Em. Tümg. Ahmet Yavuz ile Konuşma: Askeri Birlikler Depreme Neden Geç Müdahale Etti?

Cumhuriyet gazetesi, on şehri etkileyen depremlerin ardından yaşanan koordinasyon eksikliği konusunda, Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz ile konuştu. Ahmet Yavuz, mülakatta askeri birliklerin deprem bölgesine geç müdahalesinin sebeplerine ve yaşanan koordinasyon problemine dikkat çekiyor.


Paylaşın:

Cumhuriyet gazetesinden Çağdaş Bayraktar’ın yaptığı ve 14 Şubat Salı günü yayımlanan mülakatta, Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz’un  önemli görüşlerinden bir kısmını okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.

– TSK deprem bölgesine yardımda geç kaldı mı?

Evet, geç kaldı.

– Neden?

Çünkü yeterli hazırlığı yoktu. Ayrıca olağanüstü durumlar için astlara inisiyatif vermek lazım. Planlama başarılıysa komutanların inisiyatif kullanmaları da kolaylaşır. Zira hangi koşullarda, ne yapacağı önceden belli olduğu için kolay karar verir ve gecikmeden gereğini yapar. Kara Kuvvetleri için esasında her muharip birliğin hem EMASYA (Emniyet, Asayiş ve Yardımlaşma) hem de DAFYAR (Doğal Afet Yardım Planı) vardı. Bu planlar, İl İdaresi Kanunu’na göre, mülki amirlerin garnizon komutanlarından yardım talebi halinde neyin, nasıl yapılacağı konusundaki hazırlıkları içerirdi. Kim, nerede, ne zaman, nasıl, ne yapacak? Hepsi belliydi.

Hatta bu işlerde gecikme olmasın diye Sivas olaylarında askerin kullanılmasında dönemin valisiyle garnizon komutanı arasındaki uyumsuzluktan kaynaklı gecikmeye çözüm olarak İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında EMASYA Protokolü düzenlenmişti. Protokol iptal edilmekle kalmadı, EMASYA planları da rafa kaldırıldı. 

Sistem Uygun Değil

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi her şeyi o kadar merkezi hale getirdi ki tepeden bir emir gelmeden hiç kimse kendiliğinden harekete geçemiyor. Sistem yetki devrine uygun değil. Sistemi işletenler de liyakatten ziyade sadakate dayalı seçildiği için inisiyatife kapalı. Mesela herhangi bir olayda bile açıklama yapan bir bakan sözlerine, “Sayın cumhurbaşkanının talimatlarıyla…” diye başlıyor. Acil merkezine gelmiş bir hastayı, acil hekimi nasıl müdahale edeceğini başhekime sormuyorsa ilgili bakanın da mülki amirin de birlik komutanının da benzer çalışması lazım.

– Afet, Türk ulusunun yardım ve organizasyon potansiyelini de ortaya koydu. Bundan sonrası için ne yapmalı?

Bir kez daha gördük: İnanılmaz özgüven sağlayacak bir insan dokumuz var geleceğe yönelik ümidimizi artırıyor; maalesef tam tersi niteliklere sahip diğer bir kesim ise karamsarlık yaratıyor. Umutla umutsuzluk arasında gidip geliyoruz. Devletin çağdışı yönetimi de bu umutsuzluğu besliyor. Bunları aşmamız lazım. Çok değerli bir insan kaynağımız var. ‘Enerjinizi nereye koyarsanız orası büyür’ diye bir söz vardır. Toplumun organize olma becerisi yüksek, görece eğitimli ve vicdanlı kesiminin bir araya gelmesinin önemi yeniden ortaya çıktı. Bazıları ‘siyaset yapma zamanı değil’ diyor. Hiç katılmıyorum. Siyaset, bir toplum için yapılan en ulvi iştir. Tabii ülke ve toplum çıkarı için yapıldığı takdirde…

Duyarlı kesim, deprem sonrası, “Benim işim bitti” diyerek kenara çekilmemeli; devletin yeniden yapılandırılması sürecinde siyaset kurumunun içinde yer almalıdır zira ülkemizi ayağa kaldırmak için uzun vadeli, örgütlü, disiplinli, ulusal çıkar merkezli yapılanmaya ve çalışmaya ihtiyaç hayatidir.

 

Mülakatın tamamını okumak için buradaki bağlantıyı tıklayın.

Yazar

MDM

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar