DUYURU   • Işınsu   • Emine Işınsu vefat etti

Suat Turgut İle Çocuklarda ve Gençlerde Farkındalığın Gelişmesi Üzerine Bir Söyleşi

Sosyal antropolog, yazar Suat Turgut ile Türk tarihinde gençlerin rol model alacakları gerçek kahramanlar, değerler eğitimi ve sağlam karakterli bireylerin oluşmasında izlenecek yollar ile çocukların ve gençlerin zihin dünyalarının gelişimini etkileyen faktörler üzerine konuştuk.

5 Şubat 2021
Zübeyde Gökçen Süer

Adam Olmuş Çocuklar ile tanıdık sizi. Çocukların hayal dünyasına yeni bakışlar, yeni belki de unutulmuş hayallerini tekrar getirdiniz. Sayın Suat Turgut, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

S.TURGUT: Bana göre bir insan özgeçmişten çok, öz geleceği ile ilgilenmelidir.
İnsan, hayal ve hedefleriyle vardır. Kendimi bir başka gözle anlatmaya çalışayım. Sosyal Antropolog, Öğretmen, Ressam, Yazar… Yüzü aşkın Çizgi roman tekniği ile hazırlanmış eseri vardır. Değiştiremeyeceği geçmişe takılmaz…
Doğru bilginin eskimediğine inanır! Tarihi, “Geçmişin geleceğe haykırışı” olarak kabul eder. Bu sesi duyarak öngörü, tedbir, akıl ve bilim gibi değerleri dikkate almayı ilke edinir. Şimdinin gücüne inanır. Şimdiyi doğru değerlendirerek geleceğe yürür. Geleceğin bir tasarım olduğu bilinciyle, “Hayali olmayanın hedefi, hedefi olmayanın sonuçları olmaz! Ya kendi hayal ve hedefin olur, ya da başkalarının hayal ve hedefinin kuklası olursun!” Diyerek geleceğin tasarımıyla uğraşır! “Varlığımız Gelecek kuşaklara bıraktığımız miras kadardır.”
İnancını taşır. Bu amaç ve sorumlulukla yaşar.

Meydana getirdiğiniz çalışmalar sadece çocukların değil yediden yetmişe herkesin ilgisini çekti. Bu çalışmaları yapmanızdaki temel sebep nedir?

S.TURGUT: Yaşamın tekrarı yoktur. Ve geçicidir… Kendimize sorarsak en fazla üç kuşak atalarımızın adını bilebiliriz. Kuşaklar arası yaşı 25 yıl olarak kabul edersek, 100 yıl sonra da bizim adımızı bizden olan çocuklar bilmeyecek! Milyarlarca ışık yılından söz edilen evrende, insan neredeyse yok hükmündedir. Ancak varoluşumuzun bir anlamı olmalı değil mi? En azından bu geçici yaşamda kalıcı izler bırakmak gibi…
İnsanın varoluş amacı yoksa güzel izler de bırakamaz. Bu geçici yaşamda iyi ile kötünün mücadelesi insanlığın bilinen başlangıcı ile var. Bu savaşta iyilik ışığının savaşçısı olmayı seçmek gerekir, diye düşündüğüm için bu yolu seçtim.

Yaptığınız çalışmalarla bu mücadelede hangi sonuçları görmeyi amaçlıyorsunuz?

S.TURGUT: Benim hedef kitlem, çocuklar ve gençliktir. Neden derseniz, insanlar büyüdükten sonra değişmiyor. Yani eğitilmiyor. Ama öğrenme yaşam boyu sürüyor. Dünya kültürlerini incelediğimizde bir toplum için doğru olan bir değer, başka bir toplum için cinayet sebebi olabiliyor. Bunun nedeni var olduğumuz toplumun değerleri; inançlar…

İnsan sıfır ahlakla doğar! Bu ahlaksız doğar anlamında gelmez. Yani herhangi bir değer yargısına sahip olarak dünyaya gelmez!
Sonra ailesi, çevresi ve yaşadığı toplumun verdikleriyle kişiliği oluşur.
İnsanlığın bugün mutsuz, sevgisiz kavgalı oluşunun nedeni doğru değerlerle eğitilmemesidir.

Şu anda gençlik ve insanlık nasıl bir durum içinde sizce?

S.TURGUT: İnsanlık büyük bir hipnoz içinde…
Dünyayı karıştıran, çocukları öldüren, kaynaklarını ele geçirmek için ülkeleri işgal eden bir şeytanî güç var. Bu şer güçler amaçlarına ulaşmak için çocukların hayalini çalmakla işe başlıyorlar. Onları robotlaştırıyorlar. Sahte, sanal bir dünya oluşturup bilinçlerini uyuşturuyorlar. Ayrıca uyuşturucu ile fiziki olarak da uyuşturuyorlar. Gıda ve ilaç teröristleri, uyuşturucu tüccarları hepsi aynı yolun yolcuları. Hepsi aynı odakların eseri… Bu sömürü çarkını nasıl sürdürecekler? Elbette insanların hayallerini çalarak… Özellikle çocukları sanal ve sahte kahramanlarla hipnoz ederek… Barbi bebekle kız çocuklarının bilinçaltına “Sen bir bedensin!” algısı yaratarak.
Mavi Balina gibi korku oyunlarıyla, uçan kaçanla bilinçaltına öğrenilmiş güçsüzlük, “Benden bir şey olmaz!” zehrini akıtarak…

Dizi filmlerdeki süslü yaşam örnekleriyle insanca değerleri yerle bir edip, aileyi parçalıyor; mutsuz, değerleri olmayan, yetinme bilmeyen ruhları kara delik gibi aç insanlar oluşturuyorlar.

İşte bütün bunlarla, ancak eğitilme yaşında çocuklarımızı eğiterek mücadele edebiliriz.

İnsanların kötülükle mücadele edebilmesi için ilk önce neyi bilmesi gerekir?

S.TURGUT: Farkındalık demek isterim. Farkındalık hipnozu kıracak ilk adımdır.
Bakın dünyada 8 milyara yakın insan var. Bu insanlar “Gel beni yönet demiyor!” Ama birileri dünyayı yönetiyor mu diye sorguladığımızda yanıt bellidir;
-Evet! Birileri dünyayı yönetiyor…
Sonuç şudur: Dünyayı yönetenler dünyayı yönetmeyi hayal etmeseydi, bugün dünyayı yönetemezlerdi!
Bizim çıkarmamız gereken sonuç şudur:
Kendi hayal ve hedefi olmayanlar başkalarının hayallerine hizmetçi olurlar.

Biz, özellikle çocuklarımızın hayal ve hedefi olan, mürşit; yani yol gösterici olarak akıl ve bilim yolunu izleyen özgüven, cesaret, adalet, dürüstlük vb. değerlerle yetişmiş bir kuşak olmasını hedeflemeliyiz.

Akıl ve bilim güçlü olunca hurafe zayıflar.
Cesaret olursa korkaklık, adalet güçlenirse zalimlik, dürüstlük güçlenirse sahtekarlık, eşduyum güçlenirse bencillik, vatanseverlik güçlenirse hainlik azalır.

Bir Kızılderili öyküsü var. Bir çocuk, biri siyah biri beyaz iki kocaman köpek görür.
Dedesine sorar:
Dede hangisi güçlü?
Dedesi yanıtlar; “Oğlum hangisini beslersen o güçlü olur!”
Biz doğru değerleri gelecek kuşaklara aktarmazsak, dünyayı yöneten şer güçler kötülük yapmaya devam edecektir.

İnsan davranışları nasıl ortaya çıkar?

S.TURGUT: Bu soru üzerinde kısaca duralım. Şimdi kendini patlatan kötü bir insan düşünün.
Neden yaptığını sorguladığımızda o kişinin kendince bir sebebi vardır. Vatanı için kendini feda eden birinin de bu davranışının bir sebebi vardır. Hapishaneye gidip kötü davranışlarda bulunmuş kişilere sorduğumuzda; herkes yaptığı işi bir nedene dayandırıp akla uygun hale getirir.
Özeti; sebepler davranışların tetikleyicisidir.
Doğru bir sebep doğru davranışı, yanlış bir sebep yanlış davranışı ortaya çıkarır.
Sebebi değiştirmeden sonucu değiştiremeyiz.

Doğru değerleri kazandırmak için nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

S.TURGUT: Gelelim davranışların kaynağı olan sebepleri oluşturmak için izlenecek yola…

İnsan bildiğini duyduğunu unutur. Ama gördüğünü asla… Öğrenmenin yüzde sekseni gördüklerimizle beyne yerleşiyor. Görselliğin gücü tartışılmaz. Örneğin şu günlerde BÜYÜK RESET! Diye adlandırdıkları, korku ile insanların belleğini silmek için uygulanan senaryolardan birini hatırlayın. Ayakta olan, yürüyen insanlar bir anda pat diye düşüyor! Tüm insanlığı bir anda korku ile istenilen plana kurban olmaya hazırlıyorsunuz! Bu konuya girmeyelim. Çünkü çok ayrıntılı bir durum… Ne kadar sözle söylerseniz söyleyin, bu görsel etkiyi oluşturamazsınız.
Görselliğin gücünü bilerek, çizgi roman kahramanlarıyla bu doğru değerleri kazandırmayı en etkili yol olarak gördüm. Çizgi filmlerin gücü de büyük. Aynı zamanda bir anda büyük bir kitleye ulaşma aracıdır çizgi filmler… Ama maalesef maliyeti yüksek! Para da ya kötülerin elinde ya da farkındalığı olmayanların…
Ama bu konuda da bir şeyler yaptık.
Öğretmen Suat Turgut Yutup kanalımda iyi bir insanın sahip olması gereken değerleri masal olarak nasıl bir bakış açısıyla işlediğimizi inceleyin.
Şimdi de çocuklara rol model olacak ADAM OLMUŞ ÇOCUKLAR filmlerini yapmaya çalışıyorum.

Çocuklara yönelik Adam Olmuş Çocuklar ve genç okurlara yönelik ise Çanakkale ve Kurtuluş Destanları gibi hazırlamış olduğunuz çok değerli çalışmalar mevcut. Bizleri bu çalışmalarınız hakkında bilgilendirir misiniz?

S.TURGUT: Bir çocuğun eğitilme sürecinde iki konuya dikkat etmek gerekir.
Öncelikle ahlaklı bir kişilik oluşturmak… Ahlak deyince insanların aklına organ gelmesin! Ahlak iyi bir insanın sahip olması gereken insanca davranışların toplamıdır. Örneğin adaletin tersi zalimliktir! Zalimlik ahlaksızlıktır. Dürüstlüğün tersi sahtekarlıktır; sahtekarlık ahlaksızlıktır.
İyi bir insanın sahip olması gereken temel değerler üzerinde çalıştım. 52 Temel değeri ele aldım.
Bu değerlerle ilgili 2575 Atasözü, 2325 Deyim, 2350, Özdeyiş, 425 adet Öz kültürümüzü de dile getiren Anadolu’dan fıkralar, 225 adet de Nasrettin hoca fıkrası ve çocuklara uyarladığım masallarla DEĞERLER EĞİTİMİ KAYNAK ESERLER seti hazırladım.
Dünyada Müslüman bir profesörün yaptığı bir araştırma var.
Yüzde 99’u Müslüman diye övündüğümüz Ülkemiz, Kutsal kitabımızda işaret edilen güzel ahlaki özelliklere sahip olan ülkeler sırasında 103. Olmuş…
Birçok Müslüman ülke sıralamaya bile girmiyor.
Ateist, kafir diye adlandırılan ülkeler ise ilk sıralarda…

İddia ediyorum;
Uygulama planıyla önerdiğim Değerler Eğitimi Sistemi bu ülkede uygulansın 10 Yılda ilk sıralara hatta ilk sıraya çıkacağımızın altını imzalarım.
Gel gör ki, ahlak kavramını suud kıyafeti zanneden, birbirini kafirlikle suçlayan, kökü dışarda hurafeci kuklaların elinde kalmış…
Çanakkale Destanı, Kurtuluş Destanları ve Adam Olmuş Çocuklar serileri de çocuklarımız ve gençlerimizde davranış değişikliği oluşturacak değerlerle doludur.
Çanakkale ve Kurtuluş destanlarını okuyan çocuk ve gençlerimizde oluşan algı şudur:
Ülkemiz dört bir yandan kuşatılmış, yok olmakla karşı karşıya kalmışız!
Analar 15 yaşındaki yiğitlerin saçlarına kına yakmış vatana kurban diye göndermiş…
Sadece erkekler değil, kadınlarımız da vatanı, şerefini korumak sadece erkeklerin işi değil deyip vatan savunmasına katılıp canlarını vermiş… Bu temel algı oluştuktan sonra kendiliğinden şu çıkarımı yapar insan! Onlar olmasaydı biz bugünleri göremezdik! Varlığımızı kahramanlarımıza borçluyuz. Ders almazsak aynı acıları bir daha yaşarız! Bu sonuçlar kendiliğinden oluşur.
Böylece aidiyet duygusu kazanır çocuklarımız, vatan hainlerinin ve bölücülerin kucağına düşmez. Nankörlük değil, minnet duygusu taşır. Köklerinden beslenen bir ağaç gibi, millî değerleriyle daha da güçlü olur. Adam Olmuş Çocuklar serileri ise başlı başına bir çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde etkin rol oynar.
İlk adım serisiyle çocuğa çoklu bir bakış açısı kazandırmak hedeflenmiş, birbirinden 10 farklı özellikte kahraman işlenmiştir.
Fatih ile büyük düşünmeyi, denizden değilse karadan yürür gemiler! Vurgusuyla imkânsız yoktur bilincini kazanır.
Atatürk ile, ülkemizin kurulana kadar ne zorluklar çektiğimizi, umudunu asla kaybetmemenin başarıyı nasıl getirdiğini, düşmanlarının bile saygı duyduğu bir önderi tanımış olur.
İlk uçak fabrikamızı yapan Nuri Demirağ ile girişimciliği, üretimin önemini,
Hezarfen ile hayal kurmanın büyük işler yapmanın anahtarı olduğunu,
İlk İstiklâl Madalyalı kahramanımız Onbaşı Nezahat ile vatan ve bayrak sevgisini,
Dünyanın ilk savaş pilotu Sabiha Gökçen ile eğitimin gücünü,
Piri Reis ile mucizenin insan aklı olduğunu,
Mimar Sinan ile sanatın değerini,
Biruni ile akıl ve bilim yolunu izlemeyi,
Dünya’nın ilk kadın hükümdarı Tomris Han ile devlet yöneten kadın örneğini, Türk aile sistemini öğrenir.
İlk adım serisi, çocuğa yetenek ve eğilimlerine göre rol modeller sunar.
Barbi bebeği değil Tomris Han’ı, örümcek adamı değil Metehan’ı örnek kahraman olarak alır.
Zihin işgaline beyni kapanır.

Güneşler doğuyor serileriyle gücün kendisinde olduğunu fark eder.
Yıldızlara ulaşmak serileriyle Tarihin Türk’le başladığını, birçok milletin adı ve dili yokken, Türk Milletinin on binlerce yıl öncesine dayanan varlığını anlar.
Böylece yabancı kültürler karşısında eziklik ve aşağılık duyguna kapılmaz.
Dünya Bilim serisiyle akıl ve bilim yolunu izleyenlerin başarılarına şahit olur.
Bugüne kadar Adam Olmuş Çocuklar serisini okuyup olumlu etkilenmeyen tek bir çocuk bile olmadı.
Hatta öğretmenler ve ebeveynler; Bu kitapları yaş gözetmeden her kişi okumalı… İyi ki biz de okuduk diyorlar.

40 Türk Büyüğü, özet anlatımlı olarak poster ve kapı süsleme halinde çalıştık.
İsteyen her öğretmen ve velilere elektronik ortamda bedava gönderdik.
Bugün yüzlerce, belki binlerce okulun kapılarında, duvarlarında bu kahramanlar yer alıyor.
Sağ olsun binlerce öğretmenimiz büyük duyarlılıkla bunları kullanıp, çocuklarımıza gerçek kahramanlarımızı tanıttılar. Tanıtmayı da sürdürüyorlar.

Çocuk edebiyatında milli değerlere çok fazla yer verilmemesinin sebepleri ne olabilir?

S.TURGUT: Eğitim sistemimiz Atatürk sonrasında büyük yara almıştır.
İnönü döneminde, işlenecek derslerin Amerikalı uzmanların(!) kararına bağlandığını biliyoruz. Daha çok şey var söylenecek! Araştıran görür.
Bir milleti yok etmenin en büyük ve kolay yolunun, eğitim sistemini bozmak olduğunu söylemeye gerek var mı?
En büyük işgal zihin işgalidir!
İşte yapılmak istenen bu…

Bizlerle bu söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ederiz. Sizlerin de son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

S.TURGUT: Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir!” sözü öylesine bir söz değildir.
Gelecek gençlik demektir.
Bugün dünün eseri olduğuna göre, yarınlar da bugünün sahiplerinin eseri olacaktır. Peki, bugünün sahipleri hangi mirası gençliğe bırakıyor? Varlığımız gelecek kuşaklara aktardıklarımız kadar olacaktır. Bu mirası bırakmak temel amacımız olmalıdır.

Son olarak şuna dikkat çekmek isterim. Eğitim ve öğretim arasındaki farkı dikkate alalım. Eğitilme yaşı abartarak söylüyorum; 0-12 yaş arası… İnsan ömür boyu öğrenebilir ama eğitilmez. Büyükler öğrenebilir ama eğitimle karakteri kolay kolay değişmez. İşte bu eğitilme döneminde insanın anayasası yazılıyor.

ÇOCUKLUK DÖNEMİ, BİR İNSANIN TÜM DAVRANIŞLARINI ŞEKİLLENDİREN DÖNEMDİR. İŞTE BU EĞİTİLME YAŞINDA KİŞİLİĞİN ANAYASASI YAZILIR!

Bu bilinçle çocukların doğru değerlerle yetişmesini amaç edinelim. Anayasasında doğru değerler yer almıyorsa, doğru davranışlar beklemeyelim çocuklardan… Bir söz var:
“Bir yıl sonrasını düşünen tohum eksin.
10/100 Yıl sonrasını düşünen ağaç diksin.
1000 Yıl sonrasını düşünen çocuk yetiştirsin!”

Sağ olun.

Suat Turgut

İnstagram:
@suatturgutt
@kahramanlarorg

Feys:
Suat Turgut
Yutup Kanalı:
Öğretmen Suat Turgut Eğitici Çocuk kanalı

Site:
www.kahramanlar.org

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları