Türk düşmanlığının sinsi söylemi: Türk’e Türk propagandası! – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______6 Mart 2019_______

Türk düşmanlığının sinsi söylemi: Türk’e Türk propagandası!

Fatih Ergin
Paylaş:

 

Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk

 

Türk’ün Türk’e propagandası

‘Türk’e Türk propagandası veya ‘Türk’ün Türk’e propagandası…’  İlk bakışta ne kadar haklı duruyor değil mi? Hani şöyle beyinde bir anda farkındalık yaratacak, “hakikaten ya, kendi kendimize nutuk atmak bu” dedirtecek türden. Ve ardından Türk’ün milliyetçilerini, Türk’ün nezdinde küçük düşürecek bir algıyı zihinlere nakşedecek türden. Oysa bu söylem, kimilerinin Türk’üm dememek için attığı kırk takladan biri, Türk’süz Türkiye hedefinin ambalajı ve Türk’e Türklüğünü unutturmak için verilmeye çalışılan bir narkozdur. Türkiye’de en büyük ırkçılığın Türk’e karşı yapıldığının kanıtlarından biridir. Dahası, Türk düşmanlığının en alçak yüzüdür.

Dünya vatandaşlığı ya da milli şuursuzluk

Bu söylemin ardında hüsn-i zan arayan varsa,  sonsuza dek aradığını bulamayacağını bilmesini isterim. Bilakis, Türk’e alerji ve Türk’e nefret vardır bu sinsi safsatanın arkasında. ‘Dünya vatandaşlığı’ denilerek ya da “Milletim nev-i beşerdir, vatanım ruy-i zemin” diyerek Tevfik Fikret’in mısralara döktüğü milli şuursuzluğun benimsenmesi vardır. Ne var ki bu benimseme, Türk’e Türklüğünü unutturacak propagandalar yapıldığında yok olur! Yani Türk’e Türk propagandası yapabilecek Lawrenceların çıkma ihtimalinden duyulan bir hassasiyet de yoktur işin içinde. Zaten Türk aleyhtarlığı, bir yabancı ajanın Türklük aleyhine de olsa Türk propagandası yapmasını kaldıramayacak derecede bir hastalıktır.

Türk milliyetçiliği kasabalı bir milliyetçilik anlayışını reddeder

Şüphesiz ki Türk’üm diyen birinin, bu beyanını esas alıp hemen milliyetçi, vatansever kabul etmek doğru olmaz. Tıpkı muhafazakarım diyenin hemen ahlaklı ve dindar, solcuyum diyenin hemen antiemperyalist ve emekten yana olduğunu kabul etmek, Karadenizliyim diyeni Trabzonsporlu sanmak, doğuluyum diyeni PKK’lı saymak gibi. Ancak, Türk Türklüğünün farkında değilse ya da sadece Türk olmakla yetmiyorsa ne yapacağız? Bir insana kimliğini, aidiyetini hatırlatmak, milli ve insani bir görev değil midir? Elbette ne olduğumuz kadar ne yaptığımıza, ne yapmamız gerektiğine de odaklanmalıyız. Memleket için yapacaklarımız, üreteceklerimiz, millet ve vatan sevgisinin değişmez bir ölçüsüdür. Kaldı ki milliyetçilik, her fırsatta vurgulamaya çalıştığım gibi, tarihimizin anlı şanlı sayfaları ile övünmek ve yetinmekten ziyade devletin ve milletin bugünü ile geleceğini kurgulamaktır. Hamasi nutuklar, sloganlar, şekiller, semboller bütününden ibaret değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar bu milliyetçilik anlayışındaydılar. Peki kurtuluşun ve kuruluşun kadroları, Türk’e Türk propagandası yapmadılar mı? Bu propagandayı yapmasalar, İstiklal Harbi icra edilebilir miydi? Cumhuriyet kurulabilir miydi? Türk memleketinin iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınması, Türk’ün uygar aleme  adım atması gerçekleşebilir miydi? Türk’ün, ne yaptığına ve ne yapması gerektiğine dair kafa yormasının, kim olduğunun bilinciyle gerçekleşmesinde ne mahzur var?  Kimsenin aklına, içe kapalı, düşüncelere mesafeli, hamasetten hallice bir kasabalı milliyetçilik anlayışını savunduğum gelmesin. Zaten Türk milliyetçiliğinin kodları, böyle bir tarzı reddeder. Türk milliyetçiliği, taassub cenderesi değil, muasır ufukların çizgisidir. Türk milletinin ilerlemesi, çağdaş medeniyetlerle yarışması ve çağdaş bir ulus olarak uygar alemde saygın yerini alması, Türk milliyetçiliğinin temel ülküsüdür. Ancak, Türk milleti ya da bir başka milllet medeniyet alemine kendi karakteristlik özellikleri ve kimliğini unutarak katkıda bulanabilir mi? Bulunamaz, çünkü böyle bir millet, çoktan başkalaşmıştır. Türk’e Türk propagandası yapmayın diyenlerin niyeti de, ne olduğumuzdan ziyade ne yaptığımıza odaklanmayı değil, Türk’ün başkalaşma potası içerisinde erimesi arzusudur.

“Türk için, Türk tarafından, Türk’e göre”

Düşünelim; bir erkek bir kızı sever, o sevgi ona şiirler yazdırır. Müziği sevmeyen, ona ilgi duymayan birinin şarkı sözü yazdığını, beste yaptığını hiç duydunuz mu? Tarlasına küsmüş bir çiftçi topraktan mahsul alabilir mi? Mesela bu satırların sahibi, yazmayı sevmese bu yazıyı ortaya koyabilir miydi? Peki Türk’ü sevmeyen, Türk için, Türk ülkesi için ne yapabilir? İşte Türk’e Türk propagandası denilerek küçültülmeye ve alay edilmeye çalışılan durumun temelinde de Türk’ün Türk’e sevgi duymasından rahatsızlık vardır. Bizim meselemiz ise bu sevginin, “Türk için, Türk tarafından, Türk’e göre” anlayışını hakim kılmasını sağlamak olmalıdır. Türk Türklüğünü sevecek, Türk Türk’ü sevecek, Türk Türklüğe ilgi duyacak ki, Büyük Atatürk’ün dediği gibi unutulmuş medeni vasıflarımız yeniden ortaya çıkacak.

Cumhuriyet bayramının kıymetini anlamak

Geçtiğimiz yıllarda bir arkadaşım şöyle demişti, “Eskiden Cumhuriyet Bayramının kutlanması bana saçma gelirdi. Bir devlet kendi rejiminin ilan edildiği günü, üstelik bir sürü etkinlikle neden kutlar ki? Sanki sadece 29 Ekim’lerde Cumhuriyetle yaşıyoruz.” Bu arkadaşım cumhuriyete ve kurucularına düşman biri de değildi. Aksine sımsıkı bağlıydı. Ve şöyle devam etti, “Şimdi ise cumhuriyete yapılan saldırıları, dönüştürülmeye çalışılmasını gördükçe bu düşüncemin ne kadar saçma olduğunu anlıyorum.” Aslında o arkadaşıma saçma gelen, devletin zaten cumhuriyet idaresinde yaşayan kendi vatandaşlarına cumhuriyet propagandası yapmasıydı. Aynı durum Türklük için de geçerli değil mi? Türk milletinin oylarıyla başa gelenler, Türk’e karşı Türk’ü etnisite kabul eden tek millet propagandası yapmıyor mu? Öyleyse bugün Türk’e Türk propagandası yapmak hayati bir ihtiyaç değil mi? Bu durum, Türklüğün bir tehlike ile karşı karşıya olmadığı zamanlarda da söz konusu propagandanın yapılmasının gerekliliğini gösteriyor.

Türk milleti bozguncu, alçak, vatansız, milliyetsiz beyinsizlere karşı

Türk milliyetçilerini mevzu bahis propagandanın temsilcileri görerek eleştiren, ahmak yerine koyanlar, bilsinler ki Türk milliyetçileri aynı zamanda Türklük propagandistidir. Çünkü biz Türk milliyetçileri, Türk bilsin ve uyansın, aldanmasın istiyoruz. Bu vesileyle de Türk’e Türk’ü anlatıyoruz, bunu ödev sayıyoruz. Çünkü Türk’ü seviyoruz. Ve biliyoruz ki, Türk’e Türk propagandası bu yüzden  bazı çevrelerde hazımsızlık yapıyor. Ancak tam da bu hasımsızlar için Atatürk  şöyle diyor, “Türk milleti; kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir topluluk değildir.”1 Emredersiniz Paşam! Bahsettiğiniz beyinsizlerin gizli ve kirli emellerini anlamaya, onlara hoşgörü göstermemekten bir adım bile geri durmamaya, Türk’e Türklüğünü hatırlatmaya, bağrımızdan yetiştirerek başımızın üstüne kadar çıkaracaklarımızın kanındaki ve vicdanındaki asli cevheri çok iyi tahlil etme dikkatinden bir an bile feragat etmemeye, ettirmemeye ve Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyetinin medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğdurmaya çalışmaya devam edeceğiz!

Kaynakça: 1 – Ayın Tarihi, C.XX, Sayı:65, 1929: s.4791.

Paylaş:
Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları