Kategoriler: SİYASET-TARİH

Sorgulama: Seçimler ve milliyetçiliğin yükselişi-4

Başkanlık Sistemi Seçmeni İki Kutupluluğa Zorladı

Başkanlık sistemi ile birlikte Türkiye’nin ideolojik profili değişmese de oy verme etkinliğinde zorunlu olarak iki ana kutbun ortaya çıktığı gözlenmektedir. Burada da zararlı çıkanın milliyetçiler olduğu görülmektedir. Çünkü, muhafazakâr-köylü milliyetçi gruplar MHP-AKP bloğunda birleşirken modern-şehirli-seküler karakterli milliyetçilerin de CHP-İyi Parti ekseninde bir birleşmeye “zorlandığı” görülmektedir. Ayrıca CHP seküler Kürtçü HDP’yi yanına alırken AKP grubu da İslamcı Kürtçü Hüda-Par’ı kendisine dâhil ediyordu. Bu da Başkanlık Sisteminin iki kutuplu karakterini gösteren önemli bir referanstır. Zafer Partisinin ise yeni kurulması ve daha ilk yılında yaklaşık yüzde 3 oy oranıyla beklenenden yüksek bir potansiyele ulaşması ileride her iki bloktan da hoşnut olmayan milliyetçilerin toplandığı merkez bir parti potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Türkiye’nin ekonomik ve demografik yapısının bozulmasında birincil derecede önemli rol oynamasına rağmen aynı oranda üzerinde durulmayan kaçaklar ve geçici koruma statüsündeki Suriyeliler sorununu çok boyutlu olarak gündemde tutması diğer partileri de bu sorun hakkında konuşmaya zorluyordu. Böylece Zafer Partisi oy potansiyelini aşan bir etkileme alanına sahip olduğunu ispatlamıştı.

İKBAL VURUCU

Ali BAYKAN-Emekli Mühendis

14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri dolayısıyla “Milliyetçiliğin yükselişi” tartışmaları gündeme damgasını vurdu. Sizce de milliyetçilik yükselişte midir? Öyle düşünüyorsanız gerekçeleriniz/kriterleriniz nedir?

BAYKAN: Milliyetçilik yükseliştedir evet.

Ama bunu olayları ve sonuçları analiz ederek anlamak ve anlatmak zahmetine gerek yok, Milliyetçilik AKP iktidarından başlayarak yüksek tehdit altındadır ve “eşyanın tabiatı gereği” her fikir ve ideoloji baskılandıkça hayatta kalmak için direnç geliştirir. İşte bu sebeple, tehdidi fark eden idealist insanlar “Kim var?”  demeden “Ben varım!” diyerek örgütlü örgütsüz direniş ateşleri yakmışlardır. O ateşlerin ışığı, Milliyetçiliği, ötesinde “Türkçülük”ü yükseltmektedir..

Bugün milliyetçilik tek çatı altında mı birleşmeli yoksa birden fazla tesir ve güç odaklarına mı ayrılmalı?

BAYKAN: Doğrusu hangisinin büyümeyi ve güçlenmeyi daha fazla sağlayacağı konusunda bir kanaat ve veri sahibi değilim. Nihayette elbette bir çatı altında toplanma günü gelir, milliyetçi bir adres gücü ve iktidarı kenarından dahi yakalamış olsa o günde toplumun en çok itibar ettiği adres olmak sebebiyle çekim merkezi olur ve tavan birleşmesi olmasa da taban birleşmesi gerçekleşir. Aklın ve insan fıtratının gereği olarak.

Ama hep şikayet edilen “bin parçaya bölündük” serzenişlerine de katılmıyorum. Böyle şikâyetlerle, moral bozan sözlerle karşılaştığımda, “amip gibi bölünerek çoğalıyoruz” deyip çöküntü psikolojisini önlemeye çalışıyorum hep.

Özetle; bunun laboratuvarı yok, her konjonktür kendine özgü şartlar barındırır içinde, bu konjonktürde hangisinin daha iyi sonuç vereceği konusunda bir laboratuvar deneyi yapmak mümkün olmadıkça, bazı verilere dayandırılarak bu tezlerden birini desteklemek mümkün olsa da karşı tezin de kendini haklı gösterebileceği verileri vardır. Bizim varlığından haberdar olmadığımız bir şey yok anlamında değildir hiçbir zaman.. Biz var olduğunu bilmiyoruz o kadar. Basit anlamda süratle yükselen iletişim teknolojisi veya uzay bilimi gelişmeleri konusunda çok yakın geçmişte var olduğunu bilmediğimiz şeyler öğreniyoruz ve bunların bazıları on yıllardır, yüzyıllardır kanıksanmış bilgileri ters yüz edebilmekte.

O zaman, işin bu boyutuna çok takılmadan “Ne yapsak Milliyetçiliğin (veya Türkçülüğün) yükselişine katkı yapmış oluruz?” birey olarak bu sorunun cevabına odaklanmalıyız..

Türk milliyetçilerinin çok partili olarak seçimlere katılmasını Türk Milliyetçiliği açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum milliyetçiliğin etkisinin artması olarak görülebilir mi?

BAYKAN: Bu soruyu aslında bir önceki soru ile eş/kardeş soru olarak görüyorum. Üstteki cevabımın buna da cevap olacağını düşünüyorum. İlave olarak belki her seçimin kendi şartlarına sahip olduğunu, bu konuda bir genelleme yapılamayacağını vurgulayabilirim.

Bunu daha kolay anlatabilmek için şöyle örnekleyebilirim;

Muharrem İnce’nin aday olması hâlinde CHP’nin ve Millet İttifakı’nın plan ve stratejisi başka olmalıdır, olmaması hâlinde başka..

HDP’nin ilk turda aday çıkarması ikinci tur için başka sonuçlar doğurabilirdi mesela…

Yani bu konuda bir genelleme yapılması yanlış olur, değişen bir faktör, karşı hamleyi-olayı-sonucu değiştirme potansiyeline sahiptir..

Sizce bu seçimlerde milliyetçilik gerçekten anahtar bir rol mü oynadı yoksa siyasi bloklar arasındaki kavga milliyetçilik maskesiyle mi yürütüldü?

BAYKAN: Bence bu ikisinin dışında bir şey gelişti.. Emperyalist güç odakları tarafından partiler ile kontrol altında tutulduğu düşünülen “bölünmüş milliyetçiler”in aslında sanıldığı kadar kolay lokma olmadığı fark edildi. Türk Milliyetçiliği emperyalist güç merkezleri için büyük planlarını bozacak kadar yüksek bir tehdit gücüdür. 12 Eylül’de bitiremediler, MHP’de bloke edip bitiremediler, çok partiye dağıtarak da bitiremediler. Ülkücüler/İdealistler var oldukça bitiremeyecekler. Ülkücüler/İdealistler Tarihte hep vardı, gelecekte de var olacak. Bana göre  “Türk Birliği” kaçınılmaz sondur, emperyalistlerin ayak oyunları bunu ancak geciktirebilir ama önleyemez..

Türk Birliği gerçekleştiğinde dünyada “Türk’ün adaleti” boy gösterecek ve “Tek Dünya Devleti” projesi de çökertilecektir. Toplumlar (insanlık) kendi kültürleri ve değer yargıları ile mutlu yaşama fırsatlarını kaybetmemiş olacaktır.

AKP’nin yeniden iktidar olması Türk milliyetçiliği açısından ne anlam taşıyor? Ne gibi sonuçlar doğurabilir? Neden?

BAYKAN: Henüz hiçbir şey değişmedi anlamını taşıyor bana göre… AKP’den, Tek Adam Rejimi’nden kurtulabilmiş olsa idik o zaman değişiklik olacaktı. Şimdi emperyalizmin “BOP taşeronu” ile kavgamız aynı-benzer cephelerde, aynı-benzer mevzilerde devam edecek.

Belki daha büyük zulümler ile karşılaşıyor olacağız ama her zulüm kendi tabanını oyar, bu gün çeşitli hileler entrikalar, hırsızlıklar olmasa idi seçimi kaybedecekleri yüzlerce anketin sonuçlarında haykırarak kendini gösteriyordu, bu kan kaybı elbette ki bu zulümlerin yaraladığı vicdanlar sebebiyle oluşmuştur. Zulümler bedenlerimize ve ruhlarımıza acılar verse de gelecek umutlarımızı yükseltir. Bu düşüşün dibe vuracağı bir yer vardır ve oradan yükseliş başlayacaktır !

Önümüzdeki yıllarda siyasetin şekillenmesinde milliyetçilik nasıl bir rol oynayacak?

BAYKAN: Buna olmasını istediklerimle olabilecekleri harmanlayarak bir cevap vereceğim..

AKP dağılacak. Onun yerini Ülkücülerin bünyesinde geçmiştekilerden (ANAP ve DYP iktidarları döneminden) daha çok söz ve nüfuz sahibi oldukları bir parti alacak. Bu İyi Parti olabilecek mi ona da karar veren İyi Parti’yi yönetenler ve omuzlarında taşıyanlar olacak. İyi Parti’de Ülkücülerin bu kadar dışlanması devam ederse bu ihtiyacı karşılayacak yeni bir parti kurabilir Ülkücüler. Tıpkı İyi Parti çıkış misyonu ile, bütün millicileri kucaklayan geniş yelpazeli yeni bir parti. İyi Parti yönetenleri “Dereyi geçtik Ülkücülerle işimiz bitti.” diye düşünüyorlarsa yanıldıklarını kısa zaman içinde anlayabilirler. Şartlar oluşursa belki bu yerel seçimler öncesinde bile.

Demedi demeyin, size söylediğim, öncesinden duyurduğum çok şeyin sonradan yaşandığını gördünüz İyi parti yönetenleri… “Akıllı olun..” diyorum..

Ve..
Derin Devlet’in asla elinden bırakmak istemeyeceği, Ülkücülere geri vermek istemeyeceği MHP de nüfuzunu kaybedecek, (aslında kaybetmişti , anketler onu %7 barajının dahi altında gösteriyordu ama gerçekte olmayan oylar ile onu İyi Parti’den daha yukarıda bir yere taşıdılar seçim hilecileri, bu psikolojik üstünlük ile bir ya da birkaç seçim daha yaşar, sonrasında adı var kendi yok partilerden biri hâline gelir)  onun yerini Zafer Partisi alabilecek mi onu da göreceğiz. Özdağ’ın “Tek Adam” özentili bir yönetim anlayışı bu konuda en büyük engeldir. Özdağ bunu  -şu seçim sonuçlarına da bakarak- fark ederse ve nefsine gem vurabilirse belki durum değişir, göreceğiz.

Ersin GÜZEL-Öğretim Görevlisi


14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri dolayısıyla “Milliyetçiliğin yükselişi” tartışmaları gündeme damgasını vurdu. Sizce de milliyetçilik yükselişte midir? Öyle düşünüyorsanız gerekçeleriniz/kriterleriniz nedir?

GÜZEL: Milliyetçilik elbette yükseliştedir, ancak Milliyetçiliğin yükselişi milliyetçilerin çalışmaları neticesinde değil, iktidarın yüzünü Türk Milliyetçiliğine dönmesi sebebiyledir. Mevcut iktidar yüzünü başka tarafa dönerse mevcutta görülen milliyetçi oylar o cenaha dönecektir.

 Bugün milliyetçilik tek çatı altında mı birleşmeli yoksa birden fazla tesir ve güç odaklarına mı ayrılmalı?

GÜZEL: Milliyetçilik tek çatı altında toplanması bir hayaldir ve gerçekleşmesi çok zor görünüyor. Ancak tek çatı altında toplanmaz ve farklı parti ve STK’lar altında olursa devletin ve milletin resmi ideolojisi hâline gelerek çok daha geniş taraftarlar toplaması mümkün olacaktır.

 Türk milliyetçilerinin çok partili olarak seçimlere katılmasını Türk Milliyetçiliği açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum milliyetçiliğin etkisinin artması olarak görülebilir mi?

GÜZEL: Tek bir parti olursa onun da politikalarına olan tepki milliyetçiliği de etkileyecektir. Milliyetçi düşünce aynı Atatürk ilkeleri gibi çatı fikir olur ve pek çok partide Türk milliyetçiliği fikri savunulursa daha da genişlemesi mümkün olacaktır

 Sizce bu seçimlerde milliyetçilik gerçekten anahtar bir rol mü oynadı yoksa siyasi bloklar arasındaki kavga milliyetçilik maskesiyle mi yürütüldü?

GÜZEL: Milliyetçilerin oyu bana göre belirleyici olmuş ve herkesin söylemini ve tavrını değiştirmesine neden olmuştur.

 AKP’nin yeniden iktidar olması Türk milliyetçiliği açısından ne anlam taşıyor? Ne gibi sonuçlar doğurabilir? Neden?

GÜZEL: Türk milliyetçilerini sırtından atacağı ve yeni bir kimlikle halkın karşısına çıkacağı günler çok yakındır. Bunun örneklerini defalarca gördük. Türk milliyetçileri için AKP iktidarının herhangi bir artısı olmamış, Göreve gelen Milliyetçi bürokratların neredeyse tamamı milliyetçi oldukları için değil cemaatlerin kontenjanlarından bulundukları makama gelmişlerdir.

 Önümüzdeki yıllarda siyasetin şekillenmesinde milliyetçilik nasıl bir rol oynayacak?

GÜZEL: Milliyetçiler söylem ve lider değiştirerek halkın ihtiyaçlarına ve ülkenin sorunlarına merhem olabileceklerini kanıtlamalı, yükselen sığınmacı tepkisi ve geçmiş iktidarlardaki ekonomik sistemsel başarılarını referans göstererek iktidara gelmeleri çok zor görünmemektedir.

Emirhan Gencay GÜL-İstanbul Üniversitesi Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencisi

14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri dolayısıyla “Milliyetçiliğin yükselişi” tartışmaları gündeme damgasını vurdu. Sizce de milliyetçilik yükselişte midir? Öyle düşünüyorsanız gerekçeleriniz/kriterleriniz nedir?

GÜL: Türkiye’de milliyetçiliğin kişisel ideoloji belirtirken kullanılan bir  söylem olarak arttığı bir gerçektir. Ama biz bir kişiyi milliyetçi olarak tanımlıyorsak o kişinin milliyetçi görüşe uygun hareket etmesi gerekir diye düşünüyorum. Kendini milliyetçi olarak tanımlayan kişi milliyetçi olmasının sebebini ülkedeki terör ve beka sorunlarına bağlamamalıdır. Çünkü bu görüş “Türk milliyetçiliği ülkenin kriz anlarında ortaya çıkan bir emniyet kilididir.” Düşüncesini anlayarak ya da anlamayarak savunmuş olur. Bu da milliyetçiliğin sınırlarını daraltır. Entelektüel hafızasını kaybettirir. Bugünkü durum da tam olarak budur. Kriz anlarında ortaya çıkan, iş ölmeye gelince ön saflara sürülen Türk milliyetçileri, Cumhur ittifakı ve Millet ittifakının yarattığı atmosferde kanaatimce gereksiz yere ter dökerek, milliyetçilikle alakası olmayan adayların peşinde yorulmuşturlar. Türk milliyetçileri  bu seçim ülkenin iktidar gücü olmak  yerine emniyet kilidi olmayı tercih ederek tarihsel birikimine sırt dönmüş ve kendini terör ve beka kelimelerini kullanamadan tarif edilemez bir soyutluğa hapsetmiştir.

Bugün milliyetçilik tek çatı altında mı birleşmeli yoksa birden fazla tesir ve güç odaklarına mı ayrılmalı?

 GÜL: Milliyetçiler birbiriyle dost bir şekilde partilere, derneklere ayrılmalıdırlar diye düşünüyorum. Bu ilk etapta kötü bir şeymiş gibi gözükse de bilhassa teknolojinin ve bilgiye erişimin arttığı günümüzde müstakil  çatı altında toplanmak  maalesef bir çoğu bürokratik sıfat bağımlısı (reis, başkan, asena başkanı, çaydan sorumlu başkan yardımcısı ….vb.) Türk milliyetçileri arasında iletişimsel kopukluk yaratacaktır diye düşünüyorum. Bu yüzden eğer ayrılacaksak ki ayrılmalıyız şu şekilde ayrılmak yararımıza olur diye düşünüyorum. Tek çatı altında bileşeceğimiz çatı bir müstakil ev çatısı olmamalıdır. Bir apartman çatısı olmalıdır. Bugün Çin Halk Meclisin’de ÇKP iktidarda olmak üzere yaklaşık 8 parti var. Ve bu partilerin hepsi  esasında aynı şeyi savunuyorlar.  Sadece detay mevzularda birbirilerini boğazlamayacak şekilde  ayrılıyorlar. Yani tek çatı altındalar ama müstakil bir evin çatısı altında değil bir apartman çatısı altındalar. Eğer milliyetçiler tek çatı altında birleşecekse aynen bu şekilde birleşmeliler diye düşünüyorum. Eğer bu şekilde de olmayacaksa ayrılmakta yarar olduğu kanaatindeyim.

Türk milliyetçilerinin çok partili olarak seçimlere katılmasını Türk Milliyetçiliği açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum milliyetçiliğin etkisinin artması olarak görülebilir mi?

 GÜL: Çok partili olarak seçime katılmak üst tarafta verdiğim apartman çatısı modelinde olabilecek bir görüntüdür. Ve bence gayet makuldur. Bu seçimde çok partili olarak seçime giren Türk milliyetçileri kilit oy HDP oyudur safsatasını tek başına yıkmıştır. Ve bu durum ülkede milliyetçi  söylemin (milliyetçiliğin değil!) artmasına neden olmuştur. Ama bu durum bir etki artması mıdır yoksa siyasi bir manevra neticesinde toplumun gözünü boyamaya yönelik bir hamle midir? Şu an kararsızım…

Sizce bu seçimlerde milliyetçilik gerçekten anahtar bir rol mü oynadı yoksa siyasi bloklar arasındaki kavga milliyetçilik maskesiyle mi yürütüldü?

GÜL: Milliyetçilik dindarlık gibi çok kolay bir şekilde yüze takılabilecek bir maskedir. Bu seçim biz bu iki maskenin de yüzlere takıldığını gördük. Ben 7 yaşından beri 5 vakit namaz kılıyorumdan, ben Harakani Hazretlerinin torunuyuma, oradan Ayasofya’da miting yapmaya giden bir süreçte seçim boyu dindarlık maskesi takıldı. Bunun yanı sıra İHA, SİHA, Kızılelma, Anadolu Gemisi, Gabar Dağı vb. söylemleriyse en çok Cumhur ittifakından duyduk. Yani bu seçimde bence en çok milliyetçi söylem kullanan ittifak Cumhur ittifakıdır. Millet ittifakındaysa milliyetçi söylemi kullanan tek parti İYİ parti olmuştur. Onun da söylemi bizim olduğumuz yerde HDP olmaz Kandil olamaz söylemidir. İki tarafın da dili bize şunu göstermiştir ki  bu seçimde kimse milliyetçiliğin ne olduğunu bilerek milliyetçilik yapmamış ve popülist söylemlerine milliyetçiliği maske ederek kullanmışlardır.

AKP’nin yeniden iktidar olması Türk milliyetçiliği açısından ne anlam taşıyor? Ne gibi sonuçlar doğurabilir? Neden?

GÜL: AKP’nin yeniden iktidar olması Türk milliyetçiliğini yeni bir çizgiye sokmuştur. Bu çizgide Dindar (hatta bazı söylemlerle İslamcı) ve dini önderlerin de temsilcisi olduğu bir çizgidir. Türk milliyetçileri için şu zamandan sonra seküler bir çizgiye dönmek bir hayaldir. Seçimin üzerinden daha 1 ay geçtiği için şimdiden söyleyebildiklerim bu kadar.

Önümüzdeki yıllarda siyasetin şekillenmesinde milliyetçilik nasıl bir rol oynayacak?

GÜL: Türk milliyetçileri eğer kendi kontrollerini başka ellere vermeye devam eder. Ve Sosyalistlerden, Komünistlerden, Kürtçülerden ve  Siyasal İslamcılardan milliyetçilik öğrenmeye devam ederlerse azınlık tahakkümü altında bir çoğunluk olarak hiçbir şey yapamazlar. Türk milliyetçileri ileride siyasete yön vermek istiyorlarsa kendilerini temsil ettiklerine inandıkları kişilerin etrafındaki isimlerin kim olduğuna dikkat ederek değişimi ve dönüşümü kendilerinden başlatmalıdırlar…

İkbal Vurucu

Yorumları Göster

  • Seküler olmayan milliyetçilik olmaz. Milliyetçilik meşruiyetini milletten alır . Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir lafzı bunu en güzel şekilde belirtir. İslamcılık ve monarşilerde hakimiyet Allah’a aittir ve meşruiyetin kaynağı Tanrıdır. Bu nedenle ülkemizde gerçek milliyetçi sayısı azdır. Gördükleriniz az milliyetçilik sosuna batırılmış islamcılardır.

Son Yazılar

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur 

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026

Yeni jeopolitik gelişmeler ışığında İran-Türkiye

Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku

02.04.2026

Ege’ye dikkat!

Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerde istisna teşkil eden dostluk dönemlerini… Devamını Oku

25.03.2026

Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş

Bu yolculuk benim için sıradan bir gezi değildi. Atalarımızın izini sürmek, onların bastığı topraklara basmak,… Devamını Oku

24.03.2026