Ben bu ülkede yaşıyorum. Türk’üm ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, ülkemi idare edenlerin yaptıkları beni ilgilendirir. Hiç kimse, yapılanların, bir vatandaş olarak beni ilgilendirmediğini ileri süremez. Yapılanlar beni de ilgilendirdiğine göre, onlar hakkında fikrimi söylemek en tabii hakkımdır. Yapılanların tenkit edilemediği bir ülkede insanlar yoktur. Ben fikirlerimi söyleyemiyor ve yazamıyorsam, vatandaş ve hatta insan olmanın dışına itilmişim demektir. Ben niçin Türk vatandaşıyım? Yalnız Türkiye’de doğduğum ve kendi arzumla Türk vatandaşı olmak istediğim için mi? Sadece vergi verdiğim ve askerlik yaptığım için mi? Hayır. Bunların yanında bir de “hakkım” var. Ülkenin kaderinde “rey” sahibiyim ve aynı zamanda bundan dolayı Türk vatandaşıyım. Yalnız vergi ve askerlikle vatandaşlık olmaz. Vatandaş, aynı zamanda reyi ile ülkesinin kaderinde rol sahibi olan insandır.

Rey, yalnız seçim zamanlarında sandığa atılan “oy” değildir. Rey; ülkenin, dolayısıyla o ülkede yaşayan bütün insanların kaderiyle ilgili konularda, şahsın sahip olduğu “fikir”dir. Vatandaşlık, ancak bu fikrin ortaya konulabilmesiyle tamamlanabilir. Aksi hâlde vatandaşlıktan söz edilemez. Verginizi vereceksiniz, askerlik yapacaksınız fakat ülkenizle ilgili konularda reyinizi, fikrinizi ortaya koyamayacaksınız. Bu nasıl vatandaşlıktır? Bu durum; vatandaşlığa değil, “insan oluş “a dahi engeldir. İnsanı hayvandan ayı­ran mümeyyiz vasıf, düşünebilme kabiliyeti değil midir? Ben insanım ve düşünüyorum. Düşüncelerimi ortaya koyabildiğim ölçüde insanlık vasfımı hissedebiliyorum. Aksi takdirde insanlığımın sınırlandığına, hatta yok edildiğine inanıyorum. Bırakınız insanı, herhangi bir varlı­ğın veya nesnenin fonksiyonunu yerine getiremediğini düşününüz. Bu takdirde o nesnenin “kendisi” oluşundan bahsedilebilir mi? Bir bıçak kesemiyorsa bıçak olabilir mi? Bir aslan, avlanamıyorsa aslan mıdır? O hâlde bir insan da düşünemiyor veya düşündüklerini orta­ya koyamıyorsa insan değildir.

İnsanlardan meydana gelmeyen bir topluluğu idare etmek de mümkündür. Şayet ülke yönetmek isteyenler, böyle bir göreve talip iseler; buyursunlar, pek şerefli görevlerini ifa etsinler. Yok, biz insanları idare ediyoruz, iddiasında iseler; bıraksınlar da ülkede yaşayanlar, insan olmanın şartlarını yerine getirebilsinler. Yani düşünsünler ve düşündüklerini yazabilsinler.

Birtakım kararlar ve kanunlar çıkıyor, birtakım işler yapılıyor, birtakım beyanlarda bulunuluyor. Siz Türk vatandaşısınız ve insansınız. Bunlar yanlıştır diye düşünüyorsunuz; çıkarılan kanunu, bizzat çıkaranlar ihlâl ediyor diye düşünüyorsunuz. Konuşması yasaklanmış, cevap verme yetkisi alınmış kimseler hakkında ileri geri söz et­menin ucuz kahramanlık olduğu fikrindesiniz. Birtakım seviyesizlikler ve dolambaçlı yollar sizi rahatsız ediyor. Bütün bunları düşünüyor ve hissediyorsunuz. Ama söyleyemiyor, yazamıyorsunuz.

Kemikli bir el boğazımı sıkıyor; “İnsan oluş senin neyine?” diyor; “Sana mı kaldı bunları düşünmek?”. Hayır, böyle demiyor. Bu hiç olmazsa dürüstçe bir davranıştır. “Yumruk benim, sen sus!”. Evet, bu dürüstçedir. Hayır, böyle davranmıyor. “Millet adına” diyor. Hangi millet? Ben bu milletin ferdi değil miyim? Benim adıma hareket edenler bana sordular mı? Tek tek bütün millete sordular mı? Adam sen de, diyorum; insan olamadıktan sonra yaşamışsın ne yarar? Dört duvar arasında değilsin ama insan da değilsin…

Bunları düşünüyor, yazıyor ve insan olmayı tercih ediyorum.

Ahmet Bican Ercilasun

Akademik Hayat: 1986 Profesör 1979 Doçent (Kutadgu Bilig'de Fiil) 1971 Doktor (Atatürk Üniversitesi) 1967 Türk Dili ve Edebiyatı Lisansı (İstanbul Üniversitesi) İş Hayatı: 1986-2010: Gazi Üniversitesi. 2004-2005: Girne Amerikan Üniversitesi. 2001-2002: Türkiye-Kırgızistan Manas Üniversitesi. 1993-2000: Türk Dil Kurumu. 1971-1986: Hacettepe Üniversitesi. 1976-1977: University of Washington - Seattle/ABD (misafir araştırmacı). 1967-1971: Atatürk Üniversitesi. Eserleri: - Arpaçay Köylerinden Derlemeler (Prof. Dr. Selâhattin Olcay ve Dr. Ensar Aslan'la birlikte) (Ankara 1976). - Bugünkü Türk Alfabeleri I-II (Ankara 1977). - Kars İli Agızları - Ses Bilgisi (Ankara 1983). - Kutadgu Bilig Grameri – Fiil (Ankara 1984). - Dilde Birlik (İstanbul 1984). - Uygur Halk Masalları (Şekür Turan'la birlikte) (Ankara 1989). - Örneklerle Bugünkü Türk Alfabeleri (Ankara 1990). - Moğolistan ve Çin Günlüğü (Ankara 1991). - Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü 1-2 (ortak) (Ankara 1991, 1992). - Türk Dünyası Üzerine İncelemeler (Ankara 1998). - Türk Dili I-II-III-IV (Leyla Karahan ile birlikte) (Ankara 1994-1996). - Gülnar -roman- (İstanbul 1998). - Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi (Ankara 2004). - 2BA Beden Beyin Akımı -roman- (Ankara 2006). - Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Grameri-I Fiil - Basit Çekim (Ortak) (Ankara 2006). - Makaleler – Dil-Destan-Tarih-Edebiyat (Yayına hazırlayan: Ekrem Arıkoğlu) (Ankara 2007). - Türk Lehçeleri Grameri (Editör) (Ankara 2007). - Kâşgarlı Mahmud - Dîvânu Lugâti’t-Türk – Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin (Ziyat Akkoyunlu ile birlikte) (Ankara 2014). - Türk’ün Kayıp Kitabı-Ulu Han Ata -roman- (Ankara 2016). - Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları (Ankara 2016). - Birçok ilmî ve fikrî makale. - Köşe Yazıları (2008'den itibaren Yeniçağ gazetesinde).

Son Yazılar

Toplumsal adaletsizlik ve artan şiddet olayları

Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku

26.04.2026

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026