<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk birliği arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/turk-birligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/turk-birligi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Mar 2026 18:13:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Türk&#8217;ün kaynaklarına çökecek!..</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkun-kaynaklarina-cokecek/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkun-kaynaklarina-cokecek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52790&#038;preview=true&#038;preview_id=52790</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD’nin Kürt kuşağı oluşturma teorisi çok dar bir stratejidir, bunun yerine Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve İsrail hattı oluşturuluyor. Böylece ABD, beş denize egemen olacak bir kuşak yaratacak.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkun-kaynaklarina-cokecek/">Türk&#8217;ün kaynaklarına çökecek!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkun-kaynaklarina-cokecek%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20kaynaklar%C4%B1na%20%C3%A7%C3%B6kecek%21.." title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkun-kaynaklarina-cokecek%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20kaynaklar%C4%B1na%20%C3%A7%C3%B6kecek%21.." title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkun-kaynaklarina-cokecek%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20kaynaklar%C4%B1na%20%C3%A7%C3%B6kecek%21.." title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkun-kaynaklarina-cokecek%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20kaynaklar%C4%B1na%20%C3%A7%C3%B6kecek%21.." title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkun-kaynaklarina-cokecek%2F&#038;title=T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20kaynaklar%C4%B1na%20%C3%A7%C3%B6kecek%21.." data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkun-kaynaklarina-cokecek/" data-a2a-title="Türk’ün kaynaklarına çökecek!.."></a></p><p>Bu köşede uzun süredir “Türk Birliği” ile ilgili yazılar yazıyor; sıkıntılardan, engellerden bahsediyor ve öneriler sunmaya çalışıyorum. Bu yazıları yazarken kendime göre belirlediğim başlıklar altında hem kendi düşüncelerimi hem de farklı görüşlerdeki değerli bilim insanlarımızın ve yazarlarımızın düşüncelerini aktarıyorum.</p>
<p>Yazıma, 24 Ağustos 2024 tarihli Yeniçağ’da <em>“Ardan ZENTÜRK müjdeyi verdi. Turan Birliği’nin omurgası oluşuyor.”</em> başlıklı haberle başlayacağım: <em>“Özbekistan’ın başkenti Taşkent, Türk dünyası için oldukça önemli bir gelişmeye sahne oldu…</em></p>
<p><em>2022 yılı Ocak ayı itibarıyla Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan ittifakı ana ittifak, Türk dünyasının Anadolu, Doğu Akdeniz, Trakya hattından Hazar’a, Hazar’dan Orta Asya’ya uzanan ana omurgası oluşmaya başladı… Azerbaycan ile Özbekistan arasında imzalanan son anlaşma hakkında ‘Bu şu anda net bir biçimde yeni bir müttefiklik kavramını getiriyor…’</em></p>
<p><em>İmza töreninden sonra İlham Aliyev, ‘Hazar ve Orta Asya alanında olumlu süreçler, büyük ölçekte Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki etkin işbirliğine bağlıdır. Bugün Orta Asya, Kafkasya ve Hazar Denizi bölgesi tek bir jeopolitik bölgeye dönüşüyor ve bölgelerimizdeki olumlu süreçler büyük ölçekte Özbekistan ile Azerbaycan arasındaki etkinliğe bağlanıyor. Eski Sovyet yönetimi, Orta Asya Türk devletlerinin halkları ile Azerbaycan Türklerinin arasına hep bir şeyler soktular. Korktukları buydu. Hazar ile Orta Asya’nın tek jeopolitiğe dönüşmesi, bu tek jeopolitiği dönüştü.’ açıklamasına da değinen ZENTÜRK, ‘An itibari ile Türkiye içinde bir tek jeopolitik oluşuyor. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Gerek işgal yıllarında, gerekse İkinci Karabağ savaşında ve sonrasında Özbek halkının kardeşlik desteğini her zaman hissettik.’ ifadelerini kullandı.</em></p>
<p><em>Türk devletlerinin son yıllardaki yakınlaşma stratejilerini dikkat ve mutlulukla takip ettiğini dile getiren ZENTÜRK… ‘Artık herkes anlıyor. Herkes yani bütün Türk halkları. Kimseden fayda yok. …sadece birbirine kazan kazan metoduyla Türk halkı yaklaşıyor birbirine. O yüzden kutluyorum. Ve inşallah Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki bu müttefiklik ilerleyen dönemlerde çok daha hayırlı işlere vesile olacaktır.’ diye sonlandırdı.”</em></p>
<p>Armağan KULOĞLU ise <em>“Ortak tehdide karşı güvenlik iş birliği” başlıklı yazısında (16/2/2024, Yeniçağ); “Bir diğer görüş ayrılığı da Zengesur Koridoru’dur… İran buna, kendi toprakları üzerinden transit geçişin sonlanacağı ve Ermenistan ile doğrudan bağının sıkıntıya gireceği endişesiyle karşı çıkmaktadır. İran Cumhurbaşkanı’nın, Zengesur Koridoru’nun bölgede NATO varlığı için zemin hazırlayacağını, bölgedeki ülkelerin ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olduğunu öne sürerek projeye karşı çıktıklarını söylemesi dikkat çekmiştir.</em></p>
<p><em>Zengesur projesine karşı duruş için ileri sürülen gerekçeler böyle olsa da asıl düşüncesinin, Türkiye’nin Azerbaycan’la fiziken daha yakın olacağı, İran’ın kuzeyinde bulunan ve Güney Azerbaycan olarak anılan ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı bu bölgenin İran’ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını sıkıntıya</em> <em>sokabileceği, ayrıca Türkiye’nin bu koridor üzerinden Türk dünyasına daha kolay açılma imkânı elde ederek bölgede etkinlik sağlayabileceği endişeleriyle karşı çıktığını söylemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.</em></p>
<p><em>Demek ki bu konuda İran’ın ikna edilmesine, hatta bölgede Türkiye’yle rekabet içinde olma duygusundan vazgeçmesine şiddetle ihtiyaç vardır. İş birliği ve kolektif hareket etmenin her iki ülkenin de çıkarına olduğu gerçeğinin kabulü hususunda çaba gösterilmelidir.”</em> demektedir.</p>
<p>Daha önceki yazılarımda Baharat Yolu/ İpek Yolu gibi ticaret ve ulaştırma konularından biraz bahsetmiştim. Mesela Zengezur Koridoru’na ABD’nin nasıl çöktüğünü anlatmıştım. Konuyu biraz daha genişleterek yazmaya başladığım esnada İran’a saldırı başladı. Şunu öncelikle belirtmek isterim ki ABD’nin ülkeler üzerindeki bu baskı ve saldırılarının altında -öyle kendilerinin iddia ettikleri gibi- özgürlükler, demokrasi, insan hakları falan yatmıyor; tamamen enerji kaynaklarına çökme, ticaret yollarını ele geçirme düşüncesi var.</p>
<p>Konuyla ilgili Arslan BULUT<em> “Suriye projenin küçük bir parçası”</em> başlıklı yazısında (28/1/2026, Yeniçağ); <em>“Beş deniz stratejisi’ …</em>Deprem uzmanı Prof.Dr. Şener ÜŞÜMEZSOY&#8230; Türk Solu dergisindeki yazısında şu tespitleri yaptı:</p>
<p><em>ABD’nin Kürt kuşağı oluşturma teorisi çok dar bir stratejidir, bunun yerine Azerbaycan, Türkiye, Suriye ve İsrail hattı oluşturuluyor. Böylece ABD, beş denize egemen olacak bir kuşak yaratacak. ABD’nin, rotasını PYD’den Şara’ya çevirmesinin arkasında birinci olgu olarak bu var. İkinci olgu ise Erdoğan’ın İtalya ile anlaşarak İstanbul’da Papa ve Patrik’in İznik’te ayin yapmasının önünü açması, bunun ABD’de yapılan toplantılarda kararlaştırılmış olması vardı. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması da bu projenin parçalarındandır. Bu, Birinci ve İkinci Roma’nın birleştirilmesiydi. Bu da Trump ve Erdoğan yakınlaşmasının sonucudur.</em></p>
<p><em>…Bu yeni egemenlik alanı, Rusya’nın Ortodoks koridoru ile Akdeniz’e açılmasının da önünde bir engel olarak planlanmıştır. Diğer taraftan Çin’in Avrupa’ya açılmasının da önünü keser…</em></p>
<p><em>Kürt-Amerikan koridoru yerine Kızıldeniz, Akdeniz, Basra Körfezi, Hazar Denizi ve Karadeniz’i yani beş denizi kapsayan alan kuruldu. ABD stratejisi böyle dönüştü… Bu proje BOP’un atası sayılabilecek olan Bernard Lewis’in Orta Doğu Projesine dayanıyor.”</em></p>
<p>Sayın BULUT <em>“İran saldırısı başlangıç”</em> başlıklı köşe yazısında da (2/3/2026, Yeniçağ);<em> “ABD ve İsrail’in, yeni İran operasyonu ile ne yapmaya çalıştığını doğru anlamak için ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 27 Kasım 2025 Perşembe günü Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Patrikhane’nin önünde, Kathimerini gazetesinden Manolis Kostidis’e yaptığı açıklamaları hatırlamak gerekir…</em></p>
<p><em>Barrack: Başkan Trump’ın bu küresel bakış açısını benimsemesinin nedeni tarih öğrencisi olması. Baharat Yolu ve İpek Yolu, Doğu’yu Batı’ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Ve bu refah yolu boyunca medeniyetlerin harmanlanması geldi. Tekrar olabilir ancak 1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Her ülkenin, her devletin farklı bir tür hükümet tarafından yönetilmesi fikri pek işe yaramadı. Bu yüzden yeni bir refah tarzı yaratmak için şunu düşünün: Akdeniz’e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi’miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı. Nasıl açık olmasınlar ki? Bu siyasi müdahaleden nasıl kurtulacaksınız? Siyasi müdahalen refahla kurtulursunuz. İşte umudumuz bu.</em></p>
<p><em>Kostidis: Kıbrıs bu bölge için önemli mi? Bu sorunların çözümü için önemli mi?</em></p>
<p><em>Barrack: Evet. Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz. Vücudun her bir parçasının iyileştirilmesi gerekir. Ve Kıbrıs da önemli bir bölge… Bu yüzden umudumuz, bunun da dahil edilmesi…</em></p>
<p><em>Mustafa YILDIRIM ise 25 yıl önce ‘ABD’nin planı, Hazar koridorunu açmak ve Orta Asya ile güvenli yolları birleştirmek’ diyordu.</em></p>
<p><em>Tabii bunu başarırlarsa, sadece Orta Doğu’da ve Hazar yoluyla Orta Asya’da değil bütün dünyada enerji kaynaklarını ve nadir elementleri kontrol altına almış olacaklar. Çin’in ‘Kuşak Yol Projesi’ni bu savaşla engellemeye çalışıyorlar. Zaten asıl hedefleri, Çin’in bütün can damarlarını kesmek, sonra da dünya imparatorluğunu ilan etmektir.</em></p>
<p><em>Dolayısıyla ABD ve İsrail’in İran’a karşı giriştiği saldırı, bu büyük projenin ilk adımlarından biridir…”</em> demektedir.</p>
<p>İşte dünyada yaşanan bütün bu zulmün, kan ve gözyaşının temelinde enerji kaynaklarına ve enerji yollarına sahip olma hedefi yatmaktadır.</p>
<p>Bu arada farklı gibi görülse de Büyük Orta Doğu Projesi’nin altında da bu yatmaktadır. Ülkeleri daha küçük parçalara bölüp kendilerine bağımlı kukla iktidarlar yaratmaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkun-kaynaklarina-cokecek/">Türk&#8217;ün kaynaklarına çökecek!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkun-kaynaklarina-cokecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Halklarının işbirliği</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-halklarinin-isbirligi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-halklarinin-isbirligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52656&#038;preview=true&#038;preview_id=52656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk halkları arasındaki bu iş birliğini kimler sağlayacaktır? Öncelikle TDT bünyesinde oluşturulan kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Daha sonra da sivil toplum kuruluşlarına... </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-halklarinin-isbirligi/">Türk Halklarının işbirliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-halklarinin-isbirligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Halklar%C4%B1n%C4%B1n%20i%C5%9Fbirli%C4%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-halklarinin-isbirligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Halklar%C4%B1n%C4%B1n%20i%C5%9Fbirli%C4%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-halklarinin-isbirligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Halklar%C4%B1n%C4%B1n%20i%C5%9Fbirli%C4%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-halklarinin-isbirligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Halklar%C4%B1n%C4%B1n%20i%C5%9Fbirli%C4%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-halklarinin-isbirligi%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Halklar%C4%B1n%C4%B1n%20i%C5%9Fbirli%C4%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-halklarinin-isbirligi/" data-a2a-title="Türk Halklarının işbirliği"></a></p><p>Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) devlet başkanları, 12 Kasım 2021 tarihindeki 8. zirvede <em>“Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi”</em>ni kabul etmişlerdi. Konumuzla ilgili vizyon metninde şu ifadeler geçmektedir: “-<em>Türk Devletleri Teşkilatı’nın ortak çıkar konularında Üye Devletler arasında düzenli diyalog, istişareler ve işbirliğinin temel çok taraflı platformu olarak rolünün güçlendirilmesi;</em></p>
<p><em>-Üye Devletler halklarını birbirine yaklaştırmada ve başkalarıyla etkileşimde bulunma konusunda ortak Türk kimliğinin kültürel zenginlik kaynağı olarak teşvik edilmesi,</em></p>
<p><em>-Türk Dünyası’nda birlik, beraberlik ve dayanışma bilincine sahip bir nesil yetiştirmek amacıyla gençlik hareketliliği, değişimi ve eğitimi konularında ortak projelerle gençlik işbirliğini, kapsamlı bölge içi işbirliğinin vazgeçilmez bir unsuru haline getirilmesi,</em></p>
<p>&#8211;<em>Gençliği radikalleşme ve şiddet içeren aşırıcılık tehdidinden korumak için ortak çabaların yoğunlaştırılması…”</em></p>
<p>İş birliği için TDT sitesinde yer alan bilgilere göre 29 faaliyet alanı tespit edilmiştir. Bu alanlar: 1.Siyasi işbirliği, 2.Ekonomik işbirliği, 3.Gümrük işbirliği, 4.Ulaştırma işbirliği, 5.Turizm işbirliği, 6.Eğitim işbirliği, 7.Enformasyon ve Medya işbirliği, 8.Gençlik ve Spor işbirliği, 9.Diaspora işbirliği, 10.Bilişim ve İletişim Teknolojileri alanında işbirliği (BİT), 11.Enerji işbirliği, 12.Sağlık işbirliği, 13.Göç alanında işbirliği, 14.Tarım alanında işbirliği, 15.Yargı ve Yasama alanında işbirliği, 16.İnsani Konular ve Kalkınma alanında işbirliği, 17.Müslüman Dini Kurumlar arasında işbirliği, 18.Uzay alanında işbirliği, 19.İnsan Kaynakları alanında işbirliği, 20.Uluslararası Kuruluşlarla işbirliği, 21.Aile ve Sosyal Politika konularında işbirliği, 23.Acil Durum ve Afet Yönetiminden sorumlu makamlar arasında işbirliği, 24.Konsolosluk işlerinde işbirliği, 25.Resmi Araştırma Merkezleri arasında işbirliği, 26.Çevre ve Ekoloji Bakanları arasında işbirliği, 27.Haritacılık Kurumları arasında işbirliği, 28.Tapu ve Kadastrodan sorumlu kurumlar arasında işbirliği, 29.Kültürel İlişkiler alanında işbirliği.</p>
<p style="text-align: left;">Peki, Türk halkları arasındaki bu iş birliğini kimler sağlayacaktır? Öncelikle TDT bünyesinde oluşturulan kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Daha sonra da sivil toplum kuruluşlarına(STK)…</p>
<p>Bu resmî kuruluşlar TDT sitesinde yazılı olup faaliyetlerini bu çatı altında yürütmektedirler. Bunlar Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği TTSO, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı, Türk Yatırım Fonu (TYF).</p>
<p>T.C’ye bağlı resmî kuruluşlar ise Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus Emre Vakfı ve Enstitüleri, Türkiye Maarif Vakfı.</p>
<h2>Sivil Toplum Kuruluşları (STK)</h2>
<p><em>“Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi”nde “Sivil Toplum Kuruluşları ile İşbirliği” başlıklı maddelerde de şunlar belirtilmektedir: “-Üye Devletler arasındaki diyalogu güçlendirmek maksadıyla sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) ağ kurması ve ortak çalışması için ortam sağlama ve kendi ülkelerinin sosyoekonomik ve siyasi kalkınmalarına aktif katılımlarını sağlama,</em></p>
<p><em>Ortak değerleri geliştirmek, diyalogu ve anlayışı teşvik etmek ve bölgedeki halklararası iletişimi artırmak için, sivil toplumları Türk Devletleri Teşkilatı ve TÜRKPA, TÜRKSOY, Türk Akademisi ve Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi diğer Türk İşbirliği Kuruluşları’nın faaliyetlerine dahil etme,</em></p>
<p>Ayrıca <em>“Uluslararası Kuruluşlarla İşbirliği”</em> başlıklı maddede şunlar ifade edilmektedir:</p>
<p><em>“Ortak yarar için proje bazlı ve sektörel ortaklıklar geliştirme ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın güvenilir bir uluslararası aktör olarak görünürlüğünü ve tesirini artırmak amacıyla uluslararası ve bölgesel kuruluşların yanı sıra üçüncü ülkelerle işbirliğini geliştirme,</em></p>
<p><em>BM ve organları, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) ile kurumsal ilişkileri güçlendirmek ve Avrupa Birliği (AB), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve Visegrad Grubu dahil, ilgili bölgesel kuruluşlar ile yeni ortaklık ilişkileri kurma,</em></p>
<p><em>2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ni uygulamak ve Üye Devletlerde ve dünya genelinde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için BM uzman kuruluşlarıyla ve diğer ilgili paydaşlarla ortak projeleri hayata geçirme,</em></p>
<p><em>Üye Devletlerin ortak çıkarlarını, diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde korumak için yakın koordinasyon ve ortak faaliyette bulunma, …”</em></p>
<p>Maalesef! Herşey yazıya döküldüğü gib olmuyor. Devletler arası ilişkilerde resmî konumdaki kuruluşların temas sağlamaları bazen güç olabiliyor, uluslararası diplomasi bu durumu hoş karşılamayabiliyor ya da gerekli etki ve çaba gösterilemiyor. O zaman iş STK’lere düşecektir ancak STK’lerin maddî gücü buna yetmeyebilir. Bu durumda her Türk devleti kendi STK’lerine açıktan ve/veya gizliden katkı sağlayarak bu ilişkileri götürmeli, sürdürmelidir.</p>
<p>Eğer resmî kuruluşlar dışında sivil kuruluşlarla iş birlikleri sürdürülecekse görev verilecek kuruluşlar iyi araştırılmalıdır. Öncelikle bu STK’lerin <em>“Büyük Türklük davası”</em>na inanıp inanmadıkları önemlidir. Bu kuruluşların ve yöneticilerinin geçmişteki faaliyetleri bilinmelidir. Dış Türkler konusunda samimi olup olmadıkları, farklı niyet taşıyıp taşımadıkları, farklı yerlere hizmet edip etmedikleri öğrenilmelidir. Türk dünyası ülküsüne gönülden bağlı olmalıdırlar. Böyle bir inancı yoksa başka bir maksadı var demektir. Oralarda siyasal islâmcılık değil Türkiye adına görev yaptıkları bilinciyle hareket etmelidirler. Geçmişte bir tecrübe yaşandı, tekrar yanlışa düşülmemelidir.</p>
<p>Bu süreçte STK’ler arasında da -her zorluğa rağmen- iş birlikleri oluşmaktadır.</p>
<p>Dr.Reşat DOĞRU <em>“Türk Dünyası ve Gerçekler”</em> başlıklı kitabında şunları belirtmektedir: <em>“Önce Türk dünyasındaki devletler arasında geniş kapsamlı ortak diplomasi alanları oluşturulmalıdır. (s.42)</em></p>
<p><em>Komünizm sevdasına kapılan Rus ve Çin hayranları, siyasal İslâm’ı dinin bir emri gibi anlayanlar, İran’cılar, AB’nin katı destekçileri, Turan fikrinin düşmanları olarak karşımıza çıkmaktadırlar. …Çin devleti her zaman Türklerin tarihi ve ezeli düşmanı olmuştur. (s.44-45)</em></p>
<p><em>Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölgede meydana gelen boşluktan ABD, Rusya ve Çin faydalanma peşindedir. Bunlara AB ve İran’ı da ekleyebiliriz… (s.59)</em></p>
<p><em>…Türkiye, gerek Türk cumhuriyetlerine gerekse dünya üzerinde yaşayan Türk devletlerine gerekli her türlü yardım, teknolojik destek, strateji ve politikalarını uygulamaya koymalıdır. (s.61)</em></p>
<p><em>Yazarın bazı önerleri de şunlardır: “25.KKTC’in, dünyada ve diğer Türk cumhuriyetlerinde tanınması yönünde faaliyetlerin artırılması gerekmektedir.</em></p>
<p><em>26.Kader ortaklığı ve kardeşlik şuurunu, tüm Türk dünyasına kabul ettirmek gereklidir.</em></p>
<p><em>29.Türk coğrafyasında sosyal ve kültürel manada hizmet eden sivil toplum kuruluşları desteklenmelidir. Dünyadaki STK’ların çalışmaları yakından takip edilmelidir.</em></p>
<p><em>30.Türk dünyasında, akil insanların yöneteceği büyük kurultaylar yapılması için çalışmalar yapılmalıdır… (s.66)</em></p>
<p><em>40.TİKA, Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Başkanlıkları daha fazla aktif olmalıdır. Kuruluş amacına yönelik çalışmalar yapmalıdır.</em></p>
<p><em>42.Dünyada 3 Ekim Türk günü olarak kutlanıyor. Bugünde Türk dünyasında çok yönlü etkinlikler yapılmalıdır. TÜRKSOY, her bölgede çok aktif hale getirilmelidir.</em></p>
<p><em>44.Çok yönlü Türk dünyası açılımı yapılmalıdır. Türk dünyasındaki insanların buluşması için yeni programlar oluşturulmalıdır.</em></p>
<p><em>45.Yapılan bütün projelerde aynılıklar, benzerlikler ve farklılıklar doğru tespit edilmeli ve günlük stratejiler yerine kısa, orta ve uzun vadeli planlar oluşturulmalıdır. Her çalışmada bütün ülkeler eşit şekilde temsil edilmeli, Türklük ortak paydası her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. (s.68)</em></p>
<p>Hem devletlerimizin hem halklarımızın hem de insanlarımızın, emperyal devletlerin bölgesel planlarını hayata geçirmede rol alan kuruluşların tuzağına düşmemesi için dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-halklarinin-isbirligi/">Türk Halklarının işbirliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-halklarinin-isbirligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk tarih birliği-3</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-3/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51405&#038;preview=true&#038;preview_id=51405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih bilinci olan yöneticiler uluslararası ilişkilerde daha başarılı olur. Sonuç alıcı stratejiler uygular, krizleri daha kolay yönetirler. Ülkemiz adına daha faydalı faaliyetler yürütme becerisi gösterirler.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-3/">Türk tarih birliği-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20tarih%20birli%C4%9Fi-3" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20tarih%20birli%C4%9Fi-3" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20tarih%20birli%C4%9Fi-3" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20tarih%20birli%C4%9Fi-3" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-3%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20tarih%20birli%C4%9Fi-3" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-3/" data-a2a-title="Türk tarih birliği-3"></a></p><p>İnsanın, bugünü anlamak için dünü bilmeye ihtiyacı vardır. Bu da tarihle ilgili doğru ve gerçek bilgileri öğrenmekle mümkündür. Özellikle diplomatlar başta olmak üzere devlet kademelerinde görev yapanların tarihimizi çok iyi bilmeleri gerekir. Tarih bilinci olan yöneticiler uluslararası ilişkilerde daha başarılı olur. Sonuç alıcı stratejiler uygular, krizleri daha kolay yönetirler. Ülkemiz adına daha faydalı faaliyetler yürütme becerisi gösterirler.</p>
<p>Esas olan tarihimizin okullarda öğretilmesidir. Tarih uyduruk dizilerden öğrenilemez. Tarihî dizi ve filmler belki tarihe merak ve ilgi uyandırabilir. Biz de çocukken Malkoçoğlu, Karaoğlan, Tarkan gibi filmleri seyrederek büyüdük. Fakat tarihimizi bilmeden dizi ve filmlerdeki eksikleri ve yanlışları görmek de mümkün değildir.</p>
<p>Kadim tarihimizden süzülüp gelen destanlarımız, masallarımız, kahramanlarımız, yaşanmış hikâye ve romanlarımız dolu. Devletimiz katkı sağlamalı, eğitim amaçlı daha kaliteli diziler, filmler, çizgi filmleri yaptırmalıdır. <em>“Türk Tarihi”</em> erken yaşta çocuklarımıza çok iyi öğretilmelidir. Yabancıların tarihleri ise üst sınıflarda -onlara özendirici ve/veya heveslendirici değil- sadece bilgi mahiyetinde verilmelidir. <em>Türk milletine mensubiyet ve Türk devletine aidiyet ancak böyle sağlanır ve tarih şuuru böyle verilebilir.</em></p>
<p><em>“Ortak Türk Tarihi”</em>nin okullarda ders olarak okutulması bir süredir gündemde ama birçok kişinin haberi bile yok. Benim ilgi alanıma girdiğinden takip ediyor ve biliyorum.</p>
<h2>Ortak Türk Tarihi Dersi</h2>
<p>Medyada okuduğum <em>“Ortak Türk Tarihi Dersi”</em> başlıklı bir haber, <em>“Uluslararası Türk Akademisi ve Türk Keneşi iş birliğinde, Türk dünyasında ortak tarih bilinci oluşturmak amacıyla hazırlanan ‘Ortak Türk Tarihi’ ders kitabının taslağı tamamlandı.”</em> şeklindeydi.</p>
<p>Türk Keneşi (TDT) sitesindeki 18/09/2015 tarihli haberde ise; <em>“Geçtiğimiz hafta Astana’da düzenlenen Türk Keneşi 5.Zirvesi sırasında Devlet Başkanları, 15.yüzyıla kadar olan dönemi kapsayan ‘Ortak Türk Tarihi Ders Kitabı’ programının tamamlanmasını övgüyle karşılamışlardır. Zirve evvelinde gerçekleştirilen Türk Keneşi Eğitim Bakanları Toplantısında, Üye Ülkelerin dillerinde hâlihazırda mevcut basılı olan Ortak Türk Tarihi Ders Kitabı programı onaylanmıştır.</em></p>
<p><em>Devlet Başkanları Zirve’de ayrıca Türk Akademisi’ne ve Üye Ülkelerin ilgili kurumlarına, kitap üzerinde son incelemeleri yapmaları ve müfredatlarında yer vermek üzere gereken adımları atmaları yönünde talimat vermişlerdir. Bunun yanı sıra, tarih kitabının 15 ila 21.yüzyılı kapsayan dönemi içine alacak şekilde genişletilerek, benzer ortak coğrafya ve edebiyat ders kitaplarının hazırlıklarının hızlandırılması gerektiğini belirtmişlerdir.</em></p>
<p><em>Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerdeki ilköğretim 8.sınıf öğrencileri için hazırlanan ve 7 bölümden oluşan 15.yüzyıla kadarki dönemi anlatan ders kitabının taslağına ilişkin nihai uzmanlar toplantısı, 27 Eylül’de Kazakistan’ın başkenti Astana’da… üye devletler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin eğitim bakanlıklarından temsilcilerin ve tarihçilerin katılımıyla gerçekleşti. Akademi Başkanı Darhan KIDIRALİ’nin başkanlığındaki toplantıda, ‘Ortak Türk Tarihi’ ders kitabının taslağı değerlendirilerek, gerekli düzeltmelerin yapılmasının ardından kitabın son hali üzerinde anlaşma sağlandı.</em></p>
<p><em>KIDIRALİ, yaptığı konuşmada, hazırlıklarına iki yıl önce başlanan ders kitabının oluşturulmasında Türk Keneşi’ne üye ülkelerin ilgili bakanlıklarının destek verdiğini kaydetti. …kitap taslağının son hali üzerinde çalışmaların 3 gün sürdüğünü belirttiği açıklamasına, ‘Burada ortak karar aldık. Türk Keneşi ile TWESCO’nun ortak çalışması olarak kitabı Türk Keneşi’ne üye devletlerin cumhurbaşkanlıklarına ve eğitim bakanlıkları sunacağız.’ şeklinde devam etti. …Çocuklarımızın ortak tarih bilincinde büyümeleri ve tarihimizi hep birlikte okuyabilmemiz için güzel bir proje tamamlandı.”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ortak Türk Tarihi Kitabında şu bölümlerin yer aldığı belirtilmektedir: <em>1-Dünya tarihi çerçevesinde Türk Dünyası, 2-Hun İmparatorluğu ve onu müteakip Türk hanedanları, 3-Türk Kağanlıkları, 4-İlk Türk-İslam devletleri: Karahanlılar ve İdil-Bulgar Devleti, 5-Orta Çağ Türk Devletleri, 6-Türk-Moğol imparatorlukları, 7-Timurlular devleti, 8-Güney ve Ön Asya’daki Türk hanedanları, 9-Osmanlı İmparatorluğu, 10-Türk Dünyasının manevi ve kültürel ortak mirasları.</em></p>
<p>Bu ifadelerden <em>“Ortak Türk Tarihi”</em> ders kitaplarının basılıp ilk eğitim öğretim yılından itibaren okutulması bekleniliyordu!..</p>
<h2>Geçmişteki çalışmalar</h2>
<p>Yeni Türk Cumhuriyetlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte 29-31 Ekim 1992 tarihlerinde Ankara’da <em>“Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları Toplantısı”</em> yapılmıştır. Toplantıda Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan NAZARBAYEV tarafından <em>“ortak tarihimiz ve kültürümüz”</em> konularında çalışmalar yapılması dile getirilmiş, Eğitim Bakanlarının Bişkek’te yaptıkları toplantıda da bu görevi TİKA’nın yapması istenmiştir. TİKA çalışmaları yürütmek üzere Prof.Dr. Mehmet SARAY’ı görevlendirmiş; iki yıla yakın Türk Cumhuriyetlerinden gelen bilim insanları ile<em> “Ortak Türk Tarihi, Ortak Türk Edebiyatı, Ortak Türk Sözlüğü ve Ortak Türk Alfabesi”</em> üzerinde ayrı ayrı çalışmalar yapılmış ve çalışma raporları TİKA’ya teslim edilmiştir. Ancak daha sonra bir gelişme olmamıştır.</p>
<p>Tâ ki 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da <em>“Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Toplantısı”</em> yapılması ve burada benzer kararların alınmasına kadar… 2012 yılında Bişkek’te gerçekleştirilen Türk Konseyi Zirvesi’nde <em>“Ortak Türk Tarihi”</em> dersi için karar alınmış ve onaylanmıştır. Proje 2013 Gebele ve 2014 Bodrum zirvelerinde de desteklenmiştir. Kitabın hazırlanması görevini tarihçi Prof.Dr. Darhan HIDIRALİ (KIDIRALİ) üstlenmiştir. Türk Keneşi Eğitim Bakanlarının Bakü’de yapılan 3.Toplantısında, özellikle ortak tarih, coğrafya ve Türk edebiyatı ders programları gözden geçirilmiş ve <em>“Ortak Türk Tarihi”</em> kitabının programı onaylanmıştır. 1500’lü yıllara kadar gelen ortak tarihimizin önce seçmeli, sonra zorunlu okutulması şeklinde ilke kararı alınmıştır. (29/06/2014 Yeniçağ)</p>
<p>Daha önce bu çalışmaları yapan Prof.Dr. Mehmet SARAY’ın <em>“Türk Dünyasında Birlik Böyle Sağlanamaz”</em> başlıklı yazısını (06/07/2019, Yeniçağ) okuyunca çalışmaların arka planını ve sıkıntıları öğrenme imkânım oldu. Hatta bilgilenmek için hocanın <em>“Ortak Türk Tarihi Metinleri (Boğaziçi Yayınları, Aralık 2018)”</em> kitabını aldım.</p>
<p>12/07/2025’de kaybettiğimiz SARAY yazısında: “…Türk Dili Konuşan Devletler Topluluğu ‘Türk Keneşi’ kurulmuştur. Fakat ‘Türk Keneşi’ eksik kurulmuştu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye teşkilatın üyeleri idi. Ama Özbekistan ve Türkmenistan teşkilatta yoktu. …Türkmenistan ve Özbekistan olmadan Türk dünyasında birlik oluşturacak bir teşkilat kurulamazdı. Türkmen ve Özbek kardeşlerimiz olmadan Ortak Tarih ve Ortak Edebiyat ders kitapları bastırılamaz, okutulamaz.</p>
<p>Bu defa ‘Ortak Türk Tarihi’ ders programının ve kitabının hazırlanması görevi Türk Akademisi Başkanı Darkhan HIDIRALİ’ye verildi. Görüşmeme rağmen kendisine doktora yaptırdığım Darkhan Bey, bazı arkadaşlarıyla ortak tarih kitabının metinlerini yazmış ve ders kitabı olarak basılmasını istemiş…</p>
<p><em>…yazılan metinde Türk halklarının, yani Kazakların, Kırgızların ve Azerilerin bir Türk toplumu olarak nasıl ortaya çıktıklarından bahsedilmiyor. Halbuki, kardeş Türk Cumhuriyetlerinin tarihçilerinin yazdıkları metinlere ve bendenizin Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan kitaplarına lütfedip bir bakılsa gerçeği göreceklerdi. Bu eksikliklerle dolu bir ‘Ortak Türk Tarihi’ ders kitabı yazılamaz ve bütün Türk dünyasına hitap edilemez. Böyle eksik bir ders kitabı ile Türk dünyasında birlik ve beraberlik nasıl sağlanır? Bu hatalı yoldan dönün, Türkmen ve Özbek kardeşlerimizi de dahil ederek yeni bir kitap hazırlayın. Fakat öncelikle dil birliğini sağlamalıyız. Türk birliği ne kadar gerçekçi ve sağlam temeller üzerine oturtulursa, kardeş cumhuriyetlerin geleceği de her alanda o kadar emniyetli olur.”</em> demektedir.</p>
<p>Yazıyı okuyunca Hocanın e-postasına -kendimizi de tanıtan- uzun bir ileti gönderdim. İletinin sonunu<em> “Ortak Türk Tarihi ve diğer çalışmaları yakından takip eden birisiyim. Bu çalışmaları sevinçle karşıladığım için çeşitli platformlarda da dile getirdim. Çalışmaların içinde bulunmanız nedeniyle, sizin bu yazınızdan sıkıntılar olduğu anlaşılıyor. Benzer tavır ve ilgisizlikleri çeşitli mercilerde bizler de yaşadık; bu sebeple yazınızda belirttiğiniz problemleri ve sitemleri çok iyi anlıyorum.</em></p>
<p><em>Bu konuda devleti ve ülkeyi yönetenler de dahil tüm kişi, kurum ve kuruluş yöneticilerinin samimi ve dürüst olmaları gerekiyor. Bana göre bu dava, tüm davaların üstündedir. O sebeple, kendi inanç, ideal ve çıkarlarımız yerine, bu büyük ‘Türk Dünyası’ ülküsüne inanan veya inandığını sananların, öncelikle bir irade ortaya koymaları, bu tür çalışmalara destek olmaları gerekiyor.”</em> diye bitirdim.</p>
<p>Hocanın yazısından sonra bu konuyu ben de araştırmaya başladım…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-3/">Türk tarih birliği-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 17:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Milli kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih şuuru]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt-Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar yeniçerioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maalesef kimliğimizle ilgili -bilerek çıkarılan- bir tartışma yaşanıyor. Bu duruma bir an önce son verilmelidir. Ülke içinde birliğimizi sağlamadan nasıl “Türk Birliği”ni sağlayacağız?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/">TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&#038;title=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/" data-a2a-title="TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Maalesef kimliğimizle ilgili -bilerek çıkarılan- bir tartışma yaşanıyor. Bu duruma bir an önce son verilmelidir. Ülke içinde birliğimizi sağlamadan nasıl <strong><em>“Türk Birliği”</em></strong>ni sağlayacağız?</p>
<p>Konuşmalarda, hutbelerde <strong><em>“milletimiz, aziz milletimiz”</em></strong> diye bir laftır gidiyor. Hepinizin bildiği bu çevreler -mecbur kalmadıkça veya çıkarları gerekmedikçe- <strong><em>“Türk”</em></strong> adını kullanmıyorlar. <strong>Bu milletin adı, sanı yok mudur?&#8230;</strong></p>
<p><strong><em>“Milletimiz”</em></strong> sözcüğünden biz <strong><em>“Türk milleti”</em></strong>ni anlıyor isek de gönül ister ki bu çevreler de milletimiz sözünün önüne <strong><em>“Türk”</em></strong> ifadesini koysunlar, daha da güzeli Atatürk gibi <strong><em>“Büyük Türk milleti”</em></strong> diye söze başlasınlar.</p>
<p>Arapça olan millet sözcüğü artık Türkçeleşmiştir. Büyük oranda <strong><em>“Türkçe”</em></strong> konuşulan ve adı <strong><em>“Türkiye”</em></strong> olan bu ülkede -farklı bazı etnik gruplar olsa bile- çoğunluğa dayanarak <strong><em>“Türk milleti”</em></strong> tabirini kullanmak hakkımızdır, kabul etmeyenlerin de zorunluluğudur.</p>
<p><strong><em>“Türk”</em></strong> sözünü ağzına alamayanların bazıları da millet sözünü <strong><em>“ümmet”</em></strong> anlıyor veya bu sözcüğü kullanıyor. Ümmet kelimesini Müslümanlar açısından değerlendirirsek <strong><em>“Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in öğretilerine inananlardır.”</em></strong> diye tarif edebiliriz. Ancak Kur’an’da bahsedilen <strong><em>diğer peygamberlerin ümmetleri</em></strong>ni ne yapacağız? Demek ki ırk/soy başka bir şey, farklı peygamberlere inanıp mensubiyet duymak ve o peygamberin ümmeti olmak başka bir şey… Bağnaz, fanatik, radikal, maksatlı veya cahil değilsek soy aidiyeti ile din aidiyetini birbirinin aynısı veya karşıtı olarak görmememiz gerekir.</p>
<p>Bugünlerde çokça kullanılan <strong><em>“Türk, Kürt, Arap hep biriz.”</em></strong> lafının da hiçbir anlamı yoktur. Millî kültür açısından Türk’le Kürt’ü ayırmak zordur ama Türklerle Araplar çok farklılardır. Müslüman Türk’le Arap’ın -kültürlerini ve din anlayışlarını dikkate almazsak- <strong><em>“inanç birlikleri var.”</em></strong> diyebiliriz. Ancak Kur’an’a ve Peygamberin öğretilerine ne derece inanıyorlar ve/veya ne derece samimiler tartışılır!.. Yani iki soyun din birliği dışında kültürel anlamda hiçbir benzerlikleri yoktur. İslâm Birliği veya Arap Birliği teşkilatlarında birliktelik veya ortak hareket görebiliyor musunuz?..</p>
<p>Bazı akademisyenlerin, Türklüğü dinî terimlerle ifade etmeye çalışmalarına bakmayınız. Bunların dîne, İslâmiyet’e veya Müslümanlığa vurgu yapmaları hep iktidara göz kırpmak içindir. Biliyorsunuz yükselmek için dalkavukluk ve yalakalık moda oldu!&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Tarihimize Bakış</strong></h2>
<p>Evimde Diyanet Takvimi mutlaka olur. Sayfalarını her gün okurum. 15/01/2025 tarihli takvim yaprağının arka sayfasında şunlar yazılıydı: <em>“Bir milleti millet yapan değerlerin başında ortak dil, din, kültür, tarih ve vatan gibi kavramlar gelir. Bu değerlerden herhangi birinin eksikliği, milletin ve kurulan devletin erozyona uğramasına neden olur. Bu değerlerden biri de tarih ve tarih şuurudur. Tarih, milli birlik ve dayanışmayı geliştirecek, milli bir toplumsal kimliğin oluşmasını sağlayacak en önemli enstrümanlardan biridir. Modern dünyada, değişen tüm şartlara, olgulara rağmen tarih şuuru, millet bilinci ve toplumsal kimlik önemini ve dahası birlikteliğini korumaktadır. Tarih şuuru, kişiye olayları daha geniş bir perspektiften görüp değerlendirme becerisi kazandırır. Mazisindeki güç, birikim ve deneyimleri hakkında bilgi sahibi olan toplumlar, daha öz güvenli ve sağduyulu olarak stratejilerini belirlerler. Bu nedenlerle tarih öğrenimi, genç nesillere milli ruh aşılamakta, onların sosyal ve kültürel değerlerini güçlendirerek milli kültürü inşa etmekte ve onları aidiyet hissi ile mensubu oldukları topluma bağlamaktadır.”</em> sözlerini genel anlamda kabul ediyorum. Ancak <strong><em>“Türk milleti”</em></strong> adını kullanmamakta ısrarlı oldukları açık!&#8230;</p>
<p>Bu çevrelerin takıntı yaptıkları bir nokta da Müslüman olmayan ama <strong><em>“Türkçülük”</em></strong> yapan bazı aydınlar… İşte biz de bunu anlatmaya çalışıyoruz. Eğer amacımız <strong><em>“Türk Birliği”</em></strong> ise bu birlikteliğe dinî açıdan bakamayız. O zaman birliktelik güdük kalır.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğim konular medyada da çok tartışılıyor Mesela İkbal VURUCU’nun 15/07/2025 tarihli <a href="https://millidusunce.com/misak/mehmet-maksudogluna-bir-cevap-turkculuk-yahudiler-kimlik-ve-tarihi-yanilgilar-uzerine/">yazısı</a> buna güzel bir örnek. Aynı şekilde Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü de 18/07/2025 tarihinde bir <a href="https://millidusunce.com/turk-kulturunu-arastirma-enstitusunden-zorunlu-bir-aciklama/">bildiri </a>yayınladı. Her ikisi de Millî Düşünce Merkezi sitesinde var. Vakit ayırıp okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bu yazılardan bazı paylaşımlar yapacağım: <em>“İslâm’ın Türk kimliğinin temel mayası olduğu yönündeki iddia, uzun süredir Türk düşünce tarihinde farklı çevrelerce dile getirilen ve tartışmalı nitelik taşıyan bir görüştür. Bu iddianın ardında yatan temel kabul, Türk milletinin tarih sahnesine ancak İslâm’ı benimsedikten sonra çıktığı, dolayısıyla kimliğinin esasen İslâm’la biçimlendiği varsayımıdır. Ancak bu yaklaşım hem tarihî verilerle hem de sosyolojik perspektiflerle çelişmektedir. Dahası, böylesi bir yaklaşımın Türklerin İslâm öncesi tarihini adeta görmezden gelmesi, tarihî sürekliliğe zarar veren indirgemeci bir bakış açısını da beraberinde getirmektedir.</em></p>
<p><em>…Türk kimliğinin esasen İslâm’la kurulduğu yönündeki kabulü, oldukça tartışmalı bir tezdir. Zira bu iddia, Türklerin İslâm öncesi dönemde siyasî, kültürel ve toplumsal açıdan gelişkin bir yapıya sahip olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Göktürkler, Uygurlar ve diğer Orta Asya kökenli Türk devletleri yalnızca siyasî varlıklar değil, aynı zamanda yazılı dili, sanatı, hukuku ve inanç sistemi olan medeniyetlerdi. Eğer milletler yalnızca bir dine mensup oldukları andan itibaren ‘millet’ sayılacaksa, o hâlde İslâm öncesi Türk topluluklarını nasıl adlandırmak gerekir? Onlar bir toplumsal birlik, bir kültürel kimlik değil miydi?</em></p>
<p><em>Bu noktada hatırlanmalıdır ki, modern anlamda millet kavramı, yalnızca bir dinî birlikteliğe değil; ortak dil, tarih, kültür ve toplumsal belleğe dayalı olarak şekillenen çok katmanlı bir kimlik inşasını ifade eder…</em></p>
<p><em>…‘İslâm’ın kendi kültürü olarak görülmesi ve bin yıldır teşekkül eden kimliğimizin mayasında İslâm’ın bulunduğu’ vurgusu… yalnızca popüler tartışmaların değil, aynı zamanda ilahiyat, antropoloji ve tarih disiplinlerinin de uzun süredir ele aldığı bilimsel bir meseledir. İslâm’ın ve şeriatın bazı uygulamalarının Arap örf ve gelenekleriyle iç içe geçmiş olması, bilim dünyasında tartışmaya açık bir gerçekliktir. Bunun tartışılması asla ve kata İslâm düşmanlığı değildir; aksine, dini doğru anlamak ve hurafelerden arındırmak için elzemdir! Şu bir gerçek ki, Kur’an vahyi, 7.yüzyıl Arap Yarımadası’nın kültürel, toplumsal ve siyasî bağlamı içinde ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla İslâm’ın tarihî olarak şekillenişinde, Arap kültürünün belirleyici etkiler taşıdığı yönünde birçok akademik çalışma bulunmaktadır…</em></p>
<p><em>…Cumhuriyetle birlikte Türk kimliğinin başladığını iddia edenlerle, Türklerin ancak İslâm’la millet olduğunu savunanlar arasında tarihî süreklilik konusunda benzer sorunlar vardır. Her ikisi de bütünsel tarih anlayışından uzak, seçici bir bakış açısı sunar.</em></p>
<p><strong><em>…Geçmişe hangi gözle bakıyoruz.</em></strong><em> Gerçekleri anlamaya mı çalışıyoruz, yoksa onları inançlarımıza uydurmaya mı?</em></p>
<p><em>…Tarih, sadece geçmişin doğrulanması değil; aynı zamanda bugünü anlamlandırma aracıdır. Bu nedenle onu, ideolojik körlüklerden arınmış bir dikkatle, eleştirel bir süzgeçten geçirerek okumak gereklidir. Ancak bu sayede gerçek anlamda bir ‘fikrî muhasebe’ yapılabilir.”</em></p>
<p>Kısacası, tarihimizi çarpıtmak isteyenlere engel olurken <strong><em>“Türk”</em></strong> kimliğimize de sahip çıkalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/">TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Birliği: Ortak alfabe -2</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-birligi-ortak-alfabe-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-birligi-ortak-alfabe-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak alfabe]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48731&#038;preview=true&#038;preview_id=48731</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki yazımda 1991 yılından bugüne “Ortak Alfabe” konusundaki çalışmaları aktarmaya çalıştım. Evet! Ağır aksak yürüse de Türk Dünyası’nda güzel şeyler oluyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligi-ortak-alfabe-2/">Türk Birliği: Ortak alfabe -2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-ortak-alfabe-2%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Ortak%20alfabe%20-2" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-ortak-alfabe-2%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Ortak%20alfabe%20-2" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-ortak-alfabe-2%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Ortak%20alfabe%20-2" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-ortak-alfabe-2%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Ortak%20alfabe%20-2" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-ortak-alfabe-2%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Ortak%20alfabe%20-2" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-birligi-ortak-alfabe-2/" data-a2a-title="Türk Birliği: Ortak alfabe -2"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Prof.Dr. Ahmet B.Ercilasun, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Alfabe konusu”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısının (25/11/2018, Yeniçağ) devamında; “</span><i><span style="font-weight: 400;">1980’lerin sonunda bağımsızlığa giden süreç başladı. Türk Dünyası’na gidip gelmek mümkün hâle geldi. İşte bu durumu değerlendiren Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, 18-20 Kasım 1991 tarihlerinde ‘Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu’ düzenledi. Toplantıya Türkiye’nin tanınmış dilcileri yanında Sovyetler içinde bulunan 14 Türk bölgesinden de 30’u aşkın uzman katıldı.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Marmara Üniversitesinin Sultanahmet’te bulunan tarihî binasında tarihî bir karar alındı; 34 harfli bir ortak alfabe kabul edildi. Türkiye’nin 29 harfinin temsil ettiği sesler diğer Türklerde de varsa aynı harf ile gösterilecekti. Türkiye Türkçesinden farklı sesler için ise 29 harfe 5 harf eklenmişti. Açık e için iki noktalı a (ä), sızıcı h için x, art damak k’si (kalın k) için q, damak n’si (sağır kef) için ñ, çift dudak v’si için w.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Toplantıda Azerbaycan’ın Maarif Vekili dilci Türkolog Firidun Celilov da vardı. Ebülfez Elçibey de Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet başkanı idi. Marmara Üniversitesi’nde alınan kararı Azerbaycan hemen hayata geçirdi. 1992 yılının ocak ayında ortak alfabeden seçilmiş 32 harfli Latin alfabesine geçme kararı verdi.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">1993 yılında Türkmenistan ve Özbekistan da Latin alfabesine geçti. Fakat onlar ortak alfabeye uymadılar. Özellikle Özbek alfabesinde birçok sapmalar oldu; ç için ch, ş için sh harflerini kabul ettiler.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Son birkaç yıl içinde Kazakistan’da da Latin harflerine geçme çalışmaları başladı… Fakat Kazakistan’da ortak alfabe yerine apostroflu bir alfabe kabul edildi. Açık e için a&#8217;, ğ için g&#8217;, ö için o&#8217;, ü için u&#8217;.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Apostroflu alfabeye karşı Kazak kamuoyundan çok eleştiri geldi. Bunun üzerine aksanlı bir alfabe Devlet Başkanlığı tarafından kabul edildi: á, ó, ú… Üstelik bu alfabede de tıpkı Özbeklerdeki gibi ç için ch, ş için sh harfleri bulunmaktadır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Kazakistan’da alfabe değişimi gündemde iken Marmara Üniversitesi Türkiyat araştırmaları Enstitüsü 20-21 Kasım 2018’de ‘2.Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu’nu düzenledi. 27 yıl sonraki bu sempozyuma da Türk Dünyası’ndan birçok bilim adamı katıldı.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Özbekistan’da kurulan alfabe komisyonu, içinde ch, sh bulunmayan bir alfabe hazırlamış ve bu alfabe Özbekistan parlamentosundan geçmiş.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ercilasun Hoca, yakın zamanda yazdığı </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ortak Türk alfabesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında da (21/09/2024-Milli Düşünce Merkezi sitesi, 22/09/2024-Yeniçağ); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Konuları birbirinden ayırmak önemlidir. Başlıktaki konu, yeni Türk cumhuriyetlerinin Latin alfabesine geçiş süreciyle ilgilidir. Türkiye’de 1928’den beri kullandığımız alfabeye yeni harfler eklenmesi değildir. Konu, Türkiye’de Türkçenin nasıl kullanıldığı da değildir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">9-11 Eylül 2024 tarihinde, Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu Bakü’de toplanmış ve konuyu ele almıştır. Toplantı, Uluslararası Türk Akademisi ile Türk Dil Kurumu tarafından düzenlenmiştir…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">TDK sitesine girip bakınız. Orada ‘Ortak Türk Alfabesine İlişkin Duyuru’ başlığını hemen göreceksiniz…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">İki yıldan beri devam eden bu toplantının 1991’deki toplantıdan farkı, komisyonda bağımsız Türk cumhuriyetlerinin resmî temsilcilerinin de bulunmasıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">1991 yılının Kasım ayında yapılan ‘Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu’ Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmişti. Enstitü Başkanı Prof.Dr.İnci Enginün, yardımcısı Doç.Dr.Nadir Devlet idi. Toplantıya Türk Dünyasından birçok bilim adamı katılmıştı. Birkaç ismi yazarsam meslektaşlarım toplantının önemini anlayabilir: Prof.Dr.Ahmet Temir, Prof.Dr.Zeynep Korkmaz, Doç.Dr.Osman F.Sertkaya, Doç.Dr. Stepan Kuroğlu (Gagavuz), Prof.Dr. Elövset Abdullayev (Azerbaycan), Prof.Dr. Vagıf Aslanov (Azerbaycan), Prof.Dr. Kenesbay Musayev (Moskova’dan Kazak), Prof.Dr. Mirfatih Zekiyev (Tatar), Prof.Dr. Sapar Kurenov (Türkmen), Prof.Dr. Kobey Huseyinov (Kazak), Doç.Dr. Nikolay Yegorov (Çuvaş), Prof.Dr. Çetin Cumagulov (Kırgız)…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Toplantı üç gün sürmüştü. Sonunda 34 harfli bir çerçeve alfabe düşünülmüş ve bu alfabeyi kara tahtaya yazmıştım. Alfabe oy birliğiyle kabul edilmiş ve cumhuriyetlerin yetkili organlarına duyurulması tavsiye edilmişti.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Sonuç bildirisindeki </span></i><b><i>‘aynı harflerin aynı sesleri göstermesi’</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> ilkesi önemlidir. 34 harfin 29’u zaten Türkiye’nin kullandığı harflerdir. Bu ilkeye göre diğer Türkler de aynı sesler için Türkiye’deki aynı harfleri kullanacaklardır. Her edebî dil kendisi için gerekli diğer harfleri 34 harfin içinden seçecektir…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Sonraki toplantıları merak edenler, Türk Dünyası Üzerine İncemeler kitabımdaki ‘Latin Alfabesi Konusunda Gelişmeler’ yazımı okuyabilirler.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Süreç bitmemiştir; çünkü Kazakistan ve Kırgızistan henüz Latin alfabesine geçmemiştir. Dolayısıyla bu konudaki toplantıların devam etmesi gayet tabiidir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof.Dr.Ragıp Kutay Karaca ise </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ortak Türk Alfabesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında (19/09/2024, Dünya Gaz.); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ortak alfabe farklı lehçe ve dil ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tasarlanmış 34 harften oluşuyor. Baktığınızda Komisyonun ortaya koyduğu alfabe 34 harf üzerinde bir uzlaşma anlamı taşımıyor. Her Türk lehçesinin ihtiyacı olan harfleri belirleyerek her lehçe için en uygun alfabeyi oluşturmak amaçlanmış.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">…Burada ortaya çıkan aslında üç ayrı alfabe. Ancak bu üç ayrı alfabenin en az yüzde 95’i ortak. Diğer bir ifadeyle tüm halkların dil mirası korunuyor.</span></i></p>
<h2><span style="font-weight: 400;"><strong>Alfabe neler getirecek?</strong></span></h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">1-Alfabe, Türk dünyasında hem kültürel hem de siyasi bağımsızlığın bir simgesi olacak.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">2-Türk Cumhuriyetleri arasında Latin alfabesine geçiş süreci hız kazanacak.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">3-Ortak alfabe Türk halkları arasında karşılıklı anlayış ve iş birliğini teşvik ederek hem birbirlerine hem de dünyaya entegre olabilmelerini sağlayacak. Böylece halklar arasında sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkileri daha kolay hale getirecek.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">5-Alfabe, Türk Devletleri Teşkilatı dışındaki Türk halklar için örnek teşkil edecek.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">6-Ortak alfabenin yaratacağı iletişim dili, ortak zihniyetin yaratılması için büyük araç olacak.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">…Alfabenin Türk devletleri açısından hukuki bir bağlayıcılığı bulunmuyor; hayata geçmesi için ülkelerinin meclislerinde kabul edilmesi gerekiyor.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye bu konuda teşvik edici olmalı. Gelecek tepkiler sert yaklaşımlardan uzak durularak ele alınmalı. Dil birliğinin yaratacağı avantajlı ortam kamuoyuna şovdan ve hayalcilikten uzak bir yaklaşımla anlatılmalı…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Yeter ki irademizi ortaya koyalım.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki yazımda 1991 yılından bugüne </span><b><i>“Ortak Alfabe”</i></b><span style="font-weight: 400;"> konusundaki çalışmaları aktarmaya çalıştım. Evet! Ağır aksak yürüse de Türk Dünyası’nda güzel şeyler oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arada şunu belirtmek isterim: Mutlaka dikkatinizi çekmiştir! Yazılarımda çoğunlukla alıntıları Prof.Dr.Ahmet B.Ercilasun’un yazılarından seçiyorum. Çünkü kendisi, Türk Dili konusunda ülkemizin en uzman kişilerinden biridir ve Türk Dil Kurumu (TDK) başkanlığı yapmıştır. Halen Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü (TKAE) Başkanıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son cümlem: Gaspıralı İsmail beyin </span><b><i>“Dilde, fikirde ve işte birlik”</i></b><span style="font-weight: 400;"> ilkesinden hareketle kendisini Türk bilen herkes, </span><b>“Türk Birliği”</b><span style="font-weight: 400;">ni gönülden istemek ve bunun için elinden geleni yapmak zorundadır.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligi-ortak-alfabe-2/">Türk Birliği: Ortak alfabe -2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-birligi-ortak-alfabe-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dışarıdaki görevliler</title>
		<link>https://millidusunce.com/disaridaki-gorevliler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/disaridaki-gorevliler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47950&#038;preview=true&#038;preview_id=47950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün “Türk Devletleri Teşkilatı” oluşmuşsa, bunda en büyük katkı bizi bir araya getiren ortak soy ve değerlerimizdir. Teşkilatı oluşturan devletlerdeki halklar; ortak soy, tarih ve kardeşlik şuuru ile bir araya gelindiğini bilmek zorundadır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/disaridaki-gorevliler/">Dışarıdaki görevliler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdisaridaki-gorevliler%2F&amp;linkname=D%C4%B1%C5%9Far%C4%B1daki%20g%C3%B6revliler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdisaridaki-gorevliler%2F&amp;linkname=D%C4%B1%C5%9Far%C4%B1daki%20g%C3%B6revliler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdisaridaki-gorevliler%2F&amp;linkname=D%C4%B1%C5%9Far%C4%B1daki%20g%C3%B6revliler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdisaridaki-gorevliler%2F&amp;linkname=D%C4%B1%C5%9Far%C4%B1daki%20g%C3%B6revliler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdisaridaki-gorevliler%2F&#038;title=D%C4%B1%C5%9Far%C4%B1daki%20g%C3%B6revliler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/disaridaki-gorevliler/" data-a2a-title="Dışarıdaki görevliler"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Atatürk; Cumhuriyetin 10.yılında gençlerle sohbet ederken sözü SSCB’ne getirmiş ve </span><i><span style="font-weight: 400;">(önceki yazılarımda bahsetmiştim)</span></i><span style="font-weight: 400;"> Türk Dünyası hakkında açıklamalar yapmıştır. Bunlar bilindiği halde -beklenmediğinden olacak- 1991’da SSCB çökünce ülkemiz hazırlıksız yakalandı. O günleri çok iyi hatırlıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dağılma sırasında ortaya çıkan beş Türk Devletini (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan) ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O günkü iktidar, ilişkileri sıcak tutmak ve geliştirmek için -alel acele- bu ülkelerde dış temsilcilikler açmış ve çeşitli görevlendirmeler yapmıştı. Ancak ehliyetsiz, liyakatsiz, gönlünde Türklük davası olmayan bu kişiler sıkıntı yaratmıştı. Bunların tek dertleri, maaşlarını ve dış görev ödeneklerini alıp keyiflerine bakmaktı. O ülkelerdeki insanların gelir durumuna göre çok fazla ücret aldıklarından, bazıları </span><i><span style="font-weight: 400;">“yoldan çıkmışlar”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve yaptıkları rezillikler sebebiyle sorunlara sebep olmuşlardı. Bazıları geri çağrılmış, bazıları soruşturma sonucu görevlerinden alınmışlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazıları da ülkelerin iç işlerine karışmaya kalkışmıştı. Dolayısıyla Türk Devletleri arasındaki ilişkilere -bilerek veya bilmeyerek- darbe vurulmuştu. Sonuçta bazı devletlerle ilişkiler duraksadı, hatta aramızda problemler çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün de benzer sorunlarla karşılaşıyoruz. Türklükle ve Türk Dünyası gerçeğiyle hiç alâkası olmayan insanlar dış görevlere atanmaktadır. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Yüreğinde Türklük davası olmayan kişiler”</span></i><span style="font-weight: 400;"> buralara görevlendirilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece resmî görevliler değil sivil kişi ve kuruluşlar da ilişkilerde dikkatli ve hassas olmak zorundadırlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası; Türkiye Cumhuriyeti adına diğer ülkelerde görev yapan veya bulunan, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türklüğüne inanan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> resmî, sivil herkesin dürüst, ahlâklı ve düzgün karakterli olması gerekiyor.</span></p>
<h2><b>2040 Vizyon Belgesi</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">12 Kasım 2021’de İstanbul’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 8.Zirvesinde </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ile beş yıllık stratejik yol haritası kabul edilmiştir. Vizyon belgesinde yapılacak işler belirli başlıklar altında toplanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vizyon Belgesinin giriş kısmında; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Önümüzdeki yirmi yılda Türk Devletleri Teşkilatı’nın önceliklerinin, gelişiminin ve gidişatının bir sonraki aşamasına rehberlik etmek için aşağıdaki hususlara daimi bağlılığımızı beyan ederiz”</span></i><span style="font-weight: 400;"> denilerek uzun bir metin hazırlanmıştır. Bu metinden şimdilik şu maddeyi aktaracağım:</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Teşkilatın, bölgesinde ve uluslararası alanda barış, istikrar ve güvenliği teşvik etmek amacıyla Üye Devletler arasında istişareler ve koordinasyon için uygun bir platform olarak kullanılması ve aynı amaçla, Teşkilatın bölgesel ve uluslararası paydaşlar ile iş birliği yapma kapasitesinin ve rolünün geliştirilmesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ifadeleri bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Birliği konusunu uzun süredir yazıyorum: Ancak bu yazılarımda daha çok Türk, Türklük, Turan, Türk tarihi, Türk kültürü, Türk medeniyeti, Türk ahlâkı ve karakteri gibi hususları işlemeye çalıştım.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Birliği”</span></i><span style="font-weight: 400;">nin daha sağlam zeminde yürümesi için bundan sonraki yazılarımda Belgedeki başlıklara göre değil de kendi oluşturduğum başlıklar altında, çeşitli akademisyenlerin, yazarların ve diğer ilgililerin yazılarından da faydalanarak düşüncelerimi, görüşlerimi, gözlemlerimi yansıtmaya çalışacağım.</span></p>
<h2><b>Türk Korkusu</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Biliyorsunuz; dünyada bir </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk korkusu”</span></i><span style="font-weight: 400;"> vardır. </span><span style="font-weight: 400;">Abdullah Oskay (19/03/2024, Yeniçağ) yazısında; </span><i><span style="font-weight: 400;">“…Batı her ne kadar son dönemde büyük bir güç aşınmasına uğrasa da güçler dengesinin hâlâ Batı’dan yana olduğunu bilerek, NATO gibi geleneksel ittifaklarımıza sahip çıkarak ilerlemek en doğrusu. Rusya’nın en büyük korkusu olan Pan-Türkizm konusunda da dikkatli bir şekilde Türk Devletleri Teşkilatı’nı inşa etmemiz, ülkemiz için kendi etki alanımızı kurmak ve Rusya’ya karşı bir denge unsuru olarak önemli.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslâm ya da Pan-İslâmizm korkusundan bahsetmiyorum: Çünkü Batının, İslâm ya da Müslüman derken bile aklına Türkler gelir. Öncelikle bu korkunun giderilmesi için yurtdışındaki Türklere ve dış temsilciliklerimizde görev yapan vatandaşlarımıza çok iş düşmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Devletleri Teşkilatı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> oluşmuşsa, bunda en büyük katkı bizi bir araya getiren ortak soy ve değerlerimizdir. Teşkilatı oluşturan devletlerdeki halklar; ortak soy, tarih ve kardeşlik şuuru ile bir araya gelindiğini bilmek zorundadır. Bunun için her ferde bunu öğretmeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin kendi çıkarlarını savunmaları dışında birbirimize </span><i><span style="font-weight: 400;">“kazık atmak!”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi bir cüreti göstermemeliyiz. Birbirimize güvenmeli ve birbirimize güvenle bakmalıyız. Tutum ve davranışlarımız da bu çerçevede olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı’nın, diğer devletleri karşısına alan bir kuruluş olmadığını; aksine uluslararası ilişkiler çerçevesinde tüm devletlerle karşılıklılık ve uyum içinde çalışma hedefi olduğunu göstermeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk dünyasına gelince Dr.Reşat Doğru’nun </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Dünyası ve Gerçekler”</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitabında belirttiği gibi </span><i><span style="font-weight: 400;">“Önce Türk dünyasındaki devletler arasında geniş kapsamlı ortak diplomasi alanları oluşturulmalıdır. Soy, din, dil, tarih, edebiyat gibi kültürel ortak değerler ortaya çıkarılarak çalışmalar yapılmalıdır. Bunun da amacı, ortak köken olan Türk algısını ortaya koymak, Türk dünyası tabirini her yerde büyük bir güç olarak ortaya çıkarmaktır. (s.42)”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Keneşi’nin </span><i><span style="font-weight: 400;">(şimdiki adı Türk Devletleri Teşkilatı/TDT)</span></i><span style="font-weight: 400;"> ilk genel sekreteri, tecrübeli diplomatımız Emekli Büyükelçi Halil Akıncı’nın </span><span style="font-weight: 400;">Milli Düşünce Merkezi sitesindeki 01/04/2024 tarihli </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><i><span style="font-weight: 400;">Doğu, Batı, Kuzey, Güney, Türkiye”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısının son bölümünü de aktarmak istiyorum: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk dünyası ile ilişkiler elimizde bir başka kozdur. Akdeniz’den Çin sınırına uzanan, üstelik dayanışma içinde birçok konuda birlikte hareket edebilen, bir devletler topluluğunun dünya siyasetinde elde edebileceği ağırlık üyelerinin bireysel güçlerini önemli ölçüde aşar. Kardeşlik, Türk millî bilinci ve dil birliği temelinde kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’nın stratejik ağırlığı, bu özelliklerinden soyutlansa bile etkili kalacaktır. Kuzeyinde Rusya’nın, güneyinde Hindistan’ın, doğusunda Çin’in, batısında AB ve ABD’nin bulunduğu bir kuşağın Avrasya dengesinde oynayabileceği rol vardır ve önemlidir. Bu iş birliği Türk Dünyası’nın Türkiye üzerinden Akdeniz’e ulaşmasını sağlayacaktır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin varlığı ve gücü açısından en önemli husus çağdaşlaşma çabalarımızın devamıdır. Bu bizim bölgede cazibe merkezi olmamızı sağlayacak en önemli etmendir. Cazibe merkezi olan ve ekonomik kırılganlığı asgariye indirilmiş bir Türkiye, hem iç durumundan kaynaklanan birtakım sorunların üstesinden daha kolaylıkla gelebilecek, hem de bölge ülkelerinin kendisi ile ilgili tutum ve davranışlarını değiştirebilecektir. Diğer ülke ve örgütlerle ilişkilerimiz bu çabalarımızın ancak destekleyicisi ve tamamlayıcısı olabilir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye, dünyayı, olayları siyah beyaz görme lüksüne sahip değildir. Soğukkanlı, hesaba dayalı stratejisini ve bunu tamamlayan taktiklerini hem bulunduğu bölge hem de dünyadaki gelişmeleri kendi çıkarları açısından gerçekçi değerlendirerek, uygulayacağı siyasetini mümkün olan esneklikle saptamalıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türk Halkı binlerce yılda oluşan ve kendisine dünya tarihinde inkâr edilemez önemli bir mevki kazandıran kimliğine sahip çıkmalıdır. Bununla birlikte olayları kendi gözlüğünden görebilmeli, ideoloji, dostluk- düşmanlık gibi kavramlardan bağımsız olarak kendi çıkarlarını savunmalı, geleceğini de kendi iradesi temelinde inşa edebilmelidir.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devam edeceğiz.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/disaridaki-gorevliler/">Dışarıdaki görevliler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/disaridaki-gorevliler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Birliği: Dış politikada yanlışlar</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-birligi-dis-politikada-yanlislar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-birligi-dis-politikada-yanlislar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2024 13:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47709&#038;preview=true&#038;preview_id=47709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti dünyadaki gelişmelerden kendini soyutlayamayacağı bir coğrafi konumdadır. Bu konumundan dolayı, zayıfladığı zaman kendini tecrit ederek toparlanma imkânına hiçbir zaman sahip olamamıştır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligi-dis-politikada-yanlislar/">Türk Birliği: Dış politikada yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-dis-politikada-yanlislar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20D%C4%B1%C5%9F%20politikada%20yanl%C4%B1%C5%9Flar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-dis-politikada-yanlislar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20D%C4%B1%C5%9F%20politikada%20yanl%C4%B1%C5%9Flar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-dis-politikada-yanlislar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20D%C4%B1%C5%9F%20politikada%20yanl%C4%B1%C5%9Flar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-dis-politikada-yanlislar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20D%C4%B1%C5%9F%20politikada%20yanl%C4%B1%C5%9Flar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-dis-politikada-yanlislar%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20D%C4%B1%C5%9F%20politikada%20yanl%C4%B1%C5%9Flar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-birligi-dis-politikada-yanlislar/" data-a2a-title="Türk Birliği: Dış politikada yanlışlar"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Bilim ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler, haberleşme ve iletişimin etkin ve çabuk kullanılmasını sağladığı gibi devletlerin ve bireylerin bilgiye daha çabuk ulaşmasını da sağlamıştır. Artık herkes birbirinin yatak odasını bile gözler ve hatta dinler hale gelmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazımın konusu her ne kadar Türk Birliği olsa da dış politika sadece Türk devlet ve toplulukları ile olan ilişkilerden ibaret değildir. Dış politika, devletler arasında karşılıklı çıkar ilişkilerine (mütekabiliyet/karşılıklılık) dayalı bir temas ve mücadele alanıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir devletin dış politikada güçlü olması, her şeyden önce dış politikayı gerçekçi doğrular ve tarihi tecrübeler üzerinden yönetmesi ile mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk dış politikasının dününü ve bugününü, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) kurucu genel sekreteri, emekli büyükelçi Halil Akıncı ile bazı komutanlarımızın medyada yer alan yazılarından hareketle aktarmaya çalışacağım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sayın Naim Babüroğlu, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Son yirmi yılın trajedisi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında (04/07/2024, Yeniçağ); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Siyaset, toplumun refah ve mutluluğunu sağlayacak şekilde sorunlara akılcı çözümler getirmek amacıyla yapılır. Dış politikayı, ‘Ulusal Çıkarlar’ belirler. Ulusal çıkarların iki önemli ayağı, devletin devamlılığı (BEKA) ve toplumun refahıdır. Yani, dış politikada atılacak adım, devletin devamlılığına ve toplumun refahına olumlu katkı sağlamalıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda, dış politika iç politikanın devamı şeklinde uygulandı. Toplumda heyecan yaratmak, insanları etki altında bırakmak amacıyla hamaset söylemleri öne çıktı. Oysa beş bin yıllık yazılı tarih; hamasetin, duygusallığın, ihtirasın asla bir strateji olamayacağını felaket örnekleriyle ortaya koyar…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Son 15-20 yılda, dış politikada yapılmaması gereken stratejik hataların hepsini yapmış olmanın yıkıcı sonuçlarını yaşıyor Türkiye.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">2011’den 2015’e kadar Suriye’yi parçalayan ABD ile iş birliği yaptık. Oysa Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün sigortasıdır. Esad’ı devirmek için muhalifleri destekliyoruz, maaşlarını ödüyoruz, eğitip donatıyoruz. Oysa Esad’a vurdukça, Türkiye için tehdit olan PKK/PYD terör örgütü güçlendi ve devletçik oldu. Türkiye, Esad’a vurdukça, PKK/PYD terör örgütü ABD’nin hedefindeki Suriye’nin yüzde 25’ini işgal etti ve demografik yapıyı değiştirdi. Esad’a vurdukça, Türkiye sığınmacı/göçmen ülkesi oldu. Sığınmacılar istedikleri kentlerde, mahallelere yerleşti.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Oysa devletin, Cumhuriyet’in ulusal güvenliği esas alan bir göçmen politikası vardı. Sığınmacı/göçmen politikası, sosyal, kültürel, demografik yapıyı tehlikeye düşürmeyecek ve güvenlik riski oluşturmayacak şekilde düzenlenir ve uygulanır. Cumhuriyetin göç politikası göz ardı edildi. 21 Haziran 1934’te Resmî Gazete’de yayımlanan Atatürk’ün iskân politikası değiştirildi. Türkiye’yi ve toplumu koruyan yasa şöyleydi: </span></i><b><i>‘Sığınmacı/ göçmenler/ yabancılar istedikleri yere yerleşemez, ayrı mahalle kuramaz, işçi ve sanatçı grubu oluşturamaz. Yabancıların bir belediyedeki nüfusu %10’u geçemez…’</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> Bu yasayı değiştirerek, sığınmacıları/ göçmenleri Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek bir konuma getirdik.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">ABD ve iş birlikçileri Suriye’yi parçalamadan önce, 2011’de devletçik gücüne ulaşan PYD terör örgütü mevcut değildi. Ve Türkiye’de sığınmacı/ göçmen sorunu hiç yoktu. Şimdi iki dev BEKA sorunu yaşayan bir ülke olduk.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> derken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sayın Armağan Kuloğlu ise, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Zararın neresinden nasıl dönüyoruz?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında (23/02/2024, Yeniçağ); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye, hakkını ve ulusal çıkarlarını koruma adına, kendi doğrularını ön plana çıkaran, ülkelerin pozisyonlarını ve ittifakları dikkate almadan ve sonuçlarını hesaplamadan girişimlerde bulunduğu için ‘değerli yalnızlık’ olarak adlandırdığı bir dış politik ortamla karşı karşıya kalmıştır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">…uluslararası hukuk çerçevesinde korumaya çalıştığımız ulusal hak ve menfaatlerimizi, haklı olmamamıza rağmen aleyhimize bir mecraya sürüklemiştir. Çeşitli sebeplerle hoşnut olmadığımız ülkelerin bir kısmıyla, mezhepsel, ideolojik, hatta duygusal nedenlerle temas kesilmiştir…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu mecraya sürüklenmemizin ana sebebinin, yönetimin gerekli araştırma ve istişareleri yapmadan, dış politikadaki hassasiyetleri gözetmeden kendi doğruları yönünde hareket etmesi, bazı kritik durumlarda gri alan anlayışı yerine, siyah-beyaz tercihlerde bulunmasıdır. Politika ve ona göre tayin edilen stratejiler baştan yanlış olduğundan, taktik başarılar sınırlı kalmış, sadece ülkenin daha fazla olumsuz etkilenmesini önlemiştir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Politikalar deneme- yanılma- düzeltme uygulamasıyla devam ederken, şimdi ‘zararın neresinden dönersek kârdır’ anlayışıyla birçoğu ideolojik ve duygusal olan bu yanlış politikalarından vazgeçilip doğrusuna dönülmektedir…”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçen yazımda Emekli Büyükelçimiz Halil Akıncı’nın </span><i><span style="font-weight: 400;">“Doğu, Batı, Kuzey, Güney, Türkiye”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısından (01/04/2024, Milli Düşünce Merkezi sitesi) bahsetmiştim. Yine aynı yazıdan başka alıntılar da yapacağım: </span><i><span style="font-weight: 400;">“…Türkiye, özellikle 2011’den sonra olayları ön görerek, önleyici tedbirler alma kabiliyetini kaybetmiştir. Bugün olayların akışına göre çare aramaktadır. Bunun değişmesi gerekir. Millî Mücadele sırasında bile sahip olduğumuz bu yetenek, yeniden kazanılmalıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">…bu durum büyük ölçüde devletin yapısı üzerinde gerçekleştirilen değişiklerle de ilgilidir. Umur-u Hariciye Nezareti’nin ihdasından beri Türk diplomatlarından beklenen, olayları önden görmek, prestiji gittikçe düşen bir devlete dayanmak yerine o devletin prestijini kişisel vasıfları ile yükseltmeleri olmuştur.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">…Türkiye’yi idare edenler 2007’den bu yana tedricen devlet aklını, devlet birikimini kullanmaktan vazgeçmiştir. Bunun sonuçları ortadadır. Yabancıya hatta bazen yerli vatandaşa dahi ikamet iznini vermekte titiz davrandığımız Hatay’da, bugün yabancı nüfusun yerleşimine izin verilmiştir.  Hâlbuki muhacir (!) diye kabul ettiğimiz milyonlarca Suriyelinin BAAS rejimi tarafından Arap milliyetçisi olarak yetiştirildiğini, bu nedenle toprak bütünlüğümüze ve istikrarımıza karşı büyük bir tehlike teşkil ettiğini görmemek hangi akla hizmettir?</span></i></p>
<h2><b>Gerçekçi bir öncelikler sıralaması</b></h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye Cumhuriyeti dünyadaki gelişmelerden kendini soyutlayamayacağı bir coğrafi konumdadır. Bu konumundan dolayı, zayıfladığı zaman kendini tecrit ederek toparlanma imkânına hiçbir zaman sahip olamamıştır. Bunun yanı sıra mirası hâlâ paylaşılamayan bir imparatorluğun da varisidir. Bu özelliklerin ortaya çıkardığı karmaşa kendisini sürekli meşgul etmektedir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu kadroların siyasileştirilmesi ve üzerlerinde siyasi baskı kurulması bu devlet geleneğinin sürdürülmesine engel teşkil eder. Ve yanlış kararlar alınmasına yol açabilir. Fakat en önemlisi de yönetim, dış politikayı iç politikanın bir aracı olarak kullanmamalıdır. Bu şekilde davranmak tehlikeli sonuçlar doğurabilir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">(Dipnot: 2015 yılında sınırımızı aşan bir Rus uçağını düşürmemiz, Ruslarla aramızdaki birçok olaydan birisidir. Bu tip olaylar genellikle kapalı kapılar ardında iki ülkenin görevlileri tarafından çözülürdü. Rusların da uçak düştükten yarım gün sonraya kadar açıklama yapmamaları böyle bir beklentinin işaretidir. Ancak iç politik kaygılarla önce cumhurbaşkanlığından ‘Rus uçağı düşürdük’ açıklaması geldi. Hemen arkasından Genelkurmay Başkanlığı ‘Milliyeti belli olmayan uçak’ diye düzelterek açıkladı. Her zaman yapılan ve olması gereken de buydu. Dünya kamuoyunu duyduğu bu açıklamalar Rusya’nın tepkisini sertliğe yöneltti. Başbakandan da ‘talimatı ben verdim’ sözleri duyulmuştu.)</span></i></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-weight: 400;">Haftaya devam…</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligi-dis-politikada-yanlislar/">Türk Birliği: Dış politikada yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-birligi-dis-politikada-yanlislar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Birliği:Türkiye’nin yeri</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-birligiturkiyenin-yeri/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-birligiturkiyenin-yeri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Jun 2024 12:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47574&#038;preview=true&#038;preview_id=47574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülkenin, milletin kendisini tarihinden soyutlaması mümkün değildir. Büyük devrimler sonucu ne kadar araya mesafe konulmaya çalışılırsa çalışılsın tarih millî kimliği de davranışları da etkiler. Sadece ‘şimdinin’ değil geleceğin de biçimlendirilmesinde rol oynar.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligiturkiyenin-yeri/">Türk Birliği:Türkiye’nin yeri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligiturkiyenin-yeri%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3AT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20yeri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligiturkiyenin-yeri%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3AT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20yeri" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligiturkiyenin-yeri%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3AT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20yeri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligiturkiyenin-yeri%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3AT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20yeri" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligiturkiyenin-yeri%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3AT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20yeri" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-birligiturkiyenin-yeri/" data-a2a-title="Türk Birliği:Türkiye’nin yeri"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Bilindiği üzere; 3 Ekim 2009’daki </span><i><span style="font-weight: 400;">“Devlet Başkanları Zirvesi”</span></i><span style="font-weight: 400;">nde </span><i><span style="font-weight: 400;">“Nahcivan Anlaşması”</span></i><span style="font-weight: 400;"> imzalanarak </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Birliği Konseyi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> kurulmuştu. 16 Eylül 2010’da İstanbul’da yapılan zirvede ise </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Keneşi/Konseyi”</span></i><span style="font-weight: 400;">nin kuruluşu ilan edilmişti (</span><span style="font-weight: 400;">Türk Keneşi’nin adı, 12 Kasım 2021’de İstanbul’da yapılan 8.Zirvede </span><b><i>“Türk Devletler Teşkilatı”</i></b><span style="font-weight: 400;"> olarak değiştirildi).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk keneşinin ilk genel sekreteri, tecrübeli diplomatımız Emekli Büyükelçi Halil Akıncı’nın </span><span style="font-weight: 400;">Milli Düşünce Merkezi sitesindeki 01/04/2024 tarihli </span><b><i>“</i></b><b><i>Doğu, Batı, Kuzey, Güney, Türkiye”</i></b><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısını daha önce okumuştum. Çok önemli tespitler gördüğüm bu yazıdan bazı alıntılar yaparak gelecekle ilgili görüşlerini aktarmaya çalışacağım.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Bir ülkenin, milletin kendisini tarihinden soyutlaması mümkün değildir. Büyük devrimler sonucu ne kadar araya mesafe konulmaya çalışılırsa çalışılsın tarih millî kimliği de davranışları da etkiler. Sadece ‘şimdinin’ değil geleceğin de biçimlendirilmesinde rol oynar.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Atatürk Türkiyesi’nin iki büyük savaş arasında izlediği dengeli politika ve devlet haysiyetinin korunmasına öncelik veren siyaset, hem uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak kabul edilmesinin, hem de egemenliğini pekiştiren Boğazlar, Sancak gibi konularda, sadece diplomasi yolunu kullanarak kazanımlar elde etmesinin yolunu açmıştır.</span></i></p>
<p><b><i>Bahar havası çabuk değişir</i></b></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Millî Mücadele sırası ve sonrasında iyi ve yararlı ilişkiler kurduğumuz Rusya, İkinci Dünya Savaşı sonunda -bu sefer Sovyetler Birliği kisvesi altında- karşımıza gene, güvenliğimiz tehdit eden başat ülke olarak çıkmıştır. Rusya ile ilişkiler konusunda kötü tecrübe sahibi olan Türkiye, çareyi Batı ittifakında bulmuştur…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu tutumda Sovyetlere karşı duyduğumuz korku/endişenin yanı sıra, Batı Dünyasının içinde sayılmak kaygısı önemli rol oynamıştır. Ziya Gökalp ve Atatürk’ün ‘millî kimliği koruyarak batılılaşma’ anlayışı yerini taklitçi ve teslimiyetçi bir yaklaşıma bırakmıştır…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bütün bu yakınlığa rağmen Rusya’nın, toprak ve diğer komşu ülkeler üzerinde nüfuz kazancı ile büyük devlet niteliğini özleştiren siyasetinde bir değişiklik olduğuna dair bir belirti de henüz yoktur. Aksine son olaylar bu anlayışın devam ettiğine işaret etmektedir. Dolayısı ile NATO üyeliğimiz, aramızdaki iyi ilişkilere ve iş birliğine rağmen hâlâ Türkiye-Rusya ilişkilerinin bir unsuru olmaya devam etmektedir.</span></i></p>
<h2><b><i>Sadakat tek taraflı olursa</i></b></h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">İttifakların iki yönü olduğu söylenir. Bunlar, üyelerini dışa karşı korumak, ama aynı ölçüde onları denetim altında tutmak amacını taşır. Özellikle değişik güçteki devletleri bir araya getiren ittifaklarda denetim ilkesi önceliğe sahip olabilir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Amerika’nın bizimle olan ilişkilerinde tercih ettiği dengeyi en iyi ‘loyal ally’ (sadık müttefik) kavramı yansıtır. Türkiye kendisinin, ayrı millî çıkarları olduğunu hatırlayarak bu dengeyi hesaba almama eğilimine girdiğinde ABD şiddetli tepki göstermiştir. Bunun sonucunda Türk diline ‘ambargo yemek’ tabiri yerleşmiştir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yıllardır AB üyeliğinin peşinde koşması anlaşılır bir husustur. 1856’nın aksine, Türkiye’nin her üyesinin eşit oya /veto yetkisine sahip olduğu bir Avrupa’ya katılması hem Avrupa hem ülkemiz için yararlı olacaktır. Avrupa’nın bakışı ise zaman zaman eylemde değişiklik göstermesine rağmen olumlu değildir. İzledikleri politika temelde Türkiye’nin belâ(!) çıkarma kapasitesini denetim altında tutmak ama karar verme sürecine karışmasını önlemek, yan yana yaşamak fakat onu eşit ortak olarak kabul etmemek esasına dayanmaktadır. Bu, 19.yüzyıl küstahlığından şüphesiz farklıdır. Ancak özellikle 1856’dan sonra aydınlarımız için bir tutku hâline gelen her yönüyle Avrupalı olma çabamız -ki Ahmet Cevdet Paşa’mız bunları </span></i><span style="font-weight: 400;">alafranga çelebiler</span><i><span style="font-weight: 400;"> olarak adlandırmıştır- bizim için bir zaaf teşkil etmiştir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Avrupalı görünmeyi ya da Avrupalı sayılmayı çağdaşlıkla eş anlamlı kabul etmemiz, -Osmanlı’nın yıkılışına kadar- zaman zaman aleyhimize kullanılmıştır. ‘Şu azınlığa şunu verir, şu kanunu değiştirir, gümrük resmini arttırmaz, kapitülasyonlara da ses çıkarmazsan seni Avrupalı sayarız’ yaklaşımı, 1856’dan sonra âdet hâline gelmişti. Bir bakıma ileride bir tarihçi o devreyi ‘Yabancı konsolosların Türkiye’deki altın devri’ diye nitelendirirse bu durumu yansıtan bir başlık olacaktır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bugün benzeri zaaflarımızın hâlen devam ettiğine dair göstergeler mevcuttur. Ancak bu sefer zaaflarımız </span></i><span style="font-weight: 400;">alafranga çelebilerden</span><i><span style="font-weight: 400;"> değil yönetimden kaynaklanmaktadır. 21.yüzyılda dışişlerinde bu zaafların giderilmesinde başat rol oynayan Dışişleri Teşkilatı, artık kendisinden yararlanılan bir araç olmaktan çıkarılmıştır. Bu yüzden dış politikada, tecrübe ve tartışma süzgecinden geçirilmeyen kararlar alınabilmekte; bu da istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir.</span></i></p>
<h2><b><i>Tarih olayların ilişkisini kurar</i></b></h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">20.yüzyıla girdiğimizde ekonomik bakımdan Avrupa’nın hegemonyası altındaydık. Ayrıca askerî ve siyasi açıdan zayıf olduğumuzdan, Doğu Anadolu’nun Sevr’den altı sene önce taksimine dahi rıza göstermeye mecbur bırakılmıştık. Eğer 1914 savaşı çıkmasaydı, Doğu Anadolu’nun idaresi iki yabancı müfettişe ıslahat adı altında ‘emanet’ edilecekti. Bu emanetin sonunda kime verileceği de belli idi. Bunun da Ermenilerin Doğu Anadolu’dan diğer vilayetlerimize </span></i><span style="font-weight: 400;">Sevk ve İskânı ile</span><i><span style="font-weight: 400;"> (tehcir) ile yakın ilişkisi vardır. (Sevk ve İskân Suriye Vilayetine yapılmıştır.)</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Kısacası hem Amerika hem de Avrupa ile hiyerarşik olmayan bir ilişki onların amacı dışındadır ve kabul edecekleri bir ilke değildir. Ayrıca Avrupa ile kökü yüzyıllara dayanan dinimizden ve Türk oluşumuzdan kaynaklanan bir doku uyuşmazlığımız vardır. Bunun son örneği bizim her açıdan daha hazır olduğumuz hâlde Romanya’nın ve Bulgaristan’ın sorunsuz AB’ye kabulü, bizim karşımıza ise durmadan engel çıkarılmasıdır. Öte yandan aday ilan edilen Gürcistan’ın yakın zamanda AB üyesi yapılacağı da kesin gibidir. Bunu Ermenistan’ın üyeliğinin izlemesi şaşırtıcı olmayacaktır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu gelişmeler aramızdaki doku uyuşmazlığının aşılabilir bir engel olmadığını göstermektedir. Batı’nın ortak çıkar görmediği konularda karşımıza dost veya müttefik olarak değil düşman rakip olarak çıktığı ve çıkacağı aklımızda tutulmalıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu durumu bilelim ve onun idrakiyle hareket edelim. NATO hukuken eşit haklara yani veto yetkisine sahip olduğumuz tek örgüttür. Bu örgütten çıkmak elimizdeki birçok avantajdan vazgeçmek demektir. NATO’nun yönetiminin ABD’de olduğu aşikâr olmakla birlikte Türkiye isabetli bir biçimde NATO ve ABD arasında şeklen de olsa bir ayrım uygulamış, Türkiye’deki yabancı üsler NATO üslerine dönüştürülmüştür. Konjonktür uygun hâle gelene kadar NATO’yla ilişkilerimizi bu gerçekler ışığında yürütmek en sağlıklısıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Avrupa ile olan bağlantılarımızın bir alternatifi yoktur. Samimi olmasalar da özellikle ekonomik açıdan bağlantılı olduğumuz, ‘müttefik ve dostlarımızla(!)’ daha dengeli ilişkiler ihdasına çalışmak ilk hedefimiz olmalıdır. Mevcut aşamada Şanghay İş Birliği Örgütü gibi ittifaklara üye olmak fantezi olarak bile akla gelmemelidir. Türkiye’nin ekonomik durumu ve uluslararası konjonktür Türkiye’nin mevcut aşamada saf değiştirmesine mâni olmaktadır.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haftaya devam…</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligiturkiyenin-yeri/">Türk Birliği:Türkiye’nin yeri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-birligiturkiyenin-yeri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Birliği: Türkiye’nin önemi</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-birligi-turkiyenin-onemi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-birligi-turkiyenin-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47336&#038;preview=true&#038;preview_id=47336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tabii ki Türk Birliği’nin ve Türk devletlerinin büyümesinde, gelişmesinde ve kalkınmasında Türkiye önemli bir ülke olacaktır. “Türk Devletleri Teşkilatı” içindeki Türkiye, zamanla cazibe merkezi haline gelecektir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligi-turkiyenin-onemi/">Türk Birliği: Türkiye’nin önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-turkiyenin-onemi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C3%B6nemi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-turkiyenin-onemi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C3%B6nemi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-turkiyenin-onemi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C3%B6nemi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-turkiyenin-onemi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C3%B6nemi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligi-turkiyenin-onemi%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C3%B6nemi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-birligi-turkiyenin-onemi/" data-a2a-title="Türk Birliği: Türkiye’nin önemi"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkçüler Turancıdır”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında (16/02/2020, Yeniçağ); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Turan bir cennet olmalıdır. Turan’da yaşayan hiçbir insan yoksul olmamalıdır. Turan’ın, yoksulu kalmamış varlıklı Türkleri en iyi ve güzel hayat şartlarında yaşamalıdırlar. Turan’ın ormanları, yaylaları, dağlarının karlı yamaçları, dereleri, gölleri, mavi denizlerinin kumsalları cennetten köşeler olmalıdır. Türkler, bu cennet köşelerinde yüksek kültür ve sanat ürünleriyle yaşamalı, eğlenmeli, hep birlikte şarkılarını, türkülerini söylemelidirler.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet ama bunların gerçekleşebilmesi için öncelikle Türkiye’nin sorunlarını aşmış; her yönden güçlenmiş, gelişmiş ve kalkınmış bir ülke olması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Harp tarihi ve strateji uzmanı Doç.Dr. Mustafa Şahin; </span><i><span style="font-weight: 400;">“…güçlü bir ülke şu unsurlardan oluşur: Siyasi güç, askeri güç, ekonomik güç, demografik güç, coğrafi güç, bilimsel ve teknolojik güç, psiko-sosyal ve kültürel güç. Yani anlayacağız güçlü bir Türkiye için bu yedi alanda da güçlü olmamız gerekmektedir.</span></i><span style="font-weight: 400;"> (Yavuz Selim Demirağ, 08/04/2022, Yeniçağ)” demektedir. Peki, böyle miyiz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof.Dr. Esfender Korkmaz (24/09/2023, Yeniçağ) ise; </span><i><span style="font-weight: 400;">“2003-2023 arası geçen 21 yılda Türkiye her alanda ve sürekli kan kaybetti.</span></i></p>
<p><b><i>1.Otokrasi tırmandı.</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> Dünya standartlarına göre; demokrasi anketi ve analizi yapan tüm kurum ve kuruluşlar ve Avrupa Birliği Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığını söylüyor.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Söz gelimi, Freedom House/Dünya Özgürlükler Evi’nin her yıl yayınladığı siyasi haklar ve sivil özgürlükler endeksinde; Türkiye 1972 yılından 2016 yılına kadar ‘kısmen özgür’ statüde iken; 2017 yılından itibaren ‘özgür olmayan ülke’ statüsüne geriledi. 2023 raporuna göre; Dünyada son on yılda demokraside en fazla gerileyen ülkelerin başında eksi 33 puanla Libya geliyor. Dördüncü sırada eksi 29 puanla Türkiye geliyor.</span></i></p>
<p><b><i>2.Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığında geri düştük.</i></b></p>
<p><b><i>3.Yolsuzluk endekslerinde</i></b><i><span style="font-weight: 400;">, Türkiye’de yolsuzluğun arttığı belirtiliyor. Söz gelimi Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2022 Yolsuzluk Algı Endeksinde de Türkiye, 36 puanla endekste yer alan 180 ülke arasında 101.sırada yer aldı.</span></i></p>
<p><b><i>4.Halkı tedirgin eden</i></b> <b><i>sığınmacı sorunu</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> bugüne kadar tarihte bir başka bir ülkede yaşanmadı… 10 milyon sığınmacı, akla zarar iştir. 21 yıl önce sığınmacı sorunu yoktu. Bugün ise bu sorun toplumu tehdit eden bir sosyal sorun haline geldi.</span></i></p>
<p><b><i>5.Ekonomiye gelince;</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> Büyüme düştü, enflasyon arttı. Dış borç temerrüt riski arttı. Cari açık arttı ve gelir dağılımı bozuldu. TL krizi ekonomik krize dönüştü.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Gini katsayısının büyümesi; gelir ve servet dağılımında eşitsizliğin arttığını gösterir.</span></i></p>
<p><b><i>6.</i></b><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin Dünya GSYH’sından aldığı pay arttı ve fakat kalkınma yarışında aynı kulvardaki gelişmekte olan ülkelerin gerisinde kaldı.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<h2><b>Eksiklerimiz/ zaaflarımız</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkler </span><i><span style="font-weight: 400;">“asker ve teşkilatçı bir millet”</span></i><span style="font-weight: 400;"> olarak bilinir. Doğru bir tanım olmakla birlikte kurum ve kuruluşların devamlılığı (sürekliliği) konusunda o kadar başarılı değiliz. Ne yazık ki, bu durum en kötü, en zayıf tarafımızdır. Bazan kendi beceriksizliğimizden, bazan da dış güçlerin ve/veya içerdeki yerli işbirlikçilerinin istek ve kışkırtmalarıyla çok çabuk birbirimize düşüyoruz. Kurduğumuz devletlerin ve müesseselerin yıkılmasına, dağılmasına, yok olmasına sebep oluyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa ve diğer mevzuat üzerinde de çok oynuyoruz. Yeni gelişmelere göre tabii ki değişiklikler yapılır; ancak parti çıkarı veya kadrolaşma amaçlı değişiklikler doğru değildir. Kurumların adını değiştirmek, eklemeler yapmak, mevzuatına yaldızlı metinler yazmak, kuruluşları büyütmez de geliştirmez de… Sadece devlet aklının ve hafızasının yok olmasına sebep olur. Önemli olan kurumların ehliyetli, liyakatli, tecrübeli kişilerce yönetilmesi ve sürekliliğinin sağlanmasıdır.</span></p>
<h2><b>Türkiye’nin önemi</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki Türk Birliği’nin ve Türk devletlerinin büyümesinde, gelişmesinde ve kalkınmasında Türkiye önemli bir ülke olacaktır. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Devletleri Teşkilatı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> içindeki Türkiye, zamanla cazibe merkezi haline gelecektir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak, Türkiye’nin öncelikle yurt içinde kendi birlik ve bütünlüğünü sağlaması gerekmektedir. Bu sebeple etnik kimlikleri dillendiren söylemlerden ve ayrıştırıcı dilden kurtulup bütünleşmeye yönelik çalışılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Millî kimliği (Türk kimliğini) ve millî benliği pekiştirmek için programlar hazırlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Millî karakterimiz olan bağımsızlığa zarar getirilmemelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk halklarının bilinçlenmesi ve birbirleri ile kaynaşması, öncelikle kendi içimizde bilinçlenmemizle mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizin, diğer Türk ülkelerine göre tecrübe ve birikimi daha fazladır. Diğer ülkeler ise maden ve enerji kaynakları açısından zengindir. Bu imkân ve potansiyelin, karşılıklı olarak paylaşılması sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye olarak büyüklük taslamak veya ağabeylik yapmak gibi bir davranış içine girilmemelidir. Hiçbir devlet diğerini küçük ve hor görmemelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yurt dışı temsilciliklerinde çalışan kişilere çok görev düşmektedir. Oralarda bulundukları süreçte yapacakları her türlü çalışmayı sıcak, samimi ve iyi niyet ilişkileri çerçevesinde yapmalıdırlar. Türkiye Cumhuriyeti kurumları birbiriyle uyum içinde olacak ki, diğer devletlerle ilişkilerde ve iş birliğinde hedeflere ulaşılabilinsin.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılacak faaliyetler ile Türk devletlerinin vatandaşları ve kurumları arasında birlikte hareket etme ve ortak düşünme şuuru oluşturulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Resmî ve sivil kuruluşların aralarında yapacakları iş birliklerinde ve toplantılarda; Türk ve Türklükle ilgili konular konuşulmalı, Türk’ün dünya görüşü, gelenek ve görenekleri, destanları, hikâyeleri, somut ve somut olmayan değerleri anlatılmalı, tarihî mekânlar gezdirilmeli, moral ve motivasyon sağlanmalı ve psikolojik olarak bireyler hazırlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın dört bir yanına dağılmış milyonlarca Türk’ün akıllarındaki muğlak görüş ve düşünceler giderilmelidir. Benzerliğimiz ve aynılığımız öne çıkarılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce Türklerin genel çıkarları, sonra devletlerin çıkarları ve daha sonra da bireylerin çıkarları gözetilecek şekilde eğitim verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demokrasi, bağımsızlık, insan hakları, adalet önünde eşitlik gibi temel ilke ve değerler, her ülke vatandaşına özenle anlatılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genelde şöyle bir anlayış görülmektedir: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türklerin bir araya gelmesi ve birleşmesi; ancak dışarıdan bir saldırıya veya doğal afete, felakete, musibete bağlıdır.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Bu psikolojik anlayış kırılmalı ve özgüven sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin kendi aralarında veya her ülkenin kendi içerisinde herhangi bir çatışmaya meydan verilmemeli, böyle ortam yaratmak isteyenler de engellenmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazımı, Ercilasun hocanın </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk birliği için çalışmak”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısıyla (28/06/2020, Yeniçağ) bağlamak istiyorum: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk birliği için çalışmanın pek çok yolu vardır. Efsane, destan, tarih, dil ve edebiyattaki ortaklıkları göstermek için ilmî çalışmalar yapmak bu yollardan biridir. Aynı amaçla sanat çalışmaları yapmak da bir yoldur. Tek tek insanlarla konuşarak onlarda birlik bilincini oluşturmaya çalışmak da bir yoldur. Yazılar yazmak, yazılı ve görüntülü iletişim araçlarında faaliyette bulunmak, bu amaca yönelik sivil toplum kuruluşları meydana getirmek ve onlar içinde yer almak… Bu amaçla yapılacak her türlü faaliyet, Türk birliği için çalışmak demektir.”</span></i></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligi-turkiyenin-onemi/">Türk Birliği: Türkiye’nin önemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-birligi-turkiyenin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Birliği: Sorumluluğumuz</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkmbirligi-sorumlulugumuz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkmbirligi-sorumlulugumuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar yeniçerioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47194&#038;preview=true&#038;preview_id=47194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer kişi “Ben Türk’üm” diyorsa, görev ve sorumluluğunu da bilmek zorundadır. Uzaktan seyretmekle olmaz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkmbirligi-sorumlulugumuz/">Türk Birliği: Sorumluluğumuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkmbirligi-sorumlulugumuz%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Sorumlulu%C4%9Fumuz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkmbirligi-sorumlulugumuz%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Sorumlulu%C4%9Fumuz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkmbirligi-sorumlulugumuz%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Sorumlulu%C4%9Fumuz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkmbirligi-sorumlulugumuz%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Sorumlulu%C4%9Fumuz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkmbirligi-sorumlulugumuz%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3A%20Sorumlulu%C4%9Fumuz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkmbirligi-sorumlulugumuz/" data-a2a-title="Türk Birliği: Sorumluluğumuz"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Geçen hafta toplumların milletleşme sürecine ilişkin konuya biraz girmiştim. Şimdi de Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun’un, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Milliyetçilik düşmanlarının anlayamadığı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısından (23/09/2012, Milli Düşünce Merkezi sitesi) bazı bölümler aktaracağım: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ortak bir tarih yaşayan ve bu tarih içinde bazı ortak unsurları paylaşan topluluklar ortak bir kimlik kazanırlar. Ortak kimliğe sahip olan bu topluluklara millet veya yeni Türkçe ile ulus denir. Ortak kimliğe sahip millet fertleri arasında da ister istemez bir duygu ve kader birliği meydana gelir. Aynı duyguları ve kaderi paylaşan insanların birbirlerine sevgi bağı ile bağlanmaları, bunun sonucu olarak da ferdî arzular dışında bağlı oldukları milletle ilgili birtakım arzular taşımaları da son derece tabii bir psikolojik ve sosyolojik vakıa olarak karşımıza çıkar. Milliyetçilik düşmanlarının anlamadığı birinci nokta işte bu tabii vakıadır&#8230;</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Milliyetçilik düşmanlarının anlayamadığı ikinci nokta, toplumların farklı zamanlarda ve farklı biçimlerde geliştiği gerçeğidir. Başka bir ifade ile toplumlar aynı zamanlarda aynı şablonlar içinde gelişmez. …bunun en tipik örneği, Batı toplumları ile Asya toplumları arasındaki farklılıktır. Avrupa’da milliyetçiliğin doğuşu Fransız İhtilali’ne bağlanır… Amerikan millet ve milliyetçiliği de 1776’daki bağımsızlık hareketiyle çıkmıştır. Ancak bütün bunlar Batı toplumları için geçerlidir. Asya’da mesela Arap milleti ve milliyetçiliği Emeviler’den beri mevcuttur… Fars milliyetçiliğinin ana kaynağı Şehname, binli yılların başında yazılmıştır. Çinliler, miladın ilk yüzyıllarındaki yazılı tarihlerinde hep, komşulara karşı Çin üstünlüğünün ve hâkimiyetinin nasıl muhafaza edileceği üzerinde dururlar. Türklerin ilk yazılı eseri olan 8.yüzyıldaki Köktürk anıtları da âdeta modern bir milliyetçilik beyannamesidir.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">…Anadolu ve Balkanlar’da yayılmış Osmanlı Türk Devleti ise daha 16.asrın başında Anadolu-Balkan Türk Birliği’ni tamamlamış bulunuyordu. Yani doğusu, güneydoğusu ve batısıyla Anadolu’da en az 500 yıldır devam eden ortak bir devlet ve tarih birliği vardır. Bu birlik içinde hâkim soy ve dil Türk idi&#8230;</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Küreselci akımlar dolayısıyla milliyetçiliğin bittiğini zannedenler büyük bir aldanış içindedir… Bir takım ham hayaller uğruna milliyetçilik düşmanlığı yapanlar, tarihi ve bugünkü dünyayı iyi okumalıdırlar.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ercilasun hoca, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Tarihe bütüncü bakış”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında da (12/12/2021, Yeniçağ); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Milletler, tarihin çocuklarıdır. Tarih içinde bir araya gelirler, yoğrulurlar, aynı dille hâlleşirler, acı tatlı ortak hatıralar içinde olgunlaşırlar, yaşama kabiliyeti olanlar bugüne ulaşırlar.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkler de büyük ve derin bir tarihin çocuklarıdır. 7-8.000 yıl önce bugünkü Türkmenistan topraklarında yaşarken 3.500 yıl önce kuzeye, oradan doğuya doğru yayılmışlar; Orhun vadisinde ve Ordos kıvrımında at koşturup otağlarını kurmuşlar; 3.000 yıl kadar önce Hazar’ın kuzeyinden geçerek Karadeniz’in kuzey bozkırlarından İrtiş’e uzanan, Kafkasları aşıp Anadolu’ya sarkan Sakalar olmuşlar; 2.500 yıl önce Sarı Irmak’ın kuzeyinde, 1.600 yıl önce Macaristan ovalarında Hun diye görünmüşler; 1.500 yıl önce Orhun kıyılarından Türk adıyla ortaya çıkmışlar…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Doğu, Batı ve Güney Türkistan’da uzun bir tarih yaşamışlar. Derken, ikinci bin yılın şafağında önce Horasan’a, oradan Dicle-Fırat arasına, Azerbaycan’a ve oradan da Anadolu’ya, Balkanlara akmışlar.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<h2><b>Türkçülerin sorumluluğu</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir süredir Türk kimliği üzerinde durmaya çalıştım. Tabii ki, Türk Birliği’nin en baş savunucusu ve propagandacısı; Türk Milliyetçileri, Türkçüler, Turancılardır. Eğer kişi </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ben Türk’üm”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyorsa, görev ve sorumluluğunu da bilmek zorundadır. Uzaktan seyretmekle olmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok defalar, kaynaklara dayanarak belirttim: Tarihin en eski (kadim) milletiyiz. Bazı şom ağızlıların veya cahillerin, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Milleti diye bir millet yoktur”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demesiyle gerçek ortadan kalkmaz. Böyle söyleyenler ya Türk değiller ya da başkalarının uşaklığını yapıyorlardır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sayın Ercilasun, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Yine Turan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında (10/09/2017, Yeniçağ); </span><i><span style="font-weight: 400;">“Turan, tabiatın kaçınılmaz gereği olan birleşme ve büyüme isteğinin bilinçli bir dilek, bir ülkü hâline gelmesidir. Tek tek her Türk’ün şuur altında olan birleşme, birleşerek büyüme dileği; siyasi, askerî, fikrî önderler tarafından şuur üstüne çıkarılır, somutlaştırılır ve zamanın şartlarına uygun programlara bağlanır. İşte bu, Turan’dır.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hoca, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkçüler Turancıdır”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında (16/02/2020, Yeniçağ) da; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkçüler, Türk deyince sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını düşünmez. Dünyanın neresinde olursa olsun Türk soyundan olan veya Türk dilinin kollarından biriyle konuşan bütün insanları Türk olarak düşünürler. Bu düşünüş tarzı, Türkçüleri ister istemez Turancı yapar.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkçüler, kendileriyle aynı soydan olan, kendileriyle aynı dili konuşan bütün Türklerin iyiliğini isterler. Dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir Türk’ün zarar görmesini, sıkıntı çekmesini istemezler. Tutsak olan, vatanlarından uzakta bulunan, işkence ve zulüm altında ıstırap çeken Türkler için üzülürler. Türkçüler, tutsak Türklerin bağımsız ve müreffeh olmasını isterler. Bu, Turancılığın birinci basamağıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bütün Türklerin birlik olması da Türkçülerin istekleri arasındadır. Birlikten kuvvet doğduğuna inanırlar. Dünyanın, başta komşu ülkeler olmak üzere diğer ülkelerin ve Türk devletlerinin şartlarını dikkate alarak nasıl bir birliğe doğru gideceklerini düşünürler… Şartlara göre hangi yolun daha güvenli, daha sağlam ve daha fazla sonuç alıcı olduğunu hesap ederler; adımlarını ona göre atarlar. Son hedef, bütün Türklerin aynı siyasi çatı altında toplanmasıdır. Bu da Turancılığın ikinci basamağıdır.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Turan kurulunca iş bitmez. Siyasi birliğin yani Turan’ın sürekliliğini sağlamak da gerekir. Bunun için bütün Türklerin her bakımdan güçlü olmaları şarttır. Önce manevi güç. Her Türk, Turan denilen mutlu geleceğe ve bunun sürekli olacağına inanmalıdır. Bu inancı ruhlarında hissetmeli ve bu imanla çalışıp yükselmelidirler. Atatürk&#8217;ün ‘Türk, öğün, çalış, güven!’ sözünün anlamı budur. Türkler yaratılışları ve tarihleriyle övünecekler, kendilerine güvenecekler ve bu güvenle çalışacaklardır. Manevi güç, işte bu azim ve inançtır…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Turan’ın üçüncü basamağına Türk’ün kızıl elması da diyebiliriz. Bütün insanların sevinç ve mutluluk içinde yaşayacağı bir cennet.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Değişmeyi olumluya yönlendirmek bizim elimizdedir. Gelişmek için de inanmak ve hayal etmek şarttır.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine hocanın, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Dünyası ve Türkiye”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısından (10/08/2014, Yeniçağ) alıntıyla yazımı bitireyim: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türk Dünyası’nın bugün sıkıntıda olan parçaları özel ilgi bekliyor.</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">Türk Dünyası ile ilgilenmek elbette önce Türkiye’ye düşer. Yüzyıllardan beri bağımsız yaşayan Türkiye Türklerinin kan kardeşlerine karşı tarihten, kültürden, geleneklerden, destan ve efsanelerden gelen bir yükümlülükleri vardır. Kan kardeşlerimizin bu konuda bilinçlendirilmesi görevi de öncelikle Türkiye Türklerine düşer. Tabii ki bu da Türkiye’yi yönetenlerin Türklüğü; dili, tarihi ve kültürüyle bilmeleri ve benimsemeleriyle olur. Yani Türkiye’deki insanlar ve özellikle yönetim kademelerinde bulunan insanlar “ben Türküm, Türk oğlu Türküm” diyerek Türklüklerini hissedecekler ve bu hissi nabızlarında duyacaklar.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haftaya devam…</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkmbirligi-sorumlulugumuz/">Türk Birliği: Sorumluluğumuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkmbirligi-sorumlulugumuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
