Sen misin PKK’ya Operasyon Yapmak İsteyen!.. – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz Konusu-5: Açık Oturum   • Çağrı: Bize katılın

Sen misin PKK’ya Operasyon Yapmak İsteyen!..

AKP’nin 28 Şubat’ın 13’üncü yıldönümünde, “demokratikleştik”  diye sevinçle kaldırdığı EMASYA protokolü 3 yıl sonra yeniden hayatımıza girdi. Hikâyesi uzun ve karmaşık olan EMASYA’nın AKP formatlı hâli ise geleceğe dair niyet ve planlar hakkında duyulan kaygıları epey arttıracak nitelikte. EMASYA dosyasını okuduğunuzda; “Ben kaldırırım, ben koyarım Vali benim, devlet benim kime ne?” gibi bir sonuca da […]

28 Haziran 2013
Milli Düşünce Merkezi

AKP’nin 28 Şubat’ın 13’üncü yıldönümünde, “demokratikleştik”  diye sevinçle kaldırdığı EMASYA protokolü 3 yıl sonra yeniden hayatımıza girdi. Hikâyesi uzun ve karmaşık olan EMASYA’nın AKP formatlı hâli ise
geleceğe dair niyet ve planlar hakkında duyulan kaygıları epey arttıracak nitelikte.

EMASYA dosyasını okuduğunuzda; “Ben kaldırırım, ben koyarım Vali benim, devlet benim kime ne?” gibi bir sonuca da varabilirsiniz…

“PKK çekilirken, askerlerin müdahale etmemesi garanti altına alınmış” yorumunu da yapabilirsiniz…

AKP iktidarı EMASYA’yı, “Güneydoğu’da OHAL görüntüsünü ortadan kaldırıp, bölgeyi normalleştirme hedefiyle”  iptal etmişti, ama Gezi eylemleri sırasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Gerekirse
Orduyu göreve çağırırız” dediğini hatırlayıp, iktidarın tüm ülkede OHAL’e hazırlandığı iddiasında da bulunabilirsiniz.

-EMASYA’nın Mazisi-

Açılımı “Emniyet-Asayiş Yardımlaşma Birimleri”  olan EMASYA 7 Temmuz 1997’de Genelkurmay ve İçişleri arasında imzalanmış bir protokoldü. Özü itibarıyla, “İl valisinin, bölgesinde çıkan toplumsal olayların üstesinden kendi gücüyle gelemediği takdirde askeri birliklerden kuvvet talep etmesini”  düzenleyip, asker, MİT ve Valiliklerin koordinasyon halinde çalışmasını öngörüyordu. Bir de Doğu-Güneydoğu’da acil olaylarda jandarmaya operasyon yetkisi veriliyordu.

Askeri kaynaklara göre, protokolün ana amacı, “Kahramanmaraş, Sivas katliamı gibi utanç verici olayların bir daha yaşanmaması”  idi.

AKP iktidarında uzun süre Mili Savunma Bakanlığı yapan Vecdi Gönül’ün 2006’deki açıklamasına göre, TSK’nın EMASYA görevlerinde kullanılması yasalara uygun”du.

Protokülün yürürlükten kaldırıldığı dönemde İçişleri Bakanı olan Beşir Atalay ise EMASYA’yı şöyle anlatıyordu:

“EMASYA, sadece terör veya belli toplumsal hareketler olduğunda valilerin izleyeceği yolu, güvenlik üçlerinden nasıl, hangi durumda yardım isteyeceği gibi konuları düzenleyen protokoldü. Zaten o konuya açıp bakılırsa, ilgili kanunda çok açık düzenliyor.”

İsterseniz EMASYA’nın ne olduğunu, bir de protokolü imzalayan dönemin İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’ndan dinleyelim. 2 Şubat 2004’te TBMM Genel Kurulu’nda EMASYA’yı anlatırken, AKP milletvekili olan Başesgioğlu şu bilgileri verir:

“EMASYA planı, Türkiye’nin meşru güvenlik güçleri arasında işbirliğini en yüksek seviyeye çıkarmanın yasal dayanağı olan bir protokoldür.

Özünde, il valisinin bölgesinde çıkan toplumsal olayların kendi gücüyle üstesinden gelemediği takdirde, kuvvet talep etmesidir… O günün şartları içinde birbiriyle görüşmeyen, yardımlaşmayan, istihbarat paylaşmayan, operasyon yapmayan güvenlik güçlerini birlikte çalıştırma modelidir”.

-EMASYA Kaldırılsın Kampanyası-

TSK’ya “asimetrik psikolojik savaş”  açılmasıyla birlikte EMASYA da gündeme geldi. Gazeteci-Yazar Ali Bayramoğlu’nun öncülüğündeki (Başbakan Erdoğan böyle bir protokol olduğunu Bayramoğlu’ndan duyduğunu açıkladı) “demokrasi savaşçıları”, günlerce EMASYA’nın zararlarını anlatıp, mutlaka kaldırılması gerektiğini, bu yapılmazsa Türkiye’nin “demokratikleşemeyeceğini” yazdı. Sadece Erdoğan değil, AB
de bu protokolden Bayramoğlu sayesinde haberdar olup, hemen o yılki Türkiye raporuna, “EMASYA kaldırıla”  yazdı.

2009’da konu AKP’nin Kızılcahamam kampında da masaya yatırıldı. Bir milletvekili, “Bu protokol, Güneydoğu’da olağanüstü hal görüntüsünü ortadan kaldırıp, bölgeyi normalleştirmeyi hedefleyen demokratik açılım sürecinin önünde büyük bir engel oluşturuyor” dedi. O milletvekili, bu hafta Akşam Gazetesi’ne Genel Yayın Yönetmeni olarak atanan Mehmet Ocaktan’dı.  O dönem Bursa Milletvekili olan Ocaktan’ın bu talebine, AB Bakanı Egemen Bağış, “Evet, bunu yapmalıyız”, İçişleri Bakanı Beşir Atalay da, “Hallederiz bunları” karşılığını veriyordu.

Yine o günlerde Mümtaz’er Türköne, “Milli güvenlik, askerlere bırakılmayacak kadar ciddi bir konu… Milli Askeri Stratejik Konsept’in yeniden belirlenmesi gerekiyor… İç tehdit algılamasında birinci sıraya, TSK bünyesinde yer alan illegal örgütlenmelerin yerleştirilmesi şart… TSK’nın iç güvenliğe yönelik yetki ve
sorumluluklarının bütünüyle kaldırılması gerekir… Jandarma bütünüyle lağvedilmeli, EMASYA gibi protokoller iptal edilmeli”  gibi bir liste çıkartıyordu.

Bugünlere ve geleceğe ışık tutacak nitelikte olan, o günlere ait en ilginç yazı belki de Hüseyin Gülerce’ninkiydi. Gündemde yine PKK açılımı vardı, CHP ve MHP’den iktidara aynen bugünkü gibi sert
eleştiriler geliyor, MHP Ankara’da “Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa ve Yaşat”  mitingi düzenlemeye hazırlanıyordu. Gülerce, “Hükümet, Sıkıyönetime Zorlanıyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı ve “İçinde bulunduğumuz kutuplaşma ortamında bu mitingler endişe kaynağıdır” dedikten sonra şu iddiada bulundu:

“Cumhuriyet mitingleri, meşru iktidarı yasa dışı yollarla devirme planlarının bir parçasıdır. Bugün de AK Parti  iktidarını, seçim yoluyla değiştirmeyeceğini iyice anlayan aynı çevreler, açılımı bahane ederek bildik yollara başvuruyorlar. Hedefleri, peş peşe gelecek provokasyonlarla bir kaos ortamı hazırlayıp, hükümeti sıkıyönetim idaresine zorlamaktır…”

-Beşir Atalay: Kaldırdık. Yeni Düzenlemeye Gerek Yok”-

Nihayet Türkiye gündemine “Balyoz”  planı düştü. “EMASYA kaldırılsın” kampanyaları iyice hızlandı. Fehmi Koru, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a şu çağrıda bulundu:

“EMASYA Protokolünü sona erdirmek için tek taraflı bir irade beyanı yeterli; Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı’nı beklemeden, kendisi de protokolü tek taraflı iptal edebilir. Aksi halde, protokolü, İçişleri Bakanlığı’nın bir beyanıyla iptal veya makul içeriğe kavuşturulmuş yeni bir metinle değiştirme yoluna gidilebilir.”

Başbakan Erdoğan, EMASYA’nın kesinlikle kaldırılacağını belirtip, “Genelkurmay’la paslaşıyoruz”  dedi. Ve Başbuğ’dan, “Bu protokole gerek yok, kalkabilir”  açıklaması geldi.

Today’s Zaman Gazetesi, “Sivil-asker ilişkilerinin normalleştirilmesini amaçlayan AKP iktidarının, bu kapsamda EMASYA protokolünü28 Şubat darbesinin 13. yıldönümünden önce kaldırmayı planladığını” duyurdu.

Öyle de oldu, protokol 2010’nunŞubat başında kaldırıldı. Dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, protokolü kaldırma çalışmalarını Başbuğ’la beraber yürüttüklerini vurguladıktan sonra, “Mevcut kanunlar yeterli. Yeni bir düzenlemeye gerek yok”  demesi önemliydi

-Yeni EMASYA’daFarklı Ne Var?.. Ne Zaman İmzalandı?-

Bugün Milliyet Gazetesi’nden Tolga Şardan’ın haberiyle, yeni EMASYA’mızın olduğunu öğrendik. Genelkurmay ve İçişleri arasında Nisan’da imzalanan protokol 14 maddeden oluşuyormuş.

Yeni protokole göre, “askeri birlikler ancak valilerin yazılı ya da acil durumlar için sözlü çağrısı üzerine toplumsal olaylara müdahalede kullanılabilecek”miş. Bu maddenin eskisinden ne farkı var?

Farkı olmadığı gibi EMASYA’nınkapsamının genişletildiğini görüyoruz. “Kaldırılsın”  tartışmalarının yaşandığı günlerde, Jandarma’nın tamamen lağvedilmesi istenirken, bakın yeni protokolle ne oluyor?

“İllerdeki jandarma birlikleri, valilerin ‘daimi kuvveti’ yapılıp” protokol dışında tutuluyor.

Eski EMASYA’da jandarmanın sadece Doğu Güneydoğu’da acil durumlarda operasyon yapması öngörülürken, artık jandarma tüm ülkede valilerin “özel ordusu”  haline getiriliyor.

Gezi olaylarında jandarma birliklerinin İstanbul’da konuşlandırılmasını hatırlıyorsunuz değil mi?

EMASYA’yı iptal ederek,  Doğu-Güneydoğu’da “OHAL görüntüsünü ortadan kaldırdıklarını”  öne sürenlerin, ülke genelinde OHAL görüntülerine hazırlandığı anlaşılmıyor mu?

Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, yeni EMASYA’nın imzalandığı tarih. Milliyet “18 Nisan 2003” diyor ki, doğru.

Peki, o günlerde ne tartışılmaktaydı? PKK’lıların ellerini kollarını sallayarak giderken, askerlerin ne yapacağı, askeri operasyonların nasıl engelleneceği!..

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 17 Nisan’da, “Barış süreci kapsamında PKK’lıların yurtdışına çekilmesiyle ilgili Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın Valilere, jandarma ve polis dışında TSK’yı göreve çağırma yetkisi veren maddeye ilişkin protokolü yenilediğini”  duyurur. Çelik’in, “Tereddütleri giderecek protokol, önümüzdeki günlerde yürürlüğe konulacak”  sözü şöyle yorumlanır:

“Protokolle, valinin sorumluluğu ayrıntılandırılacak, TSK’nın yetkisiz kılınması önlenecek. PKK çekilirken, müdahale etmeyerek suç işleyecekleri tezi ortadan kaldırılacak.”

BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş geçenlerde şu “kaygılarını” dile getirmişti:

“Duyduğumuz kadarıyla bazı bölgelerde komutanlar valiliklerden ve savcılıklardan defalarca operasyon izni istediler. Ama bu izinler verilmedi. Yıllardır operasyona çıkmayan bazı komutanlar tam da bu süreç başlayınca operasyon izni istediler. Hükümet operasyon yapmama, çıkışı engellememe, çıkanlara karşı da herhangi bir girişimde bulunmama konusunda şuana kadar ciddi bir sorun çıkarmadı, çıkmasına
izin vermedi.”

Sen misin PKK’ya operasyon yapmak isteyen; Al sana EMASYA!..

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları