<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakan Paksoy, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/author/hakanpaksoy/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/author/hakanpaksoy/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 20:46:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Suriye’deki ateş ve Türkiye</title>
		<link>https://millidusunce.com/suriyedeki-ates-ve-turkiye/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/suriyedeki-ates-ve-turkiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 18:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Şara]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriye politikalarının düzelme zamanıdır. Ateşle oynanmamalıdır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/suriyedeki-ates-ve-turkiye/">Suriye’deki ateş ve Türkiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuriyedeki-ates-ve-turkiye%2F&amp;linkname=Suriye%E2%80%99deki%20ate%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrkiye" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuriyedeki-ates-ve-turkiye%2F&amp;linkname=Suriye%E2%80%99deki%20ate%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrkiye" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuriyedeki-ates-ve-turkiye%2F&amp;linkname=Suriye%E2%80%99deki%20ate%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrkiye" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuriyedeki-ates-ve-turkiye%2F&amp;linkname=Suriye%E2%80%99deki%20ate%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrkiye" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuriyedeki-ates-ve-turkiye%2F&#038;title=Suriye%E2%80%99deki%20ate%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrkiye" data-a2a-url="https://millidusunce.com/suriyedeki-ates-ve-turkiye/" data-a2a-title="Suriye’deki ateş ve Türkiye"></a></p><p>5 Nisan (2026) günü Suriye’ye, önemli ancak daha iyi anlaşılabilmesi için zamana ihtiyaç olan bir ziyaret gerçekleşti.  Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan eşliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bir uçakla Suriye’ye gitti. Ahmed eş-Şara ile görüştü.</p>
<p>Dışişleri bakanları da ayrıca bir araya geldiler. Resmî bir açıklama olmadı. Ancak Ukraynalı bakanın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım bazı hususları anlatıyor.</p>
<p>Bakan paylaşımında, Türkiye – Suriye – Ukrayna arasında bir mekanizma kurulduğunu belirtiyor. Bu mekanizmanın öncelikleri arasında güvenlik iş birliği ön sırada.</p>
<p>Ukrayna ile Katar ve Suudi Arabistan arasında da savunma anlaşmaları imzalandığını paylaşmış.</p>
<p>Ayrıca, <em>“Türkiye ve Ukrayna güvenlik konusunda, Zelenski&#8217;nin açıklamasına göre, ilerleyen günlerde somut bir adım </em><a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/clye7526368o" target="_blank" rel="noopener"><em>atacak</em></a><em>” </em>(bbc.com)</p>
<p>Hakan Fidan, ertesi gün Ankara’ya döndüğünde ilk olarak <strong>ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi </strong>Tom Barrack’ı kabul etti. Barrack, X paylaşımında, <em>”</em> <em>Türkiye&#8217;nin ortaklığı, başkan Trump’ın daha güvenli bir bölge vizyonuna doğru ilerlerken hayati önem taşımaya devam ediyor.”</em> dedi.</p>
<p>Suriye ziyaretinin farklı yönleri üzerine de düşünmek çok da yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Ukrayna (Kiev) Kilisesine Ocak 2019’da Fener başpapazı tarafından verilen bağımsızlık (otosefali) verilmesinden sonra, Rusya ve Ukrayna kiliseleri arasında ciddi siyasi kriz çıkmıştır. Hristiyan dünyasının üç kadim kilisesinden birisi olan Antakya Kilisesi şimdi Şam’dadır. Rusya Kilisesi’yle daha yakın ilişki içindedir.</p>
<p>Buradaki büyük stratejik yanlışlık, Türkiye’yi yönetenlerin İstanbul’daki Fener Kilisesi’ne ekümeniklik (evrensellik) statüsünün verilmesine önayak olması ve uluslararası ilişkilerde bunu kullandırmasıdırHem tarihe hem de Lozan Antlaşması’na aykırıdır.</p>
<p><strong>ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi </strong>Tom Barrack’ın, <em>&#8220;Hedefimiz, Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak. Bu konu hem Başkan Trump hem de Başkan Erdoğan için son derece önemli&#8221;</em> ile <em>&#8220;Osmanlı millet sistemi&#8221; </em>sözleri tazeliğini korumaktadır.</p>
<p>2&#8217;nci Abdülhamit’in kiliseler politikasını örnek alarak yetiştiklerinden dem vuranların politikalarını dikkatle takip edeceğiz. Tabi kesin hüküm vermek için de olayları biraz daha takip etmek gerekiyor. Ama <em>972 </em><a href="https://millidusunce.com/istanbuldaki-yeni-roma-patrikhane/"><em>yıllık ayrılığı</em></a> sonlandıracak bir şeyler yapmayacaklarını umarız.</p>
<h2><strong>Şam’dan yukarıda olanlar</strong></h2>
<p>ABD ve İsrail’in gaddar bir şekilde İran’a saldırılarının koyu gölgesinde kalan Suriye’de dikkat çekici başka şeyler de oluyor. Sosyal medya mecraları da olmasa gözlerden tamamen kaçacak. Tesadüfen karşılaşınca önemli ve araştırınca daha da ilgi çekici haberlerle karşılaşıyorsunuz. Olanlar da Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor.</p>
<p>Karşılaştığım ilk haber <em>Haseke Şehir Konseyi Medyası </em>Facebook <a href="https://www.facebook.com/hashtag/%D8%A5%D8%B9%D9%84%D8%A7%D9%85_%D9%85%D8%AC%D9%84%D8%B3_%D9%85%D8%AF%D9%8A%D9%86%D8%A9_%D8%A7%D9%84%D8%AD%D8%B3%D9%83%D8%A9" target="_blank" rel="noopener">sayfasındaydı</a>. Giştîname başlığı ile bir fotoğraf dikkatimi çekti. Artık işimiz de kolaylaştı doğrusu. Yapay zekaya sorunca Kürtçe olduğu ve genelge anlamına geldiğini görünce merakım arttı. “Genelge” üç dildeydi. Kürtçe, Arapça ve -galiba- Ermenice. Arapça bilen bir arkadaşıma gönderdim. Gelen sonuç ilginç.</p>
<p><em>“Batı ve Doğu kilise takvimine göre kutlanan Paskalya Bayramı nedeniyle, Cizîrê/Cezire Kantonu’ndaki tüm resmî kurumlar 5 Nisan 2026 Pazar ve 12 Nisan 2026 Pazar günlerinde tatil olacaktır. Ancak hizmeti devam etmek zorunda olan kurumlar bu tatilin dışındadır.”</em> diyor. Sonunda da halkın bayramını kutluyor.</p>
<p>İki ayrı tarih, Paskalya kutlayanların bir kısmının diğerinden farklı takvim kullanmasından.</p>
<p>Genelgeyi yayınlayan Cezire kanton idaresi. Cezire de Haseke ve Kamışlı’yı içine alıyor. Yöneticileri PYD (PKK)’lılar. İki günü bayram tatili olarak ilan eden genelge de özerk bir yönetimi işaret ediyor.</p>
<p>Bu hesaptaki diğer paylaşımlar da yol gösteriyor.</p>
<p>4 Nisan’da <em>“liderin doğum günü dolayısıyla ağaç dikme etkinliği”</em> düzenlenmiş. Hani bazı siyasetçilerimiz <em>“önderlik” </em>diyor ya, <em>“lider” </em>dedikleri de o…</p>
<h3><strong>Başka bayramlardaki konuşmalar</strong></h3>
<p>1 Nisan’da da “<em>Akitu Bayramını” </em>kutladıklarına dair başka paylaşım var. Yapay zekâ, “<em>Süryani, Asuri ve Keldani halklarının 1 Nisan&#8217;da kutladığı, yeni yıl ve bahar bayramı</em>.” diye tanımlıyor. O gün de tatil edilmiş.</p>
<p>Kutlamalara, <em>Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanı, Suriye Demokratik Konseyi temsilcileri, Haseke Şehir Konseyi temsilcileri</em> de katılmışlar.</p>
<p><em>Süryani Birliği Partisi yürütme kurulu üyesi</em> konuşmasında, <em>“Ulusal haklar, bayramlar ve dil, mücadelenin temelini oluşturmaktadır; bunlar sadece slogan değil, Suriye&#8217;de tanınma kazanmak, hakları gerçek sahiplerine iade etmek ve marjinalleştirilmiş olanı yeniden canlandırmak için ulaşılması gereken hedeflerdir.”</em> demiş. Sonunda da <em>“Suriye Anayasası kapsamında ulusal hakların tam olarak tanınmasını ve geçiş safhasının başarısını ve çoklu ve merkez dışı demokratik Suriye&#8217;nin inşasını sağlamak”</em>tan bahsetmiş.</p>
<p>Başka bir konuşmacı daha var. O da <em>Asur Demokrat Partisi </em>adına konuşmuş.<em> “Irak ve Suriye&#8217;deki Asur halkının karşı karşıya olduğu siyasi ve güvenlik sorunlarına dikkat” çekmiş ve “Suriye&#8217;deki Asur topluluğunun … dışlanma korkusuyla karşı karşıya olduğunu” </em>belirtmiş. <em>“Açık bir anayasal çerçeve içinde adil temsilin ve ulusal, kültürel ve dinî hakların korunmasının güvence altına alınması çağrısında” </em>bulunmuş<em>.</em></p>
<p>PYD temsilcisi de <em>“herkesi kucaklayan bir Suriye inşa etmek için tüm bileşenlerin birleşmesi çağrısı” </em>yapmış.</p>
<h3><strong>Ve diğerleri </strong></h3>
<p>Ermeni Birlik Partisi ve Ermeni Sosyal Konseyi de var ve <em>“Asuri-Süryani halkının evlatlarına Akuti vesilesiyle en içten tebriklerini ve en güzel dileklerini sunmaktadır.” </em>diye mesaj yayımlıyor.</p>
<p>Bu açıklama 2025 Mart’ında. Ama Ermeni Birlik Partisi 19 Aralık 2025’te kurulmuş. Demek ki önce kendilerini ilan etmişler. Kuruluşta da <em>“Ermenilerin yeni Suriye’de temsil edilmesi, Ermeniler ile tüm dinler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Ermenilerin ulusal ve kültürel kimliğinin geri kazanılması için çalışılması” </em>talepleri var.</p>
<p>Suriye Demokratik Gençlik Konseyi oluşturulmuş ve Ermeni Gençlik Hareketi ile iş birliği içinde düzenlediği &#8220;Geçmiş ve Günümüz Arasında Soykırım&#8221; konulu diyalog semineri&#8230; Bu soykırım dedikleri Suriye’de mi yapıldı dersiniz?</p>
<p>DEM Parti Mardin Milletvekili George Aslan’ın TBMM kürsüsünden <em>“1915’te 3 Milyon Hristiyan vardı şimdi 15 000 nerede bunlar, </em><a href="https://millidusunce.com/yeniden-sevr-terorsuz-turkiye/" target="_blank" rel="noopener"><em>Hristiyanlar soykırıma</em></a><em> uğradı”</em> sözleri yeni bir soykırım iftirasıdır.</p>
<p>Gelin bütün bunları 22 Ocak 20225 Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasındaki açıklamanın 4. Maddesi ışığında bakalım.</p>
<p><em>“Suriye’deki yeni yönetimin; devletin egemenliğinin, üniter yapısının, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması ile ülkedeki tüm etnik, dinî ve mezhebî grupların temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması hususundaki iradesine, Suriye’nin yeniden inşasına, Suriye halkının huzur ve refaha kavuşmasına tam destek verileceği bir kez daha teyit edilmiştir.”</em></p>
<p>Bir uyarı: Ateşle oynamamak gerekir.</p>
<p>Bir de hatırlatma: Türk, ateşle imtihan oldu…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/suriyedeki-ates-ve-turkiye/">Suriye’deki ateş ve Türkiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/suriyedeki-ates-ve-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mezarım(ız)a Tükürecekler&#8221;</title>
		<link>https://millidusunce.com/mezarimiza-tukurecekler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mezarimiza-tukurecekler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 19:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ne diyordu Gülay Sezer: “Ömrümüz bir su / Geçiyor yıllar”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mezarimiza-tukurecekler/">&#8220;Mezarım(ız)a Tükürecekler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmezarimiza-tukurecekler%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMezar%C4%B1m%28%C4%B1z%29a%20T%C3%BCk%C3%BCrecekler%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmezarimiza-tukurecekler%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMezar%C4%B1m%28%C4%B1z%29a%20T%C3%BCk%C3%BCrecekler%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmezarimiza-tukurecekler%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMezar%C4%B1m%28%C4%B1z%29a%20T%C3%BCk%C3%BCrecekler%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmezarimiza-tukurecekler%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMezar%C4%B1m%28%C4%B1z%29a%20T%C3%BCk%C3%BCrecekler%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmezarimiza-tukurecekler%2F&#038;title=%E2%80%9CMezar%C4%B1m%28%C4%B1z%29a%20T%C3%BCk%C3%BCrecekler%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mezarimiza-tukurecekler/" data-a2a-title="“Mezarım(ız)a Tükürecekler”"></a></p><h1><strong>&#8220;Mezarım(ız)a Tükürecekler&#8221;</strong></h1>
<p><strong> </strong></p>
<p>Cumartesi günü çok erken kalkmış ve epeyce iş yapmıştım. Eve döndüğümde öğleye yakındı. Biraz uzanıp dinleneyim diye düşündüm. Şarkı dinlemek için bilgisayardan YouTube uygulamasını açtım. İlk açılan sayfadaki müzikleri dinlemek için çalıştırıp, elimde bir kitap kanepeye uzandım. Herhangi bir tercihim yoktu, sadece ilk eseri ben seçtim.</p>
<p>Kitap, Dr. Selim Erdoğan’ın <em>“Hain-Mezarıma Tükürecekler”</em> romanı idi. İki gün önce başladığım romanda kaldığım yeri açtım, okumaya başladım. Daha birkaç sayfa okudum okumadım ki… devam edemiyordum.</p>
<h2><em><strong>***</strong></em></h2>
<p>Selim Erdoğan hidrojeoloji mühendisi olmakla birlikte başka bir yola girmiş bir bilim adamı. Artık harp tarihçisi. Doktorası İstiklâl Harbi üzerine. İstiklâl Harbi’ni bütün yönleriyle araştırıyor, yazıyor ve anlatıyor. Bütün cepheleri ve kahramanları üzerine mercek tutuyor.</p>
<p>Yazıyor, kitapları var. Anlatıyor, YouTube sayısız video ile dolu.</p>
<p>Araştırıyor, adım adım savaş ve mücâdele coğrafyasını dolaşıyor. Bilinmeyen şehit mezarlarını bulup ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Hani, “Bastığın yeri toprak diyerek geçme tanı, / Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” diyor ya İstiklâl Marşımız… Hani, “Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ” diyor ya… Selim Hoca da basmaya kıyılamaz o toprakları karış karış gezerek araştırıyor.</p>
<p>Savaşın hem görünen yüzüne hem arka planına bakıyor. Hem dâhi Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’e hem de o Dâhi’nin yanındakilere bakıyor…</p>
<p>Muhteşem komutanın ve bütün o büyük kahramanların hakkını teslim ederek, bugüne ve geleceğe anlatıyor.</p>
<h2><em><strong>***</strong></em></h2>
<p><em>“Hain-Mezarıma Tükürecekler”</em>in kahramanı bir binbaşı. Ahmet Muhtar. Mondros Mütarekesi’nin ardından büyük bir kafa karışıklığı yaşamaktadır. Kafasının içinde yurtdışına çıkan İttihatçılarla, Enver Paşa’yla, Talat Paşa’yla ve diğerleriyle kavga etmektedir. İçinde büyük bir hesaplaşma vardır.</p>
<p>Devreye, bir gün, Yenibahçeli Şükrü girer. Balkanlarda birlikte savaşmışlardır.</p>
<p>Sonra yolu Ankara’ya kadar uzanır. (Daha kitabın ortasına kadar bile gelmedim.)</p>
<h2><em><strong>***</strong></em></h2>
<p>Bilgisayarda çalan ilk eser Nesîmi’nin <em>“Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam”  </em>diye başlayan gazeli idi. Azerbaycan Türkü Sami Yusuf ve büyük bir orkestra çalıyor ve söylüyordu.</p>
<p>Dinledikçe, ben de, <em>“bu cihâna” </em>sığamaz oldum. Varlığında,<em> &#8220;Cevher-i lâ-mekân </em>(mekânsızlık cevheri)<em>” </em>olan Türklerin (Türkiye Türklerinin) yaşadıklarını, yaşadıklarımızı düşünmeye başladım.</p>
<p>Öyle ya Türk, <em>Yüce Tanrı’nın, devlet güneşini burçlarında doğdurduğu, göklerin çemberini ülkeleri üzerinde döndürdüğü, onlara Türk adını verdiği, ülkelerin ve zamanın hakanı yaptığı </em>millet<em>. </em>(Kâşgarlı Mahmut, Dîvânu Lugâti’t Türk)</p>
<p>Gittikçe içim kabarmaya başladı.</p>
<p>Sami Yusuf bitirdi. Ardından gönül tellerini titreten Selanik türküsü başladı: Çalın Davulları…</p>
<p>Rahmetli Mustafa Kafalı Hoca bu türküyü, o davudî sesiyle öyle bir anlatmıştı ki…</p>
<p>Türkü, savaşa giden nişanlısının şehadet haberi gelen bir Türk kızının ağıtıydı. <em>Çalan Davullar </em>o haberi veriyordu…</p>
<p>Hoca’yı dinleyen herkesin gözleri nemli, gönülleri bunlu idi. O güne dönmüştüm…</p>
<p>Tek kurşun atmadan teslim ettiğimiz Selanik’in, bir baştan bir başa 42 günde terk ettiğimiz Balkanların, vatanımızın hazin bir hikâyesiydi bu türkü.</p>
<p>En azından ben öyle hissediyordum. Hem de her dinleyişimde…</p>
<p>Arkasından Gülay Sezer ve <em>“Geceler Düşman”</em> şarkısı geldi… <em>“Takvimlerden haberin yok mu? Geçiyor yıllar “ </em>diyordu. <em>“Kimimiz yorgun, kimimiz vurgun / Kimi isyankâr / Acı gerçek bu, ömrümüz bir su / Geçiyor yıllar”</em> diye devam etti.</p>
<p>Kitabı bir yana bırakmıştım. İçimde fırtınalar kopuyor, zihnimde şimşekler çakıyordu… Romandaki birkaç cümle şarkılarla birleşmiş, beynime hücum ediyordu.</p>
<h2><strong><em>***</em></strong></h2>
<p>Ahmet Muhtar, Ankara’da 20’nci Kolordu Karargâhı’ndadır. Kurmay Başkanı Binbaşı Ömer Halis Bey’le sohbet ederler. Tam da burada Ömer Halis’in söyledikleri yıldırım gibi çarpar. Ama çarpılan sadece Ahmet Muhtar değildi. Ben de etkilenmiştim.</p>
<p><em>“Başka subayların da kafasında benzer sorular var”</em> der Ömer Halis ve devam eder. <em>“Üzerinde üniforman olsun ya da olmasın.<strong> Bu hepimizin son savaşı.</strong> Ya memleketi geri alacağız ya da giyeceğimiz bir üniformamız zaten olmayacak.”</em></p>
<p>Okuduğumda <em>davullar vurmaya, bu cihana sığamaz </em>olmaya, bugün yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı düşünmeye başlamıştım. Gitgide geriliyordum.</p>
<p>Ama Ömer Halis devam etti. <em>“Bu bizim seçebileceğimiz değil, <strong>mecbur olduğumuz bir kavga</strong>. Bu kavgada yanında gördüğün herkes evini, sevdiğini, ailesini bırakıp koşa koşa geldi silah başına. Bak etrafına; burada duyacağın tek yalan ‘canım acımıyor komutanım’ olacak.”</em></p>
<p>Dünyanın gıpta ve kıskançlıkla baktığı İstiklâl Harbi Destanı bu <em>“canı acımayan”</em> yalancılarla (!) tarihe nakşedildi… Şimdiye kadar ve bugün, hep istiklâlimizi nasıl kazandığımızı yazdık, okuduk, anlattık ya da dinledik.</p>
<h2><em><strong>***</strong></em></h2>
<p>Ne diyordu Gülay Sezer: <em>“Ömrümüz bir su / Geçiyor yıllar”</em></p>
<h2><strong><em>***</em></strong></h2>
<p><em>Terörsüz Türkiye </em>diye başlayan 3’üncü Nesil PKK Açılımı, Türk Milleti’nin egemenliğini ve dolayısıyla devletimizi paylaştırmaya doğru gidiyor. Hem de hızla ilerliyor.</p>
<p>Eğer bu gerçekleşirse, istiklâli “nasıl kazandık” demenin hiçbir anlamı kalmayacak. Egemenliğimizi ve devletimizi nasıl paylaştık, diye yazarız artık.</p>
<p>Yazarız yazmasına ama tarihe de, Endülüs’e bakıp ağlayan Ebu Abdullah gibi geçeriz büyük ihtimâlle.</p>
<p>Benim de canım hiç acımıyor!..</p>
<p><em>“Ey Türk! Altta yağız yer delinmedikçe, üstte mavi gök çökmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir?”</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mezarimiza-tukurecekler/">&#8220;Mezarım(ız)a Tükürecekler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mezarimiza-tukurecekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 yıllık kehanet(!) 2</title>
		<link>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 18:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52971</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 yıl önce, kahinler (!) "Türkiye'nin Kürt Meselesi" kitabında, “Toprak bütünlüğünün korunmasına çok önem veriyoruz ... mümkünse ... birleşik bir Türk devleti içerisinde çözüme kavuşulması" diyor ve ekliyordu: aksi takdirde... </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-2/">28 yıllık kehanet(!) 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-2%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%202" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-2%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%202" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-2%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%202" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-2%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%202" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-2%2F&#038;title=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%202" data-a2a-url="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-2/" data-a2a-title="28 yıllık kehanet(!) 2"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p><strong>Millî Düşünce Merkezi 28 Şubat 2020’de, Ankara’da, </strong><strong><em>“Bölgemizde yaklaşan savaşın ayak sesleri”</em></strong><strong>  başlığıyla bir açık oturum/panel yaptı. Gençlik Parkı’nda Necip Fazıl salonunda yapılan</strong> <strong>toplantıda konuşmanın</strong><a href="#_edn1" name="_ednref1"><strong>*</strong></a><strong> bir kısmıdır.</strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi” </em></strong><strong>kitabını konu eden bölümdür. </strong></p>
<p><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Giriş:</strong> Türkiye 21. Yüzyılın başından beri, büyük yazar Cengiz Aytmatov’un <em>“Gün Olur Asra Bedel”</em>  dediği gibi, her günü bir asra bedel olarak yaşıyor. Daha da uzun hâle gelen bu günleri konuşacağımız açık oturumun adını da içinde bulunduğumuz şartlara dikkat çekebilmek için <em>“Yaklaşan savaşın ayak sesleri” </em>olarak koymuştuk. Fakat artık savaş davulları çalmaya başladı.</p>
<p>ABD ve müttefiklerinin Genişletilmiş Orta Doğu Projesi adı verdikleri, Afrika’nın kuzeyinde başlayan Orta Doğu’dan Kafkasya’ya uzanan coğrafyadaki ülkelerin egemenlik yapısı ve haritaları değiştirmeyi hedefleyen emelleri var. Bu çok tekrar edildi. Bilinen bir husus. Zaman zaman geçmişe tekrar bakmak çok önem arz ediyor. Çünkü zaman ve olaylar o kadar hızlı değişiyor ki, akılda hep son yaşanan kalıyor. Ve cümleler, hep, son yaşanan üzerinden yeniden kuruluyor. Stratejik değerlendirmeler yapılıyor.</p>
<p>Ama insan hayatında dün, bugün ve yarın var. Belki tek başına bir kişinin hayatında dün çok önemli olmayabilir ancak devlet ve millet hayatında dün çok büyük önem taşıyor. Dün, bugünü şekillendiriyor ve bugün de yarını planlıyor. Uluslararası ilişkiler de bu düzen üzere kurgulanıyor.</p>
<p>Dünyanın stratejik ağırlık merkezi bu coğrafya ve bu coğrafyanın merkezi ise Türkiye.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<h3><strong>Türk Milletini tehdit eden bir rapor-kitap</strong></h3>
<p>Size bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Aslında bir kitap değil, bir rapor. Ama yazıldıktan 13 yıl sonra Türkiye’de basılmış. Aslında Carnegie Ölümcül Çatışmaları Önleme Komisyonu’nun hazırlattığı bir rapor. Türkiye’nin Kürt Meselesi. Hazırlayanlar Graham Fuller ve Henri Barkey. Önsözü ise Morton Abramowitz tarafından yazılmış.</p>
<p>Yazarlar Önsöz’lerinde;</p>
<p>“<em>Toprak bütünlüğünün korunmasına çok önem veriyoruz; dünyada pek çok ülkenin yıkıcı etnik isyanlar ve ayrılıkçı eğilimlerle boğuştuğu bir çağda eğer mümkünse <strong>birleşik bir Türk devleti</strong> içerisinde çözüme kavuşulmasından yanayız. Çatışma nedeniyle Türk ve Kürt taraflarındaki can kayıplarından da endişe duyuyoruz.</em>”</p>
<p>diyorlar.</p>
<p><em>“Türkiye’de iktidarda olduğu dönemde İslamcı refah Partisi’nin eline milliyetçi Türklerin hassasiyetlerini rahatsız etmeden Kürtlerin farklı bir etnik grup olarak kabul edilmelerini sağlayacak ‘İslamcı bir formül’ geliştirme fırsatı geçmişti. Ne var ki, bu parti yaklaşık bir yıllık iktidarında böyle bir alternatif geliştirmeyi başaramayacaktı.”</em></p>
<p>Anahtar kavram <strong><em>Birleşik Türk Devleti. </em></strong>Kimler birleşecek? Zaten Türkiye Cumhuriyeti Türk devleti, Türklerin devleti. Birleşik olduğu zaman bu devlet Türk devleti olabilir mi? Olsa olsa ortaklık devleti olacaktır.</p>
<p>Kitabın <strong><em>“Kürt sorununda çözüme doğru”</em></strong> başlıklı son bölümünde, Türk devletinin elini çabuk tutması gerektiğini belirterek örnek olarak Irak’ı verirler. <em>“Irak’ın devleti eğer sonsuza dek bir arada kalacaksa, bir tür federal devlet yönünde ilerlemesi şarttır… <strong>Türkiye’nin kendi Kürt sorununu o tarihe kadar Kürt vatandaşlarını tatmin edecek biçimde çözmesi akıllıca olur; aksi takdirde, Iraklı Kürtlerin önemli ölçüde özerkliğe sahip olmaları Türkiye Kürtlerinin önüne ülke istikrarını bozucu bir model koyacaktır.</strong>”</em></p>
<p>Bu bölümden başka cümleler: <em>“<strong>Diyarbakır, askerî sınırlarla çevrilmiş uzak bir bölgede tecrit edilmiş bir şehir olmaktan çıkıp bölge ticaretinin devasa bir merkezi olabilir.</strong> <strong>Türkiye kendi Kürtlerinin kültürel taleplerini karşılayamazsa hem kendi Kürt vatandaşlarının hem de Irak, İran ve Suriye’deki Kürt bölgelerinde yaşanan olayların baskısını sürekli hissedecektir.</strong> <strong>Sözünü ettiğimiz bu ülkelerdeki iç siyasî durumlar da baskıcı, istikrarsız ve önemli karışıklıklara maruz kalmaya mahkûmdur.” </strong></em></p>
<p>Dönemin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan’dan bir cümle, 18 02 2004<em> Teke Tek programı: <strong>“‘Diyarbakır&#8230; İstiyorum ki şu anda Amerika&#8217;nın da ‘Büyük Ortadoğu Projesi&#8217; var ya &#8216;Genişletilmiş Ortadoğu&#8217;, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım.’’</strong> </em></p>
<p>Kitaptan en çarpıcı cümlelerden birisi de: <strong><em>“Özellikle ABD’nin Türkiye’yi etkileyebileceği başka kanalları da vardır. ABD Savunma Bakanlığı, Türk Ordusunun pek çok kademesi ile doğrudan temas hâlindedir. Bu temaslar… diğer ikili temaslar gibi siyasî iradenin bilgisi dışında gerçekleştiğinden, Savunma Bakanlığı </em>[ABD] <em>Türk ordu mensuplarını etkileyebilecek bir konumdadır. Ki bu ordu mensupları PKK’yla mücadelenin yürütülmesinde ciddi oranda özerkliğe ve sivil yönetimi etkileyebilme gücüne sahiptirler” </em></strong></p>
<p>Ne kadar da 15 Temmuz ihanetini hatırlatıyor değil mi? Kitaptaki yeri de manidar, üç sayfalık <em>Sonsözler bölümü</em>nden bir sayfa önce. Ya da <em>“Kürt sorununda çözüme doğru” </em>isimli son bölümün son sayfasında…</p>
<p>Artık Sonsöz’den seçilenler:</p>
<ul>
<li><em>Türk toplumu çok uluslu bir yapıdadır. </em>[Türkiye’de Türk, Kürt, Çerkez, Laz… yaşıyor… tek millet…H.P]</li>
<li><em>Kuruluşundan bu yana vatandaşına güvenmeyen devlet, </em></li>
<li><em>Etnik unsurlara kendi meselelerinde daha fazla rol verilmesi,</em></li>
<li><em>Önlerindeki engel ile ayrımcılığın kaldırılması,</em></li>
<li><em>Türk sisteminin dönüştüğü vesayet demokrasisi,</em></li>
<li><em>Din veya sermayenin devletin tekelinden çıkarılıp özel sektöre devredilmesiyle ilgili ciddi bir değişim karşıtlığı,</em></li>
<li><em>Yurttaşlarına tepeden bakmayan liderlik ve demokrasi, </em></li>
</ul>
<p>Bütün bu ifadeler bize hiç de yabancı değil. Yıllardan beri yöneticilerden duya duya ezberlediğimiz ifadeler.</p>
<p>Şimdi bu proje doğrultusunda;</p>
<ul>
<li>PKK Açılımı,</li>
<li>Habur’daki çadır mahkemesi rezaleti,</li>
<li>Dolmabahçe mutabakatı,</li>
<li>2015 Nevruzunda bölücübaşının mektubunun okutulması,</li>
<li>Irak meselesi,</li>
<li>29 Ekim 2014’te polis eskortu ile Mürşitpınarı / Ayn el- Arap / Kobani’ye geçirilen peşmerge kılıklı PKK’lı teröristler,</li>
<li>ABD’nin PKK-PYD’yle beraber gerçekleştirdiği Rakka operasyonu ile Fırat’ın doğusunun tamamı ile Münbiç’i kontrolleri altına almaları,</li>
</ul>
<p>daha bir anlaşılır hâle geliyor.</p>
<p>Konuşma, <em>“</em><em>Böyle bir siyasî hedefi olan ve hiç değişmeden devam eden bir kadro ne savaşı yönetebilir ne de Türkiye’yi. Sonu hüsranla bitecek bir macera olur.” </em>diye bitmişti.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> 1 Mart 2020’de https://www.veryansintv.com/’da yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-2/">28 yıllık kehanet(!) 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 yıllık kehanet(!) 1</title>
		<link>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 18:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Bölücü terör]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün, Terörsüz Türkiye diye başlayan "Üçüncü Nesil PKK Açılımı" uygulamaya sokuldu. 28 yıl önce ABD'de ortaya konan kehanetler (!) gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Tabi, Türk Milleti'ni aşabilirlerse...</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/">28 yıllık kehanet(!) 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&#038;title=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" data-a2a-url="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/" data-a2a-title="28 yıllık kehanet(!) 1"></a></p><p><strong>Aşağıdaki yazı 15 yıl önce, 2 Ekim 2011’de MDM internet sitesinde yayınlanmıştır. </strong></p>
<p><strong> Bugünlerde (Şubat- Mart 2026) sosyal medyada ortaya çıkan; bölücü PKK terörünü, neredeyse, kutsayan <em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi” </em>isimli kitapla ilgilidir.  2021 Temmuz’unda da Pankuş Yayınları’ndan çıkan <em>Türkiye’nin Rotası </em>isimli kitabımda da yer almıştır (s. 31). </strong></p>
<p><strong><em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi”</em></strong><strong>,  CİA’nın 1998&#8217;de hazırlattığı bir rapordur. Bütüne baktığınızda bir projenin uygulama planı da denebilir. CİA’nın yan kuruluşu olan Carnegie Ölümcül Çatışmaları Önleme Komisyonu’nun bir çalışmasıdır. Başka bir CİA kuruluşu olan RAND da malî destek sağlamıştır. </strong></p>
<p><strong>Kitap, Türk Milleti’nin itirazı aşılamayınca yarım kalan önceki (2009 Habur ve 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Sarayı) PKK açılımlarının ve 2024’te başlayıp hâlen devam eden Terörsüz Türkiye sürecinin, ya da daha doğru ifadeyle, <em>Üçüncü Nesil PKK Açılımının </em>rotasıdır. Anlayacağınız kahinlerin (!) 28 yıllık kehanetlerini gerçekleştirmeye çalışanlar var. Tabi, Türk Milleti&#8217;ni aşabilirlerse&#8230;</strong></p>
<p><strong>Hakan Paksoy</strong></p>
<p><strong>8 Mart 2026</strong></p>
<h2><strong> Türkiye’de olan biteni on üç yıl önceden bilen kâhinler: Morton Abromowitz, Graham Fuller, Henry Barkey </strong></h2>
<p>ABD ne planlamıştı, Türkiye’de neler oluyor? Çok çarpıcı ve aynı zamanda kırıcı bir soru değil mi? Ama “<em>Türkiye’nin Kürt Meselesi</em>”<a href="#_edn1" name="_ednref1">[i]</a> kitabını okumaya başlayınca bu soru tam yerine oturuyor.</p>
<p>Kitabın yazarları Graham Fuller ve Henri Barkey. Bu kişilerin kimler olduğu hakkında açıklamaya gerek olduğunu sanmıyorum. Konuyla biraz(cık) ilgili olanlar için bile çok tanıdık isimler.</p>
<p>Kitabın ilk baskısı 1998 yılında ABD’de yapılmış, ön sözü ise 1991 yılında Türkiye’den ayrılan eski ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz tarafından yazılmış. Kitap, Türkçeye Eylül 2011’de çevrilerek Profil Yayınları tarafından basıldı.</p>
<p>Kitabevinde dolaşırken yazarları dikkatimi çeken, kısacık incelemede diğer alacaklarımı unutturan kitabı aldım ve çıktım. Daha ön söz(ler) ve giriş bölümünde beynime çiviler, yüreğime oklar saplandı, daraldım… İçimde volkanlar patladı. Kitabın ilk sayfasını geçemeden bu yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettim.</p>
<p>Yazarlar kendi ön sözlerine “<em>Her şeyden önce bu bir siyasi çalışmadır</em>” diyerek başlıyorlar. 1998’de, hem de Türkiye için yapılmış böyle bir çalışmanın 2011’de, yani 13 yıl sonra Türkçe olarak yayımlanması çok dikkat çekici. Bana vaktin geldiğini düşündürdü. Hani infaz günü idam mahkûmunun hücresine sabah gün doğmadan gelirler, kararı yüzüne okurlar ya… Her neyse…</p>
<h3><strong>Özel Bir İsimden İlginç Sözler</strong></h3>
<p>Abramowitz ön söze, <em>“Bu kışkırtıcı kitabın konusu, Türkiye Kürtlerinin sorunlarının nasıl aşılabileceğidir”</em> diye başlıyor. (Burada dikkatinizi yeniden tarihe çekmek istiyorum. 1998’de Irak’ta hâlâ Saddam işbaşındadır.) Bu demektir ki, Irak’ta yaşayan Kürtlerin problemleri ya çözülmüş (!) ya da ABD için Türkiye’de yaşayan Kürtlerinki kadar önemli değildir.</p>
<p>Büyükelçi, yazarların; <em>“Ülkenin mevcut sınırları içerisinde (1) yasal bir Kürt kimliğini ortaya koyan, (2) güneydoğudaki mevcut askerî yaklaşımı çarpıcı biçimde azaltan ve değiştiren, (3) Kürt siyasi partilerini taciz eden veya koruyan, (4) Kürtlerin kendi dillerinde eğitim almalarına imkân veren ve (5) merkezi idareden yerel idareye geçen bir çözüm talep ettiklerini</em>” söyledikten sonra, <em>“</em><em>Benim bunlardan daha iyi bir önerim yok”</em> cümlesini ekliyor.</p>
<p>Devamında, <em>“Bugün çok sayıda Türk hâlâ ABD’nin Türkiye’yi bölmeye ve ülke toprakları üzerinde bir Kürt devleti kurmaya çalıştığına inanmaktadır(…) Bu tür bir planın varlığını ne kadar inkâr ettiysem de insanlar buna belirli ölçüde kuşkuyla yaklaşıyorlardı (…)</em><em>” </em>satırları geliyor.</p>
<p>Haydi bu satırlar üzerine kuşkularınızı yok edin bakalım, ne kadar başarılı olabileceksiniz?</p>
<p>Büyükelçi, “Terör ve terörist” ifadelerini hiç kullanmıyor; hep <em>“Kürt isyancılar” </em>diyerek <em>“İnsan hakları ihlallerinin yapıldığını”</em> vurguluyor. <em>“İsyancılar (…) ihtiyaç duyduklarında Irak’ta uluslararası denetim altındaki uçuşa kapalı bir alana sığınıyorlar”</em> cümlesiyle de; ABD’nin teröre desteğini zımnen de olsa resmileştiriyor.</p>
<h3><strong>Kim Bu Türk Politika Yapıcıları?</strong></h3>
<p>Yazarların kendi ön sözlerinde; <em>“Her şeyden önce, bu eser siyasi bir çalışmadır. Türk politika yapıcıları ve Türk toplumu, ayrıca Türkiye’nin dostları ve müttefiklerinin ülkenin Kürt nüfusu arasındaki huzursuzluktan kaynaklanan sorunlarını incelemek üzere tasarlanmıştır”</em> denmekte. Burada, hemen art arda sorulması gereken sorular ortaya çıkıyor:</p>
<ol>
<li>Böyle bir konuda <em>“Siyasi çalışma” </em>yapmanın anlamı, Türkiye’nin iç işlerine karışmak değil midir? Yoksa bu çalışma ısmarlanmış bir çalışma mıdır? Ismarlandıysa ısmarlayanlar kim ya da kimlerdir?</li>
<li>Bu <em>“Türk politika yapıcıları”</em> kimdir?</li>
<li>Bu çalışma o <em>“Türk politika yapıcılarına”</em> verilmiş midir?</li>
<li><em>“Türk politika yapıcıları”</em> bu çalışmaları değerlendirmişler midir?</li>
<li>Bu çalışmadaki <em>“Çözüm teklifleri”</em>ne yönelik plan uygulanmakta mıdır?</li>
<li><em>“Türk toplumu”</em> için yapıldığı söylenen bu çalışma, neden tam on üç yıl sonra <em>“Türk toplumu”</em>nun bilgisine sunulmuştur?</li>
<li><em>“Türkiye’nin dostları ve müttefiklerinin Türkiye’nin Kürt nüfusu içindeki huzursuzluktan kaynaklanan sorunları”</em> nelerdir?</li>
</ol>
<p>Bunlar, Türkiye’de olan biten hakkında biraz kafa yorup düşünen herkes tarafından cevapları verilebilecek/verilmesi gereken sorular.</p>
<p>Yazarlar; <em>“Türk yönetiminin Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyetinin korunması gerektiğinin”</em> altını çizerek <em>“Toprak bütünlüğünün korunmasına çok önem veriyoruz; dünyada pek çok ülkenin yıkıcı etnik isyanlar ve ayrılıkçı eğilimlerle boğuştuğu bir çağda eğer mümkünse birleşik bir Türk devleti içerisinde çözüme kavuşulmasından yanayız. Çatışma nedeniyle Türk ve Kürt taraflarındaki can kayıplarından da endişe duyuyoruz”</em> demekteler.</p>
<p>Tek başına <em>“Kabiliyetin korunması”</em> ifadesi için bile sayfalarca yorum yapılabilecekken, neredeyse, üzerine kitap yazılabilecek bir paragraf var karşımızda. Mesaj da alenen ve fütursuzca veriliyor.</p>
<h3><strong>Birleşik Türk Devleti ama Kiminle?</strong></h3>
<p>Öncelikle <em>“Toprak bütünlüğünün korunması”</em>na önem veren <em>“Dostlarımız (!)”</em> karşımızdadır ki; bu cümle, “Dediklerimiz yapılmazsa <em>‘toprak bütünlüğü’</em>nüz tehdit altındadır” şeklinde okunmalıdır. Çözüm olarak da nihai teklif (Dayatma),<em>“Birleşik bir Türk Devleti”</em>dir. “Aksi takdirde can kayıpları” tehdidi de açıkça yer almakta.</p>
<p><em>“Birleşik Türk Devleti”</em> ifadesinde, hemen -adı Türk ya kardeşim…- hissi uyanıyor ama bunu diyecekler de birleşmenin kiminle olacağını açıklamalılar. Tabii cevabı da bellidir, <em>“Kürtlerle”</em>. İşte o devlet artık Türk devleti değildir, ortaklık (Federasyon) devletidir ama adı açıklanmıyor. Herhâlde ona sıra daha gelmemiş olsa gerek.</p>
<p>Ön sözde tehdit devam etmektedir. <em>“İnsan haklarını ihlal etmesi, Türkiye’ye Avrupa ve Washington’da siyasi bedeller ödetecektir. (…) Devlet politikaları bu insanların </em>(Kürtlerin) <em>temel ihtiyaçlarını layıkıyla karşılayamazsa Türkiye’nin devlet olarak bütünlüğü tehlikeye girecektir. (…) Türkiye’nin istenmeyen bir sonuçla karşılaşmasını hiç ümit etmiyoruz.</em><em>”</em></p>
<p>Aslında her şey yorum bile yapmaya gerek kalmadan gayet net, açık ve anlaşılır bir biçimde ortada. <em>“Uzun yıllarını Türkiye üzerine profesyonel çalışmalara ayırmış ve yine uzun süreler Türkiye’de kalmış” </em>yazarlar tarafından,<em> “Özellikle Kürt meselesiyle ilgilenen, hatta meselede aktif rol oynayan Kürtlerle </em>(Sorunun asıl kaynağı)<em>”</em> görüşülerek yapılan bu çalışmanın en doğru cümlesi, <em>“Yaptığımız çalışmalar sonunda Kürt çatışmasının esasen etnik bir sorun olduğu”</em> cümlesidir. Bu cümle aynı zamanda bir itiraftır çünkü bütün gayretleri bu yöndedir ve <em>etnik, ırkçı</em> bir terör yaratmış oldukları apaçık ortadadır.</p>
<h3><strong>Eğri Cetvelden Doğru Çıkmaz</strong></h3>
<p>Çalışmada İsrail-Filistin sorunu ile benzerlikler kurulmaktadır. Bu yaklaşım doğru değildir. İsrail ve Filistin halkları kadim tarihten bu yana farklıdır, çatışma içindedirler; dinleri, dilleri ve mensup oldukları medeniyet daireleri ayrılığı olan iki toplumdur.</p>
<p>Türk ve Kürt &#8211; ki ben bu ayrımı bile incitici buluyorum &#8211; en az bin yıldır birlikte “Biz” olmuşlardır. Yazarlar da <em>“75 yıldır yasal eşitlik temelinde”</em> yaşandığını kendileri vurgulamaktadırlar.</p>
<p><em>Gerilla</em> (!) <em>örgütlerinin geçirdikleri evrim</em> vs. de denmekte. Filistin’de işgal edilmiş topraklar ve dolayısıyla bir özgürlük hareketi vardır. Fakat Türkiye’de sahip olunan vatanın birliği söz konusudur.</p>
<p>Ön sözün en çarpıcı cümlelerinden birisi de; <em>“Türk devleti zaman içerisinde hamlelerini yaparak kendi seçimlerini gerçekleştirecektir”</em> ifadesidir. “Ümit ederiz, umarız” gibi temenni içeren ifadeler kullanılmayan bu cümlenin yaptırım gücünde hissedilen keskinlik, öfkeden gözlerimizi yuvasından fırlatacak cinstendir. <em>“(…) Türkiye’deki Kürt meselesi bugün ABD için çok önemli bir ülkedeki etnik şiddet olgusunun en önemli örneklerinden biridir” </em>ifadeleriyle birlikte anlam daha da derinleşiyor.</p>
<h3><strong>Türkiye Neden Bu Kadar Önemli?</strong></h3>
<p>Çalışmanın giriş bölümü bu soruyla başlıyor.</p>
<p>Sorun, <em>“Anayasasına göre etnik ayrımda bulunmadan yalnızca ‘Türkiye vatandaşlarından’ oluşan bir devlette etnik ve dilsel farklılıklara sahip büyük Kürt azınlığının rolüyle ilgili bir mesele” </em>şeklinde tanımlanmakta. Anayasasında etnik ayrımcılık olmayan bir devletin, yapısını etnik ayrılıklar üzerine<em> yeniden kurgulamasının doğru olacağı</em> söyleniyor. Bu,<em> “Etnik azınlıkların </em>(Kürtler)<em> asimile</em><em> edildiği”</em> iddia edilerek, <em>“Asimilasyon sürecini yürütmekte ne kadar başarılı olunabilir?”</em> diye soruluyor.</p>
<p>Aslında bu sorunun cevabı yine yazarlar tarafından verilmiş. Çalışmanın esasına girilirken ilk cümlelerde, <em>“Kürtler elbette bin yıldan aşkın süredir farklı bir halk ve topluluk olduklarının bilincindedirler</em><em>”</em> diyerek bir gerçeği açığa çıkarıyorlar da. <em>“Asimile”</em> edilen halk nasıl böyle bir farkındalık içinde olabilir? Sorulacağını düşündükleri bu sorunun cevabını da bugünü anlatırken <em>“Yeniden”</em> kelimesini kullanarak suçu gizlice Cumhuriyet’e yükleyerek vermekteler.</p>
<p>Meselenin etnik olarak Türkiye ve komşularının sorunu olduğunu söyleyip ardından, <em>“Böylece, bir ülkedeki halkın istekleri doğrudan sınırın ötesindeki azınlık gurubunun istekleri ile eylemlerini de etkilemektedir. Bu halklardan herhangi birinin etnik birleşme hususunda bulunacağı hak iddiası bir ülkenin topraklarının ayrılmasından öte, söz konusu bölgedeki uluslararası sınırların geniş ölçüde yeniden çizilmesi anlamını taşır”</em> diyerek aba altından sopa göstermeye devam ediyorlar.</p>
<p>Coğrafyamızda yaşananlar, bu bilgilerden sonra tekrar bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.</p>
<p>Türkiye gibi devletler <em>“(…) etnik grubun</em>(ların) <em>her türlü isyancı milliyetçilik ve ayrılık hareketlerini önleyebilmek adına (…) ya özgürlükçü politika geliştirmeyi öğrenecekler ya da sürekli isyan, şiddet olayları yaşayacak</em><em>”</em>lardır.</p>
<p>Kırk katır mı kırk satır mı? Fakat daha bitmedi…</p>
<h3><strong>İçerideki Ortaklar</strong></h3>
<p>Yazarların ön sözdeki, <em>“Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyeti” </em>söylemleri, giriş bölümünde <em>“Devlet yönetiminin yapısını ve iç etnik çatışmayı çözebilme kabiliyeti”</em>ne dönüşmüş. <em>“Devlet yönetiminin yapısı”</em> ifadesi oldukça manidar. <em>“İç etnik çatışma”</em> tehdidiyle beraber kullanılması, yazılı olmamakla birlikte yapılmama ihtimaline karşı tehdit algılaması yaratmak için olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Devamında; <em>“Türkiye’nin (…), Anayasa’da homojen olarak ifade edilen toplum yapısından resmen tanınmış çok uluslu bir yapıya geçişin kolaylaştırılmasında demokratik kurumlara büyük sorumluluklar düşecektir” </em>cümleleri var. Bu ifadelerden nelerin kastedildiğini, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir ay içinde iki defa kabul edilerek çalışmaları hakkında bilgi veren ve talimatlarını aldıklarını söyleyen Ekopolitik Derneği Genel Koordinatörü Tarık Çelenk’in <em>“Türkiye, iç yapısını dış politikasına uygun geliştirmek zorunda. Orta Doğu’da yaşayan 30 milyon Kürt’ün hamiliğine soyunacaksak iç yapımızı buna göre düzenlemek zorundayız”</em><a href="#_edn2" name="_ednref1">[ii]</a> sözlerinde anlamak mümkündür.</p>
<p>Politik Psikoloji Derneği’nin <em>Akil Adamlar </em>Toplantısı<a href="#_edn3" name="_ednref2">[iii]</a> organizasyonu, TESEV’in hazırlattığı raporlar ve teklifler<a href="#_edn4" name="_ednref3">[iv]</a>, <em>Açık Toplum Vakfı</em> ve daha onlarcasıyla örnekler çoğaltılabilir.</p>
<p>Giriş bölümünün sonuna doğru, <em>“Osmanlı İslam yasasına göre Kürtler asla bir azınlık sayılmamışlardı (…) Türkiye’nin çağdaş milliyetçilik ile çağdaş azınlık ve insan hakları normlarını geleneksel İslami görüşlerle bağdaştırmaya yönelik çabası, etnik ya da dinî azınlıklar konusunda sorunlar yaşayan diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecektir. (…) İslamcı Refah Partisi’nin eline, milliyetçi Türklerin hassasiyetlerini rahatsız etmeden, Kürtlerin farklı bir etnik grup olarak kabul edilmelerini sağlayacak ‘İslamcı bir formül’ geliştirme fırsatı geçmişti. Ne var ki; (…) başaramayacaktı”</em> denilmektedir.</p>
<p>Burada, yazarların teklifi biraz daha belirginleşmekte; öncelikle farklılığın kabul ettirilip sonra din üzerinden tekrar birleşmenin sağlanması arzu ediliyor.</p>
<h3><strong>Bu Kadar İlginin Sebebi Ne?</strong></h3>
<p>Son olarak iki soru sorulmuş; birincisi <em>“ABD insan hakları, demokratik yaşam ve en önemlisi Türkiye’nin gelecekteki varlığını sürdürebilmesi hususlarındaki kaygıları nedeniyle Türkiye’yi çözüme itme konusunda ne kadar baskı uygulamalıdır?”</em></p>
<p>İkincisi; <em>“Batı’nın yakın bir müttefikiyle dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu içeren bu sorun gelip Batı’nın eşiğine dayanmıştır. Bu sorun Türkiye’nin mevcut sınırları içerisinde çözülebilir mi?”</em></p>
<p>Batı ile Türk medeniyeti ve İslam medeniyetinin, kadim tarihten bu yana devam edegelen hesaplaşmasının en önemli anlarından birisi yaşanmaktadır.</p>
<p>Adamların meseleleri Müslüman ile değil İslam’la; İslam’ın en güçlü, en mukavim, en cengâver ve en haklı temsilcisi Türk’ün bizzat kendisi ile. Dolayısıyla Türk milleti zayıflatılmalı, bölünmeli ve hatta yok edilmelidir. Eğer Türk milleti çökertilirse İslam da çökecektir.</p>
<p>Hiçbir yoruma gerek kalmaksızın tehdidin büyüklüğü, baskının ne kadar ve nasıl olduğu, hangi aşamaya gelindiği yaşananlarla ortadadır. Burada Türk politikacılarına düşen görev durumu yeniden değerlendirmek, Türk aydınına düşen de şapkasını önüne alıp düşünmek ve bu plan karşısında dimdik ayakta durmaktır.<a href="#_edn4" name="_ednref4">*</a></p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a>  Graham E. Fuller, Henri J. Barkey, “<em>Türkiyenin Kürt Meselesi”</em>, (İstanbul: Profil Yayınları, 2011)</p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2">[ii]</a> https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15520153.asp</p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3">[iii]</a> 24 Eylül 2011, Ankara toplantısı.u</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[iv] Cengiz Çandar, <em>“Dağdan İniş”</em> – <em>“PKK Nasıl Silah Bırakır? Kürt Sorunu’nun Şiddetten Arındırılması”</em>, Haziran 2011, TESEV Rapor</a></p>
<p><a href="#_ednref4" name="_edn4">*</a> 2 Ekim 2011 tarihinde Millî Düşünce Merkezi internet sitesinde yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1"></a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/">28 yıllık kehanet(!) 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu (son bölüm)</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 18:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DAM ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[Komisyon raporu]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk millî egemenliği bugün yaşayan Türk halkına emanet. Türk halkı da geçmişten aldıkları emaneti geleceğe devredecek. Türk Milleti’nin ebediliği bu şekilde sağlanacak. Biz Türkler görevimize düşkün milletizdir vesselam…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu (son bölüm)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20%28son%20b%C3%B6l%C3%BCm%29" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20%28son%20b%C3%B6l%C3%BCm%29" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20%28son%20b%C3%B6l%C3%BCm%29" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20%28son%20b%C3%B6l%C3%BCm%29" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20%28son%20b%C3%B6l%C3%BCm%29" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu (son bölüm)"></a></p><h3><strong>Demokratikleşme ama nasıl?</strong></h3>
<p>Yedinci bölüm <strong>“Demokratikleşme ile ilgili öneriler” </strong>başlığını taşıyor. <em>“Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunmak Komisyonumuzun başlıca görevlerindendir.”</em> diye başlıyor.</p>
<p>Hemen ikinci paragrafta da, <em>“…hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği; karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde … bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik” </em>deniyor.</p>
<p>Bu anlayışın, <em>“… siyasal katılımın şiddetin reddedilerek gerçekleştirildiği bir demokratik …” </em>bir bakış açısı ifade ettiği belirtiliyor.</p>
<p>Komisyon raporunda, <em>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ve uluslararası sözleşmeler bağlamında infaz kanununu yeniden ele almayı öneriyor. </em>Bunu da <em>“infaz adaletini esas alan temelde” </em>yapmak gerekiyormuş. İnfaz sürecinin, <em>“daha adil, daha eşitlikçi” </em>olması gerektiği de belirtiliyor.</p>
<p>Peki, Can Atalay Davasında çok önemli bir tartışma yaşanmıştı. AYM ve Yargıtay arasındaydı. Bu tartışmayı -hatta çatışma- nereye koyacağız? AYM’nin, anayasaya uymadığı <a href="https://x.com/mehmetucum/status/1722348908599263706?s=20">yazılıp</a> söylenmiş, millî yargı tartışmaları da yaşanmıştı. Aslında bir <a href="https://millidusunce.com/yargi-uzerinden-cikartilan-devlet-krizi/">devlet kriziydi</a> ve derin dondurucuda bekletiliyor. Buna benzer başka örnekler de verilebilir.</p>
<p>Demem o ki Türkiye’yi yönetenlerin bagajında, Rapor’da yazılanlarla taban tabana zıt tasarruflar var. Bu da Rapor’un ciddi manada sorgulanmasını haklı kılıyor.</p>
<h3><strong>Daha adil derken…</strong></h3>
<p>İnfaz düzenlemesi, bölücübaşı’nın umut hakkından yararlanması tartışmaları üzerine gündemde. Umut hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı. Adı üstünde, “<em>Ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm almış herkese şartla salıverilme umudunu vermek demektir. Doğrudan bir hak tanımlamak değil bir hukuki imkân </em><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/umut-hakki-tartismasinda-netlestirilmesi-gereken-bazi-hususlar/3831961"><em>sağlamaktır.</em></a><em>”</em></p>
<p>AİHM kararında, <em>“kaç kez müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olursa olsun, bir hükümlü hakkında şartlı tahliye kararı verilip verilmeyeceğinin müebbet hapis cezasının uygulanmasından başlayarak 25 yıl geçmeden </em><strong><em>gözden geçirilmesi</em></strong><em> gerektiğini</em> <em>vurgulamış</em>”.</p>
<p>Biz de ise mevcut yasaya göre şartlı salıverme için, <em>“Müebbet hapiste 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapiste 36 yıl ceza çekilmesi şartı” </em>var. İnfaz düzenlemesi şimdi daha iyi anlaşılıyor değil mi?</p>
<p>Rapor <em>“daha adil, daha eşitlikçi” </em>diyerek, öncelikle ve zımnen, şu an uygulanan infaz uygulamasının adil olmadığını da söylüyor. Yani, iktidarın adalet ve reform diyerek yaptıklarının adil olmadığını belirtiyorlar. Bunu düzeltmek gerek diyorlar. Ama 6’ncı bölüm değerlendirmesinde bahsettik, yasal düzenlemeler <strong><em>müstakil ve geçici</em></strong><em> mahiyette </em>olacak. Peki, sadece PKK için olacaksa ikili infaz uygulaması nasıl devam edecek? Birisi daha adil (!) diğeri onun kadar adil değil, olur mu dersiniz?</p>
<p>Ancak kamuoyu bölücübaşı için umut hakkını, doğrudan serbest kalacağı gibi algılıyor. Gidiş de buraya doğru görünüyor.</p>
<h3><strong>Daha geniş haklar ve özgürlükler</strong></h3>
<p>Bölümdeki ara başlığın tam hâli <em>Demokratikleşme ile ilgili öneriler</em>.</p>
<p>İlk cümleler,<em> “Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir.”</em> diye başlıyor. Üzerinde tartışmaların hep olduğu doğuştan gelen haklar içinde ana dilinde eğitim de var. Gelin, bunu bir de, Rapor’un 5’inci bölümündeki <em>“Kürt’ün onuru” </em>ile düşünelim.</p>
<p>Devamında<em>, “Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri …” demokratik yaşamın bir parçası olarak korunması gerektiği”</em>de ifade ediliyor. Bunu için de <em>“basın ve yayınla ilgili kanunlar”</em>ın <em>gözden geçirilmesi gerekir” </em>diyor<em>.</em></p>
<p>Elbette halkın bilgi alması için bu çok önemli. Ancak Kürt kökenli vatandaşlarımızın tek temsilcisi -hatta önderi- ve sürecin bir parçası hâline getirilen bölücübaşı’nın “basını susturun” diye de algılanan açıklamaları arşivlerde duruyor.</p>
<p>Komisyon, “<strong>Siyasi Etik Kanunu’nun” </strong>hazırlanmasını öneriyor. Bu konuda da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, <em>“İlçe Başkanı bile </em><a href="https://www.indyturk.com/node/180896/siyaset/davuto%C4%9Flu%E2%80%99nun-2016%E2%80%99da-erdo%C4%9Fan%E2%80%99-verdi%C4%9Fi-%E2%80%9Ccumhurba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-sistemi%E2%80%9D-raporunda"><em>bulamazsınız</em></a><em>”</em> açıklaması arşivlerde. Hâlâ aynı düşüncedeyse nasıl olacak?</p>
<p>Yedinci bölümün son ara başlığı <em>“Yerel yönetimler”. </em>İki paragrafı içeriyor. Ancak yine üzerinde fırtınalar kopabilecek konular.</p>
<p>İlk paragraf. <em>“Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin <strong>‘daha demokratik ve hukuki standartdı daha yüksek’ </strong>bir şekilde organize edilmesi mümkündür.” </em>(Koyuluk rapordan). İkinci parafta da <em>“Anayasa’dan kaynaklanan <strong>idari vesayet yetkisinin </strong>demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması…” </em>diyor<em>. </em>(Koyulaştırma bana ait).</p>
<p><strong>Anayasa M. 127’ </strong>de<strong>. <em>“</em></strong><em>Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde … kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.”</em> diye hükmediyor.</p>
<p><em>“<strong>İdari vesayet</strong> … <strong>Devletin 3 kuruluş ilkesinden biridir.</strong> Bu ilkeyle 1) idarenin bütünlüğü, 2) kamu görevlerinde birlik, 3) toplum yararı, 4) yerel ihtiyaçların gereğince karşılanması sağlanır … Devletin kuruluşuna fantezilerle müdahale etmek olmaz. Zamanda sınanmış doğrulara göre davranmak gerekir. Yoksa bedeli pek fazla” </em>Bu <a href="Devletin%20kuruluşuna%20fantezilerle%20müdahale%20etmek%20olmaz.%20Zamanda%20sınanmış%20doğrulara%20göre%20davranmak%20gerekir.%20Yoksa%20bedeli%20pek%20fazla">ifadeler </a> Prof. Dr. Birgül Ayman Güler’den. Yoruma gerek duyurmayan ve gayet açık uyarılar. Ve özerklik fırtınasının habercileri değil mi?</p>
<h3><strong>Sonuç ve değerlendirme</strong></h3>
<p>Rapor, Sonuç bölümünde <em>“eşitlik temelli kardeşliği”</em>, <em>“kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışını”</em>, <em>“duyguların ihmâl edilmediği … herkesin kendini ait hissettiği bir Türkiye’yi inşa etmeyi” </em>vurguluyor. Bunun da <em>“Oluşan müşterek kanaat” </em>olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Bakalım, TBMM’ye nasıl bir taslak gelecek?</p>
<p>Bu yazı, serinin son yazısı. Biraz da uzadı. Okuyucunun sabrına sığınıyorum. Malum, Terörsüz Türkiye ya da daha doğru ifadeyle Üçüncü Nesil PKK Açılımı, Türk tarihini bir kırılmaya doğru götürüyor.</p>
<p>Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk millî egemenliği bugün yaşayan Türk halkına emanet. Türk halkı da geçmişten aldıkları emaneti geleceğe devredecek.  Türk Milleti’nin ebediliği bu şekilde sağlanacak. Onun içindir ki bu devir hasarsız ve daha gelişmiş olmalı. Hani, <em>“Benim</em> (bizim) <em>vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır”</em> diyordu ya Büyük Atatürk.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk her yaştan Türk gencine Hitabesi’nde , <em>“ Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” </em>de diyordu.</p>
<p>Biz Türkler görevimize düşkün milletizdir vesselam…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu (son bölüm)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-son-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 18:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye süreci denen üçüncü nesil açılımı bütün hızıyla devam ediyor. Ama Komisyon'da görev alanlar yaptıklarından emin değiller ki kendileri için yasal güvence de istiyorlar. Peki, süreç Meclis'e gelmeden kesilirse ne olacak?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4"></a></p><p><em>Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun raporunun bölümlerini incelemeye devam ediyoruz. Bu yazıda da önce “</em><em>Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” </em>başlıklı altıncı bölüme bakacağız.</p>
<p>Bölüm, <em>“Komisyon raporu yasa yapım süreçlerine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya koymaktadır” </em>diye başlıyor. Büyük bir ihtimalle yasa tasarıları da hazırdır. Sadece zamanı bekleniyor olsa gerek.</p>
<p>Komisyon <em>süreçteki en kritik eşiği “… PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit” edilmesi </em>olduğunu belirtiyor. <em>“… yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin” </em>bu durumda hayata geçeceğini belirtiyor.</p>
<p>Bununla da yetinmiyor. Terör <em>örgütünün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi, bu süreçte ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler </em>hususlarında <em>anlayış birliği var </em>diyor.</p>
<p><em>“Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”</em></p>
<p>Bu konuda kamuoyunda da çok fazla itiraz var. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da silah bırakılması hususunu teyit etme ihtiyacı duymuş olmalı ki X hesabında <a href="https://x.com/YildizFeti/status/2024415508099932195?s=20" target="_blank" rel="noopener">paylaştı</a> (19 Şubat 2026).</p>
<p>Bu yazılanlarla, terör örgütünün Türkiye dışındaki yapılanmalarını düşündürmek istiyorlar. Ama PYD (SDG)  – PKK’nın yeni Suriye yönetimiyle anlaştığını da hiç gündeme getirmiyorlar. PYD (SDG), PKK’nın bir <em>unsuruysa</em> silahı bırakmadıkları ve bırakmayacakları da gayet açık.</p>
<p>Eğer, Suriye yönetimine entegre oldukları düşünülüyorsa, bu, şu anki yapılarıyla olacak. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de bunu ortaya koyuyor. <em>“SDG&#8217;yi düşman olarak değil, ortak olarak görüyoruz. Bu nedenle onların Suriye hükümetinin bir parçası olmalarına yardım etme konusunda oldukça istekliyiz.&#8221;</em> (14 Şubat 2026)</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanının SDG’lilerle Münih’te verdiği fotoğrafın mesajı da Suriye’deki tartışmaları -şimdilik- sonlandırmış görünüyor.</p>
<p>Bütün bunlar bir araya geldiğinde Hiç kimse, “Terör örgütü tüm unsurlarıyla silah bırakmazsa süreç ilerlemez” gibi sözler etmesin. Eğer bunda kararlılarsa komisyon derhal sonlamalıydı. Tabi, “SDG, PKK’dan ayrı kardeşim” demezlerse… Ya da “plana sadık kalmaya” devam etmiyorlarsa…</p>
<h2><strong>Bütünleşme için yasa: hem müstakil hem geçici</strong></h2>
<p><em>“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere … amaca özgülenmiş, <strong>müstakil ve geçici</strong> mahiyette bir yasal düzenlemeye” ihtiyaç</em> varmış. (Koyu vurgu rapordan.) Müstakilliğin de özellikle FETÖ -ve varsa başka terör örgütlerinin- bu süreç dışında tutulması tartışmalarının sonucu olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Bu <em>düzenleme<strong> “demokratik siyaset zemini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı”</strong> olmalıymış. </em>Çünkü<em> <strong>demokratik siyaseti güçlendirecek ve “sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak</strong></em>(mış)<strong><em>”. </em></strong>Sonucu ortadan kalkacak olan da<strong> <em>“Silahların bırakılması süreci”</em>. </strong>Anlaşıldığı kadarıyla teröristlerin ceza davasından kurtulması ve siyaset yapabilmesinin önü açılıyor.</p>
<p>Rapor bunu, “<em>Kanun; silahı ve şiddeti reddedenlerin topluma kazandırılmasını … meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.” </em>diye ifade ediyor. Aynı zamanda da <em>“…ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesi sağlanmalı” </em>diyor. Haklarını da teslim etmek lazım <em>“kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli”</em> ifadesi de var. Türk Milleti’nin itirazının hafifletilmesi uyarısı hissediliyor.</p>
<p>Habur’daki çadır mahkemesi tiyatrosunun milletin vicdanında açtığı derin yara hiç akıldan çıkarılmamalı. Yeni ve yeniden, “dağdan memleketlerine dönen kahramanlar(!)” fotoğrafları şimdiden zihinlerde canlanmaya başlamış durumdadır.</p>
<p>Komisyon, <em>toplumsal bütünleşme</em> için <em>“her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dâhil”</em> olması gerektiğini <em>“kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların”</em> belirlenmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor. Bunu da, <em>“toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine … kamu düzenine uyumuna” </em>yardımcı olacağı gerekçesine dayandırıyor.</p>
<p>Silah bırakma süreci için <strong><em>izleme ve raporlama</em></strong><em> <strong>mekanizması</strong> oluşturulması</em> öngörülüyor. “<em>Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde” denetim </em>yapılacağı <em>ve “sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin”</em> <em>alınabileceği </em>belirtiliyor.</p>
<p>Tabi, mekanizma çalışırken, istenmeyen davranışların önlenmesi de akla gelmiyor değil doğrusu. Hani Habur’da, çadır mahkemesinde, teröristin “pişman mısın?” sorusuna “hayır” cevabını, “yaz, pişmanım dedi” yaşanmışlıkları arşivlerde duruyor.</p>
<h2><strong>Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması </strong></h2>
<p>Altıncı bölümün hatta Rapor’un en dikkat çekici ara başlığı. Onun için olduğu gibi aldım. Tek paragraflık bir kısım.</p>
<p><strong><em> </em></strong><em>“Yürütülen süreçte görev alanlar, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir.”</em></p>
<p>Rapor çok dikkatli bir dille yazılmış. Yukarıdaki paragraf da bu dikkatin eseri. <strong>“Yürütülen süreçte görev alanlar”</strong> diyor, yürütülecek süreçten de bahsetmiyor.</p>
<p>Yasal güvence verilmesi istenenler ayrı ayrı belirtilmiş. <strong>“G<em>üvence”</em></strong> istenenler arasındaki <strong><em>“Komisyon çalışmalarında yer alanlar”</em></strong>, TBMM Başkanı ve komisyon üyesi milletvekillerini, <strong><em>“ve görevliler”</em></strong> de onlara yardımcı olan Meclis ve devlet görevlilerini işaret ediyor.</p>
<p>İyi de bu komisyon üyeleri zaten dokunulmazlık sahibi. Komisyonun kurulması ve çalışması Meclis faaliyetleri kapsamında değil mi ki? Neden çekiniyorlar da ek bir yasal güvence talepleri var? Yaptıklarından emin değiller de ondan mı? Bu sorumluluğun, Komisyon’un TBMM İçtüzüğüne aykırı bir şekilde kurulduğuna dair tartışmalarla birlikte başladığını mı düşünüyorlar acaba?</p>
<p>Peki, velev ki süreç Meclis Genel Kurulu’na gelmeden kesilirse ne olacak?</p>
<p>Yine yerimiz yetmedi. Yedinci bölüm için devam edeceğiz&#8230;</p>
<p>Daha sonra da bölücübaşı, bebek katili, ağırlaştırılmış müebbet mahkûmu iken Cumhur İttifakı’nın üstün gayretleriyle (!) ”Kürt Halk Önderi” hâline getirilen öcalan’ın açıklamalarını inceleyeceğiz. (Bu yazı yayına gönderilirken yapılan açıklamayı Pervin Buldan okudu. Okumaya da “Kürt Halk Önderi” diye başladı. 27 02 2026)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 18:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DAM ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Taslak rapor]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm kesimlerin isimlerini sayacak bir komisyon üyesi var mıdır dersiniz? Ardından da makul talebin ne olduğunu söylemeliler. Bu taleplerin kimlik, dil, egemenlik ile devlete ve vatana ortaklık olduğu ortada değil mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3"></a></p><p>Bir önceki yazıda bugünün, geçmişte yaşananlarla ilişkisini kurmuştuk. Rapor’da, tarihi ve hukuku değiştirmeye çalıştıklarıyla <em>kurucu iradeye, kurucu çerçeveye ve birlikte yaşama iradesinin somutlaşma hedefine</em> dikkat çekmiştik. Değerlendirmeye devam ediyoruz.</p>
<p>Dördüncü bölüm dinlenen kişilerle ilgili. Başlığı da <em>“Dinlenen kişilerin mutabakat alanları”</em>.</p>
<p>Aslında, daha çok, hedeflerine uygun kişileri çağırdıkları bir gerçek. Farklı düşünenlerden çağırdıkları kişileri de sadece dinlemiş olmalılar. Rapor’da o düşünceleri ifade eden tek bir cümle de yok. Eğer <strong>daha çok farklı düşünenleri çağırsalardı çoğunluk düşüncesi olarak onları vermeleri gerekirdi</strong> değil mi? Yani, bu sonucu elde etmek için kurulmuş bir komisyon. Maçın sonucu daha baştan belli.</p>
<p>Yine de yazılanlara bakmakta fayda var.</p>
<p>Bölümün girişinde <em>“toplumun farklı kesimlerini buluşturan güçlü bir ortak zeminin”</em> varlığı vurgulanıyor.</p>
<p>Peki, bu ortak zemin neye yarayacakmış? <em>“… farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesi altında <strong>kardeşlik hukuku</strong> ve ortak acıyı ortak umuda ve gelecek hayaline dönüştürme yaklaşımı etrafında birleştiğini”</em> gösteriyormuş (kardeşlik hukuku koyu vurgulu yazılmış).</p>
<p>İyi de en azından son yüzyıl boyunca, Türk vatandaşı olarak, kardeş olamadık (!) da şimdi nasıl olacağız? Bunun da cevabı, <em>“Bu çerçevede kardeşlik hukuku, <strong>eşitlik temelli vatandaşlık anlayışını</strong> besleyen; <strong>onuru ve haysiyeti koruyan dilin yerleşmesini</strong>, adalet duygusunun tahkim edilmesini, güvenin güçlenerek inşa edilmesini ve <strong>birlikte yaşam iradesinin kurumsal bir zemine bağlanmasını</strong>”</em> ifade ediyormuş.</p>
<p>Buradan da anlaşılan yeni bir vatandaşlık tanımı geliyor. Bölücübaşı da bunu istiyor zaten. Ve Devlet Bahçeli de <strong><em>“Kimlik siyasetini öne çıkarmak yerine kapsayıcı Türk vatandaşlığı üzerinde <a href="https://millidusunce.com/terorsuz-turkiye-cagrisindaki-ayrintilar-1/" target="_blank" rel="noopener">mutabakat</a>”</em></strong> vurgusu yapmıştı (2 Nisan 2025 <a href="https://www.turkgun.com/siyaset/mhp-lideri-devlet-bahceli-her-parti-turkiye-partisi-olmak-zorunda/280200" target="_blank" rel="noopener">Türkgün Gazetesi</a>).</p>
<p>Sonra da <em>“Birlikte yaşam iradesi kurumsal bir zemine”</em> bağlanacak yani artık anayasa ve yasalara işlenecekmiş.</p>
<p>Son soru: Bu kardeşler kimler ve isimleri ne olacak? Rapor’a göre kardeşler; “Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler ve Aleviler”. Gerçi çok daha öne çıkan Kürt kökenli vatandaşlarımız ama bu kalıp kullanılıyor.</p>
<p>Peki, ikisi millet birisi etnisite. Diğer ikisi de inanç yapılanması. Her birinin içinde diğeri de var. Yani Alevi Türk, Alevi Kürt ve Alevi Arap da var, Sünni Türk, Kürt ve Arap da var. Bu nasıl olacak? Alevi Türkler, Sünni Türkler; Alevi Kürtler, Sünni Kürtler; Alevi Araplar, Sünni Araplar diye mi yapılanacaklar? “Ortak (!)” isimleri ne olacak? Ortak isimde farklılıklar vurgulanmayacaksa, farklılıkları bu kadar öne çıkarmanın ne anlamı olacak?</p>
<h2>Eşitler daha mı eşit olacak, yoksa&#8230;</h2>
<p><em>“Demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünülmesi beklenmektedir.”</em></p>
<p>Anayasamız herhangi bir grubu ya da etnisiteyi de tanımıyor. Hak ve ödevler birey üzerinden tanımlı. Her yurttaş (vatandaş/birey) zaten birbirine eşit. Hiç kimsenin bir diğerine göre hak ve ödevlerinde eksiği ya da fazlalığı yok. Ama hepsinin adı da Türk… Hepsi de birbirine eşit. O zaman bu “eşit yurttaşlık” ne oluyor?</p>
<p>PKK’nın kurulduğu günden bugüne talebi <em>“eşit yurttaşlık”</em>. Bölücübaşı’nın da ısrarla üzerinde durduğu konu. Anayasanın 66. Maddesindeki vatandaşlık yani “Türk” tanımı.</p>
<p>Anayasa’nın 66’ncı maddesi, <em>“Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür.”</em> diyor.</p>
<p>Bölücübaşı da, cezaevinde, Sırrı Süreyya Önder’e yazdırdığı metinde: <em>&#8220;Ulus aidiyeti ile devlet aidiyetini karıştırmayın … Devlete aitiz ama Türk ulusçuluğuna ait değiliz … Tekilden uzağız. Ortak bir milletin <a href="https://millidusunce.com/terorle-mucadele-mi-terorizmle-mucadele-mi/" target="_blank" rel="noopener">üyesiyiz.’&#8221;</a></em> demişti.</p>
<p>Peki, 66’ncı madde değişmeden de bu mümkün mü? Türk Milleti’nin <a href="https://millidusunce.com/bunalimdan-cikisin-sarti-kavramlarda-birliktir/" target="_blank" rel="noopener">tarifini</a> “Halkların bileşkesi” hâline getirirlerse mümkün görünüyor. Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ahaliye Türk Milleti denir.” sözünden hareketle Türkiye ahalisi çeşitli halklardan müteşekkildir diyerek buna teşebbüs edilebilir.</p>
<p>O zaman Türk halkı ve Kürt halkı ile diğer etnik unsurların halkları (!) birleşecek. Bir de Alevi ile Sünni halkları (!) da eklenecek. Bütün bunlar bir araya gelince Türk Milleti (!) olacak. Dolayısıyla eşit yurttaşlık olacak. Bu şekilde de egemenliği bu ortaklar arasında <a href="https://millidusunce.com/terorsuz-turkiye-cagrisindaki-ayrintilar-2/" target="_blank" rel="noopener">paylaştıracaklar.</a> Özellikle bugün CHP’yi yönetenlerin içinde büyüdüğü <em>“Yaşasın Türkiye halklarının kardeşliği” </em>sloganını da birlikte düşünmekte fayda da var<a href="#_edn1" name="_ednref1">*</a>.</p>
<p>Bu yaklaşım <a href="https://millidusunce.com/bunalimdan-cikisin-yolu-kavramlarda-birliktir-ii/" target="_blank" rel="noopener">doğru değildir</a>. Birlik duygusunun sonu demektir. Türkiye’nin nüfusunun tamamı anlatılırken tek bir halk olarak tanımlanır o da Türk halkıdır. Aksi takdirde bunun ucu -şimdi olmasa bile çok uzak olmayan bir gelecekte- ortaklık bozulduğunda, toprak yani vatan paylaşımına kadar gider.</p>
<p>Dördüncü bölümü, <em>“Ortak zemin, ayrıca toplumsal rıza ve sürecin toplumca sahiplenilmesi konusunda geniş bir mutabakat bulunduğunu; katılımcılık, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerinin siyaset kurumu, sivil toplum ve akademi çevrelerince güçlü biçimde desteklendiğini ortaya koymaktadır.”</em> ifadesiyle bitirelim. Bunun gerçek olup olmadığı Türk Milleti’ne sorduklarında ortaya çıkacaktır.</p>
<h2>Terörle yaşamak isteyen el kaldırsın</h2>
<p>Beşinci bölüm, <strong><em>PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması</em></strong> başlıklı.</p>
<p>Türkiye’de bir kişi bile terörün bitmesine itiraz etmez. Elbette, “Bitsin kardeşim” der. Der de, terör örgütünün siyasi emellerine teslim olmayı, egemenliğini, devletini ve vatanını paylaşmaya razı olmaz. Kimliğini değiştirmek hatta kaybetmek olamaz. Tarihi bilen buna itiraz eder. Hoş onun için <em><strong>“tarihi bugünün anlayışıyla yeniden yorumlamak” gerektiğini söylüyorlar ya</strong></em>.</p>
<p>Neyse biz devam edelim.</p>
<p><em>“En başından itibaren ‘Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu’ korumayı esas alan bir yaklaşım benimsenmiştir.”</em> cümlesi onuru da gururu da darmadağın ediyor. Bu aynı zamanda Türk Milleti’ne bühtandır. Hem de bu ifade ayrımcılığı ve ayrılığı en güçlü şekilde vurguluyor. <strong>Aslında var olan kardeşlikten öte olan birliği ve bu birliğin yerine yeniden kurmak istedikleri kardeşliği de yok ediyor.</strong></p>
<p>Bu bölüm, <em>“Maşerî vicdanı derinden etkileyen terör gerçeği göz ardı edilmeden, toplumun tüm kesimlerinin makul taleplerine karşılık verilmesi esas alınmaktadır.”</em> paragrafıyla bitiyor. Terör karşısında, onun her istediğini karşılayacağını belirten raporun, <em>“Maşerî vicdanı derinden etkileyen”</em> bir cümlesi daha…</p>
<p>Tüm kesimlerin isimlerini sayacak bir komisyon üyesi var mıdır dersiniz? Ardından da makul talebin ne olduğunu söylememeliler. Bu taleplerin kimlik, dil, egemenlik ile devlete ve vatana ortaklık olduğu ortada değil mi? Bunların neresi <em>makul talep</em>?</p>
<p>Bu yazılanlardan, yapılanlardan ve yapılacak olanlardan sonra artık “vatan sağ olsun” anlayışını da kaybettirmek üzere olduklarını da biliyor olmalılar.</p>
<p>Devam edecek…</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> İspanya’nın yaşadıklarına dikkatli bakılmalıdırlar. Bu hususta Nilgün Cerrahoğlu’nun Cumhuriyet Gazetesindeki Ocak-Şubat 2013 tarihli seri yazıları önemlidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu -2</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişi değiştirmeye çalışanlar sadece DEM’liler ve PKK’lılar mı? Elbette hayır. Türk kimliğiyle kavga eden siyasi düşünce sahipleri de geçmişi değiştirmeye çalıştılar. Şimdiye kadar güçleri de yetmedi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu -2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20-2" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20-2" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20-2" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20-2" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%20-2" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu -2"></a></p><h2>Kardeşliğinin tarihî kökleri ve hukuku</h2>
<p>Bu başlık Rapor’un üçüncü bölümünün kısalmış hâli. Anlayacağınız üzere Türk ve Kürt kardeşliği diyor. Yakında birçok grup kardeşlik için DNA testi yaptırmaya kalkarsa şaşırmamak lazım. Ya da “elime silahı alırım ha…” da diyebilirler. O zaman al sana ittihad-ı anasır. Unsurların birliği. Osmanlı’da tutmadı ve koca bir imparatorluktan ancak bugünkü vatanımızı kurtarabildik.</p>
<p>Rapor&#8217;da, <em>“Ortak tarih, kültür ve medeniyet iddiamızın sonucu, kaçınılmaz şekilde huzura ve müşterek çıkarlara dayalı ortak gelecek irademizdir.”</em> diyor. Öncelikle Türk Milleti’nde tarih birliği, dil birliği, ülkü birliği, devlet birliği, vatan birliği, kader birliği, tasada birlik, kıvançta birlik, afete koşarken birlik… aklınıza gelen her konuda birlik vardır. Hadi gelin bu birlik ifadelerinin yerine ortaklık koyalım: tarih ortaklığı, dil ortaklığı, ülkü ortaklığı, devlet ortaklığı, vatan ortaklığı, kader ortaklığı, tasada ortaklık, kıvançta ortaklık, afete koşarken ortaklık… ne dersiniz?</p>
<p>Olmadı dediğinizi duyar gibiyim. Mesela aile ortaklığı demiyoruz. Onun adı aile birliği. Ve aile milletin prototipi. Bir yastıkta kocayın diye dua ettiğimiz kadın ve erkek ortaklık kurmuyorlar. Aileye ortaklık diye bakanlar çok çabuk boşanıyorlar değil mi? Peki, niçin millet ortaklığına zorlanıyoruz?</p>
<p>Sahi, etrafında ortaklığı bozulmayan kaç arkadaşınız var?</p>
<p>Biraz uzattım biliyorum. Ama bu konu çok ama çok önemli. Ortaklık dilimize pelesenk olmuş. Ama bu durumda farklılık daha da belirginleşip öne çıkıyor. Ve ortaklık her an ayrılığa hazır bir durum.</p>
<p>Üçüncü bölüm ilginç cümlelerle ilerliyor.</p>
<p><em>“Türkler ve Kürtler aynı coğrafyanın sahipleri, aynı ülkenin yurttaşları, aynı inancın mensupları, aynı medeniyet ve kültürün varisleri, birlikte var olmuş kardeş ve kaderdaş halklardır.”</em> diyor. Kör kör parmağım gözüne dercesine farklılığı öne çıkaran bir anlayış hâkim. Ama ortaklık vurgusunu unutmuş(!) Kardeş yerine ortak anne babanın çocukları, kaderdaş yerine de ortak kaderin sahipleri veya kader ortaklığı demeliydiler, değil mi?</p>
<p>Ancak anahtar paragraflardan birisi. Milletin tarifine yöneliyor ve yöneltiyor. Millet, &#8220;Halkların kardeşliğine” ve “halkların bileşkesine&#8221; evrilecek gibi görünüyor. Bunu da ilk dört maddeye dokunmadan yapacaklar.</p>
<h2>Değiştirilmeye çalışılan tarih ve hukuk</h2>
<p><em>“Tarihî sürekliliğin merkezinde yer alan kavram kardeşlik hukukudur. Bu yaklaşım, <strong>farklılıkları çatışma gerekçesine dönüştüren söylemlere kapı aralamayan</strong>; aksine farklılıkları ortak hayatın zenginliği olarak kabul eden bir toplumsal dengeyi hedeflemektedir.”</em> paragrafı da bir üstteki düşüncenin devamı. Ama üstü kapalı bir tehdit de var.</p>
<p>Bir sonraki paragraftaki, <em>“Bu coğrafyanın Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ve diğer tüm kesimleri, on yıllar boyunca süregelen acıların ve çatışmaların tekrarına rıza göstermemektedir.”</em> cümlesi kendi tezleri için kurulmuş. Tarihi farklılaştırıyorlar. Bizim tarihimizde böyle bir kayıt yok. Bu coğrafyada kimse <em>“on yıllarca”</em> çatışmadı. Ayrılıkçı terör örgütü dışında uzun yıllar devam eden bir durum yok. Bu cümle Türk Milleti’ne bühtandır. Eğer Suriye ve Irak kastediliyorsa, onlar bize örnek olamaz. Siyasi yapımız ve sosyolojimiz farklı.</p>
<p>Bölümden bir paragraf daha. <em>“Sorunların kalıcı çözümü için eşitlik, demokratik katılım, yerel kalkınma, kültürel saygı ve sosyal adalet gibi alanlarda atılacak adımlar, kardeşliği güçlendiren ve ayrıştırıcı senaryoları boşa düşüren zeminleri üretecektir.”</em></p>
<p>Yazanların hepsi de bizim anayasa ve yasalarımızda olan hususlar. Anayasamızda vatandaşların birey olarak eşitliği gayet açık. O zaman eşitlikten kastedilen ne, kimler arasında sağlanacak? Elbette hep saydıkları “Türk, Kürt, Arap… Sünni, Alevi” arasında. Bireyler zaten eşit olduğuna göre, grupların eşitliğine geçilecek demektir.</p>
<p>Yerel kalkınmadan adem-i merkeziyeti, kültürel saygıdan kimliğe verilecek statü ve ana dilinde eğitimi, sosyal adaletten “zaten bunlar adaletin gereğidir”i işaret ettikleri çok da anlaşılmaz değil.</p>
<p>Devletimize de haksızlık ediyorlar. Saydıklarının hepsi de yasalarımızda var. Şikâyet edenler de bunları uygulamayanlar. Eğer 24 yıldır Türkiye’yi yönetenler bunlara doğru diyorlarsa, Anayasa ve kanunların hükümlerine uymuyorlar demektir. Yeni bir “Fiili durumu hukukileştirme” ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Bu düşüncelerini desteklemek için kurdukları bir cümle daha. <em>“Nitekim gönül coğrafyamızdaki <strong>komşularımızın ve kardeş halkların yüzünü Türkiye’ye dönmesi</strong>; demokratik kapasitesi güçlü, kalkınma imkânları geniş, tarihî ve kültürel bağları derin ülkemizin artan çekim gücünü göstermektedir.”</em></p>
<p>Yeni PKK açılım sürecini kamufle edebilmek için şuur altına, “büyüyeceğiz, eski coğrafyalarda etkili olacağız. Bu şekilde kalkınacağız.” diye üflüyorlar.</p>
<h2>Tarihi değiştirmeye devam</h2>
<p>Rapor, 3. Bölümde, geçmişle oynamaya devam ediyor. <em>“Yakın tarihimizde de kardeşliğimizin kurumsal ifadesi Millî Mücadele yıllarında ve TBMM’nin kuruluş iradesinde belirginleşmiştir. İşgal şartlarında kurulan Meclis, farklı toplumsal kesimleri aynı siyasal hedefte buluşturan bir temsil zeminine dönüşmüş; <strong>ortak kader fikrini somutlaştıran</strong> bir millî irade tecrübesi üretmiştir.”</em></p>
<p>Bu ifadeler 100 yıl öncesini, bugünün düşünce yapısıyla ve siyasi şartları içinde değerlendiren ifadeler. Ama gerçek bu da değil.</p>
<p>Devlet-i Aliye yani Osmanlı, ben Türküm diyordu (1876 Kanun-i Esasi). Birinci Meclis de bunu devam <a href="https://millidusunce.com/1921-anayasasinin-ruhu-turktur-cagirmayla-gelmez/" target="_blank" rel="noopener">ettirdi</a> (1921 Teşkilat- Esasiye, 307 ve 308 sayılı TBMM kararları). Cumhuriyetin anayasasını yapan TBMM de aynı yoldan devam etti. Sonraki anayasalarda da bu hiç değişmedi.</p>
<p>Meclis’in tutanaklarında bu gerçeğin dışında bir şey de yok. Bütün atalarımız “kader ortaklığı” yapmamış, kader birliği etmişler. Ama etnikçi ve ayrılıkçı düşünceye sahip DEM partililer olmayan toplantıya atıfta bulunarak, TBMM’de tutanakların arşivden <a href="https://millidusunce.com/yeniden-sevr-terorsuz-turkiye/" target="_blank" rel="noopener">yok edildiğini</a> söyleyecek kadar da pervasızlar.</p>
<p>Geçmişi değiştirmeye çalışanlar sadece DEM’liler ve PKK’lılar mı? Elbette hayır. Türk kimliğiyle kavga eden siyasi düşünce sahipleri de geçmişi değiştirmeye çalıştılar. Şimdiye kadar güçleri de yetmedi.</p>
<p>Özellikle şu paragraf bizi teyit etmektedir. <em>“Bugün de bizler, halkın tam içinden çıkan o akla yaslanarak, o millî irfanı kuşanarak, <strong>tarihi bugünün anlayışıyla yeniden yorumlamak ve geleceği bu iradeyle kurmak</strong> <strong>mecburiyetindeyiz.</strong>”</em></p>
<p>Cumhuriyeti kuranların kurduğu CHP ve Cumhuriyetin kurucu fikri milliyetçiliği adında taşıyan MHP, <strong>“tarihi bugünün anlayışıyla yeniden yorumlamak ve geleceği bu iradeyle kurmak”</strong> ifadesinin ne anlama geldiğini açıklamalıdır. Çünkü…</p>
<p>Bölümdeki son ara başlık, <em><strong>“Ortak Geçmişimiz Ortak Geleceğimizin Pusulasıdır.”</strong></em> Bununla geleceği nasıl kuracaklarını açıklıyorlar. İlk soru: bu şekilde bir millet ebediliği nasıl sağlar? Bugün tarihi kesintiye uğratıyorsun. O hâlde yarın da tarih yeniden değişebilir demek değil midir?</p>
<p><em>“Ortak gelecek hedefimiz, vatandaşlık bağını güçlendiren, toplumsal bütünleşmeyi kalıcılaştıran ve terörün açtığı yaraların kapanmasına imkân tanıyan <strong>uzun vadeli bir istikamet</strong>”</em> üretecekmiş.</p>
<p>Ardından gelen cümle, yapılmak isteneni çok açık ortaya koyuyor. Ve Rapor’un en önemli cümlelerinden birisi, <em><strong>“Bu hedef, kardeşliği soyut bir temenni olmaktan çıkarıp birlikte yaşama iradesini somut bir istikamet hâline getiren kurucu çerçevedir.”</strong></em></p>
<p><strong>Aziz Türk Milleti ne yaptıkları yeterince açık değil mi? Yeni bir devlet kuracaklarını daha nasıl söyleyecekler?</strong></p>
<p>CHP ve MHP de böyle mi düşünüyorlar dersiniz?</p>
<p>Devam edecek…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu -2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni bir devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-1</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 18:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52681</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni nesil PKK açılımı hızla ilerliyor. Komisyon raporu yayımlandı. PKK'nın siyasi beklentilerini karşılayacak rapor yeni bir devletin kuruluşunu işaret ediyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1/">Yeni bir devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1%2F&amp;linkname=Yeni%20bir%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1%2F&amp;linkname=Yeni%20bir%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1%2F&amp;linkname=Yeni%20bir%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1%2F&amp;linkname=Yeni%20bir%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1%2F&#038;title=Yeni%20bir%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1/" data-a2a-title="Yeni bir devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-1"></a></p><p>Aslında üçüncü nesil PKK açılımının raporu. Ve sonucunda da yeni bir devlet kurmaya çalışıyorlar. Fakat gerçekleri olduğu gibi ortaya koysalar millet ayağa kalkacak, biliyorlar.</p>
<p>Muhtevası, PKK terör örgütünün siyasi taleplerin karşılanması için gerekçeler manzumesi. Terör örgütü de kurulurken devlet istemiyor muydu? Görünen o ki gidiş oraya doğru.</p>
<p>Dem Partisi “terör, terörist ve terör örgütü gibi kavramlara şerh koymuş. Haklılar(!) Devletin en önemli güvenlik teşkilatının akademisinin başındaki profesör ünvanlı kişi Kürt Ulusal Hareketi diyor. Parti <em>KUH’un siyasi</em>, PKK’da <em>silahlı </em><a href="https://millidusunce.com/devlet-akli-dedikleri/" target="_blank" rel="noopener"><em>kanadıymış</em></a><em>.</em></p>
<p>İncelemeyi, Rapor’un bölümlerinden alıntılarla yapacağım.</p>
<h2><strong><em>Komisyonun Temel Hedefleri bölümü </em></strong></h2>
<p>Rapor’da, <em>“Komisyon; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmalarını sürdürmüştür.”</em> diyor.</p>
<p>Buradan da anlaşılacağı gibi, “Millî devlet” yok. Sadece “üniter devlet“ var. Malum bütün tartışma “Millî devlet” yapısı üzerinde dönüyor. Çünkü millî devlet, egemenliğin bir millete ait olmasını anlatıyor. <em>Kardeşliği ve kaderdaşlığı</em><a href="#_edn1" name="_ednref1"><em>*</em></a> egemenliğin ortaklığı üzerine kurgulayan bir yol haritası var.  Cumhuriyetin kuruluş felsefesini esas aldıkları da yok. İlerleyen kısımlarda bu yokluk görülüyor.</p>
<p><em>“Ülkemiz, iç cepheyi tahkim etme irademizi pekiştiren bölgesel ve küresel şartlarla karşı karşıyadır. Emperyal hesapların, vekâlet savaşlarının ve ayrıştırıcı senaryoların hedef aldığı coğrafyamızda millî dayanışmamız ve iç huzurumuz temel gücümüzdür.” </em></p>
<p>Bu üçüncü nesil açılımın sebeplerinden birisi bu cümlede. İç cepheyi tahkim sebebi, ülkemizin “<em>Emperyal hesapların, vekâlet savaşlarının ve ayrıştırıcı senaryoların” </em>hedefinde olmasıymış. Dış tehdit olmasa böyle bir şeye gerek yokmuş galiba.</p>
<p>Bu hususta geçmişten bazı konuları hatırlayalım. AKP kurucularından İhsan Arslan, BBC Türkçeye verdiği <a href="https://www.bbc.com/turkce/54969559" target="_blank" rel="noopener">röportajda</a>, <em>“Eğer biz kendi içimizde bu sorunu çözemezsek dışarıdan büyük devletler müdahale ederler. <strong>PKK&#8217;nın ve örgütün bu manada bizim dönemimizde bazı yanlışlarımızdan dolayı çok fazla uluslararası boyut kazandığını</strong> … şimdi dış devletlerin müdahalesi zorunlu hale geldi”</em>ğini <a href="https://millidusunce.com/ya-boluculerin-dedigi-ya-da-dis-mudahale-mi/" target="_blank" rel="noopener">söylemişti</a>.</p>
<p>Peki, Türk Milleti bu kadar tartışmaya sürükleneceğine dış tehdit için başka tedbirler alınsa daha iyi değil miydi? Hem tehdidi anlattığınızda millet daha güçlü bir şekilde destek vermez miydi? Bir şeylerden mi korktular ki?  Yoksa <em>menzil </em>mi buydu? Bu sorunun cevabı için 2002’den -hatta çok daha öncesinden- bu yana olayların birleştirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Neyse, Türk Milleti’nin yüksek feraseti bu soruların cevabını verecektir mutlaka.</p>
<h2><strong>Temel Hedeflerdeki geçmiş</strong></h2>
<p><em>“Komisyonumuz, on yıllardır <strong>ülkemizin enerjisini tüketen ve kardeşi kardeşten uzaklaştırmaya çalışanların provoke ettiği bir meseleye</strong> <strong>yeni bir gözle bakma</strong> iradesinin yansımasıdır.”</em></p>
<p>Bu cümleler 2006 Mart’ındaki başlayan ve Genelkurmay 2. Başkanı’nı da tutuklamaya çalışan, 40 civarında subay ve astsubayın tutuklu yargılandığı Şemdinli Davasını hatırlattı. Bakın İddianame’de <em>“Terör Nedir? Kim, Ne İçin Terör Yapar?”</em> sorusuna bir yerde, <em>“Devlet içi birtakım organizasyonlar” başka bir yerde “Devlet içerisinden kimi</em> <em>ideolojik gruplaşmalar” cevabını verir. Sebebi için de </em><em>“İstikrarsızlaştırma” </em><a href="https://millidusunce.com/misak/semdinli-davasi-turk-kimligi-ve-egemenlik/" target="_blank" rel="noopener">der</a><em>.</em></p>
<p><em>Başkaları da var.</em></p>
<p><em>“Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan ve Cumhuriyet’in ilanında da kabul edilerek devam ettirilen modernlik projesi, Kürt milliyetçiliğinin ve siyasal İslâm’ın devletin temel yaklaşımlarına hâkim olmasını temel tehdit unsurları olarak belirlemiştir.”</em></p>
<p><em>“</em><em>Bölgede kimlikler üzerine (…) gerçekleştirilen operasyonlar (…) devlete ve (…) siyasî iktidara (…) güvensizlik duygusu (…) ortaya çıkartmaktadır. Bu (…) operasyonlar (…) dış tehdit unsurlarının amaçlarına hizmet eder.”</em></p>
<p><em>Ne kadar da benziyor değil mi? Ama bu iddianame FETÖ kumpasıydı. Onların da ABD’nin maşası olduğu 15 Temmuz ihanetinde iyice açığa çıktı. Bugün FETÖ yok ama ABD bütün güçleriyle bölgemizde.</em></p>
<p><em>Şimdilik bunlar yeter sanırım.</em></p>
<p>Rapor’a dönelim.</p>
<p><em>“Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikteliği ve dayanışmalarının tesisi …”</em> bir işaret fişeği gibi. Egemenliğin müstakbel ortaklarını (!) belirtiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan çok sık tekrar ettiği, “Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi”  ifadesinin rapora girmiş hâli. Bunu yanına, 2017’de Başbakan Erdoğan’ın Yunanistan seyahatindeki “Lozan’ın güncellenmesi” tartışmasının <em>“Türkiye’nin güney sınırlarıyla ilgili olduğu”</em> bilgisini de <a href="https://millidusunce.com/yunanistan-lozanin-guncellenmesinden-ne-anladi/" target="_blank" rel="noopener">ekleyelim</a>. Aklınıza gelmediyse kısa bir internet gezintisi sonuç verecektir.</p>
<p>Bu bölümden son alıntımız: <em>“Çatışmaların yayıldığı, kimliklere dayalı fay hatlarının kışkırtıldığı ve vekâlet düzeneklerinin devletleri içeriden zayıflatmayı hedeflediği bir dönemde, iç huzur ve demokratik bütünleşme, dış politika kapasitesinin de ana dayanağıdır.” </em>cümleleri.</p>
<p>Başında, değişen dünya şartlarının mecburiyetinden bahsediliyor. <em>İç cephe tahkiminin bir tercih değil gereklilik olduğunu </em>söylüyor. Böyle bir zorunluluk olmasa birbirimizle kavga etmemiz sanki normalmiş gibi. ‘Ötekinin’ varlığı üzerinden iktidarın devamı artık bir siyaset tarzı olmuş görünüyor. Bu normalleşince böyle cümleler kurulabiliyor galiba.</p>
<h2><strong>Kalkınma ve Ekonomik Refah Artışı Hedefi</strong></h2>
<p>Bu bölüme de değişen <em>küresel ve bölge şartlarının etkisiyle iç cephe tahkimi </em>yaklaşımıyla giriliyor. En büyük dayanakları da bu çünkü tekrar ediliyor.</p>
<p>Ardından, <em>“Terörsüz Türkiye’nin devlet politikası olmasıyla on yıllardır yaşanan terör ve çatışma sürecinin ülkemize maliyetinin yeniden hesaplanması gerekmiştir.” </em>sihirli cümlesi geliyor.</p>
<p>Malum artık buhran hâlini alan bir ekonomik krizin içindeyiz. Millet olarak çırpınıyoruz. Millet olarak dediysem de büyük bir kısmı. Gelir dağılımı iyice bozulmuş durumda. Milletin çoğunluğu beslenemiyor. Barınma güçlüğü çekiyor. Daha az bir kesimin gelirden aldığı pay onları gayet mutlu ve mesut yaşatıyor.</p>
<p>En önemlisi de itibardan hiç taviz vermeden devam ediliyor. Fukaralığın yükü büyük ölçüde terörün üstüne yıkılıyor. İnsanın aklına “acaba özellikle mi?” sorusu gelmiyor değil. Ama hemen yok canım, git başımdan diye bu fikri kovalıyor.</p>
<p><em>“Komisyonun önemini anlamak, terör eylemlerinin yarım asır boyunca ülkemizin toplumsal enerjisini tüketen, kalkınma ufkunu daraltan ve vicdanı yoran bir engel olarak karşımıza çıktığını teslim etmek anlamına da gelmektedir” cümlesi de böyle bir şey.</em></p>
<p><em>Yarım asrın 24 yılında idare edenler tarafından kurulmuş bir cümle. Bu 24 yıl halkın gerginliği hiç bitmedi. Biri bitmeden diğer başladı. Çoğu zaman gerginlik kaynağı birden fazlaydı. Ve en fenası da 2018’den bu yana hakemlik fonksiyonunu yapacak bir makam da kalmadı. Artık partili cumhurbaşkanlığı var çünkü. Artık gerilimin taraflarından birisi. </em></p>
<p><em>Devam edecek…</em></p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> Bu kavram iki defa kullanılmış. Örn. <em>“Gayet açıktır ki Türk-Kürt-Arap kardeşliği coğrafyamızın asli kodudur. Kaderdaşlık, savaş meydanlarında, alın terinde, acıda ve umutta birlikte yürümektir.”</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1/">Yeni bir devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-bir-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoksulluk ve onur</title>
		<link>https://millidusunce.com/yoksulluk-ve-onur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yoksulluk-ve-onur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 18:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52308</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçimdeki diğer sesin, Türkiye’nin açmazları üzerine bir hayli saydırdığı konuşmasından sonra bu yazıyı okumak çok iyi geldi. Rahatlama, yolumun üzerindeki bir kırtasiye dükkanının camındaki ilanla arttı. Üniversitelilerin yoğun olduğu Beşevler’de “askıda fotokopi” diyordu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yoksulluk-ve-onur/">Yoksulluk ve onur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksulluk-ve-onur%2F&amp;linkname=Yoksulluk%20ve%20onur" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksulluk-ve-onur%2F&amp;linkname=Yoksulluk%20ve%20onur" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksulluk-ve-onur%2F&amp;linkname=Yoksulluk%20ve%20onur" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksulluk-ve-onur%2F&amp;linkname=Yoksulluk%20ve%20onur" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyoksulluk-ve-onur%2F&#038;title=Yoksulluk%20ve%20onur" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yoksulluk-ve-onur/" data-a2a-title="Yoksulluk ve onur"></a></p><p>Sosyal medyanın hayatımızdaki etkisi günbegün artmaya başladı. Hem bilgi hazinemizi zenginleştiriyor hem de duygu dünyamızı etkiliyor. Bu iki açıdan da tehlikeleri de içinde barındırıyor. Göz ardı edilemez, edilmemeli de. Ben bu çekincelerle birlikte bir güzellikten bahsedeceğim.</p>
<p>Geçen hafta Çarşamba (7 Ocak 2026) günü, evden çıkmış Ankaray istasyonuna doğru yürüyordum. Ankara’da yaşamayanlar için küçük bir bilgi, Ankaray yeraltı treni. AŞTİ ile Cebeci arasında gider gelir. Neyse, ben konuma döneyim. Bir dosttan mesaj geldi. Neymiş diye baktım. Uzun bir yazıydı. Kendisine ait değildi. Ona da başkasından gelmişti.</p>
<p>Evden çıkarken biraz da kızgın bir duygu durumundaydım. Zira çarşamba günleri TBMM’de parti grup toplantıları oluyor. Ben de fırsat buldukça dinliyorum. Bu hafta da öyle oldu. Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır şartlara oldukça gerilmiştim.</p>
<h3>İnsan onurunu korumak</h3>
<p>Neyse, niyetim siyasi bir değerlendirme değil. Sadece duygu durumumu aktarmak istedim.</p>
<p>Okumaya başladım. Yazı ilgimi çekmişti. Trene binmekten de vazgeçip yürümeye devam ettim. Yazanlar hayâl ise de öyküleştirilmiş bir gerçekse de insanın içini titreten cinstendi.</p>
<p>Yazı, Kocaeli’nde bir mağazada çalışan tarafından kaleme alınmıştı. Yıllar boyu, gelen müşteriler içinde, ihtiyaç sahibi olduğunu anladığı insanlara yaptığı yardımı öyküleştirmişti. Fakat öykünün kahramanı sadece kendisi de değildi. Onu sessizce izleyen bazı müşterilerde yardım ediyorlardı. İhtiyaç sahiplerinin almak isteyip de alamayacağı şeyleri, birer küçük bahaneyle alabilecekleri fiyata indiriyordu. Bazen defolu mal, bazen hatalı fiyatlandırma oluyordu mazeret. Tabi, aradaki farkı kendisi ödüyordu.</p>
<p>Bunu fark eden hayırsever insanlar da ona katılıyorlardı. Onlar için parola, <em>“Bir sonraki hatalı fiyatlandırma için”</em> idi.</p>
<p>Öyküdeki ilk hikây, bir mont ve on dört yaşındaki delikanlıyı anlatıyordu. Montun, “<em>Zırzırı Bozuk</em> (!)” idi. Cırcırı bozuk daha doğru olsa gerek ama çok da önemli değil. İnsan onurunu incitmeden yardım etme böyle başlamış ya…</p>
<p>İçim bir hoş olmuştu. Olsun varsın&#8230;</p>
<p>Birikip gelenleri yazmam gerekiyordu. Hem yürüyüp hem de yazıyordum. Alışmıştım artık. Hoş etrafta benim gibi hem yürüyüp hem de okuyan ya da yazan insanlara rastlamak mümkün. Özellikle gençlerde yaygın. Telefonu, en son telefon olarak kullanmaya başladık çünkü. Küçük birer bilgisayar, ilaveten fotoğraf makinesi ve film kamerası. Aklımıza ne gelirse…</p>
<p>Baktım olmayacak, bulduğum ilk banka iliştim.</p>
<h3>Hayaller ve gerçekler</h3>
<p>Anlatılanlar hayâl ise insanın içindeki iyiyi dürtüyor. Hareket emri veriyor. Hani fizikçilerin &#8220;impuls&#8221; dediği cinsten&#8230; Uyarma sonucu meydana gelen değişiklikler gibi&#8230; Ya da filmlerde olur ya, kahramanın bir omuzundan iyi melek diğer omuzundan kötü melek seslenir, işte öyle. Bu yazı, her satırında iyi meleğin sesini duyuran cinsten.</p>
<p>İçeriden gelen bu ses bazen hareketsiz kaldığınıza utanmanızı söylüyor bazen de daha hızlı ve daha fazla hareket etsene be adam diyor&#8230;  Bu yazı dedirtiyor…  Ya da benim içimdeki fırtınanın da etkisi, kim bilir?..</p>
<p>Yok eğer anlatılanlar gerçekse, gerçekten Kocaeli’nde bir mağazada yaşananlarsa, yazan da yaşayansa&#8230;</p>
<p>İnsanın içi hem mutlulukla hem de ümitle doluyor. &#8220;İşte âşık olduğun, kara sevdayla tutulduğun Türk Milleti bu&#8221; diyorsun.</p>
<p>&#8221; Ne kadar yanlış yönetilirse yönetilsin  bize karada da, denizde de, havada da ölüm yok&#8221; diyorsun&#8230;</p>
<p>&#8220;Gelsin ABD, gelsin AB&#8230; Rusya da kimmiş, Çin de kendini ne sanıyor?&#8221; diyorsun&#8230;</p>
<p>Hadi bu kadar da havalara girip gerçeklikten uzaklaşmayalım, &#8220;biz bu birliktelikle, insanlığımızı kaybetmemiş olmakla, Türk olmanın bize verdiği güçle her türlü zorlukla baş ederiz&#8221; diyorsun&#8230;</p>
<p>Ya da benim içimdeki öteki ses böyle diyor!..</p>
<p>İçimdeki diğer sesin, Türkiye’nin açmazları üzerine bir hayli saydırdığı konuşmasından sonra bu yazıyı okumak çok iyi geldi. Rahatlama, yolumun üzerindeki bir kırtasiye dükkanının camındaki ilanla arttı. Üniversitelilerin yoğun olduğu Beşevler’de “askıda fotokopi” diyordu. Askıda ekmeği, kahveyi duymuştum. Fotokopi de eklendi. Girdim, alışveriş bahanesiyle, çorbaya tuz attım.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-52312 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-12-at-21.15.37-1024x576.jpeg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-12-at-21.15.37-1024x576.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-12-at-21.15.37-300x169.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-12-at-21.15.37-768x432.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-12-at-21.15.37-1536x864.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-12-at-21.15.37.jpeg 1599w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Bunları da sonraya bıraksam yazamazdım sanırım. İçimi dökecek bir dosta göndereyim derken bunlar çıktı. Gönderdim de. Kim bilir belki eve döndüğümde üzerinde çalışırım diye bitirmiştim.</p>
<p>Öykü,</p>
<p><em>“Ve bir ülkeyi yoksulluk değil… Yoksulun utandırılması çürütür.</em></p>
<p><em>İnsan bir şeyi alırken ezilmiyorsa…</em></p>
<p><em>Bir çocuğun başı dik çıkıyorsa kapıdan…</em></p>
<p><em>Bir babanın gururu kırılmıyorsa…”</em></p>
<p>diye sona eriyor. Haklı. İnsanların, yoksulluğun her gün ağırlaşan baskısı altındaki onurlarının korunmasına yardım etmek lazım.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yoksulluk-ve-onur/">Yoksulluk ve onur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yoksulluk-ve-onur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
