Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Ne Demek İstiyor? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Türk ilim dünyasının acı kaybı   • Söz konusu-6: Kadın ve çocuk şiddetinin arka planı (canlı)

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Ne Demek İstiyor?

Millî Düşünce Merkezi’nin Cumhurbaşkalığı Hukuk Politikaları Kurulu’nun yayımladığı duyuru hakkındaki açıklaması.

“T.C. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu” adlı bir kurul var. Kamuoyuna son zamanlarda bu kurulun bir açıklaması yansıdı. Söz konusu açıklama, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir kurul tarafından yapılmış olmasa üzerinde durulmaya değmeyebilirdi. Türk kimliği üzerinde tereddüt yaratmak isteyen birilerinin açıklaması denilip geçilebilirdi. Ancak açıklama, Cumhurbaşkanlığına bağlı hukuk kurulu tarafından yapılmıştır ve Türk kimliğini kabul etmeyen anlayışın nerelere kadar uzandığını göstermektedir. Kurulun açıklamasında aynen şöyle deniliyor:

“Türkiye Toplumu çok kimlikli bir toplumdur… Bizim toplumumuz farklı kimlik gruplarının bir bileşkesidir.”

“Türkiye toplumu ve onu oluşturan bireyler çok kimlikli olmakla birlikte başat aidiyetini tek kimlik üzerinden ifade edilmesi ihtiyacı doğduğunda hiçbir kimlik grubu tek başına toplumun çoğunluğunu oluşturmamaktadır. Yani hiçbir kimlik grubu gerek halk kesimi olarak gerekse seçmen olarak yüzde elliden fazla bir sosyolojik güce sahip değildir. Hepsinin sosyal tabanı yüzde ellinin altındadır. Bu durum âdeta maruf ve meşhur bir vakıadır.”

Bir sivil toplum kuruluşu olarak Cumhurbaşkanının ve bütün toplumun dikkatini çekmek zorundayız.

Türkiye’de yaşayan toplum “çok kimlikli bir toplum” değildir. Bizim toplumumuz, “farklı kimlik gruplarının bir bileşkesi” değildir. Türkiye’de yaşayan toplumun tek kimliği vardır; bu kimliğin adı da “Türk”tür. Bu husus 1876, 1924,1961 anayasalarında olduğu gibi 1982 anayasamızın 66. maddesinde de açık olarak belirtilmiştir: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”

Adı “hukuk” olan ve üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilen bir kurulun Anayasayı tanımamak anlamına gelen ifadeleri asla kabul edilemez.

Kurul, “Hiçbir kimlik grubu gerek halk kesimi olarak gerekse seçmen olarak yüzde elliden fazla bir sosyolojik güce sahip değildir.” diyerek her seçimde değişen “seçmen” ile halkın sahip olduğu kimliği karıştırmış görünüyor. Eğer bu karıştırma bilerek yapılmış ise her partinin seçmeni, ayrı bir kimliğe sahip kabul edilmiş demektir. Bu kabul de bize, son zamanlarda sık dile getirilen bütün muhalefeti hain sayma ifadelerini hatırlatıyor. Hayır sayın üyeler, seçmen ayrı, halkın taşıdığı sosyolojik kimlik ayrıdır. Seçmen aidiyeti siyasi parti üyeliğidir; halkın taşıdığı kimlik ise millî kimliktir, o da Türklüktür.

Yukarıdaki ifadeleri pervasızca kullananlar, kullanma cüretini gösterenler bir de bunu, yani kendi anlayışlarını “maruf ve meşhur bir vakıa” olarak nitelemekte ve eklemektedirler: “Zaman zaman yapılan tüm araştırmalar da aynı sonucu vermektedir.”

Hangi araştırmadan bahsediyorsunuz sayın üyeler? En güvenilir araştırma nüfus sayımı değil midir? Devlet İstatistik Enstitüsünce yapılan 1965 nüfus sayımında vatandaşlara anadilleri sorulmuştur. Türkçeden başka anadil beyan edenlerin oranı sadece % 9,90’dır. Bu sayımdaki sonuçlar Türkçe %90.10, Kürtçe %7.10, Zazaca %0.50, Arapça %1.20, Çerkezce %0.19, Lazca 0.08 diğer %0.82 olarak tespit edilmiştir. (Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı, Ankara, 2013, 54. baskı s. 19)

Avrupa Birliği Avrupa Komisyonu için 2005’de Eurobarometer’in ‘Europerans and Languages’ -Avrupalılar ve Diller – araştırmasında Türkiye’de halkın yüzde 93’ü “Anadilim Türkçe” demiştir. Bunun dışında kalanların tamamının anadili yüzde 7’dir. (Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin etnik yapısı 2013, 54. Baskı s. 20)

İki araştırmada da görüldüğü gibi şehirleşme, eğitim, iletişim, sanayileşme ve göç bütünleşmeyi artırmıştır. Türkiye’nin gerçeği budur.

Birtakım genel ifadelerle toplumumuzu farklı kimliklerden oluşmuş göstermek, âdeta Türk kimliğini parçalamak, Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kuruldan asla beklenmemesi gereken bir şeydir. Niyetiniz Türklüğü birleştirmek midir, parçalamak mıdır? Yeni bir gündem yaratıp bazı hususları gizlemek midir? Türkiye’nin gerçeği bu kadar açık ve inkârı mümkün olmayacak kadar kesindir.

Bölücü terör örgütüne karşı yıllardan beri amansız bir mücadele verilirken ve bu mücadele milletimize binlerce şehide mal olurken, “Türk kimliği” üzerinde tereddüt uyandırmak hiç kimsenin işine yaramaz. Eğer amaç siyasi kazanç elde etmekse milletimizin Türk kimliği üzerindeki hassasiyeti bu amaca da yol vermez. Herkes aklını başına almalıdır. Bu uyarımız en tepedekiler için daha da geçerlidir. Türklük ile oynamaya kalkmayınız; zira gerçeklerin cevabı sert olur. 20 Mayıs 2020
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

MİLLÎ DÜŞÜNCE MERKEZİ

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!