Kategoriler: Genel

BM Çin raporları

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, Doğu Türkistan (Uygur Özerk Bölgesi) ve Çin’in diğer bölgelerinde Uygur, Kazak ve Kırgız azınlık gruplarının yanı sıra Tibetlileri etkileyen zorla çalıştırmayla ilgili raporlar hakkında derin endişelerini dile getirdi. Uzmanlar, Çin’de etnik azınlıkları kapsayan, devlet eliyle uygulanan zorla çalıştırma modelinin devam ettiğini ve bu durumun zorla nakil ve/veya insanlığa karşı bir suç olarak köleliğe yol açabileceğini belirtti. Programların kültürel kimlikleri hedef aldığı belirtildi.

Uzmanların raporlarına göre, Çin’deki zorla çalıştırma uygulamaları, devletin adıyla amacı hiç örtüşmeyen “iş gücü transferi yoluyla yoksulluğun azaltılması” programı aracılığıyla yürütülüyor. Bu program, Uygurları ve diğer Türk topluluk üyelerini Doğu Türkistan ve diğer bölgelerdeki işlere zorluyor. Raporlara göre, bu kişiler sistematik gözetim, denetim ve sömürüye maruz kalıyorlar; ceza ve keyfi gözaltı korkusu nedeniyle işi reddetme veya değiştirme şansları bulunmuyor. Doğu Türkistan’ın 2021-2025 beş yıllık planında 13,75 milyon işgücü transferi öngörülürken, gerçek rakamların bu tahminleri kat kat daha aştığı ifade edildi.

Tibetliler de benzer şemalarla zorla çalıştırmaya tabi tutuluyor. “Eğitim ve İşgücü Transferi Eylem Planı” gibi programlar aracılığıyla “kırsal fazla iş gücünün” sistematik olarak eğitilmesi ve transfer edilmesi çağrıları yapılıyor. Uzmanlar, bu politikaların askeri tarzda mesleki eğitim yöntemleri gibi zorlayıcı metotları meşrulaştırdığını ve 2024 yılında yaklaşık 650.000 Tibetlinin işgücü transferlerinden etkileneceğinin tahmin edildiğini açıkladı. Ayrıca, Tibetlilerin “köylülerin başka yere yerleştirilmesi” programı yoluyla yerinden edildiği, bu programın tekrarlanan ev ziyaretleri, örtülü ceza tehditleri ve eleştiriyi yasaklama gibi zorlama yöntemleriyle uygulandığı belirtildi.

Uzmanlar, işgücü ve arazi transferlerinin, Uygurlar başta olmak üzere diğer Türk toplulukları ve Tibetlilerin kültürel kimliklerini yoksulluğun azaltılması bahanesiyle zorla yeniden yapılandırmaya yönelik bir hükümet politikasının parçası olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre, bu uygulamalar, Uygur ve Tibetlilerin geleneksel geçim kaynaklarını zorla değiştirerek, dillerinin, yaşam tarzlarının, kültürel ve dini pratiklerinin aşınmasına ve yok olmasına neden olmakta, bu da onarılamaz zararlara ve kayıplara yol açmaktadır.

Raporda ayrıca, zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların üçüncü ülkeler aracılığıyla küresel tedarik zincirlerine dolaylı yoldan girmesi konusunda ciddi endişeler dile getirilerek, zorla çalıştırmayla iglili hedeflenen ticaret kısıtlamalarının ve insan hakları durum tespiti mekanizmalarının tedarik zinciri ihlallerini önlemede yeterli olup olmadığı sorgulandı.

BM uzmanları, Çin’de faaliyet gösteren veya Çin’den tedarik sağlayan yatırımcıları ve işletmeleri, tedarik zinciriyle ilgili riskleri dikkate alarak BM İş ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri doğrultusunda insan hakları durum tespiti yapmaya çağırdı. Şirketlerin operasyonlarının ve değer zincirlerinin zorla çalıştırma ile kirlenmemesini sağlamaları gerektiğini belirten uzmanlar, bağımsız BM insan hakları mekanizmalarının Çin’e kısıtlamasız erişim çağrısını yineledi.

Web sitemizde daha önce yayımlanan ilgili bir çeviri de, Doğu Türkistan’da Uygur çiftçilerin topraklarından koparılması yoluyla devlet destekli bir tarımsal sanayi sisteminin hızla inşa edildiğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte, geleneksel tarım yapıları bilinçli politikalarla tasfiye edilirken, etnik topluluklar büyük ölçekli tarım işletmelerinde düşük maliyetli iş gücü olarak çalışmaya bağımlı hâle getirilmektedir. Söz konusu uygulamalar, yalnızca üretim ilişkilerinde bir dönüşümü değil, aynı zamanda Uygur toplumunun toprakla kurduğu tarihsel ve toplumsal bağın sistematik biçimde zayıflatılmasını da beraberinde getirmektedir.

Topraklarından mahrum bırakılan Uygurlar, çoğu zaman bu yeni sanayi tesislerinde düşük ücretli ve zorlayıcı koşullarda çalışmaya zorlanmakta; bu durum, tarımsal üretimin yerel toplulukların dışlandığı ve devlet ile büyük şirketlerin belirleyici olduğu bir yapı içerisinde yeniden şekillenmesine yol açmaktadır. Bu model, Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma ve mülksüzleştirme temelinde ilerleyen, ağır ve kalıcı insan hakları ihlallerini kurumsallaştıran bir sistem olarak öne çıkmaktadır.

 

 

Abdülhalik Kara

Yazar:
Abdülhalik Kara

Son Yazılar

Toplumsal adaletsizlik ve artan şiddet olayları

Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku

26.04.2026

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026