Yükleniyor...
“Kabul edilemez” olanlar o kadar çok ki hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. En iyisi tapudan başlamak.
Bu vatan Türk milletine tapuludur, asla tapuya ortak kabul edilemez.
Anayasanın 66. maddesinde geçen Türk sözünün etnisitelerle birlikte anılması ve Türk’ün millet seviyesinden etnisiteye indirgenmesi asla kabul edilemez.
Amacı bölücülük olan PKK’nın bölücülük amacını unuttururcasına sadece bir terör örgütüymüş gibi sunulması asla kabul edilemez.
Devletin güvenlik memurlarının, bölücü terör örgütüyle pazarlık yapması üstelik bu tür görüşme ve pazarlıkların “devlet politikası” diye adlandırılması asla kabul edilemez.
Bölücü terör örgütünün ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm liderine “kurucu önder” denilmesi, ona statü verilerek muhatap sayılması, bu söylemlerin sahiplerinin hâlâ “milliyetçi” olarak anılması asla kabul edilemez.
Türkiye’nin yanı başındaki adacık ve kayalıkların Yunanlılar tarafından işgal edilmesine sessiz kalınması asla kabul edilemez.
Ege adalarının, Lozan’a aykırı olarak silahlandırılması ve buna karşı hiçbir ciddi karşı çıkışın olmaması asla kabul edilemez.
Sınırlarımız dışındaki yegâne Türk toprağı olan ata yadigârı Caber kalesinin terk edilmesi asla kabul edilemez.
Vatan topraklarının yabancı şirketlere kiralanması, ormanlarımızın yok edilmesi, madenlerimizin talan edilmesi asla kabul edilemez.
Suçları sabit olmayan insanların sabahın köründe yaka paça götürülüp zindanlara atılması asla kabul edilemez.
Yazarların, bilim adamlarının düşüncelerini açıkça söylemelerinin önlenmesi, aydınların mecazlarla veya kavramlarla konuşur hâle getirilmesi asla kabul edilemez.
Muhalifler tarafından kazanılmış belediyelere şu veya bu gerekçeyle, şu veya bu şekilde el konulması asla kabul edilemez.
Yargı kararları olmadan gazetelere, televizyonlara, şirketlere, özel mülklere çökülmesi asla kabul edilemez.
Ülkeyi en tepeden yönetenlerin, milyonların oy verdiği partilerin yöneticilerini aşağılayarak konuşması, aşağılayıcı, küçültücü ses perdelerinin inip çıkması asla kabul edilemez.
Milyonlarca insanın açlık sınırına dayandırılması, insanların açlıkla sınanması asla kabul edilemez.
İnsanların, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin korkutulup yıldırılması asla kabul edilemez.
Fertler düşündüklerini söyleyip yazabilirlerse insan olabilir. Fertlerin insanlıktan çıkarılması asla kabul edilemez.
Fertlerin insanlıktan çıkıp güç karşısında eğilip takla atması, bütün geçmişlerini unutup gücün yanında yer alması asla kabul edilemez.
Bütün korkutma, baskı ve çökmeleri göre göre birtakım yandaşların nesnelliğe sığınır pozlarda sırıtıp kıvırmaları, doğrucu Davut havalarına girmeleri asla kabul edilemez.
Korkutan, baskı yapan, her şeye ve her yere çökenlerin yakınlıkları, iltifatları, onların sağladığı ayrıcalıklar insan olanlar için zillettir. Zilletin itibar ve onur gibi gösterilmesi asla kabul edilemez.
Bu kadar “kabul edilemez” içinde yaşamak zorunda kalmak, Allah’ım, ne büyük ızdırap!