Günümüzde çiftçi ve köylü kavramlarını birbirinden büyük ölçüde bağımsızlaştırmıştır.
Bu yazı, Ergin Kahveci’nin www.haberiniz.com.tr adresinde
yayımlanan “Tarımsal Burjuvazi II” başlıklı yazısının
MİSAK editöryası tarafından özetlenmiş hâlidir.
Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi günümüz konjonktüründe gelinen nokta, çiftçi ve köylü kavramlarını birbirinden büyük ölçüde bağımsızlaştırmıştır. Bu kabulle yola çıkıldığında, yeni bir kavram tanımlamasına ihtiyaç duyuyoruz: Kırsal mekân – kırsal alan – kırsal yapı. Bununla birlikte bu kavramları tamamlayan kurumsalların yeniden içeriklendirilmesi ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Bu ihtiyaçları karşılayacak özgün tarihi birikimimiz olmadığı gibi fiziki mekân birikimimiz de yeterli ve donanımlı değil.
Ya kendilerini “yerleri işgal edilmiş insanlar” olarak tanımlarlarsa ne olacak?
Bu zamana kadar bilinen kırsal mekânları köy, mezra, yayla ve fiziksel yapılarından ibaretti. Şimdi ise bunlara modernitenin bir sorunu olarak ortaya çıkan, kentten köye göç furyasının zenginlerinin inşa ettirdiği villa, saray, yazlık gibi yapılar da eklendi. Dolayısıyla “zenginleşen köy” algısının tarım ekonomisindeki üretime herhangi bir katkısı yoktur. Sonuç itibariyle bu gerçekliğin, “önce çiftçi, sonra işletmeci, sonra tarımsal sanayici, sonra ihracatçı, sonra uluslararası rekabetçi olma” yolundaki çiftçinin, kendini gerçekleştirmesi umuduna herhangi bir katkısı olmayacağını söylemek mümkündür. Aksine bu yapıların birbirinin zıddı olma görüntüsü, bir çelişkiye yol açarak ve sosyal çatışma doğurma ihtimali olarak karşımıza çıkıyor.
Bir tarafta “yerleri işgal edilmiş insanlar”, diğer tarafta kentten gelen şehir burjuvazisi olarak cepheleşen bu tip bir sosyal çatışmanın, tarımın geleceğine olumlu bir etki edeceği düşünülemez. Kaldı ki ekonomik sermaye grubuna dâhil insanların kırsal tercihlerinin ana kaynağının, ekolojik refah ya da şehir stresinden kaçış gibi sebepler olduğu düşünüldüğünde tarım gelişimiyle ilgili öngörümüz, endişe verici boyutlara ulaşabiliyor.
O halde sorulacak soru şu olsa gerek: Bu çatışma da dâhil olmak üzere, kırsalı kim koruyacak?
Tarım üretiminin sürekliliğine, hangi yapı, doğrudan veya kendi çıkarları ya da birikimleri açısından sahip çıkacak?
Neden bugüne kadar kendi kendine sahip çıkamadı?
Peki, gelecekte çıkabilir mi?
İşte bence bu soruların yanıtları da kaynağı da “tarımsal burjuvazide” saklı.
Kaynak: Yazının orijinalini okumak için tıklayınız.
Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku
Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku
Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku
Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku
Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku