Son şaman

Yada taşını kim bilmez ki! Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yat diye geçer; “yağmur ve rüzgâr getirmek için taşlarla yapılan kehanet” diye açıklanır.


Şeyh Ahmet, Hacı Mahmut’a okunmuş üç taş verir. ‘Bu üç taş sizde olduktan sonra Allah’ın hikmeti ortaya çıkacak, doksan-yüz yıl geçse de buraya sizlerden bir nefer gelecek.’ der ve onları dualarla uğurlar.

Azerbaycan’ın Şeki ilinin Göynük ve Şabalıt köyü sakinleri, Şeyh Ahmet’in ermiş olduğuna inanırlar. Çünkü Şeyh Ahmet “yan” derse ev yanar, “yürü” derse atlar yürür. 1900 yılında Ruslar Şeki’yi istila edince Göynüklüler ev ev kendilerini savunurlar. Ancak koskoca Rus ordusu karşısında tutunamazlar. Gençler şehit olur, yaşlı erkekler, emzikteki kadınlar zalimce katledilir. Sonunda 13 aile göç etmeye karar verir. Göynük köyünden 10, Şabalıt’tan 2, Cumuk köyünden 1 aile. Toplam 53-54 kişi. 

Göç kafilesinin başında Hacı Mahmut vardır. Göç yola koyulurken Şeyh Ahmet gelir, taşları verir ve yukarıdaki sözleri söyler. 

Yada taşını kim bilmez ki! Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yat diye geçer; “yağmur ve rüzgâr getirmek için taşlarla yapılan kehanet” diye açıklanır. Divan’ın başka bir yerinde de Kâşgarlı Mahmud şöyle der: “Özel taşlarla kehanette bulunulur ve bununla yağmur, rüzgâr vb. getirilir. Bu onların (yani Türklerin) arasında iyi bilinir. Yağmalarda (Yağma adlı Türk boyunda) bunu inceledim; orada bir yangını söndürmek için yapmışlardı. Yüce Allah’ın izniyle yazın kar yağdı ve gözümün önünde yangını söndürdü.”

Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün yazımı 1077’de tamamlanmıştır. Ama yada taşı çok daha eskiye dayanır. 629’da yazılan Çin tarihi Cou-şu’ya göre Türklerin ilk atası İ-çi-ni-şi-tu’ya bir peri dokunur, böylece İ-çi-ni-şi-tu yağmur yağdırma, rüzgâr estirme yeteneği kazanır. Bu rivayette yat / yada kelimeleri geçmez ama yetenek aynıdır. 

Türkler Müslüman olunca yada taşı inanışı İslam ile bağdaştırılmıştır. 1126 tarihli Mucmelu’t-Tevârîh’e göre Nuh Peygamber Ceyhun ötesini Yâfes’e verdiği zaman ona bir de dua öğretir. Yâfes, babasının okuyup öğrettiği duayı bir taşa kazır; ne zaman taştaki duayı okusa kar veya yağmur yağar. 

Altay, Teleüt, Kırgız, Başkurt gibi bazı Türk boylarında yada taşı inancı hâlâ vardır. Yada taşıyla yağmur yağdıran kamlara / şamanlara da yadacı denir. 

Hasan Kallimci’nin Denizli’den Birkaç Kişi Birkaç Eser kitabını okuyuncaya kadar yada taşı mucizesinin, 1900’lü yılların Azerbaycan’ına dek uzanacağını asla düşünemezdim. Eski Türklerin kamı / şamanı Şeki’de “şeyh” olmuştu.

Şeki köylerinden 13 aile Batum üzerinden 1902 sonlarında İstanbul’a ulaşır. 1903 yılında da Denizli’nin Akhan köyüne yerleşirler. Birinci Dünya Savaşı’nda ve İstiklal Harbi’nde vatan savunmasına koşarlar. Çanakkale’de, İstiklal Harbi cephelerinde şehit olurlar, gazi olurlar. 

1988’de mucize gerçekleşir. “Allah’ın hikmeti ortaya çıkacak, doksan-yüz yıl geçse de buraya sizlerden bir nefer gelecek.” sözü gerçek olur. Şeyh Ahmet’ten üç okunmuş taşı alan Hacı Mahmut’un torun çocuğu Hikmet Akhan (Allah’ın hikmeti) Şeki’nin Göynük köyüne giderek akrabalarını bulur. 

Bu ilgi çekici göçü ve içindeki diğer mucizeleri merak edenler Hasan Kallimci’nin adı geçen eserini ve bu eserdeki “Şeki’den Denizli’ye Akhan Mahallesi” yazısını okumalıdırlar. 

Yazıya “Son Şaman” başlığını koydum ama siz onun yanına bir de soru işareti koyabilirsiniz. Büyük bir ihtimalle şamanların / kamların soyu tükenmemiştir.   

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar