Kategoriler: Genel

İran’da “İki Sokak” gerçeği: Devlet seferberliği ve toplumsal öfkenin anatomisi

Bugün İran sokağı, dışarıdan bakıldığında iki farklı manzara sunmaktadır: Bir yanda devletin tüm medya ve lojistik imkânlarıyla dünyaya servis ettiği görkemli “destek mitingleri”, diğer yanda ise ağır baskı ve karartma altında varlığını sürdürmeye çalışan “rejim karşıtı protestolar”. Bu iki kitlesel eylem biçimini sadece kalabalıkların hacmi üzerinden kıyaslamak, İran siyasetinin derin dinamiklerini anlamayı imkânsız kılan büyük bir analitik yanılgıdır. Yazımızda bu yanılgı analiz edilmeye çalışmaktadır.

Nicelik Yanılsaması ve Metodolojik Hata

Siyaset biliminde ve kitle psikolojisinde, özellikle otoriter ve totaliter rejimlerin hüküm sürdüğü siyasal bağlamlarda, rejim karşıtı protestolar ile devlet eliyle organize edilen “destek mitingleri”ni aynı ölçütlerle değerlendirmek ciddi bir metodolojik hatadır. Dışarıdan bakıldığında her iki olgu da meydanlarda toplanan insan sayısı üzerinden okunabilir gibi görünse de, bu sayının siyasal anlamı, meşruiyet değeri ve temsil ettiği toplumsal irade bakımından aralarında nitel bir uçurum bulunmaktadır. Nicel benzerlik, içeriksel ve yapısal bir eşdeğerliğe işaret etmez; aksine çoğu zaman siyasal gerçekliğin üzerini örten bir yanılsama üretir.

Yüksek Maliyetli Kolektif Eylem: Rejim Karşıtı Protestoların Doğası

Otoriter bir düzende rejim karşıtı bir protestoya katılmak, demokratik bir ülkede veya otoriter rejimlerdeki devlet destetiğiyle gerçekleştirilen sıradan bir yürüyüşten kökten farklı bir ontolojik ve siyasal tercihtir. Bu tür rejimlerde sokağa çıkmak, siyaset biliminin kavramsallaştırdığı biçimiyle “yüksek maliyetli kolektif eylem” niteliği taşır. Birey, protestoya katıldığı anda yalnızca siyasal bir talep dile getirmez; aynı zamanda gözaltına alınma, sistematik şiddete maruz kalma, işkence görme ya da doğrudan yaşam hakkının ihlal edilmesi ihtimalini peşinen kabul eder. Bunun yanı sıra keyfi yargılama süreçleriyle uzun süreli hapis cezalarına çarptırılma, işten çıkarılma, mal varlığına el konulması ve toplumsal damgalanma yoluyla bir tür “sivil ölüme” mahkûm edilme riski de bu tercihin ayrılmaz parçasıdır. Dolayısıyla rejim karşıtı bir eylemde ortaya çıkan katılım sayısı, basit bir istatistik değil; korku eşiğinin hangi ölçüde aşıldığını gösteren somut bir siyasal göstergedir. Bu bağlamda on bin kişilik bir protesto, her biri ağır bedelleri göze almış on bin ayrı siyasal iradenin eşzamanlı görünür hâle gelmesi anlamına gelir.

Sıfır Riskli Mobilizasyon: Devlet Destekli Mitinglerin Mantığı

Devlet tarafından organize edilen destek mitingleri ise tamamen farklı bir teşvik, güvenlik ve anlam dünyası içinde şekillenir. Bu tür mobilizasyonlar, devletin resmî aygıtları, belediye imkânları, kamu kaynakları ve medya gücüyle yürütülür. Katılımcılar açısından burada söz konusu olan bir risk alma durumu değil, tam tersine bir güvenlik ve statü teyidi arayışıdır. Devletin şiddet tekelinin kendi safında olduğunu bilen birey, polis koruması altında bulunduğunu ve herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmayacağını varsayar. Özellikle kamu çalışanları, öğrenciler ve rejimle ekonomik veya idari bağı bulunan kesimler için bu katılım çoğu zaman gönüllü bir siyasal destekten ziyade, mevcut konumu korumaya yönelik dolaylı bir zorunluluk niteliği taşır. Maddi teşvikler, sembolik ödüller, idari izinler ya da çeşitli kolaylıklar bu mobilizasyonu besleyen ek unsurlar olarak devreye girer. Bu nedenle devlet destekli mitinglerde ortaya çıkan kalabalıklar, toplumun rejime duyduğu gönüllü rızayı değil; rejimin lojistik, bürokratik ve zorlayıcı seferberlik kapasitesini ölçer.

Analitik Ölçütlerin Değişimi: Nicelikten Niteliğe

Bu iki farklı kitleyi salt sayısal büyüklük üzerinden karşılaştırmak, siyasal gerçekliği ciddi biçimde çarpıtır. Otoriter rejimlerde muhalif eylemlerin gücü ve derinliği, nicelikten çok niteliksel göstergeler üzerinden okunmalıdır. Eylemlerin şiddete rağmen süreklilik kazanıp kazanmadığı, yalnızca başkent merkezli kalıp kalmadığı ya da taşraya, sanayi havzalarına ve çevre bölgelere yayılıp yayılmadığı, farklı sınıfsal, etnik ve kuşaksal grupların ortak talepler etrafında buluşup buluşmadığı bu açıdan belirleyici kriterlerdir. Bu unsurlar, rejimle toplum arasındaki fay hatlarının ne ölçüde derinleştiğini gösteren daha güvenilir göstergeler sunar.

Bilgi Karartması ve Sayısal Verinin Güvenilmezliği

Analizi zorlaştıran bir diğer yapısal unsur ise bilgi karartmasıdır. Otoriter rejimler kriz anlarında interneti keserek, iletişim kanallarını felç ederek ve bağımsız gözlemcileri sahadan uzaklaştırarak tek yönlü bir gerçeklik inşa etmeye çalışır. Bu strateji, bir yandan muhalif protestoların gerçek hacmini gizlemeyi, diğer yandan devlet destekli mitinglerin boyutunu abartmayı hedefler. Sonuçta her iki tür mobilizasyona ilişkin sayısal veriler metodolojik olarak güvenilmez hâle gelir ve nicelik temelli analizler kaçınılmaz biçimde sorunlu bir zemine oturur.

Eşitsiz Sahada Siyasal Ölçüm Yanılgısı

Otoriter rejimlerde toplumsal çoğunluğun hangi siyasal aktörün arkasında durduğunu ölçebilmenin asgari koşulu, karşıt tüm taraflara eşit, özgür ve güvenli protesto imkânlarının tanınmasıdır. Bu koşullar sağlanmadan yapılan her tür sayısal karşılaştırma, toplumun gerçek siyasal eğilimini değil; devletin zor aygıtlarını kullanma kapasitesini ve lojistik seferberlik gücünü ölçer. Dolayısıyla rakamlar, siyasal meşruiyetin değil, baskı aygıtlarının etkinliğinin göstergesine dönüşür.

Otoriter düzende devlet, tarafsız bir hakem olma vasfını yitirerek doğrudan siyasal alanın bir aktörü hâline gelir. Bu durum, toplumun farklı kesimleri için iki ayrı gerçeklik üretir. Bir yanda, devletin maddi, kurumsal ve sembolik imkânlarıyla sokağa çıkarılan, eylemi güvence altına alınan ve kimi zaman ödüllendirilen “teşvik edilen” bir kesim vardır. Diğer yanda ise aynı eylemi gerçekleştirdiği için sistematik baskıya, gözaltına, işini kaybetme tehdidine ve “sivil ölüm” riskine maruz bırakılan “cezalandırılan” muhalif kesim bulunur. Aynı fiil—sokağa çıkmak—iki farklı siyasal statüye tabi tutulur.
Bu eşitsiz koşullar altında siyasal ağırlığın nicelikle ölçülmesi mümkün değildir. Belirleyici olan, katılımın taşıdığı risk ve maliyet düzeyidir. Muhalefet, yüksek riskli ve yüksek maliyetli bir alanda varlık gösterir; bir bireyin protestoya katılması, yalnızca fiziksel şiddeti değil, ekonomik ve toplumsal yıkımı da göze alması anlamına gelir. İktidar yanlısı mobilizasyon ise düşük maliyetli ve güvenli bir zeminde gerçekleşir; devletin medya aygıtlarıyla sesi büyütülen bu kesim, “riskten arındırılmış” bir siyasal faaliyetin parçasıdır.

Bu nedenle otoriter bağlamda, tüm baskı mekanizmalarına rağmen protestoların sürmesi, devlet destekli ve milyonlarla ifade edilen mitinglerden çok daha derin bir toplumsal desteğe işaret eder. Baskı altındaki katılım, yalnızca meydanda bulunan bireyleri değil; korkuya rağmen bastırılamayan, geniş ve görünmez bir siyasal iradeyi temsil eder. Sokakta görülen beş protestocu, eşit ve özgür koşullar altında yüzlerce kişiye karşılık gelebilecek bir toplumsal enerjinin yalnızca görünen yüzüdür.
Devletin uyguladığı karartma politikaları bu tabloyu daha da belirginleştirir. İnternet kesintileri ve sansürle bir grubun varlığı sistematik olarak görünmez kılınırken, diğer grubun sesi devlet televizyonları ve resmî kanallarla sürekli yankılanır. Bu bilgi asimetrisi, niceliksel analizleri bütünüyle işlevsiz hâle getirir. Gerçek toplumsal güç, devletin teşvikiyle inşa edilen kalabalıklarda değil; devletin tüm şiddetine ve karartmasına rağmen görünür kalmayı başaran sivil iradede somutlaşır

Sonuç: Maliyet Dengesi ve Siyasal İrade

Bu nedenle otoriter rejimler altında kitlesel hareketleri anlamaya çalışan bir analistin bakması gereken yer, sadece sayıların kendisi değil, bu sayıların arkasındaki maliyet dengesi ve risk dağılımıdır. Devletin tüm imkânlarıyla seferber ettiği kalabalıkların siyasal meşruiyeti, devletin tüm şiddetine rağmen sokağa çıkan binlerin karşısında her zaman daha kırılgandır. Gerçek siyasal güç, rızanın tükendiği noktada, zora ve tehdide rağmen ortaya konan iradede somutlaşır.

Arif Keskin

Arif Keskin İran'ın Erdebil Eyaleti'nin Muğan ilçesinde doğmuştur. Lise eğitimini Muğan'da tamamlamıştır. 1993 yılında Tebriz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun olmuştur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Biliminde Yüksek lisans eğitimine başlayan Keskin, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde doktora yapmıştır. Arif Keskin, 1999'dan itibaren ASAM(Avrasya stratejik Araştırmalar Merkezi), TÜRKSAM, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve ORSAM gibi düşince kuruluşlarında ortadoğu uzmanı olarak çalışmıştır. 1999’dan günümüze kadar Türkiye basınında (Stratejik Analiz, Avrasya Dosyası, Radikal, Aktüel, Tempo, Vatan, 2023, Global Strateji ve....) 100’den fazla makalesi yayınlanmıştır. Yazıları Türkiye dışında Azerbaycan Türkçe’si, Farsça ve İngilizce dillerine çevrilerek Türkiye’deki makalelerinin tercümesi İran'da kitap şeklinde de yayınlanmıştır. CNN-Türk, TRT, Habertürk gibi TV kanallarında İran ile ilgili programlara katılmıştır. Güney Azerbaycan Milli Direniş Harekatı, [National Resistance Movement in Southern Azerbaijan], Avrasya Dosyası [Eurasia Report]; Special Issue on Iran, Vol.5, No.3 (1999) Siyaset Gölgesinde İran Ekonomisi, [Iranian Economy in the Shadow of Politics] Jeoekonomi [Jeoeconomics] Vol.2, No.1 (2000) İran Siyasal Sistemi Çıkmazda, [The Iranian Political System in Deadlock] Stratejik Analiz [Strategic Analysis] Vol.1, No.1 (2000) Hamaney ve Cumhuriyet Projesinin Dönüşümü, [Khamenei and the Transformation of the Republican Project] Stratejik Analiz, Vol.1, No.2 (2000) İran Siyasal Sistemi Nereye? [Where is the Iranian Political Sytem Going Towards?] Stratejik Analiz, Vol.1, (2000) İran’da Reformistler Çıkmazda, [Reformists in Dilemma in Iran] Stratejik Analiz, Vol.1, No.4 (2000) İran’da Dini Aydın Hareketi: Abdülkerim Suruş Örneği, [The Religious Intellectuals Movement in Iran: The Example of Abdulkerim Surus] Stratejik Analiz, Vol.1, No.7 (2000) Değişen Fars Milliyetçiliği ve “İranlılık” Düşüncesine Giden Yol, [Changing Persian Nationalism and Move Towards the “Iranianess” Thinking] Stratejik Analiz Vol.2, No.9 (2001) İran’da Fars Milliyetçiliğinin Üç Dalgası: "İranlılık" Düşüncesine Giden Yol, Stratejik Analiz, Ocak 2001, Sayı 9 Tahran'da ikinci raund: Reformculara Rağmen Reforma Devam, Stratejik Analiz Temmuz 2001, Sayı 15 İran’da Muhafazakarların Değişim Paradoksu: Olmak veya Olmamak, Stratejik Analiz Ağustos 2001, Sayı 16 Tehdit Merkezli Bir Dış Politika: İran'ın Azerbaycan Politikası, Stratejik Analiz, Ekim 2001, Sayı 18 Tehdit ve Fırsat Karmaşasında Pasif Komşu İran'ın Afganistan Krizindeki Durumu, Stratejik Analiz, Kasım 2001, Sayı 19 İki Düşman Arasında "Pragmatist Tarafsız": ABD’nin Olası Saddam’ı Devirme Operasyonunda İran’ın Tutumu, Stratejik Analiz, Ocak 2002, Sayı 21 Orta Doğu Barış Süreci, Oyuncuları ve İran, Stratejik Analiz, Şubat 2002, Sayı 22 ABD-Iran Gerginliğinde AB-Iran ilişkilerine Analitik Bir Bakış, Stratejik Analiz, AĞUSTOS 2002, Sayı 28 İran’ın Irak politikası, Turkish News Reformcuların Başarısızlığındın Nedenleri, Turkish News ( Ocak 2003) Tüm Boyutları ile İran Türkiye İlişkileri, Stratejik Analiz, Eylül 2004 Iraklı Şiilerin Sosyal-Siyasal Davranışlarının Temelleri, Stratejik Analiz, Mayıs 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Strateji Analiz, Mart 2004 Bir Halkın Öze Dönüş Töreni, Stratejik Analiz, Ağustos 2004 11 Eylül Sonrası İran-Türkiye İlişkileri, Avrasya Dosyası, Yaz 2004 Iraklı Şiiler, 2023 Dergisi, Haziran 2004 ABD-Güney Azerbaycan ve İranlılık Kimliğinin Krizi, 3.Sector Dergisi, Kış 2004-N.4 (Bakü’de yayınlanmaktadır) Güney Azerbaycan Milli Hareketine Tarihsel Bakış, Genç Birikim, 11 Sayı Reform Yapamayan Reformcular, Azerbaycan Dergisi, Sayı 27–28 İran - Türkiye İlişkilerinde PKK Sorunu, Parmak İzi Web Sitesinde Türkdirlik Web Sitesi- İran Nükleer Çalışmaları-(Değerlendirme Yazısı) Iraklı Şiirler (yazının Farsça tercümesi verildi), Baztab Web Sitesi ( Farsça) Türkiye ve İran'ın Nükleer Çalışmaları, Haberanaliz, 14 Ekim 2004 Hatemi'nin Ertelenen Türkiye Ziyareti Üzerine, Haberanaliz, 27 Eylül 2004 Türkiye-İran Arasında Güven Krizi, Haberanaliz, 5 Haziran 2004 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bakış, Haberanaliz, 27 Nisan 2004 Mukteda Sadr Niye Geri Adım Attı? Haberanaliz, 17 Nisan 2004 ABD ve Iraklı Şiiler Arasında Yeni İlişki Modeli, Haberanaliz, 7 Nisan 2004 Türkiye'nin Irak Merkezli Diplomatik Atakları, Haberanaliz, 12 Ocak 2004 Orta Doğu'da İlişkiler Düzeni Değişiyor: İran ve Mısır İlişkileri Örneği, Haberanaliz, 8 Ocak 2004 İKÖ Toplantısı Sonuçları, Haberanaliz, 24 Haziran 2004 Orta Doğu'da Şiddet Dalgası Artabilir: Hamas Lideri Şeyh Yasin Öldürüldü, Haberanaliz, 26 Mart 2004 Türkiye – İran İlişkilerini Belirleyen Yapısal ve Dönemsel Faktörler, Avrasya Dosyası, Cilt 10, Sayı 1 (11 Eylül Sonrası Türk Dış Politikası Özel Sayısı), İlkbahar 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Stratejik Analiz, Cilt 4, Sayı 47, Mart 2004 İran Devleti’nin Ermeni Desteği, Stratejik Analiz, Cilt 5, Sayı 50, Haziran 2004 İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Ayrışımlar, Adaylar ve Tartışmalar, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 62, Haziran 2005 ABD-İran Gerginliğinde Yeni Bir Dönem: ABD-AB Yakınlaşması, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 60, Nisan 2005 İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 59, Mart 2005 Devrim İçinde Yeni Bir Devrim Arayışı: Ahmedinejad ve Radikal Muhafazakâr Akım, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 69, Ocak 2006 Ahmedinejad Dönemi İran Dış Politikası: “Saldırganlığın Rasyonelleşmesi”, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 70, Şubat 2006 İran’ın Nükleer Sorunu: Güven Bunalımı ve Beka Mücadelesi, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 71, Mart 2006 ABD-İran Gerginliği Çerçevesinde İran’da Etnik Milliyetçilik , Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 72, Nisan 2006 İran Ne Yapmak İstiyor? Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 73, Mayıs 2006 İran'da Azerbaycan Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi, Stratejik Analiz,Cilt 7 Sayı 75, Temmuz 2006 İran Nasıl Yönetiliyor?, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 76, Ağustos 2006 İran 2023’de, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 79, Kasım 2006 Irak’ta “ABD-İran Savaşı”, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 82, Şubat 2007 İran-Suudi Arabistan İlişkileri ve Şii Jeopolitiği,Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 85, Mayıs 2007 İran ve Şii Jeopolitiği / Avrasya Dosyası, Şii Jeopolitiği Özel Sayısı, Cilt 13 Sayı 3, 2007 İran’ın Kuzey Irak Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 86, Haziran 2007 İran Nereye? Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 87, Temmuz 2007 PJAK: PKK’nın Bölgedeki Yeni Misyon Arayışı, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 92, Aralık 2007 İran’ın Kafkasya Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 94, Şubat 2008 İran’daki Meclis Seçimleri: Görünenler ve Gerçekler, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 96, Nisan 2008 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bir Bakış , Stratejik Analiz,Cilt 9 Sayı 97, Mayıs 2008 İran-Suriye İlişkileri, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 100, Ağustos 2008 İran-Türkiye İlişkileri , Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 101, Eylül 2008 İran’ın Doğal Gaz Siyaseti ve Türkiye, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 103 Kasım 2008

Yazar:
Arif Keskin

Son Yazılar

Toplumsal adaletsizlik ve artan şiddet olayları

Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku

26.04.2026

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026