ve kimler tarafından yayıldığına ve paylaşıldığına baksa takke düşer, kel görünür.</p>
<p>Sonra, bilgi gizleme ve gizleyemediğini çarpıtma güç meselesidir. Gücün kimde olduğu da açıktır. Bir yol bularak, ekranları, yayınları, konuşmayı başkalarına yasaklayanlar, bilgi çarpıtmada açık ara öndedirler.<br />
Öyleyse nereye geldiğimizi ve nereye gittiğimizi bir daha, bir daha düşüneceğiz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dezenformasyon-mu-dediniz/">“Dezenformasyon” mu dediniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dezenformasyon-mu-dediniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevinç’in günlüğü</title>
		<link>https://millidusunce.com/sevincin-gunlugu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sevincin-gunlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Feb 2022 16:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Dağlık Karabağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni vahşeti]]></category>
		<category><![CDATA[hocalı]]></category>
		<category><![CDATA[Hocalı Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hocalı Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sevinj]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37844&#038;preview=true&#038;preview_id=37844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir derdi anlatmanın bin bir türlü yolu var. Sanat da bunun en etkili yollarından biri. Tabi etiketler denizinde boğulmadan, sosyal medyanın gücünü sanatla birleştirebiliyorsanız, elinizde sesinizi duyurabileceğiniz mükemmel bir megafon var diyebiliriz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sevincin-gunlugu/">Sevinç’in günlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevincin-gunlugu%2F&amp;linkname=Sevin%C3%A7%E2%80%99in%20g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevincin-gunlugu%2F&amp;linkname=Sevin%C3%A7%E2%80%99in%20g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevincin-gunlugu%2F&amp;linkname=Sevin%C3%A7%E2%80%99in%20g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevincin-gunlugu%2F&amp;linkname=Sevin%C3%A7%E2%80%99in%20g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevincin-gunlugu%2F&#038;title=Sevin%C3%A7%E2%80%99in%20g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sevincin-gunlugu/" data-a2a-title="Sevinç’in günlüğü"></a></p><p>Bir önceki yazımda sanatın ve sosyal medyanın gücünden bahsetmiştim. Bu yazıda da destekleyici bir olay aktarmak istedim.</p>
<p>Sosyal medya eğlence amacıyla kullanıldığı gibi büyük oranda algıları yönetmek, taraftar toplamak, bağış toplamak hatta adalet aramak için bile kullanılabiliyor. Şöyle ki toplum vicdanını yaralayan bir olay oldu diyelim. Twitter’da gündem haline geliyor ve sonrasında ne hikmetse adli makamlarca alınan karar geri çekiliyor. Bu mekanizmanın böyle işlediğine o kadar inanılıyor ki, karar istendiği gibi çıkmazsa insanlar birbirini yeterince tweet atmadıkları için suçlayabiliyor. Bu kadar insan adaleti burada aradığına göre belki de mekanizma böyle işliyordur kim bilir!</p>
<p>Derdi olan derdini, mektuplarla birbirine ya da gazete gibi basılı yayın organlarına iletmek yerine sosyal medya ile kamuoyuna anlatıyor. Dinleyen, anlayan, okuyan olsun olmasın, bir şekilde içimizi bu mecralara döküyoruz. Kimimiz mutluluğunu, kimimiz mutsuzluğunu… Savunduğumuz fikri, tuttuğumuz takımı ya da partiyi(genelde oy verdiğimiz partimizi de takımımız gibi tutarız ya), sevdiğimiz filmi, sevdiğimiz sanatçıları bu mecralardan takip edebiliyoruz. Eskiden ulaşılması güç olan her şey artık bir tık uzağımızda. Düşünsenize filmerini izleyip hayranlık duyduğunuz Cüneyt Arkın’ı sokakta görme ihtimalimiz çok çok düşükken, sosyal medyada selamınıza içten bir cevap alma ihtimaliniz bir o kadar yüksek.</p>
<p>Bir başka örnek: sıradan bir insanı ilginç bir davranışıyla bir anda meşhur edip metrelerce yukarıya çıkarabileceğimiz gibi gözümüzde zirveye çıkardığımız bir insanı, herhangi bir hatasından dolayı ufacık bir klavye hareketi ile metrelerce aşağıya yuvarlayabiliyoruz.</p>
<p>Böyle garip, böyle güçlü bir ortam sosyal medya. Zemin hayli kaygan, ayakta durmak zor ama iyi kullanılırsa amaca giden yolda etkin bir araç da olabiliyor.</p>
<p>Bu uzun  girizgahı sosyal medyanın gücünü örneklendirmek için yaptım. Artık sadede gelme vakti. Bugün size Sevinç’in Günlüğü’nden bahsedeceğim. Kimdir bu Sevinç diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Anlatayım efendim.</p>
<h2>Hocalılı kardeşimiz Sevinç</h2>
<p>Sevinç İnstagramda açılmış bir hesap. Hesabın ismi aslında Sevinç değil Sevincj. Sahibi 9 yaşında ay yüzlü, sevimli bir Azerbaycan Türkü kardeşimiz. Ben hesapla, Twitter’da gezinirken “ayy şu tatlılığa bakın, yerim onu” mealinde bir takdimle tesadüfen tanıştım. Kısacık bir bölümünü orada izlediğimde küçük kızın samimiyeti ve sevimliliği gerçekten benim de hoşuma gitti ve ilgimi videonun kaynağına doğru çekti. Bağlantıları takip edip hesaba ulaştım. Profilin başında “Hocalı Soykırımı kurbanlarına atfolunur” yazıyor. Hem Azerbaycan lehçesinde hem de İngilizce. Dokuz yaşında neşeli bir çocuktan böyle bir ithaf beklemek biraz tuhaf geliyor ilk bakışta. Merakım iyice arttı. Sonra paylaşımları taramaya başladım. Sevinç’in ilk paylaşımı kendini tanıttığı fotoğrafı. Ama dikkat! Tarih 29.01.1992. Fotoğrafının altında şu mesaj var: “Selam benim adım Sevinç’tir. 9 yaşındayım. Hocalı’da yaşıyorum.”</p>
<p>Bizlerin aklına Hocalı deyince acıdan başka bir şey gelmez. O yüzden profildeki güler yüzlü çocuk içimde bir burukluğa yol açıyor. Merakla devam ediyorum profilde gezinmeye. 30 Ocak 1992 tarihli paylaşımda Sevinç bu kez Hikmet babasını ve Elmira Nenesi’ni bizlere tanıtıyor. 31.01.1992’de 7 yaşındaki dostu Asif’i tanıyoruz. Ve 01.02.1992’de ilk video paylaşılıyor. İşte şimdi olay aydınlanmaya başlıyor. Videonun başında “1992 yılında Hocalı’da küçük bir kızın İnstagram hesabı olsaydı” yazısıyla birlikte birazdan izleyeceklerimizin bir kolajı yer alıyor. Bu haliyle vizyona yeni girmiş bir filmin tanıtımını andırıyor. Etkileyici bir fragman.</p>
<p>Tarih 02.02.1992. Sevinç vlog çekip bizlere günlük yaşantısını anlatmaya karar verdiğini anlatıyor. “Selam dostlar, benim adım Sevinç’tir.”&#8230; Sevinç, adına yaraşır şekilde sevinçle yaşadığı yeri ve aile üyelerini tanıtıyor. Babasının yanına geldiğinde çocukça bir coşkuyla onu da görüntüye yansıtıyor. Bu esnada arka planda bir patlama sesi duyuluyor. Babanın yüzündeki endişeyi ve korkuyu anlayabiliyoruz. Ama Sevinç’in yüzündeki gülümseme bozulmuyor. Sevinç bunun bir kutlama fişeği olduğu düşünüyor! Kendisini uzaklaştıran babasının sözüne uyup giderken şöyle söylüyor: “Babam bana söz verdi. Benim de ad günümde fişek patlatacak.”</p>
<p>Her gün paylaşılan videolarda, Hocalı’daki yaşamın gitgide nasıl bozulduğu, insanların tedirginliği, çocuklarını hem fiziken hem de psikolojik açıdan korumak için başvurdukları yolları görüyoruz. Ama hep arka planda. Mesela Sevinç ve Asif neden her gün patates yemek zorunda olduklarını sorguladıklarında Baba tüm kederini gizleyerek, patatesin bol vitamin barındırdığı için bol bol yiyenin kolay kolay hastalanmayacağını anlatıyor. Başka bir videoda Sevinç evdeki eşyaları tanıtırken, telefonun, televizyonun ve radyonun uzun süredir çalışmadığından dem vuruyor.</p>
<p>Olayı anladığımda kurguya ve küçük kızın yeteneğine şapka çıkardım. Bu profil “<a href="https://justiceforkhojaly.org/content/khojaly-tragedy-instagram-page-9-year-old-sevinj" target="_blank" rel="noopener">Hocalı için adalet Kampanyası</a>”nın soykırıma dikkat çekmek için hazırladığı bir proje imiş. Hazırlayanlar, daha önce Naziler tarafından katledilen Yahudilerin anısına yapılan bir projeyi örnek almış.  Orada da Eva adlı bir kızın günlüğü var. Sevinç&#8217;in günlüğü de bunun bir uyarlaması. Fikir orijinal olmasa da etkileyici ve çok anlamlı.</p>
<p>Hocalı katliamını hep acı dolu fotoğraf, belge ve belgesellerle biliriz. Ama bir kısım bunları görmez, duymaz, zahmet çekip okumaz, izlemez. Bir araç lastiği markasının marka ismini açık açık kullanmadan klipli bir şarkı ile yaptığı reklamın etkinliğini belki hatırlarsınız. “<a href="https://www.instagram.com/sevinj.stories/?utm_medium=copy_link" target="_blank" rel="noopener">Sevinç’in hikayeleri</a>” de böyle bir çalışma olmuş. Bu bakımdan herkesin kolayca ulaşabileceği, en ilgisizin bile “ay ne şeker şey” diye paylaşabileceği ve kısa bir sürede viral olabilecek bir yol seçilmesi akıllıca.</p>
<p>Bir derdi anlatmanın bin bir türlü yolu var. Yazının başında da söylediğim gibi sanat bunun en etkili yollarından biri. Tabi bir de bir <a href="https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/" target="_blank" rel="noopener">önceki yazımda</a> belirttiğim etiketler denizinde boğulmadan, sosyal medyanın gücünü sanatla birleştirebiliyorsanız; elinizde sesinizi duyurabileceğiniz mükemmel bir megafon var diyebiliriz.(Şerh düşüyorum, muhatabın kafayı kumdan çıkaracağından şüpheliyim.)</p>
<p>İşte Hocalı’da Sevinç’in günleri böyle geçip gidiyor. Ne zamana kadar? Muhtemelen Hocalı’nın “sevinci’nin” söndüğü, 613 kişinin katledildiği o meşum 26 Şubat gününe kadar. Sonunu bildiğimizden bizim için bu bölümleri izlemek ızdıraplı olacak ama umalım ki kampanya amacına ulaşsın, Hocalı’nın sesi dünya kamuoyunda duyulsun.</p>
<p>Hocalı’da katledilen insanlarımızın aziz ruhlarına saygıyla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sevincin-gunlugu/">Sevinç’in günlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sevincin-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçeği görmek ya da kafayı kuma gömmek</title>
		<link>https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[don't look up]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37762&#038;preview=true&#038;preview_id=37762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok konuda bilimsel araştırmalar ile konuşan hatta çığlık atan bilim insanları var; bazı şeylerin yanlış gittiğini olanca gücüyle haykıran aydınlar var. Hiçbir şeyi değiştiremediğimize göre sesleri bu karmaşa içinde kayboluyor olabilir mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/">Gerçeği görmek ya da kafayı kuma gömmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek%2F&amp;linkname=Ger%C3%A7e%C4%9Fi%20g%C3%B6rmek%20ya%20da%20kafay%C4%B1%20kuma%20g%C3%B6mmek" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek%2F&amp;linkname=Ger%C3%A7e%C4%9Fi%20g%C3%B6rmek%20ya%20da%20kafay%C4%B1%20kuma%20g%C3%B6mmek" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek%2F&amp;linkname=Ger%C3%A7e%C4%9Fi%20g%C3%B6rmek%20ya%20da%20kafay%C4%B1%20kuma%20g%C3%B6mmek" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek%2F&amp;linkname=Ger%C3%A7e%C4%9Fi%20g%C3%B6rmek%20ya%20da%20kafay%C4%B1%20kuma%20g%C3%B6mmek" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek%2F&#038;title=Ger%C3%A7e%C4%9Fi%20g%C3%B6rmek%20ya%20da%20kafay%C4%B1%20kuma%20g%C3%B6mmek" data-a2a-url="https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/" data-a2a-title="Gerçeği görmek ya da kafayı kuma gömmek"></a></p><p>Bu başlığı bana izlediğim bir film yazdırdı. Başlık da gerçek ve gerçeğe bakışımızı uzun uzun düşündürdü. Film kareleri ile birlikte yaşadıklarımız geçti gözümün önünden. Sanatın gücünü bir kez daha anladım.</p>
<p>Saatlerce konuştuğumuz ama bir türlü çözüme varamadığımız konuları sanat eserleri ne güzel işliyor. Çözüm buluyorlar diyemiyorum elbette ama en azından derdimizi derli toplu anlatabiliyorlar. Bazen beş dakikalık bir şarkı ile bazen ufacık bir karikatürle bazen bir kıta şiirle bazen de iki saatlik bir filmle ya da bir edebiyat eseriyle&#8230; Tabi ki bunların hepsi anlamak isteyene. Anlamak istemeyene söyleyebilecek sözüm yok.</p>
<p>Konuyu dağıtmadan başlığa ilham veren filme geleyim. Kıyametlerin koptuğu bir anda, üç-beş Amerikalı sıradan insanın dünyayı kurtarıp kahraman olduğu filmler bana hiçbir zaman çekici gelmemiştir. Hele hele Amerikan’ın vicdanını rahatlatmak ya da daha doğru deyimiyle kamuoyu önünde kendi ırkçılığını maskelemek için başkan (ya da önemli görevliler) rolünde siyahi karakterlerin tercih edildiğini düşündüğüm filmlerden hiç haz etmem. Söz konusu film de Amerikan yapımı fakat başta bahsettiğim yargılardan epey farklı. Filmin sonunu söylemek doğru olmaz ama en azından başkan siyahi değil bunu söyleyebilirim.</p>
<h2><strong>“Don’t look up” </strong></h2>
<p>Netfliks’te yayınlanan, başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Jennifer Lawrence’in yer aldığı “Don’t look up” filminden bahsediyorum. Niyetim filmi analiz etmek ya da övmek değil. Sadece izlerken yaşadıklarımızla paralellik gösteren birçok nokta gördüğüm ve çoğumuzun rahatsız olduğu konuları ustalıkla işlediğini düşündüğüm için bahsetmek istedim.</p>
<p>Film yaklaşan bir felaketin önlenmesi için girişilen mücadeleyi anlatıyor. DiCaprio filmde uzay bilimci Randall Mindy, Jennifer Lawrence ise onun doktora öğrencisi Kate Dibiasky rolünde. Filmin başlangıcında Kate, izleme yaptığı normal bir günde olağan dışı bir gök cismi ile karşılaşır ve durumu ekibiyle paylaşır. Bu bir kuyruklu yıldızdır. Ekip uzun yıllardır beklenen kuyruklu yıldızın görülmesini coşku ile karşılar. Fakat ters giden bir şeyler vardır. Ekibin lideri Randall durumu fark eder ve yalnızca Kate ile paylaşır. Kuyruklu yıldız dünyaya doğru hızla gelmektedir. Hesaplamalarına göre altı ay sonra dünyaya çarpacaktır. İkili elde ettikleri sonuçlar karşısında dehşete kapılır. Sonrasında olayı önlemek ve hatta bundan önce olayın ciddiyetini anlatabilmek için giriştikleri mücadeleyi görürüz.</p>
<p>Mücadele boyunca bilimsel bir gerçeğin insanlar nezdinde ne ifade ettiğini, yönetenlerce ne kadar ciddiye alındığını ve en önemlisi de bu çağın gerçeği sosyal medya etkisini de açık şekilde görebiliyoruz. Öyle ki filmi izlerken yer yer “Aa evet bak şu olayda da böyle olmuştu” demek mümkün.</p>
<p>Benzer bir hikâyeyi daha önce bize Cengiz Aytmatov <a href="https://millidusunce.com/kassandra-damgasi/" target="_blank" rel="noopener">Kassandra Damgası</a> adlı eserinde anlatmıştı. Çağını aşan bir roman olarak değerlendirdiğim eserde, bilimsel bir keşif yapan uzay rahibi<em>(Bilimsel araştırma yapmak amacıyla uzaya çıkan Rus ekibin içinde yer alan Andrey Kriltsov, görev bitiminde uzayda inzivaya çekilmiş ve kendine bu ismi vermiştir) </em>ve bu keşfin doğruluğunu savunan bilim insanının inandığı düşünceyi anlatmak için verdiği mücadeleyi, bu mücadelenin karşısında siyasetçilerin nasıl konumlandığını görürüz. Bu açıdan “o zamandan bu zamana değişen pek de bir şey yok” demeden geçemiyor insan.</p>
<h2><strong>Kafasını kuma gömenler</strong></h2>
<p>Tekrar filme dönelim. Kate ve Randall’ın tespitlerine göre 6 ay içinde kuyruklu yıldız dünyaya çarpacaktır. Bunu önlemek için yetkili birimler ile irtibata geçen ikilinin, durumu Amerikan başkanına aktarması süresince yaşadıkları onlar için epey şaşırtıcıdır. Böylesi bir felaket haberi karşısında bekledikleri tepkiyi alamayan bilim insanları, gerçeği kamuoyuyla paylaşmak için yollar arar. Bu yollardan biri de ülkede çok izlenen bir gündüz kuşağı programıdır. Bilim insanları izlenme oranı yüksek fakat kalitesi epey düşük bu programa katılmaya karar verir.</p>
<p>Konu bu programda gündeme getirilir fakat birçok magazin konusunun içinde ciddiyetsizce geçiştirilir. Kate, içine düştüğü durumu kabullenemez. Tepkisini açık ve sert bir biçimde ortaya koyar. Bu tepki karşısında sunucunun söylediği şu manaya gelen söz önemlidir: &#8220;Biz burada acı olayları halka eğlenceli şekilde sunarız. Buna ancak böyle katlanabiliriz.&#8221; Tanıdık geldi mi?</p>
<p>Program sonrasında sosyal medyanın gücünü görmeye başlıyoruz. Her ciddi olayı alıp, ciddiyetsiz şekilde işleyen bir ortamda Kate’in söylediği bütün bilimsel gerçekler sabun köpüğü misali kaybolacak, akıllarda yalnızca reyting yükselten çıkışı kalacaktır. Sosyal medyada hakkında hızlıca linç kampanyası başlatılır. İlk defa sosyal medyanın bu yüzü ile karşı karşıya gelen bilim insanının her şeyi bilebilen(!) sosyal medya kullanıcılarının mesajlarını şaşkınlıkla karşılaması bana Twitter’da uzman kişilere uzmanlık alanları ile ilgili ukalalık eden hesapları hatırlattı. Belki karşılaşmışsınızdır. Bence en çarpıcı örneği TRT’de yayınlanan tarih dizisini eleştiren tarih profesörü Ahmet Taşağıl’a diziyi seven bir kullanıcının “Sen kim oluyorsun?” diye tepki göstermesiydi.</p>
<p>Program sonrasında Randall’ın okuduğu şu minvaldeki mesajlar da çok tanıdık geldi mesela: “Hükumet hürriyetimizi ve silahlarımızı elimizden alsın diye Yahudi milyarderler bu kuyruklu yıldızı icat ettiler. #korkmayın.” Tanıdık geliyor mu?</p>
<h2><strong>Sloganlardan “Hashtag”lere</strong></h2>
<p>Cemil Meriç “Bu ülke” adlı kitabında: <em>“İdeolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır, slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir.”</em> diyor. Sloganların eskisi kadar etkin olduğunu düşünmüyorum artık. Sosyal medyanın henüz hâkimiyet kurmadığı zamanlar için geçerli ve uzun vadeli bir çığlıktı denilebilir belki. Sloganların yerini hashtagler aldı demek ne derece doğru emin değilim ama Cemil Meriç&#8217;in ifadesinde slogan yerine #hashtag/etiket düşününce de anlam çok değişmiyor gibi. Özellikle &#8220;Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı…&#8221; cümlesi etiketlerin işlevleri ile doğrudan ilintili gibi. Karanlık kinler birbirine saldırtmak için sosyal medyada gruplar oluşturuyor ve bu gruplar tam istedikleri gibi çatışıyorlar.</p>
<p>Gördüğüm fark ise sloganın uzun vadede geniş bir kitle tarafından kullanılması, etiketlerin de olsa olsa bir hafta gündemde kalabilmesi. Ne kadar ciddi olursa olsun bir konu en fazla bir hafta konuşulup unutuluyor. Yerine hızla yeni olaylar, yeni polemikler geliyor.</p>
<h2><strong>Nereye bakacağımıza kim karar verir</strong></h2>
<p>Konudan çok fazla uzaklaşmadan filmle paralellik gösterdiğini düşündüğüm birkaç husus daha var aklımda yer eden, onları da aktarıp yazımı bitireyim.</p>
<p>Amerikan seçimlerinde kullanılmak üzere bir malzemeye dönüştürülen ve ustalıkla kullanılan gök taşı gerçeği öyle manipüle ediliyor ki, bir ara bilim insanının bile şirazesi kayıyor. Bir müddet, gök taşından faydalanılabileceğini yayan kampanyanın içinde yer alsa da tekrar gerçeğin kucağına dönüyor. Filmde tehlike gökyüzünden geldiği için bilim insanları, insanları ikna etmek için göğü göstererek “Yukarı bak!” diye adeta çığlık atıyor. Karşılığı ne oluyor dersiniz?!</p>
<p>Gökten gelecek felaketten bile maddi kazanç elde etme düşüncesine sahip kapitalist sistemin en büyük bağışçısı(!) iş adamının yönlendirmeleri ile gerçek çarpıtılarak “Yukarıya bakma!” etiketi hızlıca yayılıyor. Bununla ilgili kampanyalar, reklamlar yapılıyor. Sonuçta toplum, bilimin söylediğine inanarak “Yukarıya bakanlar” ve iktidarın söylemine uyarak “Yukarıya bakmayanlar” diye ikiye ayrılıyor. Tanıdık geldi mi?</p>
<p>Gerçek her zaman bir gök taşının dünyaya çarpması kadar çarpıcı olmayabilir. Bazı gerçekler dünyayı etkilediği gibi bazı gerçekler sadece bir bölgeyi etkiler. Gözlemler de sorgulanabilir ve belki yanlışlanabilir. Fakat bilimin çığlığını bu çılgın gürültü içinde kaybettiğimizde konuyu zamanında tartışabilecek miyiz?. Birçok konuda bilimsel araştırmalar ile konuşan hatta çığlık atan bilim insanları var; bazı şeylerin yanlış gittiğini olanca gücüyle haykıran aydınlar var. Hiçbir şeyi değiştiremediğimize göre sesleri bu karmaşa içinde kayboluyor olabilir mi? Ya da herkes her şeyin farkında ama kafasını kuma mı gömüyor. Sizce?</p>
<p>“Yukarı bak”/”Yukarı bakma” gibi gürültü yaratan etiket cümlelerine ülkemizden örneklerle yazımı noktalıyorum. Umarım nereye bakacağımıza yalnızca aklımızla ve sağduyumuzla karar verebiliriz. Saygılar.</p>
<p>Korona ile ilgili bilimsel verilere karşı tez: Bill Gates’in icadı…</p>
<p>Küresel ısınma/iklim değişikliği: Küresel çetelerin oyunu…</p>
<p>Müsilaj: Süpürdük bitti…</p>
<p>Sığınmacılar: Irkçısınız…</p>
<p>Ekonomi kötü: Dış mihraklar, içimizdeki hainler, dönerciler, Sezen&#8217;in dili…</p>
<p>Hayat pahalı: Telefonunu çıkar!&#8230;</p>
<p>Doğalgaz faturası: Karadeniz’de rezerv bulduk, Batı bizi kıskanıyor…</p>
<p>Elektrik yok: Hamdolsun bu ülkeye elektriği biz getirdik… Eskiden tüp kuyruğuna girerdik…</p>
<p>…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/">Gerçeği görmek ya da kafayı kuma gömmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/gercegi-gormek-ya-da-kafayi-kuma-gommek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yankı odaları</title>
		<link>https://millidusunce.com/yanki-odalari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yanki-odalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Twittter]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37622&#038;preview=true&#038;preview_id=37622</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&#038;title=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yanki-odalari/" data-a2a-title="Yankı odaları"></a></p><p>İnsanlar, Türk toplumunun birbirini hainleştirmeyen, birbirinden nefret etmeyen günlerine hasret. Rahmetli Demirel’in, rahmetli Erdal İnönü’yü hasta yatağında ziyaret edip ellerini avuçlarının içine aldığı fotoğrafı paylaşıyorlar. Demirel’in, Ecevit fotoğrafı taşıyan çocukla poz verdiği fotoğrafı paylaşıyorlar. İnsanlar, YouTube’da iktidar ve muhalefet liderlerinin televizyonda tartışmalarını seyrediyor. İmrenerek birbirine o bağlantıları veriyor. Ecevit, Çiller, Türkeş, Erbakan, Demirel… Kimse hain değil. Kimse öbürlerinden on arşın daha uzun değil. Kimse kimseyi aşağılamıyor, nefret diliyle ve nefret suratıyla konuşmuyor. “Nefret dili”ni bilirdik de “nefret suratı”nı iktidar siyasilerinden yeni öğrendik.</p>
<h2><strong>Viral saçmalıklar</strong></h2>
<p>İngilizceden ithal bir terim, “<em>echo chamber</em>”: “<em>Yankı odası</em>” veya “<em>aksiseda odası</em>” diye çevirebiliriz. İnsanların mikro cemaatler kurup dünyayı o cemaat içinde düşünülenlerden, konuşulanlardan ibaret saymaları olayına verilen isim. Aşının Bill Gates’in çip takma operasyonu olduğu, Lozan’ın 2023’te yürürlükten kalkacak gizli maddeleri ve daha nice saçmalıklar, herhâlde böyle yankı odalarında kuluçkaya yatıp sonra yumurtadan çıkıyor. “<em>Yankı odası</em>” olup biteni güzel anlatıyor. Siz bir şey söylüyorsunuz veya bugün bizde olduğu gibi bir şeyi bağırıyorsunuz. Bağırdığınız laf, odanın duvarlarına çarpıp size geri dönüyor. “Vay canına” diyorsunuz, “herkes benim gibi düşünüyor!”. Yalnız bu yankı odalarında yankı duvarlardan değil, duvardan farksız yandaşlarınızdan geliyor.</p>
<p>Böyle sapıklıklar bütün toplumlarda meydana gelebilir. Ama şimdikiler farklı, öyle alelade sapkınlıklar değil. Yukarıdaki tarifte “mikro cemaatler” demiştim. İşte bugünküler hiç de mikro değil. Bayağı büyük grupları inandırabiliyor, etkisi altına alabiliyor. Artık bunlar yankı odası değil, yankı salonu veya stadyumu, hatta ülkesi! Hani küçük cemaatlerde kuluçkaya yatıp yumurtadan çıkan saçmalıklar var ya… Bunlar mutasyon geçirmiş, DNA’larına viral bir özellik eklenmiş. Bütün ülkeyi sarıveriyorlar.</p>
<p>Türkiye’nin yankı ülkesi hâline gelişinin iki sürücüsü var. Biri sosyal medya. Fakat dev cemaatlerimizin televizyon kanalları da bir o kadar etkili. Belki yazılı basının da katkısı var.</p>
<h2><strong>Hepsinde aynı yankı</strong></h2>
<p>Tek tek ele alayım. Facebook’ta 5000’e yakın “arkadaşım” var. Facebook, kişi sayfalarını bu sayıyla sınırlıyor zaten. Yeni arkadaşlık istekleri geldikçe tanıyor muyum diye sorgulamıyorum. 5000 kişiyi tanımak ne mümkün. Yeni isteklere, arkadaşlık isteyenle kaç ortak arkadaşımız var diye bakıyorum. Ortak arkadaş sayısı belli bir rakamın üstünde ise kabul ediyorum. Mesela elli veya daha fazla ortak arkadaşımız varsa kabul. Yoksa kabul etmiyorum.  Şu olana bakın: İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p>Twitter bundan çok farklı değil. Kimleri takip edeceğinizi yine siz seçiyorsunuz. Eh düşüncelerini, fikirlerini sevmediklerimi izleyecek değilim değil mi? Zaten insanların takip ettikleri, genellikle onları takip edenlerden çok fazladır. Şimdi baktım, bendeki oran bire kırk dört. Hadi ben ekstra nobranım diyelim ama hüküm genelde doğrudur. Belki bire yirmi falandır. Buyurun size bir başka yankı odası. Tam değil ama neredeyse “kendi çalar kendi dinler” deyiminde tarif edilen hâl bu. Beni izleyenler beni beğenenler zaten. Kapalı devre. Troller hâriç. Onlar maaşlı çocuklar.</p>
<p>Belki bir zamanlar televizyon ve basın daha renkliydi. Hatta aynı gazetede veya aynı kanalda farklı siyasî görüşlere rastlayabilirdiniz. Sonra yazılısıyla, sözlüsüyle yandaş basın doğdu. Geri kalan birkaç gazete ve kanal da muhalif olmayı seçti. Belki de yandaşların yarattığı tekdüzelik ikraha yol açtı ve yandaş olmayanlar muhalefet yapmaya itildi. Bizzat okuyucu ve seyirci tarafından. Muhalefeti yok etmeğe çalışırsanız, yok edemediklerinizi büyütürsünüz. Nadir hâle getirdiğinizin değeri artar. Muhalif basın bu yüzden büyüdü.</p>
<h2><strong>Nefret milleti yok ediyor</strong></h2>
<p>Bakıyorum, hiçbir eve ortadan yayın yapan gazete girmiyor. Yandaş tirajları sert şekilde düştü. Geriye kalanların okuyucuları ancak alışkanlıktan devam ediyor. Gazetelerin tiraj kaybetmesi sadece bu sebebe bağlı değil tabi… İnternet ve televizyonun da etkisi var. En çok satan gazetenin, “<em>1 Milyonu aştık!</em>” diye manşet attığını hatırlıyorum. Geçen asırda. Şimdi bütün gazetelerin tirajlarının toplamı milyonu bulmuyor. Neyse ki internet nüshaları durumu dengeliyor.</p>
<p>Ben pek televizyon seyretmem. Kırk yılda bir bir diziye veya filme bakmak istersem de tabletimi kullanıyorum. Fakat sabah uyanınca ilk işi televizyonu açmak olan yakınlarım var. Onları izliyorum. Hani yüzlerce kanal var ya… Onların arasından sadece bir veya ikisini seyrediyorlar. Benim dostlarım muhalif kanalları izliyor. Diğerleri ne izliyor bilmiyorum. Bu da bir yankı odası değil mi? İnternet televizyonları da pek farklı değil.</p>
<p>Sonuç: İki dev yankı odası. Birbirinden gittikçe uzaklaşan, birbirinden nefrete itilen iki kalabalık cemaat.</p>
<p>Sonra: Hain o hain! Gülüyorsunuz ama diğer cemaat da sizin için aynen böyle düşünüyor. Nefretiniz milleti yok ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yanki-odalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Mayıs Türkiye&#8217;nin şiddet karnesi</title>
		<link>https://millidusunce.com/10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 May 2021 19:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[anneler günü]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[bebek cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[erkeğe şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[hayvana şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[maganda kurşunu]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlıya şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=32476&#038;preview=true&#038;preview_id=32476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin son 24 saatteki şiddet çetelesini tutuyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi/">10 Mayıs Türkiye&#8217;nin şiddet karnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi%2F&amp;linkname=10%20May%C4%B1s%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Fiddet%20karnesi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi%2F&amp;linkname=10%20May%C4%B1s%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Fiddet%20karnesi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi%2F&amp;linkname=10%20May%C4%B1s%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Fiddet%20karnesi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi%2F&amp;linkname=10%20May%C4%B1s%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Fiddet%20karnesi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi%2F&#038;title=10%20May%C4%B1s%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Fiddet%20karnesi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi/" data-a2a-title="10 Mayıs Türkiye’nin şiddet karnesi"></a></p><p>Amcasının 16 yaşındaki kızını ikinci eş olarak isteyen cani reddedilince kurşun yağdırdı.</p>
<p><a href="https://tamgaturk.com/haber/amcasinin-16-yasindaki-kizini-ikinci-es-olarak-isteyen-cani-reddedilince-kursun-yagdirdi-30336.html">Kaynak</a></p>
<p>Anneler Günü’nde eşi ve oğlundan dayak yedi</p>
<p><a href="https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/anneler-gununde-esi-ve-oglundan-dayak-yedi-6422226/">Kaynak</a></p>
<p>Sokak kedisinin gözlerini oyup yol kenarına fırlattılar.</p>
<p><a href="https://tamgaturk.com/haber/sokak-kedisinin-gozlerini-oyup-yol-kenarina-firlattilar-30383.html">Kaynak</a></p>
<p>Ankara&#8217;da Mehmet Erdoğan, 8 ay önce evlendiği kadın doğum uzmanı Zeynep Erdoğan ile onun 14 yaşındaki erkek çocuğu A.A.&#8217;nın ellerini bağlayıp, işkence yaptı. Vücudunda 5 bıçak darbesi bulunan Zeynep Erdoğan yaşamını yitirdi, oğlu A.A. ise beyin kanaması teşhisiyle hastanede tedaviye alındı.</p>
<p><a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ankarada-kan-donduran-olay-saglik-calisani-kadin-oldu-cocugu-beyin-kanamasi-gecirdi-451215h.htm">Kaynak</a></p>
<p>Kendisini sosyal medyadan taciz eden adamı 6 kez şikayet etti, sonuç alamadı.</p>
<p><a href="https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105101044461843-kendisini-sosyal-medyadan-taciz-eden-adami-6-kez-sikayet-etti-sonuc-alamadi-beni-bu-adamdan/">Kaynak</a></p>
<p>Yolda yaralı bulunan kadın kurtarılamadı.</p>
<p><a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/yolda-yarali-bulunan-kadin-kurtarilamadi-6502537">Kaynak</a></p>
<p>Süper Lig kutlamasında maganda kurşunuyla yaralandı.</p>
<p><a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/super-lig-kutlamasinda-maganda-kursunuyla-yaralandi-6502510">Kaynak</a></p>
<p>Engelli Hafize, demir kafeste öldü!</p>
<p><a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/engelli-hafize-demir-kafeste-oldu-6502358">Kaynak</a></p>
<p>Öldürdüğü eşini parçalayıp foseptiğe atan kadın tutuklandı.</p>
<p><a href="https://www.ntv.com.tr/turkiye/oldurdugu-esini-parcalayip-foseptige-atti,rguN3pvxdk-5YKNhhlQGpw">Kaynak</a></p>
<p>Tacizcinin ailesine: Oğlunuza sahip çıkın!</p>
<p><a href="https://www.ntv.com.tr/turkiye/tacizcinin-ailesineoglunuza-sahip-cikin,vh72myR1906OYYuCuyyLjw">Kaynak</a></p>
<p>Antalya’da 74 yaşındaki adam, tartıştığı komşusunun kardeşini sokak ortasında av tüfeğiyle vurarak ağır yaraladı.</p>
<p><a href="https://www.haberturk.com/once-tartistilar-sonrasi-korkunc-sozlu-tartismada-evden-getirdigi-silaha-sarildi-3067475">Kaynak</a></p>
<p>Osmaniye&#8217;de  bulunan bir evde horoz dövüştürüldüğü bilgisini alan Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Ahlak Büro Amirliği ile Hayvan Durum İzlemi (HAYDİ) ekipleri nöbetçi savcıdan alınan arama kararıyla adrese operasyon düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.haberturk.com/yok-artik-son-dakika-evin-icine-dovus-arenasi-3067256">Kaynak</a></p>
<p>Antalya&#8217;da bir kadın tartıştığı kocasını bıçakla öldürdü.</p>
<p><a href="https://www.haberturk.com/tartistigi-kocasini-bicakla-oldurdu-haberler-3067382">Kaynak</a></p>
<p>Manisa&#8217;da boş arsaya terkedilen bebek hayatını kaybetti.</p>
<p><a href="https://www.haberturk.com/4-gunluk-bebek-olume-terk-edildi-haberler-3067875">Kaynak</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi/">10 Mayıs Türkiye&#8217;nin şiddet karnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/10-mayis-turkiyenin-siddet-karnesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
