Yükleniyor...
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) devlet başkanları, 12 Kasım 2021 tarihindeki 8. zirvede “Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi”ni kabul etmişlerdi. Konumuzla ilgili vizyon metninde şu ifadeler geçmektedir: “-Türk Devletleri Teşkilatı’nın ortak çıkar konularında Üye Devletler arasında düzenli diyalog, istişareler ve işbirliğinin temel çok taraflı platformu olarak rolünün güçlendirilmesi;
-Üye Devletler halklarını birbirine yaklaştırmada ve başkalarıyla etkileşimde bulunma konusunda ortak Türk kimliğinin kültürel zenginlik kaynağı olarak teşvik edilmesi,
-Türk Dünyası’nda birlik, beraberlik ve dayanışma bilincine sahip bir nesil yetiştirmek amacıyla gençlik hareketliliği, değişimi ve eğitimi konularında ortak projelerle gençlik işbirliğini, kapsamlı bölge içi işbirliğinin vazgeçilmez bir unsuru haline getirilmesi,
–Gençliği radikalleşme ve şiddet içeren aşırıcılık tehdidinden korumak için ortak çabaların yoğunlaştırılması…”
İş birliği için TDT sitesinde yer alan bilgilere göre 29 faaliyet alanı tespit edilmiştir. Bu alanlar: 1.Siyasi işbirliği, 2.Ekonomik işbirliği, 3.Gümrük işbirliği, 4.Ulaştırma işbirliği, 5.Turizm işbirliği, 6.Eğitim işbirliği, 7.Enformasyon ve Medya işbirliği, 8.Gençlik ve Spor işbirliği, 9.Diaspora işbirliği, 10.Bilişim ve İletişim Teknolojileri alanında işbirliği (BİT), 11.Enerji işbirliği, 12.Sağlık işbirliği, 13.Göç alanında işbirliği, 14.Tarım alanında işbirliği, 15.Yargı ve Yasama alanında işbirliği, 16.İnsani Konular ve Kalkınma alanında işbirliği, 17.Müslüman Dini Kurumlar arasında işbirliği, 18.Uzay alanında işbirliği, 19.İnsan Kaynakları alanında işbirliği, 20.Uluslararası Kuruluşlarla işbirliği, 21.Aile ve Sosyal Politika konularında işbirliği, 23.Acil Durum ve Afet Yönetiminden sorumlu makamlar arasında işbirliği, 24.Konsolosluk işlerinde işbirliği, 25.Resmi Araştırma Merkezleri arasında işbirliği, 26.Çevre ve Ekoloji Bakanları arasında işbirliği, 27.Haritacılık Kurumları arasında işbirliği, 28.Tapu ve Kadastrodan sorumlu kurumlar arasında işbirliği, 29.Kültürel İlişkiler alanında işbirliği.
Peki, Türk halkları arasındaki bu iş birliğini kimler sağlayacaktır? Öncelikle TDT bünyesinde oluşturulan kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Daha sonra da sivil toplum kuruluşlarına(STK)…
Bu resmî kuruluşlar TDT sitesinde yazılı olup faaliyetlerini bu çatı altında yürütmektedirler. Bunlar Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği TTSO, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı, Türk Yatırım Fonu (TYF).
T.C’ye bağlı resmî kuruluşlar ise Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus Emre Vakfı ve Enstitüleri, Türkiye Maarif Vakfı.
“Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi”nde “Sivil Toplum Kuruluşları ile İşbirliği” başlıklı maddelerde de şunlar belirtilmektedir: “-Üye Devletler arasındaki diyalogu güçlendirmek maksadıyla sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) ağ kurması ve ortak çalışması için ortam sağlama ve kendi ülkelerinin sosyoekonomik ve siyasi kalkınmalarına aktif katılımlarını sağlama,
Ortak değerleri geliştirmek, diyalogu ve anlayışı teşvik etmek ve bölgedeki halklararası iletişimi artırmak için, sivil toplumları Türk Devletleri Teşkilatı ve TÜRKPA, TÜRKSOY, Türk Akademisi ve Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi diğer Türk İşbirliği Kuruluşları’nın faaliyetlerine dahil etme,
Ayrıca “Uluslararası Kuruluşlarla İşbirliği” başlıklı maddede şunlar ifade edilmektedir:
“Ortak yarar için proje bazlı ve sektörel ortaklıklar geliştirme ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın güvenilir bir uluslararası aktör olarak görünürlüğünü ve tesirini artırmak amacıyla uluslararası ve bölgesel kuruluşların yanı sıra üçüncü ülkelerle işbirliğini geliştirme,
BM ve organları, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) ile kurumsal ilişkileri güçlendirmek ve Avrupa Birliği (AB), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve Visegrad Grubu dahil, ilgili bölgesel kuruluşlar ile yeni ortaklık ilişkileri kurma,
2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ni uygulamak ve Üye Devletlerde ve dünya genelinde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için BM uzman kuruluşlarıyla ve diğer ilgili paydaşlarla ortak projeleri hayata geçirme,
Üye Devletlerin ortak çıkarlarını, diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde korumak için yakın koordinasyon ve ortak faaliyette bulunma, …”
Maalesef! Herşey yazıya döküldüğü gib olmuyor. Devletler arası ilişkilerde resmî konumdaki kuruluşların temas sağlamaları bazen güç olabiliyor, uluslararası diplomasi bu durumu hoş karşılamayabiliyor ya da gerekli etki ve çaba gösterilemiyor. O zaman iş STK’lere düşecektir ancak STK’lerin maddî gücü buna yetmeyebilir. Bu durumda her Türk devleti kendi STK’lerine açıktan ve/veya gizliden katkı sağlayarak bu ilişkileri götürmeli, sürdürmelidir.
Eğer resmî kuruluşlar dışında sivil kuruluşlarla iş birlikleri sürdürülecekse görev verilecek kuruluşlar iyi araştırılmalıdır. Öncelikle bu STK’lerin “Büyük Türklük davası”na inanıp inanmadıkları önemlidir. Bu kuruluşların ve yöneticilerinin geçmişteki faaliyetleri bilinmelidir. Dış Türkler konusunda samimi olup olmadıkları, farklı niyet taşıyıp taşımadıkları, farklı yerlere hizmet edip etmedikleri öğrenilmelidir. Türk dünyası ülküsüne gönülden bağlı olmalıdırlar. Böyle bir inancı yoksa başka bir maksadı var demektir. Oralarda siyasal islâmcılık değil Türkiye adına görev yaptıkları bilinciyle hareket etmelidirler. Geçmişte bir tecrübe yaşandı, tekrar yanlışa düşülmemelidir.
Bu süreçte STK’ler arasında da -her zorluğa rağmen- iş birlikleri oluşmaktadır.
Dr.Reşat DOĞRU “Türk Dünyası ve Gerçekler” başlıklı kitabında şunları belirtmektedir: “Önce Türk dünyasındaki devletler arasında geniş kapsamlı ortak diplomasi alanları oluşturulmalıdır. (s.42)
Komünizm sevdasına kapılan Rus ve Çin hayranları, siyasal İslâm’ı dinin bir emri gibi anlayanlar, İran’cılar, AB’nin katı destekçileri, Turan fikrinin düşmanları olarak karşımıza çıkmaktadırlar. …Çin devleti her zaman Türklerin tarihi ve ezeli düşmanı olmuştur. (s.44-45)
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bölgede meydana gelen boşluktan ABD, Rusya ve Çin faydalanma peşindedir. Bunlara AB ve İran’ı da ekleyebiliriz… (s.59)
…Türkiye, gerek Türk cumhuriyetlerine gerekse dünya üzerinde yaşayan Türk devletlerine gerekli her türlü yardım, teknolojik destek, strateji ve politikalarını uygulamaya koymalıdır. (s.61)
Yazarın bazı önerleri de şunlardır: “25.KKTC’in, dünyada ve diğer Türk cumhuriyetlerinde tanınması yönünde faaliyetlerin artırılması gerekmektedir.
26.Kader ortaklığı ve kardeşlik şuurunu, tüm Türk dünyasına kabul ettirmek gereklidir.
29.Türk coğrafyasında sosyal ve kültürel manada hizmet eden sivil toplum kuruluşları desteklenmelidir. Dünyadaki STK’ların çalışmaları yakından takip edilmelidir.
30.Türk dünyasında, akil insanların yöneteceği büyük kurultaylar yapılması için çalışmalar yapılmalıdır… (s.66)
40.TİKA, Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Başkanlıkları daha fazla aktif olmalıdır. Kuruluş amacına yönelik çalışmalar yapmalıdır.
42.Dünyada 3 Ekim Türk günü olarak kutlanıyor. Bugünde Türk dünyasında çok yönlü etkinlikler yapılmalıdır. TÜRKSOY, her bölgede çok aktif hale getirilmelidir.
44.Çok yönlü Türk dünyası açılımı yapılmalıdır. Türk dünyasındaki insanların buluşması için yeni programlar oluşturulmalıdır.
45.Yapılan bütün projelerde aynılıklar, benzerlikler ve farklılıklar doğru tespit edilmeli ve günlük stratejiler yerine kısa, orta ve uzun vadeli planlar oluşturulmalıdır. Her çalışmada bütün ülkeler eşit şekilde temsil edilmeli, Türklük ortak paydası her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. (s.68)
Hem devletlerimizin hem halklarımızın hem de insanlarımızın, emperyal devletlerin bölgesel planlarını hayata geçirmede rol alan kuruluşların tuzağına düşmemesi için dikkatli olunmalıdır.