<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zübeyde Gökçen Süer, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/author/gokcensuer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/author/gokcensuer/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Mar 2021 15:13:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Bir Kadın Öldürülünce Kaç Kişi Öldürülür?</title>
		<link>https://millidusunce.com/bir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[kadın olmak]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=30603&#038;preview=true&#038;preview_id=30603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gariptir... Garipliktir... Dünyaya yeni bir can getiren, onu besleyen, büyüten kısacası yaşamını sürdürmesi için canını veren kadın; içinden pek çok ölüm sözü geçen haberlere konuk oluyor. Sahi bir kadın öldürülünce kaç kişi ölür?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur/">Bir Kadın Öldürülünce Kaç Kişi Öldürülür?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur%2F&amp;linkname=Bir%20Kad%C4%B1n%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCnce%20Ka%C3%A7%20Ki%C5%9Fi%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCr%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur%2F&amp;linkname=Bir%20Kad%C4%B1n%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCnce%20Ka%C3%A7%20Ki%C5%9Fi%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCr%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur%2F&amp;linkname=Bir%20Kad%C4%B1n%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCnce%20Ka%C3%A7%20Ki%C5%9Fi%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCr%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur%2F&amp;linkname=Bir%20Kad%C4%B1n%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCnce%20Ka%C3%A7%20Ki%C5%9Fi%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCr%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur%2F&#038;title=Bir%20Kad%C4%B1n%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCnce%20Ka%C3%A7%20Ki%C5%9Fi%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCl%C3%BCr%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur/" data-a2a-title="Bir Kadın Öldürülünce Kaç Kişi Öldürülür?"></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-30570" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2.jpg" alt="" width="2000" height="2000" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2.jpg 2000w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2-300x300.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2-1024x1024.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2-150x150.jpg 150w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2-768x768.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/03/2-1536x1536.jpg 1536w" sizes="(max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /></p>
<p>Bu ülkede insan olmak zor&#8230; Kadın olmak ise çok daha zordu. Kadınlar için ölmek, öldürülmek “kolay” ; yaşamak “zorunlu” bir durumdu. Her köşeyi sağ olarak döndüğüne şükretmekti kadın olmak. Bu yolu da ölmeden, öldürülmeden, tamamlayacağını bilip bilmeden yaşamaktı Türkiye’de kadın olmak.</p>
<p>Gariptir&#8230; Garipliktir&#8230; Dünyaya yeni bir can getiren, onu besleyen, büyüten kısacası yaşamını sürdürmesi için canını veren kadın; içinden pek çok ölüm sözü geçen haberlere konuk oluyor. Sanki onun asıl görevi buymuş gibi&#8230;</p>
<p>Derken ardı ardına gelen kadın cinayeti haberleri gelmeye başladı. Samsun’da, Denizli’de, Aydın’da, yer-mekan önemli miydi? Türkiye’de, pek çok güzellikler barındıran ülkemde, birçok çirkinlikler birbiri ardından geliyordu.</p>
<p>Samsun’da küçük bir kız çocuğunun hayatta en güvendiği iki kişiden biri diğerini tekme tokat dövüyor. O kız çocuğu annesinin o duruma gelişini seyrediyor. Babasının bağırışları kendi çığlıklarına karışıyor. Annesinin dünyası kararırken kendi dünyası ise boşluğa düşüyor. Aydın’da ise bir pislik daha peyda oluyor ve 92 yaşındaki Hanım Nine’nin hayatına vahşice son veriyor. Bitiyor mu? Hayır.<br />
Devam edecek mi? Maalesef&#8230;</p>
<p>Toplumdan ses çıkmamasına şaşırıyor muyuz? Seyirciliği pek şahane yerine getiriyoruz, kulaklarımızı tıkıyoruz fakat sesimizi çıkarmaya geldiğinde ise bir el bizi tutuyor. O el bizi tuttukça başka bir kadının boğazını sıkmak, bıçağı saplamak, yerden yere vurmak üzere yola çıkıyor. Biz sustukça o el daha çok kadını susturuyor. Daha fazla çocuk boşluklara sürükleniyor. Babası ve babası tarafından katledilen annesinin kaderini yaşamamak için çaba göstermeye başlıyor biten hayatında&#8230; Fakat çoğu zaman bu çocukların neredeyse hepsi ya annesi ile aynı kaderi yaşıyor ya da babası gibi&#8230;</p>
<p>Toplum buna da sessiz kalıyor. Öyle ya sessiz kalsa da adalet hep sapağı kaçırıyor. Doğru yolu bulana kadar da iş işten çoktan geçmiş oluyor zaten. Uzaklaşması gereken, şiddete meyilli kişi iken uzaklaşan çoğunlukla adalet oluyor. Caydırıcılar tepki gösterene değil de şiddeti yaratana verilirse belki toplum daha da güvenecek.</p>
<p>Kadını koruyan, kollayan ve el üstünde tutan toplumken ne oldu da ne değişti de bu hâle geldik? Günden güne artmasını geçtik her saat artar oldu şiddet olayları. İnsan düşünmeden edemiyor kıskandılar da göze mi geldik diye&#8230; Durun ben cevabını vereyim. İletişim unsurları başta olmak üzere her kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti haberini normalleştirdik. Her öldürülen, şiddet gören kadında normalleşme sürecine yeni baştan girdik. Tedbirler, engellemeler, uzaklaştırmalar ve yasaklar çiğnendikçe bu süreç daha da devam edeceğe benziyor.</p>
<p>Son olarak şunu diyelim ve en iyi temennilerimizi dile getirelim. Âlimin ölümü âlemin ölümü derler ya bir kadının ölümü ise o toplumun ölümüdür.. Umarız ki bu şiddet olayları son bulur toplum son bulmadan!</p>
<p>Söz Konusu 8 Mart Özel Yayını: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=vDyx37gOjlU">https://www.youtube.com/watch?v=vDyx37gOjlU</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur/">Bir Kadın Öldürülünce Kaç Kişi Öldürülür?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bir-kadin-oldurulunce-kac-kisi-oldurulur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suat Turgut İle Çocuklarda ve Gençlerde Farkındalığın Gelişmesi Üzerine Bir Söyleşi</title>
		<link>https://millidusunce.com/suat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/suat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Olacak Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Gençlik Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Değerler Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Turgut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29734&#038;preview=true&#038;preview_id=29734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal antropolog, yazar Suat Turgut ile Türk tarihinde gençlerin rol model alacakları gerçek kahramanlar, değerler eğitimi ve sağlam karakterli bireylerin oluşmasında izlenecek yollar ile çocukların ve gençlerin zihin dünyalarının gelişimini etkileyen faktörler üzerine konuştuk. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/suat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi/">Suat Turgut İle Çocuklarda ve Gençlerde Farkındalığın Gelişmesi Üzerine Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Suat%20Turgut%20%C4%B0le%20%C3%87ocuklarda%20ve%20Gen%C3%A7lerde%20Fark%C4%B1ndal%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20Geli%C5%9Fmesi%20%C3%9Czerine%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Suat%20Turgut%20%C4%B0le%20%C3%87ocuklarda%20ve%20Gen%C3%A7lerde%20Fark%C4%B1ndal%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20Geli%C5%9Fmesi%20%C3%9Czerine%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Suat%20Turgut%20%C4%B0le%20%C3%87ocuklarda%20ve%20Gen%C3%A7lerde%20Fark%C4%B1ndal%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20Geli%C5%9Fmesi%20%C3%9Czerine%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Suat%20Turgut%20%C4%B0le%20%C3%87ocuklarda%20ve%20Gen%C3%A7lerde%20Fark%C4%B1ndal%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20Geli%C5%9Fmesi%20%C3%9Czerine%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsuat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi%2F&#038;title=Suat%20Turgut%20%C4%B0le%20%C3%87ocuklarda%20ve%20Gen%C3%A7lerde%20Fark%C4%B1ndal%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20Geli%C5%9Fmesi%20%C3%9Czerine%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/suat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi/" data-a2a-title="Suat Turgut İle Çocuklarda ve Gençlerde Farkındalığın Gelişmesi Üzerine Bir Söyleşi"></a></p><p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-29701" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Suat-Turgut-Fotograf.jpg" alt="" width="712" height="622" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Suat-Turgut-Fotograf.jpg 712w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Suat-Turgut-Fotograf-300x262.jpg 300w" sizes="(max-width: 712px) 100vw, 712px" /></p>
<p><strong>Adam Olmuş Çocuklar ile tanıdık sizi. Çocukların hayal dünyasına yeni bakışlar, yeni belki de unutulmuş hayallerini tekrar getirdiniz. Sayın Suat Turgut, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? </strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Bana göre bir insan özgeçmişten çok, öz geleceği ile ilgilenmelidir.<br />
İnsan, hayal ve hedefleriyle vardır. Kendimi bir başka gözle anlatmaya çalışayım. Sosyal Antropolog, Öğretmen, Ressam, Yazar… Yüzü aşkın Çizgi roman tekniği ile hazırlanmış eseri vardır. Değiştiremeyeceği geçmişe takılmaz…<br />
Doğru bilginin eskimediğine inanır! Tarihi, <em>“Geçmişin geleceğe haykırışı”</em> olarak kabul eder. Bu sesi duyarak öngörü, tedbir, akıl ve bilim gibi değerleri dikkate almayı ilke edinir. Şimdinin gücüne inanır. Şimdiyi doğru değerlendirerek geleceğe yürür. Geleceğin bir tasarım olduğu bilinciyle, <em>“Hayali olmayanın hedefi, hedefi olmayanın sonuçları olmaz! Ya kendi hayal ve hedefin olur, ya da başkalarının hayal ve hedefinin kuklası olursun!”</em> Diyerek geleceğin tasarımıyla uğraşır! <em>“Varlığımız Gelecek kuşaklara bıraktığımız miras kadardır.”</em><br />
İnancını taşır. Bu amaç ve sorumlulukla yaşar.</p>
<p><strong>Meydana getirdiğiniz çalışmalar sadece çocukların değil yediden yetmişe herkesin ilgisini çekti. Bu çalışmaları yapmanızdaki temel sebep nedir?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Yaşamın tekrarı yoktur. Ve geçicidir… Kendimize sorarsak en fazla üç kuşak atalarımızın adını bilebiliriz. Kuşaklar arası yaşı 25 yıl olarak kabul edersek, 100 yıl sonra da bizim adımızı bizden olan çocuklar bilmeyecek! Milyarlarca ışık yılından söz edilen evrende, insan neredeyse yok hükmündedir. Ancak varoluşumuzun bir anlamı olmalı değil mi? En azından bu geçici yaşamda kalıcı izler bırakmak gibi…<br />
İnsanın varoluş amacı yoksa güzel izler de bırakamaz. Bu geçici yaşamda iyi ile kötünün mücadelesi insanlığın bilinen başlangıcı ile var. Bu savaşta iyilik ışığının savaşçısı olmayı seçmek gerekir, diye düşündüğüm için bu yolu seçtim.</p>
<p><strong>Yaptığınız çalışmalarla bu mücadelede hangi sonuçları görmeyi amaçlıyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Benim hedef kitlem, çocuklar ve gençliktir. Neden derseniz, insanlar büyüdükten sonra değişmiyor. Yani eğitilmiyor. Ama öğrenme yaşam boyu sürüyor. Dünya kültürlerini incelediğimizde bir toplum için doğru olan bir değer, başka bir toplum için cinayet sebebi olabiliyor. Bunun nedeni var olduğumuz toplumun değerleri; inançlar…</p>
<p>İnsan sıfır ahlakla doğar! Bu ahlaksız doğar anlamında gelmez. Yani herhangi bir değer yargısına sahip olarak dünyaya gelmez!<br />
Sonra ailesi, çevresi ve yaşadığı toplumun verdikleriyle kişiliği oluşur.<br />
İnsanlığın bugün mutsuz, sevgisiz kavgalı oluşunun nedeni doğru değerlerle eğitilmemesidir.</p>
<p><strong>Şu anda gençlik ve insanlık nasıl bir durum içinde sizce?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> İnsanlık büyük bir hipnoz içinde…<br />
Dünyayı karıştıran, çocukları öldüren, kaynaklarını ele geçirmek için ülkeleri işgal eden bir şeytanî güç var. Bu şer güçler amaçlarına ulaşmak için çocukların hayalini çalmakla işe başlıyorlar. Onları robotlaştırıyorlar. Sahte, sanal bir dünya oluşturup bilinçlerini uyuşturuyorlar. Ayrıca uyuşturucu ile fiziki olarak da uyuşturuyorlar. Gıda ve ilaç teröristleri, uyuşturucu tüccarları hepsi aynı yolun yolcuları. Hepsi aynı odakların eseri… Bu sömürü çarkını nasıl sürdürecekler? Elbette insanların hayallerini çalarak… Özellikle çocukları sanal ve sahte kahramanlarla hipnoz ederek… Barbi bebekle kız çocuklarının bilinçaltına <em>&#8220;Sen bir bedensin!&#8221;</em> algısı yaratarak.<br />
Mavi Balina gibi korku oyunlarıyla, uçan kaçanla bilinçaltına öğrenilmiş güçsüzlük, <em>“Benden bir şey olmaz!”</em> zehrini akıtarak…</p>
<p>Dizi filmlerdeki süslü yaşam örnekleriyle insanca değerleri yerle bir edip, aileyi parçalıyor; mutsuz, değerleri olmayan, yetinme bilmeyen ruhları kara delik gibi aç insanlar oluşturuyorlar.</p>
<p>İşte bütün bunlarla, ancak eğitilme yaşında çocuklarımızı eğiterek mücadele edebiliriz.</p>
<p><strong>İnsanların kötülükle mücadele edebilmesi için ilk önce neyi bilmesi gerekir?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Farkındalık demek isterim. Farkındalık hipnozu kıracak ilk adımdır.<br />
Bakın dünyada 8 milyara yakın insan var. Bu insanlar “Gel beni yönet demiyor!” Ama birileri dünyayı yönetiyor mu diye sorguladığımızda yanıt bellidir;<br />
-Evet! Birileri dünyayı yönetiyor…<br />
Sonuç şudur: Dünyayı yönetenler dünyayı yönetmeyi hayal etmeseydi, bugün dünyayı yönetemezlerdi!<br />
Bizim çıkarmamız gereken sonuç şudur:<br />
Kendi hayal ve hedefi olmayanlar başkalarının hayallerine hizmetçi olurlar.</p>
<p>Biz, özellikle çocuklarımızın hayal ve hedefi olan, mürşit; yani yol gösterici olarak akıl ve bilim yolunu izleyen özgüven, cesaret, adalet, dürüstlük vb. değerlerle yetişmiş bir kuşak olmasını hedeflemeliyiz.</p>
<p>Akıl ve bilim güçlü olunca hurafe zayıflar.<br />
Cesaret olursa korkaklık, adalet güçlenirse zalimlik, dürüstlük güçlenirse sahtekarlık, eşduyum güçlenirse bencillik, vatanseverlik güçlenirse hainlik azalır.</p>
<p>Bir Kızılderili öyküsü var. Bir çocuk, biri siyah biri beyaz iki kocaman köpek görür.<br />
Dedesine sorar:<br />
Dede hangisi güçlü?<br />
Dedesi yanıtlar; <em>“Oğlum hangisini beslersen o güçlü olur!”</em><br />
Biz doğru değerleri gelecek kuşaklara aktarmazsak, dünyayı yöneten şer güçler kötülük yapmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>İnsan davranışları nasıl ortaya çıkar?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Bu soru üzerinde kısaca duralım. Şimdi kendini patlatan kötü bir insan düşünün.<br />
Neden yaptığını sorguladığımızda o kişinin kendince bir sebebi vardır. Vatanı için kendini feda eden birinin de bu davranışının bir sebebi vardır. Hapishaneye gidip kötü davranışlarda bulunmuş kişilere sorduğumuzda; herkes yaptığı işi bir nedene dayandırıp akla uygun hale getirir.<br />
Özeti; sebepler davranışların tetikleyicisidir.<br />
Doğru bir sebep doğru davranışı, yanlış bir sebep yanlış davranışı ortaya çıkarır.<br />
Sebebi değiştirmeden sonucu değiştiremeyiz.</p>
<p><strong>Doğru değerleri kazandırmak için nasıl bir yöntem izliyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Gelelim davranışların kaynağı olan sebepleri oluşturmak için izlenecek yola…</p>
<p>İnsan bildiğini duyduğunu unutur. Ama gördüğünü asla… Öğrenmenin yüzde sekseni gördüklerimizle beyne yerleşiyor. Görselliğin gücü tartışılmaz. Örneğin şu günlerde BÜYÜK RESET! Diye adlandırdıkları, korku ile insanların belleğini silmek için uygulanan senaryolardan birini hatırlayın. Ayakta olan, yürüyen insanlar bir anda pat diye düşüyor! Tüm insanlığı bir anda korku ile istenilen plana kurban olmaya hazırlıyorsunuz! Bu konuya girmeyelim. Çünkü çok ayrıntılı bir durum… Ne kadar sözle söylerseniz söyleyin, bu görsel etkiyi oluşturamazsınız.<br />
Görselliğin gücünü bilerek, çizgi roman kahramanlarıyla bu doğru değerleri kazandırmayı en etkili yol olarak gördüm. Çizgi filmlerin gücü de büyük. Aynı zamanda bir anda büyük bir kitleye ulaşma aracıdır çizgi filmler… Ama maalesef maliyeti yüksek! Para da ya kötülerin elinde ya da farkındalığı olmayanların…<br />
Ama bu konuda da bir şeyler yaptık.<br />
Öğretmen Suat Turgut Yutup kanalımda iyi bir insanın sahip olması gereken değerleri masal olarak nasıl bir bakış açısıyla işlediğimizi inceleyin.<br />
Şimdi de çocuklara rol model olacak ADAM OLMUŞ ÇOCUKLAR filmlerini yapmaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Çocuklara yönelik Adam Olmuş Çocuklar ve genç okurlara yönelik ise Çanakkale ve Kurtuluş Destanları gibi hazırlamış olduğunuz çok değerli çalışmalar mevcut. Bizleri bu çalışmalarınız hakkında bilgilendirir misiniz?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Bir çocuğun eğitilme sürecinde iki konuya dikkat etmek gerekir.<br />
Öncelikle ahlaklı bir kişilik oluşturmak… Ahlak deyince insanların aklına organ gelmesin! Ahlak iyi bir insanın sahip olması gereken insanca davranışların toplamıdır. Örneğin adaletin tersi zalimliktir! Zalimlik ahlaksızlıktır. Dürüstlüğün tersi sahtekarlıktır; sahtekarlık ahlaksızlıktır.<br />
İyi bir insanın sahip olması gereken temel değerler üzerinde çalıştım. 52 Temel değeri ele aldım.<br />
Bu değerlerle ilgili 2575 Atasözü, 2325 Deyim, 2350, Özdeyiş, 425 adet Öz kültürümüzü de dile getiren Anadolu’dan fıkralar, 225 adet de Nasrettin hoca fıkrası ve çocuklara uyarladığım masallarla DEĞERLER EĞİTİMİ KAYNAK ESERLER seti hazırladım.<br />
Dünyada Müslüman bir profesörün yaptığı bir araştırma var.<br />
Yüzde 99’u Müslüman diye övündüğümüz Ülkemiz, Kutsal kitabımızda işaret edilen güzel ahlaki özelliklere sahip olan ülkeler sırasında 103. Olmuş…<br />
Birçok Müslüman ülke sıralamaya bile girmiyor.<br />
Ateist, kafir diye adlandırılan ülkeler ise ilk sıralarda…</p>
<p>İddia ediyorum;<br />
Uygulama planıyla önerdiğim Değerler Eğitimi Sistemi bu ülkede uygulansın 10 Yılda ilk sıralara hatta ilk sıraya çıkacağımızın altını imzalarım.<br />
Gel gör ki, ahlak kavramını suud kıyafeti zanneden, birbirini kafirlikle suçlayan, kökü dışarda hurafeci kuklaların elinde kalmış…<br />
Çanakkale Destanı, Kurtuluş Destanları ve Adam Olmuş Çocuklar serileri de çocuklarımız ve gençlerimizde davranış değişikliği oluşturacak değerlerle doludur.<br />
Çanakkale ve Kurtuluş destanlarını okuyan çocuk ve gençlerimizde oluşan algı şudur:<br />
Ülkemiz dört bir yandan kuşatılmış, yok olmakla karşı karşıya kalmışız!<br />
Analar 15 yaşındaki yiğitlerin saçlarına kına yakmış vatana kurban diye göndermiş…<br />
Sadece erkekler değil, kadınlarımız da vatanı, şerefini korumak sadece erkeklerin işi değil deyip vatan savunmasına katılıp canlarını vermiş… Bu temel algı oluştuktan sonra kendiliğinden şu çıkarımı yapar insan! Onlar olmasaydı biz bugünleri göremezdik! Varlığımızı kahramanlarımıza borçluyuz. Ders almazsak aynı acıları bir daha yaşarız! Bu sonuçlar kendiliğinden oluşur.<br />
Böylece aidiyet duygusu kazanır çocuklarımız, vatan hainlerinin ve bölücülerin kucağına düşmez. Nankörlük değil, minnet duygusu taşır. Köklerinden beslenen bir ağaç gibi, millî değerleriyle daha da güçlü olur. Adam Olmuş Çocuklar serileri ise başlı başına bir çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde etkin rol oynar.<br />
İlk adım serisiyle çocuğa çoklu bir bakış açısı kazandırmak hedeflenmiş, birbirinden 10 farklı özellikte kahraman işlenmiştir.<br />
Fatih ile büyük düşünmeyi, denizden değilse karadan yürür gemiler! Vurgusuyla imkânsız yoktur bilincini kazanır.<br />
Atatürk ile, ülkemizin kurulana kadar ne zorluklar çektiğimizi, umudunu asla kaybetmemenin başarıyı nasıl getirdiğini, düşmanlarının bile saygı duyduğu bir önderi tanımış olur.<br />
İlk uçak fabrikamızı yapan Nuri Demirağ ile girişimciliği, üretimin önemini,<br />
Hezarfen ile hayal kurmanın büyük işler yapmanın anahtarı olduğunu,<br />
İlk İstiklâl Madalyalı kahramanımız Onbaşı Nezahat ile vatan ve bayrak sevgisini,<br />
Dünyanın ilk savaş pilotu Sabiha Gökçen ile eğitimin gücünü,<br />
Piri Reis ile mucizenin insan aklı olduğunu,<br />
Mimar Sinan ile sanatın değerini,<br />
Biruni ile akıl ve bilim yolunu izlemeyi,<br />
Dünya’nın ilk kadın hükümdarı Tomris Han ile devlet yöneten kadın örneğini, Türk aile sistemini öğrenir.<br />
İlk adım serisi, çocuğa yetenek ve eğilimlerine göre rol modeller sunar.<br />
Barbi bebeği değil Tomris Han’ı, örümcek adamı değil Metehan’ı örnek kahraman olarak alır.<br />
Zihin işgaline beyni kapanır.</p>
<p>Güneşler doğuyor serileriyle gücün kendisinde olduğunu fark eder.<br />
Yıldızlara ulaşmak serileriyle Tarihin Türk’le başladığını, birçok milletin adı ve dili yokken, Türk Milletinin on binlerce yıl öncesine dayanan varlığını anlar.<br />
Böylece yabancı kültürler karşısında eziklik ve aşağılık duyguna kapılmaz.<br />
Dünya Bilim serisiyle akıl ve bilim yolunu izleyenlerin başarılarına şahit olur.<br />
Bugüne kadar Adam Olmuş Çocuklar serisini okuyup olumlu etkilenmeyen tek bir çocuk bile olmadı.<br />
Hatta öğretmenler ve ebeveynler; Bu kitapları yaş gözetmeden her kişi okumalı… İyi ki biz de okuduk diyorlar.</p>
<p>40 Türk Büyüğü, özet anlatımlı olarak poster ve kapı süsleme halinde çalıştık.<br />
İsteyen her öğretmen ve velilere elektronik ortamda bedava gönderdik.<br />
Bugün yüzlerce, belki binlerce okulun kapılarında, duvarlarında bu kahramanlar yer alıyor.<br />
Sağ olsun binlerce öğretmenimiz büyük duyarlılıkla bunları kullanıp, çocuklarımıza gerçek kahramanlarımızı tanıttılar. Tanıtmayı da sürdürüyorlar.</p>
<p><strong>Çocuk edebiyatında milli değerlere çok fazla yer verilmemesinin sebepleri ne olabilir?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Eğitim sistemimiz Atatürk sonrasında büyük yara almıştır.<br />
İnönü döneminde, işlenecek derslerin Amerikalı uzmanların(!) kararına bağlandığını biliyoruz. Daha çok şey var söylenecek! Araştıran görür.<br />
Bir milleti yok etmenin en büyük ve kolay yolunun, eğitim sistemini bozmak olduğunu söylemeye gerek var mı?<br />
En büyük işgal zihin işgalidir!<br />
İşte yapılmak istenen bu…</p>
<p><strong>Bizlerle bu söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ederiz. Sizlerin de son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?</strong></p>
<p><strong>S.TURGUT:</strong> Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir!” sözü öylesine bir söz değildir.<br />
Gelecek gençlik demektir.<br />
Bugün dünün eseri olduğuna göre, yarınlar da bugünün sahiplerinin eseri olacaktır. Peki, bugünün sahipleri hangi mirası gençliğe bırakıyor? Varlığımız gelecek kuşaklara aktardıklarımız kadar olacaktır. Bu mirası bırakmak temel amacımız olmalıdır.</p>
<p>Son olarak şuna dikkat çekmek isterim. Eğitim ve öğretim arasındaki farkı dikkate alalım. Eğitilme yaşı abartarak söylüyorum; 0-12 yaş arası… İnsan ömür boyu öğrenebilir ama eğitilmez. Büyükler öğrenebilir ama eğitimle karakteri kolay kolay değişmez. İşte bu eğitilme döneminde insanın anayasası yazılıyor.</p>
<p>ÇOCUKLUK DÖNEMİ, BİR İNSANIN TÜM DAVRANIŞLARINI ŞEKİLLENDİREN DÖNEMDİR. İŞTE BU EĞİTİLME YAŞINDA KİŞİLİĞİN ANAYASASI YAZILIR!</p>
<p>Bu bilinçle çocukların doğru değerlerle yetişmesini amaç edinelim. Anayasasında doğru değerler yer almıyorsa, doğru davranışlar beklemeyelim çocuklardan… Bir söz var:<br />
<em>“Bir yıl sonrasını düşünen tohum eksin.<br />
10/100 Yıl sonrasını düşünen ağaç diksin.<br />
1000 Yıl sonrasını düşünen çocuk yetiştirsin!”</em></p>
<p>Sağ olun.</p>
<p>Suat Turgut</p>
<p>İnstagram:<br />
<a href="https://www.instagram.com/suatturgutt/">@suatturgutt</a><br />
<a href="https://www.instagram.com/kahramanlarorg/">@kahramanlarorg</a></p>
<p>Feys:<br />
<a href="https://www.facebook.com/tur2023">Suat Turgut</a><br />
Yutup Kanalı:<br />
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCGkBNYDT15MLqoUaTt9u-pA">Öğretmen Suat Turgut Eğitici Çocuk kanalı</a></p>
<p>Site:<br />
<a href="https://www.kahramanlar.org/">www.kahramanlar.org</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/suat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi/">Suat Turgut İle Çocuklarda ve Gençlerde Farkındalığın Gelişmesi Üzerine Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/suat-turgut-ile-cocuklarda-ve-genclerde-farkindaligin-gelismesi-uzerine-bir-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasan Erdem İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</title>
		<link>https://millidusunce.com/hasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2021 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan ERDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29655&#038;preview=true&#038;preview_id=29655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazdığı tarihî romanlarla özellikle genç okurlarının beğenisini toplayan Hasan Erdem ile hem yazdığı eserler hem de çocukların yetiştirilmesinde tarihî romanların gerekliliği ve bu kitapların içeriğinin oluşturulması hakkında konuştuk.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/">Hasan Erdem İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Erdem%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Erdem%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Erdem%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Erdem%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&#038;title=Hasan%20Erdem%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/" data-a2a-title="Hasan Erdem İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi"></a></p><p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-29656" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Hasan-Erdem.jpg" alt="" width="490" height="512" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Hasan-Erdem.jpg 490w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Hasan-Erdem-287x300.jpg 287w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></p>
<p><strong>Sizleri yazdığınız tarihî romanlar ile tanıyoruz. Bize kendinizden ve yazma serüveninizin nasıl başladığından bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong>H.ERDEM:</strong> Kısaca kendimden bahsedecek olursam 1961 yılında Tekirdağ’da doğdum, ilkokul, ortaokul ve liseyi okuduğum Eskişehir’de büyüdüm ve Bursa’da yaşlandım diyebilirim. Üniversite okumadım. Benim hayatımda romanların çok önemli bir yeri vardır. Ailemin ve öğretmenlerimin dışında bana iyiyi kötüyü, sevgiyi saygıyı, mertliği namertliği, vatan, millet, bayrak, doğa, insan ve hayvan sevgisini öğreten okuduğum romanlar, hikâyeler olmuştur. Daha ilkokul yıllarımda kitapları, özellikle tarihî romanları çok sevdim ve çocuk yaşlarımda, gelecek bir dönemde tarihî romanlar yazmayı kafama koydum. Çocukluk hayalimi gerçekleştirebilmek, okunan bir yazar olabilmek için de binlerce kitap okuyarak kelime dağarcığımı geliştirmeye, bilgimi arttırmaya çabaladım. 2008 yılının şubat ayında emekli oldum, kendimi hazır bulduğum için okur koltuğundan kalktım ve yazar koltuğuna geçtim.</p>
<p><strong>Tarihî olayları kurgulamayı seçmenizdeki temel etken ne olmuştur?</strong></p>
<p><strong>H.ERDEM:</strong> Tarihî roman, roman sanatına tarihi malzeme yapar, hikâyenin merkezine tarihî bir şahsiyeti veya tarihî bir olayı koyar. Ziya Gökalp <em>“Başka uluslar, çağdaş uygarlığa girmek için, geçmişlerinden uzaklaşmak zorundadır. Oysa Türklerin çağdaş uygarlığa girmeleri için, yalnız eski geçmişlerine dönüp bakmaları yeterlidir.”</em> Diye yazmıştır. Konfüçyüs <em>“İnsanın kendi ataları yerine başkalarınınkini yüceltmesi kendini bilmezliktir”</em> demiştir. Ben de tarihe ve tarih bilincine büyük bir önem verilmesi gerektiğini düşünüyor, yazdığım roman ve hikâyelerle gençlerimize vatan, millet, bayrak sevgisi aşılamaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Yazmış olduğunuz tarihî romanlara son yıllarda genç okurlarımıza yönelik tarihî olaylarla bezenmiş hikâye dizileri de eklediniz. Edebiyatımızda bu alan – özellikle millî bir gençlik yetiştirmek isteyen topluluklarda- göz ardı ediliyor gibi. Bu alanda verdiğiniz eserlerinizden bahseder misiniz? </strong></p>
<p><strong>H.ERDEM:</strong> Milletleri ilerleten ve yükselten kitaplardır. Okumak yaratılış nedenimizi bilmemizi, dinimizi ve gerçek hayat kurallarını öğrenmemizi, öğrencilik ve iş hayatımızda, kısacası bütün yaşamımızda başarılı olmamızı sağlar. Hz. Ebubekir de <em>“Kitaplar akıllı kişilerin bahçeleri, faziletti kişilerin güzel kokulu çiçekleridir”</em> buyurmuştur.<br />
Tarihî roman ve hikâyelerin toplumun motivasyon gücünü arttırdığına, millî şuuru güçlendirdiğine inanıyor, çocuklarımızın şahsiyetli, onurlu, vakur, marifetli, vatanını seven, ana dilini aziz sayan, törelerine sahip çıkan, millî tarihi sayesinde ayakta durduğunu bilen ve millî sorumluluk duygusuna sahip bir insan olarak yetişmeleri için kalem oynatıyorum.<br />
Bugüne kadar yayımlanmış 8 tarihi romanım ve 3 hikâye kitabım var. Kıymetli okuyucularım çok yakında yeni romanımı ellerine alacaklar. Sekiz romanımın beşi Rumeli fatihi Türk akıncılarını merkeze alarak kurgulanmıştır. Üç kitaptan oluşan Atilla serisi Avrupa Hun İmparatoru Atilla’nın tahta çıkışından ölümüne kadar gelip geçen olayların hikâyesini anlatmaktadır. “Tarihimizden Hikâyeler” başlıklı üç kitabımda, konusunu tarihten alan yirmi üç hikâye bulunmaktadır. Hikâyelerimi okuyan çocuklarımız hoşça vakit geçirirken tarihimizin belirli dönemlerini de öğrenmiş olacaklar.</p>
<p><strong>Tarihî roman yazmak ve bu açığı kapatmak isteyen genç kalemdaşlarınıza bu konuda ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?</strong></p>
<p><strong>H.ERDEM:</strong> Türk edebiyatında ilk tarihî roman denemesi Ahmet Mithat Efendi’nin 1871 yılında yazdığı “Yeniçeriler” adlı romanıdır. Ama batılı anlamda yazılan ilk tarihi roman 1880 yılında yazılan Namık Kemal’in “Cezmi” romanıdır. Yöntemleri farklı olsa da edebiyat ile tarih arasında sıkı bir ilişki vardır. Edebiyatçı da tarihçi de konu olarak insanları ve insanların hayatlarını ele alırlar. Kurmaca romanlar bilimin gerçekleriyle doğrulanmak zorunda olmadıkları için yüzyıllar boyunca güncelliklerinden bir şey kaybetmemişlerdir.<br />
Bugüne odaklanabilmek için öncelikle geçmişi bilmek gerekir. Peyami Safa’nın dediği gibi gençlerimizin tarih ve akıl şuuruyla beslenmeleri gerekiyor.<br />
Tarihî roman yazmayı düşünen gençler tarihin verilerinden yararlanmalı, geçmişte yazılmış edebiyat eserleri, belli devirleri anlatan gazavatnameleri, zafernameleri, fetihnameleri, siyasetnameleri, seyahatnameleri, sefaretnameleri ve tezkireleri okumalı, haritalar incelemeli, romanlarının geçtiği coğrafyalardaki sosyal yapıyı da araştırmalıdırlar.<br />
Romanda kurgu ve hayal gücü çok önemlidir ama tarihî şahsiyetler ve olayları anlatırken tarihî bilgilere sadık kalmak için oldukça dikkatli davranılmalı, kaynaklarca sabit olan tarihî konular değiştirilmemeli, tarihin farklı dönemlerinde yaşamış ve bir araya hiç gelmemiş tarihi şahsiyetler buluşturulmamalı, gitmedikleri coğrafyalara götürülmemeli, tarihî şahsiyetler haksız ve yersiz bir şekilde zan altında bırakılmamalı, uçuk, kaçık kurgular yapılmamalıdır.<br />
<strong>Sayın Erdem, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p><strong>H.ERDEM:</strong> Edebiyat eserleri olmayan milletler uygarlaşamaz ve tarih sahnesinden silinir, yok olur giderler. Kemal Tahir’in belirttiği gibi “Büyük bir tarihi olmayan, böyle büyük bir tarihe dayanmayan toplumlar, hiçbir şart altında, büyük bir millî edebiyat, sanat yaratamazlar. Böyle büyük bir edebiyat, sanat yaratmadıkça da dünya edebiyat ve sanatının vardığı çizgiye katiyyen ulaşamazlar”<br />
Geçmişin destan, masal, hikâye anlatıcıların yerini de günümüzde tarihî roman yazarları almıştır. Önümüzdeki yıllarda edebiyatçıların özellikle de tarihî roman ve hikâye yazanların sayısının ve kalitesinin artması beni çok mutlu edecektir.<br />
Söyleşimizi Kâzım Karabekir Paşa’dan bir alıntı yaparak sonlandırmak istiyorum.<br />
<em>“Tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını başkaları çizer”</em></p>
<p><strong>Sayın Erdem, değerli vaktinizi bize ayırdığınız ve bizimle bu bilgileri paylaştığınız için sizlere Millî Düşünce Merkezi adına çok teşekkür ediyorum.. Umarım bu yöndeki çalışmalarımız daha da yoğunlaşır. Çocuklarımız ve gençlerimiz öz membalarından beslenirler. </strong></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/">Hasan Erdem İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hasan-erdem-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasan Kallimci İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</title>
		<link>https://millidusunce.com/hasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 15:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29240&#038;preview=true&#038;preview_id=29240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaleme aldığı eserler ve hazırladığı çizgi-diziler ile tanınan yazar Hasan Kallimci ile ülkemizde yayınlanan çocuk edebiyatı ürünleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/">Hasan Kallimci İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Kallimci%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Kallimci%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Kallimci%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Hasan%20Kallimci%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&#038;title=Hasan%20Kallimci%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/" data-a2a-title="Hasan Kallimci İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-29243" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1963" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-scaled.jpg 2560w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-300x230.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-1024x785.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-768x589.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-1536x1178.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/H.Kallimci-2048x1570.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<p><em>27 yıllık öğretmenlik hayatında öğrencilerine sadece akademik bilgiler değil fikir dünyasının gelişmesine katkı sağlayan eserler de sunan Hasan Kallimci ile bu alandaki emekleri ve çocuk edebiyatında kullanılan içerikler ile bunların millîliği üzerine konuştuk. Değerli Öğretmenimizin bilgilerinden yararlanmak adına sözü ona bırakalım.</em></p>
<p><strong>Öncelikle okurlarımızın sizi yakından tanıyabilmesi için bize kendinizden bahseder misiniz Hasan Hocam?</strong></p>
<p><strong>H. Kallimci:</strong> 1949 Denizli / Sarayköy doğumluyum. 1967 yılında, Nazilli Öğretmen Okulu mezunu ilkokul öğretmeni olarak görev yapmaya başladım. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden önlisans diploması aldım. 1994 yılında emekliye ayrıldım. Öğretmen Okulu’nda 14 ay yayımlanan AK adlı edebiyat dergisinde yer alan “Fakir Kemancı” adlı hikâyemle yazarlığa adım attım. Ekseriyeti 1. – 5. sınıf öğrencilerine, hitap eden -seviyelerine göre seriler hâlinde- çok sayıda hikâye, roman, masal, şiir, tekerleme, destan, efsane, tiyatro dallarında eserler yazdım. Gençler ve daha üst yaşlardakiler için de roman, hikâye ve araştırma dallarında kitaplar yayımladım. Yerel ve Ulusal dergi ve gazetelerde yazılarım çıktı. 6 – 8 yaş grubuna hitap eden, mikroplarla mücadele ederek sağlıklı kalmanın işlendiği 13 bölümden oluşan “Bitmeyen Savaş” adlı çizgi filmlerin hikâye ve senaryosunu yazdım. Halen yazarak üretmeye devam ediyorum. Denizli il merkezinde yaşıyorum. Evliyim, 2 evlat ve 4 torunum var.</p>
<p><strong>Meydana getirdiğiniz pek çok eseri küçük okurlarımızın seviyelerine göre gruplandırıldığınızı görüyoruz. Bu eserleri oluştururken dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir?</strong></p>
<p><strong>H. Kallimci: </strong>Takdir edersiniz ki kreşteki, anaokulundaki çocuklarımızın ilgileri farklıdır; aynı şekilde ilkokul 1. sınıf ile 2. sınıf öğrencilerinin de, 3. sınıf ile 4 ve 5. sınıflarda okuyanların da… Bu farklılıklar dikkat edilerek konular tespit etmek, metinlerin uzunluğu ve kısalığını ayarlamak, metinleri işlerken kullanılan dilin seviyelere uygunluğuna dikkat etmek çocuk edebiyatçısı yazarların hünerine bağlıdır. Ben de eserlerimi üretirken;</p>
<p>Okurlarımın “Kökü mazide olan âtîyiz.” bilincine ermelerini amaçladım. Kitaplarımda Türk milletinin dününü anlattığım gibi çocuğun yaşadığı ve şahidi olduğu bugünün konularını işledim. Çocuklarımızı milletimizin geleceğine olumlu katkı yapacak düşünce ve araştırmalara sevk edecek kurgular da yaptım.</p>
<p>Çocuklarımızın masal, hikâye, roman, şiir vd. edebî dalları tanımasını sağladım ve hemen hemen her dalda telif eserler ürettim.<br />
Konuları yaş ve seviyelerine göre seçtim.<br />
Yaş ve sınıf seviyesine, ele aldığım konuya en uygun edebî dalı tercih ettim.<br />
Metinlerin dilini, uzunluğu ve kısalığını, kitapların hacmini sınıf ve yaş seviyesine göre ayarladım.<br />
Kısa cümlelerle, yalın bir Türkçeyle yazmaya çalıştım.<br />
Okul öncesine ve 1. &#8211; 3. sınıflara hitap eden kitaplarda tekerlemeye yakın şiiri ve düz yazıyı iç içe kullandım.</p>
<p><strong>Sizin çocuk edebiyatına yönelmenizdeki en önemli sebep nedir?</strong></p>
<p><strong>H. Kallimci:</strong> İlkokul ve ortaokul çağlarında okuduğum, öğretmenlik hayatımda öğrencilerime okuttuğum kitaplarının çoğunun Batılı yazarları kaleminde çıkmış olmaları beni rahatsız ediyordu. O kitaplar da okunmalıydı ancak Türk milletiyle ilgili, çocuklarımız için yazılmayı bekleyen pek çok konu vardı. Çocuk edebiyatı türündeki eserler konu, taşıdığı kültür ve anlayış olarak Millî Eğitimin amaçlarıyla paralellik arz etmeliydi. Yeni Ömer Seyfettinlere, Ziya Gökalplara, Kemalettin Tuğculara ve –yarınlarla ilgili olarak çocuklarımızı bilime yönlendirme konusunda örnek aldığım bir yabancı yazardır- yerli Jules Wernelere ihtiyaç vardı. Onlardan biri ben olabilirdim. Yazdığım, kitaplaşan ve kitaplaşmayı bekleyen 140’ın üzerindeki eser bu düşüncenin ürünüdür. 54 yılı aşan sürede, yoğun tempoda çalışmama ve üretmeme, İskender Öksüz ağabeyimin “Hasan, dalını seç!” ikazı ile Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Hasan, çok çocuk kitabı yazmalısın!” buyruğunun da etkili olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p><strong>Çağdaş Türk edebiyatının çocuk ve gençler için ürettiği yayınlara baktığımızda millî hassasiyetlere pek de bağlı kalınmadığını, kalanlar olsa da bunun pek de yaygın olmadığını görüyoruz. Bu konu hakkında sizin düşünceleriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong>H. Kallimci:</strong> Benim bu tür röportajlarda tekrar tekrar ifade ettiğim, âdeta vecizeleştirdiğim bir görüşüm var: <em>&#8220;Hiçbir millet, dünya vatandaşı yetiştirmek için yatırım yapmaz.&#8221;</em>. &#8220;Millî Eğitim&#8221; çarkından geçirdiğimiz çocuklarımızın ve gençlerimizin; Türkçeyi iyi kullanan, milletimizin kültürü ve insanî değerleri ile yoğrulmuş, sorgulayan, araştırıcı, sorumluluk bilincine sahip, dünyanın neresine giderse gitsin kendini, ülkesini ve milletini en iyi şekilde temsil edebilen kişiler olarak hayata atılması gerekir. Atatürk, Kurtdereli Pehlivan, Aziz Sancar, koronavirüse karşı buldukları aşıyla bizi gururlandıran Uğur Şahin ile Özlem Türeci şu anda aklıma gelen birkaç örnek. 3. soruya verdiğim cevapta; “Çocuk edebiyatı türündeki eserler konu, taşıdığı kültür ve anlayış olarak Millî Eğitimin amaçlarıyla paralellik arz etmeli”. demiştim. Ayrıca veliler, öğretmenler, özellikle Millî Eğitim Bakanlığı yöneticileri, görsel ve yazılı medya sahipleri ile yazarları ve yayınevleri de bu konuda çok hassas olmalılar. Bugün Türkiye, her düşüncenin, fırkanın, cemaatin, tarikatın kendi askerini yetiştirmeye çalıştığı süreçten geçiyor. Yayınevleri de bu süreçte açılan tezgâhlardır ve “kendi askerlerini yetiştirme anlayışı” ile “kendi yazarlarının” eserlerini yayımlamaktadırlar. Bunlara “para kazanma hırsına kapılmış yayıncıları” da eklersek durum vahimdir. Eğitim öğretim ve yayıncılık sazının akordu bozuktur, akortlanması gerekir. Çocuk edebiyatı alanı da bu gidişten etkilenmektedir. Bilimde, sanatta, ekonomide, tarımda, askerlikte, esnaflıkta, sporda, vd. “Mehmetçik ruhuyla” yetişmiş insanlara ihtiyacımız var. Aksi hâlde bu topraklarda tutunamayız.</p>
<p><strong>Eserleriniz birçok bilimsel çalışmaya da konu oldu. Bize bunlardan bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong>H. Kallimci:</strong> Çeşitli üniversitelerde, çocuk kitaplarımla ilgili 3 lisans ve 4 yüksek lisans tezi yapıldı. Ben konuları itibarıyla yüksek lisans tezlerini bilginize sunacağım.<br />
Dumlupınar Üniversitesi’nde Hikmet DEGEÇ, “Hasan Kallimci’nin Çocuk Romanlarının İncelenmesi” (2016);<br />
Sakarya Üniversitesi’nde Serkan TEKE, “Çocuk Edebiyatı Yazarı Hasan Kallimci’nin Öykülerinin Okunabilirlik Açısından Değerlendirilmesi” (2016);<br />
Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde Yunus Emre UYAR, “Hasan Kallimci’nin Destan Romanlar Serisinin Çocuk Edebiyatının Temel Kuralları Bağlamında Değerlendirilmesi” (2019);<br />
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde Kübra ERIŞIK, “Çocuk Edebiyatı Yazarı Hasan Kallimci’nin İlkokul Düzeyindeki Kitaplarının Değerler Eğitimi Açısından İncelenmesi” (2019) konularında yüksek lisans tezleri verdiler.<br />
2020 yılının son aylarında da Kastamonu Üniversitesi öğretim üyeleri Şahin ŞİMŞEK ile Funda BULUT, 12 çocuk edebiyatı yazarı ile yaptıkları röportajı, “Çocuk Edebiyatı Yazarlarının Kaleminden Değerler Eğitimi” adlı eserde topladılar. Bu eserde benimle yaptıkları röportaj da yer aldı.</p>
<p><strong>Bu alana eğilmek isteyen genç yazar adaylarımız için önerileriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong>H. Kallimci:</strong> Kendilerinde herhangi bir edebî dalda yazma kabiliyeti gören gençlere şunları önerebilirim:<br />
Hangi edebî dala yatkın iseler, hangi seviyeye hitap edeceklerse, o alanda usta ürünü edebî eserleri, bir yazar adayı gözüyle okumalılar.<br />
Türkiye, Türk milleti, Türk kültürü, dünyada neler olup bitiyor… Bu alanlarla da ilgili ve bilgili olmalılar. Yazar doldukça yazan, yazdıklarıyla boşalan kişidir. Yazdıklarının kalitesi yazarın donanımı ile bağlantılıdır.</p>
<p>Gençler yazarlığı sporculukla kıyaslamalıdır. Bir sporcu antrenmanlara sıkı bir şekilde devam etmezse maçlarda veya yarışmalarda istediği başarıyı elde edemez. Bu sebeple yerel ulusal demeden, gazete, dergi, web siteleri gibi ortamlarda antrenmanlara devam etmelidirler.<br />
Millî Düşünce Merkezi benim gözümde bir “Türklük Akademisi”dir. Gençlerin testilerini bu “Millî Düşünce Pınarı”ndan doldurmalarını tavsiye ediyorum.</p>
<p><strong>Bu değerli bilgiler için teşekkür ediyorum. Sizin eklemek istediğiniz başka bir şey var mıdır? </strong></p>
<p><strong>H. Kallimci:</strong> Şahsınızda, Millî Düşünce Merkezi’nin çocuk edebiyatına ve bu alanda ürettiğim eserlerime olan ilgisine teşekkür ediyorum. Millî Düşünce Merkezi tarafından, 2018 yılında “Yahya Kemal Fikir Sanat Edebiyat Armağanı” ile mükâfatlandırılmış olmanın gururunu ömrüm boyunca taşıyacağım.<br />
Eserlerimi tanımak ve edebî faaliyetlerimi takip etmek isteyenler www.hasankallimci.com adresini ziyaret edebilirler.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/">Hasan Kallimci İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hasan-kallimci-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yağmur Tunalı İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</title>
		<link>https://millidusunce.com/yagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2021 15:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29234&#038;preview=true&#038;preview_id=29234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yayımladığı eserlerle, hazırladığı belgesel programlarıyla tanıdığımız Yağmur Tunalı ile çocuk edebiyatı eserlerindeki içeriklerin millîliği ve Türk çocuğunun doğru fikir dünyası içinde yetişmesi konusunda keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/">Yağmur Tunalı İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Ya%C4%9Fmur%20Tunal%C4%B1%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Ya%C4%9Fmur%20Tunal%C4%B1%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Ya%C4%9Fmur%20Tunal%C4%B1%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&amp;linkname=Ya%C4%9Fmur%20Tunal%C4%B1%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi%2F&#038;title=Ya%C4%9Fmur%20Tunal%C4%B1%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair%20Bir%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/" data-a2a-title="Yağmur Tunalı İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-29235" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/Yagmur-Tunali.jpeg" alt="" width="500" height="332" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/Yagmur-Tunali.jpeg 500w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/Yagmur-Tunali-300x199.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><em>Her alanda okura ve izleyiciye hatta bazı zamanlar da dinleyicilere sunduğu kaliteli eserler ile yeni ufuklar açan Yağmur Tunalı ile ne zamandır aklımızda olan bir konu üzerine konuştuk. Çocuk edebiyatı eserlerindeki içeriklerin millîliği ve Türk çocuğunun doğru fikir dünyası içinde yetişmesi konusunda keyifli şöyleşimizde Tunalı’nın bu alanda vermiş olduğu eserlere de değindik. Şimdi sözü Yağmur Bey’e bırakalım. </em></p>
<p><strong>Yağmur Tunalı’nın ne kadar çok yönü olduğunu ve her alanda güzel eserler verdiğine yıllardır şahit oluyoruz okurlar olarak. Sitemizin okurları için sizi bir de kendinizden dinleyebilir miyiz?</strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Ben kendimden, böyle şuyum buyum, şunu şunu yaptım diye bahsetmeyeyim de soracağınız sorular üzerinden onlara gireyim. Çünkü en zorlandığım konu böyle doğrudan “Kendini anlat” denmesidir. Bu konudaki çekingen tavrımın nerelere vardığını, ne gibi arızalar doğurduğunu bilseniz şaşmakla kalmaz belki ayıplar, hatta kızarsınız. Hadi birini söyleyeyim: Ahmet Kabaklı Hoca, 1980’lerin başında Türk Edebiyatı’nın yeni baskısına beni de alacağını ve bir biyografi vermemi istedi. Utandım. Birkaç defa daha söyledi. Yazıp veremedim. O tarihte bir yerde de yazılı yok. Hoca dediği gibi, edebiyat tarihinin “şiir”e ayırdığı 4. cildine beni de aldı ama doğum tarihimden başlayarak bazı yanlışlık ve eksikliklerle yazdı. Düşünün, siz böyle bir adama kendinden bahset diyorsunuz.<br />
Bir araba laf ettim, dediğinizi yapsam daha iyi değil miydi? Yok yok.. kızmayın! Bu da bir iç dökme fırsatı oldu.</p>
<p><strong>Yağmur Bey, bu kadar fazla alanda kendinizi daha yakın hissettiğiniz bir alan olmalı. Kendinizi bir şair mi, bir yazar mı yoksa bir yönetmen mi olarak görüyorsunuz? </strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Yaptıklarımın hepsini severek yaptığımı söyleyebilirim. Hepsi de benim ama önce şair ve sonra yazarım. Televizyonculuk ve onunla ilgili işler sonra gelir. Çorba oradan kaynadığı hâlde böyle düşünmekten dolayı biraz mahcup olsam da böyle. O hâlde televizyonculukta da ilk sıraya metin yazarlığını koymalıyım. Bu kesindir. Bakın, “senaryo” demiyorum. Hâlbuki o da yazarlıkla ilgiliyken, demiyorum. Çünkü senaryo çok teknik bir çalışmadır ve sanata en uzak yazış şeklidir. Televizyon ve hatta radyo için düz metin yazmak da sizi pek çok bakımdan bağlar. Ama hiç olmazsa senaryo kadar teknik şartı yoktur ve esnek bir şablon içinde epeyce hürsünüzdür. Sanata daha yakın metinler çıkarmanız mümkün olabilir.</p>
<p><strong>Bu yönünüzü öne çıkaran sebep nedir peki, bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Galiba şairliği kastediyorsunuz. Bunu birkaç yerde yazdığımız sanıyorum. Sanat, bizim Toroslarda çocukluğumuzda çokça şahit olduğum toprak altından suyun birdenbire çıkışı gibidir. Önce toprakta bir ıslaklık görürsünüz. Sonra birden su sızmaya veya gürül gürül akmaya başlar. Kabiliyetler de sanki böyle aktifleşir. Kaynak derindedir. Şiirde bu görünür hâle gelişi az çok biliyoruz. Çok zaman ve çok kişide bir sevgi şokuyla başlar. Yahya Kemal’in Redife Hanım’ı görüşü gibi. Görür ve çarpılır. Bir kalem kâğıt arar, mısra dizmek ister. Şuurlu bir durum değildir. Şuuru aşan bir şuurun zorlamasıdır ve kendiliğindendir. Üstad şiire öyle başlar. Bende de öyle oldu.<br />
Şiirden genişledim. Çocukluğumdan beri yazmaya yatkındım. Yazmak beni çevreye açtı. Başka sanatlara ilgi duydum. Müziği dinleyici seviyesinde sevdim. Çok sevdim. Tiyatroya olan ihtiyacımız ve sevgim beni sahneye attı. O kadarla da kalmadı, başka alanlara da ilgi duydum.<br />
Evet, öyle anlar gelir ki bir türde yazmakla, hatta yazmakla yetinemezsiniz. Oraya buraya isteyerek -savrulduğunuz değil de- yayıldığınız bir dönem gelir. Tam kontrol edemeyeceğiniz ve vazgeçemeyeceğiniz keşifler için atılırsınız. Televizyonculuğa kadar böyle genişleyen ilgilerle yüklü bir uzun zaman geçirdim. Televizyonculuk, benim için belgesel metinleri yazmaktı. Ama orada da duramadım. Şartlar, TRT’ye girer girmez yazdığım metinleri çekmemi gerektirdi, yapımcı- yönetmen oldum. Kültür belgeselleri yazdım, yönettim. Oradan kültür insanlarına geçmek gerekti, biyografik çalışmalarda sunucu oluverdim. Çünkü sorularınızı bir spikerin okuması veya okuyup ezberleyip söylemesi sohbet tadı vermez. Denedim, vermedi. Berecebilen çıkmamıştır diye düşünebilirsiniz. Hayır, sorular, konuya yakın olmayanın ağzına bile yakışmıyor. O eğreti durumu kabul edemedim. Mecburen kendimi kamera önüne koydum. Onunla da kalmadı ve zaman içinde televizyonla ilgili pek çok işi üstlenmek zorunda kaldım. İsteğim dışında yöneticilik de yaptım. Kanal yönettim. Yurtdışında temsilcilik ettim, temsilcilik kurdum.<br />
Bütün bunlar, hesaplanmış, tasarlanmış şeyler değildi. Demek ki, bir ölçüde bunları yapabilecek bir zihin ve kültür hazırlığı varmış, diyeceğim. Ve en önemlisi, doğuştan getirdiğim yetenekler, iyi sayılabilecek kültür ortamlarında bulunmak ve biraz kültür edinmekle su yüzüne çıkabildi. Bu kadar çeşitli işi, istediğim kadar iyi yapabildiğimi söyleyemem. Zaten bu çeşitlilikte en iyi mümkün de değildir. Daha dar bir alanda kalsam, hiç şüphesiz daha yüksek bir başarı beklenebilirdi. Yalnız, yaptıklarımdan utandığım bir iş hatırlamıyorum. Bu bana yeterdi, yetti.<br />
Asıl şu noktayı söylemeliyim: Yetenek kendiliğinden açığa çıkmayabilir. Onu deşmek gerekebilir. O da kültür işidir diyeceğim. Yani, belli bir birikim olmadan olmaz. Sanırım çıtayı fazla yüksek tutmadım. Göz korkutmak istemem. Nihayet ben dağda doğmuş ve sonra sevgisinin itişiyle bu işlere girmiş bir insanım.<br />
Gördünüz mü, kendinden bahset dediniz, güya cevap vermedim, işte belki istediğinizden çok fazlası geldi.</p>
<p><strong>Ülkemiz pek çok zorlu dönemden geçti. Bunlardan biri de 1970’li yıllarda yaşadığı, sizin deyiminizle “Kavga Günleri”ni yaşadı. Çalışmalarınızı takip eden okurlarımız bilirler ki sizin bir isteğiniz vardı. Milliyetçilerin de sanat/edebiyat platformunun olmasını istiyordunuz. O dönemde ne gibi çalışmalarda bulundunuz, kısaca değinir misiniz?</strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Sözü acı verici bir yere getirdiniz. Bizim nesil kavga ederken asıl kavgayı unuttu. Elbette mazur görmek için sebepler çok. Fakat milliyetçiyseniz mazerete sığınamazsınız. O inanış sizi rehavete bırakmaz. Bu böyleyken, uğruna öldüğümüz milleti nasıl temsil edeceğimizi, onun için neleri nasıl yapmamız gerektiğini düşünmeyi ihmal ettik. Ancak öyle “milliyetçi” olunacağını konuşamadık. Tertemiz, adanmış ve destan değerinde mücadele veren, her hatırlayışımda gözlerimi nemlendiren bir nesil bunu tam anlayamadı ve hatta düşünemedi.<br />
Bu eksiği tamamlamak lazımdı. Hareketin ileri gelenleri de bu işin farkındaydı. Öyleyken neden bu işi hâlledemedik? Uzun bahistir. Kültür-sanat, zaman ayıramadıkları bir konu demeyeceğim, başka problemler her zaman öndeydi. Harekete katılan sayısı ordular hâlinde gelenlerle çok artıyordu. Benim 14. yaşımda Kayseri Türk Kültür Derneği’nde tanıdıklarım, sayıca azdı. Otuz kişi kadardılar. Hepsi de kültürlü insanlardı. Bir fikir sanat dergisi de çıkarıyorlardı. Benim neslimden mektep çocukları öbek öbek gelince o ana gövde değişti. O kültür çevresi oluşturulamadı. Her yerde böyle gelişti. Yetişmiş insan az, yetişecek ondan onlarca kat fazlaydı ve zamanla yüzlerce kata ulaştı. Milliyetçiliğin entelektüel geçmişinin izinde gidilemedi. Bunu birçok yönüyle anlamak lazım. O detaylı bakışın yeri burası değil. Onun için soruya döneyim.<br />
Ankara’ya gelir gelmez, büyüklerle görüşmek yanında benim gibi sanatın öksesine düşen öğrenci arkadaşların peşine düştüm. Üç beş kişi olunca harekete geçtik. Ocağın bir kültür merkezi olmasını konuştuk. Ülkü Ocakları Sosyal Faaliyetler Merkezi o sırada düşünce hâlindeydi, hızlandırdık. Bir de önceleri folklor ağırlıklı çalışan Tömfed (Töre Mûsikî Folklör ve Eğitim Derneği) kuruldu. Bir canlanma hâliydi. Tabii kısa zamanda bu merkezlerde geceler, konserler düzenlemek öne çıktı.<br />
Biz iki temel konuyu öne aldık. Edebiyat ve tiyatro. Müzik de hemen yanındaydı. Yüksek Öğretmen’de Ülkü Pınarı dergisini çıkardık. Onu genel merkeze aldılar, kapanınca o tecrübeyle Divan’ı düşündük. İlk dört sayısıyla o dönemin bazı şair ve yazarlarınca zaman zaman en iyi edebiyat dergisi sayılacak Divan önemli bir hamleydi. Aynı zamanda akademik bir tiyatro için sabırlı bir meraklı grubunu topladık. “Sabırlı” diyorum, çünkü sekiz ay kurs görecektik. Yüksek seviyeli bir tiyatro kuracaktık. Koyduğumuz hedef, Ankara Sanat Tiyatrosu ile rekabet edebilecek bir seviye idi. Akla ziyan işler oldu, yine vazgeçmedik. Ve başladık.<br />
İkinci senemizde ikinci oyunumuzu gören Türkeş Bey Başbakan yardımcısı maaşını tiyatroya gönderdi. Şu da enteresan bir durumdu: Gala’ya mutlaka Bülent Ecevit’i de davet etmemizi istedi. Çok beğenmişti. O zaman bize her gün “katil” diyen, azılı düşman gören Ecevit’i davet etmemizi istemesinin anlamı büyüktü. Mesela o manalardan biri şuydu: “Bizim de bu kadar yüksek seviyede bir tiyatro topluluğumuz var” demek istiyordu. Bu seviyeyi yakaladık ama bu yüksek beğenme ve övünme, devam ettirecek canlılıkta bir sahiplenmeyi getirmedi. Seyirci ilgisi vardı ama yeterli değildi. İkinci oyunumuzu 75 defa oynamamıza rağmen yetmedi. Çünkü salonu doldurduğumuz gün nadirdi. O zaman için bile büyük masraf bu hâliyle karşılanamadı. Yardım da edilemedi. Üç yılda iki oyun koyduk ve hazırladığımız üçüncü oyunu seyirciye ulaştıramadık. Böyle çekilmeyelim dedik ve bir sanat gecesiyle veda ettik. O geceden sonra Galip Erdem Bey’in Hergün Gazetesindeki yazısını bulsanız da okusak. “Bu sanat gecesi bütün Türkiye’de tekrarlanmalıdır.” diyordu. “Bizim için bir turne yolu gözüküyor” dedik. O da çeşitli sebeplerle düzenlenemedi.<br />
Diyeceğim o ki bir dikkat oluşturmak için çok çalıştık. Hemen her hafta Hergün gazetesinin sanat sayfasında tiyatro ve sanat yazıları yazdım. Konuşmalar, görüşmeler aralıksız devam etti. Bunlar ve benzeri gayretlerimizi saymaya girişmeyeyim. Yettiğini söyleyemem, siz de yetmediğini görüyor, yaşıyorsunuz. Aynı eksikliği daha şiddetle hâlâ hissediyoruz.</p>
<p><strong>Şiirlerinizde olsun yazılarınızda olsun okurların dikkatini çeken bir nokta var. Çok duru bir Türkçe kullanıyorsunuz. Çağdaş edebiyatımızda özellikle son dönem genç yazarlarımızın bu konuda pek de hassas davranmadığını görüyoruz. Bu konuda sizin düşünceleriniz nelerdir? Gençlerimiz ve çocuklarımız için önerileriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Bugün için dil zevki edinmenin kolay olmadığını kabul etmek lazım. Büyük çalkantılar ortasında kaldığımız yılların ağır etkileri içinde bu dikkatin edinilmesi de zordu. Onun için yeni nesiller mazurdurlar. Benim neslim de böyle bir zevki edinemedi. Silsile bozuldu. Bir büyük boşluk doğdu. Yabancılaşmaya benzer bir boşluk.<br />
70-80 yıl önceye kadar er mektupları bile sanatlıydı. Çünkü o mektubu yazacak kadar okuyan, ilk mektep de bitirse temiz ve bir ölçüde güzel bir Türkçe yazabilirdi. Dili duyarak öğrenirdi. Halkın dili de sağlamdı. Böyle bir yaygın ve kendiliğinden akan, yayılan bir zevk vardı. 1932’den itibaren giriştiğimiz müdahale dönüm noktasıdır ve çok önemlidir. Atatürk 1934-36 arası iki yıllık Arı Türkçe denemesinin yanlışlığını anlayarak hemen bitirdi. Ondan sonra iki yıl daha yaşadı. Maalesef rahatsızlığına denk geldi ve bu geri dönüşü kalıcı hâle getirecek kararlılık bunun için tam hayatımıza yerleşmedi. Ölümü üzerine, yeniden o tasfiyeciliğe dönüldü. Bu yoldan vazgeçmeyenler devlete hâkimdi. Yoğun ve çok yönlü bir kampanya ile basın, mektepler TDK çizgisini takibe mecbur edildi. Devlet eliyle bir bozgun yaşadık.<br />
Diyeceğim o ki gençlerimiz iyi ve güzel Türkçe duymadılar ve okumadılar ki onlardan iyi ve güzeli bekleyelim. Mazurdurlar. Yalnız bu mazerete sığınmanın ve bu edilgenliği devam ettirmenin de manası yok. Dil dikkati onlar için de bir yerde başlayacak. Başka çare yoktur. Bütün etkili organlarda, edebiyatta, sanatta bu güzel Türkçe’yi arayacağız. Böyle bir dikkatin takipçisi olacağız ve güzel Türkçe arayışı etkili faaliyetlerle gündemin değişmez maddesi haline gelecek. Galiba sorunuza en kestirme düşünce temelini böyle düşünebiliriz.<br />
Diğer taraftan, Türkçesi güzel eserleri seçerek okumayı ve üzerinde durmayı düşüneceğiz. Millî Eğitim Bakanlığı’nın eser listesi çıkarma fikri doğrudur. Yalnız bu eserler üzerinde nasıl durulduğu önemlidir. Nasıl okunuyor, nasıl anlaşılıyor, nasıl duyuluyor, nasıl düşünülüyor.. bunları bileceğiz. Dostlar alışverişte görsün kabilinden olursa olumlu sonuç yerine olumsuzluk artar. Bu işlerde sever gibi yapılmaz. Ancak severseniz başarırsınız.<br />
Bana sorulursa ilk iş birkaç şair ve yazarın eserleri üzerinden dikkatli okumalarla başlanmasıdır, derim. Bu okumalar kendi başına okuma olabileceği gibi zevkine güvenilen bir kişiyle toplu da olabilir. Sindire sindire, her cümlesi ve her kelimesi üzerinde durarak yapılacak bir çalışma da düşünülebilir. Belki Türkoloji bölümlerinde yapılması gereken de budur. Güzel Türkçe konuşanları dinletmek çok önemlidir. Sözün, yazının ve tabii kelimenin tadına varmanın güzel yolları böyle bulunabilir.</p>
<p><strong>Çocuklarımızdan söz açılmışken, sizin de çocuklarımız için hazırladığınız yayınlar vardı. Bu çalışmalar hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?</strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Millet hayatının merkezinde çocuk düşünülür. Eğitim-öğretimin en zorlu ayağında yine çocuklar vardır. Biz, klasik dönemlerin Türk toplumunda, aile içi eğitimle, yaşayarak- göstererek çocuklarımızı eğitirdik. Ninniler, masallar, kahramanlık hikâyeleri anlatır, oyunlar oynatır, müzikler dinletirdik. Çocukların olduğu yerde herkesin hareketlerini onlara göre ayarlaması da önemli bir dikkatti.<br />
Modern zamanlarda bizde de şifahi-yaşayarak eğitim yavaş yavaş ortadan kalktı. Yeni enstrümanlar geldi. Ancak işin özü değişmedi. Yine hikâyeler, anlatılar üzerinden gidiliyor. Çocuk görerek öğrendiği için bütün dünya buna yoğunlaştı. Çocuk romanları, hikâyeleri bugün için önemli bir eğitim-öğretim aracı kabul edildiğinden dolayı büyük bir sektör oluştu. Çünkü çocuklar çok hızlı okuyup-dinleyip, bu kitapların yenisini istiyorlar.<br />
Bizde bu alan maalesef yabancı eserlerle dolduruluyor. Büyük eksiğimiz ve yanlışımızdır. 1991 yılında Kültür Bakanlığı’nın bu yanlışı farkeden yöneticileri bir büyük işe giriştiler. Yayımlar Dairesi Başkanı Alaattin Korkmaz Bey, benden de dört çizgi roman senaryosu istedi. Galiba on kişi civarında bir yazar grubuna sipariş edilmiş konularla başlandı. Işınsu Abla da Alparslan’ı yazdı. Benim yazacağım Bilge Tonyukuk ve Mesnevi’den seçilmiş iki hikâyeydi. Yazdım ve basıldı. Gördüğü ilgiyi ölçtülerse de ben bilmiyorum. onar bin nüsha bastılar. İkisinin ikinci baskısı da yapıldı. Sonra yakınlarda rahmetli olan dostumuz Bahattin Ergezer dördünü de Ocak Yayınları’nda bir daha bastı.<br />
O çocuk çizgi romanlarını millîleştirme hamlesi devlette, özelde devam ettirilmeliydi.</p>
<p><strong>Günümüz çocuk edebiyatının muhteviyatı hakkında düşünceleriniz nelerdir? </strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Bu çok yakından bildiğim bir mesele değil. Çünkü tam takip edemiyorum. Gördüğüm şu: Bizde çocuk yayınlarında yaratıcılık hala çok zayıf. Yabancıların konuları taklid ediliyor. Adapte edilenler de yine onların bakışlarını yansıtıyor. Hâlbuki bizde konu sıkıntısı çekilmez. Bütün bir tarih her yönüyle işlenmemiş hâlde duruyor. Çocukların merakını çekecek o kadar çok konu ve malzeme var ki&#8230; Hayatımızı romanda, hikâyede, sinemada işlemediğimiz için çocuklarımıza da aktaramadık. Eski masallar, kahramanlık hikâyeleri de bugüne taşınmadı. Bunlar üzerinde durulmalı. Yazılmış romanların, hikâyelerin çocuklar için hazırlanmış nüshaları da olmalı. Temel eserleri her yaş grubu için ayrı ayrı düşünmek önemlidir. Başka milletler bunu yapıyor. Mesela İngiltere’de Şekspir’in, Fransa’da Balzac’ın ve diğerlerinin ilkokul çocukları için hazırlanmış adaptasyonları var. Bunu resimde müzikte de yapıyorlar. Bizde çizgi roman, çizgi film yanında kısa filmler alanı da boş denecek durumda. Bu konuda da yapılacak çok iş var.</p>
<p><strong>Son olarak, millî hassasiyete sahip genç kalemlerimizin çocuk edebiyatı alanındaki bu boşluğu doldurmaları adına tavsiyeleriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong>Y. Tunalı:</strong> Çocuk edebiyatı büyükler için olan edebiyattan daha zordur. Çünkü birçok kayıt altında yazacaksınız. İnsanı, hayatı, tabiatı tanımadan güçlü bir edebiyat olmaz, çocuk edebiyatı hiç olmaz. O hâlde çok yönlü bakmayı öğreneceğiz. Gördüğümüz kadar görmediğimiz var. Zihnimiz çok yönlü işleyecek, içimiz zenginleşecek. Bunu da dünyanın en güzel dillerinden biri Türkçemizle yapacağız.<br />
Ondan sonrası tekniktir. Kim ne yaptıysa anlayacak, sevecek, benimseyecek ve kendi eserimizi farklı bir şekilde vereceğiz. Kolay değil ama çalışmakla bir yerde kolaylaşacaktır. Bitmeyen bir merakla insanı ve hayatı incelemek kitaplar kadar önemlidir.</p>
<p>Bize verdiğiniz bu değerli bilgiler için Millî Düşünce Merkezi adına teşekkür ederiz. Çocuklarımızı ait olduğu kültürden uzaklaştırmayacak eserlerin devamının gelmesini ve nitelikli bir niceliğin oluşmasını dileriz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/">Yağmur Tunalı İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair Bir Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yagmur-tunali-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair-bir-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muammer Sun&#8217;un ardından</title>
		<link>https://millidusunce.com/muammer-sunun-ardindan/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/muammer-sunun-ardindan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2021 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Muammer Sun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29185&#038;preview=true&#038;preview_id=29185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizin tanınmış bestekâr ve söz yazarlarından ve Türkiye'de müzik eğitiminin gelişmesine pek çok katkıda bulunan Muammer Sun vefat etti. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muammer-sunun-ardindan/">Muammer Sun&#8217;un ardından</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuammer-sunun-ardindan%2F&amp;linkname=Muammer%20Sun%E2%80%99un%20ard%C4%B1ndan" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuammer-sunun-ardindan%2F&amp;linkname=Muammer%20Sun%E2%80%99un%20ard%C4%B1ndan" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuammer-sunun-ardindan%2F&amp;linkname=Muammer%20Sun%E2%80%99un%20ard%C4%B1ndan" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuammer-sunun-ardindan%2F&amp;linkname=Muammer%20Sun%E2%80%99un%20ard%C4%B1ndan" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuammer-sunun-ardindan%2F&#038;title=Muammer%20Sun%E2%80%99un%20ard%C4%B1ndan" data-a2a-url="https://millidusunce.com/muammer-sunun-ardindan/" data-a2a-title="Muammer Sun’un ardından"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-29186" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/muammer-sun.jpg" alt="" width="480" height="270" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/muammer-sun.jpg 480w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/muammer-sun-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></p>
<p>Bir nesil nasıl mı yetiştirilir? Kaynaklarından nasıl mı beslenir? Biz bunların hepsini bugün dünyasını değiştiren Muammer Sun’dan öğrendik. İlkokulda onun hazırladığı kitaplarla müzik evrenine girdik. TRT’den dinlediğimiz, Türkçemizi en güzel şekilde kullandığı çocuk şarkıları ile büyüdük. <em>“Türkçe ağzımda annemin ak sütü gibidir.”</em> diyen Beyatlı gibi onun yazdığı besteler de kulağımızda annemizin sıcacık sesi gibiydi. Hâlâ da öyle, nesilden nesile ulaşmaya devam edecek bu şarkılar. Gençliğimizde de bizimleydi. <em>“Biz Atatürk Gençleriyiz”</em> bestesiyle ve daha niceleriyle bu toprakların sesini, nefesini her daim hatırlatacak. <em>“Cumhuriyet”</em> ve <em>“Kurtuluş”</em> filmlerindeki besteleriyle bir kuşağa kurtuluşun ne olduğunu tekrar hatırlattı bir daha unutmamacasına&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de yüzlerce çocuk ve gençlik korosu kuran profesyonel, amatör ve genel müzik eğitimi alanında birçok kitap yazan Sun, yazdığı eserlerle müzik eğitiminde önemli bir isim haline gelmişti. Ahmet Adnan Saygun, Hasan Ferit Alnar, Mithat Fenmen, Muzaffer Sarısözen, Ruşen Kam gibi ülkemizin çok değerli hocalarından aldığı bu kaynağı her zerresiyle ülkesine sundu. Milli Eğitim Bakanlığı Müşavirliği sırasında, Çocuk ve Gençlik Koroları Yönetmeliği&#8217;ni hazırlaması ise pek çok çocuk ve gençlik korosunun temelini oluşturmasına ve geliştirmesine sebep oldu.</p>
<p>Meydana getirdiği tüm eserlerle görevim artık tamam dercesine bugün 88 yaşında göç eyledi. Muammer Sun, mirasların en güzellerini bu memleketin çocuklarına ve gençlerine bıraktı. Ülkemden bir âlim daha göçtü.</p>
<p>Yeni durağı Cennet olsun. Muammer Sun’a rahmetle&#8230;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muammer-sunun-ardindan/">Muammer Sun&#8217;un ardından</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/muammer-sunun-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakkı Suat Yılmazer İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair</title>
		<link>https://millidusunce.com/hakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29157&#038;preview=true&#038;preview_id=29157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk edebiyatı ülkemizde hangi kaynaklardan besleniyor? Beslendikleri bu kaynaklar Türk çocuğunun yetişmesi için doğru kaynaklar mı? Doğru kaynaklar üzerine yaptığımız söyleşiyi okurlarımıza sunuyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair/">Hakkı Suat Yılmazer İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair%2F&amp;linkname=Hakk%C4%B1%20Suat%20Y%C4%B1lmazer%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair%2F&amp;linkname=Hakk%C4%B1%20Suat%20Y%C4%B1lmazer%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair%2F&amp;linkname=Hakk%C4%B1%20Suat%20Y%C4%B1lmazer%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair%2F&amp;linkname=Hakk%C4%B1%20Suat%20Y%C4%B1lmazer%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair%2F&#038;title=Hakk%C4%B1%20Suat%20Y%C4%B1lmazer%20%C4%B0le%20%C3%87ocuk%20Edebiyat%C4%B1n%C4%B1n%20Kaynaklar%C4%B1na%20Dair" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair/" data-a2a-title="Hakkı Suat Yılmazer İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-29159 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/YILMAZER-1.jpg" alt="" width="250" height="250" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/YILMAZER-1.jpg 250w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/YILMAZER-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 250px) 100vw, 250px" /></p>
<p>Yazdığı tarihî romanlar ve çocuklarımız için hazırlamış olduğu serilerle edebiyatımızda yerini alan Hakkı Suat Yılmazer ile Çocuk Edebiyatı üzerine ve bu türde verilen eserlerin Türk çocuğunun fikir dünyasını yetiştirmesi konusunda keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Yılmazer’in bu alanda verdiği eserler üzerine ve planları hakkında da bir değerlendirme yaptık&#8230;</p>
<p><strong>1.Bize kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Hakkı Suat Yılmazer? </strong></p>
<p><strong>H.SUAT YILMAZER:</strong> Otuzlu yaşlarının başında, bilginin peşinden koşarken zamanın kontrolünü kaybedebilen ve hali hazırda bir kamu kurumunda da görevine devam eden biriyim. Meslek olarak pek de kabul görmeyen, bana göre de meslek yahut başka bir kategorileştirme ile etkisinin azalacağını düşündüğüm şeyi büyük bir keyif ve azimle uzun yıllardır sürdürüyorum, yani yazarlığı… Bilgiye ulaşmaktan, edindiğim bu bilgiyi özümseyip başkalarına kalıcı olarak sunmaktan büyük haz duyuyorum. Bu bağlamda araştırmaya, öğrenmeye ve üretmeye devam ediyorum. Bu meşakkatli yolculuğumda çalışma azmimi artıran üç romanım ve on iki çocuk hikâye kitabım bulunmaktadır. Tüm bunların haricinde gün içerisinde mutlaka müzik dinliyorum. Günlük işlerin yorgunluğunu atamadığım fakat mutlaka yazmam gereken bir şeyler olduğunda da müzikle kendime bir kısa terapi uyguluyorum. Bazen bu terapi olmaktan çıkıyor, yazarken de fonda çalmaya devam ediyor. Genelde sessiz ortam tercihimdir fakat dediğim gibi bazen ruhum müziğe ihtiyaç duyuyor. Salgından dolayı salonlara gidemesek de spor yapmayı çok seviyorum. Salgın öncesinde haftanın en az üç günü salonda birkaç saat boyunca çalışabiliyordum. İş hayatımızda ve yazarlıkta sürekli zihinle iş yaptığımızdan bedenimizi ihmal edebiliyoruz. Düzenli olarak yapılan sporun çok faydasını görüyorum. Birkaç kilometrelik tempolu yürüyüş bile çok iyi hissettiriyor. Kısacası muhabbet etmeyi, türkü dinlemeyi, spor yapmayı, bir şeyler okumayı ve yazmayı seven biriyim.</p>
<p><strong>2.Eserlerinizde tarihi olaylardan esinlendiğinizi görüyoruz. Yazma serüveniniz nasıl başladı, tarihsel içeriklere yönelmenizdeki ana etken nedir? </strong></p>
<p><strong>H.S.YILMAZER:</strong> Edebiyat kadar olmasa da tarihi çok seviyorum. Küçüklüğümden bu yana tarihi olaylar ilgimi çekmiş ve ardını hep merak etmişimdir. Devletleri birer insan gibi düşünüp, atılan diplomatik adımlardan o zamanlar çıkarımlarda bulunur ve kendi minik dünyama uyarlamaya çalışırdım. Babamın tarihe olan ilgisi ve göstermiş olduğu hassasiyet elbette ki bu hislerimi körüklemiştir. Kurgu kabiliyetimi tanıdığım ilk zamanlar yine tarih sayesinde olmuştur. Okuduğum yahut dinlediğim tarihi olayları zihnimde devam ettirir, boş defterlere haritalar çizerdim. Yaptığım bu kurgular bir süre sonra yazıya dönüşmeye başladı. Devletlerin tarihlerinin öykülerini yahut da onlardan esinlenerek mini kurgulara sahip hikâyeler yazıyordum. O dönemlerimde yazmak kadar anlatmayı da çok seviyordum. Bugün halen en az yazmak kadar anlatmayı da çok severim fakat sadece birkaç koşulun sağlandığı uygun ortamlarda anlatmayı tercih ediyorum. Yazma serüvenimin ana kaynağı babam ve hayal gücümdür. Yazan, okuyan ve bu özellikleriyle toplumda önemli yerler edinmiş örnekler olunca bu yola girmem kaçınılmaz olmuş. Çift rakamlı yaşlarda bile değilken, kitapçılarda Türk yazan tarih kitaplarına meylettiğimi hayal meyal hatırlıyorum. Bu alanda uzun zamandır okuma yapıyor olmama rağmen halen çok büyük eksiklerimin olduğunun farkındayım. Gayretim de bu yüzdendir. Son nefese kadar eksik gidermeye devam diyebilirim.</p>
<p><strong>3.Eserleriniz arasında çocuklar için hazırlanmış çizgi romanların da mevcut olduğunu görüyoruz. Bize bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong>H.S. YILMAZER:</strong> Tabi ki… Yazar Ahmet Haldun Terzioğlu Hoca ile birlikte, ilkokul çağındaki (6-10 yaş aralığı diyebiliriz) çocukların rahatlıkla okuyup anlayabileceği ve tüm bunları yaparken de Türk tarihinden önemli kişileri tanıyabileceği hikâyeler yazdık. Erdemler Serisi üst başlığındaki bu çalışmamız on iki kitaptan oluşmaktadır. Mustafa Kemal ATATÜRK, Sultan Alparslan, Tuğrul ve Çağrı Beyler, Kazım Karabekir, Nene Hatun, Mimar Sinan, Koca Yusuf, Karacaoğlan, Naim Süleymanoğlu, Yarbay Hasan ve Köpeği Canberk, Seyit Onbaşı ve Vecihi Hürkuş’u çocuklarımıza anlatmaya çalıştık. Bahsi geçen bu isimlerin öne çıkmış bir özelliklerini de merkezimize aldık ve kurguyu ona göre hazırladık. Yani çocuklar ATATÜRK’ü okuduğunda “iradeli olmanın önemini”, Tuğrul ve Çağrı Beyleri okuduğunda “kardeş sevgisinin önemini” görmüş olacak ve onların da bu özellikleri gelişmeye başlayacaktı. Her fikir ortamında “gelecek nesillere tarihimizi öğretmek” savını gerçekleştirmek adına attığımız bu adımda çok güzel dönüşler aldım. Muhakkak Terzioğlu Hoca da almıştır. Çocuklarımızın sıkı sıkıya tutarak kitaplarımızla çekildiği fotoğraflar sosyal medya aracılığıyla tarafıma ulaşıyor. Önce garip bir duyguya kapılıyorum, zaman zaman gözlerim nemleniyor ve yüreğime mutluluk hissi hâkim oluyor. Anne babaları aracılığıyla mesaj gönderen çocuklarla muhakkak iletişim kuruyorum. İmza günlerime aileleriyle birlikte gelen çok çocuk oldu. En içten samimiyetimle onlarla ilgileniyor, sohbet ediyor ve kucaklıyorum. Çünkü istiyorum ki o çocuklar bilinçlensin ve gelecekte toplumu yönlendirebilecek önemli konumlara gelsin. Adımızı anmasa da olur. Yeter ki yoluna bir taş döşemiş olalım. Bunu tüm samimiyetimle ifade ediyorum.</p>
<p><strong>4.Çocuklar için yazdığınız eserlerde ne gibi ayrıntılara dikkat ediyorsunuz? Bu eserleri besleyen kaynaklarınız nelerdir?</strong></p>
<p><strong>H.S. YILMAZER: </strong>Çocukların zihni çok hassastır ve korunaksızdır. Günlük yaşam içerisinde bile bir ortamda çocuk varsa öfkemi ve yapabileceğim kötü bir davranışı bastırmaya veya yapmamaya gayret gösteririm. Bu çağda kalacak bir iz, geleceğinde de önemli derecede rol oynayabiliyor. Aynı hassasiyeti yazdığımız kitaplarda da göstermeye çalıştık. Sözde değil… Çocuklarımız hakikaten kıymetlilerimizdir. Verdiğimiz eserleri besleyen ana kaynaklardan biri bu hassasiyettir. İkincisi ise Türklük bilincinin oluşması, tarihini bilmesi, kendini bilmesi, geleceğinde neler yapması gerektiğini bilmesidir. Elbette ki birçok besleyen kaynak vardır fakat ifade ettiğim bu iki kaynağın, anlaşılmam için yeterli olacağını ümit ediyorum.</p>
<p><strong>5.Günümüz çocuk edebiyatında milli konulara değinen eserler meydana getirilmemesinin sebepleri neler olabilir? </strong></p>
<p><strong>H.S. YILMAZER: </strong>Ülkemizde çocuk edebiyatı son dönemde ayrı bir önem kazandı. Daha önce yetişkinler için eser vermiş yazarların azımsanmayacak kısmı çocuklar için de eser vermeye başladı. Bu noktada anne babaların daha bilinçli konuma geldiklerini de etken olarak saymak gerekiyor. Çocuklara çok küçük yaştan itibaren kitap okutturmak artık bir zorunluluk gibi hissediliyor. Piyasa da buna göre şekil alıyor elbette. Çocuklar için çok çeşitli, eğitici ürünler sunuluyor. Çocukların iyi bir eğitim alması çok ama çok önemlidir. Milli duygularının da geliştirilmesi ise ondan da çok önemlidir. Dünyaya hangi milletin bir ferdi olarak geldiğini, geçmişte ne olduğu gelecekte ne olacağı düşüncesi geliştirilmelidir. Bu görev evvela ailenindir ve okulundur. Daha sonra kitapların yani yazarlarındır. Bir yazarın milli konulara değinen eserler verebilmesi için de evvela kendisinin milli hassasiyetleri kuvvetli olması gerekir. Bu zamana kadar bu alanda az eserin verilmiş olması, evet bir tespittir. Nedenini düşünmek gerekir fakat bir yandan da çözümüne bizzat kendimiz de katkıda bulunmalıyız. İstediğimiz, beklediğimiz, arzuladığımız milliyetçi anlayışla yazılmış eserleri bizler yazalım. Yazamıyorsak, yazanlara destek olalım. Tüm bunları yaparken, neden günümüzde çocuk edebiyatında milli konulara değinen eserler meydana getirilmiyor diye konuşabiliriz. Hem biz üzerimize düşeni yaparsak, konuşmamızı da gerektirecek bir olumsuz durum kalmayacaktır, diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>6.Çocuk edebiyatı içerisinde milli değerleri konu alan eserlerin gelişmesine katkıda bulunacak unsurlar nelerdir? </strong></p>
<p><strong>H.S. YILMAZER:</strong> Evvela eserlere konu olan kişi veya olayı tam anlamıyla öğrenmek gerekiyor. Yüzeysel bilgi ile kitap yazmak yetişkinler için bile risk iken çocuklar için bir facia olabilir. Yanlış çağırışımlar yapacak olan bir kelime bile çocukların zihin dünyasında kavramların yanlış şekillenmesine neden olabilir. Bu sebepten mevzubahis konuyu iyi öğrenmek gerekir. İkinci husus ise; bilginin çarptırılmamasıdır. Çocuk edebiyatı alanında eser üretmek isteyen bir yazar adayı, konuyu araştırmış ve bazı sonuçlara varmış olabilir. Önemli olan nokta bundan sonrasıdır. Ulaştığı bilgiyi doğru biçimde anlatmak yerine çarpıtarak anlatmayı ya da önemli olan yerleri eksik anlatmayı seçmek ise hatalı bir davranış olacaktır. Bunun haricinde bir İngiliz, bir Fransız yahut başka bir milletin yazarları, tarihlerini en net biçimde anlatmayı hatta bazı anlar abartabilmeyi tercih ediyorsa bizler neden tarihimizden kaçınalım? Türk’ün tarihi başarılarla ve övünç kaynaklarıyla doludur. Kahramanlık destanlarımız vardır. Bu destanlarla yetişmiş bireylerden kime ne zarar gelmiştir? Çocuklar için insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi ne kadar mühimse vatan sevgisi, millet devlet sevgisi de o kadar mühimdir. Anlayış bu olmalıdır. Bu alanda eser verecek kişilere naçizane tavsiyem bu olacaktır.</p>
<p><strong>7.Çocuk edebiyatı ürünü olan eserlerinizin devamı gelecek mi? </strong></p>
<p><strong>H.S. YILMAZER:</strong> Erdemler Serisi üst başlığında çocuklarla buluşan on iki kitaplık serimiz, bir projeydi. Bu projeden sonra çocuklarımız tarafından yapılan dönüşleri gördüğümde, devam etme kararı aldım. Hali hazırda yetişkinler için hazırladığım birkaç çalışmam var. Biri Mustafa Kemal ATATÜRK ve Enver Paşa’nın merkezde olduğu tarihi roman. İkincisi Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden birinin biyografik romanı. Bunlar haricinde biri kurgu roman olmak üzere iki çalışmam daha var. Tüm bu çalışmalarla Türk kültür hayatına ve Türk edebiyatına katkı sağlamayı arzuluyorum. Umarım başarılı olurum.<br />
Çocuk edebiyatı üzerine düşüncelerim var fakat bu konuda şöyle bir vaziyet aldım. Yazmayı düşündüğüm çok özel iki konum var. Fakat biraz bekletiyorum. Çocuk edebiyatı alanında projeler hazırlayan yazar büyüklerimiz yahut dostlarımız oluyor. Çocuk edebiyatında eser vermiş ve okurları tarafından da bu eserleri kabul görmüş biri olarak, projelerine dâhil olabilir, ortak çalışmada bulunabiliriz düşüncesiyle kendi projelerimi bir süreliğine bekletiyorum. Az evvel bahsettiğim yetişkinler için hazırladığım çalışmalar tamamlandığında veya belli bir noktaya getirdiğimde çocuk edebiyatı için de çalışmalarımı hızlandıracağım. Dolayısıyla sorduğunuz soruya cevap vermiş olayım; evet, çocuk edebiyatında eser üretmeye devam etmek istiyorum.</p>
<p><strong>8.Son olarak sizin de eklemek istediğiniz bir nokta var mı? </strong></p>
<p>H.S. YILMAZER: Bu keyifli söyleşi için sizlere ve Milli Düşünce Merkezi’ne çok teşekkür ediyorum. Okurlarımıza saygı ve muhabbet sunuyorum.</p>
<p><strong>Değerli vaktinizi ayırdığınız için biz de teşekkür ediyoruz. Umarım verdiğiniz bilgiler bu yolda yazmak isteyen genç arkadaşlarımıza bir yol haritası olur.</strong></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair/">Hakkı Suat Yılmazer İle Çocuk Edebiyatının Kaynaklarına Dair</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hakki-suat-yilmazer-ile-cocuk-edebiyatinin-kaynaklarina-dair/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anılarda Kalanlar; Yeşil Çeşme &#8211; Metin Savaş</title>
		<link>https://millidusunce.com/anilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/anilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Çeşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=27398&#038;preview=true&#038;preview_id=27398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Batı Anadolu kasabasında Millî Mücadele yıllarına ve işgale bir ailenin şahitliği ile yüzyıl sonrasındaki terör mağdurlarının hikayesi</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/anilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas/">Anılarda Kalanlar; Yeşil Çeşme &#8211; Metin Savaş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas%2F&amp;linkname=An%C4%B1larda%20Kalanlar%3B%20Ye%C5%9Fil%20%C3%87e%C5%9Fme%20%E2%80%93%20Metin%20Sava%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas%2F&amp;linkname=An%C4%B1larda%20Kalanlar%3B%20Ye%C5%9Fil%20%C3%87e%C5%9Fme%20%E2%80%93%20Metin%20Sava%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas%2F&amp;linkname=An%C4%B1larda%20Kalanlar%3B%20Ye%C5%9Fil%20%C3%87e%C5%9Fme%20%E2%80%93%20Metin%20Sava%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas%2F&amp;linkname=An%C4%B1larda%20Kalanlar%3B%20Ye%C5%9Fil%20%C3%87e%C5%9Fme%20%E2%80%93%20Metin%20Sava%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas%2F&#038;title=An%C4%B1larda%20Kalanlar%3B%20Ye%C5%9Fil%20%C3%87e%C5%9Fme%20%E2%80%93%20Metin%20Sava%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/anilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas/" data-a2a-title="Anılarda Kalanlar; Yeşil Çeşme – Metin Savaş"></a></p><div id="attachment_27401" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27401" class="size-full wp-image-27401" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Yesil-Cesme.png" alt="" width="400" height="651" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Yesil-Cesme.png 400w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Yesil-Cesme-184x300.png 184w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><p id="caption-attachment-27401" class="wp-caption-text">“Muazzam imparatorluğa ağıt yakan, yalnızca Tanrı’ya secde eden biz değildik.”</p></div>
<p>“<em>Kimi duygulanmalar vardır ki, en usta ediplerin kalemleri bile bir noktadan sonra yetersiz kalır ve o duygulanmaları anlatmak maharetini sergileyemez. Belki de bu sebepten birtakım okuryazarlar anlatılamayan hayat parçalarını bulabilmek umuduyla ciltler dolusu kitaplar karıştırırlar ömürleri boyunca</em>.” (s.17)</p>
<p>Metin Savaş’ın da yazdığı gibi işte bu umutla, bir okur, bir kitaba daha başladı. Onun kaleminden çıkan birçok yazı, hikâye ve roman gibi, bu eser de merak uyandırarak başladı.</p>
<h2>Anılarda kalanlar</h2>
<p>Millî Mücadele yıllarında düşman işgâline uğrayan bir Anadolu kasabası&#8230; İşte bu işgal yılları “<em>Polika’nın Yeşil Çeşmesi</em>” nden okurlara sunulmakta. Eser, yazarın akrabalarından biri olan Kuvayımilliyeci bir babanın oğlu olan Ali Efendi ile Rum kızı Polika’nın aşk hikâyesi merkeze alınarak ve bütünüyle gerçek olaylardan esinlenilerek kurgulanmıştır. Bu Anadolu kasabasında Millî Mücadele yıllarına şahitlik eden ailenin başından geçen tüm olaylar Ali Efendi’nin gözünden aktarılmıştır.</p>
<blockquote><p>“Topraklarımızı nasıl bırakırız?”</p>
<p>Mesele gerçekten de toprak mıydı? (s.75)</p></blockquote>
<p>Savaş, eserin muhtevasındaki hikâyeleri; asırlarca aynı kasabada iç içe yaşayan ve yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen komşuların hikâyesini, Rumeli’den Anadolu’ya ve Anadolu içlerinde peygamber sünnetini görev edinmişçesine yaşanan Türk göçlerini, doğduğu yerin ve gördüğü tüm eşyanın masalını yöre efsaneleriyle bezeyerek ve mitolojik unsurlarla da besleyerek kaleme almıştır.</p>
<blockquote><p>“Muazzam imparatorluğa ağıt yakan, yalnızca Tanrı’ya secde eden biz değildik.” (s.76)</p></blockquote>
<p>İlk bölümde Ali Efendi’nin gençliği, Millî Mücadele yılları, göç ve hatıralar anlatılırken ikinci bölümde ise kalem artık Ali Efendi’nin torununa verdiği emanetlere geçmiştir. Emanetin gurbetten dönmesine kadar geçen süreci, emanetin kasabaya dönüşü ve Ali Efendi’nin torunu idealist bir öğretmen olan Ertuğrul’un savaşı bu bölümde yer almıştır.</p>
<p>Yine ilk bölümde olduğu gibi bu bölümde de yazar zaman zaman efsanelere ve doğaüstü olaylara yer vermiştir. Bu unsurları kullanması hikâyelerin genelinde hem bir merak duygusu katmış hem de yazarın kalemini daha da kuvvetlendirmiştir.</p>
<blockquote><p>“Onlar bizim insanlarımızdı. Bin yıl beraber yaşadık&#8230; Onlar gerçekten Helen miydi? Öyle olsa ne çıkar? Bizde büyük bir gönül vardı. Orada herkes kendine yer bulabiliyordu&#8230;”  (s.145)</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Metin Savaş &#8211; Yeşil Çeşme</p>
<p>Ötüken &#8211; 2016</p>
<p>2. Basım -146 sayfa</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/anilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas/">Anılarda Kalanlar; Yeşil Çeşme &#8211; Metin Savaş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/anilarda-kalanlar-yesil-cesme-metin-savas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlker Başbuğ&#8217;dan açıklama &#8220;Benim en büyük hayalim Türkiye ile Azerbaycan&#8217;ı tek devlet olarak görmek.&#8221;</title>
		<link>https://millidusunce.com/ilker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ilker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zübeyde Gökçen Süer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=26280&#038;preview=true&#038;preview_id=26280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başbuğ, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki çatışmalarda Türkiye’nin hamlesinin ne şekilde olacağına yönelik öngörülerde bulunarak Azerbaycan ve Türkiye’yi, tek devlet olarak görme isteğini de dile getiriyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ilker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek/">İlker Başbuğ&#8217;dan açıklama &#8220;Benim en büyük hayalim Türkiye ile Azerbaycan&#8217;ı tek devlet olarak görmek.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek%2F&amp;linkname=%C4%B0lker%20Ba%C5%9Fbu%C4%9F%E2%80%99dan%20a%C3%A7%C4%B1klama%20%E2%80%9CBenim%20en%20b%C3%BCy%C3%BCk%20hayalim%20T%C3%BCrkiye%20ile%20Azerbaycan%E2%80%99%C4%B1%20tek%20devlet%20olarak%20g%C3%B6rmek.%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek%2F&amp;linkname=%C4%B0lker%20Ba%C5%9Fbu%C4%9F%E2%80%99dan%20a%C3%A7%C4%B1klama%20%E2%80%9CBenim%20en%20b%C3%BCy%C3%BCk%20hayalim%20T%C3%BCrkiye%20ile%20Azerbaycan%E2%80%99%C4%B1%20tek%20devlet%20olarak%20g%C3%B6rmek.%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek%2F&amp;linkname=%C4%B0lker%20Ba%C5%9Fbu%C4%9F%E2%80%99dan%20a%C3%A7%C4%B1klama%20%E2%80%9CBenim%20en%20b%C3%BCy%C3%BCk%20hayalim%20T%C3%BCrkiye%20ile%20Azerbaycan%E2%80%99%C4%B1%20tek%20devlet%20olarak%20g%C3%B6rmek.%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek%2F&amp;linkname=%C4%B0lker%20Ba%C5%9Fbu%C4%9F%E2%80%99dan%20a%C3%A7%C4%B1klama%20%E2%80%9CBenim%20en%20b%C3%BCy%C3%BCk%20hayalim%20T%C3%BCrkiye%20ile%20Azerbaycan%E2%80%99%C4%B1%20tek%20devlet%20olarak%20g%C3%B6rmek.%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek%2F&#038;title=%C4%B0lker%20Ba%C5%9Fbu%C4%9F%E2%80%99dan%20a%C3%A7%C4%B1klama%20%E2%80%9CBenim%20en%20b%C3%BCy%C3%BCk%20hayalim%20T%C3%BCrkiye%20ile%20Azerbaycan%E2%80%99%C4%B1%20tek%20devlet%20olarak%20g%C3%B6rmek.%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ilker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek/" data-a2a-title="İlker Başbuğ’dan açıklama “Benim en büyük hayalim Türkiye ile Azerbaycan’ı tek devlet olarak görmek.”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_26281" style="width: 316px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26281" class="wp-image-26281 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/10/images.jpg" alt="" width="306" height="165" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/10/images.jpg 306w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/10/images-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 306px) 100vw, 306px" /><p id="caption-attachment-26281" class="wp-caption-text">“Benim en büyük hayalim Türkiye ile Azerbaycan’ı tek devlet olarak görmek.”</p></div>
<p>Uğur Dündar’ın, İlker Başbuğ ile yaptığı röportajın devamını teşkil eden yazısında; 1967 yılında olası bir Arap İsrail Savaşı sırasında izleyeceği politikalar üzerine değerlendirmeler yapıldı. Türkiye’nin genel dış politikada izlediği yöntemlerin kaynağına yönelik açıklamalar yapılırken “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesine dair değerlendirmelere de yer verildi.</p>
<p>Başbuğ, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki çatışmalarda Türkiye’nin hamlesinin ne şekilde olacağına yönelik öngörülerde bulunarak Azerbaycan ve Türkiye’yi, tek devlet olarak görme isteğini de dile getirmiştir. Türkiye&#8217;nin Azerbaycan&#8217;a yönelik her türlü destekte bulunacağı ve koşulsuz yanında olacağını belirttiği bir dönemde, bu değerlendirme  önemlidir.</p>
<p>Kıbrıs’ta bir federasyon oluşumuyla ilgili düşüncelerine de yer veren Başbuğ, Türkiye’nin Akdeniz’de iyi bir siyaset izlemesi ve başarılı olabilmesi için bölge ülkeleri ile işbirliği içinde olmasınının önemine işaret etmiştir.</p>
<p>Röportajın devamına içeriğine <a href="https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/ugur-dundar/tsknin-26-genelkurmay-baskani-emekli-orgeneral-ilker-basbug-acikladi-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek-6093860/">bağlantıdan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ilker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek/">İlker Başbuğ&#8217;dan açıklama &#8220;Benim en büyük hayalim Türkiye ile Azerbaycan&#8217;ı tek devlet olarak görmek.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ilker-basbugdan-aciklama-benim-en-buyuk-hayalim-turkiye-ile-azerbaycani-tek-devlet-olarak-gormek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
