Hiç unutmam; vakti zamanında, 90’lı yılların bankacılık bakımından “çılgın” yüzde yedi bin beş yüz faizli günlerinde – bu arada bu rakam otogar kafeteryasında talim etmek zorunda kaldığımız metalik tatlı çay gibi sallama değil gerçek bir oran, bir üstadımız ilgili fişi bastırıp çerçeveletmiş ve müfettişlikten sabite geçince genel müdürlükteki odasının duvarına asmıştı!- bir reklam vardı. İsmi lazım değil, babamın logosundaki koşturan attan ötürü “Beygir Bank” dediği bir banka, kendi medya grubunun kanallarında hep aynı reklamı aynı sloganla döndürür dururdu:
“İ…. Bankası, dövizinize, TL’nize, bütün yatırımlarınıza çok kazandıran banka!”
Bu sloganının seslendiren dublaj sanatçımızın tonlamasındaki “Erken Dönem Bal Deresi Edası”ndan şüphelendiğimden midir nedir, bu reklama ilk maruz kaldığım öğrencilik yıllarımdan beri ben de hep kendime sorardım:
“Yahu, el âlem ikiyi zor verirken bunlar yirmiyi nasıl kürek kürek dağıtıyor? “diye…
Konumuz; tam olarak bu öznel vak’a değil. Ancak, gerek özel sektör gerekse devlet tarafından borçlanma için kullanılan araçların en temel üç tanesine birlikte bakalım istiyorum. Sonrasında da çok önemli bir soruyu yine beraberce kendimize soralım.
Başlıkta hafiften tiye aldığımız bu üç borçlanma aracını sırasıyla ve kısaca şöyle tanımlayabiliriz:
Hazine Bonosu: Devlet hazinesi, ülke ihtiyaçlarına yönelik olarak (örneğin yol, okul) bir yıl daha daha kısa vade ile yatırımcılardan borç alır. Daha sonra bu borcu vadesi geldiği zaman faiz ve anapara olarak geri öder. Alım-satımı yapılan fiziki bir senet değildir. Devletin borç alması oldukça yanlış bir düşünce gibi görünebilir ama önemli olan bunun nasıl yönetilip maliyetlendirildiğidir. Ama dünya üzerindeki tüm devletler, aynı yöntemi uygulamaktadır. Ayrıca bir ülkenin borçlanabilmesi, ileriye dönük finansal sağlığın göstergesidir. Bu nedenle hazine bonoları, risksiz yatırım araçları olarak görülmektedir. Tabi bu, günün sonunda, geri ödemelerin sevgili vatandaşlardan tahsil edilen vergilerle yapıldığı gerçeğini değiştirmez. Alım-satım işlemleri, hisse senetlerinde olduğu gibi aracı kurumlar ve bankalar vasıtasıyla yapılmaktadır. Belli bir vadeye sahip hazine bonosunu, bir gün içinde alıp satmak isteyen yatırımcılar da bulunmaktadır ki Tobin Vergisi’nin yokluğunda maalesef memleketimiz fiziken olduğu gibi yatırım ortamı bakımından da yol geçen hanına dönmüş vaziyettedir. Fiyatlar ise bu alım-satım dengesine göre artmakta veya azalmaktadır. İleriye dönük beklentiler, ülkenin finansal derecelendirme notu, enflasyon ve faiz oranları, bir hazine bonosunun fiyatları üzerinden etkilidir. Yatırımcılar da bu verileri takip ederek, hazine bonolarını alır veya satarlar.
Hisse Senedi: Hisse senetleri; anonim ve sermaye şirketlerinin ortaklarına, sermaye paylarını belgelemek adına verdikleri kıymetli kâğıtlardır. Her şirketin hisse senedi çıkartma yetkisi bulunmamaktadır. Çıkartabilen şirketler ise anonim şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, özel kanunla kurulmuş kurumlardır. Bu şirketler, halka arz edilip hisse senetleri borsaya kayıt ettirildiğinde ise alınıp satılmaları mümkün hale gelir. Hisse senedi çıkarma yetkisi bulunan şirketler, SPK’dan izin alarak bu işi gerçekleştirmektedir. Peki, bir şirket neden hisse senedi çıkarmak ister? Bunun birçok nedeni olabileceği gibi kısaca; kurumsallaşması ve şeffaflaşması için diyebiliriz. Hisse senetleri bu iki amaç için en önemli araçlardır. Temel olarak şirketler hisse senedi çıkararak gelir etmeyi amaçlarlar. Bunun için halka arz koşullarını sağlayarak, borsaya girerler. Hisse senetlerini ise yatırımcılara sunarak, hem onların hem de kendilerinin para kazanmasını sağlamış olurlar. Hisse senetleri, bir yatırımcının doğru bir şekilde yatırımını yapması ile kar elde edebileceği yatırım araçlarındandır. Aynı zamanda şirketler için kaynak sağlayabilecekleri en iyi araçlardır. Kıymetli kâğıt olmaları sayesinde de şirketlerin, yatırımcılar ve diğer kişiler tarafından değerlendirilmesini sağlayan menkul kıymetlerdir. Eğer hisse senedi bir kişinin adına göre düzenlenmişse o kişinin şirketin ortağı olduğunu kanıtlayan resmi bir belgedir. Şirket sermayesinin belli bir bölümünü temsil eden hisse senetleri, elinde bulunduran kişilere çeşitli haklar da sağlamaktadır. Bunların belki de en önemlisi temettü yani kardan pay alma hakkıdır. Şirketler için düşünüldüğünde ise özkaynak ihtiyacının giderilmesi için hisse senetlerinin oldukça önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Şirketlerin kuruluştan belli bir süre sonra halka açılarak, hisse senetlerini yatırımcılarla paylaşmasının nedeni de budur. Hisse senetleri borsada işlem gören şirketler, sergiledikleri başarılara göre ihtiyaçlarını giderecekleri kaynaklar bulmuş olurlar. Aynı zamanda şirkete duyulan güven de artmış olur. Borsanın ise en çok işlem gören yatırım araçlarıdır. Bu şirketlerin, gelecek projeleri için yatırım alabilmesi için borsada sergiledikleri performans önemli bir göstergedir. Yatırımcılar ise bu göstergeleri doğru bir şekilde yorumlayarak, meydana gelen düşüş ve yükselişlerden kendi paylarını almanın peşindedir. Bu şekilde hem şirketler hem de yatırımcılar için hisse senetleri, oldukça önemli araçlar haline gelmiştir.
Devlet Tahvili: Devletin bir yıldan uzun vadeli borçlanma ihtiyaçlarını karşılaması için Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan borçlanma senetlerine devlet tahvili denir. Devlet iç borçlanma senedi (DİBS) adıyla da bilinirler. Devlet tahvillerinde, devlet belirtilen vadede faiz getiriyle beraber ödeme yapmayı garanti eder. Finansal bir araç olan devlet tahvillerinden tüzel kişiler faydalanabilir. Aynı zamanda bankalar, tahvilleri bilançolarının aktif kaleminde yatırım aracı olarak bulundurmaktadır. Devlet iç borçlanma senetleri, dövize endeksli, sabit ve değişken faizli olabilmektedir. Bir yıl ve daha uzun vadeli olarak yabancı para veya dövize endeksli devlet iç borçlanma senetleri olarak da bilinmektedirler. Devlet tahvilinde anaparanızı faiziyle geri alma garantiniz vardır. Yani vade tarihine kadar bir devlet tahvilini elinizde tutarsanız, vade sonunda anaparanızı ve faiziyle geri alırsınız. Bu arada gereksiz bilgi; sırf neye benzediğini merak ettiğimden gidip yerinde bizzat görmüştüm; devlet tahvili adına yakışır biçimde böyle “janjanlı” üniversite diploması gibi kenarı çiçekli çelenkli meslek ruhsatnamesine benzeyen bir belge. Neyse, kaldığımız yerden devam edelim. Daha doğrusu, çok karıştırıldığı için hisse senediyle devlet tahvili arasındaki temel farklılıkları kısaca sıralayarak bir an önce can alıcı sorumuza geçelim:
Gelelim zurnanın zırt dediği yere:
Hisse senedini anladık; sonuçta özel sermayenin yükümlülüğünde bir araç. Fakat hazine bonosu ve devlet tahviline ilişkin sorulması gereken temel bir soru var:
Bir devletin borçlanma gereksinimini karşılamak için çıkarttığı/piyasaya sürdüğü bu araçların faizlerini belirleyen ana etken nedir? Bir devletin kendisi hakkındaki uluslararası algıyı olumsuz etkileyen onca unsurla mücadele etmek şöyle dursun bu sorunların varlığını bile kabul etmeden işbu araçların faizini ve dolayısıyla kendi vatandaşlarının borçluluğunu düşürmesi mümkün müdür?
Ne gibi sorunlar bir devletin ekonomik “façasını” etkileyip piyasadan borçlanma faizini arttırır? Hani bize tanıdık gelmeyeceği için en iyisi bazı sorunları misal olarak sıralayalım isterseniz:
O halde asıl yakıcı soruyu soralım; ölümcül hastalıklara yakalanmış bir bedenin yüzündeki sivilceleri sıkmak herhangi bir vadede kalıcı çözüm getirir, sadre şifa olur mu?
Şimdi gelelim “Türk devletinin nasıl bir dünya sistemi öngörüsü olması gerekir?” sorusunun cevabına. Gördüğünüz gibi… Devamını Oku
Dr. Henryk Szadziewski imzalı rapor, özellikle 2016-2017'den bu yana yoğunlaşan iletişim kopukluklarını ve Uygurların seyahat… Devamını Oku
Eğer, halkın çoğunluğu siyasal ve ideolojik katılımında, bir biçimde desteklemiş olduğu siyasal anlayışları, değişmezlik arz… Devamını Oku
Umalım ki yeni bir Şah veya batı yanlısı bir diktatör yerine demokrasi yönetiminde Musaddık benzeri… Devamını Oku
Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerde istisna teşkil eden dostluk dönemlerini… Devamını Oku
Bu yolculuk benim için sıradan bir gezi değildi. Atalarımızın izini sürmek, onların bastığı topraklara basmak,… Devamını Oku