Kategoriler: Genel

İran nereye gidiyor?

28 Aralık’ta Tahran esnafı tarafından başlatılan protestolar, 8 Ocak itibarıyla önceki dalgalardan ayrışan yeni bir evreye girmiştir. İnternetin kesilmesini takiben güvenlik güçlerinin sert müdahalesi devreye sokulmuş, bu müdahale binlerce kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanmıştır. Yaşananlar, yalnızca geçici bir güvenlik krizi değil; İran’ın iç ve dış politikasında derin bir kopuşa işaret etmektedir.

Bu kopuşun analizi, aynı zamanda İran’ın geçirdiği dönüşümün ve gelecekte alabileceği muhtemel siyasal biçimlerin değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Bu yazı, son protestolar sürecinde yaşanan gelişmelerin İran’ı hangi yöne ve hangi dinamikler üzerinden dönüştürdüğünü analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Kriz Yönetiminden Beka Mücadelesine
İran İslam Cumhuriyeti, 1979 Devrimi’nden bu yana çok sayıda iç sarsıntı ve dış baskı yaşamıştır. Ancak mevcut konjonktür, geçmiş krizlerden niceliksel değil niteliksel olarak ayrışmaktadır. Rejim artık krizlerin ardışık biçimde yönetildiği bir dönemde değil; tüm fay hatlarının aynı anda kırıldığı eşzamanlı baskıların tarihsel eşiğindedir.

Bu eşik, krizin zamana yayılarak yönetilmesini imkânsız kılmakta ve rejimi mutlak bir beka sınavı ile karşı karşıya bırakmaktadır. İç ve dış baskıların eşzamanlılaşması ve kesişmesi, geleneksel kriz yönetimi modelini fiilen işlevsiz hâle getirmiştir. Bu koşullarda sistem, artık istikrar üretmekten ziyade, çöküşü geciktirmeye çalışan bir yapıya dönüşmektedir.

Toplumsal Çözülme

Güncel tabloda derinleşen ekonomik sefalet ve toplumsal öfke, dış askerî ve siyasal tehditlerle çakışmaktadır. Bu durum, protestoları sıradan bir toplumsal hoşnutsuzluk olmaktan çıkararak stratejik ve rejimsel bir meseleyedönüştürmüştür. Sokaktaki her itiraz, dış baskı mekanizmaları için işlevsel bir kaldıraç hâline gelmektedir.

Protestolar artık cop, gözaltı veya internet kesintileriyle bastırılabilecek bir güvenlik krizi değildir. Talepler, doğrudan siyasal düzenin meşruiyetine ve bekasına yönelmiştir. Rejim açısından sorun artık “asayiş” değil, “var olabilme”sorunudur.

Artan can kayıpları, korku eşiğini aşındırmakta; yerini intikam ve kin duygularına bırakmaktadır. Bu süreç, orta sınıfın barışçıl değişim beklentilerini tasfiye ederek toplumu daha radikal ve çatışmalı bir hatta sürüklemektedir.

Rıza Üretim Mekanizmasının Çöküşü
Devlet ile toplum arasındaki toplumsal sözleşme fiilen sona ermiştir. Kopuş kalıcı hâle gelirken, güvenin yeniden inşası ihtimali ciddi biçimde zayıflamıştır. Devlet, toplumun gözünde koruyucu bir aygıt olmaktan çıkarak yalnızca baskı üreten bir mekanizma olarak algılanmaktadır.

Bir siyasal sistemin sürdürülebilirliği yalnızca zor kapasitesine değil, rıza üretme yeteneğine dayanır. Ancak İran rejimi, eğitim, medya ve dinî kurumlar aracılığıyla rıza üretme kapasitesini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu kayıp, yönetimi giderek daha pahalı, kırılgan ve istikrarsız hâle getirmektedir.

Bastırılan her protesto dalgası, çözülmeyen yapısal sorunlar nedeniyle bir sonrakinin zeminini hazırlamaktadır. Sessizlik dönemleri, bir istikrar göstergesi değil; kümülatif bir kuluçka evresidir.

İdeolojik Çöküş

1979 Devrimi’nin kurucu iddiaları olan adalet, mazlumların savunulması ve ahlaki üstünlük, mevcut devlet pratiğiyle açık ve onarılamaz bir çelişki içindedir. Rejim, insanlığın kurtuluşunu vaat eden bir ideolojik iddia üzerine kuruludur; yalnızca insanın dünyevi yaşamını değil, uhrevî kaderini de düzenleme yetkisini kendinde görür. Kendisi dışındaki tüm ideolojileri tarihsel bir sapma, hatta bir “çöplük” olarak tanımlayan bu mutlakçı çerçeve içinde, insan onurunun yegâne savunucusu olduğunu iddia eder. Ancak aynı anda, onuru tanımlama, sınırlandırma ve gerektiğinde askıya alma yetkisini de tekeline alır.

Son protestolarda binlerce insanın sokaklarda öldürülmesi, bu iddiaların fiilen çöktüğünü açık biçimde göstermektedir. İnsanın kurtuluşunu vadeden bir ideolojinin, aynı insanı kamusal alanda kanlı biçimde bastırması, ideolojik vaadin kendi karşıtına dönüşmesidir. Kurtuluş söylemi, pratikte tahakküm ve imha aracına evrilmiştir.

Bu durum, toplumun tüm katmanlarında ve özellikle genç kuşaklar nezdinde 1979 devrim anlatısının mobilize edici gücünü tamamen yitirmesine yol açmıştır. Devrim, artık bir umut ve anlam kaynağı değil; giderek nefret, öfke ve yabancılaşma nesnesine dönüşmektedir. Rejim, korumaya çalıştığını iddia ettiği değerleri, bizzat kendi uygulamalarıyla aşındırarak derin bir ideolojik boşluğa sürüklenmiştir.

Bu ideolojik aşınma, İran’ın İslam dünyası için bir “model” olma iddiasını da fiilen sona erdirmiştir. Bugün İran, bir çekim merkezi değil; aksine, otoriterleşmenin ve ideolojik çürümenin ibretlik bir örneği, kaçınılması gereken bir siyasal deneyim olarak algılanmaktadır.

“Paria Devlet” Riski

İç baskının artan sertliği, kaçınılmaz biçimde dış sonuçlar üretmektedir. Protestoların bastırılma yöntemi—özellikle ölümler ve kitlesel tutuklamalar—Batı’da yeni yaptırımların ve daha kapsamlı izolasyon politikalarının gerekçelendirilmesi için güçlü bir siyasal zemin oluşturmaktadır. İçeride uygulanan şiddet, dışarıda İran karşıtı politikaların meşruiyet kaynağına dönüşmektedir.

Bu süreçte İran’ın Batı ile ilişkileri giderek insan hakları ekseninde yeniden tanımlanmaya itebilir. İnsan hakları dosyasının nükleer ve güvenlik meseleleriyle birleşmesi, İran yönetimine yönelik muhalefetin niteliğini ve sertliğini yapısal biçimde değiştirmektedir. Bu birleşme, Tahran’ın diplomatik manevra alanını ciddi ölçüde daraltmakta ve ülkeyi yalnızca pasif bir izolasyona değil, giderek daha saldırgan bir dışlanmışlığa maruz bırakmaktadır.

Devrim Muhafızları gibi kilit kurumların ve üst düzey yöneticilerin terör listelerine alınması ihtimali artık teorik bir tartışma olmaktan çıkmış, uygulanabilir bir senaryoya dönüşmüştür. Bu tür adımlar, devlet aygıtının temel unsurlarını uluslararası sistemin dışına itme potansiyeli taşımaktadır. Tüm bu gelişmelerin toplam etkisi, İran’ı küresel düzende hızla bir “parya devlet” konumuna yaklaştırmakta; diplomatik, ekonomik ve siyasal yalnızlaşmayı kalıcılaştırma riski yaratmaktadır

Güvenlik Devletinin Alenileşmesi

Toplumsal rızanın zayıflaması ve ideolojik bağların çözülmesi, devletin doğasını kökten dönüştürmektedir. Rejim, kalıcı bir “olağanüstü hâl” mantığına dayanan sert bir güvenlik devletine evrilmektedir. Bu dönüşüm, sivil siyasetin tamamen tasfiye edilmesi ve askeri-istihbari yapıların yönetim üzerinde mutlak bir egemenlik kurması anlamına gelmektedir.

Son protestolar sırasında internetin kesilmesi ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle belirginleşen, ilan edilmemiş ancak fiilen uygulanan “sınırlı olağanüstü hâl” durumu, yeni bir toplumsal ilişki modeli doğurabilir. Bu modelde güvenlik ve istihbarat birimlerinin kontrol faaliyetleri daha da genişleyebilir; hayatın tüm alanları “güvenlik tehdidi” çerçevesinde yeniden tanımlanır. 1979 İran Devrimi’nin hemen akabinde görülen güvenlik bürokrasisinin o sert ve saldırgan görünürlüğü, günümüzde yeniden artış gösterebilir. Bu süreçte “terör suçu” kavramının kapsamı genişletilerek, sivil hayatın pek çok farklı alanında ağır kısıtlamalar devreye sokulabilir.

Ölümcül Kıskaç

İran’daki son protestolar ve yaşanan binlerce can kaybı, uluslararası irade ile halk iradesinin kesiştiği kritik bir dönemde cereyan etti. Bu sürecin, İran’ın hem Orta Doğu hem de küresel düzlemde yürüttüğü jeopolitik mücadeleyi yeniden biçimlendireceği açıktır. İran yönetiminin retoriği sertleşirken; yeni ambargoların, diplomatik kısıtlamaların ve baskıların artması beklenmektedir. 1979’dan bu yana sürekli bir kuşatılma hissiyle yaşayan yönetim, bu kez çok daha ağır ve “öldürücü” bir baskı altına girebilir. Mevcut yaptırımların kaldırılma ihtimali tamamen ortadan kalktığı gibi, yeni ve çeşitli ambargoların yolda olması, halihazırda kriz içindeki İran ekonomisini daha da kötüleştirecektir.

Buradaki en can alıcı nokta, İran’a yönelik askeri tehdidin artık kalıcılaşmış olmasıdır. Bir müdahalenin henüz gerçekleşmemiş olması, bu seçeneğin tamamen rafa kalktığı anlamına gelmemekte; sadece zamana ve konjonktüre göre ertelendiğini göstermektedir. Askeri müdahale beklentisi, psikolojik olarak ekonomiden toplumsal hayata kadar her alanı etkisi altına alarak dönüştürmektedir. Bu sürekli müdahale ihtimali, rejimi kalkınma odaklı politikalardan koparıp, tamamen “hayatta kalma” merkezli bir çizgiye mahkûm etmektedir. Söz konusu strateji kısa vadede rejimi ayakta tutsa da, uzun vadede hem toplumsal bütünlüğü hem de dış dünyadaki manevra kapasitesini ciddi şekilde aşındırmaktadır.

Sonuç ve Genel değerlendirme

İran İslam Cumhuriyeti, “kriz yönetimi” aşamasından “kalıcı kriz içinde yaşama” durumuna doğru geçiş yapmaktadır. Bu hattın sürdürülmesi ne istikrar üretir ne de bekayı güvence altına alır; aksine olası bir çözülmenin maliyetlerini giderek artırır.

İran İslam Cumhuriyeti, iç ve dış baskıların eşzamanlılaşmasının geleneksel kriz yönetimi modelini fiilen işlevsiz kıldığı kritik bir eşikte bulunmaktadır. Son protestolar yalnızca toplumsal bir huzursuzluk değil; rejimin iç meşruiyetini, ideolojik bütünlüğünü, ekonomik sürdürülebilirliğini ve uluslararası konumunu aynı anda zayıflatan yapısal bir krizin göstergesidir. Mevcut çizginin sürdürülmesi, bekâ maliyetlerini katlanarak artırmakta ve politika seçeneklerinin alanını ciddi biçimde daraltmaktadır.

Merkezî sorun, sistemin sert gücü kalıcı meşruiyete dönüştürme konusundaki yetersizliğidir. Rejim baskı araçlarına ne kadar fazla yaslanırsa, toplumsal rıza üretme ve ideolojik anlamlandırma kapasitesini de o ölçüde yitirmektedir. Bu dengesizlik, iç ve dış düzeylerde krizin sürekli yeniden üretilmesine yol açmakta ve istikrarsızlık döngüsünden çıkış ihtimalini azaltmaktadır.

Devlet, toplumsal ve ahlaki bağlarını kaybettikçe bir güvenlik makinesine dönüşmüştür; geleceği planlamak yerine yalnızca çöküşten kaçmaya çalışan bir devlet. Dış politikası bekâ odaklı, ekonomisi yıpranmış, toplumu ise biriken öfke hâlindedir. Böyle bir düzen ne kalkınma üretir ne de kalıcı istikrar sağlar; yalnızca krizi yeniden üretir ve daha maliyetli bir geleceğe devreder.

Arif Keskin

Arif Keskin İran'ın Erdebil Eyaleti'nin Muğan ilçesinde doğmuştur. Lise eğitimini Muğan'da tamamlamıştır. 1993 yılında Tebriz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun olmuştur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Biliminde Yüksek lisans eğitimine başlayan Keskin, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde doktora yapmıştır. Arif Keskin, 1999'dan itibaren ASAM(Avrasya stratejik Araştırmalar Merkezi), TÜRKSAM, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve ORSAM gibi düşince kuruluşlarında ortadoğu uzmanı olarak çalışmıştır. 1999’dan günümüze kadar Türkiye basınında (Stratejik Analiz, Avrasya Dosyası, Radikal, Aktüel, Tempo, Vatan, 2023, Global Strateji ve....) 100’den fazla makalesi yayınlanmıştır. Yazıları Türkiye dışında Azerbaycan Türkçe’si, Farsça ve İngilizce dillerine çevrilerek Türkiye’deki makalelerinin tercümesi İran'da kitap şeklinde de yayınlanmıştır. CNN-Türk, TRT, Habertürk gibi TV kanallarında İran ile ilgili programlara katılmıştır. Güney Azerbaycan Milli Direniş Harekatı, [National Resistance Movement in Southern Azerbaijan], Avrasya Dosyası [Eurasia Report]; Special Issue on Iran, Vol.5, No.3 (1999) Siyaset Gölgesinde İran Ekonomisi, [Iranian Economy in the Shadow of Politics] Jeoekonomi [Jeoeconomics] Vol.2, No.1 (2000) İran Siyasal Sistemi Çıkmazda, [The Iranian Political System in Deadlock] Stratejik Analiz [Strategic Analysis] Vol.1, No.1 (2000) Hamaney ve Cumhuriyet Projesinin Dönüşümü, [Khamenei and the Transformation of the Republican Project] Stratejik Analiz, Vol.1, No.2 (2000) İran Siyasal Sistemi Nereye? [Where is the Iranian Political Sytem Going Towards?] Stratejik Analiz, Vol.1, (2000) İran’da Reformistler Çıkmazda, [Reformists in Dilemma in Iran] Stratejik Analiz, Vol.1, No.4 (2000) İran’da Dini Aydın Hareketi: Abdülkerim Suruş Örneği, [The Religious Intellectuals Movement in Iran: The Example of Abdulkerim Surus] Stratejik Analiz, Vol.1, No.7 (2000) Değişen Fars Milliyetçiliği ve “İranlılık” Düşüncesine Giden Yol, [Changing Persian Nationalism and Move Towards the “Iranianess” Thinking] Stratejik Analiz Vol.2, No.9 (2001) İran’da Fars Milliyetçiliğinin Üç Dalgası: "İranlılık" Düşüncesine Giden Yol, Stratejik Analiz, Ocak 2001, Sayı 9 Tahran'da ikinci raund: Reformculara Rağmen Reforma Devam, Stratejik Analiz Temmuz 2001, Sayı 15 İran’da Muhafazakarların Değişim Paradoksu: Olmak veya Olmamak, Stratejik Analiz Ağustos 2001, Sayı 16 Tehdit Merkezli Bir Dış Politika: İran'ın Azerbaycan Politikası, Stratejik Analiz, Ekim 2001, Sayı 18 Tehdit ve Fırsat Karmaşasında Pasif Komşu İran'ın Afganistan Krizindeki Durumu, Stratejik Analiz, Kasım 2001, Sayı 19 İki Düşman Arasında "Pragmatist Tarafsız": ABD’nin Olası Saddam’ı Devirme Operasyonunda İran’ın Tutumu, Stratejik Analiz, Ocak 2002, Sayı 21 Orta Doğu Barış Süreci, Oyuncuları ve İran, Stratejik Analiz, Şubat 2002, Sayı 22 ABD-Iran Gerginliğinde AB-Iran ilişkilerine Analitik Bir Bakış, Stratejik Analiz, AĞUSTOS 2002, Sayı 28 İran’ın Irak politikası, Turkish News Reformcuların Başarısızlığındın Nedenleri, Turkish News ( Ocak 2003) Tüm Boyutları ile İran Türkiye İlişkileri, Stratejik Analiz, Eylül 2004 Iraklı Şiilerin Sosyal-Siyasal Davranışlarının Temelleri, Stratejik Analiz, Mayıs 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Strateji Analiz, Mart 2004 Bir Halkın Öze Dönüş Töreni, Stratejik Analiz, Ağustos 2004 11 Eylül Sonrası İran-Türkiye İlişkileri, Avrasya Dosyası, Yaz 2004 Iraklı Şiiler, 2023 Dergisi, Haziran 2004 ABD-Güney Azerbaycan ve İranlılık Kimliğinin Krizi, 3.Sector Dergisi, Kış 2004-N.4 (Bakü’de yayınlanmaktadır) Güney Azerbaycan Milli Hareketine Tarihsel Bakış, Genç Birikim, 11 Sayı Reform Yapamayan Reformcular, Azerbaycan Dergisi, Sayı 27–28 İran - Türkiye İlişkilerinde PKK Sorunu, Parmak İzi Web Sitesinde Türkdirlik Web Sitesi- İran Nükleer Çalışmaları-(Değerlendirme Yazısı) Iraklı Şiirler (yazının Farsça tercümesi verildi), Baztab Web Sitesi ( Farsça) Türkiye ve İran'ın Nükleer Çalışmaları, Haberanaliz, 14 Ekim 2004 Hatemi'nin Ertelenen Türkiye Ziyareti Üzerine, Haberanaliz, 27 Eylül 2004 Türkiye-İran Arasında Güven Krizi, Haberanaliz, 5 Haziran 2004 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bakış, Haberanaliz, 27 Nisan 2004 Mukteda Sadr Niye Geri Adım Attı? Haberanaliz, 17 Nisan 2004 ABD ve Iraklı Şiiler Arasında Yeni İlişki Modeli, Haberanaliz, 7 Nisan 2004 Türkiye'nin Irak Merkezli Diplomatik Atakları, Haberanaliz, 12 Ocak 2004 Orta Doğu'da İlişkiler Düzeni Değişiyor: İran ve Mısır İlişkileri Örneği, Haberanaliz, 8 Ocak 2004 İKÖ Toplantısı Sonuçları, Haberanaliz, 24 Haziran 2004 Orta Doğu'da Şiddet Dalgası Artabilir: Hamas Lideri Şeyh Yasin Öldürüldü, Haberanaliz, 26 Mart 2004 Türkiye – İran İlişkilerini Belirleyen Yapısal ve Dönemsel Faktörler, Avrasya Dosyası, Cilt 10, Sayı 1 (11 Eylül Sonrası Türk Dış Politikası Özel Sayısı), İlkbahar 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Stratejik Analiz, Cilt 4, Sayı 47, Mart 2004 İran Devleti’nin Ermeni Desteği, Stratejik Analiz, Cilt 5, Sayı 50, Haziran 2004 İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Ayrışımlar, Adaylar ve Tartışmalar, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 62, Haziran 2005 ABD-İran Gerginliğinde Yeni Bir Dönem: ABD-AB Yakınlaşması, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 60, Nisan 2005 İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 59, Mart 2005 Devrim İçinde Yeni Bir Devrim Arayışı: Ahmedinejad ve Radikal Muhafazakâr Akım, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 69, Ocak 2006 Ahmedinejad Dönemi İran Dış Politikası: “Saldırganlığın Rasyonelleşmesi”, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 70, Şubat 2006 İran’ın Nükleer Sorunu: Güven Bunalımı ve Beka Mücadelesi, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 71, Mart 2006 ABD-İran Gerginliği Çerçevesinde İran’da Etnik Milliyetçilik , Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 72, Nisan 2006 İran Ne Yapmak İstiyor? Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 73, Mayıs 2006 İran'da Azerbaycan Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi, Stratejik Analiz,Cilt 7 Sayı 75, Temmuz 2006 İran Nasıl Yönetiliyor?, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 76, Ağustos 2006 İran 2023’de, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 79, Kasım 2006 Irak’ta “ABD-İran Savaşı”, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 82, Şubat 2007 İran-Suudi Arabistan İlişkileri ve Şii Jeopolitiği,Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 85, Mayıs 2007 İran ve Şii Jeopolitiği / Avrasya Dosyası, Şii Jeopolitiği Özel Sayısı, Cilt 13 Sayı 3, 2007 İran’ın Kuzey Irak Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 86, Haziran 2007 İran Nereye? Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 87, Temmuz 2007 PJAK: PKK’nın Bölgedeki Yeni Misyon Arayışı, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 92, Aralık 2007 İran’ın Kafkasya Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 94, Şubat 2008 İran’daki Meclis Seçimleri: Görünenler ve Gerçekler, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 96, Nisan 2008 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bir Bakış , Stratejik Analiz,Cilt 9 Sayı 97, Mayıs 2008 İran-Suriye İlişkileri, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 100, Ağustos 2008 İran-Türkiye İlişkileri , Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 101, Eylül 2008 İran’ın Doğal Gaz Siyaseti ve Türkiye, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 103 Kasım 2008

Yazar:
Arif Keskin

Son Yazılar

Eğitim ve etnik ayrımcılık

Eğitimde yalnızca teorik bilgileri kazandırmak kâfi değildir; kafa kadar kalbi, zihin kadar da vicdanı eğitmek… Devamını Oku

08.06.2026

Çocuk katili çocuklar ve eğitim:Sorunlar

Eğitimde adalet olmadan iyilik olmaz, iyilik olmadan huzur ve başarı olamaz. Adaletin nasıl işlediğini anlayabilmenin… Devamını Oku

03.06.2026

Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107. yıldönümü

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının, Millî Egemenlik ve Millî Bağımsızlık Savaşımızda onun ebedî önderliğinde… Devamını Oku

19.05.2026

Türk evren tasavvuru ve millî egemenlik

Türk devletinin töreli ve adaletli yöneticileri, “kimsesizlerin kimsesi” olma tarzında bir yönetim düşüncesiyle hareket etmek… Devamını Oku

16.05.2026