<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>laiklik arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/laiklik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/laiklik/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 14:28:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur</title>
		<link>https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaatler]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[dinin siyasallaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kırılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[laikçilik]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[PKK-Dem çizgisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ-sol]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı adına konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[tarafgirlik]]></category>
		<category><![CDATA[üstenci tavır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir merkezden üflenen mesajlar anında bütün memlekete yayılıyor ve koro halinde aynı şeyler anlamadan söyleniyor. Düşünmeye zaten yer yok. Soru sorulmuyor. “Acaba öyle mi?” diyene küfreder gibi bakılıyor. Benim bitmeyen hipnoz dediğim bu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/">Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&#038;title=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/" data-a2a-title="Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Katı bir tarafgirliği söyleyen tavırların kıskacındayız. Oluşan algı kesin ve keskin: <em>Bizden olmayan kötüdür</em>. Karşılaşmalarla anlarsınız ki <em>düşman </em>görüldüğü durumlar da az değildir.</p>
<p>Bu hal, Türkiye için yeni değildir. Yeni olan derecesidir. 12 Eylül’den sonra dövüşen taraflar yumuşamış ve birbirine yaklaşmıştı. <strong>Özal</strong>’ın dört eğilimin partisi olma düşüncesiyle yola çıkması bundan dolayı mümkün olabilmişti. Bir ölçüde başarılı olduğu da söylenebilir. Şimdiki kaskatı ortama rağmen her partide her tip adamın bulunması o zamanın alışkanlığıyla bugüne kadar geldi.</p>
<p>Türkiye, <strong>Erdoğan</strong>’a kadar şu veya bu ölçüde herkesin birbiriyle az çok konuşabildiği bir ülkeydi. Yine kompartımanlar vardı. Çekilmiş kalın duvarlar, en azından o eğilimlerden bazı kesimler arasında aşılabiliyordu. Şimdi kapatılmak istenen bu kapıdır dense yanlış anlamadır denemez.</p>
<h2>İHMAL ETTİĞİMİZ ANLAMA DENEMELERİ</h2>
<p>“<em>İyi de buraya nasıl geldik?”</em> sorusunun hepimiz muhatabıyız. Suçlama kolaydır. Bizim derdimiz anlamak.</p>
<p>Dine dayalı devletler çağının imparatorluğu Osmanlı Türkiyesinde dinden gidenlerin devlette merkeze hâkim olmaları mümkün değildi. Bunu ısrarla hatırlatıyorum. Eğitim öğretimde ve dolayısıyle bürokraside her zaman ağırlıkları vardı. İhtilallerde başı çekerlerdi.  Devlet zayıfladıkça siyaseten de güçlendiler. Cumhuriyet’le merdiven altında kapalılık örtüsüyle başka bir sertliğe büründüler.</p>
<p>Sürece bakarsak, son yetmiş yılın Türkiyesinde en keskin olanlar solcularımızdı. 1964’ten itibaren “<em>ortanın solu</em>”nu takip eden, solun şemsiyesi CHP’de rejimin sahibi görünmenin rahatlığı yer yer tavizsiz ve kırıcı oldu. Hizipler, bölünmeler ve renk farkları durumu değiştirmedi. <strong>Ecevit</strong> gibi geniş düşünen, hemen herkese yakın durabilen bir figürün liderliğine rağmen ana kitle kendini sorgulamadı. Dönüştürmek istedikleri milletin yapısını anlamayı seç(e)medi.</p>
<p>CHP, <em>üstenci davranış</em> yanlışıyla yenildi. Yenilgisini anlamadı. Bu sefer yeni bir yanlışın içine düştü. Kuruluş ilkelerinden uzaklaştı. Şimdi de PKK-Dem çizgisine yakın görünüyor.</p>
<h2>GEÇMİŞ KENDİ ŞARTLARINDA ANLAŞILIR</h2>
<p>Cumhuriyet’in kuruluşu da keskindi diyenler doğru söylüyorlar. Unutulmasın, yakılmış yıkılmış bir memleket, harap bitap düşmüş bir topluluk halindeydik. Sağ kalan bir avuç yetişmiş insanla yeniden kuruluş kolay değildir. Yokluklar, yoksulluklar, hastalıklar ortasında mucize kabîlinden işler görüldü.</p>
<p>Yaşadıklarımıza soğukkanlılıkla bakalım. Özellikle 1960’tan sonra muhalefetteki CHP’den bir kesimin ve ordunun, bu iki öbeğin üstten bakışı Türkiye’nin enerjisini çalmakla kalmadı, kendisinden beter antisini de hazırladı. Etki tepkiyi güçlendirdi. Cemaatler, oy gücüyle sağ partilerden destek aldı. Gizli açık güçlendiler. Tavır açıktı: Osmanlı yenileşmesinin devamı Cumhuriyet değerlerinin karşısındaydılar.</p>
<p>Burada dikkat edilmeyen bir büyük iş var: Türk devletlerinde belki bin yılda olmayan oldu. Şimdi dinden yürüyen fanatiklere kadar her renkten olanlar devletin başında, merkezdeler.</p>
<p>12 Eylül’ün ezdiği sağ ve sol gruplarda da değişmeler oldu. Sol her zaman kaynar. Milliyetçiler bocalamadaydı ve küskündü. Önemli bir bölümü dînî renge katılarak içlerinde saklanan devlete-orduya mesafe koyma fikrini onlar üzerinden tatmin etmeye başladılar ve onlardan oldular. Kırılmalar peş peşe geldi.</p>
<h2>HİPNOZUN HİPNOZU</h2>
<p><em>Erdoğan rejimi</em>, fay hatlarını derinleştirdi. Her zaman kutuplaşmaya oynadı. Yumuşamayı berhava etti.</p>
<p>Geldiğimiz yer dehşettir. Birileri <em>“Biz Müslümanız”</em> diyor. İyi de öteki ne? Bir diğeri “<em>CHP’ye oy verilmez</em>” diyor. Bakıyorsunuz öfkesi duvarlar örmüş.  “<em>Niye?”</em> desen söyleyecek üç cümlesi yok. Müthiş bir ağ kurulmuş görünüyor. Bildiğimiz medya ağlarının ulaşamayacağı etkililikte bir ağ.</p>
<p>Bir merkezden üflenen mesajlar anında bütün memlekete yayılıyor ve koro halinde aynı şeyler anlamadan söyleniyor. Düşünmeye zaten yer yok. Soru sorulmuyor. “<em>Acaba öyle mi?”</em> diyene küfreder gibi bakılıyor. Benim bitmeyen hipnoz dediğim bu.</p>
<h2>FİKİRLER DEĞİL İNANÇLAR KONUŞUYOR</h2>
<p>Ekranlara bakın, gazeteci kılıklı adamlar bile “<em>inanıyorum”</em> diyerek söze başlıyor ve bitiriyorlar. Kardeşim, bu inanç meselesi değil, düşünme meselesi diyen de yok. İnançları kolay tartışamazsınız. Adam birine inanıyor. Onun dediği ve yaptığı her şeyi de inanç meselesi sayıyor veya sanıyor. Gel de karşı çık! Tanrı buyruğu gibi.</p>
<p><em>Tanrı buyruğu</em> senin benim anlamama bağlı diyen yok. Din alanı çok bilen, çok kültürlü olanların elinde değil. Artık siyasetin elinde. Yetişmiş uzmanlar da Diyanet’e, siyasete, temsil alanına yaklaştırılmıyor.  Papağan gibi yüzünden Kur’an oku yeter. İstedikleri gibi anlıyor ve size de <em>din budur</em> diye dayatıyorlar.</p>
<p>Hâsılı, bir uçtan bir uca geçe geçe gidiyoruz. Güzel ülkemde din soslu keskinlik laikçi keskinliği dövüyor. Döver, çünkü din girdiği yerde üste çıkar. Laiklik nasıl laikçilikten başka bir şeyse, din de bu yeni keskinlerin dediğinden başka bir şey.</p>
<p>Siyasette, camide, Meclis’te, meydanda, tekkede, evde, sokakta Tanrı adına konuşanlar ensemizde boza pişirmeye devam ediyorlar. Bakalım Allah Allahlığını kimseye bırakmaz diyenleri ne zaman duyacağız?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/">Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal&#8217;in askerleri ve Türk kadını</title>
		<link>https://millidusunce.com/mustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selçuk Erenerol]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2024 17:36:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[teğmenler]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllarca askerî vesayeti bitirme adı altında açık toplum hedefleriyle birlikte sivilleştirilen ve tasfiye edildiği zannedilen Türk Ordusu nerede durduğunu kınından çıkarak gösterdi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini/">Mustafa Kemal&#8217;in askerleri ve Türk kadını</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini%2F&amp;linkname=Mustafa%20Kemal%E2%80%99in%20askerleri%20ve%20T%C3%BCrk%20kad%C4%B1n%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini%2F&amp;linkname=Mustafa%20Kemal%E2%80%99in%20askerleri%20ve%20T%C3%BCrk%20kad%C4%B1n%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini%2F&amp;linkname=Mustafa%20Kemal%E2%80%99in%20askerleri%20ve%20T%C3%BCrk%20kad%C4%B1n%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini%2F&amp;linkname=Mustafa%20Kemal%E2%80%99in%20askerleri%20ve%20T%C3%BCrk%20kad%C4%B1n%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini%2F&#038;title=Mustafa%20Kemal%E2%80%99in%20askerleri%20ve%20T%C3%BCrk%20kad%C4%B1n%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini/" data-a2a-title="Mustafa Kemal’in askerleri ve Türk kadını"></a></p><p style="text-align: right;">“Yer yarılsa ayrılsa</p>
<p style="text-align: right;">Gök kapansa açmasa</p>
<p style="text-align: right;">Güneş hiç ısıtmasa</p>
<p style="text-align: right;">Ya da</p>
<p style="text-align: right;">Kızgın oklarıyla kavursa</p>
<p style="text-align: right;">Yürürüm düşman üstüne</p>
<p style="text-align: right;">Mustafa Kemal&#8217;in askeriyim ben!”</p>
<p style="text-align: right;">Ali Rıza Selmanpakoğlu, 1986, Çorum</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dostumuza güven, düşmanımıza korku veren, kulaklarda çınladığında insanın içini titreten “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” sloganı subaylarımızın mezuniyetinde coşkuyla haykırıldı. Dünya tarihinde bir ilk olarak, üç kuvvetimizin de birincileri Türk kadınları oldu ve çektikleri kılıçlarla ettirdikleri yemin hepimizin tüylerini diken diken etti.</p>
<p><em>“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın</em>” diyen Atatürk’ümüzün kahraman Türk kadınları bütün gericilere, etnikçilere, bölücülere ve kürsüde ettikleri yemini unutan siyasetçilerimize gereken cevabı en güzel şekilde vermiş oldu.</p>
<p>Toplumdan dışlanmaya inat, Türk kadını yeniden aslî yerini ispatladı; maskeler düştü ve hamaset siyaseti kursaklarında kaldı.</p>
<p>Dinciler ve etnik bölücüler hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetleri’ni sevemedi. Askere duydukları nefreti zor bela bir maskenin altına gizlediler. Yıllarca askerî vesayeti bitirme adı altında açık toplum hedefleriyle birlikte sivilleştirilen ve tasfiye edildiği zannedilen Türk Ordusu nerede durduğunu kınından çıkarak gösterdi. Her Türk’ün asker doğduğu ve her askerin de Mustafa Kemal’in askeri olduğu yurdun dört bir yanında yankılandı.</p>
<p>Oyunları ne olursa olsun, ne denli çabalasalar da Türk’ün damarında akan kanı ve genin gerektiğinde ortaya çıkmasını durduramıyorlar. Türk’e töresini ve inancını unutturmaya çalışanlar bir bir kınından çıkan kılıçlara yeniliyorlar.</p>
<p>Türk, ne zaferlerini ne de kahramanlarını unutuyor!</p>
<p>Yazmaya çalıştıkları uyduruk bir tarih senaryosu her seferinde gişede patlıyor. Tarih sahnesinden silmeye çalıştıkları Türkler bir ölüp bin diriliyor. Ne onlar pes ediyor ne de bizler. Bu binlerce yıldır böyle devam ediyor ve gerekirse binlerce yıl daha mücadele edecek güç damarlarımızdaki asil kanda mevcut.</p>
<p>Yeni mezun genç subaylarımız yemin ederken ne dedi de dinciler ve etnik bölücüler bu kadar rahatsız oldu?</p>
<p><em>“And içeriz ki laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk ulusunun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulacak.</em></p>
<p><em>Kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır.</em></p>
<p><em>Bizler Türk istikbalinin evlatlarıyız.</em></p>
<p><em>Şerefimizle doğduk, şerefimizle yaşayacağız ve şerefimizle öleceğiz.</em></p>
<p><em>Ne mutlu Türk’üm diyene!”</em></p>
<p>Tasfiye ettiklerini sandıkları Türklük ve Türklüğünü bu ulusa hatırlatan Mustafa Kemal Atatürk’ün damarlarımızda nasıl aktığını gören dinciler ve etnik bölücüler bu yeminden bir darbe senaryosu çıkardılar. Onlar Türk Ordusu’nu değil; onlara biat eden emir kullarını seviyorlar. Onlar zaferden zafere koşan Türk’ü değil; onların çıkarına hizmet edecekleri seviyorlar. Keza onlar insanı değil kula kulluk edenleri yüceltiyorlar!</p>
<p>Şeyhlerin ayak dibinde çizilmiş siyaseti, inancı çelikten dövülmüş Türk ulusuna yutturamadılar.</p>
<p>Türk’ün genine kodlanmış töresi ve inancı en olumsuz zamanlarda imdadına yetişir. Bunu kimse durduramaz. Durduramayacaklarını bildikleri hâlde, yürüttükleri tüm oyunları “ne koparsak kârdır” anlayışı üzerine kurarak Türk ulusunun ahlakî değerlerini köreltmek adına savaşıyorlar. Kazandıkları cepheler, devşirdikleri üçkağıtçılar, satın alınan kalemler, yeminini unutan siyasetçiler ve kindarlığı aşıladıkları nesiller yetiştirmiş olsalar da Türk’e karşı verdikleri savaşı kaybediyorlar.</p>
<p>“Orduda Kemalist istemiyoruz” diye haykıran algı ajanlarının temsil ettiği güruh, ekmeye çalıştıkları nifak tohumlarının altında ezilmeye devam ediyor. “Kadın mıdır? Kız mıdır? Bilemem.” sözlerinin yankılandığı ülkemizde, üç kuvvetten üç kadının birinci olarak gösterdikleri üstün gayret ile gerici gürûhun hezeyanları arasında yıldırım gibi, kasırga gibi, güneş gibi kendini gösteriyor.</p>
<p>Binlerce yıldır Anadolu beşiğinde doğmuş Türkler kıtalara töresi ile hâkim olmuşken, tarihten ders çıkaramayan düşmanlarımız gaflet içerisindedir. Mustafa Kemal Atatürk yalnızca Türk ulusuna varlığını hatırlatmamış; emperyal hayaller ile ezilen tüm toplumlara umut ışığı olmuştur. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk’e, Türk’ün töresi ve inancına açılmış savaş aynı zamanda insanlığa açılmış bir savaştır. İnsana insan olduğunu unutturarak onu beşere dönüştürmeye çabalayanlar ve buna destek veren sahtekarlar sürüsü insanlığa karşı suç işlemektedirler.</p>
<p>Aydınlığa ulaşacağımız yol töremize dönmekten; sevgiyi ve saygıyı yeniden tesis etmekten geçmektedir. Bizlere unutturulan sevgi ve saygı, toplumsal beraberlik, dürüst iman, kardeşlik ve Türklüğümüzün özü damarlarımızda akmaya devam etmektedir. Bunu hatırlatan genlerimize ihanet etmek yerine gelen sese kulak vermek zorundayız.</p>
<p>Selam olsun Türk kadınına.</p>
<p>Selam olsun Mustafa Kemal&#8217;in askerlerine.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini/">Mustafa Kemal&#8217;in askerleri ve Türk kadını</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mustafa-kemalin-askerleri-ve-turk-kadini/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dindar, seküler, laik</title>
		<link>https://millidusunce.com/dindar-sekuler-laik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dindar-sekuler-laik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[sekülerlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46747&#038;preview=true&#038;preview_id=46747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba laiklik daha bir topluma ve devlete ait; sekülerlik ise daha kişiye has diye mi algılanıyor? Ben de öyle mi anlamalıyım? Seküler ülkeler basbayağı dindar insanlarla dolu olduğu halde. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dindar-sekuler-laik/">Dindar, seküler, laik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdindar-sekuler-laik%2F&amp;linkname=Dindar%2C%20sek%C3%BCler%2C%20laik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdindar-sekuler-laik%2F&amp;linkname=Dindar%2C%20sek%C3%BCler%2C%20laik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdindar-sekuler-laik%2F&amp;linkname=Dindar%2C%20sek%C3%BCler%2C%20laik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdindar-sekuler-laik%2F&amp;linkname=Dindar%2C%20sek%C3%BCler%2C%20laik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdindar-sekuler-laik%2F&#038;title=Dindar%2C%20sek%C3%BCler%2C%20laik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dindar-sekuler-laik/" data-a2a-title="Dindar, seküler, laik"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Benim gençliğimde seküler kelimesi pek popüler değildi. Daha doğrusu ortada pek görülmezdi. Onunla ilk karşılaşmam, 1966 olmalı. Kuantum kimyası dersimde ve daha sonra atomların enerji seviyelerini ve dalga fonksiyonlarını hesaplarken başımızın belası bir “seküler determinant” vardı. Başımızın belası dememe bakmayın, onsuz o hesaplar yapılamazdı. Yalnız genellikle namuslu bir determinant değildi ve sıfıra çok yakındı. Böyle determinantlara “kötü huylu” denir (“ill conditioned”ın nevi şahsıma münhasır tercümesi).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında çok bilinmeyenli, hele benim işimdeki gibi çok çok çok bilinmeyenli denklemlerde çözmeniz gereken denklem sisteminin determinantı bu. Kuantum hesaplamalarından meteoroloji tahminlerine kadar hep o seküler determinant. Niye seküler? Bu denklemleri çözmenin bir de şeriat tariki var da bu seküler olanı mı? Hayır. Meğer gezegenlerin hareketlerinin Newton kanunlarıyla hesaplanmasında da böyle bir determinant kullanılırmış. Onun için ona dünyaların determinantı demişler; seküler- dünyalarla ilgili. </span></p>
<h2 style="text-align: left;">Vatandaş!</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Derken laiklik çıkmış. Birçok şey gibi ihtilal-i kebir ile… Kral 16. Lui, yeni vergiler koymak için meclisi toplar. Meclis, asiller, papazlar ve reayadan meydana gelir. Üçü eşit temsil edilir. Endüstri devrimi başlamış ve reaya dediğimiz, bir epey şehirli- burjuva olmuştur. İşte bu burjuva, ezilmekten, biraz da yeni vergiden illallah deyip, asil ve papazlara başkaldırıp dizginleri eline alır. İhtilalciler, “Fransız vatandaşlarının bir ve eşit tek sıfatı vardır: Vatandaşlık!” derler. İşte laik, laïcs, düz vatandaş, unvansız kişi, demektir. Asil de değil papaz da değil. Özel esvapsız, cüppesiz. İngilizce okumuşlarımız için: Bu kelime, İngilizcede “lay”, “lay man” şeklinde bugün kullanılıyor. Uzman olmayan anlamına. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Laikliğin temelinde bir sınıf karşıtlığı, ruhban sınıfı karşıtlığı var. Katolik kilisesinin hegemonyasını kırıp atmak var. İhtilal en azgın dönemlerinde papazların ellerini kesiyor. Pazar vaazlarına engel olmak için haftayı yedi günden on güne çıkarıyor, Pazar gününü iptal ediyor. </span></p>
<h2>Devletleşen kilise</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, protestan ülkeler? İhtilal-i Kebir, 18. asrın sonunda. Halbuki Protestanlık bundan iki asır önce, 16. asırda çıkmış ve yayılmıştı. Dolayısıyla Protestan ülkelerde ruhban sınıfı yoktur. Ruhban olmayınca laiklik de yoktur. İngiltere’de 8. Henry, Papa karısını boşamasına izin vermediği için millî kilisesini, Anglikanlığı kurdu. Din ve dünya işlerinin ayrılması anlayışı Protestanlarda da vardı ama onların bu kavrama laiklik demesi anlamsızdı. Fransızların laiklik dediğine onlar sekülerlik dediler. Yani dünyevilik. Bizim Azerbaycan da laikliğe “dünyevilik” diyor ki doğrudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Laikliğin ve sekülerliğin tarih içindeki macerası böyle. Beki bizdeki hikâye nedir? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortaçağ Avrupası’nde kilise, en büyük devletti. Roma yalnız kralların egemenliğinin tasdik mevkii değildi, kendi egemenliği, kendi toprakları vardı. Avrupa’nın en zengin hazinesine sahipti. Fukuyama, bu hâli, “Kilise devlet olmuştu.” diye tarif ediyor. Sonra ilave ediyor, “Türkiye’de tam tersi, devlet kilise olmuştu.” Sezaropapist denilen yapı budur. Devletin dini yönetmesi. Fukuyama’nın Türkiye dediği, tabii ki Osmanlı’dır.</span></p>
<h2>Laiklik iyi sekülerlik  kötü mü?</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa’da bu tektonik hareketler ve depremler olup biterken Türkiye’de her şey yüzyıllar boyu aynı kaldı. Sonra laiklik geldi. Fakat Osmanlı’da da devlet diyanete zaten hâkimdi. Ruhban zaten yoktu. Cumhuriyet’te de Diyanet İşleri, devletin bir kurumudur. Devletin yönetimindedir. Bizde laikliğin tarihteki ve pratikteki anlamı, devletin kararlarında dinî tasdik aranmaması ve daha da önemlisi, halifeliğin kaldırılmasıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi şu: Bizde laiklik aleyhtarlığı sadece marjinal gruplarda yaşıyor. Halkın ve aydınların laiklikle bir sıkıntısı yok. Fakat sekülerliğe cephe alınıyor. Yukarıda anlattım. Laiklikle sekülerlik ancak Avrupa’nın geçmişinde farklılaşır. Günümüzde eş anlamlıdırlar. Tarihî macerada olsa olsa laiklik, sekülerliğin eli sopalısıdır. Sopa Fransız ihtilali sırasında kiliseye karşı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat herhalde ben bir şeyi atlıyorum. Çünkü “seküler” kelimesine karşı çıkanlar arasında bilimdeki birikimine hürmet ettiğim ve samimiyetinde zerre şüphe etmediğim insanlar da var. Acaba laiklik daha bir topluma ve devlete ait; sekülerlik ise daha kişiye has diye mi algılanıyor? Ben de öyle mi anlamalıyım? Seküler ülkeler basbayağı dindar insanlarla dolu olduğu halde. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dindar-sekuler-laik/">Dindar, seküler, laik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dindar-sekuler-laik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Laiklik</title>
		<link>https://millidusunce.com/laiklik-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/laiklik-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[6 ilke]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ilkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Halkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kurucu ilkeler]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45663&#038;preview=true&#038;preview_id=45663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dinden Newton kanunlarını çıkarabilir misiniz? Kur’an ve hadisi okuyarak mesela inşaatın statik hesabının nasıl yapılacağını veya bir sonraki Ay tutulmasının ne zaman olacağını öğrenebilir misiniz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/laiklik-2/">Laiklik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flaiklik-2%2F&amp;linkname=Laiklik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flaiklik-2%2F&amp;linkname=Laiklik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flaiklik-2%2F&amp;linkname=Laiklik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flaiklik-2%2F&amp;linkname=Laiklik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flaiklik-2%2F&#038;title=Laiklik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/laiklik-2/" data-a2a-title="Laiklik"></a></p><p>1927’nin ilk dört ilkesi: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik ve Milliyetçilik.</p>
<p>İlk ikisini geçen hafta yazdım. Sıra Laiklik’te.</p>
<p>Cumhuriyeti kuranların laiklikten ilk anladıkları, din adına devlete ve siyasete müdahale edilmemesiydi herhâlde. “İslam’da ruhban yoktur” sözü tam orada, yani sözde kalıyor. Ruhbanın “Yunan ordusu halifenin ordusudur.” yazılı propaganda broşürleri Yunan uçaklarıyla Türk ahalinin üstüne atılıyordu. Olmayan ruhban, Anadolu’daki milliyetçiler için “Katli vaciptir!” fetvaları veriyordu.</p>
<p>Din adına siyaset yapılmamasına, “din ve devlet işlerinin ayrılmasına” cumhuriyetin kurucuları laiklik dedi. Bu onların anlayışıydı. İzin verirseniz ben de kendi anlayışımı anlatmak isterim. Az buçuk bilime bulaşmış biri olarak din, bilim ve laiklik üstüne birkaç söz söylemek isterim.</p>
<h2>İki kitap</h2>
<p>Kur’an’da, doğadaki “ayetler”den bahis var: Kitaptaki ayetler gibi tabiatta da akletmemiz, ibret almamız, öğrenmemiz için ayetler, işaretler vardır. Hristiyanlarda da Aziz Pavlus, Aziz Augustin’den Galieo Galilei’ye kadar aynı temayı görüyoruz: “Bize iki kitap gönderildi.” diyorlar. “Biri kutsal kitap, diğeri tabiat.”</p>
<p>Semavi dinler iki kitapta anlaştığına göre şimdi soru şu: Biz hangi kitaba göre amel edeceğiz?</p>
<p>Cevap: İkisine göre de…</p>
<p>Biri “güzel ahlakı tamamlamak için” inmiş. Diğeri faydalanmamız ve korumamız için önümüze serilmiş.</p>
<p>İnsanoğlu doğayı anlamaya çalışırken büyük keşifler yaptı. Bunlardan en önemlilerinden biri, Newton kanunlarıdır! Sarkacın salınımından gök cisimlerinin hareketine her şeyi açıklıyordu bu kanunlar. Mesela Ay ve Güneş tutulmalar olmadan ne zaman olacaklarını, saatine kadar hesaplayabiliyordu.</p>
<h2>Dinden Newton, Newton&#8217;dan din</h2>
<p>Şimdi tekrar bir soru: Newton kanunlarından güzel ahlak çıkar mı? Daha genel sorayım: Newton kanunlarından insana ait değerleri çıkarabilir misiniz? Cevap “Hayır.”</p>
<p>Üçüncü soru da şu olsun: Dinden Newton kanunlarını çıkarabilir misiniz? Kur’an ve hadisi okuyarak mesela inşaatın statik hesabının nasıl yapılacağını veya bir sonraki Ay tutulmasının ne zaman olacağını öğrenebilir misiniz? Cevap yine hayırdır.</p>
<p>Laiklik budur ve benim kafamda mesele bu kadar basittir.</p>
<p>Bu anlayışla belki daha zor başka problemler çözelim:</p>
<p>Fiyat artışları almış başını gidiyor. Durdurmak için kime danışırsınız? Diyanet İşleri Başkanı’na mı ekonomistlere mi?</p>
<p>Tabiîdir ki ekonomistlere. Ama gerçekten ekonomist denilecek insanlara. Ekonomi diploması yetmez, doktorası, o da yetmez; bu alanda övünülecek bir uygulama geçmişi, kariyeri olanlara.</p>
<p>Önünüze bir rüşvet fırsatı çıktı. Rüşvet yiyecek misiniz?</p>
<p>Bir makama, bir tayin yapma yetkiniz var. “Bizimkilerden” birini mi yoksa oraya layık olanı, o işi layıkıyla yapacak olanı, liyakat sahibini mi tayin edersiniz?</p>
<p>Bu son iki soruyu kime sorarsınız? Fizikçilere, mühendislere veya ekonomistlere mi danışırsınız, vicdanınıza mı? Bu konu ahlakınızla ilgilidir. Ahlakınıza danışırsınız. Yetmezse kitaba, din adamına… Onlar da size kul hakkını anlatır.</p>
<h2>Ahlâk, din ve fıtrat</h2>
<p>“Güzel ahlakı tamamlamak için…” Bakınız, güzel ahlakı va’z etmek için değil, güzel ahlakı sıfırdan kurmak için değil, tamamlamak için. Demek ki ahlâk dinden önce de var. Gerçekten öyledir. Çünkü güzel ahlak insanın genlerine işlenmiş, DNA’sına kazınmış. Bizim kültürümüzde buna “fıtratımızda var” deniyor..</p>
<p>Bu yüzdendir ki rüşvet, adaletsizlik, velhasıl ahlaksızlık bütün dinlerde yasaktır. Musa’nın on emri ile başlar bu. İbrahimi olmayan dinlerde de aynı yasaklar vardır.</p>
<p>Deist, agnostik, ateist… Hepsinin içinde ahlak yine vardır. Genlerden kaçılmıyor. Homo şu, homo bu, homo economicus, homo ludens… En ağırlıklı ve doğru sözü söyleyenlerden biri Robert Wright. Kitabının adı Ahlaklı Hayvan – The Moral Animal.</p>
<p>Her kavramda olduğu gibi her toplumda, her zihinde laiklik kavramı aynı değil. Laiklik karşıtları, kavramı din karşıtlığı diye anladılar. Daha vahimi, bazı laiklik taraftarları da böyle anladı. Bir ara, mesela TRT’de “Allah” dememeye çalıştılar. Senaryolarda “kahretsin” diye yepyeni bir deyiş icat edildi. Ne olur, ne olmaz, “Allah kahretsin” demek laikliğe aykırı olabilirdi.</p>
<p>Ne laiklik dine karşıdır, ne de din laikliğe karşı.</p>
<p>Mesele, basitçe Newton kanunlarından dini, dinden Newton kanunlarını çıkarmaya kalkmamaktan ibarettir. Bilimden ahlak çıkmaz, ahlaktan da bilim çıkmaz. Newton kanunlarını örnek diye verdim. Diğer bütün bilim dalları için de aynı hükmü tekrarlayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/laiklik-2/">Laiklik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/laiklik-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karma eğitim karşıtı açıklamalara karşı ortak bildiri</title>
		<link>https://millidusunce.com/karma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/karma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[karma eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44366&#038;preview=true&#038;preview_id=44366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda karma eğitim ve festivaller üzerinden yürütülen, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu değerlerinden laiklik karşıtı kampanyalara ve söylemlere Kürsü platformu öncülüğünde ortak tepki verildi. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/karma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri/">Karma eğitim karşıtı açıklamalara karşı ortak bildiri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri%2F&amp;linkname=Karma%20e%C4%9Fitim%20kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20a%C3%A7%C4%B1klamalara%20kar%C5%9F%C4%B1%20ortak%20bildiri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri%2F&amp;linkname=Karma%20e%C4%9Fitim%20kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20a%C3%A7%C4%B1klamalara%20kar%C5%9F%C4%B1%20ortak%20bildiri" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri%2F&amp;linkname=Karma%20e%C4%9Fitim%20kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20a%C3%A7%C4%B1klamalara%20kar%C5%9F%C4%B1%20ortak%20bildiri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri%2F&amp;linkname=Karma%20e%C4%9Fitim%20kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20a%C3%A7%C4%B1klamalara%20kar%C5%9F%C4%B1%20ortak%20bildiri" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri%2F&#038;title=Karma%20e%C4%9Fitim%20kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1%20a%C3%A7%C4%B1klamalara%20kar%C5%9F%C4%B1%20ortak%20bildiri" data-a2a-url="https://millidusunce.com/karma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri/" data-a2a-title="Karma eğitim karşıtı açıklamalara karşı ortak bildiri"></a></p><p>Aralarında derneğimiz yönetim kurulu üyeleri ve editörlerinin de bulunduğu bir grup gencin Türkiye’nin sosyal ve siyasal sorunlarını entelektüel boyutta ele almak, bilimsel yöntemle ortaya koymak, eleştirel bir bakış açısıyla konuları değerlendirmek, sorunlara çözüm bulmak amacıyla oluşturduğu Kürsü Platformu, son zamanlarda yaşanan cinsiyetçi kutuplaşmalara tepki olarak bir bildiri yayınladı. Kendilerini ülkenin durumundan memnun olmayan Türk gençleri olarak tanımlayan Kürsü Platformu geçtiğimiz günlerde ortaya atılan, eğitimde kız çocuklarına ayrı okul fikrine bu bildiri ile tepki gösterdi. Tahtapod.com, Twitter sohbet odaları, Youtube gibi sosyal medya mecralarının yanı sıra kitap-dergi vb. yayınlarda da düşüncelerini paylaşan, gündemi tartışan Kürsü, yayınladığı bildiride son zamanlarda sayısı artan yasaklara ve cinsiyetçi söyleme dikkat çekti. Özgürlük alanının daraltıldığını belirten Platform, bazı dinî yapılanmaların baskısı ile yaşanan festival yasaklarına ve Millî Eğitimde ortaya atılan kız-erkek ayrımı fikrine tepki gösterdi.</p>
<p>Cinsiyet ve cinsel yönelimler üzerinden kasıtlı şekilde toplumu kutuplaştırıcı söylemlerle bir &#8216;menzile&#8217; yüründüğünü ifade eden Kürsü platformu, sağlıklı bir kimlik gelişimi için karma eğitimin pedagojik açıdan son derece önemli olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Kişilerin, cinsiyetleri üzerinden değil; karakterleri, haysiyetli duruşları, insani değerlere sadakati ve topluma katkısı üzerinden değerlendirilmesini gerektiğini savunan grup, Osmanlı aydınlanmacılarından Mustafa Kemal Atatürk&#8217;e kadar tüm yakın tarihimizin çağdaşlaşma için mücadele ettiğini, bu mücadeleyi karartmaya kimsenin gücü yetmeyeceğini ifade etti.</p>
<p>Millî Düşünce Merkezinin de destek verdiği bildiriye, Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği, Tahtapod.com, haberiniz.com, Yaş Türkistan Haber, Milliyetçi Odak gibi oluşumların yanı sıra Tonyukuk, Burhi, Efe Aydal, Ambargo Tv, Meşale Hareketi gibi sosyal medya fenomenleri imza verdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-44367" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-21-at-21.09.34-819x1024.jpeg" alt="" width="819" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-21-at-21.09.34-819x1024.jpeg 819w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-21-at-21.09.34-240x300.jpeg 240w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-21-at-21.09.34-768x960.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-21-at-21.09.34.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/karma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri/">Karma eğitim karşıtı açıklamalara karşı ortak bildiri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/karma-egitim-aciklamalarina-karsi-ortak-bildiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçülük, laiklik, sekülerlik</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkculuk-laiklik-sekulerlik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkculuk-laiklik-sekulerlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jul 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seküler milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[tamgatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39796&#038;preview=true&#038;preview_id=39796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Entelektüel katkısıyla hak ettiğinin yüzde biri kadar tanınmayan rahmetli fikir adamı, gazeteci Galip Erdem, bizim Galip Ağabey’imiz, “Milliyetçiliğin önüne veya arkasına bir sıfat koymayınız. İllâ lazımsa, ‘Türk’ yeterlidir.” derdi. Türk Milliyetçiliği veya kısaca, Türkçülük.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkculuk-laiklik-sekulerlik/">Türkçülük, laiklik, sekülerlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculuk-laiklik-sekulerlik%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk%2C%20laiklik%2C%20sek%C3%BClerlik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculuk-laiklik-sekulerlik%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk%2C%20laiklik%2C%20sek%C3%BClerlik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculuk-laiklik-sekulerlik%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk%2C%20laiklik%2C%20sek%C3%BClerlik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculuk-laiklik-sekulerlik%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk%2C%20laiklik%2C%20sek%C3%BClerlik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculuk-laiklik-sekulerlik%2F&#038;title=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk%2C%20laiklik%2C%20sek%C3%BClerlik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkculuk-laiklik-sekulerlik/" data-a2a-title="Türkçülük, laiklik, sekülerlik"></a></p><p>Gençler arasında, Türkçü, entelektüel seviyesi son derece yüksek ve atılımcı bir grup, kendilerine “Seküler Milliyetçi” diyor. Bugünlerde <em>Tamga Türk</em> internet sitesinde (tamgaturk.com) seküler milliyetçilik konusunda bir dosya hazırlıyorlar. Benim de fikrimi sordular. Ben de bir taşla iki kuş vurarak düşüncelerimi, hem buraya hem de onların dosyasına yazıyorum.</p>
<p>Türkçülük fikri, en başından beri seküler bir harekettir. Başka nasıl olabilirdi ki? “Seküler milliyetçilik”, “ıslak yağmur” gibi bir tamlama.</p>
<p>Entelektüel katkısıyla hak ettiğinin yüzde biri kadar tanınmayan rahmetli fikir adamı, gazeteci Galip Erdem, bizim Galip Ağabey’imiz, “Milliyetçiliğin önüne veya arkasına bir sıfat koymayınız. İllâ lazımsa, ‘Türk’ yeterlidir.” derdi. Türk Milliyetçiliği veya kısaca, Türkçülük.</p>
<h2>Türkçü der ki: ırk atlarda olur</h2>
<p>Sekülerliğe geçmeden önce Türkçülük deyince, bunun ırkçılık olduğunu sanan ve söyleyen bilgisiz arkadaşlara hatırlatalım: Kelimenin sahibi Ziya Gökalp’tir. “Irk atlarda olur.” sözü de onundur. Bu gerçek ortadayken her Türk ve Türkçü dediğimizde, “ırkçı, ırkçı” diye diklenenlerin maksadı fikir tartışması değildir. Savundukları etnik bölücülük hesabına, Türk milliyetçilerine küfretmektir. Onların seviyesine inmek gerekmez. Küfürcülerin dışında bir de on yıllar öncesinden, ta 1944’ten bu yana, sürüp gelen, Türk milliyetçileri ve milliyetçiliği aleyhine yürütülen propagandanın etkisinde kalanlar var. Bu düşmanlık, yarım asır boyunca, devlet politikası hâlinde işlendi. Buna, 1960 sonrasının SSCB ve Çin menşeli ideolojik saldırısı eklendi. Nihayet, 1980’in ‘Oğlanlar’ı, bu sefer Batı’nın talimatıyla, milliyetçilerin üstüne yürüdü. Hükümetler eliyle sürdürülen düşmanlığın sonucunda birtakım insanların Türkçülüğü tersinden anlamasına şaşmamak gerek.</p>
<p>En kısa zamanda “ırkçılık” ve “kafatasçılık” konularına dönmeye söz vererek, sekülerlikten devam edeyim.</p>
<h2>Laiklik ne, sekülerlik ne?</h2>
<p>Laiklik ve sekülerlik… İki kardeş kavram. Ancak, tarihteki kökleri, onları birbirinden ayırıyor. Laik sözü; unvansız, rütbesiz halk, reaya anlamında bir köke dayanır. Bugün de İngilizcede kullanılan “lay” kelimesi, “layman” şekliyle bu anlamdadır ya&#8230; Son satırı yazdıktan sonra “layman”ı Google’ın çeviri sayfasına yazdım, “Meslekten olmayan kimse” ve “Rahip olmayan kimse” diye çevirdi. Bu kelimeden kastedileni anlamak için 1789 Fransız ihtilalinin meclisine bakmalıyız. Meclis, kralın vergileri arttırmak için yaptığı çağrı üzerine toplanırdı. Ülkedeki sınıf yapısına göre kurulmuştu. Rahipler, asiller ve lay, yani reaya. Fiiliyatta buradaki lay, burjuva idi. Öyle ya, burjuva da ne oluyor? Asil-toprak sahibi değil, rahip değil… Hiçbir şey değil. Yeni yetme. İhtilal, o hiçbir şey olmayanların öncülüğünde patladı ve hedefte rahipler ve asiller vardı. Özellikle rahipler. İşte büyük ihtilalin, “Vatandaş, vatandaş!” çığlıklarının anlamı budur. Ülkeyi halk ve sadece halk, yani vatandaşlar yönetecekti. Vatandaşlar eşitti. Biri, diğerinin yerine geçebilecek kadar eşitti. Rahiplerin devlet işlerine müdahalesi yasaktı. Hani bizim “din işleriyle devlet işleri ayrıldı” dediğimiz şey. Zaten aydınlanma, rönesans, hümanizm, reform, kilisenin ve papazların devlet yönetiminde rol alamayacakları anlayışını bütün kıtaya yaymıştı. İhtilal, ruhbanı yok ediyordu. Asilliği ve krallığı da.</p>
<p>Protestan ülkelerde zaten hâkim bir kilise teşkilatı yoktu. Protestanlık, her Hristiyan’ın, İncil’i kendi dilinde okuyup anlaması üzerine kurulmuştu. Kilise ancak bu “anlama” eyleminde yol gösterici idi. Dinin, dünya işlerine müdahale etmemesi, bunların ayrı müfredatlar olduğu anlayışına protestan ülkeler, <em>sekülerlik</em> dedi. Seküler, dünyevî demektir. Dünyalara ait demektir ve tam da o demektir. Azerbaycan, laik yerine “dünyevi” kullanıyor.</p>
<h2>Din ve milliyetçilik</h2>
<p>Türkçülük; kültüre, tarihe dayanan bir fikir sistemidir. Siyasi yönüyle Türkiye Cumhuriyeti’nin taşıyıcı sütunlarından biridir. Din ise güzel ahlakı tamamlama işlevini yüklenmiş bir inanç manzumesidir. Türkçü, koyu dindar da olabilir, ateist de olabilir. Herhangi bir mezhebe mensup olabilir. Hatta Gagavuz Türkçüler gibi, Munis Tekinalp gibi, başka bir dine bile mensup olabilir.</p>
<p>Burada iki noktada yüksek sesle “Dikkat!” çekmem lazım. Birincisi, bu dinden bağımsızlığın, din karşıtlığı diye anlaşılmaması gereğidir. İşte bu, Türkçülüğe zıttır. Çünkü Türkçülük kültüre dayanır ve İslam dini, Türk kültüründe, mimariden musikiye, tasavvuftan edebiyata büyük yer tutar. Din aleyhtarlığı, Sinan, Itri, Dede Efendi, Yunus, Fuzuli, Yahya Kemal aleyhtarlığına dönüşür ki bu hâlde birikimimizden bin yıl, kesilip atılır. Kaldı ki milliyetçinin, milletinin inancına düşmanlık etmesinin mantığı yoktur.</p>
<p>İkinci nokta: Fikirlerine ve bilimlerine saygı duyduğum bilim insanları arasında, laikliğe ses çıkarmayıp, sekülerlik deyince öfkeyle ayağa fırlayanlar var. Açıktır ki benim anlattığım sekülerlikle onların anladığı bir birinden pek farklı. Google’a laik yazdım. İlk anlam diye “secular”ı verdi. Doğrudur. İkinci anlam olarak “laic” yazdı. Bahsettiğim öfkenin sebebi üçüncü tercümede: profane: laik, dinsiz, kâfir, dinle ilgisi olmayan. Profane’i sorduğumda, “saygısız” çıkıyor.</p>
<p>Özetle, milliyetçilik zaten sekülerdir, zaten laiktir. Başına ve sonuna bir sıfat eklenmesi birleştirici olmaz. Ancak gençlikte bu tabirin sevgiyle kucaklanma sebebi, dinle her şeyi, bu arada devleti de yönetme iddiasındaki dinbazlara duyulan öfkedir. Hele, Türkçülüğü, bir tarikat gibi algılamaya, hatta bir tarikata bağlamaya çalışanlara… O öfke haklıdır, ama başka yollarla ifade edilmelidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkculuk-laiklik-sekulerlik/">Türkçülük, laiklik, sekülerlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkculuk-laiklik-sekulerlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyhler, dervişler ve meczuplar(!) memleketi</title>
		<link>https://millidusunce.com/seyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/seyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[cübbeli ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[ismailağa]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut efendi]]></category>
		<category><![CDATA[mahmut ustaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39705&#038;preview=true&#038;preview_id=39705</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz!”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/seyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi/">Şeyhler, dervişler ve meczuplar(!) memleketi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fseyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi%2F&amp;linkname=%C5%9Eeyhler%2C%20dervi%C5%9Fler%20ve%20meczuplar%28%21%29%20memleketi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fseyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi%2F&amp;linkname=%C5%9Eeyhler%2C%20dervi%C5%9Fler%20ve%20meczuplar%28%21%29%20memleketi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fseyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi%2F&amp;linkname=%C5%9Eeyhler%2C%20dervi%C5%9Fler%20ve%20meczuplar%28%21%29%20memleketi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fseyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi%2F&amp;linkname=%C5%9Eeyhler%2C%20dervi%C5%9Fler%20ve%20meczuplar%28%21%29%20memleketi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fseyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi%2F&#038;title=%C5%9Eeyhler%2C%20dervi%C5%9Fler%20ve%20meczuplar%28%21%29%20memleketi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/seyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi/" data-a2a-title="Şeyhler, dervişler ve meczuplar(!) memleketi"></a></p><p>YouTube’un yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı yıllarda bir video izlemiştim. Yerel kanalların birinde, belli ki alnı secdeye değen, aksakallı bir hocanın sorulara cevap verdiği programdan bir <a href="https://twitter.com/ttractatus/status/665200291357265921" target="_blank" rel="noopener">kesitti</a>. Soru şuydu: “Şu anda zikir çekiyorum. Efendimiz bana söyleyebilir mi acaba tabiyetim kabul olmuş mudur?” Hoca “Bilmiyorum.” diyor. Gözlerini kapatıp başını öne eğiyor, on saniye sonra bir “ııııhh” nidasıyla “Evet evladım tabiyetin kabul olmuş.” diyordu.</p>
<p>Bu sahneyi izlemeseydim de biri bana anlatsaydı İhsan Oktay Anar romanlarından bir anın canlandırması olduğunu zannederdim. Ama gerçekti. Sonradan öğrendiğime göre hoca, çok sayıda müridi olan bir tarikatın şeyhiymiş. Peygamber olduğunu da söylemiş. Zaten videodan da bu iddiasını ispatlamaya gayret ettiği anlaşılıyordu. İlk tepkim gülmek oldu, sonra da düşündüm. Güldürürken düşündüren bir gösteriydi. Bu adam nasıl oluyor da insanları bu kadar kolay kandırabiliyordu. Peki, Hz. Muhammed’in son peygamber olduğuna inanan insanlar, nasıl oluyor da başka birinin peygamber vasıfları taşıdığına inanıyordu? Bunları düşünmek zor olduğu için kolay yolu seçtim, güldüm geçtim.</p>
<h2>Şeyh uçmaz, mürit uçurur</h2>
<p>Yukarıdaki canlı vahiy gösterisi başarısız olmuş olacak ki bu tarikat, diğerleri kadar popüler olamamış. Hoca “Şeyh uçmaz, mürit uçurur.” sözünü duymamış olacak ki kendini uçurmaya çalışmış. Belki de müritlerin uçurmasını bekleyecek kadar sabırlı değildi, kim bilir? Hoca diğer başarılı(!) şeyhlerin gizemli olma kuralını da umursamamış görünüyor.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde vefat eden başarılı şeyhlerin birinden birkaç örneğe bakalım. Müritlerden <a href="https://twitter.com/sjw_erlik/status/1540352658736922629?s=20&amp;t=WtQqVPwOcn1Jl95XIop5cA" target="_blank" rel="noopener">biri anlatıyor</a>: “<em>Bir gün Mahmut Efendi hazretlerinin talebelerinden biri kayıkla gezerken kayık alabora olur. O da devrilir. Suya batmak üzereyken birden bağırır: ‘Himmet ya Mahmut Efendi!’ Mahmut Efendi hazretleri suyun üzerinden gelir, talebesini kurtarır. Kayığın üzerine çıkartır, gözden kaybolur. Adam hemen kurtulduktan sonra koşar İsmail Ağa’ya ‘Hizmet ve hürmet ile efendim, bize böyle bir himmetiniz ulaştı teşekkür ederim’ der. Mübarek ‘Evladım hatırlamıyorum.’ der. Hazret öyle demekle beraber, Allahuteala hazretleri ya onun suretinde bir melek yaratıp ona himmet istediği için göndermiştir yahut da mübarek kendini gizlemiştir. Biz bu esrarı bilemeyiz.</em>” (Cümleler videodan olduğu gibi alındı.)</p>
<h2>Mürşid-i Kâmil’in suyunun suyu</h2>
<p>Bir başka mürit, şeyhlerinin ağzının değdiği suyu içen yeni müritlerin kaderinin nasıl değiştiğini anlatıyor. İzlemek isterseniz <a href="https://twitter.com/sjw_erlik/status/1540407733710716929?s=20&amp;t=WtQqVPwOcn1Jl95XIop5cA" target="_blank" rel="noopener">buyrun</a>.</p>
<p>Bir başkası, nasıl ki peygamber efendimizi tanıtmak, anlatmak, tarif etmek mümkün değilse nurlarıyla kâinatı aydınlatan tüm zamanların mürşid-i kâmili efendi hazretlerinin de tanıtılamayacağını <a href="https://twitter.com/sjw_erlik/status/1540412598964854785?s=20&amp;t=WtQqVPwOcn1Jl95XIop5cA" target="_blank" rel="noopener">söylüyor</a>.</p>
<p>Bu tarikatın ekran yüzlerinden Cübbeli Ahmet namlı hoca, Azrail’in efendilerine geldiğini, onun da “Gelmek istemiyorum.” dediğini anlatıyor. “Olur mu bu? Olur çünkü her peygambere ne verildi? Muhayyerlik. Ne demek? İster gel, ister kal.” Veliler de bu ayrıcalıktan faydalanabiliyormuş!</p>
<p>Diğer tarikatlarda da benzer anlatıların olduğunu biliyoruz. Şeyhi müritler uçuruyor, şeyh de “Uçuyorum.” demiyor, ama göklere çıkıp manzarayı seyrederek keyfine bakıyor. Yine de bazen olağanüstü özelliklerinden bahsetmeyi ihmal etmiyor:</p>
<p><em>“Yarın ahirette kabirden çıkan bir adamı azap melekleri yakalasa, azaba götürürlerken yaka paça, ‘Ben Nakşibendi tarikatının Halidi kolundanım.’ dese bırakırlar.”</em></p>
<p><em>“Şeyhin şeklini hayal etmek, düşünmek, Hakkın zikrinden daha faziletlidir.”</em></p>
<p><em>“Bir mürid mürşidi için ‘niye emrediyor, niçin yasaklıyor’ derse mürid olamaz. Çünkü inat ediyor, inatla bu iş olmaz.”</em></p>
<p><em>“Eğer sen, bir şeyhe bağlanmadan bin sene kendi başına Allah’a kavuşmak için inleyip dursan, böylece O Mevla Tealayı bulman mümkün değildir.”</em></p>
<p><em>“Ashabı kehf&#8217;in köpeği Allah dostlarının yanından ayrılmadı biz de ayrılmayalım.”</em></p>
<p><em>“Ruhul furkan tefsirini yazmayı bize Resulullah emretti.”</em><em> </em></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39706" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/1-1.png" alt="" width="669" height="815" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/1-1.png 669w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/1-1-246x300.png 246w" sizes="(max-width: 669px) 100vw, 669px" /></p>
<h2>Kadınlar…</h2>
<p>Mahmut Ustaosmanoğlu’nun kadın müridi de çok olacak ki cenazesine katılmamaları için özel çağrı yapıldı. Kadınlar için aşağıdaki sözleri söyleyen bir kişinin, kadınlar tarafından sevilmesi ve saygı görmesi de akıl alır gibi değil ama Anadolumuz bize aklımızın almayacağı şeyleri kurcalamamamız gerektiğini öğrettiği için bu bahsi burada kapatalım.</p>
<p><em>“Ben kadınların dükkân açmasını asla helal görmüyorum.”</em></p>
<p><em>“Kadından memur olmaz. Kadınlar mektebe gitmez. Duymadık demeyin.”</em></p>
<p><em>“Kadın sokakta gezecek bir şey değildir, erkeğe gözükecek bir şey değildir.“</em></p>
<p><em>“Kadın en dayanılmaz şeydir, onu görmeyeceksin.”</em></p>
<p><em>“Dana kadar kızları veriyorsunuz liseye, aklınız mı gitti, yoksa ruhunuz mu gitti. Diplomayı al gel de namusun ne olursa olsun.”</em></p>
<p><em>“Alışveriş, hemşirelik, subaylık karı işi değildir.”</em></p>
<p><em>“Bu karıları kendi başına bırakırsan, uçurumdan aşağıya her gün uçarlar.” </em></p>
<p><em>“Bana emir verildi, kızını üniversiteye göndereni tarikattan at. Üniversite akrep yuvasıdır.”</em></p>
<p><em>“Bu sistemin okullarında kız talebe okutanların imanı tehlikeye girer.”</em></p>
<p><em>“Çarşafı olmayan bir kadın, çatısı olmayan harap bir eve benzer.”</em></p>
<p>(İslam&#8217;ın kadınlara bakış açısı için <a href="https://millidusunce.com/misak/islamiyette-ve-musluman-toplumlarda-kadin-algisi/" target="_blank" rel="noopener">Feyzullah Eroğlu</a> ve <a href="https://millidusunce.com/misak/islamda-kalite/" target="_blank" rel="noopener">Nusret Çam</a> hocalarımızın yazılarını okuyabilirsiniz.)</p>
<h2>Şeyhler, dervişler ve müritler memleketi</h2>
<p>Mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenaze töreni ürkütücüydü. Bu cümleyi okuyan çoğu kişi, kılık kıyafetten dolayı bunu söylediğimi düşünebilir. Hayır. Esas ürkütücü olan, kendine peygamber nitelikleri atfeden; azaptan kurtulmanın kendisine tabi olmakla mümkün olduğunu, Allah’a kavuşmanın yolunun şeyhe bağlanmaktan geçtiğini, omuzlar üzerinde göklere yükseltmeye layık gördüğümüz kadınları yerlerde sürünmeye çağıran bir kişinin ardında bu kadar büyük bir kalabalığın toplanmasıydı. Bu kalabalığın sonraki duraklarını düşünmek ürkütücüydü.</p>
<p>Ve bu kalabalık, şeyhlerini yolcu ederken “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler ve müritler memleketidir.” diyerek gülücükler saçıyordu…</p>
<p>(<em>Bu yazıyı yazdıktan sonra, alışveriş yaptığım bir dükkânda, yukarıdaki kadınlarla ilgili cümlelerin geçtiği “Mahmut Efendi Hazretlerinden Duyulan Hikmetli Sözler” kitabını gördüm. </em><em>Ne hikmet! </em><em>Gerçekten çok şaşırdım. Bu dükkanı bir kadın çalıştırıyordu.)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/seyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi/">Şeyhler, dervişler ve meczuplar(!) memleketi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/seyhler-dervisler-ve-meczuplar-memleketi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türkiye yüzyılı(!)”nı kurabilmek</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkiye-yuzyilini-kurabilmek/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkiye-yuzyilini-kurabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 May 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39315&#038;preview=true&#038;preview_id=39315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet çok güçlü olmalı, dünya milletler ailesi içinde saygın bir konumda yer almalıdır. Tıpkı 1932 yılında, başvurmadan, 43 ülkenin oybirliğiyle Cemiyet-i Akvam’a davet edilen Türkiye gibi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyilini-kurabilmek/">“Türkiye yüzyılı(!)”nı kurabilmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyilini-kurabilmek%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%20y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%28%21%29%E2%80%9Dn%C4%B1%20kurabilmek" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyilini-kurabilmek%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%20y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%28%21%29%E2%80%9Dn%C4%B1%20kurabilmek" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyilini-kurabilmek%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%20y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%28%21%29%E2%80%9Dn%C4%B1%20kurabilmek" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyilini-kurabilmek%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%20y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%28%21%29%E2%80%9Dn%C4%B1%20kurabilmek" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyilini-kurabilmek%2F&#038;title=%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%20y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%28%21%29%E2%80%9Dn%C4%B1%20kurabilmek" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyilini-kurabilmek/" data-a2a-title="“Türkiye yüzyılı(!)”nı kurabilmek"></a></p><p>Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda yolu, suyu, altyapısı olmayan, iletişimin çok zor şartlar altında kurulabildiği bir ülke vardı. 1876’da başlayıp 1922 sonunda biten çok büyük savaşlardan çıkılmıştı. Dile kolay geliyor ama tam 46 yıl sürmüştü. Koca bir cihan devleti dağılmış, elde kalan topraklarda yeni bir devlet doğmuştu.</p>
<p>Bu giriş cümleleri okuyucuya şimdiye kadar çok söylenmiş sözler gibi gelebilir. Haklıdırlar da. Ancak son yıllarda en çok Atatürk ve o döneme ait kitaplar yazıldığı ve yazılmaya devam ettiği de dikkat çekici. Bunun sebebi ne sorusunun cevabı da açık, yaşanan şartlar 1923 öncesiyle benzeşiyor. Bu benzerlik her geçen gün biraz daha artmaya başladı. Siyasi şartların benzerliği kadar yirmi yıldır Türkiye’yi yöneten ideolojik yapı Cumhuriyetin kuruluş dönemiyle çatışıyor. Bu çatışma hiç bitmiyor da. Dolayısıyla o günlere bakmaktan başka şansımız yok.</p>
<p>Yeni yüzyılda yaşadıklarımızın faydası da olmadı değil. Türk Milleti ne oluyor, niçin oluyor sorularını sordu. Cevaplar için dönüp tarihine bakmaya başladı. Şimdiye kadar ihtiyaç hissetmemiş olduğundan teferruatla çok ilgilenmemişti. Bu sefer farklıydı ve artık en ince detaylara bakılıyor. Bu ihtiyacı hissedenler ardı ardına o döneme ve Atatürk’e dair kitaplar çıkardılar. En çok da o kitaplar okunmaya başlandı.</p>
<h2><em>Yeni Hayat</em> kurulurken</h2>
<p>Tarihimizle kurulan bu ilişki eksikleri tamamladı. Çünkü şimdiye kadar daha çok 9 Eylül’de biten bir inceleme söz konusuydu. 1923 sonrasıyla ilişki çok kurulmamıştı. Hâlbuki 15 yılda akla gelebilecek her alanda büyük bir seferberlik vardı. Nasıl olmasın kaç yüz yıldır biriken sorunların üzerine gidiliyor ve <em>‘Yeni (bir) Hayat’</em> kuruluyordu. (Bu yeni Türkiye için Prof. Dr. Konuralp Ercilasun’un çok geniş değerlendirmelerle ortaya çıkardığı <em>“Türk Devrimi ve Atatürk”</em> isimli eseri başucu kitabı olarak el altında tutulmalı.)</p>
<p style="text-align: left;">Bu Yeni Hayat kurulurken Türk Milletine yaslanılmıştı. Çünkü Atatürk’ün başında olduğu kadro, bırakın Türk kimliğiyle problemli olmayı, ona aşkla bağlıydı. Vatanı işgal edenler ve destekçileri, o dönemde dünyanın en güçlü devletleri, bu aşkla dize getirilmişti.</p>
<p>Tıpkı İstiklâl Harbi Türk Milletine dayanarak başarıldığı gibi, cehalet ve fakirlik birlikte aşılmaya çalışıldı. Birkaç yüz yıllık aranın kapanması kolay değildi ama çok büyük mesafe alındı.</p>
<p>Bu mücâdeleyi kazananlar Dede Korkut hikâyelerinden fırlamış gibiydiler. Her biri Tepegöz’ü yenen Basat ya da kudurmuş boğayı yumruğuyla durduran Boğaç’tı sanki. Kadını erkeği, genci yaşlısı veya çocuğu… Hepsi de dünyayı dize getirmiş olmanın sağladığı büyük özgüven ve başlarındaki büyük insana olan inançlarıyla mutluydular.</p>
<p>Atatürk de Türk Milletinin tek bir ferdini bile ayırmadan tamamına sesleniyordu. Onlara yüksek bir ülkü aşıladı. Bu ülkü de Türk Milletine dağları aşırdı.</p>
<p>Dünya, 1929 ekonomik buhranı altında ezilirken, Türkiye bu birlik ve beraberlikle büyümeye devam etmişti. Millete uyulması gereken kuralları söyleyenler, milletle beraber yürüyorlardı.</p>
<h2>Yeni yüzyılda gerileyen Türkiye</h2>
<p>Türkiye’nin bugün yaşadığı krizler her geçen gün derinleşerek etkisini arttırıyor. Bu derinleşmenin üzerinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin dünyada yarattığı etki büyük. Ancak bu büyüklük Türk devlet sisteminin kördüğüm hâline getirilmesinden daha etkili değil. Devletin, <em>yeni Türkiye(!)</em> diyerek bozulan yapısının krizlere dayanıklılığını çok azalttığı ortada.</p>
<p>Hatta devletimizin içinde bulunduğu durum Cumhuriyet öncesi şartlara doğru gidiyor. Ülkenin dört bir yanı krizlerle çevrilmiş durumda. Irak, Suriye, Akdeniz’in doğusu, Kıbrıs, <em>Yunanistan’ın Ege Adalarımızdaki zoraki misafirliği,</em> Karadeniz ve Kafkaslar, AB, NATO ve ABD ile ilişkiler büyük sorunlarla sıkışmış vaziyette.</p>
<p>(İlginçtir ki AKP Genel Başkanı Erdoğan 18 Mayıs Çarşamba günkü grup konuşmasında <em>“Balkanlardan Afrika’ya kadar her yerde olduğu gibi Suriye’de, Irak’ta, Libya’da Karabağ’da, Ukrayna’da yaşanan krizlerde…”</em> diye sorunları sayarken Ege Adalarından hiç bahsetmedi. Daha da ilginci bu sözlerin yer aldığı birkaç paragraflık bölüm Cumhurbaşkanlığı sitesinde yer almıyor.)</p>
<p>Salgının ardından Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve bunların etkisiyle girilen gıda temini ve güvenliği krizi, yönetim krizinin üstüne tüy dikiyor.</p>
<p>Türkiye yeni alışkanlıklarla yönetiliyor. Mesela artık Cuma namazı çıkışında yapılacak açıklamalar için cami avlusuna kürsü kuruluyor. Sanırsınız ki Osmanlının son birkaç yüzyılında devletin bazı meselelerinin görüşülür hâle geldiği cuma selamlığı(!) Bu da Cumhuriyet’in en büyük başarılarından birisi olan siyasetin camiden uzaklaştırılması tercihinden vazgeçildiğinin karinesi.</p>
<p>En önemli hususlar orada ayaküstü konuşuluyor. Mesela bütün dünya, son İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvurusunun veto edileceğini Cumhurbaşkanı’nın ağzından cuma selamlığında öğrendi. Bu ülkelerin teröre destek verdiğini söyleyerek vetoyu açıkladı. Sonrasında Cumhurbaşkanı bu sözlerini her toplantıda tekrarlamaya devam etti.</p>
<h2>Türk yüz yılı mı, ama nasıl?</h2>
<p>Bu satırlar yazılırken Cumhurbaşkanı, <em>“Cumhuriyet’in yüzüncü yılını Türkiye (!) yüzyılı ülküsüyle başlattığımız büyük atılımın sembolü”</em> hâline getirmekten bahsetti.</p>
<p>Öncelikle bu ismin doğrusu “Türk Yüzyılı” olmalıdır. Ve adı üstünde Türklerle gerçekleşir.</p>
<p>Ancak ister Türkiye yüz yılı ister Türk yüz yılı olsun, kimlik algısı ve kabulü farklı olan ve her fırsatta bu farklılığını öne çıkaran bir bakış açısıyla hiç olmaz. Mesela 18 Mayıs (2022) çarşamba günkü AKP grup toplantısında ifade edilen <em>“Aliya’nın karargahını ‘mağara’ diyerek kendi aklınca değersizleştirmeye çalışan bu zata en güzel cevabı Boşnak kardeşlerimizin sandıkta vereceğine inanıyorum.”</em> sözlerinde olduğu gibi siyasetle Türkiye yüz yılı da Türk yüz yılı da gerçekleşemez. Türk Milletinin eşit bireylerini etnik kökenleri üzerinden siyasete dâhil etmekle sadece ayrılığa düşülür.</p>
<p>Türk yüz yılı da Türk Milletinin tamamıyla birlikte hareket edilerek, Türk kimliğine duyulacak saygı ve ona aşkla gerçekleşebilir. Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaptığı gibi.</p>
<p>Bu da yetmez. Devlet çok güçlü olmalı, dünya milletler ailesi içinde saygın bir konumda yer almalıdır. Tıpkı 1932 yılında, başvurmadan, 43 ülkenin oybirliğiyle Cemiyet-i Akvam’a davet edilen Türkiye gibi.</p>
<p>Bunlar da yetmez, çok büyük bir ekonomik buhranın yaşandığı ülkede, <em>gök kubbe milletin bir kısmının başına çökmek üzereyken tedbir alınır</em>, yük hep birlikte çekilir. Tıpkı 1929 buhranında Atatürk Türkiye’sinde olduğu gibi.</p>
<p>Bütün bunlar biraz daha az konuşmakla olur. Taş yerinde ağırdır. Mesela, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya başvurusu süreci 2015’te düşürülen Rus uçağı meselesine benzemektedir. Orada da ilk açıklama Cumhurbaşkanlığından Rus uçağı düşürüldü şeklinde olmuş ve 10 dakika içinde Genelkurmay Başkanlığı <em>“Milliyeti tespit edilemeyen”</em> diye düzeltmeye çalışmıştı. Ne kadar sıkıntı yaşandığı ve Rusya karşısında yaşadıklarımız arşivlerde duruyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı devletin en üst makamı. Dolayısıyla üzerinde pazarlık yapılabilecek konular daha alt seviyede konuşulmalı ki düzeltme hem kolay hem de daha diplomatik yollardan olsun. Her sözü Cumhurbaşkanı söyleyince ve vazgeçince sözlerinin ağırlığına zarar verilecektir. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın sözünü düzeltecek daha yüksek bir makam olmayınca ya kendisi ya da bir başkası düzeltince makama halel gelecektir.</p>
<p>En önemlisi de siyasette artık nezaketin hakimiyetinin sağlanmasıdır. Bu kadar sert ve ötekileştiren dil ve üslupla millet bir araya getirilemez. Bir araya gelmeyen bir millet de kalabalıktan öteye gidemez. Kalabalıkları bir ülküye inandırmak ve fazla uzağa gitmek bir yana uzağı görmek de çok mümkün olmayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyilini-kurabilmek/">“Türkiye yüzyılı(!)”nı kurabilmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkiye-yuzyilini-kurabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Tasavvuf ve Tarikatlar</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 09:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Enes Kara]]></category>
		<category><![CDATA[İNTİHAR]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37324</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Türkiye'de Tasavvuf ve Tarikatlar" başlıklı canlı yayınımızın konuğu Prof. Dr. İbrahim Maraş. 19 Ocak Çarşamba günü saat 20.00'de Millî Düşünce Merkezi'nin Facebook sayfası ve YouTube kanalından canlı olarak yayımlanacak programımıza hepiniz davetlisiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar/">Türkiye&#8217;de Tasavvuf ve Tarikatlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar%2F&#038;title=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Tasavvuf%20ve%20Tarikatlar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar/" data-a2a-title="Türkiye’de Tasavvuf ve Tarikatlar"></a></p><p>561. Bilgi Şöleni&#8217;nde, Enes Kara&#8217;nın intiharıyla bir kez daha gündeme gelen tarikatlar meselesine eğiliyoruz. &#8220;Türkiye&#8217;de Tasavvuf ve Tarikatlar&#8221; başlıklı canlı yayınımızın konuğu Prof. Dr. İbrahim Maraş.</p>
<p>19 Ocak Çarşamba günü saat 20.00&#8217;de Millî Düşünce Merkezi&#8217;nin Facebook sayfası ve YouTube kanalından canlı olarak yayımlanacak programımıza hepiniz davetlisiniz.</p>
<p>M. Esad Kıraç&#8217;ın moderatörlüğünü üstleneceği programa anlık olarak soru ve görüşlerinizle katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p>Canlı yayını;</p>
<p>YouTube üzerinden izlemek için:</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/c/millidusuncemerkezi" target="_blank" rel="noopener">https://www.youtube.com/c/millidusuncemerkezi</a></p>
<p>Facebook üzerinden izlemek için:</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/millidusuncemerkezi/" target="_blank" rel="noopener">https://www.facebook.com/millidusuncemerkezi/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar/">Türkiye&#8217;de Tasavvuf ve Tarikatlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkiyede-tasavvuf-ve-tarikatlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Din ve Laiklik</title>
		<link>https://millidusunce.com/din-ve-laiklik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/din-ve-laiklik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Sep 2021 07:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Sönmez Kutlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=35270</guid>

					<description><![CDATA[<p>551. Bilgi Şöleni; Hasan Onat’ın aramızdan ayrılışının 1. yılında, aziz anısına gerçekleştirilecek. ‘Din ve Laiklik’ konusunun ele alınacağı programın konukları, Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ve Prof. Dr. Sönmez Kutlu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/din-ve-laiklik/">Din ve Laiklik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdin-ve-laiklik%2F&amp;linkname=Din%20ve%20Laiklik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdin-ve-laiklik%2F&amp;linkname=Din%20ve%20Laiklik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdin-ve-laiklik%2F&amp;linkname=Din%20ve%20Laiklik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdin-ve-laiklik%2F&amp;linkname=Din%20ve%20Laiklik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdin-ve-laiklik%2F&#038;title=Din%20ve%20Laiklik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/din-ve-laiklik/" data-a2a-title="Din ve Laiklik"></a></p><p>551. Bilgi Şöleni; Hasan Onat’ın aramızdan ayrılışının 1. yılında, aziz anısına gerçekleştirilecek. ‘Din ve Laiklik’ konusunun ele alınacağı programın konukları, Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ve Prof. Dr. Sönmez Kutlu.</p>
<p>29 Eylül Çarşamba akşamı saat 21.00’de canlı olarak yayımlanacak programımızda; din ve laiklik arasındaki ilişkiyi, laiklikten ne anlamamız gerektiğini, dinin gündelik hayattaki yerini ve daha bir çok konuyu ele alacağız.</p>
<p>MDM Genel Başkan Yardımcısı Hakan Paksoy’un yöneticiliğini üstleneceği programa anlık olarak soru ve görüşlerinizle katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p>Millî Düşünce Merkezi’nin YouTube kanalı ve Facebook sayfasından canlı yayımlanacak programımıza hepiniz davetlisiniz.</p>
<p>Programı YouTube üzerinden izlemek için:</p>
<p><iframe title="551. Bilgi Şöleni: Din ve Laiklik" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/om6FfoRjK7I?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Programı Facebook üzerinden izlemek için:</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/millidusuncemerkezi/" target="_blank" rel="noopener">https://www.facebook.com/millidusuncemerkezi/</a></p>
<div style="width: 1140px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-35270-1" width="1140" height="641" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/551.mp4?_=1" /><a href="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/551.mp4">https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/551.mp4</a></video></div>
<p><a href="https://millidusunce.com/din-ve-laiklik/">Din ve Laiklik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/din-ve-laiklik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/551.mp4" length="8973225" type="video/mp4" />

			</item>
	</channel>
</rss>
