Saçmalığı tanımanın beş yolu – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz Konusu-7: İttihatçılık Bağlamında Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa   • 508. Bilgi Şöleni: İran Ermenistan’ı niçin destekliyor? (Canlı yayın)

Saçmalığı tanımanın beş yolu

Öğrencilerim tez yazma aşamasına geldiklerinde onlara şöyle söylerdim: Yazdığınız her cümle, sizin kanaatiniz, sizin iddianızdır. Doğruluğu kendiliğinden belli olanlar hâriç, onları ispatlamanız gerekir.

8 Ekim 2020
İskender Öksüz

Vakıf serisi ve robot hikâyeleri gibi unutulmaz yirminci asır klasiklerinin yazarı, biyolog Asimov der ki: “Her bilim adamının burnunda bir dışkı detektörü vardır“. İngilizcede be-vav-kaf sözü bizdeki gibi çok ayıp sayılmıyor ve bol bol kullanılıyor. Bu kelime şimdi de Harvard Üniversitesinin ders programına girmiş, “Calling Bullshit“. Tercüme eder isek, “be-vav-kaf’ı teşhis etmek” diyebiliriz. (Peki peki, “boğa dışkısını çağırmak” diye çevirenler, siz de haklısınız; ÜDS’de rahatlıkla 55’i geçip profesör olabilirsiniz. Biz işimize bakalım. )

Dedektörü kuralım

Evet dersin ismi bu ve dersin kitabını da, aynı isimle yayımladılar. Ağustos’ta çıktı. İki hoca, Asimov’un detektörünün ilmini yapmış, kitabını yazmış ve dünyanın bir numaralı üniversitesinde dersini veriyor: Carl T. Bergstrom ve Jevin D. West. Her halde, Internet, Facebook ve Twitter çağında detektörün doğma gelişmesini beklemeye tahammül edemeyeceğimizi düşündüler.

Herkes kendini akıllı zanneder. Eh ben de aklımın çok az olduğunu düşünmüyorum. Gerçi dünyanın en düşük IQ’lu adamı da çok akıllı olduğu düşüncesindedir… Fakat eş, dost, aile bana Facebook’ta, veya başka bir kaynakta bulduklarını gönderip, “Bu doğru mu?” diye soruyor. Ahir ömrümde beni mutlu etmeye çalışmıyorlarsa, benim akıllı olduğum yanılgım onlara da bulaşmış demek ki.

Gerçi, birçok iddiayı okur okumaz, benim detektör koku almaya başlıyor. Niçin ve nasıl?

Öğrencilerim tez yazma aşamasına geldiklerinde onlara şöyle söylerdim: Yazdığınız her cümle, sizin kanaatiniz, sizin iddianızdır. Doğruluğu kendiliğinden belli olanlar hâriç, onları ispatlamanız gerekir. Yok, o cümleyi veya iddiayı, başkasından aldıysanız, atıf yapmak mecburidir.

Bu kadar basit. Tabi, atıf yaptıkları yerin de bu kurallara uyan bir kaynak olması gerekirdi. Yoksa saçmalayanın saçmalayana atıf yapması saçmalığı ortadan kaldırmaz. Sık sık gördüğümüz üzre, yazarın kendine atıf yapması da.

Nedir bu beş kural?

1) Bir iddiada bulunan, bomba gibi bir laf ortaya atan, nereden aldığını, neden öyle olduğunu göstermek zorundadır. Kendi buluşu ise ispatlamalı, değilse kimin ispatladığını size göstermelidir. Bunu yapmıyorsa saçmalıyordur

Karmaşık bir olaya çözüm bulmuş bir bilim adamı veya bir düşünür, bir yazar, tahminini söylerken “acaba vezninden” konuşur. Palavracının acabası, belkisi, kanaati yoktur. Kesin bilgileri vardır. Sizi aydınlatmaktadır. Onun ağzından her çıkan hakikatin ta kendisidir. Tepeden, hâkimane ve hakaretamiz konuşur.

Palavracılar iddialarını ispat edemezler. Edebilselerdi söyledikleri palavra olmazdı zaten. İspat yerine hava basarlar: Ben bunları biliyorum. (Sesinde veya yazısının tavrında bu tepeden ve alaycı bakış vardır.) Sen de biliyorsun değil mi? Yoksa bilmiyor musun?

2) Öyleyse detektörün ikinci kuralı da “ben biliyorum ama söylemem, sen cahilsin demek ki” havasını yakalamaktır. Tepeden, aşağılayıcı, hâkimane bakışı…

Gizli güçler yazışmalarını CC’ler

3) Üçüncü kural, “her zamanki şüpheliler”e atıf yapmaktır. Bunu İngilizler, onların arkasındaki Masonlar, Masonların arkasındaki Yahudiler ve onların da arkasındaki İllüminatiler yapıyor. Veya CIA, Mossad, MI-6.

Hemen şunu sorun: Acaba bu gizli güçler, bu üst akıllar ve bu istihbarat örgütleri, size yazışmalarının birer kopyasını mı gönderiyor? Okuduğunuz yazı ise bunu soramayabilirsiniz, fakat konuşuyorsanız, bir sorun bakalım. Size cc mi yapıyor bu arkadaşlarınız? Muhtemelen hepsinin arkasında da siz varsınız. Yoksa bu kadar sırrı nasıl öğreneceksiniz?

Ne yani? Hiç mi yeraltı faaliyeti yok. Olmaz olur mu? Her devlet beğendiklerini iktidarda tutmaya, beğenmediklerini alaşağı etmeye uğraşır. Ama ortalama Facebook kullanıcısı bu operasyonlardan haberdar değildir. Ben kesin biliyorum diyenler, yukarıdaki Harvard dersi kapsamındadır.  Detektörünüzü ayarlayın.

RockefelLer ve Her şey oyun

4) Olağan şüpheliler illa yukarıda saydığım topluluklar ve örgütlerden ibaret değildir. Çok zengin eski kapitalistler veya yeni kapitalistler de var. Eskiler Rockefeller, Rotchild. Yeniler, Bill Gates, Google ve Facebook’un sahipleri. İlla Bill Gates. Rastlamışsınızdır, Rockefeller’in, Türkiye’de 27 Mayıs ihtilalinden 1981 darbesine, DP’nin seçimi kazanmasından AKP’nin kazanmasına kadar her şeyi nasıl kendinin yaptığını anlatan itirafları vardır. Kitaplıkta, Lozan’ın Gizli Maddeleri’nin hemen yanında bulabilirsiniz. Adam ölmeden önce ihtida mı etti ne?

Zenginler arasında bu ithamlara en yakın olabilecek Soros ve onun Açık Toplum Vakfı- Vakıfları var ama nedense ondan pek bahsedilmez. Çünkü o gerçek.

5) Nihayet, buraya kadar saydıklarımın tamamında bulunan bir özellik: Olup biten her şey aslında bir “oyun“dur. Düşman oyun oynar. (Düşmanın kim olduğunu o bilir; siz bilmiyor musunuz yoksa?) Onun oyununa gelmemek ve riske girmemek gerekir. Türkiye’ye 60’larda, 70’lerdeki Sovyet saldırısı oyundu. 1919-1922 ve Millî Mücadele de oyundu. Her şey oyundur. Tarihin tamamı oyundur. Saçma ehli bütün oyunları bilir (kopyası ona gidiyor ya) ve karışmaz. Tatlı canını ve ekmek parasını tehlikeye atmaz. Bununla yetinmez; lütfedip sizi de bilgilendirir.

EBA bilgi yenileme ve düzeltme

EBA konusunda yeni bilgiler edindim. Okuyucularıma aktarıyorum:

– Yeniden başlatma işlemi 8 aydır yapılmamış. Yani günlük veya saatlik işlem değil konu. Aslında ateş duvarı- firewall- düzgün bir şekilde çalışsa yeniden başlatmaya da gerek kalmaz.

– İlk hafta yaşanan 2-3 10’ar 20’ser dakikalık yavaşlamadan sonra 4. gün (10 gün önce) bir kere yeniden başlatma yapıldı, o günden beri herhangi bir sıkıntı yok. Login süreleri 2sn altında anlık 2-3 milyon kullanıcıyla bile.

-Sıkıntı aslında, 21-24 Eylül arasında 2 gün yaşandı ve bitti.

– Ama sürekli aktif ve büyüyen bir sistem olduğu için 7×24 izlenip dinamik geliştirme yapılıyor. Yani bitti, stabil, hadi yatalım diye bir şey söz konusu değil. Önemli olan büyümeye rağmen kullanıcıların yavaşlama yaşamaması.

– Bugün anlık (dikkat anlık) 110bin canlı ders ve 1 milyon canlı ders dışı (ödev, portföy, sınav, serbest çalışma, derse planı hazırlık vb) kullanım var. Yani günde 10 milyon farklı kullanıcı sisteme giriyor ve bunlar 30-40 dk kullanmaya devam ediyor. Hem de bayağı yüksek bant genişliği gerektiren içerik kullanarak.

– Bizim EBA şu anda trafik ve kullanım sayılarında dünyanın sayılı sistemlerinden biridir!

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları