Prof. Dr. Erol Göka’ya İtirazlar

Prof. Dr. Erol Göka’ya İtirazlar Cumartesi günü Prof. Dr. Erol Göka’nın ‘Türklerin Topluluk Psikolojisi Nasıl Analiz Edilir’ başlıklı konferansına katıldım. Konferans konusu bizlerin toplum psikolojisini anlatacak olduğundan benim için ayrı önemliydi. Birçok noktada istifade ettim, zevk ile dinledim, bilgilendim. Türklerin Kam inancının günümüzdeki etkilerinden tutun da Türk İslamlığına, mistik yönlerimizden, tasavvufun toplumumuzdaki etkilerine, konargöçer yaşam […]


Prof. Dr. Erol Göka’ya İtirazlar

Cumartesi günü Prof. Dr. Erol Göka’nın ‘Türklerin Topluluk Psikolojisi Nasıl Analiz Edilir’ başlıklı konferansına katıldım. Konferans konusu bizlerin toplum psikolojisini anlatacak olduğundan benim için ayrı önemliydi. Birçok noktada istifade ettim, zevk ile dinledim, bilgilendim.

Türklerin Kam inancının günümüzdeki etkilerinden tutun da Türk İslamlığına, mistik yönlerimizden, tasavvufun toplumumuzdaki etkilerine, konargöçer yaşam biçimimizden Anadolu’yu Türkleştirmemize, ırk kavramının bilimsel boyutundan, zamanın göreceliği ve yaşamımıza etkisine kadar birçok konuda bilgilendim. Erol Göka gerçekten alanında uzman bir isim. Psikiyatrinin sosyal bilimler ile kesişimi noktasında yoğunlaşmış, eserler vermiş bir isim olarak Türklerin topluluk psikolojisi noktasında verdiği konferans ile de gerçekten bu konuda bizleri aydınlatıyor.

Beni bu yazıyı yazmaya iten sebebe gelecek olursak, ne Türklerin topluluk psikolojisi ne de analizi. Bu noktada itiraz sunmam haddim değildir. Bu konu başlığı hakkında varsa itirazı olan, alanında uzmanlar konuşsun, tartışsın ancak benim değineceğim konu yakın gündeme dair ve hepimizin geleceğini ilgilendiren bir mesele.

Konferansın ardından hocaya birçok soru yöneltildi ve sohbet ortamında güzel bir diyalog yaşandı, ta ki “Kürt Sorunu(!)” konusu açılana kadar… Sohbet havasında devam eden soru cevap bölümünde Erol Göka Hoca’nın “şu an MHP’nin iktidar olmasını istemem, çünkü Kürt sorununa bir çözüm önerisi yok, AKP’nin hiç değilse bir çözüm önerisi var, bu sorunu çözmek için çaba sarf ediyorlar” mealine gelen sözleri bir anda sarsılmama sebep oldu. Türklerin topluluk psikolojisi noktasında enfes bir sunumun ardından duyduğum bu sözler kulağımı tırmaladı adeta.

İşte, itirazlarım bu noktada başlamaktadır. Öncelikle belirtmek isterim ki itirazım MHP’nin iktidar olup olmamasını dair sözlerine karşı değildir. Kaldı ki bir Türk Milliyetçisi olarak benimde bu kadro ile MHP’nin iktidar olmasına karşı çekincelerim vardır. Ancak bu ayrı bir konu. Benim, Erol Göka Hocanın sözlerinde itiraz ettiğim kısım MHP’nin Kürt sorununa karşı bir çözüm önerisinin olup olmamasıdır.

MHP üyesi olmasam da, her aklıselim Türk Milliyetçisinin yaptığı gibi, MHP’ye oy veren biri olarak bu sözlere itirazlarımın olduğunu belirtmek isterim.

Evet, MHP’nin “Kürt Sorunu(!)” için bir çözüm politikası yoktur ve olmamalıdır da. Çünkü bu ülkede bir Kürt sorunu yoktur, Kürtçülük sorunu vardır. Bu tespiti doğru yapmadan atılacak her adım yanlış olacaktır. Yıllarca PKK sorunu, terör sorunu yaşayan bu ülke bugün Kürtçülük sorunu yaşamaktadır. Bu sorunun çözülmesi yönündeki ilk adım PKK terörü ile mücadele etmektir. PKK ile mücadele ederek bölge insanımız üzerindeki terörist baskısı kırılmalıdır. Bizim insanlarımız bölünmeyi istememektedirler. Ayrılık istememektedirler. PKK ile yapılan mücadele sonucunda bölge insanımız üzerindeki baskılar kalkacak ve Kürtçüler büyük kan kaybedecektir, halktan destek göremez hale geleceklerdir. Yeter ki insanlarımızın üzerindeki baskı ortadan kaldırılsın. İnsanlarımız devletinin varlığını hissedebilsin.

AKP’nin yapay bir sorun olan Kürt sorununun çözümüne dair ortaya koyduğu açılım politikası ise bu ülkenin temeline dinamit koyar cinstendir. Birlik ve bütünlük yerine insanlarımızı ayrıştırarak bölünmeyi tetikleyen yöntemler çözüm olarak sunulmaktadır.” Ne pahasına olursa olsun bu sorunu çözeceğiz.” diyen zihniyet, PKK’lıları şenliklerle yurda sokmuştur. “Pişman değiliz.” diyen teröristler pişmanlık yasasından faydalandırılmış ve hukuk yok sayılmıştır. Ayrıca bu yapılanlar MİT görevlisi Afet Güneş tarafından itiraf edilmiştir. Afet Güneş’in ifadesi aynen şu şekildedir. (PKK’lılara dönük konuşarak): “Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi hukuk ihlal edildi. Her şey yok edildi. Amaç size verilen bir takım sözlerin tutulmasıydı.” PKK’lılar ile pazarlıklar yapıp, terörist başı Öcalan’ın pkk’ya mektuplar göndermesini sağlayan çözüm adı altındaki hezeyanlardır. Bu yapılanların bir numaralı suçlusu ise bu açılımın mimarı olan iktidarın başıdır. Öyle ki bu durum, deşifre olan Oslo görüşmelerinde de ifade edilmiştir. Hakan Fidan PKK ile pazarlık sürecinde bunu aynen şu şekilde ifade etmiştir. “sayın başbakanımızın özel temsilcisiyim.” Bu gibi gerçekler ortadayken, MİT görevlilerinin ifadesi ile PKK ile mücadele durmuşken, nasıl olur da “hiç değilse AKP’nin bir çözüm politikası var” denilebilir. Çözüm adı altında yapılanların bu ülkenin temeline konulan dinamit niteliği taşıdığı nasıl olur da görülmez.

Prof. Erol Göka’nın bu konu hakkındaki sözlerinde hatalığı olduğunu düşünüyor ve bu ülkede bir Kürt Sorunu olmadığını, Kürtçülük sorunu olduğunu yineliyorum. Ayrıca bu konu hakkında doğru bilgi sahibi olmak isteyenlere ise Prof. Ümit Özdağ’ın “Kürtçülük Sorununun Analizi ve Çözüm Politikaları” kitabı ile 21.yy Türkiye Enstitüsü’nün hazırladığı bir çalışma olan “Doğu Raporu” adlı kitabı okumalarını tavsiye ediyorum.

 

Metehan Çağrı

11.03.2012

Avatar
Yazar

Metehan Çağrı

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.