Yükleniyor...
1991’de SSCB’nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu oluşsa da ABD’nin başını çektiği tek kutuplu bir dünyada yaşıyor gibiyiz. Büyük devlet olmanın yükünü ve sorumluluğunu taşıyamayan emperyalist ABD; güç zehirlenmesiyle özellikle Trump’ın başkanlığı döneminde kabul edilmesi mümkün olmayan politika uygulamaktadır: Bir tüccar zihniyetiyle hem doğal ve nadir kaynaklara sahip olma hem de ticaret yollarını ele geçirme amacına yönelmiştir.
ABD’nin politikasını -Arap ülkeleri hariç- diğer ülkeler ibretle/hayretle takip etmekte ve yer yer itirazlar yükselmektedir. Muhtemelen İran Savaşının arka planında/ hedefte Türk devletlerinin kaynakları da bulunmaktadır.
ABD’nin bu politikası tüm dünyayı ilgilendirmekle birlikte İslâm dünyasının içinde bulunduğu çelişkili durum dikkate alınarak kendi dünyamıza yani Türk dünyasına dönmemiz ve tedbirler almamız gerektiğini düşünüyorum.
Daha önce ülkemizi Türk devletlerine bağlayacak Zengezur koridoru ile ilgili benzer görüşleri yazmıştım ama Mustafa Hakan ÜNSER’in “Zengezur Co.” başlıklı yazısından da (22/8/2025, Yeniçağ) bahsetmeden geçemeyeceğim: “Trump seçildiğinden beri dünya siyasetinde alışık olmadığımız olay ve tavırlara şahit oluyoruz. Trump ‘Önce Amerika’ yaklaşımı ve ekonomik milliyetçilik anlayışıyla adeta bir eline dünya küresini almış çocuk gibi tarihi, kültürü, diplomasiyi önemsemeden nerede kendi çıkarlarına ters gelen bir durum varsa oraya odaklanarak ilerliyor.
Zengezur koridoru bunlardan biri. Azerbaycan ile Ermenistan, ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Beyaz Saray’da gerçekleşen 3’lü zirvenin ardından ortak deklarasyona imza attılar…
Azerbaycan Türklerinin ‘Zengezur’ Ermenilerin ‘Syunik’ ismini verdikleri bölgede oluşturulacak koridora ‘Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası’ (TRIPP) adı verildi.
ABD’nin küresel ticaret ve diplomasi vizyonunun bir parçası olarak tanıtılan bu projeye göre ABD Zengezur Koridoru’nun 99 yıl süreyle işletmesini özel bir Amerikan şirketine devretme hakkına sahip oldu. Bu şirket, ABD desteğiyle otoyol, demiryolu, enerji hatları ve fiber optik ağlar gibi altyapı projelerini yönetecek. Geçişlerde Azerbaycan ve Ermenistan tarafından gümrük veya sınır kontrolü uygulanmayacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen tarafları arayarak tebrik etti. İran geçmişte kendisinden istenen koridoru vermediği gibi Ermenistan’la dolayısı ile Rusya ile de olan kara erişimini kaybedeceği endişesiyle projeye karşı çıkıyor. Rusya ise isteksiz görünse de sessizliği tercih ediyor.
TRIPP ile Azerbaycan ve Nahcivan karayoluyla birbirine kavuşurken, Azerbaycan’la Türkiye’yi doğrudan bağlıyor, dolayısı ile Türkistan’a da yol açılıyor. Zengezur koridoru aynı zamanda Çin’i Avrupa’ya bağlayacak olan Orta Koridoru tamamlayarak çok önemli bir işlev yükleniyor. Bu proje Amerika’ya sadece ekonomik çıkar sağlamıyor aynı zamanda ABD’nin bölgede kalıcılığı ve stratejik kontrolü anlamına geliyor.
Zengezur bizim açımızdan bir nevi Turan geçididir, bunu yüzyıl yönetecek gücün eline Turan’ın altın anahtarı verilmiş olmuyor mu? İran, Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan’ın tam ortasında Ermenistan ve Azerbaycan’dan toprak alarak 32 kilometrelik bir Amerikan üssünün kurulmasından doğan stratejik dezavantajı hangi SİHA-İHA kapatabilir? Türk kamuoyunda Türkiye’ye ve Türk Dünyasına etkileri ne olur? Türk devleti, hükümeti ve Türk milliyetçisi çevreler bu hususu acilen ve derinlemesine değerlendirip ona göre vaziyet almalıdır. Proje eğer Amerikan emperyalizmiyle paralel politikalar izlenirse ekonomik olarak Türkiye’nin lehine görünüyor fakat egemenlik, askeri, stratejik konular, Türkistan coğrafyası ile ilişkiler, kültür ve sosyolojik etkileri bakımından ne getirir kestiremiyoruz. Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektup hâlâ hafızalardayken, 48 aylığına ve son kez seçilen, bunun 8 ayı geçen Trump’ın ikinci başkanlık dönemi böyle uzun süreli anlaşmalarla belirleyici olunca gelecekten endişe etmemek mümkün değil.
Kendisi gibi milyarder bir iş adamı olan Lübnanlı Hristiyan Tom Barrack’ın Türkiye’ye büyükelçi ve Suriye özel temsilcisi olarak atanması Trump’ın bize yaklaşımında ne kadar riskli davrandığını gösteriyor. Zengezur Koridorunun bir Amerikan şirketi tarafından işletilmesi fikrini ilk kez ifade eden; küstah açıklama, görüşme ve ziyaretleriyle normal bir ülkede çoktan istenmeyen adam ilan edilecek olan ABD büyükelçisine şimdiye kadar iktidar cenahından hiçbir itiraz görmedik. Ukrayna’da, Kırım’da, Suriye’de, Zengezur’da ve hiçbir masada olmayan ve bundan rahatsızlık belirtmeyen Türkiye, açılım, dış politika ve Suriye politikalarını bölge valisi gibi davranan büyükelçiye bırakmış görünüyor…” demektedir.
Buradan “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”na gelmek istiyorum. Vizyon belgesinin başlangıç cümlelerinde; “-Ulusal çıkar niteliği taşıyan hayati mevzuların yanı sıra bölgesel ve küresel konularda siyasi dayanışmayı ve karşılıklı desteği artırmak için hükümetler arası ilişkilerin güçlendirilmesi,
-Bu yolda ilerlemek adına her Üye Devletin koşullarına saygı gösterirken genel bir ilke olarak demokratik yönetişimin teşvik edilmesi,
-Türk iş birliğini güçlendirmek ve olumlu sonuçlarını bölgeye yansıtmak için Türk İş birliği Kuruluşları arasında koordinasyon ve iş birliğinin kolaylaştırılması ve desteklenmesi,
-Kamu diplomasisi programları ve faaliyetleri yoluyla ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde sorumlu ve iş birlikçi bir bölgesel aktör olarak Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolünün ve faaliyetlerinin güçlendirilmesi,
-Küresel yönetime katkıda bulunmak için ortak çıkarları paylaşan uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla iş birliğinin geliştirilmesi,” yer almaktadır.
Bu cümlelerden sonra “Siyasi ve Güvenlik İş birliği” başlığı altında şu maddeler bulunmaktadır: “- Siyasi İş birliği
Üye Devletler arasında müşterek menfaat alanına giren uluslararası ve bölgesel dış politika konularında çok taraflı siyasi istişarelere yönelik düzenli mekanizmayı güçlendirme,
Türk Devletleri Teşkilatı’nın hedeflerine ulaşmak için ulusal kurumlar ve diğer paydaşlar arasındaki sinerjiyi artırma ve Türk iş birliğini geliştirecek kapasiteyi güçlendirme,
İyi yönetim ve kamu hizmeti sağlamada kamu kuruluşlarının mesleki becerilerinin geliştirilmesi ve Üye Devletlerde hukukun üstünlüğünün, yargı sistemlerinin, yasal altyapının ve kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesine ilişkin olarak, ilgili ortakların katılımı ile Üye Devletler arasındaki bölgesel programları destekleme,
Kültürel, akademik ve parlamenter alanlarda iş birliğini ilerletmek için TÜRKSOY, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı ve TÜRKPA gibi Türk iş birliği kuruluşları ile etkin iş birliği ve koordinasyonu sağlama,
Visegrad Grubu da dâhil olmak üzere, Avrupa kurumlarıyla çok katmanlı iş birliğinin geliştirilmesi için merkez olarak Budapeşte’deki Türk Devletleri Teşkilatı Temsilciliğini güçlendirme,
Türk Devletleri Teşkilatı gündemi ile BM ve BM fon ve programları, UNDP, UNOSSC, UNAOC, UNWTO, UNESCO, WHO, UNECE, UNFPA ve UNEP gibi uzman kurum ve bağlı girişimler de dâhil olmak üzere önde gelen uluslararası kuruluşların gündemleri arasında tutarlılığı sağlama,
Küresel yönetişime katkıda bulunmak için ortak hedefleri paylaşan uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla somut ortak projeler yürütme,
-Güvenlik İş birliği
Radikalleşme, şiddet içeren aşırılık, İslamofobi, yabancı düşmanlığı ve terörizm tehditleriyle mücadele etmek ve sınır güvenliğini sağlamak için Üye Devletler arasında iş birliği ve bilgi paylaşımı amacıyla bir ağ oluşturması,
Yasa dışı uyuşturucu ticareti, düzensiz göç, insan kaçakçılığı, yasadışı silah ticareti, organ kaçakçılığı, ekonomik, mali ve siber suçlar dâhil olmak üzere, ulus ötesi organize suçlarla mücadele için kolluk kuvvetleri arasında etkin iş birliği ve koordinasyonu sağlama,
İnsani yardım, eğitim ve sağlık hizmetleri de dâhil olmak üzere, daha iyi planlanmış müdahaleler gerçekleştirmek adına göç konularında çok taraflı iletişim kanalları ve iş birliği kurma,” şeklindedir.
Devam edeceğiz…