Eğitim Siyaseti

Bilgisayar yazılımı, ekonomi, işletme… İkinci bir sanat dalı… 20 veya 30 ders saymama gerek yok; bu, benim işim de değil. Ancak seçimlik ders adedinin bir dönemde dördü beşi geçmemesi gerektiğini söyleyebilirim.


İlk seçimde iktidarın değişeceği anlaşılmıştır. O hâlde yeni iktidar için bazı tavsiyelerde bulunmanın zamanıdır. Benim işim eğitim olduğuna göre tavsiyelerim de bu alanda olacaktır.

İlk bilinmesi gereken, “eğitim”in “maarif” demek olmadığıdır. Maarif, “marifet” kelimesinin çokluk biçimidir. Şemsettin Sami’nin sözlüğünde “marifet” kelimesine verilen ilk üç anlam şöyledir: bilme, ilim; hüner, maharet, üstatlık, sanat; hüner ve sanatla yapılmış bir usul ve tertip.

Demek ki maarif; bilgi, bilim, hüner, sanat ve bunlarla ilgili yöntemleri içine alan bir kavram imiş. Maarif Vekâleti’nin adı (Millî) Eğitim Bakanlığı olunca bu anlam ve kavramlar unutuldu. Bakanlıkla ilgili iş ve politikaların sadece eğitim bilimcilerin uzmanlık alanına girdiği sanıldı. Yani mesele, öz Türkçecilik meselesi değildir, onun çok ötesindedir.

Bu noktayı belirtmemin sebebi, bakanlığın adının tekrar değiştirilmesini istemek değildir. “Eğitim” işinin sadece eğitim bilimcilerin alanı olmadığını anlatmak istedim. Yukarıdaki karşılıklardan anlaşılacağı üzere eğitim işi, ülkenin bilim ve kültür adamlarının işidir.

Şimdi bazı tavsiyelere geçebilirim. Yazacaklarım ayrıntılı değildir fakat hayatidir.

Orta öğretimde ders kalabalığının anlamı yoktur. Çok çeşitli ders demek, o dersleri öğretmemek demektir. Şu anda Bakanlığın ilk işi bir şeyler öğretmeye karar vermektir. Bunun için de yapılacak iş, ders türünün sayısını azaltmaktır. Ders türü az olmalı ki o dersi öğretebilmek için yeterli zaman ayrılabilsin.

Orta öğretim için olmazsa olmaz dersler şunlardır: Edebiyat, tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, felsefe; matematik, fizik, kimya, biyoloji; sanat (müzik veya resim), beden eğitimi. Yurttaşlık bilgisi orta kısımda, felsefe lisede okutulmalıdır. Toplam on ders. Ne bir eksik ne bir fazla.

On ders zorunlu olmalı ve tıpkı 1930’larda, 1940’larda olduğu gibi ayrıntılı bir şekilde öğretilmelidir. Talim ve Terbiye Dairesi, o yıllardaki müfredatlara bakar; bilim ve sanat adamlarına danışarak her daldaki yeni gelişmeleri göz önüne alır ve müfredatları belirler.

Şu ders ne olacak, bu ders ne olacak?” diye ayağa kalkmaya gerek yoktur. Zorunlu derslere ayrılacak zamandan kalan 10-15 saat seçimlik derslere ayrılır. Yabancı dilin de içinde bulunacağı seçimlik dersler 20 hatta 30 adet olabilir. İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça, Rusça, Farsça, İspanyolca, Çince… Din bilgisi, Kur’an, dinler tarihi… Bilgisayar yazılımı, ekonomi, işletme… İkinci bir sanat dalı… 20 veya 30 ders saymama gerek yok; bu, benim işim de değil. Ancak seçimlik ders adedinin bir dönemde dördü beşi geçmemesi gerektiğini söyleyebilirim.

İki konuyu ayrıca açıklamam gerekir. Din dersleri ve yabancı dil.

İmam-Hatip Liseleri, Tevhidi Tedrisat Kanunu’na aykırıdır. Kanunun 4. maddesi dinî hizmetler için imam ve hatip yetiştirilmek üzere ayrı okullar açılacağını amirdir. Yani meslek okulları. Dolayısıyla İmam-Hatip Liseleri değil başlangıçtaki gibi İmam-Hatip Okulları olabilir ve bunlar da diğer meslek okulları gibi meslek adamları yetiştirmek için ihtiyaç ölçüsünde açılabilir. Hiçbir meslek okulu mezunu, ayrıca lise mezunu olmadıkça üniversitelere girememelidir.

İmam-Hatip Okulları meslek lisesi hâline döndürülünce ortaokul ve liselere isteyen öğrenciler için çeşitli din dersleri seçimlik olarak konabilir. Yani isteyen öğrenciye Kur’an okuma da öğretilebilir, Arapça da, din bilgileri de, dinler tarihi de.

Yabancı dilin seçimlik olması fikri, okuyucuları şaşırtmış olabilir. Ancak şu anda zorunlu yabancı dil dersiyle elde edilen sonuç sıfırdır. Yani birkaç kolej ve lise (Avusturya Lisesi, Galatasaray vb.) hariç hiçbir lise mezunu yabancı dil öğrenmiyor. Saatlere de verilen mesaiye de yazık oluyor. Şöyle de diyebiliriz: Yüzde yüzü hedefliyoruz fakat yüzde sıfırlık bir sonuç elde ediyoruz.

Ben diyorum ki % 20 hedefleyelim. Muhtemelen her veli, orta birde çocuğuna seçimlik İngilizce dersini aldıracaktır. Şöyle bir şart koşalım: Birinci sınıflardaki başarılı öğrencilerin sadece ilk % 20’si ikinci sınıfa devam edebilir. Böylece en iyi öğretmenlerle asgari sayıda öğrenciye ders verilmiş olacaktır. İleriki sınıflarda başarı durumuna göre geçişler da sağlanabilir. % 20’yi hedeflersek hiç olmazsa % 10’luk bir sonuç alırız. Ayrıca şimdi her isteyen için çok çeşitli kurslar var.

Tabii ki eğitim konusu bir yazıya sığdırılamaz. Ara ara tekrar bu konuya döneceğim.

 

 

 

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.