“Seçimi kazanmak için her şeyi yaparım!”

Nefretten avantaj elde etmeye çalışan siyasilere popülist deniyor; yaptıkları işe de “popülizm”. Popülizm ülke içinde kullanılırsa, ülkeyi bölüp insanları bir birine karşı kışkırtmaya dönüşüyor.


Yuval Noah Harari, dâhi bir yazar. Hepimizin bildiği gerçeklere bambaşka bir açıdan bakıp çarpıcı sonuçlara ulaşabiliyor. Zaten bilgi yeni keşifler kadar eski bilgilerin yeni sentezleriyle de yükselir.

Dâhi yazar olmasaydı 2014 yılında yayımlanan Sapiens- İnsan Türünün Kısa Tarihi kitabı 6 yılda 12 milyon satar mıydı? Bu sayıyı 17 Şubat 2020 tarihli New Yorker dergisi veriyor (https://bit.ly/3oEJvL1 ). Aradan bir buçuk yıl geçmiş. Bu rakama, herhalde bir-iki milyon daha eklenmiştir. New York Times’ın en çok satanlar listesinde eser 109 haftadır yerini korumuş. Bu bilgiyi de 21 Kasım tarihli kitap sayfasından aldım. Kitapyurdu.com’a baktım. Sapiens için 68 binin üstünde satış gösteriyor. Kitap Yurdu toplam satışın %5 ilâ 10’unu yapar… Demek ki Türkçesinin de bir milyon civarında sattığını söyleyebiliriz. Bu Türkiye için de fevkalade.

Beyinli kitap çok satabilir mi?

The Guardian gazetesinde bir röportaj-makale, “Beyinli” bir kitabın bu kadar satmasına olağanüstü diyor. Konuştuklarından biri, 1858’den beri İngiltere’de kitap piyasasına hitap eden Bookseller dergisi. Şöyle yazmış (https://bit.ly/3FrVUJd) :

“Bookseller’deki analistler, Nielsen Book Scan’in verilerini inceledi ve son beş yılda kurgu dışı “uzun kuyruk” başlıkların satışında çarpıcı bir yükseliş gördü. Bunlar daha çok siyaset, ekonomi, tarih ve tıp alanlarında mevcut bilgiden sentezle yeni sonuçlar çıkaran veya mevcut anlayışların dışına çıkan eserlerdi. Araştırmanın başlangıcında ekipte bulunan Bookseller’in veri ve tablolama editörü Kiera O’Brien, son birkaç yılda yayım dünyasının manzarasının değiştiğine inanıyor. “Kurgu dışı kitapların böyle sürekli satması çok enderdi” diyor. “Kurgu eserler, bir filme temel yapıldıklarında veya benzeri bir olayla uzun vadede satabilir; fakat kurgu dışı genellikle zamanına çok bağlıdır- kısa sürede zamanı geçer. Görünüşe göre şimdilerde bu kalıbı kırdık.”

Uzun Kuyruk (The Long Tail), Chris Anderson adlı bir teknoloji yazarının bir makalesi ve kitabı. Çok fakat kısa ömürlü satış yerine az fakat uzun satan ürünlere dayanan stratejiyi anlatıyor; Amazon ve Netflix’in stratejileri bu.

Harari İngiliz 4. Kanalında – 4News’de- anlatıyor?

Şimdi durup dururken niçin Harari yazıyorum? Bir Facebook sayfasında, onun popülizm üzerine bir konuşmasını buldum. Popülizm son derece aktüel bir konu. Trump’a, Macaristan’ın Viktor Orban’ına, hatta bize kadar bu etiketi yakıştırıyorlar.

Bir toplulukta birlik iki yolla sağlanabilir. Topluluktaki insanların bir birini sevmesini sağlarsınız… İşte bu sevgi, millet seviyesine çıktığında ona milliyetçilik diyoruz.

Veya topluluğun kendisinden olmayanlardan nefret etmesini sağlarsınız. Nefretten avantaj elde etmeye çalışan siyasilere popülist deniyor; yaptıkları işe de “popülizm”. Popülizm ülke içinde kullanılırsa, ülkeyi bölüp insanları bir birine karşı kışkırtmaya dönüşüyor. Popülistler sık sık “dış düşmanlar”, “dış güçler” kartını da iç siyasette avantaj sağlamak için kullanıyor. Popülizmin bir adım sonra varacağı nokta ırkçılıktır.

Diktatör seçimi kazanmak için her şeyi yapar

4News’un mülakatı şöyle:

4News:

Peki, popülistleri iktidar mevkilerinde tutmamız konusunda tarih bize ne söylüyor?

Harari:

Bu kitaptaki en eski numara: Böl ve hükmet. Bir diktatörün iktidar yolu toplumu bölerek, vatandaşlar arasında güvensizlik yaratarak açılır. Çünkü demokrasi, vatandaşlar arasında güvene dayanır.

Diğer partiyle, muhaliflerimle, aynı fikirde değilim. Hatta onların aptal olduğuna inanıyorum. Fakat onlara güveniyorum, niyetlerinin kötülüğüne inanmıyorum. Bana zarar vermek istediklerine inanmıyorum. Demokrasinin temeli budur. Bu durumda, seçimi kaybetsem bile, vatandaşlarımın çoğuluğun kararını kabule razıyım. Fakat eğer diğer partinin, benim rakibim değil de düşmanım olduğuna inanıyorsam… Benim yaşam tarzımı mahvetmek, beni tutsak etmek istediklerine… O zaman seçimleri kazanmak için ister hukuk içi isterse hukuk dışı olsun, her şeyi yaparım. Kaybedersem, karara uymam. Bunun sonucu ya iç harptir yahut diktatörlük.

Diktatörün, vatandaşlar arasında güvene ihtiyacı yoktur. Aslında, insanların birbirinden korkması, birbirinden nefret etmesi diktatörün işine gelir. Bu hâle düşmüşken birleşip diktatörü iktidardan uzaklaştıramazlar. Diktatörlük ayrık otu gibidir; her yerde biter. Demokrasi narin bir çiçektir. Başarılı olabilmesi için bazı ön şartlara ihtiyacı vardır.  Ve temel ön şart, toplumun farklı bölümleri arasında güven olmasıdır. Ve popülist, bütün dünyada aynı oyuna başvurur. Cemiyetteki eski yaraları, insanların aynı fikirde olmadığı noktaları keşfeder. Ve yaraları iyileştirmeye çalışmak yerine, vatandaşların birbirine güvenini tahrip etmek için yarayı ellerinden geldiği kadar büyütmeye, yangı hâline getirmeye, alevlendirmeye çalışır. Sonra kendisini bir kabilenin lideri olarak takdim eder. Artık bir toplum yoktur. Şimdi harp hâlinde kabileler vardır. O da, diğer kabileleri yenme vadiyle bir kabilenin başına geçmiştir.

Video 3 dakikadan kısa. Aslını şuradan aslını seyredebilirsiniz: https://fb.watch/9nmZzrrrMS/ Ancak İngilizce.

 

 

Yazar

İskender Öksüz

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar