Dede Korkut Kitabı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)   • Söz Konusu-5: Açık Oturum

Dede Korkut Kitabı

Eserin dili ve üslubu için “Oğuz Türkçesinin şaheseri” diyebiliriz. Akıcı halk diliyle, diyaloglarıyla, sade fakat şaşırtıcı tasvirleriyle, iç kafiyeleriyle, “soy / soylama” denilen şiir bölümleriyle destani bir anlatım söz konusudur.

12 Eylül 2020
Ahmet Bican Ercilasun

Dede Korkut Kitabı, bütün Türk edebiyatının en büyük ve en mükemmel eseridir. 15. yüzyılda Akkoyunluların hâkim olduğu Azerbaycan ve Doğu Anadolu sahasında son şeklini alan Dede Korkut destani hikâyeleri, 16. yüzyılda Osmanlı sahasında bilinmeyen müstensihler tarafından yazıya geçirilmiştir. Eser bir giriş ve 12 destani hikâyeden oluşur. Bu eserde destani hikâyelere “boy” ve “oğuzname” adı verilir.

Her boy (destani hikâye), bir veya iki kahraman üzerine kurulmuştur. Boyun esas kahramanları ile yardımcı kahramanları diğer boylarda da geçer ve bir boydaki yardımcı kahraman diğer boyda esas kahraman olabilir. Bu yapısı dolayısıyla eserdeki her boy (destani hikâye) bağımsız bir eser olarak tek başına ele alınabileceği gibi 12 boyun tamamı ve giriş bölümü tek bir eser de kabul edilebilir. Giriş, Dede Korkut ve ortak kahramanlar, hikâyeleri birbirine bağlar. Bu yapıyı, kahramanları aynı olan, fakat her bölümde farklı bir olayı anlatan televizyon dizilerine benzetebiliriz.

Hikâyelerde Oğuz kahramanlarının düşmanlarla savaşları anlatılır. Bazı boylarda Tepegöz gibi, Azrail gibi olağanüstü varlıklarla mücadele edilir. Sonuncu boyda ise İç Oğuz ile Dış Oğuz’un aralarındaki “iç savaş” anlatılır. Birinci boy, efsanevi Oğuz Kağan’ın babasıyla yaptığı mücadelenin, 15. yüzyıl ozanlarının dilinde aldığı yeni biçimidir. Oğuz Kağan, bu boyda Boğaç Han adını almıştır.

Dede Korkut boylarını olay örgüsü ile sınırlı düşünmemek gerekir. Dede Korkut Kitabı, konar göçer bir hayat tarzı yaşayan Oğuzların dünya görüşlerini, hayat felsefelerini, âdet ve inanışlarını, yaşayış tarzlarını, kılık kıyafetlerini, kullandıkları eşya ve silahları anlatan bir ansiklopedi gibidir. Bu eser sayesinde, tarihin derinliklerinde kalmış Oğuz atalarımızın hayat ve maceraları renkli tablolar hâlinde gözümüzün önünde canlanır.  

Eserin dili ve üslubu için “Oğuz Türkçesinin şaheseri” diyebiliriz. Akıcı halk diliyle, diyaloglarıyla, sade fakat şaşırtıcı tasvirleriyle, iç kafiyeleriyle, “soy / soylama” denilen şiir bölümleriyle destani bir anlatım söz konusudur. Eseri okurken çağların dumanlı safhalarının bir bir açıldığı ve Oğuz ozanlarının kopuzlarıyla destanlar söylediği hissine kapılırsınız; dil ve üslup sizi o çağlara götürür, kendinizi hakan otağının önünde Dede Korkut’un kopuzunu ve anlattıklarını dinlerken görürsünüz.

Dede Korkut, hem hikâyelerin anlatıcısı hem de kahramanlardan biridir. Bey çocuklarına ad verir, Oğuz’un müşkül işlerini çözer ve hikâyenin sonunda da kahramanlara dua eder. Dede Korkut, Kazakistan’da Korkut Ata adını almıştır ve orada Korkut Ata ile ilgili birçok efsane bugüne dek anlatılagelmiştir. Bu efsanelere göre kopuzu Korkut Ata icat etmiştir ve o, musikinin piridir.

Dede Korkut boyları aslında Türklerin ve Oğuzların sözlü / efsanevi tarihi ile hikmetli deyişlerini ve atasözlerini de içine alan “Oğuzname” adlı büyük destanın bir parçasıdır. En geç 13. yüzyılın ikinci yarısında, 1) Türklerin ve Oğuzların sözlü / efsanevi tarihini, 2) atasözlerini ve hikmetlerini, 3) Dede Korkut destani hikâyelerini içine alan tek bir yazma eser vardı. Bu eser bugüne ulaşmamıştır. Ama her üç parça ayrı ayrı yazmalar hâlinde bugüne gelmiştir. İşte Dede Korkut Kitabı da tek parça hâlindeki eski Oğuzname’nin bugüne ulaşan üçüncü bölümüdür.

Dede Korkut Kitabı, aynı dip yazmaya dayanan iki nüsha hâlinde bugüne ulaşmıştır. 1810’lardan beri bilinen nüsha Almanya’nın Dresden şehrindedir. Bu nüshada giriş ve 12 boy vardır. 1950’de bulunan nüsha Vatikan Kütüphanesi’ndedir. Bu nüshada, Dresden nüshasında da bulunan giriş ve altı boy bulunmaktadır.

Dresden ve Vatikan nüshalarının ilmî yayınlarını Türkiye’de Muharrem Ergin, Orhan Şaik Gökyay, Semih Tezcan – Boeschoten, Mertol Tulum – Mehmet Mahur Tulum, Sadettin Özçelik, Mustafa Kaçalin; Azerbaycan’da Hamit Araslı, Ferhat Zeynalov – Samed Alizade, Şamil Cemşidov; Türkmenistan’da Annagurban Aşırov yapmışlardır. Eser, birçok yabancı dile de çevrilmiştir.

2018 yılı sonunda Dede Korkut’la ilgili yeni bir yazma bulunmuştur. Şu anda İran’ın Türkmensahra bölgesindeki Günbed şehrinde, Veli Muhammed Hoca’nın elinde bulunan yazma 18. yüzyılda Güney Azerbaycan’da istinsah edilmiştir. Dresden ve Vatikan’da bulunan yazmalarla ilgili değildir, farklı koldan gelen ayrı bir yazmadır. İçinde, diğerlerinden farklı soylamalar ve “Salur Kazan’ın Ejderhayı Öldürmesi” olarak adlandırılabilecek yeni bir boy vardır. 2019 ve 2020 yıllarında yeni yazmanın, Türkiye, Azerbaycan ve İran’da ayrı ayrı araştırıcılar tarafından sekiz yayını yapılmıştır.

Yeni yazma hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okuyucular, Osman Fikri Sertkaya ve Hülya Uzuntaş’ın hazırladığı, Bilge Kültür Sanat yayınları arasında çıkan Dede Korkut’un Günbed Yazması Üzerine Araştırmalar ve İncelemeler kitabını görmelidirler.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları