Ortak Türk tarihi dersi-2

Türk toplumu tek bir atadan gelen birçok kabileden oluşmaktadır. Konargöçer halklar ve komşu yerleşimciler arasında güçlü devletler kurabilen ittifak oluşturma eğilimi vardı. Ataların aynı dili konuştuğu kabile ittifaklarının birbirinden uzakta yaşaması nedeniyle lehçe farklılıkları ortaya çıkmıştır.


Paylaşın:

“Ortak Türk Tarihi Ders Kitabı”nda yer alan bazı bilgileri, bugüne kadar öğrendiklerinizle karşılaştırmanız ya da değerlendirmeniz için kısaltarak aşağıya alıyorum.

“1.Türk Halklarının Dünya Tarihindeki Yeri: …Türk toplumu tek bir atadan gelen birçok kabileden oluşmaktadır. Konargöçer halklar ve komşu yerleşimciler arasında güçlü devletler kurabilen ittifak oluşturma eğilimi vardı. Ataların aynı dili konuştuğu kabile ittifaklarının birbirinden uzakta yaşaması nedeniyle lehçe farklılıkları ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte dilin gramer temelinin yapısı iyice korunmuştur.

Türk toplulukları, Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında kültür taşıyıcılığını yapan toplum olarak bilinir. Tarihte Türk devletleri Çin ve Hindistan’dan Doğu Avrupa’ya, Uzak Doğu’dan Yakın Doğu’ya kadar kendi mallarını taşıyan tüccar kafileler için güven sağlayıcı olmuştur. Çeşitli Türk halklarının Avrasya’nın doğusu ve batısı arasında devamlı göç hareketlerinde bulundukları bilinir. Onlar yeni geldikleri ülkelerde yeni bir devlet kurarken kendileriyle beraber kültür taşıyıcılığı da yapmışlardır.

Türk toplulukları; tarihin ilk dönemlerinden beri Moğol, Çin, Tibet, Hint, İran, çeşitli Kafkasya toplulukları, Slav, Yunan, Germen, Fin-Ugor ve eski Sibirya kavimleriyle komşu olarak yaşamış ve onlarla kültürel etkileşimlerde bulunmuşlardır. (s.10)

3.Türk Adının Anlamı: Günümüzde Türk toplulukları; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan gibi devletler ile farklı ülkelerde yaşayan otuza yakın etnik gruptan oluşmaktadır. Aslında Türk toplulukları geçmişte Saka (İskit), Hun, Türk gibi farklı isimlerle adlandırılmışlardır. Ancak Türklerin üç bin yıllık tarihinin büyük bir kısmında genel olarak Türk adıyla adlandırıldıkları bir gerçektir.

Çin kaynaklarında Türk adıyla ilişkili olduğu düşünülen Ti (eski okunuşu Tiek) adına rastlanmaktadır. Ayrıca bu kaynaklarda Çin’in kuzeybatısındaki geniş bozkırlarda konargöçer olarak yaşayan kavimler Ting-ling, Te-le olarak da adlandırılmıştır. Çinliler onları Türklerin ataları olarak tanımlar. Zerdüştilerin kutsal kitabı Avesta’da konargöçerlerin yaşadığı bölge olarak geçen Turan ve atlı savaşçı Tur kavim adlarının Türk adına kaynaklık ettiğine dair varsayımlar bulunmaktadır.

Günümüzde genel olarak benimsenen görüş, Türk adının ilk defa Erken Orta Çağ Dönemi’nde görülmeye başlandığı üzerinedir. VI-VIII.yüzyıllardan itibaren Çin, Tibet, Hint, Bizans, İran ve Arap kaynaklarında Türkçe konuşan ve boylar halinde yaşayan halkların ismi Türk olarak geçer. Nitekim Kuzeybatı Çin’den Karadeniz’in kuzeyine kadar uzanan çok geniş bir coğrafya ahalisi farklı boy adlarına sahip olmakla beraber Türk adı onların tanıtıcı ve birleştirici adı olmuştur. (s.14)

Türklerin yaşadığı yer, Türk Ülkesi manasına gelen Türkistan ve Türkiye adları etnik, siyasi ve coğrafi terim olarak ilk defa VI.yüzyılda Bizans kaynaklarında Orta Asya ve civarları için kullanılmıştır. Bizans kaynakları, IX ve X.yüzyıllarda Volga’dan Orta Avrupa’ya kadar uzanan sahaya da Türkiye adını vermiştir. XI-XIII.yüzyıllarda ise Mısır ve Suriye’ye Türkiye denilmiştir. Anadolu XII.yüzyıldan itibaren Türkiye olarak tanınmaya başlanmıştır. (s.15)

6.Türk Göçlerinin Sebepleri ve Sonuçları: Türk toplulukları tarih boyunca siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik nedenlerden dolayı göç etmişlerdir. Bunun sonucunda çeşitli Türk halkları zamanla Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına da yayılmışlardır. Geçmişte ve günümüzde farklı coğrafi bölgelerdeki Türk halklarının varlığı bu tarihi gerçekliğe dayanır. Türklerin ata yurttan ilk göçlerinin MÖ XV.yüzyılda başladığı bilinmektedir.

Türkler çok eski çağlardan beri geniş bir coğrafyada yaşamışlardır. Türk topluluklarının yaptığı büyük göçler, Kore Yarımadası’ndan Karadeniz’e kadar Türk topluluklarının merkezileşmesi ve devletin yapılanmasında önemli bir etken olmuştur. Yönetici hanedanların orduları da göç sürecinde oluşmuştur… (s.17)

7.Orta Asya’nın En Eski Kültürleri: Türklerin en eski yurtlarından Orta Asya coğrafyasında Türklerle ilişkili olduğu düşünülen kültür bölgeleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Anav, Afanasyevo ve Andronovo’dur. (s.18)

…Altay Dağlarında sürdürülen arkeolojik araştırmalarda bu kültür çevresinde Türk topluluklarının antropolojik tipi olan brakisefal (yuvarlak kafalı) insan tipinin oluştuğu tespit edilmiştir… (s.19)

8.Ön Türkler: Ön Türklerin ataları Orta Asya’nın kuzey ve kuzeydoğu kısımlarının atlı sakinleridir. MÖ 1000 yılının ortalarına doğru Altay Dağları’ndan Karadeniz’in kuzeyine kadar uzanan sahada ilk siyasi teşkilat, başka bir deyişle proto (ön) devlet Saka (İskit) kabileler birliği görülmüştür.

Sakalar: Doğu kaynaklarında Saka, Batı kaynaklarında İskit olarak bilinen bu birlik, Avrasya’da kurulmuş Orta Asya ve civarındaki toplulukların ilk askeri siyasi teşkilatıdır. Sakalar, Baykal Gölü’nden Tuna Nehri boylarına kadar uzanan geniş coğrafyada MÖ VIII-MS III.yüzyılların arasında siyasi ve kültürel varlıklarını sürdürmüşlerdir…

Sakaların hayatı hakkında bilgiler komşuları ve siyasi ilişki kurmuş oldukları Ahamenişler (İran), Doğu Roma (Bizans) ve Han (Çin) gibi eski devletlere ait verilere dayanmaktadır. Sakalar Ön Asya seferleri sayesinde Anadolu’ya kadar uzanmışlardır.

Kaynaklarda İran hükümdarları Kirus ve Darius’ün Sakalara karşı seferleri ve Büyük İskender’in İran seferi bahislerinde Sakalardan ve sakaların meşhur kadın hükümdarları Tomris’ten söz edilmektedir. Onların Ön Asya seferini yapan hükümdarın adı Şehname’ye göre Afrasiyab, Türk efsanelerine göre ise Alp Er Tonga’dır. Çin kaynaklarında da Sakalar ‘Sai’ adı altında anlatılmaktadır. (s.20)

Sakaların bir kısmı olarak kabul edilen Massaget etnik adı eski Yunan ve İran kaynaklarında bulunur. Bu topluluk Aral Gölü ve Hazar Denizi arasında, Kuzey Kafkasya ve Azerbaycan’da yaşamıştır. Azerbaycan’da ve Anadolu’da MÖ VII.yüzyılda İskitler devlet kurmuştur. İskitlerin Akadca İşguzai adındaki -guz-, -guzai- köklerinin, o zamanki Oğuz adının arkaik söyleyişinin çivi yazısındaki şekli olduğu şüphesizdir. Orta Çağ’da, örneğin Bizans kaynaklarında, İslam dinini henüz kabul etmemiş olan Türk halkları İskit şeklinde adlandırılmıştır. Sakaların hayat tarzı, giyim kuşamları, madenleri kullanmadaki başarıları özellikle de at koşumları ve diğer kültür unsurları İslam öncesi Türkler ve Orta Asya’daki tarihi topluluklarla benzerlik göstermektedir. Bu yüzden Sakaların söz konusu toplulukların ilk atalarından biri olduğunu ileri sürmek mümkündür.” (s.21)

Kitaba okuma metni olarak aşağıdaki parçalar konulmuştur.

“Darius bir sefer sırasında elçi aracılığıyla İskitlerden kuş, fare, kurbağa ve ok alır. O, bunların toprağı (fare), suyu (kurbağa), gökyüzünü (kuş) ve orduyu (ok) simgelediğini sanır. Ancak bilgelerden biri gönderilenlerin başka anlam da taşıyabileceğini şu şekilde açıklar: ‘Siz Persler, fare gibi toprağın içine girip saklanmadıkça, kurbağalar gibi suyun içinde gizlenmedikçe ya da kuşlar gibi uçup kaçmadıkça oklarımızın altında can vereceksiniz’. (Heradotos, Herodot Tarihi, İstanbul, 1991, 336.sayfadan özetlenmiştir.

Eski İran dilinde yazılmış Zerdüştilerin kutsal kitabı Avesta’da Turan ülkesinin baş hükümdarı Farangrasiyan (Afrasiyab) yeryüzünün kuzey kısmını yöneten kudretli bir şahıs olarak geçer. Kaşgarlı Mahmut (XI.yüzyıl) Divân-ı Lügati’t-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü) adlı eserinde tüm Türk boylarının birliğini sağlayan Afrasiyab adındaki kudretli hükümdara dair birçok rivayet kaydeder:

‘Türklerin yöneticisi olan Afrasiyab Han’ın unvanı Tonga Alp Er: Kaplan gibi güçlü bir savaşçı… ‘Kaz -Afrasiyab’ın kızının adı. Kazvin kentinin kurucusudur. Bu kentin adının kök biçimi Kaz oyunu: Kaz’ın oyun alanıdır, çünkü o kız orada yaşar ve oyun oynarmış. Bu nedenle bazı Türkler Kazvin’i Türk ülkesinin sınırları içinde kabul eder. Aynı zamanda Kum kenti de sınırlar içinde sayılır, çünkü ‘kum’ sözcüğü Türkçedir; Afrasiyab’ın kızı o bölgeye sık sık gider ve oralarda avlanırdı. Geri kalan Türkler, sınırın Merv el-Şahican’dan başladığını kabul eder; çünkü, Kaz’ın babası Tonga Alp Er, yani Afrasiyab- Tahmuras’ın (Fars padişahının) kentin iç kalesini yaptırmasından üç yüz yıl sonra Merv kentini inşa ettirmiştir’. (Divanü Lûgat-it Türk Tercümesi, Cilt III.  Çev. Besim Atalay, TDK yayınları, Ankara, 1985, s.149) (s.23)

Hun İmparatorlukları ve Sonraki Türk Devletleri: …Güney Sibirya’daki Altay eteklerinde bulunan Pazırık Kurganı MÖ V-III.yüzyıllar arasına tarihlendirilir. Bu kurgan buzlar içinde kaldığından burada binlerce yıl bozulmamış insan ve hayvan ölüleri bulunmuştur. (s.26)

…Çoğunluğu Sakalarla bağlantılı Pazırık buluntularının bir kısmı Hun sanatıyla ilişkilidir. Eyer takımları ve atların kulaklarında Ön Türk boy damgaları vardır. (s.27)

Bizanslıların Türk terimini ilk olarak Macarlar için kullanmış olmaları da ilgi çekicidir. Nitekim Bizans kaynaklarında Tourkia sözcüğü önce Macaristan bölgesi için, ‘Türk’ adı da Macarlar için kullanılmıştır.” (s.56)

Devam edeceğiz…

 

Yazar

Yaşar Yeniçerioğlu

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar