Türkiye’deki Çin Malları! – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______16 Ocak 2019_______

Türkiye’deki Çin Malları!

Fatih Ergin
Paylaş:
 Türk’e karşı ırkçılık lobisinin, Doğu Türkistan’daki insanlık ayıbının üstünü örtmeye çalışmaları ne kadar mide bulandırıcı ise, hem Türkiye’de hem de dış Türkler hususundaki Türk aleyhtarlığına dair tezlerine Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i kaynak yapmaları da, aynı derecede ayıp.
Türk’e karşı ırkçılık lobisinin, Doğu Türkistan’daki insanlık ayıbının üstünü örtmeye çalışmaları ne kadar mide bulandırıcı ise, hem Türkiye’de hem de dış Türkler hususundaki Türk aleyhtarlığına dair tezlerine Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i kaynak yapmaları da, aynı derecede ayıp.

Doğu Türkistan meselesi, son zamanlarda hiç olmadığı kadar Türkiye’nin gündeminde. Yeteri kadar gündemde olduğunu söylemek mümkün olmasa da, kamuoyunda bir Doğu Türkistan farkındalığının oluşmaya başladığını söylemenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Öyle ki, önceden Doğu Türkistan denildiğinde, ‘’ orası da neresi ‘’ diyen insanların, artık Uygur Türklerine yapılan zulüm ile ilgili az çok bilgi sahibi olmaya başladığını gözlemlemekteyim. Türkiye’de Doğu Türkistan meselesinin topluma sirayet etmeye başlamasında, başta İstanbul’dan Ankara’ya Doğu Türkistan için yürüyen Erşidin Erkin olmak üzere, Türkiye’deki Uygur Türklerinin çabaları önemli yer tutuyor. Bu vesileyle de, milliyetçi sivil toplum kuruluşları Doğu Türkistan temalı faaliyetlerde birbirleriyle yarışır hale geldiler. Aynı zamanda mecliste muhalefetin de Doğu Türkistan için ses yükselttiğini gördük. Bütün bu gelişmeler, elbette sevindirici ve olması gereken bir durum. Ancak, Doğu Türkistan’ın hem Türkiye’nin hem de bütün Türk Dünyası’nın sahiplendiği bir mesele haline gelmesi gerekiyor ve bunun için de gerek siyaset kurumunun gerekse de sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çalışmalarda sürekliliğin sağlanması gerekir.

Konu ile ilgili gözlemlediğim bir diğer husus ise, kamuoyunda kendini hissettirmeye başlayan Doğu Türkistan farkındalığının Türkiye’de bazı çevreleri rahatsız etmesi. İlk defa karşılaştığımız bir durum değil bu. Ne yazık ki ülkemizde solculuk, İslamcılık ve bunların türevi olan görüşler, mazlum Türk olunca, örtülü bir ırkçılık ile yer değiştirebiliyor. Mevzu, her ne vesileyle olursa olsun Türk, Türklük olunca, birbirine zıt çizgide gibi görünen cenahların Türk aleyhtarlığı noktasındaki kardeşliği gün gibi ortaya çıkıyor. En güncel örnek olarak, Danıştay’ın andımız kararı sonrası yaşanan tartışmalarda bu gerçeği yaşamadık mı? Bana, ‘’ Türkiye’de ırkçılık var mı ‘’ diye sorsanız, tereddütsüz var derim. Hem de öyle bir ırkçılık var ki, dünyanın başka bir ülkesinde görebileceğinize ihtimal dahi vermediğim, moda tabirle yerli ve milli bir ırkçılık! Bir ülkenin sahibi ve hâkimi olan bir millete karşı, o ülkede yapılan ırkçılığın başka bir izahı olabilir mi? Evet, Türkiye’de en büyük ırkçılık, Türk’e karşı yapılan ırkçılıktır.

Birbirine benzemez cenahların bileşeni olduğu, ‘’ Türk’e karşı ırkçılık lobisi ‘’ sadece Türkiye Türklüğünü hedef almıyor. Türk’e yurtluk eden, Türk sesinin geldiği her yer, kapsama alanları içerisinde. Bu lobinin sol kulvarında, zannediyorum ulusalcı kesimde de Uygur Türklerine karşı bir duyarlılığın uyanmaya başlamasının verdiği rahatsızlığın da etkisiyle, Doğu Türkistan ve ‘’ dış Türkler ‘’ reddiyelerine, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i sakat bir mantıkla kaynak yapmaya başladılar. Bu durumun yanında, Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulmü aklama sevdası ile öyle şeyler söylüyorlar ki, neredeyse abdest alıp ve kıbleye doğru yönelip ‘’ Allah’ım sen beni affeyle! Çin’in günahını almışım, melaike bir devletmiş, ben onları haksız yere suçlamışım ‘’ diye yakaracağım! İşin mübalağası bir tarafa, Türkiye’de üretilmiş bu Çin malları, Çin zulmünü aklamaya çalışırken insanlığa kara leke çalıyorlar. Bu zihniyete göre, ortaya çıkıp çıkıp kaybolan iddialarmış Uygur Türklerine yapılanlar. Uygur Türklerine yapılan baskı ve zulmün fotoğrafları olarak dolaşan fotoğraflar, Çin’de değil başka ülkelerde yaşananlara aitmiş. Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı Türk temizliğini aklamada, tek belgeleri bu söylem! Peki Çin Devleti, bir milyon Uygur Türk’ünü tuttuğu toplama kamplarını uluslar arası insan hakları kuruluşlarının görmesine neden izin vermiyor? Yalanlanabilecek görüntüler ortaya çıkmayacağı için mi? Doğu Türkistan’da yıllardır sistemli şekilde uygulanan demografik dönüşüm ve asimile projesi de, kızıl Çin’in halkların kardeşliği politikası mı yoksa? Oysa her Uygur ailesinin evine bir Çinli erkeğin yerleştirilmesi, Uygur Türklerinin Çin’in diğer bölgelerine zorunlu dağıtılması, kültürel ve dini yaşamları üzerindeki yasaklar Çin tarafından yalanlamayan gerçekler. 2009 yılındaki Urumçi katliamı da Çin’in eseri ile övündüğü bir gerçekken, bizim Çin malları bütün bunları ve daha fazlasını aklama gayretleri nedeniyle Çin tarafından taltif edilseler yeridir. Hadi her şey uydurma; işkenceler, her eve Çinli bir erkek, kamplar, baskılar, öldürmeler… Hepsi Batı emperyalizminin Çin planları için uydurulmuş. İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen Erşidin Erkin’in ziyaret ettiği her yerde anlattıkları da, CIA tarafından kendisine öğütlenmiş safsatalar mı? Siz hiç Doğu Türkistan’ı, bir Uygur Türk’ünden dinlediniz mi, ey Çin emperyalizminin devşirdikleri?

Türk’e karşı ırkçılık lobisinin, Doğu Türkistan’daki insanlık ayıbının üstünü örtmeye çalışmaları ne kadar mide bulandırıcı ise, hem Türkiye’de hem de dış Türkler hususundaki Türk aleyhtarlığına dair tezlerine Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i kaynak yapmaları da, aynı derecede ayıp. Çünkü ortaya hiç yaşamamış bir Atatürk ve hiç kurulmamış bir cumhuriyet çıkarıyorlar! Güya Cumhuriyet,  dış Türkler sorununu siyasetle çözmüş. Atatürk’ün devrimleri Pantürkizm’e mesafe koymuş ve yurttaşlığa dayalı bir ulus tarif etmiş! Başta Atatürk olmak üzere, cumhuriyeti kuran Türkçü kadroların haberi var mı bunlardan? Zira Atatürk hiç öyle söylemiyor! Eğer gerçekten Atatürk, Pantürkizm’e mesafeli bir cumhuriyet kurduysa ve yurttaşlığa dayalı ulus bir ulus tarif ettiyse;  ‘’ Bir gün bütün Türk Devletleri ile Çin Seddinde buluşacağız ‘’ diyen, ‘’ İstanbul’da çıkan gazeteyi Kaşgar’daki bir Türk de anlayacaktır ‘’ diyen, ‘’ Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir, kederi bizim kederimizdir ‘’ diyerek bir millet iki devlet vurgusu yapan, ‘’ Gözlerimi dünyaya Türk Birliği rüyası içinde kapayacağını ‘’ belirten, SCCB’nin yıkılacağını haber verip Türk Birliğine hazırlanmamızı öğütleyen Atatürk kim peki? Cumhuriyet dış Türklere mesafeli bir felsefeye sahipse, İkinci Dünya Savaşı’nı Almanların önde götürdüğü sıralarda İsmet İnönü ve kurmaylarının kabine toplantılarında Kırım, Kafkasya ve İran Türkleri için yaptıkları değerlendirmeler ve 1974 yılında Kıbrıs Türklüğü için yapılan Kıbrıs Harekâtı cumhuriyete rağmen yapılmış olmuyor mu? Özetle; ne Atatürk ne de en büyük eseri cumhuriyet; milli münafıkların milli haysiyet ve şuur fukaralığını gizlemede kullanacakları bir maske değildir! Ve Doğu Türkistan’da katledilen sadece Türklük değil, aynı zamanda insanlıktır!

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları