Türk Keneşi

Keneş, bir Türk Dünyası örgütü olarak kurulmuştur; adı da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, kısaca Türk Keneşidir.


Keneş sözüne artık alışmalıyız. Türkiye dışındaki hemen hemen bütün Türk Dünyası’nda keneş sözü kullanılmaktadır. Kelimenin anlamı “şûra”dır; Batı dillerindeki “konsey” kelimesinin tam karşılığıdır.

Keneş sözüne, Türk devletlerinin ortak bir teşkilatının adında kullanıldığı için de artık alışmalıyız. Emekli Büyükelçi Halil Akıncı’nın ifadesiyle “Türk tarihinde ilk defa Türklerin gönüllü iş birliğiyle oluşturulan” teşkilatın adı kısaca Türk Keneşi’dir; Türk Keneşi, yani Türk Konseyi.

Keneş’in kurulmasına, Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi toplantılarının 03 Ekim 2009’da Nahçıvan’da yapılan toplantısında karar verilmiştir. O zaman Kazakistan Devlet Başkanı olan Nursultan Nazarbayev’in teklifiyle Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi”ni kurma kararını almışlardır. “Nahçıvan Anlaşması” adıyla tarihe geçen bu anlaşmaya göre Keneş’in merkezi İstanbul’da olacak ve genel sekreterliğini de bir Türkiye Türk’ü yürütecekti. O zaman verilen çok isabetli bir kararla Türk Keneşi  Genel Sekreterliğine Moskova büyükelçimiz olan Halil Akıncı tayin edildi. Akıncı, kâtiplik dönemlerinden itibaren Moskova Büyükelçiliğinde görevler yapmış, bu görevleri ve özel ilgisi sebebiyle Türk Dünyası ile temaslar kurmuş tecrübeli bir elçimizdi. Teşkilatın kuruluş yıllarında onun görev almış bulunması bir şans olmuştur.

Konsey’in 22-23 Ağustos 2012’de Bişkek’te toplanan ikinci zirvesinde Genel Sekreter Halıl Akıncı’nın teklif ve çabasıyla teşkilatın adının “keneş” olarak kabulü benimsenmiştir. 2019’da Özbekistan’ın da Türk Keneş’ine katılmasıyla üye sayısı beşe çıkmıştır. Keneş’e katılmayan sadece iki Türk cumhuriyeti kalmıştır: Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Önümüzdeki zirvelerde onların da katılması beklenmelidir.

Türk Keneşi hemen hemen her yıl Türk devletlerinden birinde zirve toplantısı yapmakta ve önemli kararlar almaktadır. Zirvelerde genellikle belirli bir konudaki iş birliği imkânları görüşülmekte ve karara bağlanmaktadır. Bugüne kadarki zirvelerde ele alınan konular şunlardır: ekonomi ve ticaret; eğitim, bilim ve kültür; ulaşım; turizm; medya ve enformasyon; gençlik ve ulusal sporlar; kobiler; kovid 19 salgını.

31 Mart 2021’de Kazakistan’da yapılan zirvede Kazakistan’daki Türkistan vilayetinin “manevi başkent” ilan edilmesine karar verilmiştir. Gerek bu karar, gerek gök renkli zemin üzerine yine gök renkli ay yıldız ile beyaz güneşin yer aldığı teşkilat bayrağı, Keneş’in manevi ruh ve yönelişini anlatan önemli göstergelerdir.   

Keneş’in önemli başarılarından biri de Uluslararası Türk Akademisidir. Nahçıvan Anlaşması gereğince 2010’da Astana’da (Nursultan’da) kurulan akademi, 23 Ağustos 2012’de Bişkek’te toplanan ikinci zirvedeki kararla uluslar arası statüye kavuşturulmuştur. Akademinin başkanı, Türk Keneş’inden yetişmiş olan tarihçi Darhan Kıdırali’dir. Keneş’te yetişmiş olanlardan biri de hâlen Kazakistan’ın Ankara büyükelçisi olan Abzal Saparbekulı’dır.

Macaristan’ın başvurusu üzerine 2019 yılında bu ülke de Keneş’e gözlemci üye olarak kabul edilmiştir. İki yıl önce TÜRKSOY’un düzenlediği bir toplantı vesilesiyle bulunduğum Budapeşte’de Macaristan’daki Türk Keneşi binasını görmüştüm. Macar hükümeti, bahçe içinde yer alan üç katlı tarihî bir binayı Keneş’e tahsis etmişti. Bu önemli uluslar arası teşkilatımıza İstanbul’da bir yer bulunamamış olmasını düşününce tuhaf duygulara kapıldım.

Teşkilatın sekizinci zirvesi Kasım 2021’de İstanbul’da toplanacaktır. Gazetelerden öğrendiğimize göre bu toplantıda bazı ülkelerin gözlemci üyeliği de konuşulacaktır. Macaristan’ın gözlemci üye olması, tarihî, etnik ve dil ilişkilerimiz dolayısıyla tabiidir. Ancak, yeni üyelerin kabulünde dikkatli olmak şarttır. Böyle teşkilatlarda kurucu isimlere de daima danışılmalıdır.

Keneş, bir Türk Dünyası örgütü olarak kurulmuştur; adı da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, kısaca Türk Keneşidir. Dolayısıyla üyelikte resmî dili veya dillerinden biri Türkçe (Türk lehçelerinden biri) olma şartı aranmalıdır. Gözlemci üyelikte ise Ural-Altay dilleri şartı yeterli olabilir. Bunların dışında kalan ülkelerin üye veya gözlemci üye kabul edilmesi teşkilatın ruhuna da amacına da aykırı olur. Pratik olarak da teşkilatı, Türk Dünyası ülkeleri arasındaki iş birliklerinden uzaklaştırır. Böyle bir olumsuz tecrübe, Yunanistan’ı da içine alınca, Karadeniz Ekonomik işbirliği teşkilatında yaşanmıştır.

Türk Dünyası, Balkanlar ile Pasifik arasında, kardeşlik ve barış içinde yaşayan, karşılıklı destek ve iş birlikleriyle kalkınmış bir huzur dünyası olmaya adaydır. Böyle bir huzur dünyası, çevre ülkelerinin de teminatıdır.      

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.