Tek adam yönetiminde simit organizasyonu

Endüstri ilerledikçe ve özellikle bilgi işçileri önemli hâle geldikçe, hizmet endüstrisinin ekonomiye katkısı büyüdükçe, piramitten farklı yapılara ihtiyaç doğdu.


Ordu, devlet ve piramit

Yönetim derslerinde, örgütlenme çeşitleri anlatılır. Şirket yöneticileri de bu dersleri alır, kitaplarını okur. Okur ki kurumunu daha iyi yönetsin, daha başarılı olsun.

Yönetim bilimi görece yeni bir bilim. Hatta adı bile daha yirminci asırda konmuş. Fakat geçmişi çağlar öncesine gidiyor. İş hayatında organizasyonun önemi endüstri devrimiyle ortaya çıkmış. Daha önce yüzlerce, binlerce, hatta on binlerce insanın bir arada çalıştığı yapılar ancak orduların bünyesinde bulunduğu için, iş organizasyonunu da ordu yapısına benzetmişler. Başkomutan- ordu komutanları… Veya aşağıdan yukarıya, on, yüz, bin kişilik birimler ve onların onbaşı, yüzbaşı, binbaşı ve daha yüksek komutanları. Genel müdür, genel müdür yardımcıları, daire başkanları, şefler…

Ordu tipi örgütlenmeye piramit denir. Niye piramit dendiği açıktır.

Endüstri ilerledikçe ve özellikle bilgi işçileri önemli hâle geldikçe, hizmet endüstrisinin ekonomiye katkısı büyüdükçe, piramitten farklı yapılara ihtiyaç doğdu. İş cinsleri, ihtisas cinsleri değil de süreç merkezli ve takımlara dayanan örgütlenme; hem iş cinsleri hem de süreçlere dayanan matris örgütlenme gibi. Bunlar birçok alanda piramitten daha yüksek verim ve çalışan mutluluğu sağladı.

Piramidin de kuralları var

Devlet genellikle piramit yapısına göre teşkilatlanır. En üstte hükümette, bir başbakan ve bakanlar vardır. Adları başbakan değil de başkan; bakan değil de sekreter olabilir. ABD’de sekreter deniyor. Bizde başkan ve bakanlar… Bakanların altında da müsteşar, başkan, genel müdür diye piramit genişler ve en uçtaki memura kadar komuta-kontrol uzanır. Ordu gibi.

Adı ne olursa olsun yapı – genellikle- piramittir. Bütün organizasyon tiplerinin kuralları vardır. Piramidin de… Piramitte bir üstteki yönetici, kendi altındaki yöneticileri kendi seçer. Onlara talimatı kendi verir. Onları kendi değerlendirir.

Alttakiler de bir üstteki amirini bilgilendirir. Onunla konuşur, ona “rapor verir”. Özetle her kademe bir üstüyle ve bir altıyla iletişim hâlindedir.

Piramidin en önemli kuralı kademe atlamamaktır. Bir yönetici, altındaki yöneticiyi atlayıp onun memuruna talimat veremez. O memur da kendi amirini atlayıp onun amirine rapor vermez. Bu sonuncunun tek istisnası, amirini şikâyet etme hâlidir. Bu da dedikodu şeklinde değil, kurallar içinde ve resmen yapılır.

Piramit yerine takım

Piramit asırlardır endüstriyi, orduyu ve devleti de işletti. Fakat onun da kusurları var. Kurumlarda yatay iletişimi teşvik etmiyor, tersine engelliyor. Buna kurumun, birbirinden haberi olmayan silolar hâline gelmesi deniyor. Bunu bir zamanlar yönettiğim hastanede bizzat görmüş ve değiştirmiştim. Piramit yapısında hekimler başhekime, hemşireler başhemşireye, idarî personel de hastane müdürüne bağlıdır. Hepsinin tepesinde yine başhekim bulunur. Bunun yerine her klinikte veya her yatan hasta katında hekim, hemşire ve idarî personelden kurulu ve hasta odaklı takımlar daha etkili ve verimli oldu. Takımların bir biriyle yatay iletişimi de teşvik edildi ve gelişti. Buna süreç odaklı teşkilatlanma diyoruz.

Mesela Doğu Akdeniz’in tartışılacağı milletlerarası bir toplantıya sadece dışişleri mensupları değil, onlarla birlikte enerji bakanlığının, savunma bakanlığının ve ekonominin de uzmanlarından kurulu bir takım katılmalıdır. Zaten genellikle öyle yapılır.

Baba ve simit!

Her organizasyon şekli her iş için en iyi olmayabilir. Her halde askerlikte piramitten başka bir teşkilatlanmaya geçilmesi beklenmez. Ancak askerlikte bile özel harp birlikleri, komandolar, tarihimizdeki akıncılar ve deniz akıncıları olan korsanlar, doğrudan merkeze veya normal yapıdan daha üst birimlere bağlanır ve piramit dışına çıkar.

Fakat her hâl ve kârda, zararlı olduğu aşikâr bir organizasyon şekli vardır. Çok çok büyük, herkesten büyük bir adamın, herkese ve her işe müdahale ettiği şekil. Aslında buna organizasyon şekli değil, organizasyonsuzluk demek daha doğrudur. Çünkü hiçbir yönetim kitabında böyle bir yapıyı bulamazsınız. Büyük adamın tek tek herkesten akıllı kabul edildiği kesindir. Fakat o bununla da yetinmez. Onun aklı, diğerlerinin akılları toplamından da büyüktür. Ben buna “simit organizasyonu” diyor ve organizasyon şeması niyetine, bir simidin ortasına Baba filmindeki hâliyle Marlon Brando’yu yerleştiriyorum.

Yazar

İskender Öksüz

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.