Algı ve Ahlâk

Ahlâk, son dönemlerde bu değerler arasında en çok gündeme gelen konulardan biri. Sürekli kuşaklar arasında ahlâklı-ahlâksız çatışmalarına şahit oluyoruz. “Z kuşağı” adı altında etiketlenen yaş grubuna dahil biri olarak, bu konu hakkında fikirlerimi sunmak isterim. 


Dünya üzerinde toplumların çeşitli değerleri vardır. Bu değerlerden bazıları evrenseldir. Ahlâk, son dönemlerde bu değerler arasında en çok gündeme gelen konulardan biri. Sürekli kuşaklar arasında ahlâklı-ahlâksız çatışmalarına şahit oluyoruz. “Z kuşağı” adı altında etiketlenen yaş grubuna dahil biri olarak, bu konu hakkında fikirlerimi sunmak isterim.  

Olan ve olması gereken

Ahlâk; değerlendirmek, üzerine tartışmak için çok kapsamlı ve derin bir konu olabilir ama ben burada “Ahlâk ve ahlâk anlayışı” farkından bahsedeceğim. Benim gözümde iki tür ahlâk var. Aslında baktığımız zaman biri diğerini kapsıyor diyebiliriz. İlki genel bir tanımken; ikincisi kişisel bir değer, bir düşünce tarzı olan ahlâk. Yani bu tanımı anlayış şeklimize göre değişebilir.  

Ahlâkın genel tanımı; kişinin tutumu, davranışıdır. Bunun şekil aldığı yer ise bireyin kendisidir. Birine “ahlâksız” veya “ahlâklı” derken bu tanıma göre değil, bu tanımı anlayış şeklimize göre konuşmuş oluyoruz. Yani bu iki karşıt kavram, öznel bir duruma ait. Farklı coğrafyada yaşayıp büyümüş insanların bir değeri kendi bakış açısından, inançlarına uygun şekilde doğru bulması ve bunun bir başka topluma uymaması gayet doğal. Fakat herkes böyle düşünmüyor. Günümüzde en büyük sorunlardan biri de bu. Kimse bir başkasının inanç, kültür ya da yaşam şekli farklılığından doğan anlayış farklılıklarını kınama hakkına sahip değildir. Aynı topluma mensup olsalar bile böyle farklar illaki oluşuyor. Her aile çocuğunu aynı şekilde büyütmüyor; her ailenin görüşleri, yaşam tarzı, inanış şekilleri (aynı dine bile olsa) aynı olmuyor tabiî ki. Ki -sizin dilinizde- “Z kuşağı” önceki kuşaklardan ziyade kısıtlamalara karşı susmayan, hak arayan bir yapıya sahip oldukları için; bu “Ahlâk” ve “Ahlâk anlayışı” farkını gözetmeden -hatta bilmeden- yapılan bu yargılamalara sessiz kalmıyor. Ve bazı insanlar, yapılan bu kınamaya gösterilen tepkinin ahlâksızlık düzeyini arttırdığı düşüncesine sahip. Bir yere kadar belki… Çünkü, bir değer uğruna tartışırken diğer bir değeri ihmal etmemek gerek.  

En önemlisi de “Saygı” dediğimiz değeri aşmamak. Ki bu da anlayış şeklimize göre değişir ancak saygı yine ahlâktan daha net bir değer. Tartışma esnasında bu sınırı dengeleyebilmek için ahlâk ve saygıyı aynı görmeden(!) uygun düzeyi belirlemeliyiz. Çünkü, yine bazı bireyler tarafından ahlâk ve saygı aynı görülüyor. Aralarındaki farkı anlamayan bireyler en ufak hak savunuşunu -özellikle yaş farkı olanların- saygısızlık, bu saygısızlığı da ahlâksızlık olarak algılıyor ne yazık ki. Açıkçası bu da toplumda büyük sorunlara yol açıyor. Anlaşılacağı üzere iş tamamen insanın algılayışına bağlı. 

Yaşımız kaç olursa olsun, unvanımız ne olursa olsun değerler çerçevesinde tüm bireyler eşittir. Ve kimse kimsenin kişisel algısına karışamazken aynı zamanda bu algısı yüzünden başkalarına zarar veremez. Aynı özgürlük gibi. Özgürlüğümüz nasıl bir başkasınınkine dokunduğu yerde bitiyorsa, ahlâk anlayışı da öyledir. Ahlâk anlayışı kişinin kendinden başkasını etkilememeli. Karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinden birbirimize hoşgörülü olmalıyız. 

Ve bir diğer yandan ahlâkın yanlış yerlere çekildiğini düşünüyorum açıkçası. Kişinin sırf dış görünüşüne veya en ufak bir sözüne bakarak kültürümüzün ahlâk anlayışına uymadığını söylemenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Ahlâk kişinin görünüşü değil, davranışıdır. Ahlâk ruhun eylemlere yansıyışıdır, davranıştır. Kişinin düşüncelerinin, doğrularının aynasıdır. Kısaca ahlâk, “Olan”dır.  

Ahlâk anlayışı/algısı ise “Olması gereken”dir Her insanın ahlakı kendisine göre(!) olması gereken, kendisine göre doğru olan şekilde olur. Dinin, kültürün -olması gereken- doğruları; ahlâk değil ahlâk anlayışıdır. Yani toplumun ahlâk beklentisi, ahlâk anlayışından gelir. Ve toplumun ahlâk anlayışına ters bir anlayışı olan biri varsa bu onu ilgilendirir (tabiî anlayışının başkalarına dokunmadığı sürece).  

Artı olarak ahlâk anlayışı tabii ki sadece ahlâk kavramına bağlı değildir. Ahlâk anlayışı kişinin sahip olduğu her tür değerlere de bağlıdır. Ve tabiî bu konu bu değerleri de nasıl algıladığımıza, düşünce yapımıza göre değişebilir. Umarım siz sayın büyüklerim, sevgili küçüklerim ya da yaşıtlarıma fikirlerimi değer çerçevesinden çıkmadan aktarabilmişimdir.  

Yazar

Zeren Tekeci

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar