Öğrencilerin Türkologlardan Beklentisi – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

Suriyeliler vatanlarına dönmeli

Millî Düşünce Merkezi Suriyeli sığınmacılar için açıklama yaptı: Suriyeli sığınmacıların yurtlarına dönmesi gerekmektedir. Vatanlarında yaşama hakkı kimsenin elinden alınamaz. Bu insanlar için doğal bir haktır. Bu hak Esat düşmanlığı siyasetine kurban edilmemelidir.
_______16 Mayıs 2019_______

Öğrencilerin Türkologlardan Beklentisi

Onur Tarlacı
Paylaş:
1300'yıllık taşa kazılı Türk sözü
1300 yıldır Türk’ün sözü olarak dimdik ayakta duruyor.

Ben de bir Türkoloji öğrencisiyim. Üstelik diploma için değil, millî bir görev olduğunu düşündüğüm için bu alana bağlandım ve lisansüstü akademik çalışma yapmaya karar verdim.

Yaklaşık 8 yıllık Türkoloji maceram var. Bu süre zarfında çok şey okudum ve gözlemleyebildim. Türkolojinin yabancılar elinde nasıl kullanıldığını ve Türklerin neden Türkolojiyi millî bir görev olarak görmeleri gerektiğini bilhassa 1900’lerden bugüne ibretle dolu Türk tarihi içerisinde okumuş, öğrenmiş oldum. Bu kısımlar çoğumuzun malumu. Esas konuya gelecek olursak;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün şu sözünü hatırlayalım: “Bütün ümidim gençliktedir.”

Peki Türkologların ümidi de gençlikte mi?

Biraz endişelerim var benim. Nasıl mı?

Öğrenci olan hemen herkes -bir de başka bir şehirde okuyorsa- maddi zorluklar yaşamıştır. Ben de yaşadım. İnsan yaşamadığı şeyi pek yazamaz. O yüzden bu konuda kalemimin mürekkebi hâlâ ıslak, yazmaya devam ediyorum.

Orta halli bir öğrenci kira, kitap alma, fotokopi, dolmuş parası vb. derken ancak kendini geçindiriyor. Bu öğrenci bir yerde çay içerken arkadaşlarıyla beyin fırtınası yapmasın mı? Başka bir şehirde güzel bir sempozyum, çalıştay, kongre, konferans vb. görünce katılmasın mı, bulunduğu şehrin ücra yerlerinde alan araştırması yapmasın mı, yaşayan insan hazinelerini görmesin mi, röportaj, sohbet vb. yapmasın mı? Öğrenci ise bunları yapar, yapmalı, yapmasını tavsiye ederim.

Bazen öyle etkinlikler görüyorum ki, onlara uzaktan bakıp, katılamamanın verdiği üzüntü ile başımı eğiyorum. Zar zor kendimi geçindiriyorum. Eminim; bu konuda yalnız değilim. Birilerinin duygu tercümanı olduğuma inanıyorum satırlarımda.

Eğer samimi bir şekilde ümidin gençlikte olduğunu söylüyorlarsa o zaman Türkolog Hocalarımızdan şunu istiyoruz. Her sene Türkolojinin çeşitli konularında büyük çapta sempozyumlar, çalıştaylar oluyor. Ben yurtdışında olanlardan başlamak istiyorum. Örneğin Moğolistan’da bulunan bengü taşlara gidenlere bakıyoruz; akademik ve maddi olarak belli bir konuma ulaşmış insanlar. Gözlerim öğrenci arıyor. Sonra diyorum ki; keşke şu programlar organize edilirken ek bir hesap açsalar, katılımcılar zorunlu olmadan bu hesaba küçük katkılar yapsa ve tespit edilecek olan öğrenci(ler) de oralara götürülse.. Tabii ki instagramda hikâye atmaya değil; tabiri caizse “adamakıllı” bu ilmî geziden istifade etmeye.

İlla ki vardır hocalarımızın gözlemlediği böyle öğrenciler; alanını seven, araştırmaya meraklı, bunların kıymetini bilen vefalı öğrenciler.

Eminim bu ek hesap ile bir öğrenci oralara gitmiş olsa maddi ve manevi tablo tahminince şöyle olur:

Örneğin yurtdışına -ya da başka yerlere- bir öğrenci için gidiş-dönüş bilet parası 1.000 ₺ civarı (tahminim). Orada harcayacağı 500 diyelim. Tabii ki oralara gidince amaç etrafındakilere hediyeler almak değil; ilmî notlar almak, araştırma yapmak, bu fırsatı değerlendirmek.

O halde kabaca bir hesap ile bir öğrenci 1.500 lira gibi bir parayla öğrencilik hayatı boyunca unutamayacağı bir deneyim yaşamış olacak. Belki de ileride akademik çalışma yapar. Vefalı ise size rahmet okur.

Bengü taşlara defalarca gidip görmeye doyulur mu? Doyulmaz, evet; tahmin edebiliyorum. 1300 yıldır Türk’ün sözü olarak dimdik ayakta duruyor. Ben de olsam defalarca giderim, dibinde uyurum..

Ama giderken yanıma bir öğrenci alırım ya da bir öğrencinin tahmini masrafını gidenler arasında toplamaya çalışırım. Gençler en verimli çağında atalarının yazılarını görmeden, Balkanlar’ı görmeden, Türk dünyasını görmeden ellerinde birer kâğıt parçası ile mezun oluyor. Halbuki bu öğrenci/ler böylesi bir deneyim yaşasa durum böyle mi olur? En azından tohum saçmış olursunuz. Kendisinin yapamadığını evladı devam ettirir.

Sözün özü, yaşlar yani gençler de buralarda bu deneyimi yaşamak, ilmî noktada çalışmalar yapmak istiyor. Siz yeter ki fırsat verin. Mustafa Kemâller o zaman anlaşılmış olacak.

Belki bu yazım rüzgârla harlanan Türkolojinin aşk ateşine bir kıvılcım olur.

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları