Yükleniyor...
İnsanın, bugünü anlamak için dünü bilmeye ihtiyacı vardır. Bu da tarihle ilgili doğru ve gerçek bilgileri öğrenmekle mümkündür. Özellikle diplomatlar başta olmak üzere devlet kademelerinde görev yapanların tarihimizi çok iyi bilmeleri gerekir. Tarih bilinci olan yöneticiler uluslararası ilişkilerde daha başarılı olur. Sonuç alıcı stratejiler uygular, krizleri daha kolay yönetirler. Ülkemiz adına daha faydalı faaliyetler yürütme becerisi gösterirler.
Esas olan tarihimizin okullarda öğretilmesidir. Tarih uyduruk dizilerden öğrenilemez. Tarihî dizi ve filmler belki tarihe merak ve ilgi uyandırabilir. Biz de çocukken Malkoçoğlu, Karaoğlan, Tarkan gibi filmleri seyrederek büyüdük. Fakat tarihimizi bilmeden dizi ve filmlerdeki eksikleri ve yanlışları görmek de mümkün değildir.
Kadim tarihimizden süzülüp gelen destanlarımız, masallarımız, kahramanlarımız, yaşanmış hikâye ve romanlarımız dolu. Devletimiz katkı sağlamalı, eğitim amaçlı daha kaliteli diziler, filmler, çizgi filmleri yaptırmalıdır. “Türk Tarihi” erken yaşta çocuklarımıza çok iyi öğretilmelidir. Yabancıların tarihleri ise üst sınıflarda -onlara özendirici ve/veya heveslendirici değil- sadece bilgi mahiyetinde verilmelidir. Türk milletine mensubiyet ve Türk devletine aidiyet ancak böyle sağlanır ve tarih şuuru böyle verilebilir.
“Ortak Türk Tarihi”nin okullarda ders olarak okutulması bir süredir gündemde ama birçok kişinin haberi bile yok. Benim ilgi alanıma girdiğinden takip ediyor ve biliyorum.
Medyada okuduğum “Ortak Türk Tarihi Dersi” başlıklı bir haber, “Uluslararası Türk Akademisi ve Türk Keneşi iş birliğinde, Türk dünyasında ortak tarih bilinci oluşturmak amacıyla hazırlanan ‘Ortak Türk Tarihi’ ders kitabının taslağı tamamlandı.” şeklindeydi.
Türk Keneşi (TDT) sitesindeki 18/09/2015 tarihli haberde ise; “Geçtiğimiz hafta Astana’da düzenlenen Türk Keneşi 5.Zirvesi sırasında Devlet Başkanları, 15.yüzyıla kadar olan dönemi kapsayan ‘Ortak Türk Tarihi Ders Kitabı’ programının tamamlanmasını övgüyle karşılamışlardır. Zirve evvelinde gerçekleştirilen Türk Keneşi Eğitim Bakanları Toplantısında, Üye Ülkelerin dillerinde hâlihazırda mevcut basılı olan Ortak Türk Tarihi Ders Kitabı programı onaylanmıştır.
Devlet Başkanları Zirve’de ayrıca Türk Akademisi’ne ve Üye Ülkelerin ilgili kurumlarına, kitap üzerinde son incelemeleri yapmaları ve müfredatlarında yer vermek üzere gereken adımları atmaları yönünde talimat vermişlerdir. Bunun yanı sıra, tarih kitabının 15 ila 21.yüzyılı kapsayan dönemi içine alacak şekilde genişletilerek, benzer ortak coğrafya ve edebiyat ders kitaplarının hazırlıklarının hızlandırılması gerektiğini belirtmişlerdir.
Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerdeki ilköğretim 8.sınıf öğrencileri için hazırlanan ve 7 bölümden oluşan 15.yüzyıla kadarki dönemi anlatan ders kitabının taslağına ilişkin nihai uzmanlar toplantısı, 27 Eylül’de Kazakistan’ın başkenti Astana’da… üye devletler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin eğitim bakanlıklarından temsilcilerin ve tarihçilerin katılımıyla gerçekleşti. Akademi Başkanı Darhan KIDIRALİ’nin başkanlığındaki toplantıda, ‘Ortak Türk Tarihi’ ders kitabının taslağı değerlendirilerek, gerekli düzeltmelerin yapılmasının ardından kitabın son hali üzerinde anlaşma sağlandı.
KIDIRALİ, yaptığı konuşmada, hazırlıklarına iki yıl önce başlanan ders kitabının oluşturulmasında Türk Keneşi’ne üye ülkelerin ilgili bakanlıklarının destek verdiğini kaydetti. …kitap taslağının son hali üzerinde çalışmaların 3 gün sürdüğünü belirttiği açıklamasına, ‘Burada ortak karar aldık. Türk Keneşi ile TWESCO’nun ortak çalışması olarak kitabı Türk Keneşi’ne üye devletlerin cumhurbaşkanlıklarına ve eğitim bakanlıkları sunacağız.’ şeklinde devam etti. …Çocuklarımızın ortak tarih bilincinde büyümeleri ve tarihimizi hep birlikte okuyabilmemiz için güzel bir proje tamamlandı.” ifadelerini kullandı.
Ortak Türk Tarihi Kitabında şu bölümlerin yer aldığı belirtilmektedir: 1-Dünya tarihi çerçevesinde Türk Dünyası, 2-Hun İmparatorluğu ve onu müteakip Türk hanedanları, 3-Türk Kağanlıkları, 4-İlk Türk-İslam devletleri: Karahanlılar ve İdil-Bulgar Devleti, 5-Orta Çağ Türk Devletleri, 6-Türk-Moğol imparatorlukları, 7-Timurlular devleti, 8-Güney ve Ön Asya’daki Türk hanedanları, 9-Osmanlı İmparatorluğu, 10-Türk Dünyasının manevi ve kültürel ortak mirasları.
Bu ifadelerden “Ortak Türk Tarihi” ders kitaplarının basılıp ilk eğitim öğretim yılından itibaren okutulması bekleniliyordu!..
Yeni Türk Cumhuriyetlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte 29-31 Ekim 1992 tarihlerinde Ankara’da “Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları Toplantısı” yapılmıştır. Toplantıda Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan NAZARBAYEV tarafından “ortak tarihimiz ve kültürümüz” konularında çalışmalar yapılması dile getirilmiş, Eğitim Bakanlarının Bişkek’te yaptıkları toplantıda da bu görevi TİKA’nın yapması istenmiştir. TİKA çalışmaları yürütmek üzere Prof.Dr. Mehmet SARAY’ı görevlendirmiş; iki yıla yakın Türk Cumhuriyetlerinden gelen bilim insanları ile “Ortak Türk Tarihi, Ortak Türk Edebiyatı, Ortak Türk Sözlüğü ve Ortak Türk Alfabesi” üzerinde ayrı ayrı çalışmalar yapılmış ve çalışma raporları TİKA’ya teslim edilmiştir. Ancak daha sonra bir gelişme olmamıştır.
Tâ ki 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da “Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Toplantısı” yapılması ve burada benzer kararların alınmasına kadar… 2012 yılında Bişkek’te gerçekleştirilen Türk Konseyi Zirvesi’nde “Ortak Türk Tarihi” dersi için karar alınmış ve onaylanmıştır. Proje 2013 Gebele ve 2014 Bodrum zirvelerinde de desteklenmiştir. Kitabın hazırlanması görevini tarihçi Prof.Dr. Darhan HIDIRALİ (KIDIRALİ) üstlenmiştir. Türk Keneşi Eğitim Bakanlarının Bakü’de yapılan 3.Toplantısında, özellikle ortak tarih, coğrafya ve Türk edebiyatı ders programları gözden geçirilmiş ve “Ortak Türk Tarihi” kitabının programı onaylanmıştır. 1500’lü yıllara kadar gelen ortak tarihimizin önce seçmeli, sonra zorunlu okutulması şeklinde ilke kararı alınmıştır. (29/06/2014 Yeniçağ)
Daha önce bu çalışmaları yapan Prof.Dr. Mehmet SARAY’ın “Türk Dünyasında Birlik Böyle Sağlanamaz” başlıklı yazısını (06/07/2019, Yeniçağ) okuyunca çalışmaların arka planını ve sıkıntıları öğrenme imkânım oldu. Hatta bilgilenmek için hocanın “Ortak Türk Tarihi Metinleri (Boğaziçi Yayınları, Aralık 2018)” kitabını aldım.
12/07/2025’de kaybettiğimiz SARAY yazısında: “…Türk Dili Konuşan Devletler Topluluğu ‘Türk Keneşi’ kurulmuştur. Fakat ‘Türk Keneşi’ eksik kurulmuştu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye teşkilatın üyeleri idi. Ama Özbekistan ve Türkmenistan teşkilatta yoktu. …Türkmenistan ve Özbekistan olmadan Türk dünyasında birlik oluşturacak bir teşkilat kurulamazdı. Türkmen ve Özbek kardeşlerimiz olmadan Ortak Tarih ve Ortak Edebiyat ders kitapları bastırılamaz, okutulamaz.
Bu defa ‘Ortak Türk Tarihi’ ders programının ve kitabının hazırlanması görevi Türk Akademisi Başkanı Darkhan HIDIRALİ’ye verildi. Görüşmeme rağmen kendisine doktora yaptırdığım Darkhan Bey, bazı arkadaşlarıyla ortak tarih kitabının metinlerini yazmış ve ders kitabı olarak basılmasını istemiş…
…yazılan metinde Türk halklarının, yani Kazakların, Kırgızların ve Azerilerin bir Türk toplumu olarak nasıl ortaya çıktıklarından bahsedilmiyor. Halbuki, kardeş Türk Cumhuriyetlerinin tarihçilerinin yazdıkları metinlere ve bendenizin Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan kitaplarına lütfedip bir bakılsa gerçeği göreceklerdi. Bu eksikliklerle dolu bir ‘Ortak Türk Tarihi’ ders kitabı yazılamaz ve bütün Türk dünyasına hitap edilemez. Böyle eksik bir ders kitabı ile Türk dünyasında birlik ve beraberlik nasıl sağlanır? Bu hatalı yoldan dönün, Türkmen ve Özbek kardeşlerimizi de dahil ederek yeni bir kitap hazırlayın. Fakat öncelikle dil birliğini sağlamalıyız. Türk birliği ne kadar gerçekçi ve sağlam temeller üzerine oturtulursa, kardeş cumhuriyetlerin geleceği de her alanda o kadar emniyetli olur.” demektedir.
Yazıyı okuyunca Hocanın e-postasına -kendimizi de tanıtan- uzun bir ileti gönderdim. İletinin sonunu “Ortak Türk Tarihi ve diğer çalışmaları yakından takip eden birisiyim. Bu çalışmaları sevinçle karşıladığım için çeşitli platformlarda da dile getirdim. Çalışmaların içinde bulunmanız nedeniyle, sizin bu yazınızdan sıkıntılar olduğu anlaşılıyor. Benzer tavır ve ilgisizlikleri çeşitli mercilerde bizler de yaşadık; bu sebeple yazınızda belirttiğiniz problemleri ve sitemleri çok iyi anlıyorum.
Bu konuda devleti ve ülkeyi yönetenler de dahil tüm kişi, kurum ve kuruluş yöneticilerinin samimi ve dürüst olmaları gerekiyor. Bana göre bu dava, tüm davaların üstündedir. O sebeple, kendi inanç, ideal ve çıkarlarımız yerine, bu büyük ‘Türk Dünyası’ ülküsüne inanan veya inandığını sananların, öncelikle bir irade ortaya koymaları, bu tür çalışmalara destek olmaları gerekiyor.” diye bitirdim.
Hocanın yazısından sonra bu konuyu ben de araştırmaya başladım…