Tek adamla Ukrayna

“Ukrayna blitzkrieg’ine, yıldırım harbi’ne ikna edildik. Yüz metre koşucusu pek hızlı bir çıkış yapar ve bu tempoyu sonuna kadar korur. Herkes öyle olacak sanıyordu. Ancak yüz metreyi koşarken, aslında maratona girdiğimizi fark ettik.” Ukrayna kararını kim aldı? Rusya'da kararı tek adam alır


ABD’nin Irak’a saldırısındaki gibi televize, hatta sosyal medyalize bir harp yaşıyoruz. “Seyrediyoruz” diyecektim ama kelimeyi değiştirdim, çünkü bu harp bizi de şiddetle etkileyecek; iyi yönde değil, kötü yönde. Onun için yalnız seyircisi değil, mağduruyuz da… Şimdiden yakıtta, yiyecekte etkilerini hissetmeye başladık.

Ancak hemen bütün haberler Ukrayna’dan ve çoğunlukla Ukran tarafından geliyor. Sizi bilmem ama en azından ben, Rusya kaynaklı pek az haber görüyorum. İnternet’te oldukça özel iki bilgi buldum. Bugün bunlardan birini size özetlemeye çalışacağım.

Laf dinleyen istihbarat

Bu haber, bir F1 yarışçısından, Igor Sushko’dan Twitter’da “bilgiseli” şeklinde geldi. Twitter’da @igorsushko kimliğiyle ulaşabilirsiniz. Haber başka güvenilir gazeteci çevrelerince de teyit ediliyor. Mesela birden fazla milletler arası araştırmacı gazetecilik ödülünün sahibi Christo Grozev bunlardan biri(Twitter’de @christogrozev).  Sushko, iddia edildiğine göre, muvazzaf bir FSB memurunun yorumlarını Rusça’dan İngilizce’ye çevirmiş. Biliyorsunuz FSB, SSCB dağıldıktan sonra meşhur KGB’nin mirasını devralan Rusya Federasyonu istihbarat servisi.

Sushko, Twitter’de yazdıklarını, daha sonra Facebook sayfasında da tek yazı hâlinde yayımladı.  Türkçesini bizim Millî Düşünce Merkezi sitesinde yayımladık:  Oradan aktarıyorum…

FSB memuru, Batı’dan gelecek yaptırımları ve bunlara karşı alınacak önlemleri analiz etme talimatını, aylar önce aldıklarını söylüyor. Fakat objektif bir analiz yapmaları mümkün değil. Hani “laf dinlemeleri” lazım. Analizlerinin sonucunun ne olacağı baştan belli. Analizleri kötü bir geleceğe işaret ediyorsa, fırça yiyorlar. Memurun ağzından vereyim:

Kimsenin haberi yoktu

“Yetkili kişileri bu operasyonu devam ettirme kararı almaya neyin sevk ettiğini söyleyemem, ancak şimdi metodik olarak bizi suçluyorlar (FSB’yi). Analizimiz nedeniyle azarlanıyoruz. Son zamanlarda, giderek, daha fazla rapor hazırlamamız için daha fazla baskı görüyoruz. Tüm bu siyasi danışmanlar, politikacılar ve siyaseten etkin güçler, kaosa neden oluyor. En önemlisi, kimse böyle bir savaş olacağını bilmiyordu – herkesten gizlendi. Diyelim ki, bir meteor fırtınasının çeşitli nedenlerini  ve sonuçlarını analiz etmeniz isteniyor [Burada büyük olasılıkla Batı’nın yaptırımlarını kastediyor] – saldırı şeklini araştırıyorsunuz, bunun yalnızca bir varsayım olduğu ve ayrıntılar üzerinde durmamanız söylendiği için raporun sadece bir onay kutusu olarak talep edildiğini anlıyorsunuz. Analizin sonuçları Rusya için olumlu olmalıdır, aksi takdirde temelde iyi iş yapmadığınız için sîgaya çekilebilirsiniz. Bu nedenle, belirli bir saldırı türünün etkilerini geçersiz kılmak için gerekli tüm önlemlere sahip olduğumuzu yazmalısınız. Çok fazla çalışıyoruz. Ama sonra varsayımın gerçeğe dönüştüğü ortaya çıktı ve bu varsayım üzerinde yaptığımız analiz tamamen çöp oldu.

“Bu yüzden yaptırımlara bir cevabımız yok.

“Kimse böyle bir savaş olacağını bilmiyordu, bu yüzden kimse yaptırımlara hazırlıklı değildi.

“Sır perdesinin arka tarafındaki herkes, karanlıkta tutulduğuna göre, buna nasıl hazırlanabiliriz?”

“100 m dediler meğer maratonmuş”

Öyle anlaşılıyor ki sır perdesinin iki kaynağı var. Birincisi Putin’in eski bir “Çekist” olmasından, yani KGB elemanı alışkanlığından geliyor. Fakat, asıl sebep, bütün kararların tek noktadan çıkması. Bütün analizlerin sonucunun baştan ısmarlanması. Bu son ifadem tam doğru değil. Doğrusu, “Kötü haber getiren elçinin kafasını vurun!” anlayışının hâkimiyeti. Bağımsız değerlendirme yapması gereken bütün noktalar, “söz dinler” hale getirilmiş. Belki bazısı emirleri yerine getiriyor ama çoğunluk hâkim atmosferden ötürü bu davranışa kendiliğinden girmiş.

Bu yüzden, diyor memur, mealen, “Ukrayna blitzkrieg’ine, yani yıldırım harbi’ne ikna edildik. Yüz metre koşucusu pek hızlı bir çıkış yapar ve bu tempoyu sonuna kadar korur. Herkes öyle olacak sanıyordu. Fakat biz yüz metreyi koşmaya başlayınca, aslında maratona girdiğimizi fark ettik.”

Yazının iki yerinde Türkiye’ye de atıf var. “Türkiye’ye, Güney Akımı’nı dört boru yapmaları için baskı yaptık.” diyor. “Fakat proje iki boruya düşürüldü.” Bir de, “Türkiye boğazları kapıyor. Suriye’ye ikmali havadan mı yapacağız? Bu ısınmak için sobada para yakmak gibi bir şey olur”, hükmü var.

Metinde yer yer hikmetli sözler de buluyoruz: “Düşük nitelikte bir liderliği, nicelikle kapatmaya çalışırsanız, her şeyi daha kötüleştirirsiniz.” Bunu, Ukrayna’nın ancak 500.000 personelle tutulabileceğini belirtirken söylüyor. Fakat benim aklıma başka örnekler de geldi.

Sonraki yazıma başka bir Rus kaynağıyla devam etmeyi planlıyorum.

Yazar

İskender Öksüz

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar