24-25 Ocak 2020 Tarihleri Arasında UTAH Üniversitesi’nde Düzenlenen “WAR and INDEPENDENCE: TRAUMA, MEMORY, AND MODERNITY IN THE YOUNG TURKISH REPUBLIC (1908-1950)” Konulu Çalıştayın Değerlendirilmesi: – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Savunma Sanayisine Bir Bakış/ Bilgi Şölenine Davet- 11 Mart 2020   • Siyasetin Bu Üslubu Kabul Edilemez

24-25 Ocak 2020 Tarihleri Arasında UTAH Üniversitesi’nde Düzenlenen “WAR and INDEPENDENCE: TRAUMA, MEMORY, AND MODERNITY IN THE YOUNG TURKISH REPUBLIC (1908-1950)” Konulu Çalıştayın Değerlendirilmesi:

Söz konusu toplantıda Osmanlı Devletinin yıkılış sürecinde yabancı devletlerin bağımsız devlet kurma vadiyle kışkırttıkları Ermenilerin düşman orduları saflarına geçerek kendi devletine ihanet ettikleri ve bunun bedelini zorunlu göçe maruz kalarak ödedikleri belgeleriyle ortaya konulmuştur.

10 Şubat 2020
Ömer Lütfi Taşçıoğlu

  1. Konferansta ağırlıklı olarak Osmanlı Devleti’nin parçalanması ve Osmanlı topraklarının dönemin emperyalist ülkeleri tarafından paylaşılması süreci ve ardından gelen İstiklal Harbi ve Cumhuriyetin kurulması süreci ele alınarak incelenmiştir.
  2. Konferansa, dokuzu Türkiye’deki Üniversite ve Enstitülerde (İstanbul, Gazi, Kent, Boğaziçi, İzmir Ekonomi, Hacettepe ve Yeditepe Üniversitelerinde), dördü ise ABD Üniversitelerinde (UTAH, İndiana ve Texas Üniversitelerinde) görev yapan 13 Türk; 5 Amerikalı (North Georgia, UTAH, Coastal Carolina, Tennessee Üniversitelerinden ve Middle East Critique Dergisinden), 1 Japon (Kyushu Üniversitesinden), 1 Yunan (Selanik’teki Makedonya Üniversitesinden), 1 Pakistanlı (California Berkeley Üniversitesinden), 2 Azerbaycanlı (Biri Moskova Üniversitesinden, diğeri Bakü Üniversitesinden) ve 1 Ermeni (UCLA Üniversitesinden) bilim adamı katılarak bildiri sunmuştur.
  3. Konferansta “Ziya Gökalp ve Din”, “Türkiye Cumhuriyetinde Kemalizm ve İslamizm”, “Yeni Türk Cumhuriyeti’nin Ontolojik Güvenlik Politikası”, “Türk Tarih Tezi”, “Brest-Litovsk Anlaşması’ndan Mondros Mütarekesine Kadar Türk-Rus İlişkileri”, “1917-1922 Yılları Arasında Türk-Rus İlişkileri”, “Türkiye Cumhuriyetindeki Kürt İsyanlarında Ermeni Etkisi ve Gizli Ermeniler”, “Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Yahudiler ve Azınlıklara Gösterilen Tolerans”, “Yunanlıların Küçük Asya Macerası ve Felaketi”, “Kürt Bağımsızlık Hareketi ve Kürt Otonomisi”, “Kemalizm ve Popülizm”, “Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin Barışçıl Dış Politikası ve Güvenlik Politikası”, “1908-1941 Yılları Arasında İran’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne Yaklaşımı”, “1912-1923 Yılları Arasında Osmanlı Devletinin Yıkılması Konusunda ABD-Fransız İşbirliği”, “1915 Ermeni Olaylarının Sebepleri ve Türk-Ermeni Uzlaştırma Çabaları”, “Osmanlı’dan Cumhuriyete Geçişte Ermeni Patrikhanesi”, “Reşat Nuri Güntekin’in İslam, İslamcılık ve Vatanseverlik Kavramlarına Yaklaşımı”, “Clarens K. Streit’in Ocak-Mart 1921 Ankara Ziyareti”, “Dinin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ve Japonya’daki Yeri ve Önemi” ve “İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Türk Dış Politikası” konularında sunumlar ve tartışmalar yapılmıştır.
  4. Toplantıya Türk Tarih Kurumu davetiyle Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşin ile MİSAK Yönetim Kurulu ve ANKA Enstitüsü Danışma Kurulu üyesi Dr. Ömer Lütfi Taşcıoğlu katılarak bildiri sunmuşlardır.
  5. Toplantıda İzmir Ekonomi Üniversitesinden katılan sunucunun; “Kurdish Independence, Turkish Anxiety: The Making of the Republican Raison D’état” başlıklı sunumunda Türkiye’nin doğusunda bir Kürt Otonom Bölgesi kurulmasının yararlı olacağı yönünde iddia ve önermelerde bulunması üzerine sunucu tarafımca ikaz edilmiş ve “Türk milletinin bir bütün olduğu, Millete mensup olan insanların evlenmeler yoluyla birbirleriyle yakın akrabalık ilişkilerine girdiği, Kürt kökenli vatandaşlarımızın da bu tür akrabalık bağları bulunduğu ve bu evliliklerden doğan çocukların Türk ve Kürt olarak ayrılmalarının mümkün olmadığı hatırlatılmıştır.

Ayrıca konuşmacının önerdiği şekilde bir Kürt Otonom Bölgesi kurulması talebinin vatanın bölünmesi anlamına geldiği ve hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği, Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının büyük bir bölümünün İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin batı bölgelerinde hayat kurarak yaşamlarını sürdürdüğü,  etnik bölücülük yaparak kendilerini Türk milletinden ayrı görenler ayrı bir bölgede yaşamak istese bile batıda yaşayan Kürt kökenli vatandaşların yaşadıkları yerleri bırakıp doğuya dönmek istemeyecekleri, bu kapsamda önerilen self determinasyon ve otonom bölge isteklerinin gerçeklerle bağdaşmadığı ve bu isteklerin sadece Türkiye’yi etnik temelde bölmek isteyen emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet edeceği, yurt dışındaki bir toplantıda bir Türk vatandaşı tarafından bölücü temele dayanan bu tür taleplerin gündeme getirilmesinin yakışık almadığı uyarısında bulunulmuştur. Söz konusu uyarıdan sonra sunucunun özür dileyerek geri adım attığı gözlenmiştir.

  1. Toplantıda Gazi Üniversitesi emekli öğretim üyesi tarafından yapılan “Türkiye Cumhuriyetinde Kemalizm ve İslamizm” başlıklı sunumda Türk sözcüğünün etnik bir terim olduğunun ifade edilmesi üzerine, İngiltere’de de Keltler, Angıllar ve Saksonların yaşadığı, ancak bunların ben Kelt’im, ben Angıl’ım, ben Sakson’um demediği, ben İngiliz’im dediği hatırlatılmış, Türk ifadesinin benzer biçimde etnik kökene değil millet tanımına gönderme yaptığı uyarısında bulunulmuştur. Oturum Başkanı da söz alarak yapılan eleştiriye hak verdiğini ve Türk ifadesinin etnik kökene değil, millet tanımına gönderme yaptığı düşüncesine katıldığını belirtmiştir.
  2. Toplantıya UCLA Üniversitesinden katılan Garabet K. Moumdjian “Armenian Involvement in the Kurdish Rebellions of the 1920s and 1930s in Republican Turkey: Trying to Map the Origins of “Hidden Armenians”” başlıklı sunumunda Ermenilerin anavatanının Türkiye toprakları olduğu ifadesi üzerine tarafımca Türklerin Anadolu’daki varlığının 16.000 yıl öncesine dayandığı, bu hususun Kazım Mirşan tarafından Erzurum’un Karayazı İlçesinin Salyamaç Köyünde bulunan tarihi eserler üzerindeki yazıların çözülmesi ile ispatlandığı hatırlatması yapılmıştır.

Garabet K. Moumdjian’ın sunumu sırasında soykırım sözcüğünü kullanması üzerine tarafımca soykırım ifadesinin hukuki bir terim olduğu ve herhangi bir olayın soykırım olup olmadığına karar verme yetkisinin sadece Uluslararası Ceza Mahkemesi ile soykırım fiilinin işlendiği iddia olunan ülkenin yerel mahkemelerine ait olduğu, bunun dışında hiçbir mahkeme, parlamento ya da kuruluşun soykırım iddiasında ve tespitinde bulunamayacağı hatırlatılmış,  Moumdjian’ın bu konuda tartışmaya girmek istemediğini beyan etmesi üzerine konu kapatılmıştır.

  1. Toplantıda tarafımca yapılan “The Political Causes of the Events of 1915: The Turkish-Armenian Reconciliation” başlıklı sunumda 1915 olayları ve sonrasında yaşananların ABD Başkanının Hukuk danışmanı Bruce Fein tarafından da 2009 yılında ABD kamuoyuna açıklandığı, Bruce Fein’in 1915 yılında yaşanan olayların asıl müsebbibinin Ermeniler olduğu ve 2.400.000 sivil Türk ve Müslümanın Ermeniler tarafından katledildiği gerçeğinin 1981 yılında Beyaz Saray tarafından yapılan arşiv araştırması sonucunda ortaya çıkarıldığı ve raporlaştırıldığı, ancak soykırım aldatmacasıyla ekonomik çıkar sağlayan Ermeni Diasporasının bu gerçeklerin açıklanmasını önlediği, 1915 olaylarının asıl mağdurunun Türk ve Müslümanlar olduğunu belirttiği belgeleriyle ortaya konulmuştur.
  2. Toplantıya katılan bir ABD vatandaşının; yukarıda belirtilen sunumu takiben Türklerle Ermenilerin geçmişte yaşanan ortak acıları paylaşarak neden iyi ilişkiler geliştirmediklerini sorması üzerine cevaben; Türk milletinin insanları dil, din, ırk ayırımı yapmaksızın eşit olarak gördüğü; kendi dedemin bir Ermeni yetimini evlat edinerek büyüttüğü, söz konusu kişinin günümüzde büyük bir işadamı olduğu; Ermenilerin ise 5 yaşına basan çocuklarını Erivan’daki Soykırım Müzesine götürerek Türk düşmanlığı aşıladıkları, Türk bayrağını yere sererek okul çocuklarına Türk bayrağı üzerinde yürüyüş yaptırdıkları, metro çıkışlarına Türk Bayrağı desenli paspaslar serdikleri ve çöp tenekelerinin üzerine Türk ve Azerbaycan bayraklarını resmettikleri hatırlatılarak Ermenilerin bu davranışlarıyla BM yasalarına göre nefret suçu işledikleri ve Ermenistan Devleti ile Diaspora Ermenileri düşmanca tutumlarını sürdürdükleri müddetçe Ermenilerin Türklerle ilişkilerinin düzeltilmesinin mümkün olamayacağı belirtilmiştir.

Bu cevaptan sonra söz olan Indiana Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Kemal Silay benzer bir konuşma yaparak Ermenistan’ın Türkiye üzerindeki toprak taleplerinden ve Türkiye Cumhuriyetine ve Türk milletine karşı düşmanca tavırlarından vazgeçmesinin gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştur.

SONUÇ:

Söz konusu toplantıda Osmanlı Devletinin yıkılış sürecinde yabancı devletlerin bağımsız devlet kurma vadiyle kışkırttıkları Ermenilerin düşman orduları saflarına geçerek kendi devletine ihanet ettikleri ve bunun bedelini zorunlu göçe maruz kalarak ödedikleri, bu hususun Ermenistan’ın ilk Başbakanı Hovhannes Katchaznouni tarafından da itiraf edildiği belgeleriyle ortaya konulmuştur.

Toplantıda zorunlu göç sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin dokuz katı Türk’ün (518.105) Anadolu’da, yedi katı Türk’ün (413.000) ise Trans Kafkasya’da Ermeniler tarafından katledildiği, ayrıca çeşitli koruma tedbirleri ile göç ettirme işlemine tabi tutulan Ermenilerin 3,5 katından fazla (1.604.031) Türkün Ermeni zulmünden kurtulabilmek için evlerini terk ederek hiç bir koruma tedbiri olmaksızın yollara düştükleri ve göçleri sırasında bunlardan 1 milyon kadarının Ermeni saldırıları, soğuk ve açlık nedenleriyle hayatlarını kaybettikleri ve bunlara bulundukları bölgelerde Ermeniler tarafından katledilen sivil Türkler de eklendiğinde Türk kayıplarının 2 milyona ulaştığı yurt dışında ilk defa dile getirilmiştir.

Toplantının diğer bölümlerinde Osmanlı Devletinin külleri üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde yaşanan olaylar ve Türk dış politikasında 1950 yılına kadar yaşananlar ele alınarak değerlendirilmiştir.

Toplantıda bazı konuşmacıların gerçeklere aykırı ifadelerine ve bölünme yanlısı sunumlarına tepki gösterilerek amaçlarına ulaşmaları önlenmiştir. Toplantının Türk tez ve görüşlerinin objektif olarak dile getirilmesine imkân sağlaması açısından son derece yararlı olduğu değerlendirilmektedir.

Dr. Ömer Lütfi Taşcıoğlu

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları