Tek Kanatla Uçmak

Son yıllarda Kahramanmaraş’ta çeşitli konferanslar, anma günleri, sempozyumlar düzenleniyor. Bu düzenlemeler, belli siyasi tandanslı oluyor. O, orijinler de bizim değerlerimiz. Toplumumuzun bütününü kapsıyor. Vaz geçmemiz, ondan kendimizi soyutlamamız, kendimizi inkâr anlamına gelir. Ama ne yazık ki bütün etkinlikler, belli siyasi odaklı ve kendi dışında olanları yok sayma… Mahiyet itibariyle onların da o mekânlarda olmaları gerekliliğine […]


Son yıllarda Kahramanmaraş’ta çeşitli konferanslar, anma günleri, sempozyumlar düzenleniyor. Bu düzenlemeler, belli siyasi tandanslı oluyor. O, orijinler de bizim değerlerimiz. Toplumumuzun bütününü kapsıyor. Vaz geçmemiz, ondan kendimizi soyutlamamız, kendimizi inkâr anlamına gelir. Ama ne yazık ki bütün etkinlikler, belli siyasi odaklı ve kendi dışında olanları yok sayma… Mahiyet itibariyle onların da o mekânlarda olmaları gerekliliğine rağmen, nedense çemberin dışına itiliyor, sanki ötekiymiş gibi dışlanıyor. Dışlanan, dışlayanla ortak paydası olduğu için sonuçta eleştirinin dönüp dolaşıp kendine odaklanacağından sus pus sessizliği yeğliyor.

Güç ve inisiyatif izafidir. Bir elden, diğer bir ele geçmesi her an olasıdır. Bir şeye sür gitsin denemez, ökse ucuna kadar yanmaz. O yüzden diyoruz ki tek kanatla uçulmaz. Hava iki kanatla itilir ve kuş da yükselip uçar.

17.02.2012 günü, Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinde Kahramanmaraş Türk Ocağının organize ettiği bir konferans vardı. Günümüzün en hayati konusu olan yeni anayasa hazırlık çalışmalarıyla ilgili konuşmacı olarak Sadi Somuncuoğlu davet edilmiş. Sayın Sadi Somuncuoğlu’nu tanımayanımız yok gibidir. Dünden, günümüze değin; siyasi çizgisinde en ufak kırık olmayan, deneyimli, bilge bir insan… Böylesine karakışın hüküm sürdüğü bir zamanda davete icabet etmesi, bu yaştaki bir insanın büyük bir özverisi… Geleceğimizin teminatı olacak bir anayasa hazırlık çalışmaları ortamında, insanlarımızın aydınlatılması çok gerekli. Sadi Somuncuoğlu Bey on yılı aşkın zamandan bu yana aktif siyasette olmadığını, kendisini bu konuda soyutladığını, fakat hazırlanan anayasayla ilgili, insanlarımızı aydınlatmak, bilgi sahibi kılmak, vatan görevidir diye algıladığını ifade etti.

Çok dar bir vakitte duyuruma ve hava muhalefetine rağmen, salonda çok seçkin, ilgili insanlar vardı. Konferans ve akademik olması nedeniyle de eğitimli seçkin bir dinleyici kitlesi dikkati çekiyordu.

Açış konuşmasını, bayan sunucu Sadi Somuncuoğlu’nun portesini anlatarak yaptı. Onun örnek kişiliğinden, hizmetlerinden bahsederek, bu konferansı organize eden Kahramanmaraş Türk Ocağı Başkanı Doktor Abdullah Tekinşen’i konuşmacı olarak kürsüye davet etti. Mikrofona gelen Sayın Abdullah Tekinşen; kamuoyunu aydınlatmak bakımından, bu konferansın gerekliliğinden bahsederek Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa döneminde tarihimizde Sened-i İttifak’la başlayan ilk anayasal hareketten başlayarak, evre evre kabul edilen anayasalarımızdan bahsetti. Bu bilgilendirici konuşmanın sonunda, sunucu sayın

Sadi Somuncuoğlu’nu mikrofona davet etti.

Sayın Sadi Somuncuoğlu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenciliğim yıllarında anayasa dersi sınavı notum iyi derecede olmasına karşın; düşünemediğim, duymadığım,

Okumadığım bir tespitten söz etti. Büyük Cihan Padişahı Abdülhamit Han dönemimde Meclis-i Mebussan’da kabul edilen ilk yazılı anayasamız Kanun u Esasi’nin, daha sonraki kabul edilen anayasalarımız üzerindeki etkisinden söz etti. Söz konusu kanun kabulünden önce Padişah tarafından didik didik incelendiğini, Osmanlı Devleti’nin asli unsuru olan Türk Milleti’nin varlığının, dilinin kollanması ve korunmasının yasada yer alması için olanca hassasiyeti gösterdiğinden söz etti. Yine aynı yasanın ilgili bir başka maddesine dayalı olarak terör ve anarşiye son vermek amacıyla Meclis-i Mebussan’ı süresiz tatil ettiğini söyledi. Aradan geçen 29 yıl sonra 1908 de ihtiyaca binaen aynı Kanun-u Esasiyi meriyyete koymuş, millet varlığı, dil varlığı aynen korunmuş.

Cumhuriyet döneminin başlarında 1921 de anayasa çalışması olarak, bildiğimiz Teşkilat-ı Esasiye kanunu ilhamını Kanun u Esasi’den almıştır. Zira sonradan netleşen, resmen 1924 Anayasası olarak meriyete giren yasa da içerik olarak; milli, üniter devlet olma özelliğini büyük padişah Abdülhamit Han’ın Kanun u Esasi’den almıştır.

1960 İhtilali, ve akabinde halk oylamasıyla kabul edilen 1961 Anayasa’sında da ilham kaynağı Kanun u Esasi olmuştur. Milli devlet, üniter devlet ana mihverini oluşturmaktadır. Bu güne değin bu husus kimsenin dikkatini çekmemiştir. Sadi Somuncuoğlu bu refleksin milletimizde kendiliğinden oluştuğunu beyan etmiştir. Oysa hatırlayanlar bilir. Yıllarca 1961 Anayasa’sının sosyalizme açık olduğu söylenmiş, buna rağmen sosyalizmin beynelmilelci yapısına mevcut anayasa engel teşkil etmiştir. Onun da milli olma vasfını taşıdığını sayın Somuncuoğlu bizim dikkatlerimize sundu.

1980 ihtilali ve 1982 anayasasının değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek olan ilk üç maddesi gene Abdülhamit Han’ın Kanun u Esasi’den mülhemdir. Bütün bunlara dikkatimizi çeken Sayın Somuncuoğlu olmuştur. Bu demektir ki milli devlet olma geleneği bizim özümüzde olan bir özelliğimiz. Çift dilli, çift bayraklı, çift başkentli, çift eğitim sistemi, çoklu parlamenter sistem, özerk yerel yönetim gibi ipe sapa gelmez istemler ne cüretle dile getiriliyorsa anlamak ne mümkün. Milli misakla sınırları belirlenen 7.778 bin kilo metre kare vatanımızın böyle çokluklara tahammülü yoktur.’’Allah tektir, tekleri sever.’’ Düsturu bizim ilkemiz, idealimizdir. Öyle demokrasi aldatmacalarıyla bizi kimse kandıramaz. Diyen Somuncuoğlu, tarih önünde vebal altında kalmamak için bizler Cennet mekân Abdulhamit’ten bu yana gelen geleneğimizi sürdürmek azminde ve kararlılığındayız diyerek mücadele azmimizi kuvvetlendirdi. Hangi vatan evladı anayasamızın ilk üç maddesindeki hükümlerin kaldırıldığı anayasa değişikliğine evet der?

Bu konferansın onunda izleyicilerdeki ortak kanı ; üzerinde kıyametler koparılan ilk üç maddenin ,ne anlam taşıdığının halkımız tarafından algılanmamış olacağı endişesidir.Rum Patrik Bartelemos ‘un ; Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağlarıyla bağlı olan herkes Türk’tür.’’ İfadesini kullanamayan, bu vatanın her türlü nimetlerinden alabildiğince yararlananlara yazıklar olsun.

Bu konferansı organize eden Kahramanmaraş Türk Ocağı Başkanı Doktor Abdullah Tekinşen’e ve Sadi Somuncuoğlu’na yürekten teşekkür ederiz.

 

Ömer BAYDEMİR

 

Kaynak : http://www.yorumgazetesi.com/saglik/4886-tek-kanatla-ucmak

 

Avatar
Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.