Kategoriler: Genel

Suriye’deki gelişmeleri nasıl okumalıyız?

Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmeler, sadece sahadaki askerî bir el değişimi değil, bölgesel dengeler açısından tarihî bir kırılmadır. Şam yönetiminin, çok kısa bir süre içerisinde SDG’nin kontrolündeki stratejik kentleri geri alması ve taraflar arasında resmî bir anlaşmanın imzalanması, on yılı aşkın süredir devam eden statükoyu temelinden sarsmıştır. Bu analiz, söz konusu süreci; sahadaki jeopolitik kaymaları, küresel aktörlerin değişen önceliklerini ve Türkiye’nin bu yeni denklemdeki yükselen rolünü incelemektedir.

Özerkliğin sonu

Suriye merkezî hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan mutabakat, siyasal ve kurumsal düzlemde Kuzeydoğu Suriye’deki on yıllık fiilî özerklik modelinin tedricen tasfiyesi anlamına gelmektedir. Anlaşmanın en kritik unsuru, SDG’nin askerî ve güvenlik yapılarının kurumsal kimlikleriyle değil, personel düzeyinde ve “bireysel” olarak devlet aygıtına dâhil edilmesidir.

Stratejik yenilgi

Bu düzenleme, SDG’nin yıllardır müzakere masasında taviz vermediği temel “kırmızı çizgilerinin” aşılması anlamına gelmektedir. Ortaya çıkan tablo, karşılıklı ödünlere dayalı dengeli bir uzlaşıdan ziyade; SDG açısından stratejik bir geri çekilme ve siyasal bir yenilgi olarak değerlendirilebilir. Bu durum, askerî alanın ötesinde, sembolik ve politik/ideolojik düzeyde de yapısal bir kırılmaya karşılık gelmektedir.

Kaynakların el değiştirmesi

SDG’nin Deyrizor ve Rakka’dan çekilmesi, basit bir cephe hattı değişimi değildir. Deyrizor, Suriye’nin enerji ve tahıl ambarı; Rakka ise Fırat üzerindeki stratejik barajlar aracılığıyla su güvenliğinin düğüm noktasıdır. Bu bölgelerin Şam’ın kontrolüne geçmesiyle birlikte merkezî hükümet, devlet gücünün maddi temelini oluşturan enerji, gıda ve su kaynaklarını yeniden tek elde toplamıştır. Böylece SDG yönetiminin jeoekonomik pazarlık gücü büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

Geri dönüş imkansız bir süreç

Kaynakların kaybı, SDG’nin siyasal projesinin karakterini de köklü biçimde dönüştürmektedir. Bir dönem bölgesel bir aktör olarak konumlanan yapı, artık sert güç araçlarından yoksun, merkezî devlete eklemlenmiş bir “siyasal özne” statüsüne evrilmektedir. Maddi kaynaklardan ve bağımsız zor aygıtlarından mahrum olma her şeyin anlamını değiştiriyor.

Askerî dengenin reelpolitiği

Anlaşma, gönüllü bir siyasal tercihten ziyade, sahadaki güç dengelerinin değişiminin bir sonucudur. Aylarca tıkanan müzakerelerin ardından merkezî hükümetin askerî harekâta başvurarak alan kazanması, sürecin seyrini belirlemiştir. Mutabakatın, Suriye ordusunun petrol sahalarında üstünlük kurduğu bir evrede imzalanmış olması, bu düzenlemeyi askerî ve siyasal baskının bir ürünü hâline getirmektedir.

Sosyolojinin geri dönüşü

SDG’nin yönettiği bölgelerde yalnızca Kürtler yaşamamakta; bu alanlar, çok sayıda farklı etnik ve toplumsal grubun bir arada bulunduğu bir coğrafyayı kapsamaktadır. Özellikle Arap nüfusun yoğun olduğu yerlerde, Suriye Arap kimliğinin dışında alternatif bir siyasal kimlik üzerinden kendini tanımlamak kolay görünmemekteydi. Bu açıdan bakıldığında, bölgenin sosyolojik yapısı ile SDG’nin inşa etmeye çalıştığı siyasal düzen arasındaki derin çelişkinin er ya da geç açığa çıkması kaçınılmazdı.

Bu nedenle, SDG’nin Şam’a karşı gösterebileceği direncin, başlangıçta varsayıldığından daha zayıf olacağı öngörülebilirdi. Nitekim süreç içerisinde bölgedeki Arap aşiretlerinin oynadığı rol, bu değerlendirmeyi doğrular niteliktedir.

Merkezileşme paradigması

Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni yönetim, Esed sonrası dönemde “ulusal birlik” söylemini ön plana çıkarmaktadır. Bu söylem, yeni bir merkezileşme paradigması çerçevesinde şekillenmektedir. Esed dönemindeki siyasetten farklı olarak, kültürel ve kimliksel hakların tanınacağı iddiasıyla yeni bir merkezî yapı tarif edilmektedir. Bu yaklaşım, bir yandan “yeni bir Suriyelilik” tanımı üretmeye çalışırken, diğer yandan merkezî otoriteyi esas alan bir devlet modelini sürdürmektedir. Ancak mevcut pratik, bu söylemin henüz kurumsal güvencelerle desteklenmediğini göstermektedir.

Ankara’nın kazanımı: Bölgesel boyut

Yaşanan gelişmeler, Ankara açısından çok yönlü ve belirgin kazanımlara işaret etmektedir. Anlaşmada yer alan “PKK iltisaklı yabancı unsurların bölgeden çıkarılması” maddesi, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik kaygılarını doğrudan karşılamaktadır. Bu yönüyle metin, basit bir iç düzenlemenin ötesinde, örtük bir bölgesel denge uzlaşması niteliği taşımaktadır. Şam egemenliğini tesis ederken, Ankara sınır güvenliği açısından stratejik bir kazanım elde etmiştir.

Ortaklıktan tasfiyeye: ABD’nin pragmatik tercihi

ABD, IŞİD ile mücadeledeki sahadaki ortağı SDG ile Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan yeni Şam yönetimi arasında fiilî tercihini yapmıştır.
Washington’un, Suriye ordusunun askerî ilerleyişini durdurmaması ve SDG’nin siyasal kazanımlarını garanti altına almaması, ABD dış politikasında sıkça gözlenen bir örüntüyü yeniden teyit etmektedir: Değişen stratejik hedefler doğrultusunda yerel ortakları geride bırakmak.

Bu tablonun arka planında yatan temel motivasyon, Washington’un yeni Şam yönetimini bölgesel denkleme eklemleme arzusudur. Anlaşılan o ki ABD; İsrail ile yapısal bir düşmanlık üretmeyen ve İsrail karşıtlığını varoluşsal bir siyasal eksen olarak benimsemeyen bir Şam idaresi altında, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını kendi bölgesel çıkarlarıyla uyumlu görmeye başlamıştır.

Ortadoğu’nun Dönüşümü

Suriye’deki gelişmeler, İran’ın ve bölgedeki müttefiklerinin zayıflamasıyla doğrudan bağlantılıdır. İsrail, artık “bekası kuşkulu bir ülke” konumundan çıkarak varlığını sürdürebileceğini garanti altına almış görünmektedir. Bu durum, hem ABD’yi hem de İsrail’i yeni politikalar geliştirmeye yöneltmektedir. Bu bağlamda, merkezileşmiş bir Suriye, ABD ve İsrail açısından daha öncelikli hâle gelmektedir. Özellikle Şara yönetiminin ABD, İsrail ve Avrupa Birliği ile yürüttüğü siyaset ve bu aktörlerle geliştirdiği ilişkiler dikkat çekicidir. Ortadoğu’nun mevcut gerçekliği, örgüt temelli yapıların değil, merkezi devletin önemini önceleyen yeni bir evreye girildiğine işaret etmektedir.

İran krizi ve Türkiye’nin yükselen jeopolitik değeri

İran, İsrail ve ABD eksenli kriz, belirsizliklerle dolu ve uzun vadeli bir sürece evrilmiştir. ABD’nin tüm enerjisini ve stratejik odak noktasını İran’a kaydırabilmesi için, bölgedeki geleneksel müttefikleriyle olan pürüzleri gidermesi veya en azından bu sorunları dondurması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Özellikle Obama dönemindeki “İran’ı sisteme entegre etme” çabasının aksine, mevcut Washington yönetimi İran’ı bölgesel denklemin dışına itme (izolasyon) konusunda çok daha kararlıdır.

İran’ın bölgesel nüfuzunun zayıflatılması ve “üzerinin çizilmesi”, Türkiye’nin stratejik önemini doğal bir sonuç olarak artırmaktadır. Ancak bu sürecin hem Ankara hem de Washington lehine sağlıklı işleyebilmesi için, Türkiye’nin fiili ve somut jeopolitik kaygılarından arındırılması elzemdir. Suriye’nin kuzeyindeki SDG/PYD yapısının tasfiyesi ve Şam ile varılan son uzlaşı, aslında bu “jeopolitik arındırma” sürecinin bir parçası olarak okunabilir.

Son tahlilde Suriye’deki gelişmeler; Şam açısından egemenliğin iadesi ve ülke bütünlüğünün yeniden tesisi; Ankara açısından SDG’nin askerî karakterinin tasfiyesi ile özerklik arayışının son bulması; Washington için ise Suriye’den düşük maliyetli bir çekilme sağlayarak stratejik önceliği İran’a kaydırma imkanı anlamına gelmektedir.

Bu tablo, on yıllık bir dönemin kapanışını ve Suriye merkezli yeni bir bölgesel denklemin doğumunu işaret etmektedir.

Arif Keskin

Arif Keskin İran'ın Erdebil Eyaleti'nin Muğan ilçesinde doğmuştur. Lise eğitimini Muğan'da tamamlamıştır. 1993 yılında Tebriz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun olmuştur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Biliminde Yüksek lisans eğitimine başlayan Keskin, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde doktora yapmıştır. Arif Keskin, 1999'dan itibaren ASAM(Avrasya stratejik Araştırmalar Merkezi), TÜRKSAM, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve ORSAM gibi düşince kuruluşlarında ortadoğu uzmanı olarak çalışmıştır. 1999’dan günümüze kadar Türkiye basınında (Stratejik Analiz, Avrasya Dosyası, Radikal, Aktüel, Tempo, Vatan, 2023, Global Strateji ve....) 100’den fazla makalesi yayınlanmıştır. Yazıları Türkiye dışında Azerbaycan Türkçe’si, Farsça ve İngilizce dillerine çevrilerek Türkiye’deki makalelerinin tercümesi İran'da kitap şeklinde de yayınlanmıştır. CNN-Türk, TRT, Habertürk gibi TV kanallarında İran ile ilgili programlara katılmıştır. Güney Azerbaycan Milli Direniş Harekatı, [National Resistance Movement in Southern Azerbaijan], Avrasya Dosyası [Eurasia Report]; Special Issue on Iran, Vol.5, No.3 (1999) Siyaset Gölgesinde İran Ekonomisi, [Iranian Economy in the Shadow of Politics] Jeoekonomi [Jeoeconomics] Vol.2, No.1 (2000) İran Siyasal Sistemi Çıkmazda, [The Iranian Political System in Deadlock] Stratejik Analiz [Strategic Analysis] Vol.1, No.1 (2000) Hamaney ve Cumhuriyet Projesinin Dönüşümü, [Khamenei and the Transformation of the Republican Project] Stratejik Analiz, Vol.1, No.2 (2000) İran Siyasal Sistemi Nereye? [Where is the Iranian Political Sytem Going Towards?] Stratejik Analiz, Vol.1, (2000) İran’da Reformistler Çıkmazda, [Reformists in Dilemma in Iran] Stratejik Analiz, Vol.1, No.4 (2000) İran’da Dini Aydın Hareketi: Abdülkerim Suruş Örneği, [The Religious Intellectuals Movement in Iran: The Example of Abdulkerim Surus] Stratejik Analiz, Vol.1, No.7 (2000) Değişen Fars Milliyetçiliği ve “İranlılık” Düşüncesine Giden Yol, [Changing Persian Nationalism and Move Towards the “Iranianess” Thinking] Stratejik Analiz Vol.2, No.9 (2001) İran’da Fars Milliyetçiliğinin Üç Dalgası: "İranlılık" Düşüncesine Giden Yol, Stratejik Analiz, Ocak 2001, Sayı 9 Tahran'da ikinci raund: Reformculara Rağmen Reforma Devam, Stratejik Analiz Temmuz 2001, Sayı 15 İran’da Muhafazakarların Değişim Paradoksu: Olmak veya Olmamak, Stratejik Analiz Ağustos 2001, Sayı 16 Tehdit Merkezli Bir Dış Politika: İran'ın Azerbaycan Politikası, Stratejik Analiz, Ekim 2001, Sayı 18 Tehdit ve Fırsat Karmaşasında Pasif Komşu İran'ın Afganistan Krizindeki Durumu, Stratejik Analiz, Kasım 2001, Sayı 19 İki Düşman Arasında "Pragmatist Tarafsız": ABD’nin Olası Saddam’ı Devirme Operasyonunda İran’ın Tutumu, Stratejik Analiz, Ocak 2002, Sayı 21 Orta Doğu Barış Süreci, Oyuncuları ve İran, Stratejik Analiz, Şubat 2002, Sayı 22 ABD-Iran Gerginliğinde AB-Iran ilişkilerine Analitik Bir Bakış, Stratejik Analiz, AĞUSTOS 2002, Sayı 28 İran’ın Irak politikası, Turkish News Reformcuların Başarısızlığındın Nedenleri, Turkish News ( Ocak 2003) Tüm Boyutları ile İran Türkiye İlişkileri, Stratejik Analiz, Eylül 2004 Iraklı Şiilerin Sosyal-Siyasal Davranışlarının Temelleri, Stratejik Analiz, Mayıs 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Strateji Analiz, Mart 2004 Bir Halkın Öze Dönüş Töreni, Stratejik Analiz, Ağustos 2004 11 Eylül Sonrası İran-Türkiye İlişkileri, Avrasya Dosyası, Yaz 2004 Iraklı Şiiler, 2023 Dergisi, Haziran 2004 ABD-Güney Azerbaycan ve İranlılık Kimliğinin Krizi, 3.Sector Dergisi, Kış 2004-N.4 (Bakü’de yayınlanmaktadır) Güney Azerbaycan Milli Hareketine Tarihsel Bakış, Genç Birikim, 11 Sayı Reform Yapamayan Reformcular, Azerbaycan Dergisi, Sayı 27–28 İran - Türkiye İlişkilerinde PKK Sorunu, Parmak İzi Web Sitesinde Türkdirlik Web Sitesi- İran Nükleer Çalışmaları-(Değerlendirme Yazısı) Iraklı Şiirler (yazının Farsça tercümesi verildi), Baztab Web Sitesi ( Farsça) Türkiye ve İran'ın Nükleer Çalışmaları, Haberanaliz, 14 Ekim 2004 Hatemi'nin Ertelenen Türkiye Ziyareti Üzerine, Haberanaliz, 27 Eylül 2004 Türkiye-İran Arasında Güven Krizi, Haberanaliz, 5 Haziran 2004 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bakış, Haberanaliz, 27 Nisan 2004 Mukteda Sadr Niye Geri Adım Attı? Haberanaliz, 17 Nisan 2004 ABD ve Iraklı Şiiler Arasında Yeni İlişki Modeli, Haberanaliz, 7 Nisan 2004 Türkiye'nin Irak Merkezli Diplomatik Atakları, Haberanaliz, 12 Ocak 2004 Orta Doğu'da İlişkiler Düzeni Değişiyor: İran ve Mısır İlişkileri Örneği, Haberanaliz, 8 Ocak 2004 İKÖ Toplantısı Sonuçları, Haberanaliz, 24 Haziran 2004 Orta Doğu'da Şiddet Dalgası Artabilir: Hamas Lideri Şeyh Yasin Öldürüldü, Haberanaliz, 26 Mart 2004 Türkiye – İran İlişkilerini Belirleyen Yapısal ve Dönemsel Faktörler, Avrasya Dosyası, Cilt 10, Sayı 1 (11 Eylül Sonrası Türk Dış Politikası Özel Sayısı), İlkbahar 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Stratejik Analiz, Cilt 4, Sayı 47, Mart 2004 İran Devleti’nin Ermeni Desteği, Stratejik Analiz, Cilt 5, Sayı 50, Haziran 2004 İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Ayrışımlar, Adaylar ve Tartışmalar, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 62, Haziran 2005 ABD-İran Gerginliğinde Yeni Bir Dönem: ABD-AB Yakınlaşması, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 60, Nisan 2005 İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 59, Mart 2005 Devrim İçinde Yeni Bir Devrim Arayışı: Ahmedinejad ve Radikal Muhafazakâr Akım, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 69, Ocak 2006 Ahmedinejad Dönemi İran Dış Politikası: “Saldırganlığın Rasyonelleşmesi”, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 70, Şubat 2006 İran’ın Nükleer Sorunu: Güven Bunalımı ve Beka Mücadelesi, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 71, Mart 2006 ABD-İran Gerginliği Çerçevesinde İran’da Etnik Milliyetçilik , Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 72, Nisan 2006 İran Ne Yapmak İstiyor? Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 73, Mayıs 2006 İran'da Azerbaycan Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi, Stratejik Analiz,Cilt 7 Sayı 75, Temmuz 2006 İran Nasıl Yönetiliyor?, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 76, Ağustos 2006 İran 2023’de, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 79, Kasım 2006 Irak’ta “ABD-İran Savaşı”, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 82, Şubat 2007 İran-Suudi Arabistan İlişkileri ve Şii Jeopolitiği,Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 85, Mayıs 2007 İran ve Şii Jeopolitiği / Avrasya Dosyası, Şii Jeopolitiği Özel Sayısı, Cilt 13 Sayı 3, 2007 İran’ın Kuzey Irak Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 86, Haziran 2007 İran Nereye? Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 87, Temmuz 2007 PJAK: PKK’nın Bölgedeki Yeni Misyon Arayışı, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 92, Aralık 2007 İran’ın Kafkasya Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 94, Şubat 2008 İran’daki Meclis Seçimleri: Görünenler ve Gerçekler, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 96, Nisan 2008 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bir Bakış , Stratejik Analiz,Cilt 9 Sayı 97, Mayıs 2008 İran-Suriye İlişkileri, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 100, Ağustos 2008 İran-Türkiye İlişkileri , Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 101, Eylül 2008 İran’ın Doğal Gaz Siyaseti ve Türkiye, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 103 Kasım 2008

Yazar:
Arif Keskin

Son Yazılar

Toplumsal adaletsizlik ve artan şiddet olayları

Çocukların ve gençlerin karıştığı her şiddet olayında, yetkililerin ya da uzmanların çoğunun, suçu büyük ölçüde… Devamını Oku

26.04.2026

TRÇ ittifakı Türkler için Stockholm sendromudur

Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku

16.04.2026

Uygur ailelerinin ayrılığı

Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku

14.04.2026

Siyasal tutumların katılaşması

Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku

07.04.2026