MEZARI BEKLENEN OĞUL

Selahattin Tokat  PKK’nın Van Çatak Kanalga Jandarma Karakolu’na  düzenlediği saldırıda şehit düştü.  Selahattin’le silah arkadaşları 2053 rakımlı tepe ile  kuzeyindeki  rakımsız tepede  15 Eylül 1993 saat 01.00’ de vuruşmaya başladılar.  Hainin kurşunlarından biri Selahattin’in can evini bulduğunda diğeri 01.15’i gösteren saatine isabet etti. Şehidin yürek atışının durmasıyla akrep yelkovan da aralıksız birbirini kovalamayı bıraktı. Terki […]


Selahattin Tokat  PKK’nın Van Çatak Kanalga Jandarma Karakolu’na  düzenlediği saldırıda şehit düştü.  Selahattin’le silah arkadaşları 2053 rakımlı tepe ile  kuzeyindeki  rakımsız tepede  15 Eylül 1993 saat 01.00’ de vuruşmaya başladılar.  Hainin kurşunlarından biri Selahattin’in can evini bulduğunda diğeri 01.15’i gösteren saatine isabet etti. Şehidin yürek atışının durmasıyla akrep yelkovan da aralıksız birbirini kovalamayı bıraktı. Terki dünya eden Selahattin’in ardından benim de vadem buymuş deyip sessizliğe gömüldü.  O gece 12 şehit verdi Kanalga Karakolu.

Kastamonu Araç Avlacık Köyü Ulualan Mahallesinde 8 oğul babası Sadık Tokat’ın içine bir ateş düştü o gece. Bir daha gün yüzü göremeyecek oğlun encamı malum olmuş gibi yandı tutuştu iman tahtası.  Tan atana kadar her uykuya dalar gibi olduğunda Selahattin’in avlu kapısından baba diye seslendiğini duyar gibi oldu. Oğulcuğunun geliverdiği sanısıyla kaç kere aşağıya indi o gece Allah bilir.

Baba ocağından kınalanıp esenlenen Selahattin’i al bayrağa sarılı getirdiler Ulualan’a. Evin yanı başındaki ulu meşenin altını işaret etti Sadık Tokat. Oğul mezarının toprağını kendisi eleyip  un ufak etti.  Nohut kadar taş bulunmayan toprağı şehidin altına elleriyle serdi. Oğulcuğu yatarken incinmesin istedi. Kolay çürümeyen özlü çamdan yontturdu mezar tahtalarını.

Ulu meşenin uğultulu gölgesinde 19 yıldır dinlenen Selahattin oğul sohbetine 1 gün bile geç kalmayan atasının geleceği saati her gün sabırsızlıkla bekliyor. Selahattin’e köyde ne olup bittiyse, dağda taşta ne gördüyse bir bir deyiveriyor Sadık baba.  Sohbetin bitiminde ocakta köz, söyleyecek söz kalmadı der atalar. Ne çok diyecekleri varmış ki 19 yıldır bitiremediler. Baş başa verip gün aksatmaksızın dertleşiyor baba oğul. Şehitle konuşunca biraz soğur gibi olsa da yürek yangını daha da harlanıyor günden güne. Soranlara anlatıveriyor oğul yangınını: “ O gün içime bir ataş düştü. İlk duyduğumda nasıl yakıp kavurduysa hala aynı sıcaklıkta hiç dinmedi. Allah kimseye evladının acısını göstermesin. Pek bir zormuş. Bu öyle bir şey ki, ne ana, ne baba, ne de kardeş acısına benziyor.”

Gün güne yıl yıla ulandı. Öte geçedeki hısımlar, beri yakadaki komşular kapıyı bacayı kilitleyip gurbete çıktılar . Kapıdan yetişen oğullar da gurbet kervanına katılıp birer birer uçtular yuvadan.   Gökyüzüne direk olmuş ulu çamlarının, arşa uzanan köknarların çevrelediği orman denizinin ortasındaki  Ulualan’da Sadık Tokat’tan başkası kalmadı. Oğulların hepsi de; “ Atamızsın, babamızsın. Sen buradayken bizim ağzımızdan lokma geçmiyor. Başımızın üstünde yerin var. Hangi oğlun hanesini istersen başköşe senin “ deseler de kabirdeki şehidi bırakamadı Sadık baba. Hiç olmazsa Kastamonu’daki iki oğlun yanına gitmesini söyleyenlere hep aynı cevabı verdi:  “ Oğlum, şehidim burada yatıyor. Şehidi olan köy bırakılır mı? Ölene kadar şehidimin mezarına bakacağım. Vadem geldiğinde yanına gömüleceğim. Şimdi bana diyorlar ki git. Nereye gideyim? İşte oğlum burada yatarken onu bırakıp gitmek olur mu? “

Baba hanesine ansızın geliverdiği 19 yıldır 22 yaşından gün almadı. Hep 21 kalacak, kocamayacak Selahattin. Oğulcuğu geldiğinde saçının bir teline bile ak düşmemiş Sadık Tokat köyün seksenlik aksakalı şimdi. Dünyanın bütün derdini, mihnetini 19 yıldır sırtında taşırcasına yorgun olsa da  Yaradan can alıcısını gönderene kadar  baba ocağını yakmaya devam edecek.  Şehidin yüzü suyu hürmetine Tokatların ocağından ateş, bacasından duman eksilmeyecek. Ulu meşenin altında baba hanesini şenlendirmenin dinginliği ile yatacak Selahattin. Günü gelip vade tamam olduğunda oğulcuğunun yanına uzanıverecek Sadık Baba. Ulu meşenin altındaki doyumsuz baba oğul sohbeti sonsuza kadar sürecek bir başka alemde.

11 Ağustos 2012

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.