Siyasal Alanda Türk Kadınının Temsilinde bir Hamle Daha: Muhtarlık Hakkı

Türk kadınının siyasal hayatta yerini alması önce 1930’da Belediye Kanunu ile başladı. İkinci olarak 1933’te bu yazıda konu ettiğimiz Köy Kanununda yapılan değişiklik geldi. Bu iki kanunla Türk kadını yerel seçimlere tam anlamıyla katılım hakkı kazanmıştı.


 

Modernleşmenin ana unsurlarından biri de kadın haklarıydı. Atatürk bu konu üzerinde önemle duruyor ve yurt gezilerinde yeri geldikçe Türk kadınının erkeğiyle birlikte aynı haklara sahip olmasının öneminden bahsediyordu.

Nitekim 1925 yılındaki Kastamonu-İnebolu gezisinde Atatürk başka konuların yanında kadının toplumdaki yerini de vurguladı. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu gezi, Türk devrim tarihinde önemli bir yer tutar. Çünkü aynı gezide Atatürk, şapka ve ayrıcalıklar konularını da gündeme getirmişti. Atatürk milletin bütünlüğü, tefrika çıkmaması gerektiği, bazı insanların çeşitli kıyafetler yoluyla tefrika yarattığı konularının yanında Türk kadının toplum hayatındaki yeri hakkında da konuşmalar yaptı. Burada kadınlarla ilgili şu sözleri özellikle önemlidir:[1]

“Bir heyet-i içtimaiye, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kâbil midir ki, bir kitlenin bir parçasını terakki ettirelim, diğerini müsamaha edelim de, kitlenin heyet-i umumiyesi mazhar-ı terakki olabilsin? Mümkün müdür ki, bir camianın yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı semalara yükselebilsin? Şüphe yok, terakki adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve saha-i terakki ve teceddütte birlikte yol almak lâzımdır. Böyle olursa inkılâp muvaffak olur.”

Kadının siyasal hayattaki temsili için ilk adım 1930’da Belediye Kanunu ile atıldı. Bu kanunun kabul edilmesinden sonra aynı yıl yapılan belediye seçimlerinde kadınlar hem oy kullandı hem de aday oldular. Seçim sonucunda da yeterli derecede oy alan kadınlar, belediye meclislerinde üye oldular. Böylece Belediye Kanunu ile verilen hak kâğıtta kalmamış, uygulamaya da geçmişti.

Siyasi hayatta kadın temsilinin ikinci hamlesi Köy Kanununda yapılan değişiklikle geldi. Aslında Köy Kanununun[2] seçmeni tarif eden maddelerinde cinsiyet belirtilmiyordu. Fakat o zamana kadarki anlayış gereğince muhtar ve ihtiyar heyeti seçme ve seçilme hakkı sadece erkeklere yönelik olarak uygulanıyordu. Zaten kanunun 30. Maddesi de seçime katılan ve seçilenlerin sadece erkekler olduğu alışkanlığıyla yazılmıştı.

Belediye Kanunu ile kadınlar siyasal hayatta ilk defa temsil edildikten bir süre sonra Köy Kanunu ele alındı. 26 Mart 1933’te Köy Kanununun 20. ve 30. Maddelerinde değişiklik yapılması konusu Meclis’e geldi. Bu değişiklerle ilgili ilk konuşmayı yapan Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya şunları söyledi:[3]

“Muhterem arkadaşlar; yüksek onayınıza sunulan bu kanun lâyihası; Türk inkılâp ve Cumhuriyetinin koymakta olduğu esaslı temellerden birine konulan yeni bir taştır. Türk kadını, tarihin ilk devirlerinden beri daima faziletin, cesaretin, şecaatin ve aynı zamanda yurt sevgisinin sıcak bir kaynağı olmuştur. Eğer Türk çocukları tarihte büyük şerefler kazanmışlarsa ve diğer milletler arasında şerefnaz olmuşlarsa, emin olunuz ki bu, ana kucağında aldığı terbiye sayesinde olmuştur. Eğer Türk çocuğu zinde ve sıhhatli ise, güçlü ve kuvvetli ise emin olunuz ki bu, anasının damarlarında cevelân eden kanın temizliği ve terbiyesinin sağlamlığındandır.

Eğer Türk çocuğu tarihte en yüksek seciyeli bir insan olarak tanınmışsa, eğer Türk çocuğu dünyada en yüksek insaniyetperver olarak tanınmışsa emin olunuz ki ana kucağında aldığı şefkatten mülhem olmuştur. Türk kadınının mazisini saymak, malûmu ilâm kabilinden bir şey olur. Kendisi evimizin müdürüdür. Köyde de köy iktisadiyatının müdürü odur. Her hangi bir köye giderseniz en evvel karşınıza köyün iktisadiyatını idare edenin kadın olduğunu görürsünüz. Kadına evinde olduğu gibi, belediyelerde olduğu gibi köylerde de idare hakkını vermek bir vazifedir. Ona köyde muhtar olmak ve muhtar seçmek hakkını vermekle kendisine karşı bir şükran eseri göstermiyoruz, kendisinin zaten ve tabiatıyla sahip olduğu hakkını kanunen ifade etmiş oluyoruz. Bu köy kanunu hakkında göstereceğimiz alâka, Türk kadını için şurada diktiğimiz âbideden daha güzel, daha insanî bir âbide olacaktır. Kanunun heyeti umumiyesi, Türk kadınına köylerde de haklarını veren bir kanundur.”

Yine kanun hakkında söz alan Kütahya Milletvekili Recep Bey, Türk kadınının o zamana kadar kazandığı sosyal haklardan bahsetti. Bu sosyal haklar arasında eğitim görmek ve bütün tesislerden erkeklerle eşit haklarla faydalanmak vardır. Recep Bey’in konuşmasından anladığımıza göre 1933’e gelindiğinde sosyal hayatta kadın kendi yerini sağlamlaştırmıştır. Üniversitelerin bütün fakültelerinde, bütün okullarda kız oranları gittikçe artmaktadır. Mahkemelerde avukat, hâkim, hastanelerde doktorlar vardır. Laboratuvarlarda ve diğer bilim kurumlarında ve hatta bütün tesislerde artık kadınlar erkeklerle yan yana görev yapmaktadırlar. Nihayet yukarıda da söylediğimiz gibi Belediye Kanunu ile siyasal hayatta da yerlerini almaya başlamışlardır.[4]

Kütahya Milletvekili, işin temsil oranları kısmına da değiniyor. Belediye Kanununda Türk kadınına, şehir ve kasabalarda seçimlere katılma hakkı verilmesiyle seçmen sayısına iki, iki buçuk milyon kadar vatandaş eklenmişti. Şimdi muhtar seçimlerine katılma hakkı verilince bu sayıya köylerde beş milyona yakın kadın daha seçmen olarak eklenecekti.[5] O zamanki genel nüfusun yaklaşık 15 milyon civarında olduğu düşünülürse bu meselenin kapsayıcı temsil bakımından ne kadar önemli olduğu anlaşılır.

Sonuçta Köy Kanununun seçme ve seçilme yeterliliklerini düzenleyen 20. Maddesinin ilgili yerlerine “kadın ve erkek” ibaresi eklendi. Yine 30. Madde kadınları da kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece büyük yerleşim yerlerinden sonra köylerde de kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde ettiler.

Türk kadınının siyasal hayatta yerini alması önce 1930’da Belediye Kanunu ile başladı. İkinci olarak 1933’te bu yazıda konu ettiğimiz Köy Kanununda yapılan değişiklik geldi. Bu iki kanunla Türk kadını yerel seçimlere tam anlamıyla katılım hakkı kazanmıştı. Geriye bir tek milletvekilliği seçimi kalmıştı ki o düzenleme de 1934 yılında yapılacaktır.[6]

[1] Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 2. Cilt, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 2006, 223 ve devamı.

[2] Köy Kanunu 18 Mart 1924’te kabul edilmişti.

[3] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 4, Cilt: 17, 48.

[4] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 4, Cilt: 17, 48.

[5] Aynı yer.

[6] Bununla ilgili yazımız: Türk Kadınının Milletvekili Seçilme Hakkı, MDM-MİSAK, https://millidusunce.com/turk-kadininin-milletvekili-secilme-hakki/

Yazar

Konuralp Ercilasun

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.